onedio
Ailesi Churchill'i İslamiyet ile İlgilenmemesi İçin İkna Etmeye Çalışmış
Yeni keşfedilen bir mektuba göre, ailesi İngiltere'de uzun yıllar başbakanlık yapan Winston Churchill'i İslamiyet ile ilgilenmemesi için ikna etmeye çalıştı.Cambridge Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Warren Dockter, 1940-1945 ile 1951-1955 yıllarında İngiltere Başbakanlığı yapan Winston Churchill’e 1907’de gönderilen bir mektubu buldu. Churchill'in kardeşinin eşi Gwendoline Bertie'nin kaleme aldığı mektupta, 'Lütfen İslamiyet'i seçme. Paşalaşma ve Doğululaşma eğilimlerin olduğunu fark ediyorum. Eğer İslamla ilişki kurarsan, İslam’ı kabulün tahmin ettiğinden daha kolay olabilir. Buna karşı savaşmalısın' ifadeleri yer alıyor.İngiliz Independent gazetesinin haberinde, Churchill'in İslamiyet ve Doğu kültürüne ilgisi dolayısıyla din değiştirme ihtimalinin ailesinde endişeye neden olduğu belirtildi.Eski İngiltere Başbakanı’nın 1907 yılında dönemin ünlü aktivist ve yazarlarından Lady Lytton'a gönderdiği mektupta, 'Keşke Osmanlı İmparatorluğu'ndaki paşa gibi olsaydım' diye yazdığı da aktarıldı.Dockter, 'Churchill, hiçbir zaman ciddi anlamda din değiştirmeyi düşünmemiş. Mektubun yazıldığı dönemde ateist olduğunu bile söyleyebiliriz. Ancak Victoria dönemindeki birçok aydın gibi İslam kültürüne hayranlık duyduğu biliniyor' dedi.Churchill, İngiliz ordusuyla Sudan’dayken İslam kültürünü yakından gözlemleme fırsatı bulmuştu. 1899’da Sudan’da yaşadıklarını anlatan The River War kitabını yayımlayan Churchill, kitapta şu ifadelere yer vermişti:“Müslümanlar birey olarak müthiş özellikler gösteriyor. Ancak dinlerinin etkisi, inananların sosyal gelişimini engelliyor. Dünyada daha geriye dönük bir güç yok. Muhammedilik ölmekten çok uzakta, militan ve yayılmaya çalışan bir inanç.”Independent ve AA
Anadolu'nun En Eski El Aleti Bulundu
Uluslararası araştırma ekibi Gediz Nehri civarında insanlık tarihine ışık tutacak taş keski buldu. 1.2 milyon yıllık keski Asya ve Afrika'dan Avrupa'ya göçün bilinenden eski başladığını ortaya koydu.TÜRK, İngiliz ve Hollandalı bilim adamları, Manisa'nın Kula ilçesi sınırlarındaki Gediz Nehri civarında Anadolu’nun en eski el yapımı aletini buldu. Kuvarsitten yapılan taş keskinin 1.2 milyon yaşında olduğu belirlendi. Harran Üniversitesi’nden Profesör Tuncer Demir, İngiliz Royal Holloway Üniversitesi’nden Profesör Danielle Schreve ile Hollandalı bilim adamlarının da katıldığı kazıda bulunan aletin yaşı yüksek duyarlılığa sahip radyometrik ve paleomagnetik ölçüm cihazlarıyla tespit edildi. İnsanlık tarihine ışık tutucak keşifle ilgili Science Daily adlı bilim dergisine açıklama yapan  Danielle Schreve, 'Taşın yaşı bize Asya ve Afrika kıtalarından Avrupa'ya göçün tahmin edilen tarihlerden çok daha önce gerçekleştiğini gösteriyor. Taş keski, Anadolu'da yerleşik yaşamın 1.24 ila 1.17 milyon yıl önce başladığını kanıtladı' dedi.  Bilim dünyası büyük göçün 350 bin ila 200 bin yıl önce olduğuna inanıyordu. Dünyanın en eski insan fosili de 2007'de Denizli'nin Kocabaş ilçesinde bulunmuştu. Bilim adamları batı Türkiye'nin insanlık tarihi için önemli  bulgular barındırdığını açıkladı. Kaynak: Rusya'nın Sesi
Şehir Tiyatroları'nın 100 Yıllık Arşivi Talan Edilmiş...
Darülbedayi’den bugüne 100 yıllık bir sanat kurumu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın (İBBŞT) 100 yıllık arşivinin talan edildiği ortaya çıktı.En son “Cibali Karakolu” skandalıyla çalkalanan Şehir Tiyatroları’nda sular durulmuyor. 100 yıllık sanat kurumunun yaklaşık 100 bin materyalden oluşan arşivinin üçte birinin talan edildiği ortaya çıktı.Cumhuriyet'ten Ceren Çıplak'ın haberine göre, kurumun Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu ile Kütüphane Müdürü Enis Kayhan doğruladı.Yazıcıoğlu, göreve geldiğinde arşivin talan edildiğinin tespit edildiğini, arşivi toparlamak amacıyla da arşivi kapattıklarını açıkladı.Yazıcıoğlu, “100. yılımızı kutlarken arşivde hiçbir şeye ulaşamadım. Dosyaların içinde en önemli belgeler, kuruluş belgeleri, 1900’lü yılların gelişimini gösteren belgeler, müzelik eşyaların kayıp olduğunu tespit ettik. Vasfı Rıza Zobu ile Bedia Muvahhit’in fotoğrafları da vardı mesela” dedi.Yazıcıoğlu, “İznim olmadan arşivden hiçbir şey çıkmayacak. Arşiv denetimde olacak. Bu arşiv artık yol geçen hanı değil. Dünyanın en önemli arşivine sahibiz” diye de ekledi.Şu günlerde envanter oluşturmakla uğraşan Kütüphane Müdürü Kayhan ise yaklaşık 100 bin materyalden oluşan arşivde, 1930’lardan kalma nadir Osmanlı el yazmaları, Osmanlıca oyun metinleri, yerli ve yabancı kitaplar, dergiler, afişler, fotoğraf albümleri, piyes metinleri bulunduğunu belirtti.Kayhan, arşivdeki birçok materyalin de sahaflarda bulunduğunu söyledi. Kayhan’ın arşivin halka açık bir arşiv olmadığını belirtmesi üzerine Yazıcıoğlu da bu nedenle arşivden belgelerin çalınmasının kurum içi çalışanlarla ilgili olabileceğine işaret etti.Şu günlerde arşivin envanterini hazırladıklarını, kayıp parçaları araştırdıklarını belirten Kayhan, arşivde kayda girmemiş, sağda solda kalmış materyaller de olduğunu vurguladı.‘Belgeler kiloyla satılmış’İstanbul Büyükşehir Belediye Şehir Tiyatroları arşivinin talan edildiğinin ortaya çıkması üzerine, Erhan Yazıcıoğlu’ndan önceki genel sanat yönetmenleri Orhan Alkaya ve Hilmi Zafer Şahin’in görüşlerine başvurduk.Hilmi Zafer Şahin, konuyla ilgili sorumuzu, “Eski süreçleri bilmiyorum. Geçmişteki süreçte yangın, taşınma vb. nedenlerle kayıplar olmuştur. Benim dönemimde arşivdeki materyallerin listesi çıkarıldı. Tarandı, düzenlendi”diye geçiştirdi.Kendi döneminde arşivdeki materyalleri korumaya almaya çalıştıklarını ve belli bir noktada da önünü kestiklerini belirten Orhan Alkaya ise, “Çalınan, alınıp geri getirilmeyen çok fazla belge var maalesef. Sadece arşivden atılanlar bile paha biçilmez” diyerek arşivdeki talan olayını doğruladı.Yıllar önce, arşivden çıkarılan 1928 tarihli evrakları hurdacıda bulduklarını, o evrakların kiloyla satıldığını öğrendiklerini açıklayan Alkaya, “Bu dağınıklığı anlatamam. Maalesef Türkiye’de arşiv yok etme alışkanlığı var. Biz elimizden geleni yaptık, en azından eldekileri kurtardık. Koruyoruz artık. Arşivdekiler kayda geçiyor” dedi.Cumhuriyet | Ceren Çıplak
Reklam
İznik'teki Bazilika, 2014'ün En Önemli 10 Arkeolojik Keşfi Arasında
Bursa’nın İznik İlçesi’nde, göl kıyısının 20 metre açığında 1.5- 2 metre derinlikte bulunan ve 1600 yıl önce Aziz Neophytos’un adına inşa edilen bazilika, Amerika Arkeoloji Enstitüsü (Archaeological Institute of America) tarafından ’2014 Yılının En Önemli 10 Keşfi’ arasında gösterildi.Tarihi M.Ö. 4′üncü yüzyıla kadar uzanan, Bitinya, Roma, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapan İznik’te geçen Ocak ayında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından havadan yapılan fotoğraf çekimleri sırasında, ilçe ile aynı adı taşıyan gölün 20 metre açığında 1.5-2 metre derinlikte bazilika formunda bir kilise kalıntısı ortaya çıktı.Fotoğrafları inceleyen Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Mustafa Şahin’in bazilikanın bulunması ardından bunların incelendiğini, tarihi kaynakların araştırıldığını söyledi. Prof.Dr. Şahin, yapının Roma askerleri tarafından İznik Gölü kıyısında öldürülen ‘Aziz Neophytos’ adına yapılan kilise olduğunun belirlendiğini açıkladı. Prof.Dr. Şahin, Aziz Neophytos’un önce bazilikanın içine gömüldüğü, ardından 740′da meydana gelen deprem nedeniyle yakındaki Koimesis Kilisesi’ne götürüldüğünü açıkladı. Sualtı ekiplerinin incelemesi sonucu bazilikadaki mezar kapağının açık olmasının da antik kaynakları doğruladığını belirten Prof.Dr. Şahin, şöyle dedi:“Yeri bilinmeyen bu kilise; büyük olasılıkla tespit ettiğimiz bazilika. 740′daki depremle yıkılarak göl derinliklerine gömülür ve unutulur. Yazılı kaynaklarda, 8′inci yüzyılda Aziz Neophytos’un naaşının, yine İznik’te bulunan Koimesis Kilisesi’ne taşındığı ve oraya defnedildiği anlatılır. Bu güne kadar naaşın neden taşındığı bilinmemekteydi. Mezarlardan birinin kapağının açık olması naaşın taşındığını doğrulamakta. Böylece bazilikanın Aziz Neophytos’a ait olduğunu da söyleyebiliriz.”Prof.Dr. Mustafa Şahin, büyük deprem ile üst örtünün zemini kapladığını düşündüklerini de kaydederek, “Enkazın kaldırılması durumunda mozaik kaplamalı zemin döşemesi dahil tüm birimleri sualtında görebiliriz. İznik ile birlikte Bursa’nın kültür ve dinler tarihi açısından önemli bir çekim merkezi olmasına da katkı sağlayacak bu yapıda arkeolojik çalışmalar büyük önem taşımakta. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü olarak bilimsel çalışmayı yürütmeye hazırız” dedi.İznik’teki bu keşif dünyadan da büyük yankı buldu. Uluslar arası haber ajanslarının yayını sonrası Amerika Arkeoloji Enstitüsü, Prof.Dr. Mustafa Şahin ile bağlantı kurarak detayları hakkında bilgi aldı. Enstitünün bu ay yayınlanan sayısında da bazilika 2014 yılında, ‘Dünyadaki En Önemli 10 Arkeolojik Keşif’ arasına alındı.Dergide, Prof.Dr. Mustafa Şahin’in görüşlerine de yer verilerek, sualtı müzesi olması konusundaki önerisi de yazıldı.“İLK AZİZLERDEN”Hıristiyanlık, Roma İmparatorluğu’nda 313 yılında Milano Fermanı ile serbest bırakıldı. Tarihi kaynaklara göre, fermandan önce Hıristiyanlığın yasak olduğu yıllarda henüz çocuk yaşta Aziz olan Neophytos, Romalı bir asker tarafından İznik Gölü kıyısında öldürüldü. Milano Fermanı’nın çıkmasının ardından sevenleri Aziz Neophytos adına önce göl kenarında bir kilise yaptı. Yüzyıllarca kilisenin içinde mezarı bulunan Aziz Neophytos’un cenazesi 740′taki büyük depremle birlikte İznik içinde ki başka bir kiliseye taşındı.İZNİK 7′NCİ SIRADAAmerikan Arkeoloji Enstitüsü’nün yayınladığı 2014 yılındaki 10 önemli keşif şunlar:1- İngiltere’nin ünlü Stonehenge Anıtının bulunduğu bölgede, yeraltı taramalarıyla yapılan incelemelerde 17 yeni tapınak bulundu.2- İngiltere’nin Devon bölgesinde Roma hazinesi bulundu.3- Yunanistan’ın Amphipolis kazı alanında yapılan çalışmalarda girişini kadın heykellerin koruduğu dev bir mezar keşfedildi.4- Nepal’de Buda’nın doğum yeri Lubini’de yeni buluntular keşfedildi.5- İsrail’in Kudüs kentinde bilim adamları Neandertal insana ait genetik örnekler buldu6- İngiliz kaşif Sir John Franklin’in kuzey kutbunda 1846 yılında kaybolan iki gemisinden biri, 168 yıl sonra kanada açıklarında bulundu.7- İznik’te batık bazilika bulundu.8-1930′lardan bu yana İngiltere’nin Bolton Müzesi’nde saklanan mumyanın sanılandan çok daha eski olduğu MÖ 4300 yılına ait olduğu ortaya çıktı.9- Danimarkalı arkeologlar Koge şehrinin batısında bulunan Sjelland adasında Vikinglere ait bir kale ortaya çıkardı.10- Meksika’nın Yucatan Yarımadası’ndaki kara delik adlı sualtı mağarasında 2 bin 7 yılında bulunan iskeletin 13 bin yıl önce yaşamış genç bir kıza ait olduğu belirlendi. DHA
Reklam
Antoine Helbert'in İllüstrasyonlarıyla 11 Maddede Fetih Öncesi İstanbul Tarihi
Yunanistan'dan gelen Megaralılar M.Ö. 680'lerde Marmara Denizi'ni geçerek İstanbul'a ulaştılar ve bugünkü Kadıköy'de Halkedon adını verdikleri bir kent kurdular. 'Körler Ülkesi' olarak da anılan Halkedon'un halkı tarımla uğraşıyordu. M.Ö. 660'larda da Trak kökenli komutanları Bizans önderliğinde yola çıkan Mega'lıların diğer bir kolu bugünkü Sarayburnu'nun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu.(Metin ibb.gov.tr 'den alınmıştır.)
12 Madde ile Osmanlı'dan Bugüne İstanbul'un Elektriğe Karşı İmtihanı
Günümüze kadar ulaşmış 'Gece gözü : kör gözü' söyleminden uzandığımız Osmanlı Devleti dönemindeki aydınlatma bilindiği üzere daha ilkel düzeylerdeydi. Hava gazı Osmanlı'ya gelene kadar en çok kullanılan  aydınlatma şekilleri hepimizin aşina olduğu üzere meşale, çerağ, kandil, mum ve yağ lambasıydı. Halk, evlerinde ve dışarı çıktıklarında aydınlatma ihtiyaçlarını bu araçlarla gideriyorlardı.
Reklam
2 Bin 700 Yıllık Mezarlar Su Yüzüne Çıkıyor
Antalya Side’de Mayıs ayına yetiştirilmesi planlanan Sualtı Müzesi’nin kurulacağı Apollon Tapınağı önünde yer alan su altındaki tarihi mezarlar da müzeye dahil edilecek.Meksika’nın Karayip Denizi’nde bulunan dünyaca ünlü sualtı müzesinin Side’de kurulan benzerinde çalışmalar hızla sürüyor. Deniz Ticaret Odası (DTO) Antalya Şubesi ve Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı işbirliğinde sürdürülen, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destek verdiği çalışmalarda sona yaklaşıldı.DTO Antalya Şube Başkanı Bekir İnanç Kendiroğlu, deniz tabanında bulunan M.Ö. 7’nci yüzyıla ait mezarların da müze bünyesine dahil edilmesi için girişimde bulunduklarını belirtti.2700 yıllık geçmişi olan mezarların 1’inci Dünya Savaşı sırasında İngilizler tarafından tahrip edilerek içlerinin boşaltıldığını belirten Bekir İnanç Kendiroğlu, “Deniz dibindeki mezarların da sualtı müzesine dahil edilmesi için hazırladığımız projeyi bakanlığa sunduk. Gerekli izinlerin ardından arkeolog dalgıçlar su altındaki bu mezarların restorasyonunu yapacak. Mezarları sualtı müzesine dahil etmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.Mezarların dalış turizmi için oldukça güzel tarihi eserler olduğunu kaydeden Kendiroğlu, “Bu mezarların büyük kısmı kum altında. Çevresini temizleyerek ortaya çıkarmak ve sergilemek bölge turizmi için de önemli” dedi.Bir turizm merkezi olan Side’yi dünya çapında sualtı turizm merkezi yapmayı hedeflediklerini vurgulayan Kendiroğlu, “Mayıs ayında açılışı yapılacak olan 100 heykelin yer alacağı sualtı müzesi için gerekli izinlerin ve çalışmaların ardından tarihi mezarlar da Side’ye kazandırılacak. Side’ye dalış turizmi için binlerce turist gelmesini istiyoruz” diye konuştu.DHA
"17 Aralık" Tarihinin Sadece Bizi Değil, Bütün Dünyayı Etkilediğini Gösteren 46 Olay
Bir yıl önce tam da bugün, ülke gündemine yolsuzluk iddiaları bomba gibi düşmüştü. O günden bugüne çok şey yazıldı, söylendi. İddialar hala ortada. Ve 17 Aralık artık ülke tarihimizin önemli bir parçası. Peki dünyada '17 Aralık' gününün nasıl bir karşılığı var? Tarihte 17 Aralık günü gerçekleşen en önemli olayları sizler için derledik.
Antik Kent Üstüne AVM'ye İzin Veren Kurula Soruşturma
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, M.Ö. 7. yüzyıla ait Mudanya’daki Myrelia Antik Kenti üstüne süpermarket yapılmasına izin veren Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyeleri hakkında kamu davası açılmasını ve cezalandırılmalarını istedi.Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, M.Ö. 7. yüzyıla ait Mudanya’daki Myrelia Antik Kenti üstüne süpermarket yapılmasına izin veren Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyeleri hakkında kamu davası açılmasını ve görevi kötüye kullanmak suçundan cezalandırılmalarını istedi.Bursa’nın Mudanya ilçesinde Tesco Kipa Kitle Pazarlama Şirketi, 2012 yılında Myrelia Antik Kenti sınırları içinde bir süpermarket yapmaya başladı. Ancak yapım çalışmaları esnasında antik kente dair önemli yapı kalıntıları ortaya çıktı. Bölgede yaşayan vatandaşlar, süpermarket inşaatının durdurulması için mahkemeye başvurdu.KALINTILARA RAĞMEN MARKETE İZİN VERDİLERBursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu ise, bu kalıntı ve bulgulara rağmen inşaatın devam etmesine karar verdi. Bölgede yaşayan vatandaşların başvurusu üzerine Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, Myrleia Antik Kenti’nin imara açılmasına onay veren Bursa Koruma Kurulu üyeleri hakkında kamu davası açılması ve cezalandırılmaları yönünde iddianame hazırlayarak mahkemeye sundu.‘GÖREVLERİNİ KÖTÜYE KULLANDILAR’Cumhuriyet Savcısı Gökhan Şen tarafından hazırlanan iddianamede, Myrleia Antik Kenti sınırlarında yapılan sondaj kazılarında önemli kalıntı ve buluntulara rastlanmasına rağmen, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyelerinin inşai faaliyetlere izin verdiğini ve görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerini söyledi. Savcılık, Koruma Kurulu üyesi şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerini ifade ederek, her bir üyenin ayrı ayrı cezalandırılmasını istedi.Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyeleri hakkında, görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri iddiasıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı soruşturma izni vermişti. Koruma Kurulu görevlileri ise, bu izne karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itirazda bulunmuş, Ankara Bölge İdare Mahkemesi ise bu itirazı 6 Kasım 2013’te reddetmişti.‘AVM YIKILMALI’Bursa Şehir Plancıları Odası Başkanı Hakan Karademir, süpermarketle ilgili mahkeme sürecinin devam ettiğini ifade ederek, “Buradaki AVM yıkılarak, antik kentin açığa çıkarılması gerekir” dedi.Myrleia Antik Kenti sınırlarında kurulan süpermarketin inşaatı bitmiş, rafları hazırlanmış durumda. Market, faaliyete geçmeyi bekliyor.BODRUM KATINDA ANTİK KENTBursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu, Myrelia kenti üzerine yapılan süpermarketin devam ettirilmesine karar verince, sondaj çalışmaları sırasında ortaya çıkan bulgu ve kalıntılar, süpermarketin bodrum katında camekana konuldu.Kaynak: Sinem UĞURLU | Evrensel
Reklam
Hippilerin Türkiye'de Başına Gelen 9 İlginç Olay
etiket
Ürolog Operatör Dr. Mahmut Çetiner, yaptığı bir açıklamada, hippilerde seksin sıfır olduğunu bildirmiş ve 'hippilik dıştan göründüğünün aksine cinsel organları alınmış bir hayvan sürüsünden başka bir şey değildir.' demiştir.Kaynak
10 Maddede Bilinmeyen Yönleriyle 4. Haçlı Seferi
13. yüzyılın başlarında Avrupa çok ciddi karışıklıklar içindeydi. Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu parçalanmaya yüz tutmuş, taht adayları nedeniyle kanlı bir iç savaşa tutuşmuştu. Fransa ile İngiltere arasında fiilen savaş olmasa bile çok gergin ilişkiler hüküm sürüyordu. 1198'de Papa seçilen III. Innocentius, feodal egemenler arasındaki bu parçalanmışlığı gidermek ve orta doğuyu tekrar Avrupa'nın egemenlik alanına katabilmek için bir haçlı seferi çağrısı yaptı.
Reklam
"Neden Göktürkçe Öğrenmeliyiz?" Sorusunun 11 Cevabı
Türklerin çoğunluğu İslamiyetin kabulünden sonra Arap-Fars alfabesi ile içli dışlı oldular. 10. yüzyıldan beri Gazne Devleti ile bu durum böyle oldu. Osmanlı Türkçesini elbette öteye atamıyoruz; her ne kadar bizim dilimiz olmasa da uzun bir süre kullanmışlığımız var. Göktürkçe ise belgelenebilir M.Ö. 5. yüzyıla dayanıyor. (bknz. Issık Kurganı) Ayrıca hepimizin liseden bildiği gibi de Göktürke Devleti'nin resmi dilidir Göktürkçe - ki bu yüzden Göktürkçe deniyor -
Korku Filmlerinden Çok Daha Korkunç 6 Arkeolojik Keşif
Daha önce de açıkladığımız gibi, Hollywood bizlerde arkeolojiye dair yanlış bir algı oluşturdu. Arkeolojik kazılar sırasında kullanılan alet edavatlar fötr şapkalar, kırbaçlar ya da ukala sırıtışlar değil; kürek,mala, el fırçası ve şerit metre şeklinde aletlerdir.Belki bir de bolca dua etmek.  Hayalet avcılarında kullanılan silah, ve yetişkinler için büyük boy çocuk bezi. Bunlara neden mi ihtiyacınız olabilir? Çünkü bunlardan biriyle karşı karşıya gelirseniz diye...
Van Gölü Çekilince Tarihi Kalıntılar Ortaya Çıktı
İklim değişikliğine bağlı olarak su seviyesinin belirli periyotlarda değiştiği Van Gölü'nde 2 metreyi geçen çekilme, sular altında kalan batık şehirlerin gün yüzüne çıkmasını sağladı.Son 15 yılın en büyük su kaybının yaşandığı belirtilen gölde, özellikle gölün su seviyesinin sığ olduğu noktalardaki çekilmeler ise onlarca metreyi buluyor.Geçmişte kurulan ve göl seviyesinin yükselmesiyle sular altında kalan şehirler de bu çekilmeyle gün yüzüne çıktı. Van'ın Erciş ilçesinde yıllardır su altında kalan Osmanlı Kalesi tamamen gün yüzüne çıkarken, eski Erciş'in yerleşimine ait kalıntılar da büyük oranda gözlemlenebiliyor.Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Fuat Doğu, çekilmenin en büyük etkilerinin yaşandığı Erciş'in Çelebibağ Mahallesi kıyılarında inceleme yaptı.İncelemenin ardından AA muhabirine konuşan Doğu, bilinen arkeolojik kayıtların incelenmesi durumunda, tarihte başta Van merkez olmak üzere, Gevaş ve Erciş ilçeleriyle Bitlis'in Ahlat ve Adilcevaz ilçelerinde göl kıyısında yerleşmelerin olduğunu kaydetti.Bu yapılardan ayakta en iyi duranlardan birinin Çelebibağ kıyılarındaki Osmanlı Kalesi olduğunu belirten Doğu, kalenin Urartu Krallığı zamanında Van Gölü sahilinde inşa edildiğini ve Osmanlı döneminde de onarımdan geçirilerek kullanıldığını ifade etti.Kalıntılar su altında varlığını koruyorErciş ilçesinin 1840'lı yıllara kadar da Çelebibağ kıyılarında yerleştiğini ancak su seviyesinin yükselmesiyle ilçenin zamanla yerleşimini değiştirmek zorunda kaldığını söyleyen Doğu, şöyle devam etti:'Suların çekildiği kıyılar zamanında karaymış ve buralar yerleşim alanıymış. Suların çekildiği bu kıyılarda, eski Erciş'in kalıntılarını, duvarları ve eski yapılarını görebiliyoruz. Suların biraz daha çekilmesiyle geriye kalan kalıntıları da somut şekilde görebiliriz. En önemlisi, yüzlerce yıl boyunca sular altında kalan bir şehrin bazı bölümlerinin 2 metreyi geçen çekilmeyle ortaya çıkması. Asla yıkılmayacağı düşünülen muhteşem Urartu kaleleri, yerleşmeleri bugün sular altında kalmış. Gölde yaşanan seviye değişiklikleri, kıyılardaki yerleşmelerin konumlarını, pozisyonlarını güncelleştirmiş oluyor.'Van Gölü kıyılarında Urartuların en azından 3 bin yıl önceye dayanan tarihini bildiklerini belirten Doğu, bu bakımdan göl kıyısında Urartulara ait birçok kale, şehir ve yerleşme kalıntıları bulunduğunu, göl seviyesi değiştikçe de bunlarla ilgili izlerin gün yüzüne çıktığını dile getirdi.Doğu, kıyılara yerleşmiş binlerce yılık şehirlerin uzantılarının sular altında varlığını koruduğundan emin olduğunu sözlerine ekledi.Özkan Bilgin, AA
Reklam