Neden Bazı Şarkılarda Ağlıyoruz?
Gözyaşlarınızı hazırlayın, peçeteleri yanınıza alın; bugün 'Niye durup dururken dertlendik?' sorusuna bilimsel ve duygusal bir bakış atıyoruz. Bazı şarkılar var ki, daha ilk notası duyulduğu an boğazımızda o meşhur düğüm oluşuyor.
Müzik bilimcilere göre ağlamamızın teknik bir sebebi var: Appoggiatura.
Bu, ana melodiye geçmeden hemen önce yapılan, kulağın beklemediği o küçük 'süsleme' notasıdır. Beynimiz bu beklenmedik sapmayı bir 'gerilim' olarak algılar ve nota çözüldüğünde gelen rahatlama, gözyaşı kanallarımızı tetikler.
Müzik dinlerken beynimizin duyguları işleyen merkezi amigdala bayram eder.
Eğer şarkı hüzünlü bir frekanstaysa, amigdala doğrudan gözyaşı bezlerine 'hazır ol' emri gönderir. Yani suç tamamen nörolojik!
Bazen ağlatan şey şarkının kendisi değil, o şarkının içine hapsettiğimiz anılar.
Beynimiz müziği bir koku gibi kodlar. Eski sevgiliden ayrıldığınız gün çalan o parça, 10 yıl sonra bile sizi o ana ışınlayıp aynı acıyı tazeleyebilir.
Prolaktin hormonu devreye giriyor.
Hüzünlü müzik dinlediğimizde vücudumuz, aslında gerçekten acı çektiğimizi sanıp bizi sakinleştirmek için prolaktin hormonu salgılar. Bu hormon normalde annelik veya keder durumlarında salgılanır. Şarkı bittiğinde kendinizi 'kuş gibi hafiflemiş' hissetmenizin sebebi bu biyolojik teselli.
Empati yeteneğimizin bir yan etkisi.
Eğer empati gücü yüksek biriyseniz, şarkıcının sesindeki o titremeyi veya acıyı kendi acınızmış gibi hissedersiniz. Sanatçının yaşadığı (veya rolünü yaptığı) o keder, ayna nöronlar sayesinde sizin ruhunuza bulaşır.
Bazen dünyada kimseye anlatamadığınız o şeyi, bir söz yazarı iki mısraya sığdırıverir.
O an gelen 'anlaşılmışlık' hissi, insanın savunma mekanizmalarını indirir ve 'Vay be, aynı ben!' diyerek kendimizi hıçkırıklara boğulurken buluruz.
Aslında bazen ağlamak için bahane ararız.
İçimizde biriken stresi, öfkeyi veya hayal kırıklığını atmak için hüzünlü şarkıları birer 'anahtar' olarak kullanırız. Şarkı bittiğinde gelen o rahatlama hissi, ruhumuzun duş alması gibidir.
Minör tonların gizemli gücü.
Müzik teorisinde minör tonlar genellikle hüzün, karanlık ve melankoli ile bağdaştırılır. Batı kültüründe kulaklarımız minör dizileri 'üzücü' olarak kodlamıştır. Şarkı minörden gidiyorsa, kalbimizin küt küt etmesi kaçınılmazdır.
Estetik bir acıdan keyif alma.
İnsan psikolojisi gariptir; bazen 'güzel bir acıdan' hoşlanırız. Şarkı o kadar kaliteli ve o kadar estetiktir ki, bu güzellik karşısında duyulan hayranlık, hüzünle birleşerek bizi ağlatır.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın