Psikolojiye Göre Sabahları Uyanınca Yatağı Toplamamak Ne Anlama Geliyor?
Pek çoğumuz için güne başlamanın ilk kuralı, çocukluktan itibaren zihnimize kazınan o tanıdık rutinle başlar: Yatağı toplamak. Çarşafları germek ve yastıkları düzeltmek, disiplinli bir hayatın sarsılmaz bir göstergesi olarak kabul edilir. Ancak modern psikoloji, bu köklü alışkanlığı sarsacak ilginç bir gerçeği gösteriyor. Sabahları yatağını dağınık bırakan insanlar, sanılanın aksine 'tembel' değil, aslında nadir bulunan ve oldukça değerli bir zihinsel özelliğe sahip olabilirler.
Detaylar 👇
Yatağı "jilet gibi" yapma geleneği, aslında hijyenden ziyade dış görünüşün ve toplumsal statünün her şeyin önünde tutulduğu Viktorya döneminden kalma bir mirastır.

O dönemde düzenli bir ev, kişinin karakterinin aynası olarak görülürdü. Fakat günümüzün hızlı temposunda, bu gelenek yavaş yavaş etkisini yitiriyor. İnsanlar artık katı kurallar yerine daha otantik ve iyi hissettiren yaşam biçimlerini tercih ediyor. Bilim dünyası da tam bu noktada devreye girerek, yatağını yapmayanların aslında zihinsel bir özgürlük alanına sahip olduklarını savunuyor.
Uzmanlar dağınıklığın tetiklediği bir yaratıcılığın varlığına işaret ediyor.

Minnesota Üniversitesi’nden psikolog Kathleen Vohs tarafından yürütülen ve Psychological Science dergisinde yayımlanan araştırmalar, çevremizdeki düzenin kararlarımız üzerindeki etkisini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Vohs’un bulgularına göre, aşırı düzenli ortamlar bizi güvenli ve geleneksel tercihler yapmaya zorlarken, 'dağınıklık' beynimizin bambaşka bir yönünü harekete geçiriyor.
Vohs, 'Dağınık bir odada bulunmak, modern toplumların ve iş dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu şeyi, yani yaratıcılığı besler,' diyor. Dağınık bir yatak aslında bir 'yapıcı kaos' örneğidir. Kişiyi katı ev işi rutinlerinden ve geleneksel kalıplardan kurtararak, zihni yeni fikirler üretmeye teşvik eder. Bu kişiler, enerjilerini sadece görsel bir tatmin sağlayan estetik görevlere harcamak yerine, bu enerjiyi sabahın ilk saatlerinde daha verimli ve yenilikçi süreçlere aktarırlar. Bir nevi 'karar yorgunluğu'ndan kaçınarak, zihinsel kapasitelerini günün daha önemli işleri için saklarlar.
Elbette bu durum, yatağını toplayanların hatalı olduğu anlamına gelmiyor.

Psikolojik açıdan bakıldığında, yatağını titizlikle yapan kişiler genellikle mükemmeliyetçi bir yapıya sahip olabilirler. Onlar için sabah bu küçük alanı kontrol altına almak, günün geri kalanındaki belirsizliklerle başa çıkmak için bir güvenli bir alan oluşturur. Ancak yatağını dağınık bırakanlar, bu dışsal kontrole ihtiyaç duymadan da güne başlayabilen, belirsizliğe karşı daha toleranslı profillerdir. Bu durum, tembellikten ziyade iki farklı zihinsel işleyiş biçimidir.
Meselenin psikolojik boyutunu destekleyen çok önemli bir sağlık argümanı da bulunmaktadır.

Kingston Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, yatağı toplamanın sağlık açısından zararlı olabileceğini kanıtlıyor. Gece boyu biriken vücut ısısı ve nem, yatak sıkıca toplandığında çarşafların arasına hapsolur. Bu da yaklaşık 1,5 milyon akar (mayt) için mükemmel bir yaşam alanı yaratır. Oysa yatağı dağınık ve açık bırakmak, nemin buharlaşmasını sağlayarak bu alerjenlerin yok olmasına yardımcı olur. Sonuç olarak, yatağınızı bırakmanız hem zihninizi yaratıcılığa açar hem de daha sağlıklı bir uyku ortamı sunar.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın
yazının çıkışını alıp yatağımın başına asıcam ;)))
Tr de yazın örtü örtmeyecek kadar sıcak, kışın terleyecek kadar sıcak olmuyor evlerimiz. Yatağımı toplamadan asla çıkmam, bariz bi zararını görmedim.