onedio
Sivas Katliamı'nın Zaman Çizelgesi
1993 Türkiye'nin en karanlık yıllarından biriydi. Başta Uğur Mumcu olmak üzere faili meçhul cinayetler, siyasi bölünmüşlük, PKK'nin cinayetlerinin tavan yapması, Bingöl ve Başbağlar Katliamları, Silahlı Kuvvetler'in sürekli Kuzey Irak operasyonları, köy basmalar, halkın kutuplaştırılması, yüzde 67'ye çıkan enflasyon gibi sayısız detaydan bahsetmek mümkün. 25 Haziran 1993 tarihinde 1. Çiller Hükûmeti olarak hatırlanan ve DYP-SHP koalisyonundan oluşan 50. Türkiye Hükûmeti göreve gelir. Başbakan Tansu Çiller'in yardımcısı Dış İşleri Bakanı Erdal İnönü olmuştur.
4 Bin Yıllık Mısır Heykeli 27,4 Milyon Dolara Satıldı
Dünyaca ünlü müzayede şirketi Christie's 4 bin yıllık Mısır heykelini yaklaşık 27 milyon dolara sattı. Ancak heykelin satılması Mısır tarafından tepkiyle karşılanmış durumda. İngiltere'deki Northampton müzesi, heykeli envanterinde tutmak istemeyince ünlü müzayede şirketi Christie's ile temasa geçti ve taraflar açık artırmayla satış üzerinde anlaştı. Yapılan değerleme çalışmalarında heykelin yaklaşık 10 milyon dolara satılacağı öngörülse de açık artırmada satış fiyatı 27,4 milyon dolara kadar yükseldi. 4 bin yaşındaki kireç taşından yapılma heykelin, antik Mısır'da önemli bir devlet adamı olan Sekhemka'yı tasvir ettiği tahmin ediliyor. 1880 yılında Northampton müzesine bağışlanan heykelin satılmasının ardından, Mısır'ın Londra Büyükelçisi tepkisini dile getirdi ve 'Eğer müze heykeli tutmak istemediyse neden Mısır'a iade etmedi?' diye sordu. Açık artırmanın öncesinde de, satış kararını kınayan Büyükelçi Eşref Elkholy yaşananları 'Mısır'ın kültürel değerlerinin istismarı' olarak nitelemişti. 'Müzeler mağaza gibi çalışmamalı. Sekhemka heykeli Mısır'a ait.' Büyükelçi, 'Heykelin artık halka açık şekilde sergilenemeyecek olması çok üzücü. Bir kişinin şahsi koleksiyonunda duracak. Müzeler mağaza gibi çalışmamalı. Sekhemka heykeli Mısır'a ait' dedi. Mısır heykelin kâr amacıyla satılmasının 'kabul edilemez' olduğunu söylüyor. Sekhemka heykeli için açık artırma devam ederken müzayede şirketi Chrisdtie's önünde toplanan protestocular heyelin Mısır'a iadesini talep etti. Christie's ise, heykeli alan kişinin bilgilerinin daha sonra açıklanacağını söylemekle yetindi.BBC
Apollon'u 2000 Yıl Sonra Torunlar İnşa Ediyor!
Apollon Smintheus Tapınağı'nda tam 2000 yıl sonra yeniden inşa ediliyor. Tapınağın basamaklarının bir yüzü beyaz çimento ve mermer tozu ile kalıp çakılarak yeniden yapıldı Apollon'u 2000 yıl sonra torunlar inşa ediyor! Çanakkale ili Ayvacık ilçesi, Gülpınar beldesinde yer alan Apollon Smintheus Tapınağı’nda uzun süredir hummalı bir çalışma sürüyor. İ.Ö 2. yüzyılda yapıldığı sanılan tarihi tapınak tam 2000 yıl sonra yeniden inşa ediliyor. Tapınağın bir yüzü ayağa kaldırılıyor. Beyaz çimento ve mermer tozu ile kalıp çakılarak tapınağın basamakları yeniden yapıldı. Şimdi de arkeolojik alanın dışında sütun ve tamburlar yapıldı torna tezgâhında yivleri açılıyor. Yakın zamanda tapınağın bir kısmı hem de orijinal yerinde ayağa kaldırılacak. Ömer Erbil ’in Radikal’deki haberine göre, Apollon Smintheus Tapınağı Biga Yarımadası’nın güneybatı ucunda, Çanakkale ili sınırları içinde Gülpınar beldesinde yer alıyor. Jean Baptista le Chevalier 1785 yılında Lektum-Babakale’den Alexandria Troas’a giderken tapınağın toprak üstünde kalan kalıntılarını gördü ve arkeoloji dünyasına ilk kez Apollon Smintheus Tapınağı’nı tanıttı. R.P. Pullan 1861 yılında tapınak alanına gelip kazı kararı aldı. 1866 yılında kazılara başlayıp Apollon Smintheus Tapınağı’nı bilimsel olarak arkeoloji dünyasına sundu. 1980 yılından bu yana ise tapınak ve çevresinde kazı, sondaj ve restorasyon çalışmaları Prof. Dr. Coşkun Özgünel tarafından sürdürülüyor. Kazı Başkanı Prof. Özgünel yapılanın restorasyon olduğunu savunuyor. Bilimsel mimari bir heyetle tapınağı ayağa kaldırdıklarını gururla anlatıyor. Sponsor firmanın desteği ile tamburları ve frizleri yaptıklarını, temmuz ayı sonuna doğru ilk sütunu dikeceklerini söylüyor. Ancak hem arkeologlar hem de restoratörler hayretler içinde bu gelişmeyi izliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın buna nasıl izin verdiği herkesin merakı. Çanakkale Koruma Kurulu’ndan da onay alan proje Türkiye ’nin de taraf olduğu Venedik Tüzüğü’ne aykırı olduğu ileri sürülüyor. Çanakkale Müzesi uzmanları, ‘’6 sütun ayağa kaldırılacak. Orijinal basamaklar kaybolmuş. Mevcut hali de tüf taşından olduğundan statik açıdan uygun değildi. 26 metre yükseklik olacak. Tonlarca ağırlık binecek. Sağlam yapılmak zorundaydı. Önyüzün yüzde 80 malzemesi orijinal. Dünyanın 3. Büyük tapınağı burası. Frizlerde Troia savaşı anlatılıyor. Başka örneği yok. Restorasyonun en büyük sıkıntısı arkeoloji ve mimarlık dünyasında yeterince tartışılmadan uygulamaya geçilmesi. ’’ Venedik Tüzüğü, tarihî yapıların korunması ve restorasyonu hakkında uluslararası çerçeve belirleyen bir antlaşmadır. Apollon tapınağındaki restorasyon, tüzüğün 6, 9, 12. maddeleri ile 15. maddeye açıkça aykırıdır. Restorasyon ekibine göre ise değil. Onlar tüzüğün 15. maddesindeki anastilosis yani birbirinden ayrılmış parçaları bir araya getirdiklerini savunuyorlar. İşte Venedik Tüzüğü’nün o maddeleri MADDE 6- Anıtın korunması, ölçeği dışına taşmamak şartıyla çevresinin de bakımını içine almalıdır. Eğer geleneksel ortam varsa, olduğu gibi bırakılmalıdır. Kütle ve renk ilişkilerini değiştirecek hiçbir yeni eklentiye, yok etmeye, ya da değiştirmeye izin verilmemelidir. MADDE 9- Onarım uzmanlık gerektiren bir iştir. Amacı, anıtın estetik ve tarihi değerini korumak ve ortaya çıkarmaktır. Onarım kendine temel olarak aldığı orijinal malzeme ile güvenilir belgelere saygıyla bağlıdır. Faraziyenin başladığı yerde onarım durmalıdır; yapılması gerekli herhangi bir eklemenin mimari kompozisyondan farkı anlaşılabilmeli ve gününün damgasını taşımalıdır. Herhangi bir onarım işine başlamadan önce ve bittikten sonra, anıtın arkeolojik ve tarihi bir incelemesi yapılmalıdır. MADDE 12- Eksik kısımlar tamamlanırken, bütünle uyumlu bir şekilde bağdaştırılmalıdır; fakat bu onarımın, aynı zamanda artistik ve tarihi tanıklığı yanlış bir şekilde yansıtmaması için, orijinalden ayırt edilebilecek bir şekilde yapılması gereklidir. MADDE 15- … Bütün yeniden inşa işlemlerinden peşinen (a priori) vazgeçilmelidir. Yalnız Anastilosis’e, yani mevcut fakat birbirinden ayrılmış parçaların bir araya getirilmesine izin verilebilir. Birleştirmekte kullanılan madde her zaman ayırt edilebilecek bir nitelikte olmalı ve bu, anıtın korunmasını sağlamak ve eski haline getirmek için mümkün olduğu kadar az kullanılmalıdır. T24
Reklam
Toplumun En Neşeli İnsanları Çingeneler (Romanlar) Hakkında Bilinmeyenler
Çingeneler, aslen kuzey Hindistan kökenli olup günümüzde ağırlıklı olarak Avrupa'da yaşayan göçebe bir halk. Türkçede Roman sözcüğü de sıklıkla Çingene anlamında kullanılır.[ Hindistan'ın Pencap-Sind (Pakistan, Karaçi) nehir havzası boyunca Pakistan ve Afganistan'ın da içinde bulunduğu bölgelerden 1050 civarında İran ve Anadolu üzerinden dünyaya yayılmış bir Hint-Avrupa halkıdır.
Reklam
Dünyanın İlk Erotik ve Eşcinsel Duvar Resmi Ege'de Bulundu
Ege Denizi’nde Yunanistan’a ait on iki adadan biri olan Astypalea’da, dünyanın en eski duvar resmi ortaya çıktı. M.Ö. beş ya da altıncı yüzyılda yapıldığı tahmin edilen resimde iki erkeğin penisi yer alıyor.Guardian’dan Helena Smith’in haberine göre, Dr. Andreas Vlachopoulos’un çalışmaları sonucunda keşfedilen duvar resmi, iki erkeğin sadece cinsel arzularının değil, ilişkiye girdiklerinin de göstergesi. Antik Yunan Uygarlığı’nda eşncinsel ilişkinin tabu olmadığını belirten Vlachopoulos, yine de bunun duvara kazınılmış olmasının epey nadir görüldüğünü belirtti. Dr. Andreas Vlachopoulos’un ifadesiyle ‘ graffiti ‘ olarak tanımlanan eserin, ‘Dion’ adlı bir kişi tarafından yapıldığı ve adadaki bazı kayaların üzerinde benzer imzalı resimlerin bulunduğu belirtiliyor.Diken
Atatürk'ün Biyografisini Yazan Andrew Mango Hayatını Kaybetti
ATATÜRK Biyografisi'nin yazarı ünlü İngiliz tarihçi-yazar 88 yaşındaki Andrew Mango, bugün hayatını kaybetti.Mango'nun Londra'daki evinde yatağında uyurken yaşamını yitirdiği belirtildi. Türkiye ile ilgili araştırmaları ve yazıları ile tanınan İstanbul doğumlu Mango, BBC Türkçe yayınlar servisinin yöneticiliğini de yapmıştı. Londra’daki School of Oriental Studies’de Farsça ve Arapça öğrenen Andrew Mango, Büyük İskender olayının İslamiyet içinde yer alan biçimleri üzerine yaptığı araştırmayla doktorasını verdi. 1947’de öğrenciyken katıldığı BBC’de 14 yıl boyunca Türkçe Yayınlar bölümünün yöneticiliğinde bulundu. Burada Güney Avrupa ve Fransızca Yayınlar Müdürüyken 1986’da emekliye ayrıldı. O günden bu yana, bütün çalışmalarını Türkiye ile ilgili konularda araştırmalara ayırdı. Andrew Mango’nun, sık ziyaret ettiği Türkiye ile ilgili ilk yazısı 1957 yılında Political Quarterly adlı dergide yayınlandı. Mango'nun, 'Modern Türkiye'nin Kurucusu Atatürk', 'Sultan'tan Atatürk'e Türkiye', 'Türkiye ve Türkler, Türkiye'nin Terörle Savaşı' ve 'Türkiye'nin Yeni Rolü' adlı kitapları bulunuyor. Gonca YAĞCI/LONDRA, (DHA)
Reklam
Gelmiş Geçmiş En Ünlü 15 Türk
etiket
Hükümdarlardan sanatçıya her türlü dallarda Türkler'in önemli insanları vardır. Belki gelecekte bu Türklere sizin adınız eklenebilir :D
Reklam
İstanbul'da Son 10 Yılda Yanan 7 Tarihi Mekân
İstanbul Büyükşehir Belediyesi de 1510'dan 2000'e 648 yangın listelemis ama sonrası kayıtlara geçememiş.Bianet'ten Nilay Vardar son 10 yılda İstanbul'da tarihi binalardaki yangınları derledi. İşte İstanbul'un tarihini kızartan o  yangınlar...
Balık Avlayan Eros Mozaiği Bulundu
Adana’nın Yumurtalık ilçesinde arka kısmı balık kuyruğu olan at üstünde balık avlayan Eros figürü tasvir edilmiş ikinci mozaik bulundu. Yunan mitolojisinde ‘Hippocampus’ adı verilen, yarısı balık yarısı at olan hayvan üzerine balık avlayan Eros mozaiğinin dünyada bir benzerinin olmadığı belirtiliyor. Ören Mahallesi’ndeki denize sıfır noktada üç yıl önce varlığı fark edilen mozaik kalıntılarının bulunduğu bölgede Adana Müze Müdürlüğü arkeologları tarafından kazı çalışması başlatıldı. Geçen yıl yapılan kazılarda yaklaşık 10 metrekare civarında at üstünde balık avlayan Eros figürü tasvir edilmiş mozaik bulundu. Aşk tanrıçası Eros’un mozaiklerinin 3 metre uzağında devam eden kazı çalışmaları sırasında 6 metrekare civarında yine Eros'u simgeleyen ve at üstünde balık avlayan Eros figürü tasvir edilmiş ikinci mozaik bulundu. Yaklaşık 2 yıl önce de ilçenin farklı bölgesinde çıkarılan 36 metrekarelik aşk tanrıçası Eros’u tasvir eden figürlere rastlanılmıştı. Antik Roma döneminde zengin bir tüccara ait olduğu tahmin edilen bu mozaikler üzeri kapatılarak koruma altına alınmıştı. Adana Valisi Mustafa Büyük, ilçeye yaptığı ziyaret kapsamında yeni bulunan mozaikler hakkında arkeologlardan bilgi aldı. Vali Büyük, 'Bu bölgede çıkarılan mozaikler beni heyecanlandırdı. Anlaşılıyor ki bu bölgeye ilginin zamanla daha da artacağını düşünüyorum. Bu sahanın tarihte çok önemli bir yerleşim yeri olduğunu gösteriyor. Roma döneminden bize kalan bu mirası en güzel şekilde ortaya çıkarıp çalışmalarımızı sürdüreceğiz' dedi.Milliyet
Reklam
Tarihe Kimyasal Sıkmışlar
En büyük mezarlıklardan biri olan Selçuklu Mezarlığı’nda yapılan restorasyonun önceden hazırlanmış bir projesinin olmadığı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bizzat ilgilenip sık sık ziyaretler yaptığı Bitlis’teki Eski Ahlat Şehri kazılarındaki tarihi alanda kazı başkanı Recai Karahan tarafından başlatılan restorasyon işlerinin “önceden hazırlanmış kapsamlı bir proje olmadan başlatıldığı” ortaya çıktı.  UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde de yer alan tarihi Selçuklu Mezarlığı’nda yapılan çalışmalarda, taşların “ileri yıllarda zarar verme olasılığı bulunan” Amonyum Bikarbonat (AB 57) kimyasalı kullanılarak temizlendiği de belirlendi. Oysa, ilgili yasa ve yönetmeliklere göre, herhangi bir kazıda ortaya çıkan eserlerin restorasyon işlemlerinin yapılabilmesi için önceden kapsamlı bir projenin hazırlanması şart. Aksi halde işlem yapanların Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası’na göre 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılmaları gerekiyor. Bitlis Ahlat’taki Selçuklu Meydanlık Mezarlığı’nda uzun sürenin ardından 2005 yılında tekrar başlanan kazılar, 2006 yılından itibaren Doç. Dr. Nakış Karamağaralı başkanlığında devam etmişti. Ancak Doç. Dr. Karamağaralı ve ekibi 2010 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca kazılardan el çektirilmiş ve Karamağaralı’nın yerine “asıl uzmanlık alanı halı, kilim ve eski kumaş desenleri tasarımı” olarak bilinen Prof. Dr. Recai Karahan getirilmişti. Karahan da 2011’den bu yana Selçuklu Meydanlık Mezarlığı’nda “restorasyon” adı altında çalışmalar yürütüyor. Ancak yürütülen restorasyon çalışmalarının önceden hazırlanmış bir planının bulunmadığı, eski kazı ekibinde yer alan Alp Oğuz Turan’ın bakanlığa ve Van Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne “Bilgi Edinme Yasası” kapsamında yazdığı resmi yazılarla ortaya çıktı. Bilgi var, proje yok Alp Oğuz Turan, Karahan’ın daha önce medyaya yaptığı, mezarlıkta “mekanik ve kimyasal müdahalelerin” restorasyon kapsamında yapıldığına ilişkin açıklamaları üzerine, geçen şubat ayında, Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne yazılı başvuru yaparak, söz konusu çalışmalar için daha önceden bir proje yapılıp yapılmadığını ve kullanılan kimyasalların mezar taşları üzerindeki olumlu veya olumsuz etkilerinin ne olacağını sordu. Kuruldan Turan’a gelen yanıtta, konuyla ilgili olarak 15 Ağustos 2013 tarihinde kurulca toplantı yapıldığı belirtilerek şöyle denildi: “Kazı başkanlığının mezar taşlarındaki likenlerin temizlik çalışmasında uygulamış olduğu AB 57 kimyasal yönteminin ileriki yıllarda mezar taşlarına nasıl bir zarar vereceğinin bilinmemesi, eğer kimyasal yöntemler ile temizlik çalışması yapılacaksa bunun teknik raporlar ile desteklenmesi gerektiğine; İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez ve Bölge Müdürlüğü’nün kazı başkanlığına sunmuş olduğu yazı doğrultusunda, mezar taşlarındaki likenlerin temizlik çalışmasında uygulamanın mekanik olarak yapılmasına (saf su, diş fırçası, tırnak fırçası vs.), ayrıca düşen ve düşmekte olan mezar taşlarının özgün biçimine göre yeniden düzenlenmesinin uygun olacağına karar verildi.” ‘Kazı başkanına sor’ Turan’a veilen yanıtta daha önceden projenin sunulup sunulmadığı konusunda bilgi yer almadı. Turan, gelen yanıt üzerine, yeniden Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne ve Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne yazı yazdı. Gelen yanıtın “sorduğu sorulara yanıt olmadığını”ve yine yanıtta “AB 57 adlı kimyasalın kazı başkanlığına önerildiğinin anlaşıldığını ancak ‘şimdilik uygun bulunmadığının’ belirtildiğini” dile getirerek, aynı soruları yöneltti. Turan’ın dilekçesine ilgili makamlardan bir kez daha aynı yanıt gelince, Turan genel müdürlüğe bir yazı daha yazarak, kurulun sözünü ettiği toplantıya Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Işık Aksulu, üyeler Doç. Dr. Osman Aytekin ve Cüneyt Caner Güldal’ın katılmadıklarının anlaşıldığını vurgulayarak, toplantıya konu iş için, işin uzmanı olmayan kurul üyelerince karar alınamayacağına dikkat çekti; sorularını yine yineledi. Turan’a bu kez de genel müdürlükten, “Sorularınızı Eski Ahlat Şehri Kazı Başkanlığı’na sorunuz” yanıtı geldi. Bir bölgede yapılan kazılarda ortaya çıkan eserlerin restorasyon işlemlerinin yapılabilmesi için önceden kapsamlı bir projenin hazırlanması şartı bulunuyor. Aksi halde işlem yapanların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası’na göre 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılmaları gerekiyor. Selda Güneysu | Cumhuriyet
Post Mortem (Ölü Fotoğrafçılığı) 55 Ölü Hatırası
Fotoğrafçılığın henüz yaygınlaşmaya başladığı ve oldukça lüks sayıldığı 19. yüzyılın sonlarında,özellikle Avrupa ülkelerinde görülen,ölülerin defin öncesi hatıra amaçlı fotoğraflanma işlemidir. Kimi zaman salgın hastalıklar, kimi zaman savaşlar nedeniyle genç yaşta ölümlerin arttığı bu dönemde ölülerin hazırlanarak fotoğrafının çekilmesi gayet normal karşılanmaktaydı. Nadir de olsa çok sevilen evcil hayvanların da bu şekilde örnekleri mevcuttur.
15 Osmanlı Padişahı ve Bilinmeyen Yönleri
etiket
Osmanlı padişahları denilince genellikle gözümüzün önüne gürleyen ve savaş meydanlarında kılıcını çekip cengaverlik yapan siyasi-askeri liderler gelir. Oysa gayet tabiidir ki, onların da her insna gibi duygusal-estetik bir hayatları vardı.
Reklam