onedio
Yanal: "G.Saray Maçına Hazır Olacağız"
Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal, Sevilla ile oynadıkları hazırlık mücadelesinin ardından açıklamalarda bulundu.Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal, Sevilla ile oynadıkları hazırlık mücadelesinin ardından açıklamalarda bulundu. Yanal henüz hazır olmadıklarını vurgularken, hakemin performansından memnun olmadığını belirtti. 'İstediğimiz yerdeyiz ve yükselmeye devam edeceğiz. Bir takım şeyler deniyoruz. Şimdi bir turnuva var ve 45'er dakikadan iki maç oynayacağız. Bazı oyuncularımızın hazır olmaması dezavantaj gibi. Daha Kuyt katılacak aramıza. G.Saray maçına hazır olacağız diye düşünüyorum. Sakat vermedik, sevindirici. Bugün hazır bir takıma karşı oynadık. Bazı savunma hatalarımız var. Ben kamp döneminden oldukça memnunum. ' 'Oyun sert başladı. Karşı takım oldukça agresif oynadı. Ben de hakemi eleştiriyorum. Diego'nun alt baldırına gelen bir darbe var. özellikle birkaç oyuncu sert müdahalede bulundu. Oyuncular bazen canları yanında tepki gösteriyor. Oyunun başı da agresif durumlara neden oldu. ' 'DIEGO HER GÜN KENDİNİ GELİŞTİRİYOR' İki maçta da aslında aynı dizilişte çıktık ve daha sonra dizilişi değiştirdik. Geçen seneden bir oyunumuz var ve bunu zaten iyi oynuyoruz. Ancak kadrodaki değişiklikler bize cevap verebilir mi sorusunun cevabını buralardan bulabilirdik. Diego her geçen gün temposunu yükseltiyor. Çok tecrübeli bir oyuncu. Zorlanıyoruz, zorlanmak zorundayız, zorlanmadan gelişemeyiz.Sporx
Asfaltla Kaplanan İstiklal Caddesi Bir Yağmurla Göl Oldu
İstanbul’da aniden bastıran şiddetli yağmur, büyük bir bölümü asfaltla kaplandığı için eleştirilere neden olan İstiklal Caddesi’ni adeta göle çevirdi. CNNTürk muhabiri Ezgi Cankurtaran’ın Twitter’dan paylaştığı fotoğrafta Galatasaray Lisesi’nin bulunduğu bölgede yurttaşların su birikintisinde yürümekte zorlandığı görülüyor.Diken
Abdullah Avcı Resmen Açıkladı!
Spor Toto Süper Lig'in yeni takımı İstanbul Başakşehirspor'un teknik direktörü Abdullah Avcı, transferle ilgili LigTv'ye önemli açıklamalarda bulundu. İşte Avcı'nın konuşmasından satır başları '10 oyuncu transfer ettik şu ana kadar. Benim dönemimden kalşan 7-8 oyuncu takımdaydı. Şampiyon olan takımdan da takımda kalan ve tanıdığım isimler var. Ceyhun'u Galatasaray'dan almayı çok istiyordum. Onu da yardımcım Tayfun aldı.' HOLMEN TAMAM FENERBAHÇE'Yİ BEKLİYORUZ 'Holmen'le anlaştık. Fenerbahçe'den geri dönüşü bekliyoruz. Doka, Visca, Tom gibi oyuncularımız var. 6+1 lik bir düzen kullanacağım. 7. ve 8. yabancıları kullanmayı düşünmüyorum.' LİG İÇİN PLANLARIMIZ HAZIR 'Oyunu iki tarafıyla oynamak amacındayız. Kampın bu zamanına kadar defansif dizilişi oturtmaya çalıştık. Bu günlerde hücuma ağırlıık veriyoruz. Uzun vadeli bir proje çizilen bir yere geldim. Göksel Gümüşdağ'la antrenör-başkanlık yanında aile ilişkilerimiz de var. Onunla ücret konuşmam. Onlar bana hak ettiğimi her zaman vermiştir. Yine böyle olacağına inanıyorum.'Maraton
Sabri, Florya'da da Dışarda
Hazırlıklarına İstanbul'da devam edecek Galatasaray'da Sabri ve kampa götürülmeyen futbolcular ile ilgili yine sıcak bir gelişme yaşandı.Avusturya ve Macaristan kampının ardından 4 günlük izin yapan Galatasaray bu akşam 17.30'da hazırlıklarına yeniden başlıyor.Şüphesiz en çok merak edilen konu yurt dışı kampına götürülmeyen futbolcuların durumuydu. Bu isimlerin başında da Sabri Sarıoğlu geliyordu.Ancak ne Sabri ne de yurt dışı kampına götürülmeyen diğer futbolcuların bugün Florya'daki çalışmada yer almayacakları öğrenildi.Bu isimlerin takımdan ayrı bir şekilde çalışmalarına devam edecekleri belirtildi.Cesare Prandelli'nin Sabri ile ilgili kararı merakla beklenirken, Başkan Ünal Aysal geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada oyuncunun ikinci kampta yer almasıyla ilgili olumlu mesajlar vermişti. (Skorer)
Mancini'den Salih Uçan Açıklaması!
Galatasaray'ın eski teknik direktörü Roberto Mancini, AS Roma'nın Fenerbahçe'den kiraladığı Salih Uçan'a övgüler yağdırdıAdı, Cesare Prandelli'den boşalan İtalya Milli Takımı'yla anılan Roberto Mancini, ülkesi İtalya'da yayımlanan La Repubblica gazetesine bir röportaj verdi. Mancini'ye, oğlu Andrea'nın da forma giydiği Honved ile Galatasaray'ın oynadığı maçı izlemek için gittiği Budapeşte'de soyunma odasında halefi Prandelli ile görüşmesi hatırlatılarak, 'Prandelli Dünya Kupası hezimetinden sonra kendisini toparlamış mıydı?' sorusu yöneltildi. Mancini ise, 'Evet, Dünya Kupası geride kaldı ve o artık İstanbul'da yeni bir maceraya atıldı. Bu, Prandelli için de çok ilginç bir deneyim olacak' diye yanıt verdi. Milli takım koltuğu için yeşil ışık yakan deneyimli teknik adam, Serie A'da bu sezonun, 'lı AS Roma'nın yılı olup olmayacağına ilişkin bir soruya, 'Evet, bunun için oldukça zorluyor. Juan Iturbe, transfer marketinin en hit ismi oldu. Uçan'ı da iyi tanıyorum, çünkü Fenerbahçe'de oynuyordu: muhteşem bir fiziği ve tekniği var. O Serie A için hazır bir oyuncu' ifadelerini kullandı. Ancak yine de Juventus'un favorisi olduğuna işaret eden Mancini, bunu, Roma ve Napoli'nin takip edeceğini, ardından da Inter, Milan ve Fiorentina'nın geleceğini öne sürdü. Eski takımlarından Inter'in bu sezon çok büyük transferlere imza atmadığı hatırlatılan Mancini, 'Lige iyi bir şekilde başlarsa, geçen yılki Roma gibi şaşırtabilir. Markaları için mücadele, mavi-siyahlıların DNA'sında var' dedi.Haber Türk
Reklam
"Selçuk Beni Yordu, Üzdü"
A Milli Takım'ın eski teknik patronu Abdullah Avcı, aldığı tarihi kararın perde arkasını anlattı.“Onun yerine uluslarası standartta Mehmet Topal’ı, Atletico’dan gelen Emre’yi oynattık. Mehmet gibi dünyanın her takımında rahatlıkla oynayacak bir isimden vazgeçemezsin. Nuri, Şampiyonlar Ligi oynamıştı, o da oynamadı. 4 elit oyuncudan 2’sini seçtim, bu bir tercihtir” Abdullah Avcı... 6 yıl İBB ve sonrasında milli takımda Türk futbolunun patronluğu... 21 aylık bu serüvenin ardından yeniden eski takımının başında, yeni adıyla Başakşehir’de. Hocayı, Hollanda’da ziyaret ettik. Her şeyi sorduk, biraz ezber bozmasını istedik. Çünkü yapı olarak çok medeni bir insan. Polemik sevmiyor, ancak milli takımda çok üstüne gidildi. Biz de Ayşe Arman röportajından, Selçuk olayına, giyiminden, Volkan olayına ve gurbetçi tercihlerine kadar sorulmayanları sorduk, açık yüreklilikle cevap verdi. Aslında Avcı doluydu. Ben sormadan ilk tepkisini anlattı... 'Saha dışını yönetemedim' “6+0+4’ü benim yaptığımı söyleyecek kadar ileri gittiler. Gerçekten medyada bazı önyargılar var. Bunları kırmak kolay değil. Bu işte başarılı olmak istiyorsan, yüzde 20 saha içi, yüzde 80 saha dışını yönetmektir. Ben 80’lik bölümü yaşayarak öğrendim. Teknik anlamda bana olan saygıdan belki de daha az eleştiri almış olabilirim. Ancak futbolla ilgili olmayan eleştiriler, beni daha çok üzdü. Saha dışındaki algı operasyonunu çözdün mü korkma. Çünkü isterlerse yazılıyor, istemezlerse yazılmıyor.” 'Ben 4. bıraktım, 4. bitti' Milli takıma Hollanda maçıyla başladık deplasmanda. Maç sonrası Van Gaal bana gelip tebrik etti, ‘Çok iyi bir takım oluşturmuşsun’ dedi. Buradaki son maçta Hollanda’ya yenildik ama hiç kimse Van Gaal’in söylediklerini yazmadı. Milli takımı bıraktığımda grupta 4’üncüydü. Son maç bittiğinde de 4. bitirdik. Macaristan maçı öndeydik. Semih belki de futbol hayatında yapmayacağı bir hata yaptı ve beraberliği yakaladı rakip. Romanya maçı... Volkan şimdiye kadar yapmadığı bir hata yaptı ve golü yedik. Bugün tekrar göreve gelsem saha içini değil, yüzde 80 dediğim saha dışını halletmek en akıllıcası.” 'Van Gaal'in dedikleri ortada' “Buradaki Hollanda maçından sonra Van Gaal’e iki Hollanda maçı soruldu. ‘Birincisinde çok zorlanmıştık. Ama Kadıköy’de maç baştan sona bizim elimizdeydi’ dedi. Bu sözler yayınlandı mı, hayır! Selçuk krizini iyi yönetemediğinizi düşünüyor musunuz? ‘Keşke oynatsaydım’ dediniz mi? “Ersun Hoca da benzerini Hakan Şükür’le yaşadı. Eğer öyle yapsaydım mesleki anlamda kendime ihanet ederdim. Bu Selçuk olayı değil. O gün Emre de olabilirdi. Bu bir tekniz analiz sonucudur. Şu bir gerçek ki Fenerbahçe ve Galatasaray milli takımın üzerinde. Biz Selçuk’u İskenderun’dan, Dardanel’den beri tanırız.” Selçuk’un duruşu, vücut dili de size darbe oldu gibi... “Doğrudur beni yordu, üzdü. Şimdi röportaj yaptığmız otelde ilk Hollanda maçına hazırlandık. İlk defa söylüyorum. Kadroyu açıkladığımda burada soğuk rüzgarlar esti, çok net gördüm. 3 büyükler her şeyin önünde. Onların medyası, onların taraftarı, realite bu. Baskı yapan gol kaçıran takım övgü yerine bir futbolcu üzerinden vurulmaya çalışıldı. Deplasmanda yenemedik diye hayıflandığımız takım Dünya Kupası’nda finalin kapısından dönüp 3. oldu, biraz insaf. Selçuk’un yerine uluslarası standartta Mehmet Topal’ı, Atletico’dan gelen Emre’yi oynattık. Mehmet Topal gibi dünyanın her takımında rahatlıkla oynayabilcek bir isimden vazgeçemezsin. Nuri, Şampiyonlar Ligi oynamış, o da oynamadı. 4 elit oyuncudan ikisini seçtim, bu bir tercihtir.” Baskı ve krizlere hazırlıksız mıydınız? “Bugün Belediyespor’daki Abdullah Avcı da değilim milli takımdaki de. Bu yaşananlardan müthiş bir kazancım oldu. Değişmeyen tarafım samimiyetim.” 'Volkan’a sahip çıktım’ “Volkan olayında iki taraf da haksızdı ama ben futbolcuma sahip çıktım. Hiç kimseye küskün değilim. Sadece üzüldüğüm kırıldığım çok anlar olmuştur. Kişiler var fakat isimlendirmek istemiyorum.” Yeni stadın isminin Fatih Terim olacağını biliyor muydunuz? “Yok orada açılışta öğrendim. Ben aslında bir sponsorla anlaşılıp öyle bir isim konacağını zannediyordum, sürpiz oldu. Hocamızın ismi hayırlısı olsun. Biliyorsunuz beni Galatasaray’a alan Fatih Terim’dir. Milli takımdayken de 17 Yaş milli takımının başına getiren isimdir.” Gurbetçilere ağırlık verdiniz ve işler kötü gidince eleştiri konusu oldu... “Bu konuda acayip rahatım. İki örnek vermek istiyorum. Dünya şampiyonu Almanya’da İlkay sakatlanmasa iki Türk oyuncu vardı Mesut’la birlikte. Çok eleştirildiğim gurbetçi oyuncular Süper Lig’in yüzde 15’ini teşkil ediyor. Yüzde 30 da Türkiye’den çıkanlar. Benim alıp da eleştirildiğim bu oyuncular 3 büyüklerde büyük futbolcu oldu. Hakan Çalhanoğlu’nu ilk çağıran benim. Ailesine kadar gittim ve A Milli Takım’a çağıracağımı söyledim, ikna ettim. 14 milyon Euro’ya Leverkusen’e gitti.” Takımında olmasını istediğin oyuncular kimler? “Mustafa Pektemek oyuncu kalitesi, insan kalitesi profesyonelilğiyle benim gönlümde çok öne çıkar. Ayrıca Holmen’i söyleyebilirim.” Şike sürecinden etkilendiniz mi? “Sürecin dışında kalsam da Türk futbolu çok kan kaybetti.Yorucu ve yıpratıcıydı.” Prolisans olmayan hocaların konuşturulmamasına ne diyorsunuz? “Bence komik... Bir de lise mezunu olmayan alamaz şartı. Tugay, İngiltere’de 8 yıl oynamış. Arif Erdem ve Suat Kaya UEFA Kupası kaldırmış. Bu düzeltildi ve karardan vazgeçildi. Bir de U23 Ligi olması lazım. 19 yaş önemli ama futbolcuya bir şans vermemiz lazım. 23’ten sonra benden bu kadar diyebilirsiniz. Altınordu modelini çok destekliyorum ve organik bir bağımız var, güzel bir model.” Son söz UÇK (Uyuşmazlık Çözüm Kurulu) geri gelsin mi? “Tabii ki, mahkemelerde ne işimiz var. Bizim sorunlarımıza bizim işimizden anlayanlar baksın ve süreçler uzamasın. Yıldırım Demirören de sanırım bu kararın yanlış olduğunu ve geri bir dönüş yapacağını söyledi.” Fanatik
Fenerbahçe'den Dev Sponsorluk Anlaşması
Fenerbahçe, 106 milyon Sterlin'lik sponsorluk forma reklamı ve stat isim hakkı anlaşması yaptı. Sözleşme, Fenerbahçe Avrupa kupalarına katıldığı sezon başlayacak.Fenerbahçe, dünyanın en eski futbol takımlarından Sheffield United ile İngiltere'de bir dostluk maçı oynadı ve gelirin tamamı maden kazasında ölen vatandaşlarımızın yakınları için kullanılacak. Fakat Chelsea gibi bir dev yardım maçı için İstanbul'a gelirken Fenerbahçe'nin bir üçüncü lig takımına (League One) takımına konuk olması kafaları karıştırmıştı. Fakat altındaki neden ortaya çıktı. HEDEF BAMBAŞKA Fenerbahçe, Sheffield ile sadece bu hazırlık maçı için değil geleceği yönelik