Yeni bir yıla girerken takvim yaprakları zamanla birlikte bilinci de değiştirir. 2026, girişimcilik açısından bir 'devam yılı', eski reflekslerin artık işlemediği, yeni olanın ise henüz tam adını bulmadığı bir eşik yılı olarak belirecek. Bu eşikte rakamlar hâlâ önemlidir ama yön tayin eden asıl unsur artık tablolardan çok niyetler olacaktır.Uzun süre boyunca girişimcilik, daha hızlı koşmak, daha agresif büyümek ve daha yüksek değerlemelere ulaşmak üzerinden kutsandı. Oysa son yıllar bize sessiz ama net bir şey öğretti. Hız, anlamdan koparsa yorgunluk üretir. Ölçek, değerle hizalanmazsa içten çürür. 2026’ya girerken girişimci iş alanın dışında, kendi iç mimarisini de yeniden kurmak zorunda kalacaktır.Girişimcilik sahada yaşanır. Sahada olan herkes bilir ki en kritik kararlar çoğu zaman veri odalarında değil, sessiz anlarda alınır. Bir toplantıdan sonra, bir yolculukta, bazen de gecenin bir vaktinde gelen o 'olur mu acaba' hissi… Modern literatür bunu sezgi diye geçiştirir. Oysa kadim öğretiler sezgiyi, insanın gelecekle kurduğu en eski temas biçimi olarak tanımlar.
Dr. Mustafa Çağa
Aktüel