Ülkemizde araba satın almak zaten başlı başına zor bir süreçken yüksek vergiler, durmak bilmeyen benzin zamları ve fahiş kasko maliyetleri bu yükü ikiye katlıyor. Araç sahibi olduktan sonra bitmek bilmeyen ek masraflar, bir süre sonra konfordan ziyade ciddi bir maddi külfete dönüşüyor.
Yatırımcı Cihat Çiçek iş insanlarının bu masrafın önüne geçmek için uyguladığı stratejiyi paylaştı. Kurulan sistem yine asgari ücretliyi şaşırdı.
Peki bu sistem gerçekten karlı mı?

Gemini şunu dedi:
Aslında bu 'kar' meselesi, arabayı şahıs olarak mı yoksa şirket üzerinden mi kullandığına göre tamamen değişiyor. Videodaki amcamızın bahsettiği 'akıllı iş adamı' yöntemiyle bir kıyaslama yapalım:
1. Şirket Sahibiysen: Kiralama Genelde Daha Karlı
Eğer bir işletmen varsa, kiralama yapmak bir 'vergi kalkanı' oluşturur:
Gider Yazma: Kira faturasının tamamını (belirli bir limite kadar) şirket gideri olarak gösterip ödeyeceğin vergiden düşersin.
Sermaye Koruması: Arabaya bağlayacağın 1.5 - 2 milyon TL nakit cebinde kalır. Bu parayı mal alımında veya işletme sermayesinde döndürüp araba kirasından çok daha fazlasını kazanabilirsin.
Sıfır Risk: Bakım, lastik, kasko ve değer kaybı (ikinci el piyasası düştü mü vs.) senin derdin olmaz.
2. Bireysel Kullanıcıysan: Satın Almak Hala Önde
Eğer maaşlı çalışansan veya gider gösteremiyorsan, kiralama yapmak genelde 'lüks' kaçar:
Kira Bedeli: Bugün orta segment bir aracın aylık kirası 30-40 bin TL’den başlıyor. 3 yılın sonunda ödediğin para, arabanın yarı fiyatını geçer ve elinde hiçbir şey kalmaz.
Mülkiyet: Satın aldığında araba senin bir varlığın (asset) olur. En kötü ihtimalle sattığında paranın büyük kısmını geri alırsın.
👇





Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın