onedio
article/comments
article/share
Haberler
Dijital Agorada Yankılanan Öfke: Sosyal Medya Tartışmaları ve Ruhun Sessiz Çöküşü

etiket Dijital Agorada Yankılanan Öfke: Sosyal Medya Tartışmaları ve Ruhun Sessiz Çöküşü

Önemli bir konuyu gündeme getireceğim. Sosyal medya. Belki yapay zekadan önemli ama oraya öyle bakamıyoruz. Eski gibi duruyor ama aslında çok yeni! Hep yeni! Sosyal medya ne mutlak bir kurtarıcı ne de mutlak bir canavardır. O, insanın elinde tuttuğu çift taraflı bir aynadır. Eğer bu aynada sadece kendi egomuzun ve onaylanma ihtiyacımızın yansımasını arıyorsak, bağımlılığın karanlık dehlizlerinde kaybolmamız işten bile değildir. Ancak bu aynayı, başkalarının hayatına ışık tutmak ve hakikati aramak için kullanıyorsak, o zaman gerçek bir bağlılığın ve toplumsal dönüşümün kapılarını aralıyoruz demektir. 10 Şubat 2026’da Antalya Ticaret ve Sanayi Odasında ATSO’da Sosyal Medyanın Geleceği - Geleceğin Sosyal Medyası başlığıyla gerçekleşecek Dijital İnsan zirvesinde merak ettiğim konuşmacılar Fulya Sarman, Prof. Dr. Uğur Batı, Osman Demircan, Alp Köksal, Devrim Danyal, Prof. Dr. Bilge Uzun, Ömer Çolakoğlu, Dr. Timur Yılmaz, Doç. Dr. Mehmet Şakiroğlu ve Prof. Dr. Korkut Ulucan. Merakla dinleyeceğim onları. ATSO ve Akdeniz Reklamcılar Derneği ARD’nin ortaklaşa düzenlediği zirve, 09.00 – 17.30 saatleri arasında ATSO Atatürk Konferans Salonu’nda olacak ve ilginç olacak. Konuşma konularından biri şu: Dijital Agorada Yankılanan Öfke: Sosyal Medya Tartışmaları ve Ruhun Sessiz Çöküşü. Ve ben bu yazıyı bu başlık altında yazacağım.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

İnsanlık, tarih boyunca fikirlerin çarpıştığı meydanlarda hakikati aramıştır.

İnsanlık, tarih boyunca fikirlerin çarpıştığı meydanlarda hakikati aramıştır.

Ancak antik çağın 'Agora'sı ile bugünün dijital platformları arasında dehşet verici bir fark vardır: Modern zamanın tartışmaları, bir uzlaşı arayışından ziyade, ruhun derinliklerini aşındıran birer 'yankı odası savaşına' dönüşmüştür. Sosyal medya bağımlılığı, sadece ekrana bakma süresiyle değil, o ekranın içindeki bitmek bilmeyen, öfke soslu tartışmaların ruhumuzda bıraktığı kalıcı izlerle tanımlanmaktadır.

I. Öfkenin Algoritmik Ritmi: Neden Tartışıyoruz?

I. Öfkenin Algoritmik Ritmi: Neden Tartışıyoruz?

Sosyal medya platformlarının mimarisi, 'etkileşim' (engagement) denilen kutsal bir kâseye hizmet eder. Ne yazık ki, insan beyni için en güçlü etkileşim tetikleyicisi neşeden ziyade öfkedir. Yapay zekâ destekli algoritmalar, bizi sakinleştirecek içerikleri değil, nabzımızı yükseltecek, bizi karşı fikirle çarpıştıracak paylaşımları önümüze sürer.

Akademik araştırmalar, sosyal medyadaki tartışmaların beyinde 'savaş ya da kaç' tepkisini (amigdala aktivasyonu) sürekli kıldığını göstermektedir. Birey, haklı çıkma arzusuyla girdiği o küçük metin kutucuklarında aslında kendi ruh sağlığını birer kelime mermisi olarak harcamaktadır. Bağımlılık burada devreye girer: Beyin, tartışmanın yarattığı kortizol ve adrenalin dalgalanmasına alışır ve kişi, huzursuz bir ruh hali içinde bir sonraki dijital çatışmayı aramaya başlar.

II. Ruhun Görünmez Yaraları: Anksiyete ve Dijital Tükenmişlik

II. Ruhun Görünmez Yaraları: Anksiyete ve Dijital Tükenmişlik

Sosyal medyadaki tartışmalar, fiziksel bir kavgadan farklı olarak asla sona ermez. Bildirimler, gece yarısı yatağınıza, sabah kahvaltınıza veya en huzurlu anınıza sızar. Bu durum, psikolojide 'kronik dijital stres' olarak adlandırılan bir fenomene yol açar. Bir tartışmanın ortasında kalan birey, sadece karşıdaki anonim hesaba değil, aslında kendi iç huzuruna karşı savaşmaktadır.

Yabancı kaynaklı makaleler, bu tür etkileşimlerin 'duygusal tükenmişlik' (emotional burnout) ve 'ikincil travma' riskini artırdığını vurguluyor. Karşı fikrin yarattığı saldırganlık ve siber zorbalığa varan tutumlar, bireyin özsaygısını zedelerken, dünyayı olduğundan daha tehlikeli ve nefret dolu bir yer olarak algılamasına neden olur. Ruh, piksellerin arasından sızan bu nefret diliyle zehirlenirken, bağlılık hissi yerini toksik bir bağımlılığa bırakır.

III. Empati Uçurumu ve Kimlik Kaybı

III. Empati Uçurumu ve Kimlik Kaybı

Ekranın sağladığı anonimlik ve fiziksel mesafe, 'insani empatiyi' ortadan kaldırır. Karşısındakini bir insan olarak değil, sadece bir 'profil fotoğrafı' veya bir 'fikir düşmanı' olarak gören birey, tartışma dozajını vicdan azabı duymadan artırabilir. Ancak bu durumun gizli maliyeti, tartışmacının kendi insaniyetinden bir parça kaybetmesidir. Sosyal medya tartışmaları, bizi birbirimize yaklaştırmak yerine, aramıza aşılması güç nefret duvarları örer.

Geleceğin dünyasında ruh sağlığını korumanın yolu, bu dijital gladyatör arenasından ne zaman çekileceğini bilmektir. Gerçek zafer, bir tartışmada son sözü söylemek değil; o ekranı kapatıp gerçek dünyanın sessizliğine, toprağın samimiyetine ve bir dostun gözlerindeki huzura dönebilmektir.

Kelimelerin Ötesindeki Huzur

Kelimelerin Ötesindeki Huzur

Sosyal medya bağımlılığı, sadece bir zaman yönetimi sorunu değildir; bu, ruhun dijital gürültü içinde kaybolma hikâyesidir. Tartışmaların yarattığı o sahte güç hissi, aslında derin bir ruhsal yalnızlığın üzerini örter. Yarının dünyası, parmaklarıyla öfke kusanların değil, zihnini bu dijital kirlilikten arındırıp sükûnetin dilini yeniden öğrenenlerin olacaktır. Ruhun ihtiyacı olan şey daha fazla tartışma değil, daha fazla anlayış ve dijital bir sessizliktir.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

X

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam