onedio
Almanya’da Çığır Açan Çalışma: Bilim İnsanları Belden Aşağısı Felçli Fareleri Tekrar Yürütmeyi Başardı
Alman bilim insanları tarafından yapılan yeni bir çalışma, felçli farelere tekrar yürüme yeteneği kazandırdı ve dünya çapında felç geçiren yaklaşık 5,4 milyon insana umut verdi. Bochum Ruhr Üniversitesi’nden araştırmacıları sinir hücrelerinin birbirleriyle iletişimini sağlayan sitokin proteinlerini genetik olarak yeniden kodlayarak, farelerin hasar görmüş omurilik sistemini uyarmayı başardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma Namazı Çıkışında Basın Mensuplarının Sorularını Yanıtladı:
İSTANBUL (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Aşı konusunda şu anda ikinci parti aşımız nasip olursa, yani onayı çıktı Çin'den, büyük ihtimalle bu hafta sonuna kadar gelebilir. Beklentimiz 10 milyon gelecek ve bu yaş grubunu sizler de ifade ettiniz, bu yaş grubu huzurevlerinde vesaire kalanlara yönelik aşılarımız devam edecek. Tabii bu arada yine Bilim Kurulu'nun yapacağı çalışmayla birlikte de kademelendirme aynen belirlenerek, o kademe çerçevesi içerisinde de aşı süreci devam edecek.' dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, cuma namazını kıldığı Üsküdar'daki Kerem Aydınlar Camisi'nin çıkışında basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.Bir gazetecinin, '85 yaş ve üstü vatandaşların aşılanmasına başlandı ve devam ediyor. 2. parti aşıların ne zaman gelmesi bekleniyor?' sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:'Aşı konusunda şu anda ikinci parti aşımız nasip olursa, yani onayı çıktı Çin'den, büyük ihtimalle bu hafta sonuna kadar gelebilir. Beklentimiz 10 milyon gelecek ve bu yaş grubunu sizler de ifade ettiniz, bu yaş grubu huzurevlerinde vesaire kalanlara yönelik aşılarımız devam edecek. Tabii bu arada yine Bilim Kurulu'nun yapacağı çalışmayla birlikte de kademelendirme aynen belirlenerek, o kademe çerçevesi içerisinde de aşı süreci devam edecek.' Erdoğan, 'Kısıtlamalarla alakalı olarak, restoran sahiplerinin bir talebi vardı, sıkı kurallara uyarak tekrar açılmak istediklerini söylediler. Değerlendirmenizi alabilir miyiz?' sorusuna da şu yanıtı verdi:'Restoran işletmeciliği konusu ise bu konuyla ilgili olarak da kabine toplantımızda inşallah bunun değerlendirmesini yeniden ele alacağız. Çünkü endişelerimiz var maalesef her ne kadar 'sıkı tutacağız' diyorlarsa da daha önce de bunlar söylendi, maalesef sıkı tutulmuyor. Şu anda başarılı bir süreç var. Bu başarılı süreci tekrar tersine çevirmek, böyle bir şeyin altına girmek, o riski almak istemiyoruz. Diyoruz ki bu süreci dikkatle yürütelim, başarılı bir şekilde yürütelim ama elimize gelen verilere bakarız, o verilere göre de gerekirse bir esneme yapılabilir.' 'Kesinleşmiş bir tarih vardır ve bu tarih de Haziran 2023'tür'Erdoğan, bir gazetecinin, 'Geçen cumartesi günü Milli Görüş'ün önemli isimlerinden Nedim Urhan'ı ziyaret ettiniz. Ziyaretinize ilişkin pek çok yorum yapıldı. Seçim takvimine göre seçim 2023 gözüküyor ama genellikle muhalefet kanadından daha erken olacağına dair söylemler var. Bu konuda neler söylersiniz?' şeklindeki soru üzerine şunları kaydetti:'Bu konuyla ilgili daha önceleri de açıklamalarımı yaptım. Biliyorsunuz biz bu muhalefetteki siyasi partiler gibi bir acelecilik içerisinde değiliz. Bizim şu andaki tablo, takvim haziran 2023'tür. Haziran 2023'ten önce böyle bir erken seçim filan, falan söz konusu değildir. Bir defa oturmuş demokrasilerde aklınıza estiği zaman bir erken seçime gidilmez. Bu erken seçim yaygaraları vesaire, bunlar tamamen oturmamış ama kendilerine acaba bir yerden ne elde edebiliriz gayreti içerisinde olanların hayalleridir. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Cumhur İttifakı olarak kesinleşmiş bir tarih vardır ve bu tarih de Haziran 2023'tür.''Reform paketiyle ilgili kendi içimizde çalışmalarımızı yaptık'Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamuoyuna açıklanacağı belirtilen reform paketinin bir takvimi olup olmadığı ve pakette nelerin bulunduğuna ilişkin soru üzerine, 'Bu reform paketiyle ilgili biz kendi içimizde zaten çalışmalarımızı yaptık. Bu hafta içerisinde de yine özellikle insan hakları evrensel beyannamesiyle ilgili onu da baz alarak eylem planımızı aramızda konuştuk. Değerlendirmelerimizi yaptık ve ekonomiyle ilgili olan çalışmalarımızı da yapıyoruz. Önümüzdeki haftalar içerisinde bu konuyla ilgili açıklamamızı, tarihi de açıklamak suretiyle inşallah yaparız.' diye konuştu. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın Irak'a yaptığı ziyaret anımsatılarak, 'Akar ziyaret sonrasında Sincar'daki teröristleri işaret ederek 'Eğer Irak hükümeti bizden destek isterse desteğe hazırız.' demişti. Bunu Sincar'a yönelik ortak operasyon sinyali olarak yorumlayabilir miyiz?' şeklindeki soru üzerine Erdoğan, ortak operasyonları zaten her zaman yapmaya hazır olduklarını söyledi.Erdoğan, ancak açıklamak suretiyle bu operasyonların yapılamayacağını belirterek, 'Her zaman benim bir sözüm var. Nedir? Bir gece ansızın gelebiliriz. Olay budur.' ifadelerini kullandı.'Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın yakın zamanda Avrupa semalarında da Türkiye'den satın alınan Bayraktar'ların ve Anka'ların uçtuğunu göreceğiz.' şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:'Bu bakanımızın şu anda Avrupa'dan bazı siparişlerin gelmesi sebebiyle yapmış olduğu bir açıklamadır. Şu anda tabi bu tür bazı görüşmeler yapılıyor. Bu görüşmeler henüz bu kurumlarımızla herhangi bir kesin anlaşmaya bağlanmış değil. Ama bağlandığı anda da tabi bu Batı ülkeleri gerek Bayraktar'dan gerek Anka'dan bu siparişleri aldığında kendi ülkelerinde bunları değerlendirecektir.'
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Yarıyıl Tatili Zilini Çaldı:
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, çevrim içi olarak bir araya geldiği 81 ildeki öğrencilere seslenerek, '15 Şubat'tan itibaren sizleri okullarımıza çağırmak, orada görmek istiyoruz. Baharı okullarımızda hep birlikte karşılayalım niyetindeyiz.' dedi.Selçuk, 2020-2021 Eğitim Öğretim Yılı Yarıyıl Dönemi kapanışı ve 'Birlikte 23 Gün Etkinlikleri' tanıtım programına çevrim içi olarak katılarak 81 ildeki öğrencilerle buluştu. Birinci döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Selçuk, yarıyıl tatilinin başladığına işaret ederek, çok 'sıra dışı' ve 'ilginç' bir dönemin geride kaldığını söyledi. Dünya tarihi açısından da çok farklı bir dönem olduğunu vurgulayan Selçuk, 'Sınıflarınızı, koşturduğunuz koridorları, okulun bahçesini, öğretmenlerinizi, öyle tahmin ediyorum ki en çok da arkadaşlarınızı özlediniz. Sabah erkenden kalkıp yollara düşmeyi bile özlediğinizi düşünüyorum.' diye konuştu. Bakan Selçuk, öğrencilerin uzaktan eğitimin inceliklerini bir şekilde öğrendiğini, zorluk ve güzelliklerini yaşadığını aktardı.Öğretmenler, aileler ve öğrencilerin gayretlerinin çok değerli olduğunu belirten Selçuk, 'Elbette gönlünüzden geçtiği gibi çok çok mükemmel bir şekilde sürekli olarak yüz yüze eğitim yapma imkanımız olmadı. Ama emin olun dünya standartlarında bir uzaktan eğitim ortamını sizler için oluşturduk.' dedi. İkinci döneme ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Selçuk, 'İkinci dönemde salgının yolumuzdan çekildiği oranda, okullarımıza hep beraber döneceğiz ve 15 Şubat'tan itibaren de sizleri okullarımıza çağırmak, orada görmek istiyoruz. Salgın koşullarını dikkate alarak elbette bu değerlendirmeler de yapılıyor. Baharı okullarımızda hep birlikte karşılayalım niyetindeyiz.' ifadelerini kullandı. 'Güçlü insanlar olmak istiyorsanız, işlerinizi kendiniz yapmalısınız'Selçuk, yarıyılın 23 gün sürecek uzun bir kış tatili olacağını hatırlatarak, öğrencilere, şu tavsiyelerde bulundu: 'Lütfen fırsat buldukça oyunlar oynayın, bedeninizle, ruhunuzla şarkılar dinleyin, bol bol okuyun, mutlaka bir yerlere gidip gezin ve notlar alın. Resim yapın ve kendinizi, ruhunuzu ve bedeninizi, zihninizi dinlendirmenin güzel yollarını bulun. Çevrenize en az ekrana baktığınız kadar dikkatle, güzeli çirkinden, iyiyi kötüden ayırmak üzere bakın. Çevrenin, doğanın, etrafımızda olup bitenlerin ne kadar güzel, ne kadar farklı ve ne kadar incelenmeye değer olduğunu göreceksiniz. Lütfen elinizden geldiği, gücünüzün yettiği kadar bütün işlerinizi kendiniz yapın, kimseye yaptırmayın. Eğer güçlü insanlar olmak istiyorsanız, işlerinizi kendiniz yapmalısınız ve problemlerinizi kendiniz çözmelisiniz. O zaman ayakta durma ihtimaliniz, çok daha güçlü olma ihtimaliniz söz konusu olacaktır.'Öğrencilerin evde kalmaktan sıkıldığının farkında olduklarını belirten Bakan Selçuk, 'Ben diyorum ki elbette sıkıldık, yorulduk ama her zaman yapılacak güzel işler, güzel etkinlikler vardır. Azimli olmanız, istikrarlı olmanız çok önemli. Bir resim, bir yemek yapmanız, bir yazıyı, hikayeyi kaleme almanız gerçekten çok çok değerli. Üretmek çok kıymetli ve bu şekilde içinizin rahatladığını da göreceksiniz ve biraz daha büyüdüğünüzü de hissedeceksiniz. Biz de sizler için böyle anlara şifa olacak, size iyi geleceğine inandığımız her güne özel etkinlikler hazırladık. Bu etkinlikleri sizlerle paylaşacağız. 'Birlikte 23 Gün' etkinlikleri kapsamında farklı çalışmalarla eğlenerek öğrenme fırsatını devam ettireceksiniz.' diye konuştu.Bakan Selçuk, bu etkinlikler arasında içeriğinde harf, sayı, renk gibi kavramlara farklı açıdan bakılmasını sağlayacak olan 'Resfebe', Türk ve dünya bilim sanat alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınan şahsiyetlerin tanıtıldığı 'Kim o', 'Bulmaca', 'Sudoku', 'Oyun', 'Günün deneyi', 'Hikaye tamamlama etkinlikleri' gibi güzel faaliyetlerin yer aldığını bildirdi. Bu tatil etkinliklerini ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki bütün öğrenciler için ayrı ayrı planladıklarını belirten Selçuk, 'Birlikte 23 Gün etkinliklerine Bakanlığımızın resmi web sayfasından ulaşabilirsiniz.' bilgisini verdi. Selçuk, 'Birlikte 23 Gün' tanıtım videosu ve etkinlerin yer aldığı web sitesini de paylaşarak, 'Tatilde de olsak yine birlikteyiz, beraber etkinlikler yapacağız.' dedi. Web sitesi üzerinden öğrencilerin beğendikleri etkinliklere katılabileceklerini anlatan Selçuk, şunları kaydetti: 'Sizden istediğim her yeni güne kendiniz ve ülkenizin geleceği için daha umutla bakmanız, umudunuzu hiçbir zaman yitirmemeniz. Biz sizlerle beraberiz, her türlü destek için hazırız, çalışıyoruz, merak etmeyin. Öğretmenlerinizle beraber sürekli haberleşiyoruz. Her zaman çok daha güzel şeyler yapabilme imkanımız var, bunun için gelişmeye, öğrenmeye devam etmemiz çok önemli. Ben hepinizi bu zor dönemde gösterdiğiniz çabadan, ortaya koyduğunuz gayretten dolayı tebrik ediyorum, kutluyorum. Ailelerinize teşekkür ediyorum çünkü onlarla beraber gerçekten zor bir dönemi geçirdiniz. Öğretmenlerimize her zaman teşekkürüm, şükran duygularım var çünkü sizleri yalnız bırakmadılar, hep beraber cansiparane mücadele etme imkanımız oldu.'İlk ve ortaokul öğrencilerinin karnelerinin hayırlı olmasını dileyen Selçuk, çocuklar, öğretmenler ve velilerin tatilde güzel bir dinlenme dönemi yaşamalarını temenni etti. 81 ilden birer ilkokul, ortaokul ve lise öğrencisinin katıldığı video konferansta, öğrencilerle sohbet ederek görüşlerini dinleyen Selçuk, 2020-2021 Eğitim Öğretim Yılı Yarıyıl Dönemi kapanış zilini çaldı.Birlikte 23 Gün tatil etkinlikleriBirlikte 23 Gün tatil etkinlikleri ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki öğrencilerin tatil süreçlerini verimli geçirmeleri için hazırlandı. Etkinlik takvimi 'http://birlikte23gun.meb.gov.tr/index2.html' adresinde erişime açıldı.Öte yandan Bakanlığın Twitter hesabından, uzaktan eğitim döneminde velilere yönelik hazırlanan takdir belgesi paylaşıldı. Bakan Selçuk imzalı takdir belgesinde, 'Sevgili anneler ve babalar, uzaktan eğitim döneminde çocuklarımızın eğitimine kesintisiz devam etmesi yönünde gösterdiğiniz özverinin farkındayız. Bu üstün gayretlerinizden dolayı sizlere takdir ve teşekkürlerimizi sunuyoruz.' ifadelerine yer verildi.
Koklear İmplant Çözümleriyle "İşitme Engellilik" Sorun Olmaktan Çıkıyor
İSTANBUL (AA) - İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Eyüp Kara, koklear implantların, diğer çözümlere göre net bir duyma ve 8 kat daha güçlü algılama sağladığını belirterek, 'Doğru zamanda yapılan koklear implant uygulamaları ve uygulama sonrası rehabilitasyon programları sayesinde işitme engellilik bir sorun olmaktan çıktı.' değerlendirmesinde bulundu.ABD’de yapılan çalışmada, dünyanın önemli akademisyenleri, sivil toplum kuruluşları ve implant üreticileri bir araya gelerek, total işitme kayıplı hastalarda tam duyma sağlayabilen koklear implantların daha yaygın kullanımı konusunda atılması gereken önemli adımları ortaya koydu. Çalışma sonrası paylaşılan verilere göre, koklear implanttan fayda görebilecek her 20 yetişkinden sadece 1'inde koklear implant bulunduğu belirtildi.Dr. Eyüp Kara, Konsensüs Çalışması'na ilişkin yaptığı değerlendirmede, işitme kaybı yaşayan yetişkinlerde tedavi süreci konusunda bilgi eksikliğinin pek çok hastanın bu imkandan yararlanmasını önlediğini belirterek, 'Doğumsal olan veya sonradan ortaya çıkan işitme kayıplarında koklear implant ürünlerinin kullanımının yaygınlaşmasıyla daha çok hastanın sağlıklı duyması mümkünken, farkındalığın düşük olması bu olanaktan daha az insanın yararlanmasına neden oluyor.' ifadelerini kullandı.'Yeni teknolojik çözümler konusunda farkındalığın sağlanması için pek çok adım atıldı'İşitme sağlığı alanında yeni teknolojik çözümler konusunda farkındalığın sağlanması için pek çok adım atıldığını belirten Kara, şunları kaydetti:'Dünya çapında daha çok insanın koklear implant teknolojisinden yararlanmasını sağlamak ve farkındalığı yükseltmek hedefiyle ABD'de bir araya gelen bilim adamları, sivil toplum kuruluşları ve implant teknolojisi üreticilerinin tarafsız ve objektif bir Uluslararası Konsensüs Belgesi yayınlayarak tüm dünyada daha çok işitme kayıplı bireyin implant teknolojilerinden yararlanması yönünde atılacak adımlar konusunda ortak bir yol haritasına imza attı. Uluslararası Delphi Konsensüs Belgesi, sağlık hizmeti alanında yedi kategoriyi kapsıyor. Farkındalık düzeyi, tedavinin uygulanması süreçleri, cerrahi teknikler, klinik etkinlik, uygulama sonrası sonuçlar, işitme kaybı ile depresyon, demans, bilişsellik ilişkisi ve maliyet etkililik.Delphi Konsensüs Belgesi, JAMA Otolarengoloji-Baş ve Boyun Cerrahisi Dergisi'nde de yayınlandı. Bugün koklear implanttan fayda görebilecek her 20 kişiden sadece 1'inin kullanıcı olması hastalar açısından büyük bir kayıp. Delphi Konsensüs Belgesi orta ila ileri veya çok ileri durumda sensorinöral işitme kaybı olan hastaların değerlendirilmesi ve yönetimi için net kılavuz ilkeler ile en iyi uygulamaların belirlenmesine yönelik adımların oluşturulmasını sağladı. Söz konusu adımlar, hastaların optimum işitme sonucuna erişebilmesi ve en iyi hayat kalitesine sahip olması için koklear implantlara ilişkin olarak teşhis, tedavi ve hastalık sonrası bakım açısından uluslararası ve güncel bir rehber oluşmasını sağladı.''Devlet geri ödemesi ile hastaların ameliyat ve rehabilitasyon giderleri karşılanıyor'Kara, doğuştan gelen veya çocuklukta ve yetişkinlikte gelişen kayıplarda yenilikçi teknolojiler kullanılarak üretilen koklear implantların, diğer çözümlere göre net bir duyma ve 8 kat daha güçlü algılama sağladığını belirtti.Uygun hastalarda, doğru zamanda yapılan koklear implant uygulamaları ve uygulama sonrası rehabilitasyon programları sayesinde işitme engelliğin bir sorun olmaktan çıktığını aktaran Kara, devlet geri ödemesi ile hastaların ameliyat ve rehabilitasyon giderlerinin karşılandığını aktardı.Kara, koklear implant çözümü için işitme kaybının oluşmasından hemen sonra hekime başvurulması gerektiğini, böylelikle tedavi başarısının arttığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:'Uygun hastalarda, doğru zamanda yapılan koklear implant uygulamaları ve uygulama sonrası doğru şekilde takip edilen bir rehabilitasyon programı bireye sağlıklı bir yaşam sunuyor. Örneğin; doğuştan çok ileri/total işitme kayıplarında, bir yaşına kadar yapılan uygulamalarda, konuşma, bilişsel yetenekler, akademik başarı ve sosyal adaptasyon açısından sorunsuz bir yaşam vaat edebiliyoruz. Yetişkinlerde de işitme kaybı ortaya çıktıktan sonra, geç kalınmaz ve beyindeki işitme merkezinin yetkinliği kaybedilmeden uygulama yapılırsa son derece başarılı/yüz güldürücü sonuçlar alıyoruz.Dünyada bugün 53 milyon işitme engelli hasta bulunuyor. Bu hastalar arasında tedaviden yararlanabilecek durumda olanların, yeni teknolojilerle desteklenen bu tedavi şekline erişmesini sağlamak, milyonlarca bireyin sağlıklı bireyler olarak hayata katılmalarına ve üretkenliklerine destek olacaktır. Hem sosyal hem de akademik olarak başarı sağlayabilen bireylerin mutlu ve sağlıklı yaşaması mümkündür. Bu konuda küresel farkındalığın artırılması ile daha çok birey çözümlerden haberdar olacak. Bu özelliğiyle Uluslararası Konsensüs Çalışması işitme engelliliğin çözümünde yeni bir çağ başlatabilecek önemli bir proje olmuştur.'
Hayırsever Akademisyen Kazada Vefat Eden Oğlunun Adına Okul Yaptıracak
ORDU (AA) - Ordu'nun Ünye ilçesinde hayırsever Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu tarafından 8 derslikli ilkokul inşa ettirecek. Yüceler Mahallesi'nde yaptırılacak Ünye Mert Kapıcıoğlu İlkokulunun yapım protokolü için Vali Tuncay Sonel, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Fatih Vargeloğlu ve Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu'nun katılımıyla imza töreni düzenlendi.Sonel, makamında gerçekleştirilen törende yaptığı konuşmada, Ordu için önemli ve hayırlı günlerden birisini yaşadıklarını belirtti.Ordu'nun ve Ünye'nin değerlerinden çok kıymetli, tıp alanında adeta simge olan Kapıcıoğlu ile 8 derslikli okulun yapım protokolünü imzalayacaklarını anlatan Sonel, şunları belirtti: 'Hocamız hem Karadeniz Teknik Üniversitesinde hem de yurtdışında birçok üniversitede çok başarılı işler yaptı. Bizim başımızın tacı. Kendisini çok çok seviyoruz. Allah razı olsun. 6 ay kadar önce üzücü bir kazayla Mert evladımızı maalesef kaybettik. Onun da mekanı cennet olsun. Hocam büyük bir güzellik yaparak, evladımız adına Ordu'muzda, Ünye'mizde 8 derslikli Mert Kapıcıoğlu İlkokulunu yapmak için hayır işinde bulundu. Biz hocamızın ellerinden öpüyoruz. Hocamız hakikaten bizler için çok kıymetli. Hem tıp alanında vermiş olduğu hizmetler, hem de böylesine örnek bir okul yaptığı için. Allah kıymetli hocamıza sağlık ve uzun ömür versin. Kendisinden Allah razı olsun.'Sonel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendilerine verdiği destek ve güçle, bu şekilde hem devletin katkısı, hem de hayırseverlerin katkısıyla Ordu'da 36'ncı okula ulaştıklarını vurgulayarak, 'Çok da değerli ve çalışkan İl Milli Eğitim Müdürümüz ve ekibi var. Allah onlardan da razı olsun. Beraberce inşallah hedefimiz 41'di. Bu rakama doğru gidiyoruz. Üç günlük dünya, yapılan bu güzel eserler geride kalacak. Allah hayrınızı kabul etsin.' dedi.Prof. Dr. Kapıcıoğlu ise 'Bu okul yapma işi benim hep hayat boyu özlediğim, evladımızda anısını yaşatacak güzel bir projedir. Dünyada yapılacak en büyük iyilik, en büyük hayır bu olduğuna inanıyorum. Bu bakımdan imkanı olan her kişinin Türk milli eğitimine katkılarına tavsiye ederim. Büyük huzur bulacaklardır.' diye konuştu.Hazreti Ali'nin, 'Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum' dediğini anımsatan Kapıcıoğlu, yapılacak okulda öğrencilerin ders görerek eğitim almasının, Hazreti Ali'nin tavsiyesini ve görüşünü yansıtacağını dile getirdi.Kapıcıoğlu, protokolü imzalamaktan büyük şeref duyduğuna işaret ederek, 'Bu hepimizin okulu. Buradan profesörler, bilim adamları çıksın. Onları sonuna kadar desteklemek bizim görevimiz olacaktır.' diye konuştu.Konuşmaların ardından Vali Sonel, Milli Eğitim Müdürü Vargeloğlu ve Kapıcıoğlu tarafından Ünye Mert Kapıcıoğlu İlkokulunun yapım protokolü imzalandı.
Reklam
Analiz - Rusya'da Muhalif Blog Yazarları Putin'in Başını Ağrıtacak
MOSKOVA (AA) - ALİ CURA - Bilim ve teknolojide dünyanın önde gelen ülkelerinden Rusya’da, her geçen gün güçlenen muhalif blog yazarları yüzünden iktidarı zor bir dönem bekliyor.İnternet teknolojisinin ilerlemesiyle insanların yaşamında bugün sosyal medya önemli yer kaplıyor. Sosyal medya uygulamaları sadece insan hayatını değil, devletlerin yönetim sistemlerini de etkiler hale geldi.Akıllı telefonlar vasıtasıyla özel hayatımıza kadar giren sosyal medya şirketlerinin oluşturdukları uygulamalar, toplumsal olayları tetikleyecek güç haline geldi.Devletler arasındaki mücadelelerin de aracı haline gelen sosyal medya uygulamaları gerektiğinde seçimlerin kaderini belirlemede, darbeler, protestolar ve karışıklıklar yaratılmasında ülkelerin kaderini etkileyecek önemli unsura dönüştürüldü.Rus bilgisayar korsanları dünyaca ünlüBu mücadelelerin en büyük ve ilk önemli örneğini, günlerce tartışılan “Rusya’nın, 2016’da ABD’deki seçimler öncesinde ve sonrasında Amerikan kamuoyuna Facebook üzerinden müdahalesi iddiası” oluşturdu.Siber dünyada Rus bilgisayar korsanlarının (hacker) yetenekleri dünya çapında bilinen bir gerçek. ABD’de, geçen yılın sonunda bazı bakanlıklar da dahil birçok federal kurumun hedef alındığı siber saldırılar yapıldığına dair iddialar tekrar gündeme gelmişti.Hatta Amerikan teknoloji şirketi Microsoft’un bir raporunda, Rus bilgisayar korsanlarının, dünyadaki seçimler, Kovid-19 aşı çalışmaları, üniversiteler ve olimpiyatlara kadar pek çok alanda gerçekleşen siber saldırılardan sorumlu olduğunu iddia etmişti.Rus blog yazarları ülkede muhalefetin bayraktarı olduSiber dünyada kitle iletişim aracı olarak büyüyen tehditler, bugün Rusya’da iktidarın karşısındaki yerini aldı.Geçen yıllarda, sosyal medya platformlarında görsel unsurların daha kullanılır hale gelmesiyle “blogger” ismi verilen blog yazarlarının sahip olduğu sosyal medya hesapları, Rusya içinde sadece kitlelerin bilgilendiği bir mecra değil, muhalefetin de bayraktarı oldu.İnternet teknolojisinin günlük yaşamda yerini almasından itibaren önce web sayfalarında yazarlık yaparak ortaya çıkan bloggerlar daha sonra sosyal medya sitelerinin zengin içeriklere imkan sağlamasıyla daha geniş alanda etkin olmaya başladılar.Günümüzde siyaset, yaşam tarzı, sağlık, seyahat, moda ve teknoloji gibi konularda öncülük edecek yaratıcı fikirlere sahip olan bu kişiler, ilgili konularda internet üzerinden dikkat çekici ve özgün içerikler üretip yayımlıyorlar.Rus blog yazarları milyon dolarlar kazanabiliyorYüksek sayıda takipçi sayısına ulaşan bloggerlar, takip ve izlenme oranlarına bağlı olarak gerek sosyal medya şirketinden gerek saniyesi binlerce dolarlık reklam tarifeleriyle elde ettikleri kazançlarla kısa sürede büyük servet sahibi oldu ve olmaya devam ediyorlar.Forbes dergisinin verilerine göre, Rusya’da 7,5 milyon takipçisi olan bir ünlü, yılda 3 milyon dolara yakın para kazanabiliyor.Bu örneklerden dolayı, izlenme oranlarının artması ve ticari kaygı, sosyal medyada üretilen içeriklerin, doğru ya da yanlış kriterleriyle değil, ilgi çekici, aykırı, farklı olma ve reyting kaygısıyla yapılır hale gelmesine neden oldu. Sovyetler Birliği geleneğine uygun olarak yönetimle ilgili sorunların kamuoyuna çok yansıtılmadığı Rusya’da siyaset ve ekonomi gibi konular artık internet gibi daha özgür ortamlarda tartışılıyor ve takip ediliyor.Ülkede haber takibi televizyondan internete kayıyorSon zamanlarda, dünyada olduğu gibi Rusya’da da haber izleme ve takip etme konusunda halkın televizyon kanallarına olan ilgisi eskiye göre azaldı ve internet kaynaklarına yöneldi.Özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının başlamasıyla sosyal izolasyonların sonucunda doğrudan iletişimden mahrum kalan insanların internette daha fazla zaman geçirmesi, bu eğilimi daha da hızlandırdı.Rus Kamu Görüşü Vakfının (FOM) geçen yıl yaptığı araştırmaya göre, Rus halkının yüzde 69’u, ki bu kesimin dörtte üçünü gençler oluşturuyor, önemli sosyal problemler ve bazı konuların gündeme getirilmediğine inanıyor.Araştırmaya göre, 2015’te haber ve bilgi kaynağı olarak “televizyon” kullanımının oranı yüzde 88 iken, 2020’nin başında yüzde 65’e, Ağustos 2020’de yani ülkede salgın nedeniyle sosyal izolasyonun uygulanmasından sonraki süreçte yüzde 62’ye düştü.Ayrıca 2015’te “internet” üzerinden haber takip oranı yüzde 35 iken, Ocak 2020’de yüzde 42, Ağustos 2020’de ise yüzde 51’e yükseldi.Putin karşıtı blog yazarlarının sayısı artıyorBu süre içerisinde Putin yönetimine karşı olan muhalif kesimler blog yazarlığı sıfatıyla eleştirilerini de artırdı. Kendilerini blogger olarak adlandıran ve takipçi sayısı milyonları bulan kişiler, bir süre sonra siyasi eğilimlerini açığa vurarak muhaliflere olan desteklerini ortaya koydular.Bugün, 9 milyona yakın takipçi sayısına sahip, önemli isimlerden röportaj alan Yuriy Dud, 2 milyona yakın takipçisiyle eski Devlet Başkanı adaylarından Ksenia Sobçak, medyatik isimlerle röportajlar yapan ve 1,5 milyon takipçisi olan İrina Şihman gibi onlarca blogger Putin yönetimini eleştiriyor.Rusya’da Putin’e iki dönem daha devlet başkanı olabilme imkanı sağlayan anayasa değişikliğinin ardından pek çok kişi blog yazarlığına soyundu ve yönetim aleyhinde harekete geçti.Muhalif blog yazarı Navalnıy’ın “Putin’in sarayı” iddiası 2 günde 45 milyondan fazla izleyici topladıRusya’nın önde gelen muhalif isimlerinden 44 yaşındaki Aleksey Navalnıy da blogger yazarlığı özelliği ile tanınıyor. Yıllardır Putin ve etrafındakileri “yolsuzluk” yaptıkları iddialarıyla hedef alan Navalnıy, hazırladığı ve Youtube’da yayımladığı videolarla Kremlin’i rahatsız ediyor. Navalnıy, daha önce eski Rusya Başbakanı Dmitriy Medvedev’e yönelik yolsuzluk iddialarını içeren videosu ile dikkat çekmişti.Yasaları ihlal ettiği gerekçesiyle pek çok defa hapse girip çıkan Navalnıy, ülkede özellikle genç kesimlerden ilgi görüyor. Navalnıy, bu yüzden de ağırlıklı olarak siyasi hareketini sosyal medya üzerinden sürdürüyor.Navalnıy, 20 Ağustos 2020’de Tomsk şehrinden Moskova’ya dönüşünde zehirlendiği iddiasıyla özel bir uçakla Berlin'deki Charite Hastanesi'ne nakledilmiş ve burada tedavi görerek iyileşmişti. “Putin’in talimatıyla Rus istihbaratı tarafından zehirlendiği” iddiasını öne süren Navalnıy, geçen hafta sonu Moskova’ya dönüşünde havalimanında pasaport kontrolünde iken gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.Hapse girdikten sonra Youtube kanalından Navalnıy ve ekibi tarafından daha önce hazırlanmış ve bekletilen bir video yayımlandı ve izlenme rekoru kırdı. Putin ile yakın çevresini hedef alan ve 10 yıl önce de gündeme gelen “Putin için saray: En büyük rüşvetin tarihi” isimli video 2 günde 45 milyonu geçen izlenme rakamlarına ulaştı.Navalnıy’ın protesto çağrısına blog yazarlarından destekNavalnıy, videonun başlangıcında, kendisinin Putin’in talimatıyla zehirlendiğini belirterek herkesi 23 Ocak’ta sokaklara protesto gösterilerine çağırdı.Kremlin ise bu iddiaların yeni olmadığını ve asılsız olduğunu ifade etti.Buna rağmen bazı sanatçılar ve önde gelen blog yazarları, sosyal medya hesaplarını kullanarak 23 Ocak’ta yapılacak izinsiz gösterilere katılma ve Navalnıy’a destek çağrısı yaptı.Sosyal medyadan oy verme yaşına gelmeyen gençlere de protestoya katılma çağrısıNavalnıy’ın videosuna ilaveten özellikle de oy verme yaşına ulaşmamış Rus gençlerin takip ettiği sosyal medya uygulamaları Tik Tok ve Vkontakte üzerinden hafta sonu ülkede yapılacak protesto gösterilerine çağrı ve destek içeren yüzlerce içerik üretildi. Sosyal medya üzerinden yayılan mesajlarda, izinsiz gösterilere katılmanın gençlerin sicilini olumsuz etkilemeyeceği ve polisten korkulmasına gerek olmadığına dair propagandalar yapıldı. Rusya Federal Bilgi Teknolojileri ve Kitle İletişim Denetleme Kurumu (Roskomnadzor), TikTok ve Vkontakte sosyal medya sitelerine uyarı yazısı göndererek gençleri izinsiz protestolara katılmaya teşvik eden yayınların durdurulmasını talep etti.Ardından da Rusya Başsavcılığı protestolara katılma çağrıları içeren internet sitelerine erişimin kısıtlanmasını talep etti ve konuya ilişkin gerekli adımların atıldığını duyurdu.Rusya’nın son yıllarda internet teknolojisi üzerinden hakimiyet sağlama çalışması gizli değil. Özellikle sosyal medya hesapları üzerinden kişisel bilgilerin yurt dışına çıkmaması için yasal düzenlemeler yapılan ülkede, 2019’da siber tehlikeler karşısında oluşabilecek riskleri bertaraf etmek için kendi bağımsız internet ağını (Runet) oluşturmasını öngören karar da yasalaştı. Yasayla siber tehlikelere karşı koymak için internet operatör ağlarında trafik filtreleme sistemlerinin kurulmasının önü açıldı. Bu önlemlere rağmen sosyal medyadaki gelişmeler, Rusya’nın ABD kaynaklı sosyal medyalardan gelen tehditlere karşı koyma kabiliyetinin henüz çok başarılı olamadığını gösteriyor. Belarus’taki muhalefetin sosyal medya yöntemi Rusya’nın provası olduGeçen yıl Belarus’ta cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ve sonrasında iktidara karşı binlerce kişiyi sokaklara döken, Batı ülkelerinden yönetilen sosyal medya hesaplarıyla uygulamaya konulan muhalefet yöntemi, komşu Rusya için adeta prova oldu.Rusya’da sosyal medya üzerinden yapılan sokağa çıkma çağrıları, sloganlar ve metotların Belarus’ta yapılanlarla aynı içerikte olması dikkat çekiyor. Popülerliklerini her geçen gün artırmaya devam eden sosyal medyanın 'kahramanları', gelecek günlerde Rusya’da sokakların hareketlenmesi için fitili çoktan ateşledi.Sanal dünyada birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde hareket eden siyasetin bu yeni aktörleri Rusya’da gelecekte Putin’in başını ağrıtacak gibi görünüyor.
Kovid-19 İle Mücadelede Yarıyıl Tatili Uyarısı
İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bünyamin Sertoğullarından, 3 hafta sürecek yarıyıl tatilinde insan hareketliliğinin artması ve kısıtlamalara uyulmaması halinde yeni bir vaka artışının yaşanabileceği uyarısında bulundu. Sertoğullarından, AA muhabirine, sağlık çalışanlarının Kovid-19 aşısına yoğun ilgi gösterdiğini, aşının 28 gün sonra uygulanacak olan 2. dozdan 3 hafta sonra etkisini göstereceğini söyledi. Sokağa çıkma kısıtlaması ve tedbirlerle vaka artış ile ölüm rakamlarında azalmaların yaşandığını hatırlatan Sertoğullarından, 'Rakamlardaki düşüşleri vatandaşlarımızın duyarlılığına bağlıyoruz. En yoğun vaka sayılarının yaşandığı günlerde acil servisimize 1200 hasta Kovid-19 şüphesiyle başvururken bu rakam son günlerde 200'e kadar düştü. Eskiden günde ortalama 30 ya da 40 hastayı Kovid-19 bulgularıyla serviste tedavi altına alırken bu rakam 4'e kadar indi. Hastalığın azalmasına bağlı olarak yoğun bakımdaki hasta sayılarımız ise yüzde 40 kadar azaldı.' dedi. Sertoğullarından, tüm toplumun aşılanması tamamlanıncaya kadar kısıtlamalar ve tedbirlere uymaya devam etmesinin önemli olduğunu, bu konuda herkesin üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Kovid-19 nedeniyle eğitimlerini uzaktan sürdüren öğrencilerin 3 hafta sürecek yarıyıl tatiline bugün başlayacağını hatırlatan Sertoğullarından, şunları kaydetti:'Bir sağlık çalışanı olarak yarıyıl tatili bizi korkutmuyor ama endişelendiriyor. İnsanlar evlerinden çıkmak istiyor. Hareketlilik yaşanır, insan teması artar, kısıtlamalara ve tedbirlere uyulmazsa vaka sayısında ciddi artışlar yaşanacaktır. Bunu engellemek için vatandaşlarımız tatili çocuklarıyla evlerinde geçirmeli. Konaklamalı tatil ve aile ziyaretleri yapılmamalı. Bu programlarını yaza kadar ertelemeli. Biz bunu geçen Kurban Bayramı'nda gördük. Bu dönemde insan hareketliliği arttı ve hemen vaka sayılarında yükselmeler gözlendi. Birbirimizi gerçekten çok özledik ama Kovid-19 kontrol altına alınmadan buluşmamız belki de birbirimizi artık hiç görmememize neden olabilir.' Sertoğullarından, yarıyıl tatilinde hareketliliğin artması durumunda sağlık çalışanlarının iş yükünün kısa sürede artacağını, bunun da salgınla mücadeleyi olumsuz etkileyeceğini sözlerine ekledi.
Reklam
Da Vinci'nin Başyapıtları "Mona Lisa" Ve "Son Akşam Yemeği" Senegal'e Geldi
DAKAR (AA) - Senegal'de, İtalyan sanatçı ve bilim adamı Leonardo da Vinci'nin ölümünün 500'üncü yılı dolayısıyla düzenlenen sergide, sanatçının dünyaca ünlü 17 başyapıtı, özel bir ışıklandırma ve dijital boyama tekniğiyle sanatseverlerle buluştu. İtalya'nın Dakar Büyükelçiliği ve İtalyan Kültür Merkezi organizasyonuyla hazırlanan 'Opera Omnia Leonardo' sergisi, başkent Dakar'daki Siyahi Medeniyetler Müzesi'nde (MCN), ziyaretçilerini bekliyor.Da Vinci'nin ölümünün 500'üncü yılı dolayısıyla Ocak 2019'da başlayan ve Çin'den Etiyopya'ya 15 ülke gezen serginin son durağı Dakar oldu. Aralarında Paris'teki Louvre Müzesi'nde sergilenen 'Mona Lisa' ve Milano'daki Santa Maria delle Grazie Manastırı'nda sergilenen 'Son akşam yemeği'nin de bulunduğu 17 eser, özel bir ışıklandırma ve dijital boyama tekniğiyle bire bir ölçü ve renklerde yeniden hayat buldu. 'Mona Lisa'nın orijinaline bakıyor hissi yaşıyorum'Serginin Dakar'daki küratörü Ousseynou Wade, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Da Vinci'nin dünyanın farklı şehirlerinde bulunan eserlerini dijital de olsa ilk kez yan yana sergileyebilmekten büyük mutluluk duyduklarını söyledi.Wade, kullanılan dijital tekniğin ziyaretçilere farklı bir deneyim sunduğunu belirterek 'Bu dijital boyama ve ışıklandırma sayesinde ziyaretçiler Son akşam yemeği tablosuna bakınca kendilerini Milano'da eserin orijinaline bakıyor gibi hissedecekler.' dedi.Sergiyi gezenlerden emekli finans uzmanı Mamadou Gueye, Paris'te öğrenciyken Louvre Müzesi'nde gördüğü Mona Lisa'yı yıllar sonra Dakar'da ziyaret edebildiği için şanslı olduğunu dile getirdi.Gueye, 'Louvre'da gördüğümden farklı değil. Mona Lisa'nın orijinaline bakıyor hissi yaşıyorum. Tüm detaylar bire bir yansıtılmış.' ifadesini kullandı. Opera Omnia Leonardo sergisi 28 Şubat'a kadar ziyaret edilebilecek.
AB Ülkelerinde, Kovid-19 Aşısı Tedarikindeki Aksaklıklar Tepkilere Yol Açtı
BERLİN (AA) - Avrupa Birliği'ne (AB) üye ülkelerde, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı üretilen aşının tedarikinde meydana gelen aksaklıklar nedeniyle kamuoyunda hem AB Komisyonuna, hem de ülke hükümetlerine yoğun tepki gösteriliyor.Çin’in Vuhan kentinde, 2019’un sonunda ortaya çıkan Kovid-19 virüsü kısa sürede dünyaya yayıldı ve Avrupa'yı da etkisi altına aldı.AB ülkeleri 2020'nin başında bir taraftan salgının yayılmasını önlemek için tedbirler alırken diğer taraftan dünyanın farklı şirketlerinde Kovid-19'a karşı aşı geliştirme çalışmaları başladı.Aşıların henüz geliştirme safhasında bulunduğu dönemde AB’ye üye ülkeler, aşıların tedariki konusunda şirketlerle sözleşme yapması için AB Komisyonuna yetki verdi.Komisyon, Ocak 2021'e kadar 6 firmayla yaklaşık 2,3 milyar doz aşı alabilecek şekilde sözleşmeler yaptı. Birlik, opsiyonlar dahil BioNTech-Pfizer ile 600 milyon, AstraZeneca ile 400 milyon, Sanofi ve GSK ile 300 milyon, Johnson and Johnson şirketiyle 400 milyon, CureVac ile 405 milyon, Moderna ile 160 milyon doz aşı almak için sözleşme imzaladı.Aşı geliştirme çalışmalarını ilk tamamlayan ve virüse karşı etkili olduğu açıklanan Amerikan ilaç şirketi Pfizer ile Türk bilim insanları Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci tarafından kurulan Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in aşısına AB Komisyonu, 21 Aralık'ta, Avrupa İlaç Ajansının (EMA) tavsiyesiyle onay verdi ve AB'nin büyük bölümünde 27 Aralık'ta aşı kampanyası başlatıldı.Amerikan ilaç şirketi Moderna'nın aşısı ise 6 Ocak'ta onay aldı ve kullanıma sunuldu.Aşılama sürecinin yavaş ilerlemesi tepkilere neden olduBaşta Almanya olmak üzere birçok AB ülkesinde aşı miktarının azlığı ve aşılama sürecinin İsrail ve ABD gibi ülkelere göre yavaş ilerlemesi kamuoyunda eleştirilere sebep oldu.AB Komisyonu, özellikle erkenden aşı onayı alan BioNTech şirketiyle sözleşme imzalama konusunda çok yavaş ve tereddütlü davranmakla suçlanıyor.AB Komisyonunun BioNtech ve Moderna'ya göre aşı geliştirmekte geciken Fransız Sanofi ve Alman CureVac şirketleriyle çok daha fazla aşı dozu için anlaştığına da dikkat çekiliyor.Eleştirileri kabul etmeyen AB Komisyonu, yapılan görüşmelerde mümkün olan en geniş aşı portföyü oluşturmanın amaçlandığını ifade etti. 2020'nin ikinci yarısında AB dönem başkanlığını yürüten Almanya Başbakanı Angela Merkel de aşı tedarikinin AB Komisyonu tarafından yapılmasının, Birliğin birlikteliği açısından doğru olduğunu savundu.Bu tartışmalar sürerken Pfizer ve BioNTech'in, 15 Ocak'ta Kovid-19 aşısı üretimini artırmak için imalat operasyonlarını yeniden ölçeklendirileceği ve bu durumun Avrupa'ya yapılan aşı tedarikini geçici olarak azaltacağına ilişkin açıklama AB ülkelerindeki eleştirileri daha da artırdı. Almanya'da eyalet yönetimleri AB Komisyonuna ve hükümete, verilen sözlerin yerine getirilmediği gerekçesiyle tepki gösterdi.Almanya'da eyaletler aşı kampanyasında değişikliğe gittiKuzey-Ren Vestfalya eyaleti planlanandan daha az miktarda aşı dozunun kendilerine ulaştığı gerekçesiyle evde yaşayan 80 yaş üzerindekilerin aşılanmasını 1 hafta erteledi, sağlık personeline yönelik aşılamayı da geçici olarak durdurdu.Brandenburg ve Aşağı Saksonya eyaletlerinde ise planlanandan daha az kişi aşılanmaya başlandı.Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn, BioNTech/Pfizer'in aşısının beklenilen sayıda ulaşmamasından ilaç şirketini sorumlu tuttu.Spahn, Pfizer'in açıklamasının kendisini de kızdırdığını belirtti. Başbakan Merkel ise Pfizer fabrikasındaki üretim değişikliğine rağmen 2021'in ilk çeyreğinde taahhüt edilen 8,8 milyon doz aşının garanti altında olduğunu söyledi. Muhalefetteki Hür Demokrat Parti Milletvekili Christine Aschenberg-Dugnus, Sağlık Bakanı Spahn'ı 'suçu başkasına atarak kendi başarısızlığını örtmekle' suçladı.Alman hükümet yetkilileri tarafından daha önce yapılan açıklamalarda, yılın ilk çeyreğinde 10 milyon doz Pfizer/BioNTech, 1,8 milyon doz da Moderna aşısının ülkeye geleceği belirtilmişti.​​​​​​​İtalya yasal yollara başvurmayı değerlendiriyorİtalyan basını ise hükümetin Avrupa'ya Kovid-19 aşısı tedarikini geçici süre azaltacağını açıklayan Pfizer'e karşı yasal yollara başvurmayı değerlendirdiğini ve bu konuda deneyimli hukuk müşavirlerini harekete geçirdiğini bildirdi. İtalya'da Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında lojistik ihtiyaçlardan sorumlu Başbakanlık Acil Tedarik Komiseri Domenico Arcuri, aşı teslimatlarındaki gecikmeler nedeniyle ülkedeki aşılamanın önemli ölçüde yavaşladığını söyledi. Arcuri, 'Gelecek hafta normale göre yüzde 20 daha az aşı teslim alacağız, bu hafta da yüzde 29 daha az aşı temin edildi. Aşılama, günde ortalama 80 binlerdeyken, geçen cumartesi 28 bine kadar geriledi. Bu gecikme, firmanın tek taraflı aldığı karardan kaynaklandı.' değerlendirmesinde bulundu.Komiser Acuri, Pfizer'ın aşı dozlarını yüzde 20 azaltmasının 27 AB ülkesinin tamamını etkileyeceğini belirtti.-​​​​​​​ Polonya Başbakanı, AB yetkililerinden aksaklıkları aydınlatmasını istediPolonya Başbakanı Mateusz Morawiecki, AB Konseyi Başkanı Charles Michel ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'e mektup yazarak BioNTech'in ürettiği aşıların AB üyesi ülkelere, belirlenen sürede ulaşmamasının nedenlerinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.Morawiecki, aşıların planlanan zamanda ulaştırılmamasının ülkesindeki aşı programını ciddi şekilde etkileyeceğini kaydetti.AB Komisyonu: Gelecek haftadan itibaren teslimatlar anlaşmaya uygun hale gelecekAB Komisyonu yetkilileri, bu hafta aşı teslimatında aksaklıklar yaşanabileceğini ancak gelecek haftadan itibaren teslimatların anlaşmaya uygun şekilde yapılacağını bildirdi. Pfizer'in, AB Komisyonuna, gelecek hafta, bu hafta eksik kalan teslimatı telafi edeceğini aktardığı belirtildi. AB Komisyonu, bu hafta şirketin ne kadar eksik teslimat yaptığı konusunda açıklama yapmadı.İspanya'da şırınga sıkıntısından aşı ziyan oluyor İspanya'da ise bazı bölgelerde bir şişeden 5 yerine 6 doz kullanılmasıyla ilgili tartışma devam ediyor.Ülkenin bazı bölgelerindeki şırınga sıkıntısından, şişedeki aşının 6 doza bölünemediği ve böylelikle aşının ziyan olduğu belirtiliyor.Diğer taraftan Madrid'deki yerel yönetim, merkezi hükümet tarafından dağıtılan aşının tükendiğini, bu yüzden aşılamanın durdurulduğunu açıkladı.
Reklam
Reklam
Alman Aşısı, Maraş Dondurması Buzuyla Taşınıyor
Türk Bilim İnsanları tarafında Almanya'da üretilen Covid-19 aşlarının dağıtımı, ünlü Maraş dondurmasının erimeden taşınmasını sağlayan kuru buzlar yardımıyla yapılıyor. Türk-Alman ortaklı LY-Holding'in Almanya'daki buz üretim tesisinin aynısı Kahramanmaraş'ta da bulunuyor. Holdingin Kahramanmaraş'taki ortağı Sami Kervancıoğlu, talep olması durumunda Türkiye'de aşıların illere dağıtımı konusunda -78 derecedeki kuru buzlarla destek vermeye hazır olduklarını söyledi.
