Kendinle En Çok Çeliştiğin İki Durum!
“Ben böyleyim” dediğin şeylerle, gerçek hayatta yaptıkların ne kadar örtüşüyor? Hepimizin savunduğu ilkeler, kaçtığı duygular ve fark etmeden düştüğü çelişkiler var. Bu test; kişiliğinde en sık yaşadığın iki temel iç çatışmayı eğlenceli ama nokta atışı sorularla ortaya çıkarıyor.
Hazırsan, kendinle yüzleşmeye başla!
1. Cinsiyetini seçerek başla!
2. Şimdi de yaşını seç!
3. Birine bağlandığını fark ettiğinde ne yaparsın?
4. “Ben özgür ruhluyum” diyen biri misin?
5. Tartışmalarda hangisi sana daha tanıdık?
6. Yalnız kalınca ne hissedersin?

7. Aşkta en çok neyi savunursun?
8. Ama gerçek hayatta en çok ne zorlar?
9. “Güçlü biriyim” dediğinde bunu neye dayandırıyorsun?
10. Hayatta en çok kaçtığın şey ne?
Özgürlük İstersin ama Güvende Hissetmeden Rahatlayamazsın
Senin temel çelişkin, özgürlük ihtiyacıyla güven arayışı arasında sıkışıp kalman. Bağımsız olmayı, alanını korumayı ve kimseye hesap vermemeyi savunuyorsun; ama iş duygusal bağlara geldiğinde içten içe “ya kaybedersem” korkusu devreye giriyor. Bu yüzden bazen yakınlaşmak isterken geri çekiliyor, bazen de mesafe koyduğun halde ilgisizlikten rahatsız oluyorsun. Çevrenden “kararsız” gibi algılanabilirsin ama aslında mesele kararsızlık değil; aynı anda iki ihtiyacı da yaşamak istemen. Bu çelişki seni zayıf yapmaz; sadece duygusal olarak hassas ve farkında biri olduğunu gösterir. Kendine alan tanırken, güvende hissetmenin de bir ihtiyaç olduğunu kabul ettiğinde bu ikilik yumuşamaya başlar.
Mantıklı Olduğunu Söylersin ama Duyguların Direksiyonda
Kendini genelde “mantık insanı” olarak tanımlıyorsun. Kararlarını düşündüğünü, duygularına kapılmadığını söylüyorsun. Ama iş pratiğe gelince; kalbin çoğu zaman direksiyona geçiyor. Bir şey seni kırdığında “umursamadım” desen de için içini yiyor. Mantıklı olman gereken yerde duyguların seni yönlendirebiliyor, sonra da kendine kızıyorsun. Asıl çelişkin burada başlıyor: hissettiğinle olmak istediğin kişi arasındaki fark. Bu durum seni çelişkili değil, insani yapıyor. Mantık senin savunman, duyguların ise gerçekliğin. İkisini aynı anda taşımaya çalışıyorsun; bu da seni derin ama biraz yorgun biri haline getiriyor.
Güçlü Görünürsün ama Kırılganlığını Saklarsın
Seninle ilgili ilk izlenim genelde güçlü, dayanıklı ve “kolay etkilenmeyen” biri olduğun yönünde. Bunu sen de seviyorsun. Ama bu güçlü duruşun arkasında, kimseye göstermediğin bir kırılganlık var. Bir şey canını yaktığında hemen belli etmiyor, hatta kendine bile itiraf etmeyebiliyorsun. “Geçer” diyorsun ama geçmediğinde çelişki başlıyor. Güçlü olmakla, duygularını kabul etmek arasında gidip geliyorsun. Aslında senin çelişkin bir zayıflık değil; kendini koruma yöntemi. Duygularını saklamak seni ayakta tutmuş olabilir. Ama arada bir yükünü hafifletmek, seni sandığından daha güçlü yapabilir.
Bırakman Gerektiğini Bilirsin ama Tutunursun
Senin çelişkin farkındalıkla eylem arasında. Ne yapman gerektiğini çoğu zaman biliyorsun: bitmesi gerekeni, uzak durman gerekeni, vazgeçmen gereken alışkanlıkları… Ama iş uygulamaya gelince zorlanıyorsun Bu tutunma hali zayıflık değil; alışkanlık, bağ ve duygusal yatırımın sonucu. “Biliyorum ama yapamıyorum” cümlesi senin için çok tanıdık. Kendini bunun için suçlayabilirsin ama aslında bu, bağ kurabilme kapasitenin bir yan etkisi. Senin için en büyük adım, kendinle savaşmak değil; neden tutunduğunu anlamak. Bunu fark ettiğinde çelişki azalır, kararların netleşir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın