onedio
Galatasaray'a Stoper Müjdesi
Galatasaray'da Alanya'daki turnuvada sakatlanan stoperlerden Koray Günter takımla çalışmalara başlarken teknik heyette bu durum büyük bir sevinç yarattı.Galatasaray'ın Alanya'daki hazırlık turnuvasında Semih Kaya, Koray Günter ve Burak Yılmaz'ın sakatlıkları morallerin bozulmasına neden olurken bu durum takım içindeki dengeleri de bozmuştu.Dün oynanan Türkiye Kupası maçında kendisine göre zayıf bir takım olan Diyarbakır BBS'ye 2-0 mağlup olan ve oyun anlamında taraftarlarını mutlu edemeyen sarı kırmızılı takımda bugünkü antrenmanda yüzleri güldüren bir gelişme yaşandı. Alanya'daki turnuvada sakatlanan ve iki hafta sahalardan uzak kalacağı açıklanan Koray Günter'in takımlara çalışmalara başlaması teknik heyetin yüzünü güldürdü.Hamza Hamzaoğlu'nun sağlık heyetiyle yapacağı görüşmelerin ardından oyuncunun Çaykur Rizespor'la Pazar günü oynanancak maça yetişip yetişmeyeceği netlik kazanacak.Eurosport
Arena'da Sürpriz Sonuç
Türkiye Kupası erteleme maçında Galatasaray evinde, 2. Lig ekibi Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor'a 2-0 mağlup oldu.Türk Telekom Arena'da oynanan maçta Diyarbakır ekbine galibiyeti getiren golleri üçüncü dakikada Ercan Çapar ve 90+2'de Yusuf Yağmur attı.Grupta oynadığı ilk üç maçı kazanan Sarı kırmızılılar, ilk puan kaybını yaşadı. Galatasaray bu puan kaybına rağmen averajla liderliğini sürdürdü.Gruptaki ilk galibiyetini alan Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor ise puanını dörde yükseltti.Galatasaray'da, sakatlıkları bulunan Burak Yılmaz, Semih Kaya ve Koray Günter ile Afrika Uluslar Kupası'nda Kamerun Milli Takımı forması giyen Aurelien Chedjou, bu maçta forma giyemedi.Sarı kırmızılılar, Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor maçına Sinan Bolat, Sabri Sarıoğlu, Melo, Hakan Balta, Telles, Selçuk İnan, Yekta Kurtuluş, Bruma, Olcan Adın, Sneijder ve Pandev 11'i ile çıktı.Galatasaray'da, Gökhan Zan, Hamit Altıntop ve Blerim Dzemaili maç kadrosuna alınmadı.Sarı kırmızılı taraftarlar, Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor maçına ilgi göstermedi. Türk Telekom Arena tribünleri önemli ölçüde boş kalırken, az sayıda futbolsever müsabakayı takip etti.Kaynak: Al Jazeera ve AA
Cumhuriyet Tarihi'nde Yüce Divan'da Yargılanan 10 Bakan
Anayasamızın 148'inci maddesine göre Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Cumhurbaşkanı'nı, TBMM Başkanı'nı,  Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini yargılama yetkisine sahiptir. Bir anlamda devletin en üst düzey yöneticileri herhangi bir mahkemenin görev alanından çıkartılmış, bu görevde bulunanların işleyebileceği suçların ciddiyeti sebebiyle özel bir yargı yolu kurulmuştur. Bu yargı yoluyla yüksek kamu yetkisi kullanan kamu görevlilerinin en adil şekilde yargılanarak, en doğru kararın ortaya çıkması ve toplumda varolması gereken adalet ilkesinin tatmin edilmesi amaçlanmıştır. Yüce Divan'da bugüne kadar 1 Başbakan, 19 Bakan ve 1 Milletvekili yargılandı. Yargılamalardan 9'u beraatle sonuçlandı. İşte tarihten örnek bir kaç yargılama.
Drogba'nın Davası 28 Ocak'ta
Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), yılın ilk 3 ayında karara bağlayacağı dosyaların tarihlerini internet sitesinden yayımladı.CAS'tan yapılan açıklamada, Didier Drogba'nın eski kulübü Çin temsilcisi Shanghai Shenhua'nın, transferinde sorun yaşanması gerekçesiyle Galatasaray'a ve Fildişi Sahilli futbolcuya karşı yaptığı itirazın 28 ve 29 Ocak'ta görüşüleceği belirtildi.Arsenal'den transfer olurken, menajeri Pascal Boissau'yu devre dışı bıraktığı gerekçesiyle FIFA tarafından 1.1 milyon Avro ceza verilen Emmanuel Eboue'nin itirazı ise CAS'ta 3 Mart'ta görüşülecek.Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Mersin İdmanyurdu ile eski futbolcuları David Bicik ve Joseph Boum arasındaki dosyalar 22 ve 23 Ocak'ta masaya yatırılacak.Sporx
Galatasaray'da Oyuncular Antrenmana Çıkmadı
Galatasaray Liv Hospital'da oyuncular paralarını alamadıkları gerekçesiyle antrenmana çıkmadı.Galatasaray Yöneticisi Can Topsakal, NTV Spor'a yaptığı açıklamada 'Bankada bir aksilik oldu. Bu yüzden hata yapmışlar. Yarın çözeceğiz. Bir sorun yok. Yanlış anlama olmuş' dedi.Basketboldan sorumlu yönetici 'Yarın akşam oyuncular maaşlarını 2 ay geç alıyorlar ancak bunu konuştuk zaten. Her ay ödeme yapıyoruz. Bu ay da bir iki gün gecikme oldu. Yarın sabah benim de randevum var çözeceğiz bu sorunu.' diye konuştu.Oyuncuların bu kararından dolayı çok üzüldüğünü ve sinirlendiğini söyleyen Topsakal, oyuncuların yarın saat 17.00'daki antrenmana katılacağını belirtti.Euroleague'de son 16 turunda da mücadele eden sarı kırmızılı takımda son aylarda maddi sıkıntı yaşanıyordu.Kaynak: Al Jazeera
'Yerini Bulmamış Adalet Katillerini ve Kurbanlarını Çoğaltır'
Hrant Dink’in katledilişinin sekizinci yılında, Agos Gazetesi’nden kalabalığa seslenen isim yazar Murathan Mungan oldu:  'Yerini bulmamış adalet katillerini ve kurbanlarını çoğaltır. Hrant için, adalet için sekiz yıldır haykıranlar artık demokrasinin karikatürünü değil, kendisini istiyoruz.'Murathan Mungan’ın konuşmasının tam metni:'Merhaba arkadaşlar, Hrant Dink’in değerli ailesi ve dostları, hakikat ve adaleti kıymet bilenler, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.Sekiz yıldır her 19 Ocak’ta olduğu gibi, bugün gene burada Hrant Dink için toplanmış bulunuyoruz. Ölümünden sonra milyonlarca kalbin evladı olan Hrant Dink için... 2007 yılında onun öldürülmesinin hemen ardından yazdığım “Cinayetin arkasındaki en büyük örgüt” başlıklı yazım şöyle başlıyor:“Söylenecek sözün çokluğu bazen insanı dilsiz bırakır. Tıkanır, kalırsınız. Haklılığın suskunluğu, diğer suskunluklara benzemez; düğümü zor çözülür.(...) Tek başına zaten yeterince trajik ve yaralayıcı olan bu ölüm, aynı zamanda yakın tarihi ürperterek çağrıştırdıkları, hafızadan geri çağırdıklarıyla da kavurucuydu. Her yeni ölüm, diğer ölümleri de ilk gün acısıyla diriltir.Kaç kitap yazarsanız yazın, bazen böyle dilsiz kalırsınız.”Bugün sözlerimi, o gün kaldığım yerden sürdüreceğim: dilsizliğin her çeşidinin yaşandığı bu ülkede ölenler, öldürülenler, katledilenler biz onlardan sonra birkaç kelime daha fazla söyleyebilelim, diye öldüler. Dilimizdeki kilitler çözülsün diye, dilsizi olduğumuz hakikatler içimizi daha fazla kavurup yakmasın diye... Onca zaman, bunca kayıp, bunca ölümle hem tarih içinde kilitli kalmış, hem zaman içinde yol almış o fazladan birkaç kelimeyi bugün en azından onlara, onların hatırasına borçluyuz. Baskıcı iktidarlar korkunun bulaşıcı olduğunu bilir, bu yüzden toplumun korkularını sürekli diri tutmaya çalışırlar; onların bilmediği cesaretin de bulaşıcı olduğudur. Bu yüzden hayatın ve dünyanın gözlerinin içine bakarak cesaretle konuşmalıyız. O kelimelerin bizden başka sahibi yok! Bunu hiç unutmamalıyız.Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından sekiz koca yıl geçti. O yıl doğan çocuklar dillendi; okuma yazmayı söktü. Oysa Hrant Dink’in ölüsü, gerçek hikâyesi aydınlatılmamış bir cinayetin kurbanı olarak hâlâ bu kaldırımda yatıyor. Dünyayı kaybıyla ıssızlaştıranlar hatıraları ve emanetleriyle çoğaltırlar... Ve emanetin başını bekleyen bizler sekiz yıldır burada toplanıp adalet ve hakikat arayışımızı dillendiriyor, Hrant’ın ölüsünü unutkanlığın zalim ellerine teslim etmeyeceğimizi haykırıyoruz. Ayrıca Hrant Dink cinayetini, kendi siyasi projeleri için araçsallaştırmaya çalışanların emellerine terk etmeyeceğimizi de belirtmek istiyoruz. Bu sekiz yıl boyunca adalet yerinde sayarken pek çok şey söylendi, yazılıp çizildi. Bugüne, bana varıncaya dek sözler seyrelip azaldı belki, ama acılar azalıp seyrelmiyor. Yerini bulmamış bir adaletin sancısı yüreklerde zonklamasını sürdürüyor; vicdanları sızlatmayı, aklımızı acıtmayı sürdürüyor. Dahası, o günden bu yana adlarını tek tek sayamayacağım her yeni kurban ve her yeni ölümle birlikte, Hrant Dink bir kez daha burada, bu kaldırımda vurulup öldürülüyor. Yerini bulmamış adalet, katillerini ve kurbanlarını çoğaltır. Gene öyle oluyor. Çünkü tetiği çeken parmaklar değişse de, cinayetin arkasındaki en büyük örgüt aynı. Adı “faili meçhul”, ama kendisi “faili belli” onca cinayetin işlendiği bu ülkenin değişmeyen kara gerçeği, bizi her seferinde aynı sözleri tekrara mahkûm ediyor. İktidarlar ve koltuk sahiplerinin maskeleri değişse de hiç değişmeden süren merkezi despot devlet geleneğinin elleri her seferinde gene aynı karanlık oyunu tezgâhlıyor. 1938’te Dersim kıyımını, 1978’te Maraş katliamını yapanlar, 1955’te 6-7 Eylül olaylarını başlatanlar, 1993’te Madımak Oteli’ne sığınan canları yakanlar, 2011’de Roboski’yi bombalayan kişiler ve zihniyetler aynı. 500’ü aşkın haftadır Galatasaray’da diz çürüten cumartesi annelerinin bağırlarını yakanlar da aynı. Adında “adalet” sözcüğünü taşıyan bir partinin on iki yıldır iktidarda olduğu bir ülkede yıllardır adalet bekliyoruz. Gelmiyor!Arkadaşlar, bu ülkede insanlar yalnızca dostlarının değil, düşmanlarının da kendilerine benzemesini isterler. Kendisine benzesin ki, kiminle mücadele ettiğini, neyle savaştığını tanıyıp bilsin isterler. Birbirlerine benzeyenler birbirlerinin silahlarını, yaralarını, oyunlarını ve nefretlerini tanırlar. Sevginin sahtesi olur, ama nefretin olmaz. Oysa Hrant Dink onlara benzemiyordu. Çünkü onların bilmediği bir Türkçeyle konuşuyordu, onların bilmediği bir Ermeniceyle konuşuyordu. O, tüm halkların eşitliğine ve kardeşliğine inanmış biri olarak, barışın diliyle konuşuyordu. Laf olsun diye edilmiş temenni türünden bir barışın değil, sahici, hakiki, kalıcı ve sürekli kılınmasını istediği bir barışın diliyle... Kan kamaştıran savaş sözcükleri yoktu onun sözlüğünde, kin tazelemek için değil, hafıza tazelemek için söz alıyordu; insanları hınç bilemeye, ödeşmeye, intikam almaya değil, geçmişiyle, şimdisiyle ve kendiyle yüzleşmeye çağırıyordu. Türkleri ve Ermenileri “ebedi düşman” rolüne kapatıp kindarlığa kilitleyen tüm politikalara karşı çıkıyordu. Ötekileştirmenin dışlayıcı, düşmanlaştırıcı, şeytanlaştırıcı dilinden çok uzak bir dille konuşuyordu. Onların hiçbir zaman bilmediği; bilmek, öğrenmek istemediği yabancı bir dildi bu. Bu nedenle Hrant Dink Ermeniliğiyle “öteki”, diliyle “yabancı”ydı onlara. Hrant’la birlikte öldürülmek istenen işte bu dildi. Bir türlü hazmedemedikleri bu barış dili, dünyayı kardeşliğe çağıran bu insancıl dil... Bugün belki de her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dil.Arkadaşlar, katillerin her infazla birlikte tabancalarına çentik attıkları İkinci Meşrutiyet öncesinden bugüne, örgütlü, tasarlanarak işlenen gazeteci cinayetlerinin uzun listesinde Hrant Dink, siyasal bir cinayete kurban giden 62. kişiymiş. Ülkemizin hemen her güne siyasal bir cinayetin, bir katliamın, bir toplu kıyımın düştüğü “Resmi Tarih Ajandası”nda, kaderi 19 Ocak 2007’ye düşen, sözünün bedelini, vicdanının maliyetini canıyla ödeyen 62. kişi...Bu yüzden aradan geçen sekiz yıl boyunca yetişen yeni kuşaklar ve sislenen hafızalar için belki de Hrant Dink’i yeniden anlatmak, yeniden hatırlatmak gerekiyor: O, sadece Ermeni halkının bir sözcüsü değil, tüm Türkiye’nin sesiydi. Ezilen, dışlanan, sömürülen tüm kesimlerin sesi. Bugün aramızda olsaydı, Gezi Parkı Direnişi’nde bizlerle saf tutacak, tarih boyunca 76 kez kıyıma uğramış, Ortadoğu’nun en kimsesiz, en sahipsiz halkı olan Ezidilerin yanında yer alacaktı. Hrant Dink yaşamı boyunca kendine ve değerlerine sadık kalmış biri olarak uzlaşmacı ama ödünsüz tutumuyla bu ülkede pek çok şeyi değiştirdi. Hatta ölümü bile çok şey öğretti bize. Hiçbir çevrenin, hiçbir iktidar odağının hoşuna gitmeye, gözüne girmeye çalışmadan, doğru bildiklerini söyleyip inandıklarını savundu. Onun ve benzerlerinin verdiği mücadele, onların ölümleriyle birlikte kesintiye uğrayacak bir mücadele değildir. Burada ve meydanlarda toplanan kalabalıklar da zaten bunu gösteriyor.Bu coğrafyanın halkları düzayak yapılmış çözümlemeler, üstünkörü saptamalarla ışıklandırılamayacak kadar karmaşık, çok katmanlı bir geçmişten, tarihin labirentinde kaybolmuş pek çok hikâyenin içinden geçip geliyor. Bu nedenle Hrant Dink de, Ermeni sorununun çözümü için yeni bir dil ve her iki tarafın da ezberlerinin dışına çıkan yeni bir yaklaşım gerektiğini düşünüyordu. Bu topraklarda yaşayan insanların bu konuyu her yönüyle konuşarak, birbirlerini tanıyarak, birbirlerinin hikâyelerini dinleyerek, birbirlerinin acılarını anlayarak, birbirlerine değerek, dokunarak, zamanla bu sorunu barışçıl bir çözüme kavuşturabileceğine inanıyordu. Her iki topluluğun da hatıraları ve hafızaları arasında bir diyalog kurulması gerektiğine inanıyordu. Böylelikle resmi hafızaların yerini artık sivil hafızaların alacağını ümit ediyordu. Ermeni sorununu, emperyal güçlerin uluslararası masalarda Türkiye’ye karşı elinde tuttuğu bir koz olmaktan çıkaracak olan şeyin, halkların kendi arasında geliştireceği bu diyalog zemini olacağına inanıyordu. Bu yüzden Hrant Dink’in bu konuyla ilgili rüyalarından biri, iki halkın birbiriyle kaynaşmasını sağlayacak Ermenistan-Türkiye sınır kapısının açılmasıydı. Dostlar, arkadaşlar, ölülerimizin sadece hatıralarına değil, rüyalarına da sahip çıkmamız gerekir. İşte bugün o kapının açılması, pek çok şeyin kapısının da açılması demek olacaktır. O kapının açılması, yüzyıldır Ararat dağının doruğuna çöken sisin dağılması olacaktır. O kapının açılması 2015 yılına çok yakışacaktır.Dostlar, arkadaşlar, çoğunuzun bildiği gibi bu topraklarda her inkârın ardında yakın ya da uzak tarihli toplu mezarlar yatar. Hrant Dink’in öldürülüşünün sekizinci yılı, gene bildiğiniz gibi aynı zamanda 1915 Ermeni soykırımının yüzüncü yılıdır. Ermeni soykırımının reddi, inkârı Türkiye’nin yüzyıllık yalnızlığıdır. Tarihte, hafızada, akılda, vicdanda ve dünyadaki yalnızlığıdır. Türkiye’nin bu yüzyıllık yalnızlığı artık son bulmalıdır. Bu ülke geçmişin hayaletlerinden korkmayarak tarihiyle yüzleşmeli, geçmişte yaşananlara ilişkin sorumluluklarını üstlenmeli ve bu karanlık mirasın kahredici ağırlığından kurtulmalıdır. Bunu, dünyanın azarlayan bakışları ya da başkalarının onayları için değil, kendisi için istemelidir. Geçmişten günümüze işlenen bunca cinayetin seyircisi bir toplum olmaktan kurtulmanın bir yolu da budur. Çünkü biliyoruz ki, mücadele edilmesi gereken halklar, uluslar değil, zihniyetlerdir. Uzun bir süredir bu ülkede sistemli olarak ve giderek tırmanan bir biçimde toplumsal kutuplaşmalar yaratılıyor, düşmanlıklar körükleniyor, bizzat devleti yönetenler şiddet amigoluğu yapıyor. Oluşturulan bu alacakaranlık kuşağını andıran siyasal iklimle, Türkiye adeta adım adım Enver Paşalarla, Talat Paşalarla gecikmiş randevusuna sürükleniyor. “Edirne’den Ardahan’a bölünmez,” dedikleri vatan, Susurluk’tan Roboski’ye parça parça edildi, ediliyor.İşte bu yüzden biz Hrant için, adalet için sekiz yıldır haykıranlar artık demokrasinin karikatürünü değil, kendisini istiyoruz. Acilen demokrasi ve koşulsuz ifade özgürlüğü istiyoruz. Kapalı kapılar ardında tezgâhlanan karanlık oyunların göstermelik demokrasisini değil, günışığı demokrasisi istiyoruz. Laiklikten ödün vermemiş bir demokrasi istiyoruz. Kimsenin kimsenin kanına, canına susamadığı bir toplumda, kurban almadan ve kurban vermeden yaşamak istiyoruz. Hemen her gün bir kadın cinayetinin işlenmediği, transların, eşcinsellerin öldürülmediği, çocukların devlet kurşunlarıyla katledilmediği bir ülkede yaşamak istiyoruz. Etnik, kültürel, dinsel, cinsel her çeşit ayrımcılığın ortadan kalktığı, kimsenin kimsenin yaşam biçimine, diline, dinine, mezhebine, inancına ya da inançsızlığına karışmadığı, herkesin eşit haklara sahip yurttaşlar olduğu, demokratik olgunluğa erişmiş bir toplumda barış, kardeşlik ve dayanışma içinde yaşamak istiyoruz. Ağaca, suya, parka, koruya, ormana, herkesin ve her canlının yaşam hakkına saygılı çok dilli, çokkültürlü, çok renkli bir toplum olarak yaşamak istiyoruz. Vesayet biçimlerinin tümüne kayıtsız şartsız karşı çıkıyor, 12 Martların, 12 Eylüllerin apoletleriyle ılımlı kindarlık, kravat takmış yobazlık arasında seçim yapmak istemiyoruz.Bugün burada basın özgürlüğünü savunmak için “Je suis Charlie Hebdo” diyorsak, kimilerinden farklı olarak 1994’te Istanbul’da “Özgür Ülke” gazetesi bombalandığında sokaklara çıkmış olmanın gönül rahatlığıyla diyoruz.Arkadaşlar, Hrant Dink’in ölümüyle bu ülke sadece kıymetli bir evladını kaybetmedi, aynı zamanda önemli bir gazetecisini de kaybetti. Gazetecilik mesleğinin çok büyük ölçüde haysiyet kaybına uğradığı böyle bir dönemde, onun ve onun gibi gazetecilerin yokluğu daha çok hissediliyor. Sırf bunun için bile, Hrant Dink’in dördüncü çocuğu olan “Agos” gazetesine, onun emanetine de sahip çıkmamız gerekiyor.Dilerim, Hrant Dink ve benzerlerinin uğruna öldükleri doğrular, çok uzak olmayan bir gelecekte, günışığı görmüş bir demokraside, barış içinde bir arada yaşayan bir toplumda gündelik hayatın sözü bile edilmeye değmeyecek sıradan gerçekleri olur!Gene dilerim, yakın bir gelecekte adalet yerini bulur, sonraki yıllarda burada toplanacak olanlar, hâlâ sonuçlanmamış bir hak ve adalet arayışı için değil, sadece Hrant’ı ve hatıralarını yâd etmek için bir araya gelirler.Sözlerimi sonlandırırken, Dink ailesini muhabbetle kucaklar, hepinizi yeniden sevgi ve saygıyla selamlarım.'Kaynak: Agos
Reklam
İlk Yarının Antrenör Karnesi
Uğur Meleke, Süper Lig'deki teknik direktörlerin ilk devre performanslarını değerlendirdi. Meleke'ye göre ilk yarının en iyileri, Güneş, Avcı, Bilic ve Buruk.Halilhodzic oyunu kurdu ama sabit ayakları çakamadı. Şota belli bir seviyeye kadar iyi, vitesi bir yukarı atamadı. Çalımbay, bir sezon başı ustası. Carlos, büyük haksızlığa uğradı. Biliç hayatının takımını buldu; Avcı da hayatının tek hikayesini yazmayı sürdürüyor. İşte Süper Lig’in ilk yarısının antrenör karnesi...5/10: Halilhodzic-Yanal20 küsur oyuncunun gidip, 20 küsur oyuncunun geldiği bir yapıya belki de en uygun adam Halilhodziç’ti. Turgut Doğan gibi, Malouda gibi grup ritmini bozma ihtimali olanların biletini hemen kesti; iyi tanıdığı Afrika’dan çabuk adapte olacak beş Afrika kökenli transfer etti. En büyük hatası, ideal 11 kurma konusunda yavaş kalmasıydı. 25 oyuncunun 25’ini de 11’de olacak gibi hazırlamak, bu kadar kısa sürede imkânsızdı; sabır isteyen bir işti. Yanal’a hazır 25 oyuncu bıraktı, ama bir 11 bırakmadı...Ersun Yanal, başlangıç itibariyle doğruyu yaptı; Bonnevay’in Konya maçında çıkardığı 11’i aynen devam ettirdi. Amerika’yı yeniden keşfetme hatasına düşmedi. Ama galibiyetler geldikçe o da takıma imzasını atma uğraşına girişti. Medjani’yi, Salih’i, Fatih’i ön liberoda kullanma ısrarı orta sahayı kaybettirdi. Avrupa Ligi dahil, Türkiye Kupası dahil bu takımın acilen bir 11 ve anlayış benimseyip onu ezberlemesi gerekiyor. Üçlü savunma ya da ön libero fantezileri sonraki iş.“Şota ile belli bir seviyeye kadar çıkmanız olası; takdir gören, başı okşanan, üst tarafı zorlar gibi yapan bir orta sınıf ekibi olmanız mümkün. Ama asla o üst gruba çıkamıyorsunuz.”5/10: Şota ArveladzeKayseri ve Kasımpaşa’da hemen hemen aynı senaryoyu izledik: Şota ile belli bir seviyeye kadar çıkmanız olası; takdir gören, başı okşanan, üst tarafı zorlar gibi yapan bir orta sınıf ekibi olmanız mümkün. Ama asla o üst gruba çıkamıyorsunuz. Üst gruba çıkmaya meylettiğiniz her kritik maçı kaybediyor Şota. Tansiyonun yükseldiği anları yönetemiyor.Bir ufak puan kaybı da, Uche’yi zorla gönderip Malki’yi transfer ettikleri için...5/10: Mustafa Reşit AkçayHamzaoğlu’ndan bu kadar hazır bir takım teslim alıp, bu kadar düşüş yaşamanın bedelini ödedi Mustafa Hoca. Hamzaoğlu döneminde iyi katkı veren Mehmet Akyüz, Bruno, Kenan gibi isimlerin onun döneminde kulübeye alışması sonunu getirdi. Hamzaoğlu döneminde orta ikilide oynayan Bilal dâhil beş tane gol şansı olan adam çıkardı 11’de... Akçay döneminde bu sayı üçe kadar indi. Akhisar’ın kurtuluşu sanırım Roberto Carlos’la tekrar hücumu düşünmekten geçiyor.5/10: Aykut KocamanGekas’ın ayrıldığı her takımın yaşadığı krizi, Konyaspor da yaşadı. Yerine gelenler onun kadar verimli skor yapamayınca düşüş kaçınılmaz oldu. Yine de Aykut Kocaman’ın berbat giden takıma bir elektroşok uygulama amaçlı yaptığı kadro dışı hamlesi doğru. Sadece kadro dışı kalan bu beş adam içinde Hleb olmalı mıydı, onu da onunla yaşayan Kocaman biliyor şüphesiz.6/10: Roberto CarlosGeçen yıl kurduğu ofansif takım, Cicinho ve Ziya’nın hücuma yaptığı muazzam katkı, takdirlerin en büyüğünü hak ediyor. Ama bu sezon başında Aydın’ı kaybettiler, Utaka da genelde sakat. O bölgede yaşayacakları krizi hissedip daha fazla forvet almalılardı. Bence ilk yarıda Sivasspor’un bu kadar az puan toplayabilmesinin sebebi, kadro kısıtlılığı. Hücumda alternatifsizlik. Meselenin Carlos’un Dünya Kupası’nda yorum yapmasıyla çok ilgisi olduğunu sanmıyorum.Carlos’u göndermek büyük bir hataydı. Tek tesellimiz yeni rotasının Akhisar olması.7/10: İsmail KartalHem çok zor, hem çok kolay bir iş devraldı. Zor, çünkü üstünde sürekli “takımı başkan yapıyor” baskısı hissetti. Liderin kendisi olduğunu ispat etme adına ekstra işlere girişti. Kolay, çünkü zaten şampiyon bir takım teslim almıştı. Amerika’yı yeniden keşfetmeye lüzum yoktu, ayarlar belliydi. Caner’de düşüş var. Emenike’de de... Kuyt’ta, Sow’da, Webo’da da... Şampiyon takımda bu kadar oyuncuda düşüş varsa, liderlik ispat etmeye değil, oyuncuların form durumlarını yükseltmeye odaklanmak gerek.Ama Başakşehir maçındaki taktik uygulamasıyla da ilk yarıyı lider bitirmeyi bildi. Başakşehir gibi taktik obsesifi bir takımı adeta taktik tahtasında yendi. Bu da ona özgü bir artı.7/10: Ertuğrul SağlamFenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Bursaspor deplasmanlarından beraberlik, Trabzon deplasmanından galibiyet çıkarıyorsanız, toplamda hanenizde daha fazla puan yazıyor olmalıydı. Geçen sezonu santrfor almayarak heba ettiler, Bienvenu’yle o işin yürümeyeceği aşikardı. Bence bu yıl da hâlâ forvete ihtiyaçları vardı. Sezonda 15 atan, yüksek yüzdeyle oynayan bir forvete...İstifası Eskişehir futbolu için büyük kayıp. Çünkü eksiksiz-gediksiz sağlam bir kadroyla girilen bir sezonda, bu ülkede altıncı şampiyonluk apoletini takabilecek bir şehirdi Eskişehir...7/10: Hamza HamzaoğluKendisi gibi çalışkan, yürekli, kapasitesi kısıtlı ama verimi yüksek Umut’u 11’e koyması doğruydu. Burak’ı beş adım geriye kaydırıp ofsayttan kurtarması da. Ama bu yeni sistem, Sneijder’ın kaleye gitme seçeneklerini azalttı. Yine de kısa sürede yaptığı ufak dokunuşlar, gelecek için umut verici.7/10: İrfan BuzGençlerbirliği’nin varlık nedeni, Süper Lig’deki misyonu ne ise, İrfan Hoca da ona uygun davrandı. İrfan Can Kahveci, Berat Tosun, Ahmet Oğuz, Halil İbrahim Pehlivan gibi gençler, takımın ana arterlerinden. Zaten Gençlerbirliği’nin de kimliği, kişiliği bu. Eğer Uğur Çiftçi, Ahmet Çalık gibi rüştünü ispat etmiş gençleri de geliştirmeyi başarırsa, misyonunu tam anlamıyla benimsemiş olur.7/10: Rıza ÇalımbayTürkiye’deki genel yerli teknik adam profilinin dışında. Sezon ortası bir takımı alıp, ligde tutup, sezon başlangıcında çuvallayan ama hâlâ televizyonlara çıkıp konuşan türden değil. Eskişehir’de de, Sivas’ta da iyi takımlar kurdu, sezon başlangıçlarını iyi yaptı, uzun çalıştı. Şimdi benzer bir hikayeye Mersin’de imza atıyor. Futbolculuğundaki gibi sessiz ama çalışkan Rıza Hoca, bir kez daha takdiri hak ediyor.8/10: Okan BurukGol sorununu çözebilse, 8 puandan da fazlasını hak ediyordu aslında... 15 adamın gidip, 15 adamın geldiği bir grubu, gerçek bir takıma dönüştürdü. Barış Yardımcı, Emre Nefiz, Serhan Yılmaz, Oğulcan Çağlayan gibi gençlere böyle cesaretle forma vermesi harika. Eğer devre arası forvet alternatifleri de bulup, takımı Muhammet’e bağımlılıktan kurtarırsa, daha yukarılara tırmanabilirler.“Bence Avcı, Başakşehir’de on yıl, yirmi yıl çalışmalı. Guy Roux’nun Auxerre’le başardığını hedeflemeli. Newcastle’ın Pardew’le denediğini denemeli. ”8/10: Abdullah AvcıBelki beş planı yok, belki beş ayrı doğrusu yok. Ama bildiği tek bir doğruyu harika uyguluyor. Beş yıl boyunca İBB’de ne oynattıysa, Başakşehir’de de kaldığı yerden eksiksiz devam ediyor. Uğur, Ferhat, Mahmut, Volkan gibi inandığı oyuncuyu kazanmaması imkansız. İBB döneminde eksik bıraktığı yetenekli orta saha pozisyonunu da bu sene Mossoro ve Sezer’le doldurmayı deniyor. Ki bu da önemli bir gelişim demek. Bence Avcı, Başakşehir’de 10 yıl, 20 yıl çalışmalı. Guy Roux’nun Auxerre’le başardığını hedeflemeli. Newcastle’ın Pardew’le denediğini denemeli.8/10: Slaven BiliçÖğrenen, gelişen bir teknik adam profili. Beşiktaş’la harika bir uyum yakaladılar ve birlikte büyüyorlar. Transferde neredeyse yüzde 100 ile oynuyor; Atiba, Sosa, Demba Ba harika işler. Olcay’ı ısrarla oyundan çıkarmaktan vazgeçse, oyunun sonunu da başı gibi oynayabilse, bir üst ligin hocası olabilirdi.9/10: Şenol GüneşHarun gelişti. Serdar gelişti. Şener gelişti. Aziz Behich gelişti. Ozan Tufan gelişti. Volkan Şen gelişti. Bakambu gelişti. Josue gelişti. Fernandao gelişti. Bir antrenör bir takımda beş altı ayda bu kadar adamı geliştirebiliyorsa, sadece şapka çıkarılabilir ona. Eğer Enes ve Ethem gibi potansiyeli yüksek gençleri de Türk futboluna armağan ederse, pekala Bursa futbolu tarihine geçmeyi de hak edebilir.Uğur Meleke, Milliyet Gazetesi spor yazarı.Kaynak: Al Jazeera
"Ülke Futbolu İçin 14 Yabancı Kontenjanının Fazla Olduğunu Düşünüyorum"
Arda Turan, İspanya’daki yaşantısından, Türkiye’deki yeni yabancı futbolcu uygulamasına kadar birçok farklı konuda konuştu.Türk futbolunun son dönem yetiştirdiği yıldızlardan Arda Turan , İspanya’daki yaşantısından, Türkiye’deki yeni yabancı futbolcu uygulamasına kadar birçok farklı konuda Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın resmi yayın organı Gençlik Spor Dergisi’ne önemli açıklamalarda bulundu.Arda Turan, gelecek sezondan itibaren uygulanacak yeni yabancı kuralıyla ilgi olarak, “Yerli oyuncu da olsa bence iyi olan futbolcu hiçbir kurala bakmadan her yerde oynar. Bunu öteki türlü uyguladık, pek bir faydasını gördüğümüzü düşünemiyorum. Şimdi bir de böyle uygulayalım bakalım nasıl olacak” dedi.İyi yabancı oyuncunun ülke futbolunda kaliteyi arttıracağına inandığını belirten Turan, “Yabancı da olsa, Türk de olsa en iyi performansı veren isim formayı hak edecektir. Yeni kuralla takımlarımız daha dikkatli ve iyi bir transfer politikası belirleyebilir. Daha iyi oyuncular da çıkabilir. Bakacağız, göreceğiz. Ben açıkçası futbolun sınırlamalara girmesinden yana değilim” diye konuştu.“Yeni kurala göre mevcut kadroda 14 yabancı oyuncunun olmasını fazla buluyorum”Yeni kuralda takım kadrolarında yer alacak 14 yabancı oyuncuyu fazla bulduğunu kaydeden Turan, “Ülke futbolumuz için bu rakamın fazla olduğu kanaatindeyim. Kulüplerin maddi güçleri bu kadar büyük bir sayı için yeterli olabilecek mi? bilemiyorum ama tabii mevcut yabancı sayısının da az olduğunu düşünüyorum. Umarım bu karar sonrasında kazanan futbolumuz olur” açıklamasında bulundu.“EURO 2016 elemelerinde oynadığımız oyunun hakkını alamadık”2016 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2016) Elemeleri'nde Türkiye’nin şansını değerlendirirken, “Elemelerde şu ana kadar oynadığımız oyunun hakkını alamadık” diyen Arda Turan şöyle konuştu:“İyi maçlar çıkardık ve daha fazla puan toplamalıydık” diyen milli futbolcu, “EURO 2016’ya katılmak için hala şansımız var. Sonuna kadar bu şansı zorlayacağız, mücadele edeceğiz. Her topu değerlendireceğiz. Kaybetmenin, kazanmanın dışında Türk Milli Takımı futbolcusuna yakışan, o milli forma için gereken en iyi mücadeleyi vermektir. Biz de bunu bilincinde olup en iyi mücadeleyi vereceğiz. İnşallah Avrupa Şampiyonası’na gideriz. Hayalimiz amacımız bu yönde.”Arda Turan, UEFA’nın düzenlediği ‘yılın en iyi 11’i oylamasında ilk 11 futbolcu arasına giremediği için üzgün olmadığını söyledi. Kendisine oy veren herkese teşekkür eden Arda Turan, “Ülkemde taralı tarafsız birçok futbolseverin oy kullandığını biliyorum. Oy atanlara da, atmayanlara da herkese çok teşekkür ederim. Kazanamadık, bundan sonra daha çok çalışıp, daha iyi performans gösterip, daha formda olup oyun anlamında daha yukarı çıkıp en iyi 11’e girmeye çalışacağım. Kısmet böyleymiş, nasibin önüne geçilmez. Benim işim sahada en iyisini yapmak, çalışmaya devam” ifadelerini kullandı.“Simeone’nin çalışma arzusu ve hırsı benim için çok önemli”Yıldız futbolcu, “Antrenörüz Simeone ile ortak özellikleriniz neler?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “İkimizde insanların yüzüne karşı konuşmayı seviyoruz. İkimizin de kazanma arzusu çok üst düzeyde. İşimizi çok ciddi yapıyoruz. Sahaya girdiğimizde her şey bitiyor ve ikimizin de en önemli ortak özelliklerinden biri ülkelerimiz için örnek insanlar olmamız. Gençlere, arkadan yetişen sporculara örnek olduğumuzu düşünüyorum. Bu anlamda hareketlerimizle ve davranışlarımızla iyi birer spor adamı olduğumuzu düşünüyorum. Başarıyı kazanırken adaletli, hakkaniyetli yollardan gidiyoruz. Bunlar antrenörüm Simeone ile benim ortak belirgin özelliklerimiz. Simeone’nin çalışma arzusu ve hırsı benim için çok önemli.”“Hamza Hamzaoğlu, kalbimizdeki gönlümüzdeki bir insan”Yakın zamanda Galatasaray’ın teknik diretörü olan Hamza Hamzaoğlu’nun, sarı-kırmızılı takımda başarılı olacağına inandığını söyleyen Arda Turan, “Hamza hoca, bizim kalbimizdeki, gönlümüzdeki bir insan. Dualarımız onunla. Çok iyi bir teknik direktör. Futbolu antrenman bilimini çok iyi bilen ve oyuncuları da çok iyi motive edebilecek bir hoca. Allah gönlüne göre versin, inşallah onun için her şey çok iyi olur” şeklinde konuştu.“Kendimi dinleyebildiğim, kendimi futbola verebildiğim zaman işler benim için daha iyi gidiyor”Arda Turan, yurt dışında oynanan futbola her geçen yıl daha fazla alıştığını ve İspanya’daki insanların futboluna saygı duyduğunu söyledi.Atletico Madrid’te ‘daha çok takım oyuncusu’ olduğunu vurgulayan Arda Turan, “Burada oyun anlamında taktik ve sisteme biraz daha çok uyduğumu düşünüyorum daha çok takım oyuncusu oldum şartlar öyle gerektirdi. Kendime ait zamanım çok fazla. Kendimi dinleyebildiğim, kendimi futbola verebildiğim zaman işler benim için daha iyi gidiyor” dedi.“Burada geçmişte yaşadığınız kızgınlıkları, kafanızda dinlediğiniz zaman daha çabuk unutup kolay affedebiliyorsunuz”Milli futbolcu, “Uzun yıllar yurt dışında forma giymek Arda Turan’a sahanın dışında neler kattı? sorusuna ise şu karşılığı verdi: “Tabii yurt dışında zaman geçtikçe arkadaşlıkların, dostlukların kıymetini daha çok biliyorsunuz. Burada geçmişte yaşadığınız kızgınlıkları, kafanızda dinlediğiniz zaman daha çabuk unutup kolay affedebiliyorsunuz. Buradan bakış açısıyla aslında futbolun sadece bir ‘oyun’ olduğunu, insanların birbirini kırmaya değer bir şey olmadığını görüyorsunuz. Buraya gelince insani değerleri kaybetmemek adına daha fazla dikkatli davranılması gerektiğini düşünüyorsunuz. Tabii ki dışarıdan, sakin kafayla bakmak bunları düşündürtüyor insana.”“Michael Jordan ve Federer’i idol olarak görüyorum”Milli futbolcu, formda olduğu bir dönemden geçtiğini belirterek, “Bunu kabul ediyorum ama daha fazlasının olabileceğini düşünüyorum. Daha fazla çalışıyorum. Allah’a şükürler olsun bana böyle güzel şeyleri nasip etti. İnşallah daha iyilerini nasip eder. Çalışıp elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum, tevekkül ediyorum. Her zaman da daha iyisini yapmaya çalışacağım. Daha iyi olmak adına kendilerini sürekli geliştiren çok önemli sporcu örnekleri var. Bu anlamda Michael Jordan ve Federer’i kendi adıma idol olarak görüyorum. Yapılarını, tavırlarını, hallerini örnek alıyorum” değerlendirmesinde bulundu.“Atletico Madrid’in önemli hatıraları arasında fotoğrafımın, adımın geçtiğini düşünüyorum”Futbol yaşantısını Atletico Madrid’te sürdürdüğü için mutlu olduğunu ve uzun bir süre kırmızı-beyazlı takımda kalmak istediğini söyleyen Turan, “Kulübün önemli hatıraları arasında artık fotoğrafımın, adımın geçtiğini düşünüyorum . Burada elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Atletico Madrid kulübü büyük bir marka bende onların içinde iyi bir marka olduğumu, büyüdüğümü düşünüyorum. Atletico Madrid’li olmaktan şeref duyuyorum, benim için çok önemli” ifadesinde bulundu.“Geçmişte en çok Maradona ile oynamak isterdim”Arda Turan, geçmişte forma giyen efsanevi futbolcular arasında en çok Maradona ile oynamak istediğini söylerken, “Maradona ile oynamak benim için hayal gibi bir şey olurdu” dedi.“En büyük özlemim, sokaktaki mahalle maçlarım…”Milli futbolcu Arda Turan, söyleşinin “kısa kısa” bölümü için yönetilen sorulara ise şu yanıtları verdi:“Vazgeçemediğiniz?Önce Allah inancım sonra Ailem.Özleminiz?Ailem ve sokaktaki mahalle maçlarım.Keşke dediğiniz?Çok şükür yok.Oynamaktan en çok zevk aldığınız? Koke.Hayatınıza dair en çok zorlandığınız?Gurbet.”“Sayın Bakanımız Akif Çağatay Kılıç’ın gençliğe ve spora verdiği önemi ve değeri hepimiz biliyoruz”Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın spora ve gençliğe dair gerçekleştirdiği çalışmalardan övgüyle bahseden Arda Turan, “Sayın Bakanımız Akif Çağatay Kılıç’ın gençliğe ve spora verdiği önemi ve değeri hepimiz biliyoruz. Çeşitli spor dallarına dair tesisleşmenin yanısıra gençlere dair yürütülen projeler ve gerçekleştirilen yatırımlar, ülkemizin geleceği için büyük önem taşıyor. Bizler de ülkemize ve vatanımıza yararlı bir birey olmak elimizden gelenin en iyisini her zaman yapacağız” şeklinde konuştu.Sporx
Reklam
"Bizim Asıl Düşmanımız Galatasaray"
Trabzonspor eski başkan yardımcısı Sebahattin Çakıroğlu, “Bizim asıl düşmanımız Galatasaray” dedi.1967 Trabzonsporlular Derneği, Güngören’de başkan Alaattin Hatayoğlu nezaretinde bir toplantı düzenledi. Trabzonspor’un mali durumu, şike süreci, transferler ve gelecek yıllardaki olağan durumların konuşulduğu toplantıya, 1967 Trabzonsporlular Derneği Başkanı Alaattin Hatayoğlu’nun yanı sıra, Trabzonspor'un efsane oyuncularından Hüseyin Tok, Trabzonspor eski başkan yardımcısı Sebahattin Çakıroğlu, Trabzonspor eski yöneticisi ve Gazeteci-Yazar Musa Alioğlu, dernek üyeleri, işadamları ve basın mensupları katıldı.ÇAKIROĞLU: TRABZONSPOR'UN İÇİNİ GALATASARAY BOŞALTTIToplantıda açıklamalarda bulunan Trabzonspor eski başkan yardımcısı Sebahattin Çakıroğlu, “Şirketlerimiz para kazanmalı. Şirketlerimiz inanılmaz bir reklam ajansı olmalı. Futbol için ondan sonrası basit. En iyi adamları getirirsin. Bindiğimiz dalı kestik. Trabzon’un içini Fenerbahçe boşaltmadı, Galatasaray boşalttı. Bize hep aşıladılar Fenerbahçe düşmanımız diye. Bizim içimizi boşaltan, o şampiyonluktan sonra Galatasaray’dır. Bizim asıl düşmanımız Galatasaray” dedi.“Neyin başarısını bekliyoruz” diyen eski başkan yardımcısı Çakıroğlu, “Para gitmiş. Gelse ne olur. Bu yönetime milyar dolar verin ne olacak. Hiçbir şey olmayacak” ifadelerini kullandı.TOK: “SOSYAL ANLAMDA TRABZONSPOR’U GELİŞTİREMEDİK”Trabzonspor'un efsane oyuncularından Hüseyin Tok ise, Trabzonspor’da birlik ve beraberliğin olması gerektiğine vurgu yaptı. Tok, “Geçen seçimde 5 adayın çıkması çok yanlış bir olaydı. Trabzon’da bunun kaliteyi düşüreceği belliydi. Bizim umudumuz, beklentimiz bu listelerin birleşmesi, en az iki adayın olmasıydı. Biz yıllardan beri sosyal anlamda Trabzonspor’u geliştiremedik. Yani benim hep özlemim var. Trabzon futbolla anılıyor ama bizim çok iyi yetiştirdiğimiz sanatçılarımız, yazarlarımız, siyaset adamlarımız var. Maalesef bunları bir araya getirip bütünlük sağlayamadık. Bunları niçin onure etmiyoruz. Üye değilse neden üye yapmıyor, bir arada tutmuyoruz” şeklinde konuştu.TOK: “BU KADAR CAHİLCE BİR İŞ OLAMAZ”Transfer politikalarının yanlış olduğunu ifada eden Tok, “Yerel basında konuşuyoruz ama ulusal basında bu imkan bize verilmiyor. Akıllı bir başkan olsa bu işlere girmez. Transfer olayı yıpratıcı bir olaydır. Her şeye açık bir olay. Bu işe niye girerler anlamıyorum. Ya sen bu işi profesyonellere bırak. Hata olursa sorarsın sorumluya. Sen bu işe girersen bütün sorumluluğu üzerine alırsın. Yaptıklarını en büyük noksanlık kendilerinin bu işe girmeleri. Bu kadar cahilce bir iş olamaz. Trabzon geçen sene 22 oyuncu aldı. 3 daha ilave ettik 25 oldu. O takımdan 3 kişi bu takımdan 5 kişi. Bunları ne işi var deyip, yolla 5-6 kişiyi. Dünya rekoru bu ya. Böyle bir şey olur mu ya. Hedefimiz ne şimdi? Üstteki 3 takımdan koptuk. Onları geçme şansımız yok. Bu transferlerin anlamı nedir? Neden bu kadar borca giriyoruz” diye konuştu.HATAYOĞLU: 'SİYASETİN OYUNCAĞI HALİNE GELDİ'1967 Trabzonsporlular Derneği Başkanı Alaattin Hatayoğlu ise, kulübün Hacıosmanoğlu tarafından tek adam algısı ile yönetildiğini, bilinçsizce transfer yaparak Trabzonspor'un futbolcu enkazına dönüştürüldüğünü ve ekonomik olarak kulübü iflas noktasına getirdiğini söyledi. Hacıosmanoğlu'nun, geldiği günden beri Trabzonspor'u temsil noktasında kötü yönettiğini ve siyasetin oyuncağı haline getirildiğini söyledi.Eurosport
Derbide Zafer Fenerbahçe'nin
Türkiye Bayanlar Voleybol Ligi'nde oynanan derbi karşılaşmasında Fenerbahçe Grundig, ezeli rakibi Galatasaray Daikin’i 3-0 mağlup etti.Puanını 32’ye çıkartan sarı lacivertliler sıralamada da üçüncü sırada yerini korudu. Galatasaray ise 20 puanla 5. sıradan 6. sıraya indi.Galatasaraylı taraftarların alınmadığı, salonun yarısına kadar Fenerbahçeli taraftarların bir kısmını da voleybol severlerin izlediği karşılaşmaya iyi başlayan Fenerbahçe Grundıg oldu.   İlk teknik molayı da 8-4 önde geçti. Sonraki sürelerde toparlanan Galatasaray sayı farkını kapatmaya çalıştıysa da ikinci teknik molayı da 16-13 önde geçen Fenerbahçe oldu. Sonraki sürelerde de Y.Kim ve Polen’in smaçlarıyla seti 25-19 aldı.İlk seti kaybeden Cim-Bom ikinci sete hızlı başladı. İlk teknik molayı da 8-3 farklı önde tamamladı. Fenerbahçe Dicle Nur, Christina ve Polen’in blok ve smaçlarıyla sayı farkını kapattı. 15-15 beraberliği sağladıysa da ikinci teknik molayı da 16-15 önde geçen Sarı-Kırmızılılar oldu.  Fenerbahçe 16-16 beraberliği sağladı. 17-16 öne geçti. Skoru 21-17’ye getirdi. Seti de 25-20 aldı. Skoru da 2-0 lehine çevirdi. İki set almanın büyük avantaj ve morali ile sahaya çıkan Fenerbahçe üçüncü sete de iyi başladı. İlk teknik molayı da 8-5 önde geçti. Teknik mola sonrası daha iyi bir oyun ortaya koyan Galatasaray, rakibini 11-11’de yakaladı. Bundan sonra da büyük bir çekişme ve heyecan yalandı. Karşılıklı alınan sayı ve beraberliklerde devam eden setin ikinci tenik molasını ise Galatasaray 16-15 önde tamamladı. Skoru da 24-20 lehine çevirdi. Fenerbahçe taraftarlarının da desteği ile 4 sayı birden alarak 24-24’de beraberliği sağladı. Seti de 27- 25 aldı. Maçı da 3-0 kazandı.Bir not düşecek olursak. Bütün maçlar böyle salonu dolduran taraftarlarla oynanmalı. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş maçlarına da her takımın seyircileri gelmeli diyorum. İşte o zaman voleybolumuz kıymete binecektir. Yetkililer bunu bir düşünmeli. FENERBAHÇE GRUNDIG: 3 - GALATASAY DAIKIN: 0SALON: TVF Burhan FelekHAKEMLER: Ozan Sarıkaya- Emre ÖzkurFENERBAHÇE GRUNDIG: Polen (15), Bosetti (6), Christina (9), Elif (3), Y. Kim (19), Dicle (12), Merve (L), Gökçen (-), Meliha (1)GALATASAY DAIKIN:  Aslı (6), Gamze (3), Bosetti (7), Melis (2), Centoni (15), Meijners (12), Nihan (L) Nursevil (-), Ezgi (1), Özgenur (1), Bihter (-)SAYI: 77-64RAKİP HATADAN SAYI: 12-18SERVİS: 76-65SERVİSTEN SAYI: 6-7       HATALI SERVİS: 4-4MANŞET: 61-72HATALI MANŞET: 10-16HÜCUM: 102-104HÜCUMDAN SAYI: 49-34BLOKTAN SAYI: 10-6SETLER: 25-19, 25-20, 27-25SÜRE: 84 Dk. (26-26- 32)Ajansspor
Galatasaray'dan Gol Yağmuru
Galatasaray, hazırlık maçında Neymar'ın takımı Guaratingueta'yı 6-0 mağlup etti.Galatasaray Alanya'da oynadığı ikinci hazırlık maçında Neymar'ın takımı Guaratingueta'yı 6-0 mağlup etti. Galatasaray'ın golleri Emre Çolak, Bruma, Emre Can Coşkun, Hamit Altıntop, Sinan Gümüş ve Yasin Öztekin'den geldi. Galatasaray'ın hazırlık maçı özeti ve gollerini Eurosport.com Türkiye aracılığıyla izleyin.Galatasaray maça Muslera, Semih, Hakan, Sabri, Telles, Melo, Selçuk, Bruma, Sneijder, Emre Çolak, Umut Bulut 11'iyle çıkarken ikinci yarıda yedek ağırlıklı bir kadro ile maça devam etti. İlk yarıda Emre Can, Bruma ikinci yarıda Hamit, Yasin ve Olcan'ın istekli ve iyi oyunları dikkat çekti.Galatasaray'da Koray ve Burak'ın ardından Semih de sakatlandıGalatasaray'ın başarılı stoperlerinden Semih Kaya, Sarı Kırmızılılar'ın hazırlık maçında şok bir sakatlık geçirdi. Dün akşam Burak Yılmaz'ın sakatlığıyla sarsılan Galatasaray'da şimdi de Semih Kaya şoku yaşanıyor. Başarılı stoper, Sarı Kırmızılılar'ın Royal International Cup'ta 3.'lük maçındaki rakibi Neymar Institute ile oynadığı maçın 3. dakikasında sakatlık yaşadı. Neymar Institute atağında ceza sahasına gelen rakip forvetle çarpışan Semih acılar içinde yerde kıvranmaya başladı. Hemen saha kenarına alınan oyuncunun tedavisine başlanırken, Semih'in dizinin sarıldığı dikkat çekti. İlk bilgiSemih'in sakatlığı ile ilgili gelen ilk bilgilere göre futbolcunun yan bağlarında esneme olduğu ve durumunun İstanbul'da netlik kazanacağı belirtildi.Eurosport
Reklam
Veli Kavlak: 'Şampiyon Olursak Saçlarımı Kestireceğim'
Beşiktaş'ın başarılı futbolcusu Veli Kavlak, Antalya'da gerçekleştirilen kampta BJK TV'ye açıklamalarda bulundu.Güzel bir kamp dönemi geçirdiklerini dile getiren Veli Kavlak’ın açıklamaları şöyle:“İdmanlar yoğun geçiyor. Küçük bir sakatlığım var tedavisini yaptırıyorum. Kısa zamanda sahalara dönmeyi umuyorum. Takımda çok güzel bir hava var. Her şey çok iyi gidiyor. Kamp yaptığımız otelden memnunuz.Sezonun ilk yarısında zorluklarla savaştık. Her maçı deplasmanda oynadık. İkinci yarıya iyi bir başlangıç yapmak istiyoruz.Galatasaray maçında gereksiz bir hareket yaptım ben de yaptığımın yanlış olduğunu hemen anladım. Yapacak bir şey yok. Üzücü bir mağlubiyet oldu ve moralimiz bozuldu.Beşiktaş galatasaray Veli Kavlak - EurosportBu sezon futbolumuzu epey geliştirdiğimizi düşünüyorum. İyi futbol oynadığımız ortada. Özellikle Avrupa’daki maçlarda oyun fazla soğumadan daha iyi oynadık. Türkiye’de oyun soğuyunca ritmimiz bozuluyor.Şampiyon olmak için oynadığımız oyunun üstüne koymalıyız. Devamlılık çok önemli. Seri yakalarsak şampiyonluk yarışı içinde oluruz.Elimden gelenin en iyisini yapıyorum. Orta saha her pozisyona yakın bir mevkii. Enerji gerektiren bir mevkiide oynuyorum.Beşiktaş taraftarı için diyecek bir şey yok. Dünyanın en iyisi olduklarını düşünüyorum. Oyuncular böyle bir taraftar topluluğuna sahip oldukları için çok mutlu. Taraftarlarımız şampiyonluk için sonuna kadar savaşacağımızdan emin olsunlar.Her maç iyi olmak için kendimi dinlendiriyorum ve sağlık ekibimizle koordineli çalışıyorum. Sakatlıklardan uzak bir sezon olur inşallah.”eurosport
Alves: 'Egemen Korkmaz Büyük Bir Savunma Oyuncusu'
Fenerbahçe'nin savunmacısı Bruno Alves, birçok konuda açıklamalarda bulundu.ANTALYA (AA)Fenerbahçeli futbolcu Bruno Alves, kamp dönemlerinde zorlu antrenmanların doğal olduğunu söyledi.Fenerbahçe'nin Antalya'nın Belek beldesinde yaptığı devre arası kampında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Alves, hazırlıkların iyi gittiğini belirtti. Alves, 'Belki zorlu antrenmanlar oluyor ama kamp dönemlerinde bunların olması doğaldır. Bu antrenmanlar, kampların olmazsa olmazıdır. Şu anda takım halinde çok iyi seviyede olduğumuzu düşünüyorum ama hala kendimizi geliştirebiliriz. Hedeflerimize ulaşabilmek için geliştirebileceğimiz şeyler var' diye konuştu.Alves, Galatasaray maçında gördüğü kırmızı kart ve sonrasında yaşadığı süreçle ilgili bir soruya ise şöyle yanıt verdi: 'Zorlu bir dönemdi. Her zaman hayatta önümüze bakmamız lazım diye düşünürüm. Tüm bunları geride bıraktım ve sonrasında daha güçlü şekilde takımıma geri döndüm. Nasılsam yoluma aynı şekilde devam edeceğim. Güçlü ve sert şekilde antrenman yapmayı, takımım için mücadele etmeyi, takımımın formasına katkıda bulunmayı seviyorum. Fenerbahçe'yi korumak için, renklerini temsil etmek için sonuna kadar her şeyi yapacağım. Hayat gibi futbolda da bir şeyler öğrenerek yolunuza devam edersiniz. O günler, benim yaşadıklarımın ve öğrendiklerimin bir parçasıydı. En önemli şey takımıma yardım edebilmek ve şampiyon olabilmektir. Ailem ve takım arkadaşlarım bana o dönem çok yardımcı oldu. Bana destek veren herkese çok teşekkür ederim.''Jiujitsu sporunun, futbolla hiç alakası yok'Alves, maçlardaki ve antrenmanlardaki sertliğinin yaptığı jiujitsu sporu ile alakalı olup olmadığının sorulması üzerine ise şunları söyledi: 'Jiujitsu sporunun, futbolla hiç alakası yok. Jiujitsu bir savunma sporudur. Futbolda yaptığım herhangi bir top kapma hareketi, savunma sporu. İkisini karıştırmamak lazım diye düşünüyorum. Ben takımıma sadık bir futbolcuyum. Benim ben olabilmem için takıma her şeyimi vermem lazım. Benim için antrenman maçtır, maç da antrenman. Maçta nasıl oynayacaksam öyle antrenman yapmak zorundayım. Çünkü iyi antrenman yapmazsam, güçlü bir şekilde oynayamam.'Alves, Galatasaray maçında gördüğü kırmızı kartın hatırlatılması üzerine, duygu yüklü, çekişmeli ve zor karşılaşma olduğunu anlattı. Alves, 'Ben her zaman takımımın savunmasında yer almak isterim. Hep en iyisini vermeye çalışıyorum. Tabii ki bazen böyle durumlar ortaya çıkabilir. Açıklaması da zordur, bunu ancak sahanın içinde olanlar açıklayabilir' diye konuştu.'Egemen Korkmaz büyük bir savunma oyuncusu'Portekizli futbolcu Alves, savunmada partneri Egemen Korkmaz ile ilgili de 'Egemen, çok büyük bir savunma oyuncusu ve aynı zamanda çok büyük bir lider' dedi.Egemen'in en iyi Türk oyunculardan biri olduğunu belirten Alves, 'Ancak diğer savunma oyuncularını da unutamayız. Hocamız için de zor diye düşünüyorum, elinde çok fazla seçenek var. Böyle rekabetler her zaman takım adına faydalıdır. Fenerbahçe her zaman büyük oyunculara sahip olacaktır. Kimin oynadığının önemi yok, önemli olan sonunda Fenerbahçe'nin şampiyon olmasıdır' ifadelerini kullandı.Alves, 'Oğlunun futbolcu olmasını ister misin' şeklindeki soruya, '3 nesildir ailemdeki herkes profesyonel futbolcu. Oğlumun sadece mutlu olmasını istiyorum. Neyi yapmaktan mutlu oluyorsa, onu yapsın. Oğlum bu yolu takip eder mi bilmiyorum. Ben bildiğim şekilde ona eğitim vermeye çalışıyorum. Çocuğuma verebileceğim en iyi eğitim, onun bildiği şeyleri yapabilmesi ve yeteneklerini geliştirme konusunda en iyi ortamı sunabilmektir' yanıtını verdi.Alves, yabancı oyuncu kuralı değişikliğinin olumlu ya da olumsuz olduğunu yaşanacak süreç sonrasında anlaşılacağına dikkati çekerek, 'Birkaç gün içinde Fenerbahçe de neler yapılacağını açıklayacaktır, onu beklemek lazım. En önemlisi Türk futbolunun gelişmesi, dünya ve Avrupa çapında kendine yer bulabilmesidir. Türkiye kesinlikle bir futbol ülkesi' dedi.Türk oyuncuların oldukça yetenekli olduğunun altını çizen Alves, 'Bir şeylerin iyi yapılmadığını düşünmüyorum. Bence Türk oyuncular gerçekten yetenekli. Brezilya, Arjantin ve Portekiz ile kıyaslanabilecek isimler var. Bana göre genç yaşlarda daha iyi bir eğitim ve çevre sağlanabilir. Eğer sıkıntı varsa eğitimlerinden geliyor. A takımlara geldiklerinde daha eğitimli ve komple şekilde gelmeleri gerekli' diye konuştu.'Ronaldo ödülü fazlasıyla hak etti'Portekizli futbolcu Bruno Alves, FIFA Altın Top Ödülü'nü kazanan Cristiano Ronaldo ile ilgili de şunları söyledi: 'Cristiano Ronaldo, ödülü gerçekten çok fazlasıyla hak etti. Her yıl üzerine katarak yoluna devam ediyor. Aynı zamanda Messi ile girdiği rekabetin dünya futbolu açısından son derece olumlu olduğunu düşünüyorum. Kalitesi, yetenekleri ve geçen yıl kazandığı kupalar, ödülü almasında fark yaratan nokta oldu. Çok iyi çalışıyor, iyi dinleniyor, iyi besleniyor ve kendini çok iyi hazırlıyor. Aslında yaptıkları büyük bir sır da değil. Sadece herkesin yapmak istediklerinden biraz daha fazlasını yapıyor. Her zaman dünyanın en iyisi olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Onunla zaman geçiren insanlar için bu şaşırtıcı değil. Portekizli olarak ben de çok gururluyum. Çünkü Portekiz gibi küçük bir ülkeden böyle bir oyuncu çıkması, futbolun en üst seviyesinde olmak Portekiz için çok güzel. Aynı zamanda Portekizli futbolcuların değerini artırıyor ve onlara kapıları açıyor.'skorer
Burak Yılmaz'ın Durumu Netlik Kazanıyor
Galatasaray Kulübü, Burak Yılmaz'ın sağlık durumuyla ilgili yaptığı açıklamayla tepki çekti.Galatasaray, dün River Plate ile oynanan hazırlık karşılaşmasında sakatlanarak oyundan çıkan Burak Yılmaz'ın sağlık durumuyla ilgili bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada tamamen tıbbi terimler kullanılmasına taraftar tepki gösterdi. Sosyal medyada 'Türkçesi nedir bunun', 'Doktor muyuz biz', 'MR sonucunu da paylaşı ona göre yorum yapalım' gibi yorumlar yapıldı.Sarı-Kırmızılı kulübün yaptığı açıklama şu şekilde:'Oyuncumuz Burak Yılmaz'ın yapılan tetkiklerinde sağ arka adele grubunda Tip 3A (Münih konsensus) kas hasarı tespit edilmiştir.'Eurosport
Reklam
Galatasaray'ın Fernandao Transferi, Almeida'ya Bağlı
Gündemdeki Sambacı Fernandao, her geçen gün Aslan'a biraz daha yaklaşıyor. Sezonun flaş ekibi Bursaspor eğer Almeida'yı bitirirse, Fernandao'ya Florya'nın kapıları ardına kadar açılacak.Cim Bom’a sürpriz. Sarı-Kırmızılılar’ın bir süredir renklerine bağlamak için çaba sarf ettiği Fernandao cephesinde önemli bir gelişme yaşanıyor. Brezilyalı golcünün kiralık olarak formasını giydiği Bursaspor, sezonun ikinci yarısı için golcü aramaya başladı.Bu doğrultuda, kafileyle aynı otelde kalan Almeida’nın menacerine haber gönderildiği öğrenildi. Bursa’nın Almeida transferiyle ilgilenmesi, Fernandao’dan ümit kesildiği şeklinde yorumlandı. İddialar böyle olunca, Galatasaray cephesi daha da iştahla olayın üzerine gitmeye başladı. Eğer Bursa, Almeida ile anlaşıp Fernandao’nun gitmesine izin verirse, Galatasaray’ın Atletica Paranaense ile anlaşması yeterli olacak.2 takviyeyle bitecekBu durumda Sarı-Kırmızılılar’ın 2.5 ya da 3 milyon Euro karşılığında bu transferi bitirmesine kesin gözüyle bakılıyor. Cim Bom, Fernandao’nun yanı sıra bir de yerli stoper aldıktan sonra ara transfen dönemini kapatmayı hedefliyor.Fanatik
Reklam
Galatasaray'dan Müthiş Zafer
Galatasaray, Sırp taraftar Marko Ivkovic'in İstanbul'da öldürülmesinden sonra oynanan ilk maçta Kızılyıldız'ı Belgrad'da 74-65 mağlup etti.Euroleague Top 16 E Grubu mücadelesinde ilk çeyreği 21-19 önde tamamlayan Galatasaray Liv Hospital, soyunma odasına 35-33 geride girdi. İyi savunma yaptığı üçüncü çeyreği 51-47 önde kapatan sarı kırmızılı ekip, son 10 dakikada daha da rahatladı ve salondan 74-65 galip ayrıldı.Galatasaray böylece üçüncü maçında ikinci galibiyetini aldı. Kızılyıldız'ın ise henüz galibiyeti bulunmuyor.Belgrad'daki Kombank Arena'da oynanan maça Galatasaraylı taraftarlar alınmadı. Maçta bin 500 polis görev yaptı. Tribünlerle saha arasına sık aralıklarla güvenlik görevlileri yerleştirildi.Tribünleri dolduran 20 bin Sırp taraftarın çoğu, İstanbul'da öldürülen Marko Ivkovic'in fotoğrafının bulunduğu siyah tişörtler giydi. Isınmaya çıkan Galatasaraylı oyuncular yuhalandı ancak oyunculara herhangi bir fiziksel müdahale olmadı. Karşılaşmanın başında tüm tribünlerde, 'Yaşıyorsun' yazılı dövizler açıldı.Galatasaray Başantrenörü Ergin Ataman salona girdiğinde bazı taraftarlar küfürlü tezahüratta bulunup sahaya yabancı madde attı.Aljazeera
Galatasaray, Veysel Sarı'yı Borsaya Bildirdi
Galatasaray Spor Kulübü, Veysel Sarı'nın Kasımpaşa'ya transferiyle ilgili KAP'a açıklama yaptı.Galatasaray Kulübü'nden Kamuyu Aydınlatma Platformu'na gönderdiği bildirim şu şekilde;' Profesyonel futbolcumuz Veysel Sarı'nın Kasımpaşa Sportif Faaliyetler AŞ'ye transferi konusunda resmi görüşmelere başlanmıştır.'
Spor Yazarları İlk Yarının İdeal 11’ini Seçti
Spor Toto Süper Lig’de ilk devrenin ‘En Sağlam’ 11’i, TSYD ve Lassa işbirliğiyle TSYD 52. Yıl Sporun Zirvesi Semineri’nde spor basının oylarıyla belirlendi. “Lassa En Sağlam 11″ ilk devre karmasında Galatasaray’dan 5, Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan ise 3’er futbolcu yer aldı.İlk devre karmasında en öne çıkan futbolcu, hem spor basınının yüksek oylarını alarak karmaya seçilen hem de taraftarların oylarıyla Ligin ilk devresinin En Sağlam Futbolcusu unvanını almaya hak kazanan Beşiktaş’ın formda oyuncusu Gökhan Töre oldu.Spor basını tarafından yapılan oylamada ise en yüksek puanı alan oyuncu, 593 puanla Fenerbahçe’nin flaş ismi Caner Erkin oldu. İlk devre karmasında Caner Erkin’i sırasıyla 568 puanla Burak Yılmaz, 553 puanla Demba Ba, 505 puanla Gökhan Gönül, 433 puanla Muslera, 432 puanla Semih Kaya, 377 puanla Mehmet Topal, 306 oyla Chedjou, 298 puanla Gökhan Töre, 290 puanla Veli Kavlak ve 271 puanla Sneijder izledi.Lassa En Sağlam 11 karmasına giremeyen futbolcular arasında en yüksek oyu ise Bursasporlu forvet oyuncusu Gekas 306 puanla topladı. İstanbul Başakşehir’in başarılı kalecisi Volkan Babacan 298 puanla En Sağlam Kalesi sıralamasında Muslera’yı takip ederek ikinci oldu. Bursaspor’un Brezilyalı forveti Fernando ise 210 puan toplayarak, Lassa En Sağlam 11 kadrosuna giren forvet oyuncuları Burak Yılmaz ve Demba Ba’yı takip etti.“Lassa En Sağlam 11″ ilk devre karması şu isimlerden oluştu:En Sağlam KaleciMuslera (GS)En Sağlam DefansCaner Erkin (FB), Semih Kaya (GS), Chedjou (GS), Gökhan Gönül (FB)En Sağlam Orta SahaSneijder (GS), Mehmet Topal (FB), Veli Kavlak (BJK), Gökhan Töre (BJK)En Sağlam ForvetDemba Ba (BJK), Burak Yılmaz (GS)İlk devre karmasına seçilen futbolcular, TSYD ve Lassa tarafından ligin ikinci yarsının başlamasının hemen ardından düzenlenecek bir törenle ödüllerini alacak. İkinci devrenin En Sağlam 11’inin belirlenmesinin ardından Spor Toto Süper Lig 2014-15 sezonunun Lassa En Sağlam 11 Karması Haziran ayı başında belirlenecek ve yılın en sağlam futbolcularının ödüllerine kavuşacağı gala ve ödül töreni yeni sezonun başlamasından önce Ağustos ayında düzenlenecek. DHA
2015 TBL All-Star Kadroları Açıklandı
18 Ocak günü Ankara Arena'da düzenlenecek All-Star etkinliğinde mücadele edecek basketbolcular açıklandı.Basketbolseverlerin oylarıyla belirlenen Asya Karması ve Avrupa Karması, TBL All-Star'da karşı karşıya gelecek.Yapılan basın toplantısıyla, Ankara Arena'da gerçekleştirilecek organizasyonda All-Star maçının kadroları, 3 sayı ve smaç yarışmasına katılacak oyuncular açıklandı.Asya KarmasıAndrew Goudelock (Fenerbahçe Ülker)Emir Preldzıc (Fenerbahçe Ülker)Semih Erden (Fenerbahçe Ülker)Jan Vesely (Fenerbahçe Ülker)Jawad Wıllıams (RH Gaziantep)Corry Hıggıns (RH Gaziantep)Sammy Mejıa (Banvit)Şafak Edge (Banvit)Matthew Walsh (Eskişehir Basket)Boby Dıckson (Pınar Karşıyaka)Josh Carter (Türk Telekom)Sean Wıllıams (Torku Konya)Başantrenör: Zoran Lukıc (Banvit)Avrupa KarmasıCarlos Arroyo (Galatasaray Lh)Jamal Gordon (Darüşşafaka Doğuş)Sinan Güler (Galatasaray LH)Renaldas Seıbutıs (Darüşşafa Doğuş)Engin Atsür (Beşiktaş IF)Cedi Osman (Anadolu Efes)Alex Stephenson (İstanbul BB)Darıo Sarıc (Anadolu Efes)Ryan Broekhoff (Beşiktaş IF)John Shurna (Darüşşafaka Doğuş)Mılko Bjelıca (Anadolu Efes)Patrıc Young (Galatasaray LH)Başantrenör: Ahmet Kandemir (Beşiktaş IF)Smaç YarışmasıKenny Gabrıel (Pınar Karşıyaka)Jan Vesely (Fenerbahçe Ülker)Furkan Korkmaz (Anadolu Efes)Jajuan Johnson (Beşiktaş IF)Patrıc Young (Galatasaray LH)Chınemelu Elonu (Tofaş)Sinan Güler (Galatasaray LH)Sean Chrıstopher (Torku Konya)3 Sayı YarışmasıCarlos Arroyo (Galatasaray LH)Mılko Bjelıca (Anadolu Efes)Şafak Edge (Banvit)Engin Atsür (Beşiktaş IF)Renaldas Seıbutıs (Darüşşafa Doğuş)Jaka Lakovıc (Rh Gaziantep)Mıchael Jenkıns (İstanbul BB)Andrew Goudelock (Fenerbahçe Ülker)NTVSpor
Reklam