İncil’de Adı Geçen 7 Kilisenin 7’si de Bugün Türkiye’de
Düşünsenize…
Hristiyan dünyasının en kutsal metinlerinden biri olan İncil, doğrudan 7 kiliseden bahsediyor.
Ve bugün,
Bu 7 kilisenin tamamı Türkiye sınırları içinde.
Roma’da değil.Vatikan’da değil. Paris’te, Londra’da hiç değil.
Anadolu’da.
İncil’in Vahiy bölümünde, Hz. İsa’nın Yuhanna aracılığıyla mesaj gönderdiği Yedi Kilise, Hristiyanlık tarihinde yalnızca birer yapı değil;
birer ruh hâli, birer dönem, birer uyarı olarak kabul edilir.
Ve bu kiliselerin tamamı, bugünkü Türkiye’de yer alır.

Yıllardır şunu gördüm: Bazı yerler sadece gezilmez, dinlenir.
Anadolu’daki Yedi Kilise de öyle.
Tur otobüsüyle geçip gidilecek yerler değil;
biraz durursanız, size bir şey söylerler.
Şimdi bir rota yapalım gezebileceğiniz:
Anadolu’da Bir Kültür – İnanç – Heritage Rotası yapalım, unutulmaz,eşsiz…
Bazı rotalar vardır; fotoğraf için değil, fark etmek için yapılır.
Yedi Kilise rotası tam olarak böyle bir yolculuk.
Otobüsle geçip gitmezsiniz.
Her durakta inersiniz, yürürsünüz, susarsınız.
İzmir → Selçuk → Bergama → Akhisar → Salihli → Alaşehir → Denizli
Ege’nin yumuşak coğrafyasında, taşların hafızası gerçekten serttir.
Sizi şimdi o kiliselere götüreceğim:
1. Efes Kilisesi – Selçuk / İzmir

“İlk sevgini nereye bıraktın?”
“İlk sevgini terk ettin.”
Efes’te her seferinde aynı hissi yaşarım.
Her şey kusursuz: yollar, tapınaklar, altyapı…
Ama bir eksik var.
Hz. Meryem’in son yıllarını Efes yakınlarında geçirdiğine inanılır.
Bugün bile Meryem Ana Evi’ne gelenler dua ederken fısıldar, bağırmaz.
Sık sık giderim Efes’e ve Efes bana hep şunu düşündürür:
“Mükemmelleşirken ruhu kaybetmek mümkün.”
2. İzmir Kilisesi – İzmir

“Acı çeken ama sadık kalan kilise”
Zulüm görüyor, fakir ama inancından vazgeçmiyor.
İncil’de hiç eleştirilmeyen iki kiliseden biri.
İzmir Piskoposu Aziz Polycarp, Roma askerleri tarafından yakıldığında kaçma şansı vardı.
Kaçmadı.
“80 yıldır bana kötülük etmeyen Rab’bi nasıl inkâr ederim?” dedi.
Bazı destinasyonlar vardır; lüks sunmaz ama omurga sunar.
İzmir Kilisesi onlardan biri.
Bugün:
İzmir Kilisesi insana şunu düşündürür:
“Her şey elinden alınabilir, duruşun hariç.”
3. Bergama Kilisesi – Bergama

“Şeytan’ın tahtının olduğu yer”
Sert bir ifade.
Güç, iktidar ve inanç çatışmasının simgesi.
Roma kültüyle Hristiyanlığın en sert karşılaşmalarından biri burada yaşanıyor.
Zeus Sunağı’nın bu ifade ile kastedildiğine inanılır.
Yani mesele şeytan değil; iktidarın baştan çıkarıcılığı.
Bergama bana hep şunu hatırlatır:
“Güçlü lokasyonlar, en zor sınavları verir.”
Orda hep şunu hissederim:
Gergin bir güç.
Bergama’da rüzgâr sert eser.
Yukarıdan aşağı bakarsınız.
Gücü hissedersiniz ama rahatlayamazsınız.
4. Tiyatira Kilisesi – Akhisar

“İyi niyetli ama yanlış yola sapan kilise”
Çalışkan, üretken ama öğreti konusunda savrulmuş.
Bugün adı en az bilinen ama mesajı en net olan kiliselerden.
“Sevgin, imanının önüne geçti ama gerçeği kaçırdın.”
Burada ticaret çok güçlüydü.
Loncalar, zanaatkârlar, kumaş boyacıları…
İnanç, ekonomiyle iç içe geçti ve bulanıklaştı.
Bugün destinasyon geliştirirken de aynı risk var:
“Popülerlik, kimliği gölgeler.”
Sessiz bir kararsızlık hissedersiniz orda.
Akhisar’da büyük anıtlar yok.
Ama tam da bu yüzden durursunuz.
İnsan kendine hep şunu sorar:
“İyi olmak yetiyor mu, doğru olmak da gerekiyor mu?”
5. Sardes Kilisesi – Salihli

“Yaşıyor sanılan ama ölü olan kilise”
Görünüşle hakikat arasındaki farkın simgesi.
Sardes iki kez “fethedilemez” sanıldığı için düştü.
Çünkü kimse surları beklemiyordu.
İşte bugün hayatta en tehlikeli durum şudur:
“Her şey yolunda sanmak.”
Bu şehir size şunu söyler:
“Uyanık kal. En çok düştüğün yer, en güvende sandığın yerdir.”
6. Filadelfiya Kilisesi – Alaşehir

“Kapısı açık bırakılan kilise”
Sadakat, sabır ve umut.
İncil’de en olumlu anlatılan kiliselerden biri.
Küçük ama güçlü.
“Önüne açık bir kapı koydum, kimse kapatamaz.” denir orda.
Defalarca deprem yıkımına rağmen şehir terk edilmedi.
İnsanlar geri döndü.
Çünkü umut vardı.
İşte bazen büyük yatırımlar değil, doğru niyet ayakta tutar bir yeri.
Bugün Filadelfiyada Umut Hissedilir.
Küçük bir yer.
Ama ferah.
Alaşehir’de insanın içinden şunu demek gelir:
“Devam etmek için dev olmaya gerek yok.”
7. Laodikya Kilisesi – Denizli / Pamukkale

“Ne sıcak ne soğuk”
Belki de en meşhur ifade.
Kararsızlığın, konforun ve ruhsal rehavetin sembolü.
“Konforun uyuşturduğu ruh” Laodikya
Laodikya çok zengindi.
Deprem sonrası Roma’dan yardım almayı reddettiler:
“Biz kendimiz yaparız.”
Yaptılar da…
Ama ruhsal boşluk dolmadı.
Konfor, fark edilmezse insanı uyutur.
Şehirleri de.
Bugün Avrupa merkezli bir Hristiyanlık algısı var.
Ama metinlere döndüğünüzde gerçek çok net:
Hristiyanlığın ilk dili Yunanca
İlk merkezleri Anadolu
İlk büyük kiliseleri Türkiye’de
Anadolu, yalnızca medeniyetlerin geçtiği bir coğrafya değil;
Medeniyetlerin konuştuğu yer.
Belki de Sormamız Gereken Soru Şu:
Bu topraklarda bu kadar büyük bir inanç, kültür ve hafıza birikimi varken,
biz bunu dünyaya ne kadar anlatabiliyoruz?
Bu yedi kilise bana şunu öğretti:
Mekânlar duvarlardan ibaret değildir.
Onları ayakta tutan şey; hafıza, hikâye ve anlamdır.
Anadolu’nun farkı da burada.
Bu topraklar sadece misafir ağırlamaz, insana kendini sorgulatır.
Bu topraklar sadece dinlerin geçtiği yer değil, insanın kendisiyle yüzleştiği yer.
Tüm dünyayı Anadolu’ya bekliyoruz.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