de bir anlaşmanın içinde. İki taraf Galatasaray'ın, Reading, Alaniya ve Watford gibi takımlarla yaptığı anlaşmaların bir benzerini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Ama Sheffield'ın yüzde 50'sinin sahibi Suudi Prens Abdullah bin Musa'ed bin Abdulaziz Al Saud'un ise bambaşka planları var. PRENSİPTE DEV ANLAŞMAYA VARILDI Fenerbahçe yönetimi Arap dünyasının en büyük kağıt üreticisi olan Prens Abdullah'ın 'SMPC Grup'u ile hem stat hem de forma reklamı için anlaşmaya varmış durumda. Tek eksik Fenerbahçe'nin Avrupa'da boy gösteremeyecek olması. Stat anlaşması gelecek sezondan geçerli olacak şekilde yılda 11 milyon 250 bin Sterlin'den 8 yıllık, formadaki göğüs reklamı içinse yıllık 4 milyon Sterlin'den 4 yıllık prensip anlaşmasının yapıldığı bildirildi. Fenerbahçe bu sezon Avrupa'ya gidebilseydi bu anlaşma bu yıldan geçerli olacaktı. Öte yandan F.Bahçe bu sezon tek yıllık forma reklamı da bulamadığı için reklamsız çıkma kararı aldı. PRENS ABDULLAH SIKI BİR FENERBAHÇE TARAFTARI Öte yandan The Star gazetesine konuşan Fenerbahçe yöneticisi Altuğu Acar da, daha önce Fenerbahçe yönetimiyle Prens Abdullah'ın daha önce bir araya geldiklerini açıkladı. Acar, Saracoğulu'nda oynanan Galatasaray maçından önce de Prens Abdullah ve Sheffield'li yöneticileri İstanbul'da konuk ettiklerini doğruladı. Acar ayrıca Prens Abdullah'ın çok sıkı bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu ve pek çok Fenerbahçe maçını da bizzat izlediğini ve takım hakkında bilgi aldığını, ayrıca Soma'daki maden kazasından sonra da pek çok yardım yaptığını hatırlattı.Eurosport
Reklam
Hajrovic'te Flaş Gelişme! Bremen'den Açıklama
Alacakları ödenmediği gerekçesiyle Galatasaray’dan ayrılan ve Werder Bremen’e transfer olan İzet Hajrovic konusunda sıcak gelişmeler yaşanıyor.2013-14 sezonun devre arasında 3.5 milyon euro bedelle Grasshoppers’tan Galatasaray’a transfer olan fakat alacakları ödenmediği gerekçesiyle sezon sonunda kulüpten ayrılan İzet Hajrovic Alman ekiplerinden Werder Bremen’e transfer olmuş hatta geçtiğimiz hafta da bir hazırlık maçında boy göstermişti. Boşnak oyuncu Galatasaray’ı, Galatasaray da Boşnak oyuncuyu FIFA’ya şikayet etmişti. Alman basınına bir açıklamada Werder Bremen sportif direktörü Thomas Eichin kendilerinin de FIFA’ya başvurduğunu açıklarken, “Hajrovic’in serbest kalması adına FIFA’ya başvurduk. Bunun gerçekleşeceğine olan inancımız tam” ifadelerini kullandı. Galatasaray FIFA’ya açtığı davada İzet Hajrovic’ten Grasshoppers’a ödenen bonservis bedelinin yanı sıra ilk ödeneniz faizi, 250000 euroluk manevi tazminat, davanın masrafları ve onun yerine alınacak oyuncunun tüm maliyetinin karşılanmasını talep ediyor. Boşnak oyuncu ise 4.5 yıllık sözleşmesinin tamamı olan 4.5 milyon euroluk ücreti istiyor. Ajansspor
Moldovan'dan Çarpıcı Rıdvan Dilmen Açıklaması
Fenerbahçe'nin eski golcüsü Viorel Moldovan çarpıcı açıklamlarda bulundu. Viorel Moldovan... Fenerbahçe forması giydiği dönemde attığı birbirinden güzel gollerle ‘Dan Dan Moldovan’ diye Sarı- Lacivertliler’in tarihine geçen Rumen oyuncuyla Bükreş’te buluştuk. Mütevazi kişiliğinden hiç ödün vermemiş, nazik ve samimi bir ortamda gerçekleştirdiğimiz söyleşide ünlü futbol adamının Kanarya’yı hiç unutmadığı gerçeği ortaya çıktı. Biz kendisine oradan buradan sorular sorarken, Moldovan da bize Fenerbahçe’nin son durumunu, takımı, futbolcuları ve özellikle de başkan Aziz Yıldırım’ı sordu. İşte, özellikle fizik gücüyle hafızalardan silinmeyen Viorel Moldovan’ın, Fenerbahçe ve Türk Futbolu’yla ilgili görüşleri... Fenerbahçe'yi asla unutmam Fenerbahçe formasını giydiğim için çok mutluyum. Hayatım boyunca da o günleri unutmayacağım. Kariyerimin önemli bir dönemiydi. Çok iyi para kazandım. Zaten Fenerbahçe bir çok yıldızı bu şekilde kadrosuna kattı ve kulübün Avrupa’da, Dünya’da tanınması sağlandı. Alex, Ortega, Anelka, Sow, Meireles ve Alves gerçekten çok üst düzey futbolcular. Kulüp ayrıca stadını da yeniledi ki, bu Aziz Başkan sayesinde oldu. Fenerbahçe’nin son yıllardaki başarısı kulübün ününü de artırdı, tanınmasını da... Aziz Yıldırım'ı takdir ediyorum Başkan Aziz Yıldırım, kulübün daha da ileri gitmesi için çok çalışıyor. Benim dönemimde de öyleydi. Hep önde olmak istediler. Aziz Yıldırım Fenerbahçe’yi hep 1 numara yapmak istedi. Bunun için kardeşi ile gece gündüz çalıştı. Bunu takdir etmek lazım. Aziz Yıldırım ikinciliği hiç sevmedi. Fenerbahçe’nin hep şampiyon olmasını istedi. Çok iddialıydı. Ben iddialı insanları severim. O yüzden başkanı çok takdir ediyorum. Bir kaç yıldır olumsuz bir durum söz konusu fakat detayları bilmediğim için bu konuya fazla girmek istemiyorum. Bizde yıldız onlarda asker çoktu Fenerbahçe formasını giydiğim dönemde bir türlü şampiyon olamadık. Galatasaray 2 kez şampiyon oldu. Başaramadık. Halbuki çok süper bir kadromuz vardı. Bakıyorum, takımdaki tüm futbolcular kendi ülkelerinde milli forma giyiyordu. Kısacası bizde kalite çoktu, yıldız çoktu ancak takım olmayı beceremedik. O dönem Galatasaray’ın başında Fatih Terim vardı. Taffarel, Popescu ve Hagi gibi çok tecrübeli oyuncular vardı ve bu üçlü Türk oyuncularla birlikte müthiş bir sinerji yakaladı. Bizde yıldız çoktu fakat Galatasaray’da asker çoktu... Arda müthiş bir futbolcu Türk Milli Takımı’nda bir çok yıldız var. Oyun anlayışları hoşuma gidiyor. Ayrıca bir çok isimsiz gençler de takıma girmek için mücadele veriyor. Ama bir kişi var ki, onu özellikle çok beğeniyorum ve takip ediyorum. Arda Turan gerçek bir süperstar. İspanya Ligi’nin en istikrarlı ve yararlı oyuncularından bir tanesi. Bakınız, Atletico Madrid’e transfer olduktan sonra kulübün gidişatı nasıl değişti ve ne başarılar kazandı. Türk Milli Takımı’nın bana göre maestrosu. Türkiye, Arda gibi bir yıldıza sahip olduğu için çok şanslı. Herkes Arda’nın değerini bilmeli. Rıdvan Dilmen şaşırttı Rıdvan Dilmen’in teknik direktörlüğü döneminde çok garip şeyler olmuştu. Zaten sezon öncesi kampında doğru dürüst hiç çalışmamıştık. Rıdvan hocanın bazı oyuncularla aynı masada kağıt oyunu oynaması, onlarla birlikte sigara içmesi benim çok tuhafıma gitmişti. Bu şekilde zaten başarılı olamazdık. Sezona hiç iyi hazırlanamadık. Kısa süre sonra Rıdvan Dilmen de gönderildi. Onun yerine gelen Zeman’ın toplantısını hiç unutmuyorum. Siz sezon öncesi ne yaptınız. Hiç alışmadınız mı? Herkes en ufak ikili mücadelede sakatlanıyor. Olacak gibi değil” diye bize kızmıştı. Fanatik
Mevlüt Erdinç Galatasaray'a Gidiyor
Mevlüt'ün Türk temsilcisi Arslan Alçicek, 'Mevlüt Erdinç'in Galatasaray'a transferi konusunda kulüpler düzeyinde müzâkere hâlâ devam ediyor. Futbolcuyla her anlamda anlaşıldı'dedi. DİĞER İKİ BÜYÜK KULÜP DE İLGİLENİYOR; AMA İLK SIRADA GALATASARAY VAR Radyospor'da Özgür Sancar'ın canlı yayın konuğu olan Alçicek, 'Galatasaray ile St. Etienne arasında bir iki pürüz var. Ancak şunu da belirtmem gerekir. Diğer iki büyük kulüp de Mevlüt'le ilgileniyor. Buna rağmen ilk sırada Galatasaray var' diye konuştu. SON 1 HAFTA, GALATASARAY'IN BİZE BİZİM DE GALATASARAY'A SÖZÜMÜZ VAR Mevlüt'ün transfer eğilimi konusunda da açıklama yapan Arslan Alçiçek, 'Bir çocukluk aşkı var. Mevlüt ve tüm ailesi Galatasaraylı. Fakat bu profesyonel futbol dünyasında şartlara göre karar verirler. Bazen tuttuğunuz takıma gidemiyorsunuz. Bizim için şu anda ilk sırada Galatasaray var. Sözümüz var. Onların da bize sözü var. St. Etienne'yle sorunları çözersek. Galatasaray'a transferi gerçekleşecek. Diğer büyük kulüpler sürekli telefon ediyor. Her gün telefon alıyoruz. Ama bizim Galatasaray'a sözümüz var. 1 hafta içerisinde sonuç alamazsak Galatasaray'la ilgili olarak, o zaman diğer tekliflere açığız' şeklinde konuştu. KULÜPLER ARASINDA ÇOK FAZLA PÜRÜZ KALMADI St.Etienne'nin sadece belirlenen transfer ücretiyle bu operasyonun gerçekleşmesini istediğini belirten Alçiçek, 'Galatasaray belirli bir miktar ve futbolcu takası teklif etti. Bu noktada anlaşma tam olarak sağlanamıyor. Sanırım, 3-4 gün içerisinde bunun çözülmesini gerekiyor; çünkü arada çok fazla pürüz kalmadı. Galatasaray'a yakın olduğumuzu söyleyebiliriz' dedi. Milliyet
Reklam
"Ronaldinho Türkiye'ye Gelebilir..."
Adı geçtiğimiz sezon Beşiktaş’la anılan ancak siyah beyazlı takımın adeta kapısından dönen Ronaldinho’nun bir kez daha siyah beyazlı takımın gündeminde olduğu iddia edildi. Brezilyalı yıldızın, menajeri Assis’e Türkiye’de futbol oynamaya sıcak baktığını belirttiği iddia edilirken, oyuncunun Türkiye temsilicisi Ayhan Yeşilbaş Radyospor’a yaptığı açıklamada Ronaldinho’nun önümüzdeki sezon Türkiye’de forma giyebileceğini ifade etti. Adı 2011-2012 sezonunda Galatasaray, geçen sezonsa Beşiktaş ile anılan Ronaldinho’nun ismi bir dönem de Fenerbahçe ile anılmış ancak üç büyük takımla da ismi anılan yıldız futbolcunun transferi hiçbir zaman gerçekleşmemişti.AMK Spor
Aysal'dan Sneijder ve Sabri Açıklaması
Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, sarı kırmızılı takımdaki durumu merak konusu olan Wesley Sneijder ve Sabri Sarıoğlu konusuna açıklık getirdi ve son noktayı koydu...Galatasaray’ın 1 numarası, Hürriyet’e önemli açıklamalar yaparken, sarı kırmızılı taraftarların da yüreklerine su serprti...Öncelikle, Galatasaray’da herkesin Dünya Kupası sonrası takıma dönüp dönmeyeceği konusunda fikir yürüttüğü Hollandalı starı Sneijder için konuşan Aysal, şunları söyledi... “TATİLDEN DÖNECEK VE ARAMIZA KATILACAK” Sneijder Galatasaray’da yola devam edecek. Dedikodulara aldırmayın. Bizim de, yeni hocamız Cesare Prandelli’nin de, Sneijder’in de fikri bu yönde. Kafamızda ayrılık gibi bir konu yok. Kendisi yorucu bir sezon geçirdi. Ardından da Dünya Kupası’nda mücadele etti. Hollanda ile 3.lük kürsüsüne çıktı. Şu an için tatilde. Dönünce aramıza katılacak... Avusturya ile Macaristan kampına götürülmeyip, İstanbul’da bırakılan Sabri Sarıoğlu için de Aysal, sessiz kalmadı ve şöyle konuştu... “BAŞKALARINI DEĞİL, PRANDELLİ’Yİ DİNLESİN” Herkes şu soruyu soruyor, “Sabri defteri kapandı mı?” Kapanan bir şey yok. Sabri’nin şansı halen devam ediyor. Kimsenin Sabri’ye özel bir olumsuz yaklaşımı yok. Kendisi, sevdiğimiz ve başarılı olmasını istediğimiz bir oyuncumuz. Bu formaya yıllarca hizmet verdi. Sabri’nin kendisine biraz daha iyi bakması ve iyi hazırlanması halinde hoca ona beklediği şansı verecektir. Tek yapması gereken, başkalarını değil Prandelli’yi dinlemesidir. Hocası Prandelli’den Dünya Kupası sonrası yaklaşık bir ay izin alan Wesley Sneijder, şu an tatilin keyfini çıkarıyor. Wesley Sneijder, Ağustos’un ikinci haftasında sarı kırmızılı takımın kampına katılacak. Herkesin dönüşünü dört gözle beklediği ve ailesi ile tatilde olan Hollandalı oyuncu, takvimler 12 Ağustos’u gösterdiğinde arkadaşlarıyla buluşacak. G.Saray Teknik Direktörü Prandelli’nin, Dünya Kupası bitiminde futbolcusu ile görüşüp, kendisine yaklaşık 1 ay izin verdiği öğrenildi. Hürriyet
"R.Madrid'i Reddettim, G.Saray Daha İyi"
Yeni sezonda G.Saray forması giyecek olan Sırp yıldız Vladimir Micov, neden Real Madrid'den teklif gelmesine rağmen Galatasaray'ı tercih ettiğini açıkladı.CSKA Moskova'dan Galatasaray'a transfer olan Sırp şutör gard Vladimir Micov, Dünya Basketbol Şampiyonası için bulunduğu Milli takım kampında basının sorularını cevapladı. Real Madrid'in ilgisine rağmen Galatasaray'a imza atmasıyla ilgili gelen soruyu yanıtlayan Micov; 'Çok fazla seçeneğim vardı, siz de biliyorsunuz. Real Madrid'den de teklif vardı. Ancak, en kaliteli teklif Galatasaray'dan geldi. Benim için çok iyi bir tercih olacağını düşündüm. Orada bana büyük bir rol vereceklerini söylediler ve ben de bundan memnun kaldım' dedi. 29 yaşındaki Micov, geçen sezon CSKA Moskova formasıyla geçen sezon oynadığı 31 maçta 7.7 sayı 2.9 ribaunt ve 1.3 asist ortalamaları tutturdu.Sporx
Reklam
Gökhan İnler İstanbul'un Kapısından Dönmüş
Adı uzun yıllardır Türk kulüleriyle anılan Gökhan İnler, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın kapısından nasıl döndüğünü anlattı. Adı uzun yıllardır Türk kulüpleriyle anılan İsviçre Milli Takımı'nın kaptanı Gökhan İnler, kariyeriyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Daha önce Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray'ın kapısından döndüğünü belirten yıldız futbolcunun açıklamaları şu şekilde; Fenerbahçe ile sezon öncesi deneme antrenmanlarına çıkmış ve Daum tarafından beğenilmiştim. Dört yıllık bir kontrat imzalaycaktık ama olmadı. 2005 yılında Galatasaray için İstanbul'a geldim ancak dönemin teknik direktörü Hagi'ydi ve idmanlara çıkmama bile izin vermedi. Beşiktaş'a gidebilirdim. Vicente Del Bosque bana Sergen Yalçın'ın 10 numaralı formasını verdi ancak işler yolunda gitmedi.Eurosport
Yeni Aslanlar Umut Verdi
Geçen sene şampiyonluğu ezeli rakibi Fenerbahçe’ye kaptırıp dördüncü yıldızı kılpayı kaçıran Galatasaray, yeni sezonda takıma gerekli takviyeler yapıp işini şansa bırakmak istemediğini gösterdi.Avusturya kampının ardından sezon öncesi hazırlıklarını Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de sürdüren Sarı-Kırmızılılar, Macaristan 1. Lig ekiplerinden Honved ile karşılaştı. Budapeşte Bozsik Stadı’ndaki karşılaşmayı Galatasaray, Burak Yılmaz’ın golleriyle 2-1 kazandı. Hazırlık karşılaşmalarında yeni transferlere şans veren Prandelli, böylelikle sezonda kafasında oluşturacak ilk onbiride şekillendiriyor. İtalyan teknik adam Honved karşılaşmasında geçen sene ara transferde Galatasaray’a gelmiş fakat fazla forma şansı bulamayan genç oyuncuları da denedi. BOLAT VE OLCAN İLK ONBİRDE BAŞLADI Honved karşılaşmasında ilk onbirde yer alan yeni transferlerden Sinan Bolat ve Olcan Adın gösterdikleri performansla alkış aldı. Karşılaşmada 81 dakika forma giyen Olcan Adın, Burak Yılmaz’a bir asist yaptı ve genç oyuncunun bir şutu da direkten döndü. Maçın 87. dakikasında ise Aslan’ın yeni file bekçisi Sinan Bolat Galatasaray’da ki kariyerinin ilk kurtarışını yapmış oldu. Sinan’ın karşılaşma boyunca sergilediği oyunu göz önüne alacak olursak Galatasaray’ın kalesi bu sene emin ellerde sinyalini veriyor. ‘BENİ ROBBEN’E BENZETİRLER’ 2014-15 transfer döneminin ilk günlerinde Türkiye’ye gelen Sinan Gümüş, başta Fenerbahçe, Rizespor ve Beşiktaş olmak üzere bir çok kulüp tarafından istense de Galatasaray’ı tercih etmişti. Mücadele’nin 64. dakikasında Emre Çolak’ın yerine oyuna giren Gümüş, Galatasaray’a transfer sonrası yaptığı bir açıklamayı doğrular bir oyun sergiledi. Sinan Almanya’da oynadığı dönemler içerisinde takım arkadaşlarının kendi oyun stilinin Arjen Robben’e benzetildiğini ifade etmişti. GEÇEN SENE FORMA ŞANSI BULAMAYANLAR 2013-2014 sezonu ara transferde Galatasaray’a transfer olan ve başka takımlara kiralanan oyuncular da Honved karşılaşmasında yer aldı.Amrabat, Bruma,Umut Gündoğan ve Koray Günter karşılaşmada göstermiş oldukları istekli ve hırslı futbollarıyla Cesare Prandelli’ye fazla mesai yaptıracak gibi gözüküyor.SÜLEYMAN BOĞA / Amkspor.com
Reklam
Galatasaray'dan Gary Medel İçin Cardiff City'ye 10 Milyon Pound
Son güncelleme Şu anda - Güncellendi 27/07/2014 tarihinde 11:25'de Eurosport Türkiye tarafından - Şu anda Cardiff Başkanı Mehmet Dalman, Galatasaray'ın istediği Gary Medel için açıklama yaptı. Gary Medel transferi ile ilgili açıklama yapan Cardiff Kulübü başkanı Mehmet Dalman Galatasaray'ın Medel için 10 Milyon Pound teklif ettiğini, dünya kupasındaki en başarılı oyunculardan biri olan Medel'in transferi için Sevilla'ya 11 Milyon Pound verdiklerini ve zarar etmek istemediklerini belirtti. İnter de devrede Cardiff kulübü İnter'in de kadrosuna katmak istediği Gary Medel için 11 Milyon Pound'ta kararlı. İnter 1 Milyon peşin verip geri kalanını taksitlere bölmek isteyince kulüpten ret cevabı geldi. Kaynak: Fanatik
