2015 yılının başından beri Arkeofili.com ekibi olarak her ay derlediğimiz en ilginç arkeoloji haberlerinde sıra Nisan ayında. Bu ay da her zaman olduğu gibi Türkiye’den ve dünyadan, birbirinden ilginç 10 arkeoloji haberini derledik. Haberlerin detaylarını altlarındaki linklerde bulabilirsiniz.Ocak, Şubat, Mart aylarının arkeoloji haberlerine de göz atabilirsiniz.
Ömer Çelakıl'dan bahseder gibi başlasak da Leonardo Da Vinci bir dünya şifre, eğlenmeye çalıştığı pek çok şey ile bu dünyadan geçip gitmiştir.15 Nisan doğumlu olan Leonardo Da Vinci pek çok sırrıyla, bilime olan katkılarıyla halen araştırılmakta olan ve hala ilgi çeken bir insan olarak var olmaktadır. Anatomi ve tabii ki resim, bilim ve sanat adına pek çok çalışma yapmış ve bunlarla ilgili kanıtlar ortaya koymuştur.2 Mayıs tarihinde hayatını kaybeden Leonardo Da Vinci hem bilimsel hem de sanatsal açıdan çok değerlidir.Şimdi onun hayatı ile ilgili sizlere küçük bilgiler vereceğiz.
Her ne kadar modern zamanların modası gibi düşünülse de vejeteryanlık hiç de 'yeni' bir şey değil. Aksine antik çağda da inançları nedeniyle vejeteryan olan birçok insan vardı ve toplumdan büyük saygı görüyorlardı. Örneğin matematik dehası Pisagor'a göre bütün canlıların ruhu bulunmaktaydı ve bir hayvanı yemek yemek için kesmek cinayetten başka bir şey değildi. 'Pisagor dieti'ne göre balık ve her türlü et yemek yasaktı. Üstelik Pisagor bakla yemeyi de yasaklamıştı. Rakının bulunmadığı bu karanlık çağlarda tek başına fava yemenin büyük bir günah olduğunu düşünmesi kadar normal bir şey yok.Onun bakla konusundaki bu asil tutumu sürdürülemese de, et yememesi ve vejeteryan tutumu birçok filozof ve devlet adamına öncülük etti. Ovid ve Plutark, Pisagor dietine övgüler düzdüler, Platon 'Devlet' isimli eserinde mükemmel bir şehirde et yiyen kimsenin kalmaması gerektiğini bile söyledi.
DİKKAT! Rahatsız Edici İçerik!İşkence insanoğlunun belki de keşfettiği en kötü şeylerden biri. Bir insanın diğerine bu kadar fena şeyler yapabiliyor olmasını düşünmek bile iç karartıcı. Ancak eski zamanlardan beri maalesef işkence çok sık başvurulan bir acı çektirme yöntemi olmuş. İşkencenin dünya üzerinden tamamen silinmesini dileyerek sizinle tarih boyunca insanoğlunun kullandığı en acı verici işkence yöntemlerini paylaşmak istiyoruz.
Ahi Evran Üniversitesi (AEÜ) Yüzey Araştırmaları Grubu Başkanı Doç. Dr. Ahmet Cem Erkman başkanlığındaki ekibin çalışmaları sonucunda Anadolu'da 8 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilen maymun, domuz, at, antilop gibi omurgalılara ait fosiller bulundu.
Herkesin hayatında takip ettiği ünlüler mutlaka vardır. Ya da onlara ait bilgilerin depolandığı internet siteleri. Benim de Twitter'da ilgiyle takip ettiğim 2.5 milyon takipçisi olan History In Pictures adlı hesaptan 20 kişinin fotoğrafını bir araya getirdim. Bonus olarak meşhur Eyfel Kulesi'nin 1888 yılında çekilmiş fotoğrafı da bu galerinin içinde.
