Seni Hangi Duygu Hapsediyor?
Bazı duygular vardır; fark etmeden seni bir odanın içine alır, kapıyı kapatır ve anahtarı cebine koyar. Sen hala “iyiyim” dersin ama aynı düşünceler etrafında dönüp durursun. Bu test, seni görünmez bir kafeste tutan duygunun hangisi olduğunu anlamana yardımcı olacak. Cevapla ve duygusal kilidin adını öğren.
1. Son zamanlarda zihnini en çok meşgul eden şey?
2. Bir hata yaptığında ilk tepkin?
3. Bir tartışmadan sonra…

4. İnsanların seni en çok yanlış anladığını düşündüğün yönün?
5. Yalnız kaldığında duyguların genelde…
6. Bir karar verirken seni en çok ne zorlar?
7. Sana göre en zor duygu?
8. Birinden beklediğin ilgiyi görmediğinde…
9. Geçmişe dönüp baktığında…
10. Seni en çabuk yoran şey?
Seni hüzün hapsediyor!
Kalbinin her atışında geçmişin izlerini taşıyan sen, yaşadıklarınla birlikte derinleşmiş, bir o kadar da ağırlaşmışsın. Hayatın seni bir ressamın tuvaline dönüştürmüş, her deneyim bir fırça darbesi olmuş ve seni bugünkü sen yapmış. Ancak bu ağırlık, bu derinlik seni zaman zaman zorluyor. Hüzün, senin için tanıdık bir liman; orada güvende hissediyorsun, orada sığınıp dinleniyorsun. Ancak bu limanın sakin suları, seni ileriye, yeni denizlere yelken açmaktan alıkoyuyor. Bırakmayı bir tür unutmak olarak algılıyorsun, geçmişi silmek, yaşananları yok saymak sanıyorsun. Ancak aslında durum hiç de öyle değil. Bırakmak, geçmişin ağırlığını omuzlarından atmak, yükünü hafifletmek demek. Bırakmak, geçmişi unutmak değil, onunla barışmak, onu kabul etmek ve ondan öğrendiklerinle yola devam etmektir. Bırakmak, seni sen yapan deneyimlerinle dolu bir çanta taşımak, ama onun ağırlığının seni yere çivilemesine izin vermemektir.
Seni suçluluk hapsediyor!
Bir ayna karşısında durduğunuzu hayal edin ve kendinize biraz daha yakından bakın. Kendinize karşı biraz fazla sert olduğunuzu fark etmiyor musunuz? Hayatın karmaşasında, olan biten her şeyin sorumluluğunu çoğu zaman omuzlarınızda hissediyorsunuz. Herkesin duygusal yükünü taşıyabileceğinizi düşünüyor, bu büyük yükü omuzlamaya çalışıyorsunuz. Ancak bu durum, farkında olmadan sizi görünmez bir kafese hapsediyor. Suçluluk duygusu, belki de en fazla kendinize karşı hissettiğiniz duygu. Ancak unutmayın ki, bu duygu sizi “daha iyi bir insan” yapmıyor, sadece enerjinizi tüketiyor. İçinizde biriken bu suçluluk duygusu, sizi yoruyor ve yaşam sevincinizi azaltıyor. Kendinize karşı gösterdiğiniz anlayışı, başkalarına gösterdiğiniz kadar cömert yapmanız gerekiyor. Kendinizi sevmeyi ve anlamayı öğrenin. Kendinize karşı daha anlayışlı ve hoşgörülü olun. Unutmayın, kendinize gösterdiğiniz sevgi ve anlayış, başkalarına da yansıyacak ve hayatınızı daha olumlu bir şekilde etkileyecektir. Kendinize karşı daha yumuşak olun, çünkü siz bunu hak ediyorsunuz. Kendinizi sevin, çünkü siz eşsizsiniz. Kendinize karşı daha anlayışlı olun, çünkü herkes hata yapar ve bu sizi daha insana dönüştürür. Kendi iç dünyanızı keşfedin ve kendinizi sevin, çünkü siz bunu fazlasıyla hak ediyorsunuz.
Seni kaygı hapsediyor!
Hayatın ritmi içinde, sanki bir zaman yolcusu gibi, gelecekte yaşıyor gibi hissediyorsun. Olmamış senaryolar, henüz yaşanmamış hikayeler, olası ihtimaller... Bunlar zihninde bir sinema perdesi gibi sürekli canlanıyor, hiç susmuyorlar. Bir yandan da bu durum, bir çeşit süper güç gibi görünüyor. Sonuçta, her duruma karşı hazırlıklı olmak, her ihtimale karşı bir planın olması, seni güçlü kılıyor. Ancak, bu sürekli tetikte olma hali, sanki bir aksiyon filmi kahramanı gibi, her an bir tehlike ile karşılaşacakmış gibi yaşamak, seni özgürlüğünden ediyor. Bir an durup düşün, belki de bazen hiçbir şey yapmamak da bir seçimdir. Evet, belki bu seçim ilk başta biraz korkutucu görünebilir. Ancak, bu seçeneği düşündüğün kadar tehlikeli olmadığını fark edeceksin. Çünkü bazen, hayatın akışına kendini bırakmak, geleceği biraz da kendi haline bırakmak, aslında en büyük özgürlük olabilir. Bu, senin kontrolünü kaybetmek anlamına gelmiyor, sadece biraz daha rahat bir nefes almanın, hayatın tadını çıkarmanın yolunu açıyor.
Seni öfke hapsediyor!
Birçok insanın yaptığı gibi sen de kırılganlığını öfkenin gizemli derinliklerinde saklıyorsun. Canını acıtan bir durumla karşılaştığında, hemen bir duvar örüyorsun etrafına, kendini koruma altına alıyorsun. Bu durum seni bir süreliğine güçlü hissettirse de, aslında zamanla seni yalnızlaştırıyor, sosyal çevrenden ve sevdiklerinden uzaklaştırıyor. Öfkenin, seni koruyan bir siper olduğunu düşünüyorsun belki. Ancak bu durum, aslında sana zarar veriyor. Öfke, hareket alanını daraltıyor, seni sıkıştırıyor ve duygusal özgürlüğünü kısıtlıyor. Gerçek özgürlük, duygularını inkâr etmeyip, onları özgürce ifade edebildiğin yerde başlar. Kendi duygularını kabul edip, onları dürüstçe ifade edebilmek, gerçek bir özgürlük ve güçlülük göstergesidir. Bu yüzden, duygularını saklamak yerine, onları kabul et ve ifade et. Bu, seni daha güçlü ve özgür kılacaktır.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın