Psikolojiye Göre İnsanların Hayatlarını Değiştirememesinin Gerçek Nedeni
Psikolojiye göre insanların çoğu hayatını değiştiremiyor çünkü gerçekten ne istediklerini ayırt etmekte zorlanıyor. Uzmanlar, yıllar içinde çevrenin beklentilerine göre şekillenen seçimlerin bireyin gerçek arzularını gölgeleyebildiğini belirtiyor.
Psikoloji literatüründe sıkça dile getirilen bir görüşe göre, insanların çoğu hayatlarında köklü değişiklikler yapamıyor çünkü başarısızlıktan korkuyor.
Ancak bazı araştırmacılar ve psikologlar, bunun tek başına yeterli bir açıklama olmadığını savunuyor. Asıl sorun çoğu zaman çok daha derinde yatıyor: İnsanlar uzun yıllar boyunca çevrelerinin beklentilerine göre şekillenen bir kimliği o kadar benimseyebiliyor ki, gerçekten ne istediklerini ayırt etmekte zorlanabiliyorlar.
Birçok kişi kariyer hedeflerinden sosyal hayat tercihlerine kadar pek çok kararı, gerçekten içinden geldiği için değil, ailesinin, arkadaşlarının ya da toplumun onaylayacağı şekilde alabiliyor. Dışarıdan bakıldığında “başarılı” ya da “doğru” görünen bu seçimler zamanla kişide içsel bir boşluk hissi yaratabiliyor. Çünkü bu hedefler, kişinin kendi değerlerinden değil, çevresel beklentilerden besleniyor.
Sosyolog Erving Goffman, insanların sosyal ortamlarda kendilerini başkalarının kabul edeceği şekilde sunmaya çalıştığını söyler.

Ona göre bireyler adeta bir sahnedeymiş gibi davranır; farklı ortamlarda farklı “roller” üstlenir. Bu durum sadece günlük nezaket davranışlarıyla sınırlı değildir. Zamanla kişinin hayalleri, kararları ve hedefleri de bu sosyal rolün bir parçası haline gelebilir.
Davranış bilimcileri Zhi-Xuan Tan ve Desmond C. Ong da insanların çoğu zaman yalnızca kendi isteklerine göre hareket etmediğini, aynı zamanda farkında olmadan toplumsal normlara uyum sağladığını ortaya koyuyor. Yani insanlar bir hedefi gerçekten istedikleri için değil, “istenmesi gerektiğini düşündükleri” için de takip edebiliyor.
Gerçekten ne istediğimizi nasıl anlayabiliriz?
Psikolog John M. Grohol, insanların değişmemesinin en yaygın nedenlerinden birinin nasıl değişeceklerini bilmemeleri olduğunu söyler. Fakat bazı uzmanlara göre sorun bundan da derindir. Çünkü insanlar çoğu zaman hayatlarında neyin gerçekten kendilerine ait olduğunu, neyin başkalarının beklentisi olduğunu ayırt etmekte zorlanır.
Bir başka önemli faktör de alışkanlıkların yarattığı psikolojik konfor alanıdır. Klinik psikolog Jennifer Guttman, bireylerin uzun süre aynı düzen içinde kaldıklarında değişimin giderek zorlaştığını belirtiyor. Ancak bu “konfor alanı” her zaman gerçek bir rahatlık anlamına gelmez. Bazen kişi yalnızca çevresini hayal kırıklığına uğratmamak için aynı hayatı sürdürür.
Uzmanlara göre bu durumu fark etmeye yardımcı olabilecek bazı işaretler vardır. Örneğin karar verirken sık sık “bunu yapmalıyım” ya da “insanlar ne der?” gibi düşünceler akla geliyorsa, bu seçimlerin başkalarının beklentilerinden etkilenmiş olabileceğini gösterebilir. Benzer şekilde bazı hedefler yalnızca başkalarına anlatıldığında anlamlı görünürken, kişi tek başına kaldığında aynı motivasyonu hissetmeyebilir.
Zamanla bu durum bir onay döngüsüne dönüşebilir. İnsanlar çevrelerinden aldıkları takdir ve kabul duygusunu kaybetmemek için aynı rolü sürdürmeye devam eder. Böylece performans gerçek kimliğin önüne geçer ve kişi bir süre sonra bu rolü sorgulamayı bırakır.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!






Yorum Yazın