onedio
Fabrika Müzik ve Fabrika Müzik Junior: Notaların Ötesindeki Evrensel Fabrikasyon
Müziğin evrensel dili, kimi zaman tek bir sesin derinliğinde yankılanır, kimi zaman ise çoklu notaların eşsiz bir armoniyle birleşmesinde hayat bulur. İşte tam da bu kolektif yaratıcılığın ve nesiller boyu aktarılan ilhamın kalbinde, Fabrika Müzik ve onun genç filizi Fabrika Müzik Junior duruyor. Fabrika Müzik, sadece notaların titizlikle işlendiği bir atölye değil; aynı zamanda ruhların birleştiği, her bir üyenin içsel ritminin ortak bir kalp atışına dönüştüğü, tutkunun ve emeğin melodilere dönüştüğü bir müzikal fabrika. Yıllar içinde inşa ettikleri sağlam temeller ve kendilerine özgü tınılarıyla, dinleyiciyi adeta kendi içsel fabrikalarının ses koridorlarında, varoluşun farklı katmanları arasında bir yolculuğa çıkarıyorlar. Onların müziği, sadece bir dinleti değil, aynı zamanda duygusal bir işçilik, özenle seçilmiş her sesin bir araya gelerek anlam kazandığı bir deneyim.Bir nehrin coşkulu akışı gibi, her kıvrımında yeni bir duyguya, her dalgasında farklı bir ilhama ev sahipliği yapıyor. Bu ses, geçmişin bilgeliğini bugünün enerjisiyle harmanlarken, geleceğin melodilerine de kapı aralıyor. Ancak Fabrika Müzik’in hikayesi, yalnızca olgunlaşmış bir orkestranın sahnedeki ihtişamıyla sınırlı değil. Onlar aynı zamanda, müziğin yarınlarına uzanan bir köprü kurarak, genç yeteneklerin parlamasına olanak tanıyan Fabrika Müzik Junior’ın da mimarları. Bu genç nesil, Fabrika Müzik’in köklerinden ilham alarak kendi seslerini bulduğu, usta-çırak ilişkisiyle beslenen bir gelecek vaadi. Onlar, geçmişin birikimini omuzlarında taşıyan, ancak kendi taze ritimleriyle müzik evrenine yepyeni bir soluk getiren, henüz yazılmamış senfonilerin ilk notaları, geleceğin müzikal dehalarının ilk kıvılcımları. Bu birliktelik, müziğin sadece icra edilmekle kalmayıp, aynı zamanda öğretilen, paylaşılan ve büyütülen yaşayan bir varlık olduğunu kanıtlıyor.Bu özel röportajda, Fabrika Müzik’in kolektif bilincinin derinliklerine dalacak, notaların ve ruhların nasıl bir arada işlendiği o 'fabrikasyon' sürecinin ardındaki sihri anlamaya çalışacağız. Aynı zamanda, Fabrika Müzik Junior ile aralarındaki eşsiz köprüyü, ilhamın ve mirasın nesiller arası akışını keşfederek, müziğin geleceğine dair umut dolu bir pencere aralayacağız. Her bir soru, bu müzikal ailenin ortak nefesinde saklı olan evrensel enerjiyi ve müziğin zamanın ötesindeki dönüştürücü gücünü hissetmemize olanak tanıyacak. Gelin, Fabrika Müzik’in, notaların ötesine geçen bu eşsiz dünyasına adım atalım; çünkü burada, müzik sadece duyulan değil, aynı zamanda hissedilen ve yaşanılan bir deneyimdir, bir mirasın ve geleceğin buluştuğu yerdir.
Müzik Seçimlerine Göre Yaşaman Gereken Şehri Söylüyoruz!
Senin yaşaman gereken şehir ne? Müzik zevkine göre yaşaman gereken şehir bu testin sonunda. Bakalım senin ruhunu yansıtan o şehir hangisi? Duygusal mı romantik mi yoksa heyecanlı mı? Eğer yaşaman gereken şehri merak ediyorsan hadi testi çözmeye başla!
Skid Row: Şöhretin, Kaosun ve Rock’ın Karanlık Yüzü
90’ların başında saç spreyinin suyunu çıkaran, müziğiyle tozu dumana katan, attıkları kavgalarla gazetelere malzeme olan bir grup düşünün! Skid Row sadece müzik yapmadı, aynı zamanda her albümüyle rock dünyasının yaramaz çocukları olduklarını kanıtladı! Gelin, Skid Row'un bu isyankar müzik hayatını birlikte inceleyelim. 👇
Sesleriyle Büyüleyen 11 Farklı Coğrafyadan Enstrümanlar
Müziğin dili yoktur derler ama her coğrafyanın bir kalp atışı, bir nefesi, bir iç çekişi vardır... Haliyle de her coğrafyanın kendine ve yapısına has enstrümanları bulunuyor. Hazırsanız, şimdi sizi dünyanın dört bir yanına alıp götürecek, kulaklarınızda iz bırakacak büyüleyici enstrümanlarla tanıştıralım!
