İnsanoğlunun 'İlk Takma Dişi Bulundu'
Arkeologlar Batı Avrupa'da insanoğlunun 'ilk takma dişine ait' olduğu düşünülen kalıntılara ulaştı.Diş implantı, Fransa'nın kuzeyindeki La Chêne'de yürütülen arkeolojik kazılarda, keresteden yapılan bir mezarın içinde gömülü halde bulunan Demir Çağ'a ait bir kadın iskeletinden çıktı.Öldüğünde 20-30 yaş aralığında olduğu tespit edilen kadının üst kesici dişinin yerinde demir bir çivi bulundu.Çivinin ahşap veya kemikten yapılan bir takma dişi tutmak için kullanılmış olabileceği ve zamanla çürüyüp yok olan dişin yerinde kaldığı belirtiliyor. Bulgular Antiquity dergisinde yayımlandı.Fransa'nın Champagne-Ardenne bölgesinde bir konut projesi inşası sırasında yapılan kazılarda bulunan ve aynı kapalı bölgeye gömülen dört yetişkin kadından birine ait olan gömünün MÖ 3'üncü yüzyıla ait olduğu ifade edildi.Mezar içinde bulunan malzemeler, Orta ve Batı Avrupa'da gelişen La Tene kültürüne ait özellikler taşıyor.Genç kadının iskeletinin bulunduğu 2009 yılındaki kazılara katılan Guillaume Seguin, BBC'ye yaptığı açıklamada 'İskelet çok kötü muhafaza edilmiş' dedi.Seguin şöyle devam etti: 'Fakat dişler anatomiye uygun dizilmişti. Azıdişleri, küçük azıdişleri, köpekdişleri ve kesici dişler… Bir de orada metalden bir parça vardı. İlk tepkim, 'Bu da ne?' oldu.'Dişler bir torbaya kondu ve incelemeye alındı. Seguin daha sonra kadının iskeletinde 31 yerine 32 diş olduğunu fark etti, kazı alanında çekilen fotoğraflarda da demir çivinin kayıp bir diş yerinde durduğu görüldü.Bordeaux merkezli arkeoloji kurumu Archeosphere'de çalışan Seguin, 'Dişlerle aynı boyutlarda ve aynı şekilde olmasından yola çıkarak varılan en iyi varsayım, bunun bir diş protezi olduğu veya en azından diş protezi yaratma girişimi olduğudur' diye konuştu.Seguin, bu girişimin başarısıyla ilgili şüphe duymak için geçerli nedenler olduğuna dikkat çekiyor.Birincisi, vücut içinde paslanıp aşınma eğiliminde olmasından dolayı demirin, diş implantı olarak kullanılması uygun değil. Diş implantı için modern hekimlikte titanyum malzemesinin kullanılması tercih ediliyor.İkincisi, o dönemde steril hijyen koşullarının yoksunluğu nedeniyle, apselerin oluşuyordu ve bu apseler de ilerleyen yaşlarda bireyin ölümüne neden olabiliyordu.Kalıntıların kötü muhafaza edilmesinden dolayı, iskeletine ulaşılan kadının ölümünde diş implantının herhangi bir etkisi olup olmadığı tespit edilemiyor.Fransa'da bulunan diş implantının Batı Avrupa'da görülen ilk takma diş olabileceği düşünülüyor fakat ilk protez diş olarak kabul edilen bulgular 5 bin 500 yıl önce Mısır ve Yakın Doğu'da elde edilmişti.Fakat çoğunun, ölü bedenin bütünlüğünü korumak için sonradan yerleştirilmiş olduğuna inanılıyor.Araştırmacılar Fransa'da bulunan diş implantının cesede sonradan yerleştirilmiş olabileceği ihtimalini göz ardı etmiyor ama implantın yaşam boyu kullandığına dair de kanıtlar olduğuna dikkat çekiyor.Demir çivinin kemik veya ahşaptan yapılma dişi sabitlemek için kullanıldığına dair kesin bir kanıya da varılamıyor çünkü her iki malzeme de asitli toprakta erime özelliğine sahip.Bordeaux Üniveresitesi'nde görevli Seguin ve diğer araştırmacılar gömülerin 'dış görünümüne önem veren, dönemin elit tabakasına mensup kişilere' ait olduğunu yazıyor.Bilim insanları ayrıca, elde edilen bulguların Galyaların İtalya'nın kuzeyindeki Etrüsk medeniyetiyle iletişim halinde olduğu bir döneme denk geldiğine dikkat çekiyor.Etrüskler, var olan dişlerin üzerlerine altın şeritler yerleştirerek Galyalılardan farklı bir düzenlemeye gitseler de, diş konusundaki ustalıklarıyla biliniyorlar.
Tarihte Bugün: 27 Mayıs Darbesi
27 Mayıs 1960'ta Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşmiş ilk askerî darbe gerçekleşti.27 Mayıs, 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşmiş ilk askerî darbe . Ayrıca 27 Mayıs Askerî Müdahalesi ya da 27 Mayıs İhtilâli olarak da anılır. Darbe emir komuta zinciri içinde yapılmamıştır; 37 düşük rütbeli subayın planları ile icra edilmiştir. Kritik mevziler bu subayların ellerindeki asker ve silahlarla önce ordudaki komuta kademesinin etkisiz hale getirilmesi ile ele geçirilmiştir. Sonra cumhurbaşkanı ve hükümet üyeleri tutuklanarak, hükümet; 235 general ve 3500 civarında subay (daha çok albay, yarbay, binbaşı) emekliye sevk edilerek, ordu; 147 üniversite öğretim görevlisi görevden alınarak ve bazı üniversiteler kapatılıp el konularak, üniversiteler; 520 hakim ve yargıç görevden alınılarak, yargı kontrol altına alınmıştır. Darbeden sonra darbeyi planlayan ve icra eden 37 düşük rütbeli subay ve Emekli Orgeneral, Cemal Gürsel'in oluşturduğu Millî Birlik Komitesi ülke yönetimini üstlendi. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti'nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçelerini ileri sürerek Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir grup subay, 27 Mayıs 1960 sabahı ülke yönetimine bütünüyle el koydu.[9] 37 subaydan oluşan Millî Birlik Komitesi bu harekat ile anayasa ve TBMM'yi feshetti, siyasi faaliyetleri askıya aldı, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere birçok Demokrat Partiliyi tutuklattı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun, İstiklal Savaşı kahramanlarından Ali Fuat Paşa, Kore gazisi Tahsin Yazıcı ve emekli olduktan sonra DP'den milletvekili seçilen eski Genelkurmay başkanı Mehmet Nuri Yamut da tutuklananlar arasındaydı. 3- Ordu Komutanı Orgeneral Ragıp Gümüşpala'nın, eğer darbenin lideri kendisinden daha kıdemli değilse ordusuyla Ankara'ya yürüyüp isyancıları yakalayacağını söylemesi üzerine darbeden haberi olmayan Emekli Orgeneral Cemal Gürsel Milli Birlik Komitesi'nin başına getirildi. Bu darbenin daha sonraki yıllarda meydana gelen askeri darbelerden farkı Türk Silahlı Kuvvetleri emir komuta zinciri içinde yapılmamış olmasıydı; nitekim dönemin Genelkurmay başkanı da yönetime el koyan askeri güçler tarafından tutuklanmıştı. HT
TCDD: 'Göztepe İstasyonu Olduğu Gibi Muhafaza Edilecek'
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), basında yer alan İstanbul Göztepe Tren İstasyonu'nun Marmaray çalışmaları kapsamında yıkılacağına yönelik haberleri yalanlandı. Açıklamada, 'İstanbul Anadolu Yakası'nın sembollerinden biri olan Göztepe Tren istasyonu yıkılması kesinleşen tren istasyonlarından biri' ifadesi gerçek dışı bir bilgidir. Söz konusu istasyon yıkılmayacak ve olduğu gibi muhafaza edilecektir.' ifadeleri kullanıldı. 20’inci yüzyılın ilk yıllarında yapıldığı tahmin edilen ve 1871 yılında yapımı tamamlanan 91 kilometrelik Haydarpaşa-Pendik banliyö tren hattının tarihi yapılarından biri olan Göztepe İstasyonu, Haziran 2013 yılından beri Marmaray çalışmaları nedeniyle kullanılmıyor. Basında yer alan Göztepe İstasyonu'na yeni istasyon yapılacağı gerekçesi ile yıkılacağına yönelik haberlere TCDD cevap verdi. 'Haberlerde yer alan 'İstanbul Anadolu Yakası'nın sembollerinden biri olan Göztepe Tren İstasyonu yıkılması kesinleşen tren istasyonlarından biri' ifadesi gerçek dışı bir bilgidir. Söz konusu istasyon yıkılmayacak ve olduğu gibi muhafaza edilecektir.' ifadelerinin kullanıldığı açıklamada ayrıca mevcut istasyonun 400 metre batısına Marmaray Projesi kapsamında yeni ve modern bir istasyon inşa edileceği ve o istasyonun kullanılacağı bilgisi verildi. Başka Haber
Satılığa Çıkarılan "Drakula"nın Şatosunun Oldukça Etkileyici 22 Fotoğrafı
Transilvanya Bran Kalesi nam-ı diğer 'Drakula'nın Şatosu' satılığa çıkarıldı. Bram Stoker'ın Kont Drakula karakterinin ikamet yeri olarak seçtiği kalede 57 oda, müzik odaları, lüks yemek odaları, kuleler ve zindanlar bulunuyor. Ancak bu kalede herhangi bir banyo veya tuvalet bulunmamakta. Hatta su tesisatı bile yok. Satılığa çıkarılan kalenin fiyatı şuan açıklanmadı fakat 135 milyon doların üzerinde bir fiyata satılması bekleniyor. Bu gizemli kalenin içeriden ve dışarıdan çekilen bazı fotoğrafları sizlerle...
42 Bin Yıllık Mamut Yavrusu Londra'da Sergileniyor
Karnında halen anne sütü bulunan ve bir aylık yavruyken ölen mamut 'Lyuba', İngiltere'nin başkenti Londra'da sergileniyor.'Buzul çağı devleri: Mamutlar' adlı serginin basına tanıtımı başkent Londra'daki Doğal Tarih Müzesi'nde yapıldı. Soyları tükenen mamutlara ilişkin bilgilerin yer aldığı sergide, 42 bin yıl önce sadece bir aylıkken öldüğü düşünülen dişi bir mamut yavrusu dikkati çekiyor. Sergi yetkililerinin Anadolu Ajansı muhabirine verdiği bilgiye göre, 2007 yılında Rusya'nın Sibirya bölgesinde yaşayan ren geyiği çobanı Yuri Khudi tarafından bulunan mamut, 85 santimetre boyunda ve 50 kilogram ağırlında. 'Lyuba' ismi ise, yavru mamutu bulan çobanın eşinin adı ve Rusça'da 'sevgi' anlamına geliyor. Lyuba'nın bulunmasından sonra yapılan incelemelerde karnında halen anne sütü kalıntılarının tespit edildiğini belirten araştırmacılar, yavru mamutun bütün halde bulunan cansız bedeninin günümüze kadar mükemmel bir şekilde korunarak gelmesini ise hava ve toprak koşullarına bağlıyor. Araştırmacılar, mamutun annesinin peşinde ilerlerken, eriyen buzul sularını geçmeye çalışırken öldüğünü, hortumunda toprak parçaları bulunması sebebiyle yavrunun boğulduğunu tahmin ediyor. Lyuba'nın kuyruğunun ise başka canlılar tarafından yendiği düşünülüyor. Doğal Tarih Müzesi mamut araştırmacısı Profesör Adrian Lister sergiye ilişkin yaptığı açıklamada, 40 bin yıldan eski bir hayvanı görmenin hayatta birkez yakalanacak bir fırsat olduğunu söyledi. Lister ayrıca, buzul çağı hayvanlarının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olması için Lyuba'nın büyük önem taşıdığını belirtti. İklim değişikliği, avcılar ve doğada yaşanan değişikler mamutların neslinin tükenmesine neden olan etkenler arasında sayılıyor. Lyuba ile mamutlara ait fildişi, fosil, kemikler ve gerçek boyutlarda yapılmış mamutlardan oluşan sergi, 23 Mayıs-7 Eylül tarihleri arasında Doğal Tarih Müzesi'nde ziyaretçilere açık olacak.AA
Tarihin Gördüğü En Acımasız 11 Diktatör
Bu adamlar gerçekten katliam konusunda master yapmış acımasız kişiler. Öldürmek, yok etmek bu insanların kanında var. İşte tarihin gördüğü içlerinde insanlık namına his bulunmayan binlerce insanın kanı eline bulaşmış 11 diktatör.
Avrupa Hakkında En Garip 10 Gerçek
Dünya'nın gözü Avrupa'nın üstünde. Bir çok tarihsel olaya sahne olan bu kıta hakkında ne kadar bilgiye sahipsiniz? Konumu, tarihi, siyasi, ekonomik ve kültürel yapısındaki renklilikler bu kıtayı daha da ilginç kılıyor. Avrupa kıtası hakkında daha önce hiç duymadığınız En Garip 10 Gerçek.
Latife Hanım'ın Boşanma Mektubu Satılacak
Latife Hanım'ın Atatürk'ten boşanırken taleplerini de içeren 7 sayfalık mektubu, müzayede ile satışa sunulacak. Levant Antika tarafından 17 Mayıs'ta Rixos Pera Otel'de düzenlenecek müzayedede satışa sunulacaklar arasında, Cumhuriyet'in ilk dönemlerine ışık tutacak bir belge niteliğindeki Latife Hanım'ın Atatürk 'ten boşanırken taleplerini içeren 7 sayfalık mektubu da bulunuyor. AA muhabirine açıklamalarda bulunan Levant Antika sahibi Kemal Can Süleymaniye, özel bir koleksiyoner aracılığıyla kendilerine ulaşan mektubu incelediklerinde çok heyecanlandıklarını söyledi. Mektupta, Latife Hanım'ın taleplerinin yanı sıra cumhuriyetin ilk dönemiyle ilgili çarpıcı bilgiler yer aldığını anlatan Süleymaniye, 'Latife Hanım mektubuna, 'dikte edilen' diye başlamış. 7 sayfadan oluşan notlar, kurşun kalemle kaydedilmiş' dedi. Latife Hanım'ın, notlarında ilk önce İsmet Paşa ile aralarındaki konuşmaya yer verdiğini belirten Süleymaniye, 'Ben evden temelli olarak çıkmadım. Ne eşya aldım, ne de almak maksadıyla eşyadan bahsettim. Yalnız bu çıkışın şeklini beğenmediğimden İsmet Paşa hazretlerine, 'Paşam temelli çıkıyorsam ona göre çıkayım. Paşa hazretlerinin hesapları, parası ve bütün evi bana teslim edilmişti' şeklinde ifadeler yer aldığını anlattı. Latife Hanım'ın, mektupta kendisine ait eşyaların hatıra niteliği ve maddi kıymet taşıyan bazılarının listesine yer verdiğini bildiren Süleymaniye, bunların mektupta, 'Üç adet şal merhum büyük validemden hatıra kalmıştır, bir de altın sedef saplı bir tabanca' şeklinde yazıldığını ifade etti. Aile içi yaşananlarla ilgili detaylı bilgiler de yer alıyor Latife Hanım'ın mektubun sonunda 'Ben bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da leh ve aleyhte hiçbir kelime sarf etmeyeceğim' şeklinde ifadeye yer verdiğini vurgulayan Süleymaniye, şunları kaydetti: 'Mektupta dikkat çekici detay, Latife Hanım'ın evden ayrılırken sadece ailesi tarafından verilen özel eşyaları talep etmesidir. Mektubun geneli incelendiğinde cumhuriyetin ilk dönemine ait gerçekten çok çarpıcı bilgiler yer alıyor. Mektupta aile içi yaşananlarla ilgili geniş ve detaylı bilgilerin yer alıyor. Mektubun gizeminin bozulmaması ve alacak kişinin hakkına saygı amacıyla bu konularda fazla bilgi veremeyeceğim.' Kanuni'nin fermanı da satışa sunuluyor Süleymaniye, müzayedede satılacaklar arasında Atatürk'ün imzası bulunan bir fotoğraf , 1891'de Osmanlı topraklarında ilk kez kurulan bir sigorta firmasının tabelası, Kanuni Sultan Süleyman'ın Erzurum Beyler Beyine gönderdiği fermanın da dikkat çekici diğer eserler olduğunu belirterek, fotoğraf, harita, cep saati, Osmanlı madalya ve nişanları ile hat levhalarının arasında bulunduğu bin 500 civarında eserin koleksiyonerlerin ilgisine sunulacağını sözlerine ekledi.CNN Türk | AA
Holokost İle İlgili Çekilmiş En Akılda Kalan 13 Film
Yakın tarihin en büyük katliamı Holokost, ya da felaket manasına gelen İbranice adı ile Şoa.II. Dünya Savaşı’nda Avrupa Yahudilerinin Alman savaş makinesi tarafından kitlesel olarak imha edilmesi...6 milyon insanın Yahudi oldukları için gaz odalarında katledildikleri 20. yüzyılın bu en büyük katliamı onlarca filme konu oldu.Kimi yönetmen belgelemek, kimisi ortaya çıkarmak, kimisi ise kafasındaki sorulara yanıt alabilmek için yaptı filmlerini. Yönetmenlerinin çoğunu filmini çekerken bile etkileyen Holokost ve sonrasını anlatan bu hikayeler beyazperdeye yansıtıldıkları ilk günden yıllar geçse bile unutulmayacak filmlerdir.İşte çoğunluğu yakın geçmişte yapılmış Holokost’la ilgili en çarpıcı akılda kalan filmler.
Belgrad'ta Görmeniz Gereken 5 Yer
Sava ve Danube nehirlerinin birleştiği alandaki tepede bulunan Belgrad kalesi şehrin en önemli kültürel ve tarihi yapısı olmanın yanında Belgrad’ın en güzel ve büyük parkına da evsahipliği yapar.
Balkanlarda Kaç Osmanlı Eseri Bulunuyor?
Trakya Üniversitesi, İslami İlimler Araştırma Vakfı ile İstanbul Üniversitesi İslam Araştırmaları Merkezi'nce Başbakanlık Tanıtma Fonu desteğiyle 'Osmanlı İlim, Düşünce ve Sanat Dünyasında Balkanlar' başlıklı sempozyum düzenlendi.Sempozyumda konuşan Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil, vakıf kayıtlarında, Balkanlar'da 5 asır hüküm süren Osmanlı'ya ait 15 bin yapı bulunduğunu ve eserlerin yüzde 90'ının arazide tespit edildiğini söyledi. Balkanlarda, cami, han, hamam, tekke, köprü, şifahane gibi yapıların da aralarında bulunduğu 4 bin ile 5 bin yapının ayakta olduğunu ifade eden İbrahimgil, Makedonya, Macaristan, Kosova, Hırvatistan'da Osmanlı eserlerinin ihyası çalışmalarının devam ettiğini örneklerle anlattı.Osmanlı padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman'ın kalbi ve iç organlarının, Macaristan'ın Zigetvar şehrindeki Kanuni Camisi'nin bahçesinde bir yere gömülü olduğunun belirlendiğini ifade ederek, 'Bu henüz çok yeni bir bilgi, basın toplantısıyla detayları aktarılacak. Daha sonra ekip giderek, kazı yapacak' dedi. Sempozyumu, Hırvatistan Başmüftüsü Aziz Hasanoviç, Bulgaristan Başmüftüsü Hacı Aliş, Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif ile İskeçe Müftüsü Ahmet Mete de dinledi.Sempozyumda Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Necip Yılmaz 'Filibeli Ahmet Hilmi ve materyalizme yönelik eleştirileri', Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Coşkun 'Filibeli Ahmet Hilmi'nin Allah tasavvuru', Makedonya Teteva Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kani Nesimi 'Osmanlı dönemi ve sonrasında yaşayan önemli şahsiyet Arnavut Ekrem Bey Vlora' başlıklı tebliğlerini sundu.Katılımcılara belgelerini, Hırvatistan Başmüftüsü Aziz Hasanoviç ve oturum başkanı Prof. Dr. Bayram Dalkılıç tarafından verildi. 'Osmanlı İlim, Düşünce ve Sanat Dünyasında Balkanlar' başlıklı sempozyum yarın sona erecek. teknolojioku
Kanuni'nin 450 Yıllık Sırrı Çözülüyor mu?
GAZİ Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil, Başbakanlık ve Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki Sokullu Mehmet Paşa belgelerine dayanarak Osmanlı padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman'ın iç organlarının Macaristan'ın Zigetvar şehrindeki Kanuni Camisi'nin bahçesinde gömülü olduğunun tespit edildiğini söyledi. Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil, Trakya Üniversitesi, İslami İlimler Araştırma Vakfı ile İstanbul Üniversitesi İslam Araştırmaları Merkezi'nce Başbakanlık Tanıtma Fonu desteğiyle Osmanlı İlim, Düşünce ve Sanat Dünyasında Balkanlar sempozyumuna katılmak için Edirne'ye geldi. Sempozyumun ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil, Osmanlı padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman'ın iç organlarının nereye gömüldüğü konusunda net bilgilere ulaştıklarını söyledi. Yaklaşık 1.5 yıldır Balkanlardaki Türk eserlerinin değerlendirilmesi konusunda bir çalışma yürüttüklerini ifade eden Prof. Dr. İbrahimgil, şunları söyledi: 'Balkanlardaki Türk eserlerinin değerlendirmesi üzerine bir çalışmamız var. Yaklaşık 1.5 yıldır Ankarada Başbakanlık ve Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki belgeler inceleniyor. Bunlar yapılırken, hiç beklemediğimiz bir şeyle karşılaştık. Belgelerin vakfiyeleri okunurken, Kanuni Sultan Süleymanın iç organlarının Zigetvar da defnedildiği yer olarak tespit ettik. Bunu Sokullu Paşanın vakfiyesinde belgelere dayanarak söyleyebiliriz. Macaristan'ın Zigetvar şehrindeki Kanuni Camisi'nin yanındaki hanikahta gömüldüğü tespit edildi. Ancak detaylı açıklama daha sonra üst resmi makamlardan gelecek. Sokullu Mehmet Paşanın vakfiyesiyle Selaniki tarihinde çok net olarak belirtiyor. Zigetvar kazı çalışması yapılacak ve ardından türbe haline geleceğini düşünüyorum' dedi. İÇ ORGANLARIN AKEBİTİ BİLİNMİYORDU Kanuni Sultan Süleyman 1526'da, yani tahta çıkışının henüz 6'ncı yılında Mohaç zaferiyle Macaristan kapılarını açarak Avrupa'da Muhteşem diye anılmaya başlamış, 40 yıl sonra döndüğü bu ülkede Zigetvar kalesinin fethinden bir gün önce, 7 Eylül 1566'da hayata gözlerini yummuştu. Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa, Şehzade Selim gelip tahtı devralana kadar padişahın ölümünü vezirlerden bile gizledi. Kanuni'nin naaşı, İstanbul'a bozulmadan taşınabilmesi amacıyla tahnit edildi (mumyalandı). Bunun için kalbi ve iç organları çıkarıldı, misk ve amberle yıkanıp gömüldü. Rivayetlere rağmen iç organların kesin olarak nerede olduğu bir türlü ortaya çıkarılamamıştı. Ali Can ZERAY/ EDİRNE, (DHA)