Reklam
ABD'deki Fetö Okulunun Müdürü "Taciz Olayını Gizlemekten" Gözaltına Alındı
NEW YORK (AA) - ABD'nin Florida eyaletinde Fetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) ait sözleşmeli okulun müdürü, kampüste yaşanan taciz olayını örtbas etmeye çalıştığı iddiasıyla gözaltına alındı.Yerel medyada çıkan haberlerde, Florida'nın Orange ilçesinde bulunan 'Orlando Science Charter School' isimli sözleşmeli okulun müdürü A.Y'nin, bir okul çalışanının öğrencilerini cep telefonundan taciz etme olayını polisten gizlediği gerekçesiyle gözaltına alındığı bilgisi yer aldı.FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'le bağlantılı olduğu belirtilen sözleşmeli okulun müdürü A.Y.'nin, personel J.A'nın öğrencilere uygunsuz fotoğraflar gönderdiği taciz olayını, ortaya çıkıncaya kadar, 30 gün polisten gizlediği ileri sürüldü.A.Y'nin, cinsel taciz mağduru öğrencilerden biri tarafından yapılan şikayeti polise rapor etmek yerine okul içinde bir soruşturma yapmakla yetindiği ifade edildi.Okulda yaşanan taciz skandalını polise bildirmemekle suçlanan 35 yaşındaki A.Y, 19 Ocak salı günü Orange ilçe polisi tarafından gözaltına alındı.Tacizci de aynı FETÖ okulundan mezunWFTV9 isimli yerel kanalın derlediği haberde, okul öğrencilerine cep telefonundan cinsel içerikli fotoğraflar göndermekle suçlanan 19 yaşındaki J.A'nın aynı okuldan mezun olduğu bilgisi paylaşıldı.Mahkeme kayıtlarında, J.A'nın taciz olayına karıştığı sözleşmeli okuldan Haziran 2018'de mezun olduğu, 24 Temmuz 2018'de ise aynı okulda ofis asistanı olarak göreve başladığı belirtildi.Mağdur öğrencilerden birinin 26 Mart 2019'da okul görevlilerine yaptığı şikayet üzerine ortaya çıkan olayla ilgili, bir okul yetkilisinin ifadesinde, J.A'nın telefonundan öğrencileri taciz ettiğine değinildi.Olayın kendisine hem e-posta yoluyla hem sözlü olarak aktarıldığı okul müdürü A.Y'nin, durumu ne polise ne de ilgili devlet kurumlarına bildirmediğine yer verildi.29 Mart 2019'da okula istifasını sunduğu belirtilen J.A, ancak bir ay sonra, 29 Nisan 2019'da ismi açıklanmayan bir okul çalışanı tarafından polise ihbar edildi.İhbarın yapıldığı tarihten önce yakalandığı ortaya çıkan J.A'nın, 16 Mayıs 2019'da taciz olayı dahil birçok suçtan hapis cezasına çarptırıldığı kaydedildi.FETÖ okullarında daha önce de benzer olaylar yaşanmıştıABD genelinde 25'ten fazla eyalette 140 civarında sözleşmeli okulu olduğu bilinen FETÖ'nün bu okullarında meydana gelen yolsuzluk ve cinsel taciz dahil çeşitli suçlamalar, soruşturmalar ve yargılamalar, daha önce de Amerikan medyasına konu olmuştu.New Jersey Yüksek Mahkemesi belgelerine göre, Paterson şehrinde bulunan 'Sanat ve Bilim Sözleşmeli Okulu'nda danışma görevlisi olarak çalışan J.R, kendisine defalarca sözlü ve fiziksel cinsel tacizde bulunduğunu belirttiği okul müdürü D.N'den Şubat 2019'da davacı olmuştu.FETÖ okulunun davacı kadın çalışanla,16 Mayıs 2019'da 450 bin dolar karşılığında anlaştığı belirtilirken, yerel medyada D.N. hakkında ikinci bir taciz davasının da devam ettiği kaydedilmişti.Farklı FETÖ okullarında yöneticilerin tepkilerindeki benzerlikIllinois'teki Concept Schools okul sistemine bağlı faaliyet gösteren Horizon Science Academy'de çalışan öğretmen L.H, mahkeme kayıtlarındaki ifadesine göre, 'cinsel ayrımcılık', 'cinsel taciz' ve 'misilleme' iddiası ile açtığı davada okul yöneticisi D.S'yi suçlamıştı.Şikayet dilekçesinde, 2014-2015 yıllarında gerçekleşen olayda, FETÖ bağlantılı okul yönetiminin L.H'nin işine son verdiği, okul yöneticisi Shanahan'ı ise terfi ettirdiği bilgisi yer almıştı.Bir diğer olayda, Ohio'daki Horizon Science Academy Dayton Lisesi isimli FETÖ sözleşmeli okulunda öğretmenlik K.K'nin, Ohio Eğitim Departmanına sunduğu şikayet dilekçesinde yer alan bilgilere göre, okulun düzenlediği bir festivalde, iki öğrencinin uygunsuz görüntüleri okulun güvenlik kameralarına yansıdığı halde yönetim tarafından örtbas edilmeye çalışılmıştı.Yaşadığı sorunlar yüzünden 2013 yılında FETÖ okulundan ayrılmak zorunda kalan K.K, söz konusu olayın üzerine gitmesi üzerine kendisine konunun kapandığının söylendiğini ve çok fazla soru sorduğuna ilişkin tepki gösterildiğini belirtmişti.Yolsuzluk ve cinsel skandaldan kapanan FETÖ okuluLouisina eyaletinde Pelican Educational Foundation (Pelikan Eğitim Vakfı) isimli FETÖ eğitim kurumuna bağlı faaliyet gösteren Abramson Sözleşmeli Okulu da hakkında 2011 yılında çıkan yolsuzluk ve rüşvet skandalları ile ilgili eyaletin eğitim idaresi tarafından soruşturmadan geçirilmişti.Times-Picayune isimli basın kuruluşunda çıkan habere göre, okul öğretmenlerinden G.R'nin, sınıfındaki öğrenciler arasında farklı zamanlarda iki defa yaşanan cinsel taciz olayını rapor etmesi üzerine, FETÖ okulunun skandalı örtbas etmeye çalıştığı, eyaletin bu sebeplerden 2011 eğitim yılı başlamadan Pelikan Eğitim Vakfının okuldan el çektirildiği bilgilerine yer vermişti.
Biden'ın Görevdeki İlk Gününde Gündemi Kovid-19'La Mücadele Oldu
WASHINGTON (AA) - ABD Başkanı Joe Biden, dünkü yemin töreninin ardından görevindeki ilk gününde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınını yenecek politikalara odaklandı. Göreve geldikten birkaç saat sonra Donald Trump dönemi politikalarının geri çevrilmesine yönelik 17 kararname imzalayan Biden, bugün Kovid-19 salgınına yoğunlaştı. Biden, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında, yönetiminin virüsle mücadele stratejisini duyurdu ve bir dizi kararname ile başkanlık emrine imza attı. ABD Başkanı Biden, 'Son 4 yılda, federal hükümete acil durumlarda eyleme geçmesi, odaklanması ve koordinasyonu sağlaması için güvenememiştik. Kovid-19'da gördüğümüz trajik başarısızlığın nedeni de buydu.' ifadesini kullandı. Kovid-19'la mücadele için yeni bir stratejik plan oluşturduklarını vurgulayan Biden, 'Çok dürüstçe söylüyorum ki, bu virüsü aşacağız. Pandemiyi yenmek için ulusal bir stratejimiz olacak. Gerekli yardımlar yolda.' diye konuştu.Biden, ABD'de Kovid-19 konusunda 'kara kış'ın yaşandığını belirterek, 'Gelecek aya kadar ABD'de Kovid-19'dan ölenlerin sayısı 500 bini bulabilir. İşler iyileşmeden önce kötüleşecek.' değerlendirmesinde bulundu.Maske konusunda da adımlar atacağının altını çizen Biden, şöyle devam etti:'Dün, federal binalarda maske ve sosyal mesafe zorunluluğuna ilişkin bir kararname imzaladım. Bugün de eyaletlerarası yolculuklarda tren, uçak ve otobüslerde maske zorunluluğu getiren bir başka kararname imzalayacağım. Ayrıca ABD'ye yurt dışından uçan herkesten negatif test sonucu isteyeceğiz ve bu kişiler, ABD'ye geldiğinde karantinaya girecek.'Biden, karantina kurallarına ilişkin ise detaylı bilgi paylaşmadı. 'Savaşın içindeyiz' ABD'de virüs nedeniyle ölenlerin sayısının 2. Dünya Savaşı'nda ölen Amerikalıların sayısını aştığını belirten Biden, 'Bugün bir savaşın içindeyiz.' dedi.Biden, aşı ve test için gerekli ihtiyaçların karşılanması amacıyla kendisine özel sektörün üretimini yönlendirme hakkı veren 'Savunma Üretim Yasası'nı harekete geçireceğini söyledi.Uzman ve bilim insanlarının fikrine daha çok önem vereceklerini vurgulayan Biden, 'Bilim insanları ve uzmanlar, siyasi müdahale olmadan işlerini yapacak.' ifadesini kullandı.Kovid-19 teşvik paketiBiden, Kovid-19 teşvik paketi konusuna da değinerek, en yakın zamanda bu paketin onaylanması için elinden geleni yapacağının altını çizdi.Biden'ın imzaladığı belgeler kapsamında aşı uygulamalarının ve testlerin hızlandırılması, tedaviye erişimin daha da hızlandırılıp kolaylaştırılması ve risk gruplarının koruma altına alınması yer alıyor. Görevdeki ilk 100 gününde aşı olan kişi sayısını 100 milyona çıkarmayı hedefleyen Biden yönetimi, okulların güvenli şekilde yeniden açılması için de ilgili kurumlara gerekli testlerin sağlanması talimatı veriyor.
Türkiye Barolar Birliği, Üniversitelerde "Çevre Hukuku Ana Bilim Dalı" Kurulması İçin Yök'e Başvurdu
ANKARA (AA) - Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, üniversitelerde 'çevre hukuku ana bilim dalı' kurulması ve doçentlik bilim alanları listesine 'çevre hukuku'nun eklenmesi için Yükseköğretim Kuruluna (YÖK) başvurdu.TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonundan yapılan açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden'ın dün ülkesinin yeniden Paris İklim Anlaşmasına dahil olma sürecini başlattığı anımsatıldı. Bu durumun Avrupa Birliği ve ABD'nin gelecek günlerde asli gündeminin iklim değişikliği olacağını gösterdiği ifade edilen açıklamada, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un da 8 Ocak'ta İklim Kanununun çıkarılarak, çevreyi ve doğayı koruyacak yeni adımlar atılacağını duyurduğu hatırlatıldı. Açıklamada, şu değerlendirmeler yapıldı:'Bu dönüşüm sürecinin, ciddi bir düzenleme gerektirdiği ve bu düzenlemeyi yapmak üzere, evrensel değerlere dayalı ve yerel farklılıkları gözeten bir çevre hukuku enstrümanına ihtiyaç duyulduğu aşikardır. Çevre hukukunun istenilen özelliklere sahip olabilmesi ve milletin, ülkenin, dünyanın ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için öncelikle akademik bir disiplin ve çalışma ortamına sahip olması gerektiği de açıktır. Bilimsel bilgi, araştırma ve çalışmalarla desteklenmeyen hukuk alanının, kendisinden beklenen yararı sağlayabilmesi mümkün olmayacaktır.'Açıklamada, Türk üniversitelerinde 'çevre hukuku ana bilim dalı'nın bulunmaması ve doçentlik başvurusu yapılabilecek bilim alanları listesinden çevre hukukunun çıkartılmasının, bu alandaki bilimsel çalışmalar ile bilgi üretimini ciddi şekilde engellediği vurgulandı. Bağımsız bir hukuk dalı olarak çevre hukukunun, kendi özel kürsüsünün bulunması gerektiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi: 'Bu durumun çözümü için Anayasasının 131. maddesi ile 2547 sayılı Kanun hükümleri gereği, hukuk fakülteleri bünyesinde, bağımsız bir 'çevre hukuku ana bilim dalı' kurulması ve doçentlik başvurusu yapılabilecek bilim alanları listesine 'çevre hukuku'nun eklenmesi gerekmektedir. TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, TBB Yönetim Kurulunun onayıyla, üniversiteler bünyesinde 'çevre hukuku ana bilim dalı' kurulması ve doçentlik başvurusu yapılabilecek bilim alanları listesine 'çevre hukuku'nun eklenmesi için gerekli işlemlerin ivedilikle yerine getirilmesi istemiyle YÖK Başkanlığı'na yasal başvuruda bulunmuştur.'
Merkel'den Kovid-19'Un Mutasyonları Konusunda Uyarı:
BERLİN (AA) - Almanya Başbakanı Angela Merkel, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) mutasyonlarına karşı daha dikkatli olunması gerektiğini söyledi.Merkel, Federal Basın Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, uygulanan sert Kovid-19 tedbirlerini savunarak 'Yeni enfeksiyonlar nihayet azaldı. Bu, Almanya'daki sert tedbirlerin meyvesini vermeye başladığını ve çabaların buna değdiğini gösteriyor.' dedi. İngiltere ve Güney Afrika Cumhuriyeti'nde görülen Kovid-19'un türlerinin şu anki çabaları tehdit ettiğini belirten Merkel, 'Almanya’da da bu yeni virüs türleri tespit edildi. Virüsün mutasyona uğramasını ciddiye almak gerekiyor. Bunu herkesin dikkate almasını istiyorum.' diye konuştu. Merkel, yeni vaka sayılarının azalması ve yoğun bakımdaki hasta sayısının düşmesinin iyi haber olsa da ölüm sayısının yüksek seyretmesinin dehşet verici olduğunu söyledi.Almanya Başbakanı Merkel, 'Tehlikenin ortaya çıkmasını ve günlük sayılara yansımasını bekleyemeyiz. O zaman salgında üçüncü ve muhtemelen daha sert bir dalganın yaşanmasını önlemek için geç olur.' ifadesini kullandı.Bu tehlikenin engellenebileceğini ifade den Merkel, bu konuda son olarak eyalet başbakanlarıyla yeni önlemler aldıklarını hatırlattı.Uğur Şahin'i savunduAşı kampanyasını mümkün olduğu kadar hızlandırma güvencesi veren Merkel, şirketlerden söz verilen aşıların sağlanması durumunda yaz sonunda herkese aşı imkanı sunabileceklerini söyledi.Hükümet olarak aşı üretim tesisi işletmediklerini, bundan dolayı ne kadar aşı dozu üretileceği konusunda bir garanti veremeyeceğini kaydeden Merkel ancak aşıların üretilmesi için şirketlere destek verdiklerini anlattı. Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci tarafından kurulan Alman biyoteknoloji firması BioNTech’in bir üretim şirketi olmadığını ifade eden Merkel, BioNTech'in bu konuda Amerikan ilaç firması Pfizer ile iş birliği yapmasının akıllı bir adım olduğunu belirtti.BioNTech’in geliştirdiği aşının Pfizer tesislerinde üretildiğine işaret eden Merkel, “BioNTech aşıyı geliştirdi. Bu şimdi bizim aşımız gibi davranılıyor. BioNTech Pfizer ile çalışıyor. Pfizer uluslararası bir firma. Uluslararası piyasada iş yapan her firma bir bölgeyi tercih etmez.” şeklinde konuştu.Merkel, “Sabırsızlığı anlıyorum. BioNTech’i eleştirmek için bir sebep görmüyorum. Burada gece gündüz çalışan insanlar var. Prof. Şahin ve eşi ile görüştüm. Tek boş günleri yok. Şahin 24 Ocak 2020’de bir pandeminin geldiğini gördü ve tüm araştırma faaliyetlerini bir günden diğer güne değiştirdi. Bundan faydalanıyoruz bugün. Burada niye mızmızlanıyoruz? Avrupa Birliği burada yapabileceğini yaptı.” dedi.Kuzey Akım 2 yaptırımlarını eleştirdiRus gazını Almanya'ya taşıması planlanan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru projesine yönelik temel tutumunda bir değişiklik olmadığını dile getiren Merkel, ABD'nin boru hattının yapımında rol alan firmalara yaptırım getirmesini doğru bulmadığını ifade etti.Merkel, yaptırımları eleştirerek ABD yönetimiyle bu konuyu görüşmek istediklerini belirtti.ABD'de yemin ederek görevine başlayan Başkan Joe Biden’in Paris İklim Anlaşması'na geri dönmesini ve ülkesinin Dünya Sağlık Örgütünden ayrılmasını durdurması gibi ilk girişimlerini olumlu bulan Merkel, “Biden ile siyasi mutabakat sağlanabilecek çok daha fazla alan var.' dedi.Ancak ABD ile bazı konularda görüş ayrılıklarının da yaşanacağını ifade eden Merkel, “Avrupa’nın genel olarak daha fazla sorumluluk alması gerekecek. Bu sadece askeri olarak değil, diplomatik alanda da ve başka alanlarda da geçerli.” ifadesini kullandı.Merkel, Almanya’nın ve AB’nin daha fazla sorumluluk almaya hazır olduğunu söyledi.
Reklam