Her Şey Liderde mi Biter: Sistem Nerede Devreye Giriyor?
Türkiye’de siyaset konuşurken hep aynı cümlelere geri döneriz. Neredeyse refleks hâline gelmiştir: “Atatürk 10 sene daha yaşasaydı…”, “Ecevit olmasaydı…”, “Özal ölmeseydi…”, “Demirel başka türlü davransaydı…” Bu cümlelerin ortak bir duygusu vardır: “Keşke.” Ve bu “keşke”nin altında da çok tanıdık bir düşünce yatar: Yanlış kişi zamansız gitti ya da yanlış kişi geldi; o yüzden buradayız.Sanki sandıktan başka biri çıksa, ertesi sabah her şey düzelecekmiş gibi… Daha adil, daha zengin, daha huzurlu bir ülkede uyanacakmışız gibi… Ama tam bu noktada durup şu soruyu sormak gerekiyor: Gerçekten tarih birkaç kişinin karakterine mi bağlı? Yoksa lider dediğimiz figürler, zaten hazır olan bir sistemin içinde mi şekilleniyor?Siyaset psikolojisi bu soruya romantik ama boş olmayan bir cevap verir: Hem lider önemlidir, hem de içinde bulunduğu yapı. Kurumlar, hukuk, ekonomi, uluslararası şartlar… Bunlar yokmuş gibi davranamazsın. Ama şu da var: Her lider aynı şekilde davranmaz. Çünkü liderlerin psikolojik tipleri vardır ve bazı anlarda o tipler, kurumların izin verdiğinden daha fazla şey belirler.