Türkçede "Dürzü" Kelimesinin Hakaret Olarak Kullanılma Sebebi Ne? Orta Doğu'daki Dürzilerle Bir İlgisi Var mı?
Suriye'nin güneyindeki Suveyda kentinde, Dürzi ve Bedevi gruplar arasında çatışma çıktı. Ağır silahların da kullanıldığı çatışmalarda hayatını kaybeden kişiler oldu. Dürziler, Orta Doğu'nun köklü topluluklarından biridir ve özellikle Suriye, Lübnan ve İsrail gibi ülkelerde yaşarlar. Dürziler, kapalı bir topluluk olduğu için de bugüne kadar merak konusu olmaya devam etmiştir.Peki Dürzi kelimesi size bir yerden tanıdık geliyor mu? Dürzilerin, Türkçede hakaret olarak kullanılan 'dürzü' ile bir ilgisi olabilir mi?
Hangi Albüm Kapağı Senin Ruh Halin?
etiket
Albüm kapakları bazen gizli ipuçları veriyor bazen de pek bir şey ifade etmiyor gibi. Ama derin derin incelendiğinde asıl mesajı alabilirsiniz belki... Peki senin ruh halin bir albüm kapağı olsaydı... 🤔 Eğer merak ediyorsan, bu testte cevabı öğrenelim. 👇
Reklam
30 Yıl Sonra Bile Yeni Çıkmış Gibi Dinlenecek Playlist Hazırladık!
etiket
Bazen bir şarkı denk gelir, daha ilk saniyede 'bu yıllar önce mi çıkmış yoksa dün mü?' diye düşünürsün. İşte biz de tam o hissin peşinden gittik. Zamanı, dönemi, mevsimi olmayan; ne zaman dinlesen aynı tazelikte gelen o efsanevi şarkılardan bir liste yaptık. Yerli, yabancı fark etmez… Kimisiyle yağmurda yürümek istersin, kimisiyle gözünü tavana dikip düşünmek. Ama ortak noktaları şu: Bu şarkılar hiçbir zaman eskimeyecek.
Sözlerini Anlamasak da Kendimizi Çok İyi Hissettiren Şarkılar
etiket
Bazen bir şarkı açarsınız, tek bir kelime anlamasanız bile sizi kendisine çeker ve dinlemeden duramazsınız! Ne dediğinin de o andan itibaren bir önemi kalmaz. İşte bu liste tam da öyle şarkılar için! Ne olduğunu anlayamadan ritme kapılıp gideceksiniz...
Reklam
Güneş Altunkaş ile İçli, Yürekli, Dobra Bir Sohbet
etiket
“Susarak büyüyen herkes bu kitabın bir yerindedir.”       Güneş Altunkaş ile “İstanbul’un Kalbindeki Ejder” Üzerine— Bu söyleşi bir röportaj değil, iki insanın iç sesi arasında kurulmuş ince bir köprü.Bazı insanlar vardır; bir şeyi anlatmadan da ne demek istediklerini duyarsın. Güneş de onlardan. Cümleleriyle değil, boşluklarıyla konuşur. İçinde susan ne varsa öyle güzel taşır ki… sen onun sessizliğinde kendi sesini duyarsın.Biz Güneş’le dostluğu biraz başka yerden kurduk. Onun ne yazdığı değil, nasıl yaşadığıyla ilgilendim ben hep. Çünkü o cümlelerini yayınevine değil, insanlara teslim edenlerden. Çocuklara burs veriyor mesela, ama bunu broşüre bastırmıyor. Yazıyor, yazıyor, sonra gidiyor bir çocuğun yolunu açıyor. Ama kalkıp da bununla kendine “yazar” payesi biçmiyor. İşte o yüzden Güneş sadece yazmıyor; yaşıyor, taşıyor, susuyor, sonra bir gün yazıyor.İstanbul’un Kalbindeki Ejder ise suskunlukla yazılmış bir metin. Çığlık atmıyor. Ama okuyunca için zonkluyor. Çünkü karakterin kilosu değil, kalbi ağır. Çünkü anlatılan ev bir yalı değil, bir tür tabut. Ve çünkü o kız çocuğu aslında hepimizin bir parçası. Birinin anne babası suskundu, birinin kendi sesi… birinin de bedeni hiç savunulmadı.O yüzden bu kitap bir hikâye değil, bir yüzleşme. Ve ben de bu satırları yazarken onu bir yazar olarak değil, çok sevdiğim bir dostum olarak görüyorum. Çünkü bazen birinin yazdıkları değil, neden yazdığı önemli olur. Güneş için bu kitap, kelimelerden değil, yara izlerinden yapılmış bir şey. Ve biz onunla bu kez, yazının değil, yaranın içine oturduk.Derken bir noktada, ne zaman başladığımızı bile hatırlamadığımız o sohbetin içinde kendimizi şu cümlede bulduk:“Hazırsan biraz içini deşeceğim.”Ve Güneş gülümsedi. “De bakalım,” dedi. “Sen sor, ben artık hiçbir şeyi saklamam.”
Sohbetlerin Aranan İsmi Olacaksınız: Arkadaş Ortamında Satabileceğiniz 15 Şaşırtıcı Bilgi
Sohbetin tıkandığı konuşmalarda bilginizle insanları şaşırtmaya ne dersiniz? Tam da masada sessizlik olacakken bilgisiyle etrafındakileri büyüleyen kişi olmanızı sağlayacak birbirinden ilginç 15 bilgiyi sizin için derledik. Kadınlardan korktuğu için 56 yıl boyunca eve kapanan adamdan teknolojinin bilinmeyenlerine, sanattan spora her şey burada! İşte, her sohbeti canlandıracak 15 ilginç konu ve bilgi!
Müzik Zevkine Göre Hangi Filmin Başrolüsün?
etiket
Kendini hiç bir film yıldızı gibi hayal ettin mi? Kulağında en sevdiğin şarkı çalarken bir filmin başrolü olduğunu... Şimdi senin tüm duygularını açığa çıkarıyoruz! Testi çöz, bakalım hangi filmde sen olmalıydın? 👇
Reklam
Karpuz, Beyaz Peynir ve Bu Liste: Yaz Sofralarına Müzik Şart
etiket
Yaz akşamı olmuş, masa kurulmuş, semaver tıkırdıyor. Tabakta karpuz var, yanına ezine peynir, belki biraz kavun... Ama en önemlisi: arkadan gelen o “tam bu sofralık” şarkılar. Ne çok oynak ne çok dertli — ama hepsi sofraya bir ruh katan cinsten.
Kubilay Aktaş ile Son İnsan Medeniyeti Kitabı Üzerine Samimi Bir Röportaj
etiket
+ Kubilay hocam öncelikle röportaj için teşekkür ediyor, Son İnsan Medeniyeti kitabınızı okuduğumu ve çok beğendiğimi ifade etmek istiyorum.- “Allah razı olsun Burçak hanım.”+ Son İnsan Medeniyeti isimli kitap başlığını gördüğümde, elbette medeniyetin ve illaki İslam medeniyetinin önemini aktaracağınızı tahmin etmiş, İslam medeniyetinin tüm medeniyetlerin üstünde olduğunu vurgulayacağınızı hissetmiştim. Öyle de oldu… Tarihi okuyanlar bilirler ki medeniyetler doğar ve ölür. Fakat İslam medeniyeti, bu çerçevede yalnızca bir tarihsel durum değil aynı zamanda tüm kıtalara yayılmış, kıyamete kadar sürecek olan bir hakikatin yansımasıdır.Ve tam da burada bir başka kitabınızdaki şu cümleleri hatırlıyorum; Medeniyet sadece imanla başlamaz, imanla birlikte ilim ister, irade ister, insicam ister.Yine sohbetlerinizden bildiğim kadarıyla insan doğmakla insan olmak arasındaki farkın üzerinde çokça duruyorsunuz ve Kamil insan olmak için şahsi dünyamızda fazla vaktimizin kalmadığına özellikle dikkat çekiyorsunuz. Kitabın ismindeki “son” vurgusunun da buradan geldiğini düşündüm.
Reklam
Remix Halleriyle Aklımızda Kalan Şarkılar
etiket
Bazı şarkılar vardır orijinal haliyle yüreğimizi dağlar, remix haliyle pistte coşturur! Orijinalini unutturan, remix haliyle aklımızda kalan ve her yerde durmadan çalan şarkıları tek bir listede topladık!Sen de kendi favorini yorumlara yaz! 
Reklam
‘Li Beirut’ Cover’ıyla Kalbe Dokunan Sanatçılar
etiket
Fairuz’un “Li Beyrut”u sadece bir şarkı değil, Lübnan’a yazılmış bir ağıt, bir mektup, bir özlem... O kadar güçlü bir parça ki her söyleyenin sesinde başka bir hüzün yankılanıyor. Bu listedeki sanatçılar ise bu parçaya öyle bir dokunuyor ki kalp biraz burkuluyor, gözler biraz buğulanıyor. İşte “Li Beyrut” yorumuyla kalbimize dokunan 11 isim. 👇
Gaye Ateş’in Tuvalinde Yolculuk ve Hafıza
etiket
Modern sanat, ellili yıllarda Amerikan toplumunun pratik ve hızlı tüketime dönük karakteristik yapısından dolayı giderek yozlaşmış ve tartışmalı noktalara kaymıştır. Tabi bu şekildeki sanatın sürdürülebilmesi için sorun olan veya olacak olan sanatta içerik, anlam, ifade gibi kavramları önce önemsizleştirilmiş sonra da dışlanarak kritersizlik derecesine getirilmiştir.  Böylece estetiği, güzellik beklentileri, yetenek, yaratıcılık gibi kavramları dışlayan bir sözde sanat imajı oluşturulmuştur. Kısaca bugün modern sanat adı altında birçok akımın geldiği yer ve hâkim uygulamalar, eseri sanata uygun biçimde oluşturmak yerine, sanatı esere uygun hale getirmeye çalışmaktan başka bir şey değildir,Sanatın bu negatif sonucunu arkasında çeşitli etkenler vardır. Ancak en önemli sebep, özellikle felsefe ve dilbilimsel izahlara dayalı “kavramsal sanat” denilen akım olmuştur, Aslında ismi mantıksız olmakla birlikte “Kavramsal sanat” akımı sanata uygun doğru bir şekilde başladı. Çok güzel yapıtlar da oluşturuldu. Maalesef, sağlam kriterler ve bir sınır olmadan sadece kavram gibi çok geniş kapsamlı bir temele oturttukları için hızla dejenere oldu. Gerçekten de bazı yorumcular ve uygulayıcılar sanatsal özgürlük adına öylesine kavramsal sanat tanımları yaptılar ki, pratikte çok trajikomik sonuçlar ortaya çıktı. Kısaca dilbilimsel yapıyı bilen bilmeyen birçok sanat insanı kendi fikir doğrultusunda sanatın kapsamını çok genişletmiştir. Dolayısıyla kavramsal sanatın kendi kriterleri de işlevsiz hale gelmiş veya terk edilmiştir. O kadar ki neredeyse insanın yapabildiği tüm ifade yöntemlerini eylemleri, ilginçlikleri ve becerileri sanata dâhil etmenin önünü açmıştır. Ve kaçınılmaz olarak da kontrolden çıkmıştır. Buna bir benzetme yaparsak Kavramsal sanat, tıpkı vücuttaki sağlıklı hücreler gibi davranan ve kontrol edilemeyen kanser hücreleri haline gelmiştir. Ve sanatı hasta etmiştir. Şimdi bu konuda kavramsal sanat konusunda çok özel bir ressamla devam edeceğiz, Gaye Ateş’i yorumlayacağız.
Geçmeyen Şeylerin Yazarıyla: Cihad Kök
etiket
Bazı kitaplar vardır, onları okurken kahramanlara değil kendine sinir olursun. Kapatırsın kapağını, sonra gidip üstüne tekrardan düşünürsün, “ne saçmalamışım” dersin. Çünkü o kitaplar bir hikâye anlatmaz; seni anlatır. İşte “Uyuyunca Geçmeyen Şeyler Var”, tam olarak böyle bir kitap.Cihad Kök, edebiyatın steril mutfağından değil, yatak odasında sabaha karşı gözünü duvara dikmiş bir adamın zihninden yazıyor bu metinleri. “İyi yazılmış” cümleler değil bunlar; dürüst cümleler. Hani o kimseye anlatmadığın, terapist bile olsa ağzından çıkmayacak duygular var ya, işte onlar burada yazılı. Bu yüzden insan okurken biraz utanıyor, biraz huzursuz oluyor ama en çok da yalnız olmadığını hissediyor.Bu kitap bir tür duygusal otopsi: hangi aşk ne zaman öldü, hangi gece hangi düşünce uykudan güçlü çıktı, hangi cümle hâlâ içini çiziyor... Her biri, uykunun bile üstünü örtemediği duygusal kırıntılar. Bir ilişki günlüğü değil; bir kayıp envanteri. Satırların arasında kaybolmaktan korkmuyorsun çünkü kaybolduğun yerin haritası bu kitapta çizilmiş zaten.“Uyuyunca geçmiyor” evet. Ama belki birileri yazınca, en azından anlatılabilir hâle geliyor.Bu metinlerin arkasındaki yazarla, duyguların geçmediği yerlerde biraz daha oyalanmak ve metnin ruhuna daha da yaklaşmak için bir söyleşi yapmak istedik. İşte Cihad Kök’le, “Uyuyunca Geçmeyen Şeyler Var” üzerine gerçekleştirdiğimiz o samimi ve derinlikli röportaj:
Senin Duyguların Bir Müzik Aleti Olsaydı Ne Olurdu?
etiket
Duygularına göre bir müzik aleti olsaydın ne olabileceğini hiç düşündün mü? Bas gitar, keman, çello, saz... Cevabı öğrenmek için yapman gereken tek şey bu testi tüm içtenliğinle çözmek. Hazırsan başlıyoruz!
Reklam