Avrupa'da ilk kağıt para İsveçliler tarafından 1661 tarihinde tedavüle sokuldu. Ancak bu tarihten tam 700 yıl önce Çinliler kağıt para kullanmaktaydı. Esasında Çinliler resmi olarak kağıt paralar basılmadan önce de kağıt para kullanma alışkanlığına sahipti. O tarihlerde bölgede en çok kullanılan paralar, bakırdan yapılıyordu. Binlerce madeni bakır parayı bir noktadan diğerine taşımak da hem çok riskli bir işti hem de taşıma maliyetlerini arttırmaktaydı. Bu yüzden Çinli tacirler, bu bakır paraları alıyor, üstünde bakır paranın değeri yazan bir senet düzenliyor ve ticarette bu senetleri kullanıyordu. 200 yıl boyunca bu senetler adeta birer kağıt para olarak kullanıldı ancak yaygınlaşması Song Hanedanı'na nasip oldu. O tarihlerde Çin'de bakır kıtlığı başgösterince, tacirler ve devlet kağıt para kullanmanın çok daha mantıklı bir iş olduğuna kanaat getirdiler ve bu uygulamayı başlattılar. Böylece yüzlerce yıl sürecek kağıt para hakimiyetinin de ilk uygulayıcısı oldular.
Genelkurmay ATESE Daire Başkanlığınca, Çanakkale Savaşı'nın az bilinen fotoğrafları ile tarihi görüntülerin bulunduğu 'Çanakkale Geçilmez' kısa belgeseli Anadolu Ajansı ile paylaşıldı.Genelkurmay Başkanlığınca paylaşılan fotoğraflar ve hazırlanan 'Çanakkale Geçilmez' belgeseli, 'bir ulusun yeniden doğuş destanı' olan Çanakkale Zaferi'nin hangi şartlarda kazanıldığını gözler önüne seriyor.AA
1914 yılı Kasım ayında Mustafa Kemal Başkomutanlık Vekaleti’ne müracaat ederek cephede aktif bir göreve getirilmek istediğini bildirmiş ancak kendisine 'Sizi Sofya Ateşemiliterliğinizi daha önemli bir görev olarak görüyoruz' cevabı almıştır.Bu sefer Aralık ayında Sofya’dan Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya bir mektup yazarak cephede aktif görev alma isteğini tekrar eder: “Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben Sofya’da ateşemiliterlik yapamam! Eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden mahrumsam, kanaatiniz bu ise, lütfen açık söyleyiniz.” Mustafa Kemal Falih Rıfkı Atay'a o günlerdeki ruh halini şöyle anlatacaktır: “O günlerde neler çektiğimi anlatamam. Gerekirse bir er gibi herhangi bir cepheye katılmaya karar vermiştim. Onun için Sofya’daki evimin eşyalarını, Fethi Beyi arkadaşımla anlaşarak elçiliğe taşıttım. Hemen hareket edebilmek üzere küçük bir bavul hazırladım. Artık evi de bırakmak üzere iken, ‘İsmail Hakkı’ imzalı bir telgraf aldım. İmzanın üstünde, ‘Harbiye Nazır Vekili’ yazılı idi. ‘On dokuzuncu Tümen Komutanlığı’na tayin buyruldunuz. Hemen İstanbul’a hareket ediniz’ Ben bu telgrafı aldığım vakit Başkumandan Vekili Enver Paşa, Sarıkamış Savaşı’nı yapıyordu…”
