onedio
Görüş Bildir
article/comments
article/share
Haberler
Matematiksel Düşünme ve Toplumsal Adalet: Sayılar Her Zaman Doğruyu Söyler mi?

etiket Matematiksel Düşünme ve Toplumsal Adalet: Sayılar Her Zaman Doğruyu Söyler mi?

sinem Boduk
28.02.2025 - 09:31

Matematik, epistemolojik kesinliğiyle insan zihninin en sofistike inşa alanlarından biri olarak kabul edilse de onun toplumsal düzlemde mutlak hakikatin taşıyıcısı olduğu iddiası ciddi bir sorgulamayı gerektirir. Modern dünyada sayılar, istatistiksel modeller ve matematiksel analizler yalnızca bilimsel metodolojinin değil, aynı zamanda politik ve sosyo-ekonomik mekanizmaların meşruiyetini sağlama aracı olarak da işlev görmektedir. Ancak burada kritik olan husus, verilerin tarafsız gözlem nesneleri mi yoksa hegemonik söylemlerin meşrulaştırıcı aygıtları mı olduğu sorusudur.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

İstatistik, tarih boyunca devlet mekanizmalarının, ekonomi politikalarının ve eğitim sistemlerinin inşasında belirleyici bir rol oynamıştır.

İstatistik, tarih boyunca devlet mekanizmalarının, ekonomi politikalarının ve eğitim sistemlerinin inşasında belirleyici bir rol oynamıştır.

Kamu politikalarının yönlendirilmesinde kullanılan istatistiksel verilerin belirli epistemik çerçeveler içinde nasıl üretildiği ve sunulduğu, bu politikaların kime hizmet ettiğini anlamak açısından hayati önem taşımaktadır. Örneğin, bir toplumun eğitim başarısının ölçütü olarak kullanılan sınav başarı oranları, yüzeyde tarafsız bir gösterge gibi görünse de bu göstergenin hangi toplumsal kesimlerin dezavantajlarını göz ardı ettiği ya da hangi bağlamları dışladığı gibi sorular, istatistiksel verilerin tarafsızlığını sorgulamayı zorunlu kılar.

Eğitim politikalarındaki veri analitiği pratiği, çoğu zaman mevcut eşitsizliklerin üzerini örtme işlevi görebilir. Örneğin, PISA veya TIMSS gibi uluslararası sınavlarda bir ülkenin ortalama puanlarının yükselmesi, o eğitim sisteminin bütünsel başarısını temsil eden bir gösterge olarak lanse edilirken, düşük sosyo-ekonomik seviyeye sahip öğrencilerin sisteme erişim olanakları göz ardı edildiğinde, bu yükselişin ardındaki gerçek dinamikler manipülatif bir anlatının parçası haline gelir.

Başarıyı temsil eden sayılar, eğitim politikalarının sadece yüzeysel olarak değerlendirildiği ve belirli ideolojik söylemler etrafında araçsallaştırıldığı bir düzlemde, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaktan çok, belirli sosyo-ekonomik statülere sahip bireylerin avantajlarını sürdüren bir mekanizmaya dönüşebilir.

Benzer bir istatistiksel yanılgı işsizlik oranlarında da gözlemlenebilir.

Hükümetlerin sıklıkla referans verdiği işsizlik oranları, toplumsal refahın arttığını göstermeye yönelik politik bir araç olarak kullanılırken, bu oranların hesaplanma metodolojisine dair eleştirel bir okuma yapılmadığında, göz ardı edilen sosyal gerçeklikler sistematik olarak görünmez hale getirilebilir. Örneğin, aktif iş aramaktan vazgeçmiş bireylerin işsiz kategorisine dahil edilmemesi ya da güvencesiz esnek çalışma modellerinin istihdam olarak değerlendirilmesi, işsizlik oranlarının suni bir biçimde düşük gösterilmesine yol açar. Sayılar burada bir gerçeği yansıtmaktan ziyade, iktidarın ekonomik performansını meşrulaştıran söylemsel bir inşa sürecinin aracı haline gelir.

Bu bağlamda, istatistiksel verilerin salt niceliksel göstergeler olarak ele alınması yerine, onların nasıl oluşturulduğu, hangi varsayımlar temelinde inşa edildiği ve hangi epistemik çerçeve içinde anlam kazandığı gibi soruların sorulması gerekmektedir.

Bu bağlamda, istatistiksel verilerin salt niceliksel göstergeler olarak ele alınması yerine, onların nasıl oluşturulduğu, hangi varsayımlar temelinde inşa edildiği ve hangi epistemik çerçeve içinde anlam kazandığı gibi soruların sorulması gerekmektedir.

Bu durum, özellikle pandemi döneminde sağlık istatistikleri bağlamında daha belirgin bir hal almıştır. Ölüm oranları, hastalık yayılım hızları ve aşılama istatistikleri, farklı ülkelerde farklı hesaplama metodolojilerine tabi tutulduğunda, aynı olgunun radikal biçimde farklı yorumlanabildiğine şahit olduk. Bu durum, istatistiklerin yalnızca bir veri analitiği süreci olmadığı, aynı zamanda toplumsal ve politik bağlamlara göre şekillenen bir söylemsel yapı inşa ettiği gerçeğini ortaya koymaktadır.

Matematiksel düşünme, yalnızca hesaplamalar yapabilme becerisi değildir; aynı zamanda sunulan verileri eleştirel bir çerçevede analiz edebilme ve onların bağlam içindeki anlamlarını sorgulama yetisidir. Ancak günümüz eğitim sistemlerinde matematik eğitimi büyük ölçüde formel işlem yetkinliği kazandırmaya odaklanmakta, bireylere istatistiksel manipülasyonları tespit edebilme ve eleştirel analiz yapabilme becerisi kazandırmamaktadır. Sonuç olarak, toplumsal karar alma süreçlerinde bireylerin sayıları sorgulama yetisinden yoksun kalması, güç sahiplerinin istatistiksel verileri diledikleri biçimde kullanmalarına olanak tanımaktadır.

Bu noktada, eğitim sistemlerinin yalnızca matematiksel prosedürleri öğreten değil, aynı zamanda bireyleri eleştirel matematik okuryazarlığıyla donatan bir modele evrilmesi zorunluluk arz etmektedir. Eğitimde kullanılan verilerin doğruluğu, bilimsel metodolojinin gerekliliklerine uygun bir biçimde denetlenmeli ve istatistiklerin yalnızca niceliksel değil, aynı zamanda toplumsal bağlamlarıyla birlikte değerlendirildiği bir anlayış geliştirilmelidir. Aksi halde, sayılar, gerçekliğin nesnel göstergeleri olmaktan çıkıp, belirli güç odaklarının çıkarlarını sürdüren bir manipülasyon aracına dönüşmeye devam edecektir.

Son kertede, istatistikler ve matematiksel analizler, gerçekliği anlamlandırmanın en güçlü araçlarından biri olsa da onların epistemolojik çerçevelerini sorgulamadan kabul etmek, toplumsal adaletin sağlanmasına hizmet etmek yerine, mevcut güç dengelerinin tahkim edilmesine yol açabilir. Bu nedenle, “sayılar yalan söylemez” şeklindeki genel kabul ancak sayıların nasıl üretildiği ve hangi bağlamlarda sunulduğu sorularıyla birlikte ele alındığında anlam kazanacaktır. Sayılar, ancak eleştirel bir aklın süzgecinden geçirildiğinde, hakikatin bir temsilcisi olma potansiyeline sahiptir.

Instagram

X

LinkedIn

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam