onedio
23 Ocak Survivor Fragmanında Poyraz Esti, Sinirler Gerildi! Survivor Yiğit Poyraz Kimdir?
2021 Survivor 23. Ocak 11. Bölüm Fragmanı yayınlandı. Yayınlanan fragmanda Erzak Oyununda Gönüllüler takımında yarışan Poyraz ve Ünlüler takımında oynayan Çağrı'nın kavgası gündeme oturdu. Poyraz'ın ' Terbiyesizlik yapana abi yok' sözlerinin ardından ipler gerildi ve Çağrı ve Poyraz'ı yarışmacı arkadaşları zor tuttu.  Peki 11. bölümde poyraz gibi esen yarışmacı Yiğit Poyraz kimdir, Survivor Poyraz nereli ve kaç yaşında? Detayları haberimizde sizler için derledik...
23 Ocak Survivor Fragmanında İpler Geriliyor! Sinir Krizi Geçiren Çağrı Atakan Kimdir?
2021 Survivor 23. Ocak 11. Bölüm Fragmanı yayınlandı. Yayınlanan fragmanda Erzak Oyununda Ünlüler takımında yarışan Çağrı ve Gönüllüler takımında oynayan Poyraz'ın kavgası gündeme oturdu. Çağrı'nın 'Senin sahte olduğunu biliyorum' sözlerinin ardından iplerin kopmasıyla gerilen ortamda Çağrı Atakan sinir krizi geçirdi. Peki 11. bölümde sinir krizi geçiren Çağrı Atakan kimdir, Survivor Çağrı Atakan nereli ve kaç yaşında? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Memleketlileri "Cep Herkülü" İçin Kitap Yazıp Türkü Besteledi
MESTANLI (AA) - İHVAN RADOYKOV - Kariyerinde üst üste 3 olimpiyat şampiyonluğu bulunan, yedişer kez dünya ve Avrupa şampiyonu olan 'Cep Herkülü' lakaplı efsane halterci Naim Süleymanoğlu için Bulgaristan'ın Mestanlı (Momçilgrad) kasabasında yaşayan memleketlileri kitap yazıp türkü besteledi.Merhum Süleymanoğlu'nun hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği kasabadaki Mestanlı Zeybekler Derneğinin Başkanı Metin Hasan, Süleymanoğlu'nun 54. doğum günü vesilesiyle kitap kaleme alırken, 'Mestanlı Zeybekler' müzik grubunun solisti Rossi de özel bir beste yaptı.Hasan, 2016'dan beri topladığı bilgileri 'Ahatlı'dan Halterin Zirvesine Naim' isimli kitabında bir araya getirirken, Türkiye'nin Filibe Başkonsolosluğunun desteğiyle Türkçe ve Bulgarca basılan kitapta Süleymanoğlu'nu yakından tanıyan isimlerin özel anılarına, fotoğraflara ve hakkında yazılan şiirlere yer verildi.Süleymanoğlu'nun 23 Ocak 1967'de doğduğu Mestanlı'ya yakın Ahatlı (Ptiçar) Köyü'nde başlayan hayat hikayesinin anlatıldığı kitapta, rekortmen haltercinin amcası Şaban Hüseyin, ilkokul öğretmeni Nedyalka Kafova, Ahatlı Köyü Muhtarı Nurettin İsmail'in yanı sıra onu yakından tanıyan ve bugüne dek paylaşılmamış birçok ismin özel anıları da yer aldı.AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Hasan, Süleymanoğlu'nun iradesi, gücü ve başarılarıyla her zaman kendilerine örnek olduğunu ve gelecekte de örnek olmaya devam edeceğini belirterek, 'Genç yaşta hayata gözlerin yuman ünlü hemşehrimiz yaşasaydı doğum gününü farklı bir şekilde kutlardık.' dedi.Türkiye'nin Filibe Başkonsolosu Hüseyin Ergani de kitap için kaleme aldığı yazısında Süleymanoğlu'nu 'dünyanın en güçlü adamı' olarak nitelendirirken, 'Cep Herkülü Bulgaristan'ı, Bulgaristan Türklerini ve bütün Türk dünyasını onurlandırmıştır.' ifadelerini kullandı.Doğum günü için türkü de bestelendiÖte yandan, kitapta Naim Süleymanoğlu'na ithafen yazılmış şiirlerden esinlenen 'Mestanlı Zeybekler' isimli dans ve müzik grubunun solisti Rossi de şair Haşim Semerci'nin mısralarının da yer aldığı bir türkü besteleyerek, Naim'in doğum günü dolayısıyla yaptığı bu eseri paylaştı.Rossi, AA muhabirine açıklamasında, 'Naim benim için hem sporda hem de insani anlamda dev bir güçtür. Onun hemşehrisi olmaktan çok gururluyum.' dedi.Kariyerinde üst üste 3 olimpiyat şampiyonluğu bulunan 'Cep Herkülü' lakaplı Süleymanoğlu, yedişer kez dünya ve Avrupa şampiyonluğu elde etti. Ayrıca 46 dünya rekoruna imza atan efsane halterci, 18 Kasım 2017'de karaciğer yetmezliği nedeniyle 50 yaşında hayatını kaybetti.
Medeniyet Mefkuresini Rehber Edinen Yazar: Ahmet Hamdi Tanpınar
İSTANBUL (AA) - FATİH TÜRKYILMAZ - 'Huzur', 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' ve 'Beş Şehir' eserleriyle okuyucuların kalbinde yer edinen Türk edebiyatının önemli yazar ve şairlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar, vefatının 59. yılında yad ediliyor. Şair ve yazarlığın yanı sıra Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan edebiyat tarihçisi, siyasetçi ve akademisyen Tanpınar, 23 Haziran 1901'de Kadı Hüseyin Fikri Efendi ile Nesime Bahriye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak İstanbul'da dünyaya geldi. Farklı şehirlerde okuduğu ilkokul, ortaokul ve lisenin ardından bir yıl kadar baytar mektebinde eğitim alan Tanpınar, lise öğrencisiyken şiirlerinden tanıdığı Yahya Kemal Beyatlı'nın etkisiyle 1919'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Fakülteyi 'Şeyhi'nin Hüsrev ve Şirin'i' adlı teziyle 1923'te bitiren yazarın hocaları arasında Beyatlı'nın yanı sıra Cenap Şahabettin, Necip Asım, Rıza Tevfik, Fuad Köprülü, Ferit Kam, Yusuf Şerif Kılıçel, Ali Ekrem Bolayır, Hüseyin Daniş gibi isimler yer aldı.Tanpınar, adını ilk kez 1920'de 'Altın Kitap' dergisinde yayınlanan 'Musul Akşamları' şiiriyle duyururken, mezuniyetinin ardından Erzurum, Konya, Ankara ve İstanbul'daki farklı okullarda estetik, mitoloji ve edebiyat öğretmenliği yaptı.'Tanpınar'ın önemi, birçok estetik soruna yanıt araması'Şiir zevkinin oluşumunda özellikle Beyatlı ile Ahmet Haşim'in etkisi olduğunu yazılarında da aktaran Tanpınar'ın eserleri 'Dergah', 'Milli Mecmua', 'Hayat', 'Görüş', 'Ülkü', 'Varlık', 'Oluş', 'Kültür Haftası' ve 'Aile' dergilerinde okuyucuyla buluştu.Eleştirmen Doğan Hızlan, 26 yaşındayken Fransız şair Paul Valery'yi okuduktan sonra estetik algısı yeni bir boyut kazanan Tanpınar için bir televizyon programında şunları kaydetti:'Tanpınar'ın önemi, birçok estetik soruna yanıt araması. Sadece romancı ya da şair olarak kalsa, bu türde iyi yapıtlar vermiş biri olarak değerlendirilir, edebiyat tarihi açısından ona göre yargılanırdı. Ama Tanpınar bizim kimlik sorunumuz üzerine çok düşünmüş. Doğu-Batı, bence her yazarın düşünmesi gereken bir sorunsal. Bugün de düşünmesi gereken, yarın da düşünülecek bir sorunsal. Tanpınar buna yanıt ararken estetik serüvenin coğrafyasını genişletiyor.'Usta edebiyatçının ilk düz yazısı ise 20 Aralık 1928'de yine 'Hayat' dergisinde çıkarken, farklı bir çalışma alanı olarak çeviriye de başladı ve 1929'da E. T. A. Hoffmann'ın 'Kremon Kemanı' ile Anatole France'tan 'Kaz Ayaklı Kraliçe Kebapçısı' adlı kitapları çevirdi.Ahmet Kutsi Tecer ile 1930'da Ankara'da 'Görüş' dergisini çıkarmaya başlayan Tanpınar, 1932'de Kadıköy Lisesi'ne, 1933'te ise estetik mitoloji dersi vermek üzere Sanayi-i Nefise Mektebi'ne atandı.Şiirlerinden çok romanları ve edebiyat tarihi araştırmalarıyla tanındıTanpınar, kendi ifadesiyle 1932 yılına kadar 'radikalist bir Batıcı' olup Doğu'yu tamamıyla reddederken, sonrasında ise yenileşmenin gereğine inanmasına rağmen Osmanlı medeniyetinin ve büyük değerlerin giderek kaybolmasından gelen bir hüzün de yaşadı.Ahmet Hamdi Tanpınar, 1939'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yeni kurulan '19. Asır Türk Edebiyatı Kürsüsü'nde profesör olarak görev alırken, Tanzimat'tan sonraki Türk edebiyatının tarihini yazmakla görevlendirildi ve İslam Ansiklopedisi’ne de maddeler yazdı.Kırklareli'nde topçu teğmeni olarak 1940'ta vatani görevini yapan yazar, 1942'de CHP Kahramanmaraş Milletvekili olarak Meclis'e girse de siyasete girmekten hiç memnun olmadı.Tanpınar, şiirlerinden çok romanları ve edebiyat tarihi araştırmalarıyla tanınırken, edebiyatçılığının yanı sıra kişiliğiyle de dikkati çekti.İlk kez 1944'te tefrika halinde yayınlanan 'Mahur Beste' adlı romanı 1975'te basılan Tanpınar, eserini Lale Devri'nin ünlü hanende ve bestekarı Eyyübi Ebubekir Ağa'ya ithaf etti. Türk musikisiyle de ilgilenen, eserlerinde zaman duygusunu, mazi düşüncesi ve rüya estetiğini sıkça işleyen yazar, psikolojik tahlillere geniş yer verdiği hikaye ve romanlarında Batılılaşma ve gelenekler arasında kalan kişilere odaklandı.'Onun kısık sesle anlattıkları ise hiç ummadığımız anda bir çare sığınağına dönüşür'Tanpınar hakkında geniş çalışmalar yapan İnci Enginün, Tanpınar'ın insanı ele alış şekline yönelik, 'İnsanın, etrafındaki terkibin bir parçası olduğuna inanan yazar, onları geniş çevreleriyle, bir ufacık hadisede derinleştirilen psikolojileriyle verir. Bunu yaparken de imajlarla zengin, Türkçenin en yüksek mizahi ve ironik üslubuyla, onları ve hayat karşısındaki tavırlarını anlatır.' tespitinde bulundu.Enginün, Tanpınar'ın hiçbir sözünü bağıra çağıra, abartılarla anlatmadığına işaret ederek, 'Onun kısık sesle anlattıkları ise hiç ummadığımız anda bir çare sığınağına dönüşür. Okuyucusunun içinde devam eden sesi, cümle cümle en muhtaç olduğumuz anda, aydınlatıcı bir ufku gözler önüne serer. Sanıyorum Tanpınar’ın git gide artan etkisi, insanı büyüsüne alan güçlü anlatımının okuyucuda yaşamasından kaynaklanmaktadır.' değerlendirmesini yaptı.Tanpınar'ın 1948'de tefrika halinde yayımlanan 'Huzur' eseri, 1949'da kitap haline getirilerek okuyucuyla buluştu.Bir süre Milli Eğitim Müfettişliği de yapan Tanpınar, 1949'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde yeniden görev yapmaya başladı.'Sahnenin Dışındakiler' eseri, vefatından sonra basıldıUsta edebiyatçının, Türk insanının Doğu ile Batı arasında bocalamasını irdeleyen 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' eseri 1961'de yayımlandı.Hüseyin Su tarafından 'Bütün yazdıklarının iklimini, birikimini paylaşmalarının yanında, dili ve üslubu, kurduğu tahkiye dünyası, zaman, rüya, musiki, kadın, ölüm, hayat, ikinci hayat ve ikinci ben… gibi kendine özgü anlatım renkleri açısından da sanatçı kişiliğinin romancıdan sonra gelen sıfatı olmuştur.' şeklinde anlatılan Tanpınar, kendisinin şiirle ilgisini ise şöyle tarif etti:'Şiirde dolayısıyla kendimin, hikaye ve romanlarımda kendimle beraber mümkün olduğu kadar hayatın ve insanların (benden başkalarının) peşindeyim.''Mahur Beste' ve 'Huzur' eserleriyle birlikte üçleme oluşturan, Anadolu'da süren Kurtuluş Savaşı ile İstanbul'daki aydınlarla halkın farklı kesimlerinden insanların değişen hayatlarını işleyen 'Sahnenin Dışındakiler' kitabı ise 1950'de tefrika edilip vefatından sonra 1973'te basıldı.'Kelimenin en hakiki manasıyla Avrupalı fakat aynı zamanda da en derin ve güzel bir şekilde milli'İstanbul, Bursa, Ankara, Erzurum ve Konya şehirlerini doğal, tarihi ve kültürel yapılarıyla anlattığı 'Beş Şehir' isimli eseri de kaleme alan Tanpınar, romanlarında gerçekçi ve sosyal sorunlara eğilen tarzıyla dikkati çekti.Mehmet Kaplan'ın tarifiyle 'Kelimenin en hakiki manasıyla Avrupalı fakat aynı zamanda da en derin ve güzel bir şekilde milli' olan Tanpınar, edebi eserin ana unsurlarını mükemmeliyet, hayat tecrübesi ve dil temellerine oturttu.Geçirdiği kalp krizi nedeniyle 23 Ocak 1962'de İstanbul'da vefat eden usta edebiyatçı, Aşiyan Mezarlığı'nda Yahya Kemal’in mezarının yanı başına defnedildi. Mezar taşında, kendi dizeleri olan 'Ne içindeyim zamanın/Ne de büsbütün dışında' ifadeleri yazılan Tanpınar'ın tamamlayamadığı ve öldükten sonra notları içerisinden toparlanarak yayına hazırlanan romanı 'Aydaki Kadın' 1987'de basıldı.Eserleri:'Huzur', 'Mahur Beste', 'Sahnenin Dışındakiler', 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü', 'Aydaki Kadın', 'Şiirler', 'Bütün Şiirleri', 'Seçmeler', 'Abdullah Efendi’nin Rüyaları', 'Yaz Yağmuru', 'Hikayeler', 'Tevfik Fikret Hayatı Şahsiyeti Şiir ve Eserlerinden Parçalar', 'Namık Kemal Antolojisi', '19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi', 'Yahya Kemal', 'Edebiyat Üzerine Makaleler', 'Mücevherlerin Sırrı', 'Edebiyat Dersleri', 'Beş Şehir', 'Yaşadığım Gibi', 'Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mektupları', 'Tanpınar’dan Hasan Ali Yücel'e Mektuplar'
Reklam
Reklam
Japonya'da Çifte Vatandaşlığa Karşı Çıkan Yasaya İlişkin Açılan Dava Reddedildi
TOKYO (AA) - Japonya’da vatandaşların yabancı ülke tabiiyetini elde etmekle hali hazırdaki vatandaşlıklarını kaybedeceklerini şart koşan ve çifte vatandaşlıktan men eden yasaya karşı açılan dava reddedildi.Tokyo Bölge Mahkemesinde, Japonya'da doğan ve Avrupa’da yaşayan yaşları 30 ile 80 arasında değişen 8 kişinin, yabancı bir ülke yurttaşlığını edinmekle Japonya vatandaşlığını kaybetmenin anayasayı ihlal ettiği iddiasıyla, 2018’de açtığı dava görüldü.Vatandaşlık kuralının anayasaya uygunluğu hükmüne varan mahkeme, çifte vatandaşlığın anayasaya uygun olduğunu açıklayarak davayı karara bağladı. Kararı açıklayan duruşma hakimi Mori Hideaki, çifte vatandaşlığın “birey ile devlet arasında olduğu kadar, ülkeler arasındaki hak ve sorumluluklarda çatışma doğurabileceğini” söyledi.Kyodo ajansına göre davayı Japon vatandaşlığını korumayı hedefleyen, İsviçre ya da Lihtenştayn vatandaşı 6 kişi ve başka ülke vatandaşlığına geçmeyi planlayan iki kişi dahil 8 müşteki açtı.Karar sonrası Kyodo'ya konuşan müştekilerden İsviçre vatandaşı Nogawa Hitoşi, mahkemenin “yurt dışında yaşayan Japonların hissiyatlarını göz önünde bulundurmadığını“ söyledi.Tercih şartıUyruk Kanunu'nun 11. maddesine göre, Japonya dışındaki bir ülkenin tabiiyetini kendi isteğiyle kazanan Japonya vatandaşı vatandaşlığını yitiriyor.Kanun, çifte vatandaşlığı 20 yaşın altındayken elde edenlerin 22 yaşına kadar, 20 yaşından sonra elde edenlerin de iki yıl içinde tabiiyetleri arasında tercih yapmasını şart koşuyor.Naomi Osaka’nın tercihiJaponya'da çifte vatandaşlığa izin verilmemesi, annesi Japon, babası Haitili olan ünlü tenis oyuncusu Naomi Osaka’nın 22 yaşına basmadan önce Japon vatandaşlığını tercih etmesiyle 2019’da gündeme gelmişti.Kyodo ajansına göre, Ekim 2019 itibarıyla yaklaşık 518 bin Japon vatandaşı yabancı ülkelerde oturuma sahip ancak çifte vatandaşlığı bulunanların sayısı belirsizliğini koruyor.
CHP Jeotermal Enerji Komisyonu Üyeleri, Seferihisar'da Saha İncelemesi Yaptı
İZMİR (AA) - CHP Jeotermal Enerji Araştırma Komisyonu üyeleri, İzmir'in Seferihisar ilçesinde jeotermal sahalarında incelemelerde bulundu.CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç başkanlığındaki komisyon üyeleri, Orhanlı Mahallesi'ne geldi. Ziyarette konuşan Öztunç, komisyon olarak 5 gündür Ege Bölgesi'nde temaslarda bulunduklarını söyledi. Amaçlarının jeotermal enerji santrallerini (JES) araştırmak olduğunu vurgulayan Öztunç, 'Seferihisar Türkiye'nin en güzel yerlerinden biri. Sakin şehir olarak ünlü. Bu güzel köyü bu şirket sahipleri niçin mahvetmek istiyor? Kefenin cebi yok. Para için buna değmez. Bu konuda mücadele etmek gerekiyor. Bu mücadeleyi siz yapacaksınız biz destek vereceğiz.' ifadelerini kullandı.Bilim adamlarının JES'lerin yenilenebilir enerji olduğuna dair açıklamaları olduğunu dile getiren Öztunç, 'Ama biz bunu doğru yapmalıyız. Finlandiya'daki gibi, İsveç’teki gibi Almanya’daki gibi kapalı uygulama yapılmalı.' diye konuştu. Komisyonda CHP'nin İzmir Milletvekili Mahir Polat, Aydın milletvekilleri Süleyman Bülbül ve Hüseyin Yıldız, Denizli Milletvekili Haşim Teoman Sancar, Muğla Milletvekili Mürsel Alban, Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ile Parti Meclisi Üyesi Gizem Özcan bulunuyor. Komisyon üyeleri, açıklamaların ardından bölgeden ayrıldı.
Reklam
Zkm Sanat Ve Medya Merkezi Karlsruhe Başkanı Weibel: "Müzelerimiz İnsanların Evlerinde Misafir Olmalı"
İSTANBUL (AA) - ZKM Sanat ve Medya Merkezi Karlsruhe Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Prof. Peter Weibel, dijital dönemde müzelerin de sürece ayak uydurması gerektiğini belirterek, müzelerin insanların evlerinden ziyaret edebildiği dijital bir forma dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Sakıp Sabancı Müzesi Arşiv ve Araştırma Alanı yürütücülüğünde ve Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Teknolojik Sanat Eserlerinin Korunması' araştırma projesi 2021 programıyla devam etti. Yeni yılın ilk etkinliğinde Weibel, 'Yerelin Dışında Müze' başlıklı bir çevrimiçi konuşma gerçekleştirdi.Weibel, 2020’de küresel salgın kriziyle beraber dijital genişlemenin müzeler üzerinde yoğunlaşan etkisini ve bu çerçevede müzelerin yerel dışında ziyaretçilere de yönelik bir platform işlevi kazanmasına dikkati çekti. Televizyon, radyo ve internet gibi teknolojilerin mesafeleri ortadan kaldırdığına değinen Weibel, şunları söyledi: 'Bir kitleyi müzeye çekmeniz için çok büyük reklam maliyetleri gerekiyor. Teknolojik imkanlar sayesinde çok ünlü sanatçıların eserleri herkesin beğenisine sunuluyor. Toplum olarak ihtiyaçlarımıza göre çözümler üreten ve uzakları yakınlaştıran bir hale geliyoruz. Bir müze bu ortamda nasıl hayatını devam ettirebilir? Müzelerin herkese açık bir yayın sistemi olması gerekiyor. 'Bir etkinliğimiz var gelin bunu izleyin' düşüncesinin ötesinden 'biz size geliyoruz' düşüncesi gerekiyor. İnsanlar yeni modelde evden çalışıyorlar. Bunu da telekomünikasyon marifeti ile gerçekleştiriyorlar. Artık lokal diye bir şey olmadığı için müzelerde de izleyicilerimiz ve takipçilerimiz aynı zamanda yerel olmayan bir yapı arz ediyor olacak. Aynı ev ofisleri gibi ev müzeleri inşa etmemiz gerekiyor. Müzelerimiz insanların evlerinde misafir olmalı. Müzelerdeki analog içeriği dijital bir veriye dönüştürmek gerekiyor. Müzelerin yeni dijital içerikler de üretmesi gerekiyor. Heykelleri ve tabloları alarak dijital bir forma aktarmak gerekiyor. İzlenebilir bir hale getirmek gerekiyor.'Dijital sanat ve kültürün geleceğe taşınmasına yönelik uluslararası çalışmalara katkı sağlamayı; medya teorisyeni, küratör, dijital sanat konservatörü, bilgisayar bilimcisi, araştırmacı ve sanatçılar için ortak çalışma alanları oluşturmayı hedefleyen proje kapsamında yıl boyunca; Müzelerin Geleceği, Sanal Gerçeklik Sanat Eserlerinin Korunması, Yapay Zekâ Sanat Eserlerinin Korunması, İnternet Sanatının Geleceği, İnternet Sanatının Korunmasında Yeni Ufuklar konulu konferans, konuşma etkinliği ve atölyeler düzenlenecek.
Tarihçi ve Yazar Yavuz Bahadıroğlu Vefat Etti! Yavuz Bahadıroğlu Kimdir?
Yavuz Bahadıroğlu mahlası ile bilinen ünlü tarihçi ve yazar Niyazi Birinci bir süredir hastanede tedavi görüyordu. Bugün 76 yaşında hayata gözlerini yuman Niyazi Birinci'nin vefat haberini oğlu Mücahit Birinci sosyal medya hesabı üzerinden duyurdu. Peki Yavuz Bahadıroğlu mahlası ile bilinen Niyazi Birinci kimdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Reklam
Reklam
Galatasaray'ın Yeni Transferi Simone Zaza Kimdir?
Transfer çalışmalarını hız kesmeden sürdüren Galatasaray Henry Onyekuru, İrfan Can Kahveci ve Halil Dervişoğlu'ndan sonra yıldız bir ismi daha kadrosuna kattı. Sarı kırmızılı takım Serie A ekibinden Torino forması giyen ünlü golcü Simone Zaza ile kiralık olarak anlaştı. Peki Simone Zaza kimdir? Simone Zaza hakkında merak edilen tüm detayları haberimizde sizin için derledik...
Survivor Cemal Hünal Adaya Veda Etti !
Dün akşam yayınlanan Survivor 10. bölüm yine çok heyecanlı dakikalara sahne oldu. Oyunlarda Ünlüler Gönüllüler kıran kırana bir mücadele vererek izleyicileri ekran başına kitledi. Fakat dün akşamki bölümde şok etkisi yaratan bir veda yaşandı. Geçtiğimizde günlerde bir sakatlık geçiren ünlü oyuncu Cemal Hünal sağlık nedenlerinden dolayı adaya veda etmek zorunda kaldı. Yarışmacılar açıklamanın ardından göz yaşlarını tutamadı. Survivor Cemal Hünal vedasıyla ilgili yaşanan detayları haberimizde sizler için derledik...
Analiz - Rusya'da Muhalif Blog Yazarları Putin'in Başını Ağrıtacak
MOSKOVA (AA) - ALİ CURA - Bilim ve teknolojide dünyanın önde gelen ülkelerinden Rusya’da, her geçen gün güçlenen muhalif blog yazarları yüzünden iktidarı zor bir dönem bekliyor.İnternet teknolojisinin ilerlemesiyle insanların yaşamında bugün sosyal medya önemli yer kaplıyor. Sosyal medya uygulamaları sadece insan hayatını değil, devletlerin yönetim sistemlerini de etkiler hale geldi.Akıllı telefonlar vasıtasıyla özel hayatımıza kadar giren sosyal medya şirketlerinin oluşturdukları uygulamalar, toplumsal olayları tetikleyecek güç haline geldi.Devletler arasındaki mücadelelerin de aracı haline gelen sosyal medya uygulamaları gerektiğinde seçimlerin kaderini belirlemede, darbeler, protestolar ve karışıklıklar yaratılmasında ülkelerin kaderini etkileyecek önemli unsura dönüştürüldü.Rus bilgisayar korsanları dünyaca ünlüBu mücadelelerin en büyük ve ilk önemli örneğini, günlerce tartışılan “Rusya’nın, 2016’da ABD’deki seçimler öncesinde ve sonrasında Amerikan kamuoyuna Facebook üzerinden müdahalesi iddiası” oluşturdu.Siber dünyada Rus bilgisayar korsanlarının (hacker) yetenekleri dünya çapında bilinen bir gerçek. ABD’de, geçen yılın sonunda bazı bakanlıklar da dahil birçok federal kurumun hedef alındığı siber saldırılar yapıldığına dair iddialar tekrar gündeme gelmişti.Hatta Amerikan teknoloji şirketi Microsoft’un bir raporunda, Rus bilgisayar korsanlarının, dünyadaki seçimler, Kovid-19 aşı çalışmaları, üniversiteler ve olimpiyatlara kadar pek çok alanda gerçekleşen siber saldırılardan sorumlu olduğunu iddia etmişti.Rus blog yazarları ülkede muhalefetin bayraktarı olduSiber dünyada kitle iletişim aracı olarak büyüyen tehditler, bugün Rusya’da iktidarın karşısındaki yerini aldı.Geçen yıllarda, sosyal medya platformlarında görsel unsurların daha kullanılır hale gelmesiyle “blogger” ismi verilen blog yazarlarının sahip olduğu sosyal medya hesapları, Rusya içinde sadece kitlelerin bilgilendiği bir mecra değil, muhalefetin de bayraktarı oldu.İnternet teknolojisinin günlük yaşamda yerini almasından itibaren önce web sayfalarında yazarlık yaparak ortaya çıkan bloggerlar daha sonra sosyal medya sitelerinin zengin içeriklere imkan sağlamasıyla daha geniş alanda etkin olmaya başladılar.Günümüzde siyaset, yaşam tarzı, sağlık, seyahat, moda ve teknoloji gibi konularda öncülük edecek yaratıcı fikirlere sahip olan bu kişiler, ilgili konularda internet üzerinden dikkat çekici ve özgün içerikler üretip yayımlıyorlar.Rus blog yazarları milyon dolarlar kazanabiliyorYüksek sayıda takipçi sayısına ulaşan bloggerlar, takip ve izlenme oranlarına bağlı olarak gerek sosyal medya şirketinden gerek saniyesi binlerce dolarlık reklam tarifeleriyle elde ettikleri kazançlarla kısa sürede büyük servet sahibi oldu ve olmaya devam ediyorlar.Forbes dergisinin verilerine göre, Rusya’da 7,5 milyon takipçisi olan bir ünlü, yılda 3 milyon dolara yakın para kazanabiliyor.Bu örneklerden dolayı, izlenme oranlarının artması ve ticari kaygı, sosyal medyada üretilen içeriklerin, doğru ya da yanlış kriterleriyle değil, ilgi çekici, aykırı, farklı olma ve reyting kaygısıyla yapılır hale gelmesine neden oldu. Sovyetler Birliği geleneğine uygun olarak yönetimle ilgili sorunların kamuoyuna çok yansıtılmadığı Rusya’da siyaset ve ekonomi gibi konular artık internet gibi daha özgür ortamlarda tartışılıyor ve takip ediliyor.Ülkede haber takibi televizyondan internete kayıyorSon zamanlarda, dünyada olduğu gibi Rusya’da da haber izleme ve takip etme konusunda halkın televizyon kanallarına olan ilgisi eskiye göre azaldı ve internet kaynaklarına yöneldi.Özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının başlamasıyla sosyal izolasyonların sonucunda doğrudan iletişimden mahrum kalan insanların internette daha fazla zaman geçirmesi, bu eğilimi daha da hızlandırdı.Rus Kamu Görüşü Vakfının (FOM) geçen yıl yaptığı araştırmaya göre, Rus halkının yüzde 69’u, ki bu kesimin dörtte üçünü gençler oluşturuyor, önemli sosyal problemler ve bazı konuların gündeme getirilmediğine inanıyor.Araştırmaya göre, 2015’te haber ve bilgi kaynağı olarak “televizyon” kullanımının oranı yüzde 88 iken, 2020’nin başında yüzde 65’e, Ağustos 2020’de yani ülkede salgın nedeniyle sosyal izolasyonun uygulanmasından sonraki süreçte yüzde 62’ye düştü.Ayrıca 2015’te “internet” üzerinden haber takip oranı yüzde 35 iken, Ocak 2020’de yüzde 42, Ağustos 2020’de ise yüzde 51’e yükseldi.Putin karşıtı blog yazarlarının sayısı artıyorBu süre içerisinde Putin yönetimine karşı olan muhalif kesimler blog yazarlığı sıfatıyla eleştirilerini de artırdı. Kendilerini blogger olarak adlandıran ve takipçi sayısı milyonları bulan kişiler, bir süre sonra siyasi eğilimlerini açığa vurarak muhaliflere olan desteklerini ortaya koydular.Bugün, 9 milyona yakın takipçi sayısına sahip, önemli isimlerden röportaj alan Yuriy Dud, 2 milyona yakın takipçisiyle eski Devlet Başkanı adaylarından Ksenia Sobçak, medyatik isimlerle röportajlar yapan ve 1,5 milyon takipçisi olan İrina Şihman gibi onlarca blogger Putin yönetimini eleştiriyor.Rusya’da Putin’e iki dönem daha devlet başkanı olabilme imkanı sağlayan anayasa değişikliğinin ardından pek çok kişi blog yazarlığına soyundu ve yönetim aleyhinde harekete geçti.Muhalif blog yazarı Navalnıy’ın “Putin’in sarayı” iddiası 2 günde 45 milyondan fazla izleyici topladıRusya’nın önde gelen muhalif isimlerinden 44 yaşındaki Aleksey Navalnıy da blogger yazarlığı özelliği ile tanınıyor. Yıllardır Putin ve etrafındakileri “yolsuzluk” yaptıkları iddialarıyla hedef alan Navalnıy, hazırladığı ve Youtube’da yayımladığı videolarla Kremlin’i rahatsız ediyor. Navalnıy, daha önce eski Rusya Başbakanı Dmitriy Medvedev’e yönelik yolsuzluk iddialarını içeren videosu ile dikkat çekmişti.Yasaları ihlal ettiği gerekçesiyle pek çok defa hapse girip çıkan Navalnıy, ülkede özellikle genç kesimlerden ilgi görüyor. Navalnıy, bu yüzden de ağırlıklı olarak siyasi hareketini sosyal medya üzerinden sürdürüyor.Navalnıy, 20 Ağustos 2020’de Tomsk şehrinden Moskova’ya dönüşünde zehirlendiği iddiasıyla özel bir uçakla Berlin'deki Charite Hastanesi'ne nakledilmiş ve burada tedavi görerek iyileşmişti. “Putin’in talimatıyla Rus istihbaratı tarafından zehirlendiği” iddiasını öne süren Navalnıy, geçen hafta sonu Moskova’ya dönüşünde havalimanında pasaport kontrolünde iken gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.Hapse girdikten sonra Youtube kanalından Navalnıy ve ekibi tarafından daha önce hazırlanmış ve bekletilen bir video yayımlandı ve izlenme rekoru kırdı. Putin ile yakın çevresini hedef alan ve 10 yıl önce de gündeme gelen “Putin için saray: En büyük rüşvetin tarihi” isimli video 2 günde 45 milyonu geçen izlenme rakamlarına ulaştı.Navalnıy’ın protesto çağrısına blog yazarlarından destekNavalnıy, videonun başlangıcında, kendisinin Putin’in talimatıyla zehirlendiğini belirterek herkesi 23 Ocak’ta sokaklara protesto gösterilerine çağırdı.Kremlin ise bu iddiaların yeni olmadığını ve asılsız olduğunu ifade etti.Buna rağmen bazı sanatçılar ve önde gelen blog yazarları, sosyal medya hesaplarını kullanarak 23 Ocak’ta yapılacak izinsiz gösterilere katılma ve Navalnıy’a destek çağrısı yaptı.Sosyal medyadan oy verme yaşına gelmeyen gençlere de protestoya katılma çağrısıNavalnıy’ın videosuna ilaveten özellikle de oy verme yaşına ulaşmamış Rus gençlerin takip ettiği sosyal medya uygulamaları Tik Tok ve Vkontakte üzerinden hafta sonu ülkede yapılacak protesto gösterilerine çağrı ve destek içeren yüzlerce içerik üretildi. Sosyal medya üzerinden yayılan mesajlarda, izinsiz gösterilere katılmanın gençlerin sicilini olumsuz etkilemeyeceği ve polisten korkulmasına gerek olmadığına dair propagandalar yapıldı. Rusya Federal Bilgi Teknolojileri ve Kitle İletişim Denetleme Kurumu (Roskomnadzor), TikTok ve Vkontakte sosyal medya sitelerine uyarı yazısı göndererek gençleri izinsiz protestolara katılmaya teşvik eden yayınların durdurulmasını talep etti.Ardından da Rusya Başsavcılığı protestolara katılma çağrıları içeren internet sitelerine erişimin kısıtlanmasını talep etti ve konuya ilişkin gerekli adımların atıldığını duyurdu.Rusya’nın son yıllarda internet teknolojisi üzerinden hakimiyet sağlama çalışması gizli değil. Özellikle sosyal medya hesapları üzerinden kişisel bilgilerin yurt dışına çıkmaması için yasal düzenlemeler yapılan ülkede, 2019’da siber tehlikeler karşısında oluşabilecek riskleri bertaraf etmek için kendi bağımsız internet ağını (Runet) oluşturmasını öngören karar da yasalaştı. Yasayla siber tehlikelere karşı koymak için internet operatör ağlarında trafik filtreleme sistemlerinin kurulmasının önü açıldı. Bu önlemlere rağmen sosyal medyadaki gelişmeler, Rusya’nın ABD kaynaklı sosyal medyalardan gelen tehditlere karşı koyma kabiliyetinin henüz çok başarılı olamadığını gösteriyor. Belarus’taki muhalefetin sosyal medya yöntemi Rusya’nın provası olduGeçen yıl Belarus’ta cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ve sonrasında iktidara karşı binlerce kişiyi sokaklara döken, Batı ülkelerinden yönetilen sosyal medya hesaplarıyla uygulamaya konulan muhalefet yöntemi, komşu Rusya için adeta prova oldu.Rusya’da sosyal medya üzerinden yapılan sokağa çıkma çağrıları, sloganlar ve metotların Belarus’ta yapılanlarla aynı içerikte olması dikkat çekiyor. Popülerliklerini her geçen gün artırmaya devam eden sosyal medyanın 'kahramanları', gelecek günlerde Rusya’da sokakların hareketlenmesi için fitili çoktan ateşledi.Sanal dünyada birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde hareket eden siyasetin bu yeni aktörleri Rusya’da gelecekte Putin’in başını ağrıtacak gibi görünüyor.
Reklam