Kültür ve Turizm Bakanlığı, tarihi alanın tamamının dünyanın her yerinden tek bir “tık”la ziyaret edilebilmesi için Google ile anlaştı. “Gelibolu 360°” adını taşıyan proje için Google’ın Street View teknolojisinden yararlanıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, projeyle Gelibolu’ya ayak basmadan da zihinsel ve duygusal olarak aynı doygunluğa erişilmesinin sağlanacağını belirtti.Bakan Çelik,“Bilindiği üzere Çanakkale Savaşları’nın 100’üncü yıl dönümünde tarihine yakışır bir anma töreni için Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları ve önlendirmeleriyle bir çalışma başlattık ve gerekli yasayı çıkarıp, Başkanlığımızı oluşturduk. Bu yıl farklı kimliklerimiz ile yeniden bu topraklarda buluşacağız. Ama bu kez aynı cepheden, dünyaya barış mesajı vereceğiz. Yıl dönümü etkinlikleri için yapılan çalışmaların kapsamı geniş ve detaylı tutuldu.Öyle ki artık evrensel bir dil olan, zaman ve mekan sınırı tanımayan sanal dünyayı da devreye soktuk. Hepinizin bildiği gibi Google, ‘Street View’ teknolojilerinden yararlanarak özel koleksiyon hazırlıyor ve ülkelerin doğal-tarihi güzelliklerini, kutsal-anıtsal mekanlarını 360° panoramik bir görüntü aracılığıyla ve 3D kalitesinde ‘online dünyaya’ taşıyor. Bu kapsamda Gelibolu’ya ayak basmadan da zihinsel ve duygusal olarak aynı doygunluğa erişilmesini sağlamak için Google ile ortak bir çalışma yürütüyoruz.
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, aralarında Akdamar Kilisesi, Yıldız Sarayı, Aspendos Antik Kenti, Dağlık Frigya, Uzun Köprü ve İsmail Fakirullah Türbesi'nin de bulunduğu 10 kültürel ve doğal varlığın, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne girdiğini söyledi.Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dün müjdeli bir haber aldıklarını belirterek, Türkiye'den 10 eserin daha UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer aldığını bildirdi. O eserler şöyle:
Osmanlı Beyliği ilk zamanlarında savaşlarda, tıpkı diğer beyliklerdeki gibi geleneksel 'Gazi' savaşçılarını kullanıyordu. Ancak bu savaşçılar Bey'e değil de emrinde bulundukları Dervişe sadakat göstermekteydi. Bu da ciddi bir güvensizlik unsuruydu. Ayrıca ülkedeki istikrarı da tehdit etmekteydi.
Büyük Selçuklu Devleti zamanında yaşamış olan, tarihin eski ezoterik ve batıni örgütü Haşhaşileri kuran ve ölene kadar liderliğini yapan İranlıdır. Tarihteki en gizemli insanlardan biri olarak adı geçer.Tam adı Hasan bin Ali bin Muhammed bin Cafer bin Hüseyin bin Sabbah el-Hamari’dir(1034 – 1124).
Kuşatma esnasında birçok Bizanslı falcı, Osmanlı'nın İstanbul kuşatmasında başarılı olacağını söylemiştir. Ancak Stavros Sütunu, yani günümüzdeki Çemberlitaş'a geldiklerinde ilahi bir güç onlara yardım edecekti.Osmanlı ordusu Çemberlitaş'a geldiğinde gökten bir melek kılıcı ile inip, bu kılıcı sıradan bir Bizanslıya verecek, ve o Bizanslı da Osmanlı ordularını İran'a kadar püskürtecekti.Bu sebeptendir ki birçok Bizanslı, kuşatma esnasında Çemberlitaş'ın -kuşatma birliklerine göre- arkasında bulunan Ayasofya'ya sığınmıştı.
Dünyanın en fazla referans verilen ve batı felsefesinin temeli sayılabilecek 'düşünüyorum öyleyse varım' sözünün Descartes'nın aklına fırında uyurken geldiğini bilmek nasıl ilginç bir evrende yaşadığımızı hatırlatıyor. Evet fırın evinizdeki fırınlar gibi değildi, büyük taş bir fırındı ve ateşi yemek yapmak istendiği zaman arttırılıyordu ama gene de içine girip uyumak herhalde ilginç bir fikirden çok daha ötesi.