"Erdoğan'ın Mavi Marmara'nın Gidişinden Haberi Yoktu"
Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay , Gazze’ye yardım götürmek için yola çıkan ve İsrailli askerlerin baskınına uğrayan Mavi Marmara gemisi hakkında, “Mavi Marmara Olayı olduğunda, Başbakan’la birlikte Brezilya’daydık. Haberler geldiğinde, Başbakan hiç mutlu olmadı, geminin gidişine öfkelendi. Kontrolsüz, devlet sorumluluğu taşımayan bir hareket olduğu konusunda nitelemeler yaptı” dedi. Günay, Başbakan Erdoğan’ın, İstanbul’un siluetini bozan Zeytinburnu’ndaki 16/9 kulelerinden haberi olduğunu söyleyerek, “2011 Seçimleri’nin hemen ardından, İstanbul Yedikule’deki kulelerle ilgili -‘Küstüm Kuleleri’ diyorum ben onlara Başbakan, ‘Yaptıklarından haberim yok’ demişti. Oysa ben bu konuyu on kez kendisiyle tartıştım” ifadelerini kullandı. Taksim Gezi Parkı’nda ağaçların sökülmesi ile başlayan Gezi Parkı Direnişi için Günay, “ABD’ye gitmeden önce de Gezi’yle ilgili, ‘İstedikleri kadar itiraz etsinler. Ben söylüyorsam yapılır’ tavrı içindeydi. Fakat bunu kabul etmeyen toplum ayaklandı. Yurtdışından da morali bozuk gelince, ‘ayağının altından iktidar ve Türkiye kayıyor’ hissine kapıldı” dedi. Bugün gazetesinden Fatih Vural ’a konuşan Ertuğrul Günay bakanlığı döneminde yaşananları anlattı. Vural’ın “Ertuğrul Günay: Cemaat'in evrenselliği Erdoğan'a uymadı” başlığıyla yayımlanan (27 Temmuz 2014) röportajı şöyle: 2007-2013 yılları arasında, Kültür ve Turizm Bakanı olarak görev yapan Ertuğrul Günay, Ortadoğu eksenli, bölgesel vizyonu olan Başbakan Erdoğan’ın, Cemaat’in evrensel vizyonunu kaldıramadığı için çatışmaya girdiğini söylüyor. Ertuğrul Günay, “Akif, ‘Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı’ der. Bu teceddüt ve yenileşme çizgisi yok, Erdoğan’da. Dünyevi saltanat çizgisi var! Emevi saltanatının anlayışıdır, bu” diyor. 17 Aralık ve 25 Aralık’ın sonuçlarından korunmak için Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmek zorunda olduğunu düşünüyorsunuz. Emniyet mensuplarına yapılan operasyon da bunun sonucu mu? Uzunca bir süredir Sayın Erdoğan’ın iktidara ve güce mahkûm olduğunu düşünüyorum. Hukuktan ve toplumsal olaylardan biraz anlayan her vicdan sahibi, ortadaki suçu, zaman aşımı ve yargı kararıyla gündemden düşürmek ihtiyacıyla hareket edildiğini görüyor. Başbakanlık sürdürülebilir; ama Cumhurbaşkanlığı daha dokunulmaz, belirleyici bir model. Erdoğan’ın kafasındaki Cumhurbaşkanlığı modeli, Anayasayı da zorlayan bir model. Bunu sadece partisine değil, kendisine, ailesine ve yakın çevresine gelecek olan hukuki tehlikelerden korumak için de yapıyor. İktidar için son dönemde gündem daha da bunaltıcı. 2 aya yakındır, 39 diplomatımız, İslam’ı kullanan bir vahşet örgütünün elinde. Musul Konsolosluğumuz bu çetenin karargâhı haline geldi. Gazze ateş altında, İsrail’le ticari ilişkileri kesemeyeceklerini Başbakan Yardımcısı itiraf ediyor. Bundan 2 ay önce, 300’den fazla insanımız gerçek sayıyı Allah biliyor maden kazasında öldü. Onlar için hiçbir iyileştirme Meclis’ten geçirilmedi; ama ihmalleri olan işadamlarını korumak için AK Parti inanılmaz gayret içinde. 17 ve 25 Aralık’ta, sorumluluğu kabul ederek istifa ettirdiğiniz dört bakanla ilgili komisyon, fezlekeler Meclis’e gelmedi; gelince okunmayıp iade edildi; komisyon kuruldu, üye vermediniz; komisyon çalıştırılmıyor. Delillerin paylaşılmasından korktuğunuz bir yolsuzluk soruşturması var. Hukuka o kadar müdahale ettiniz ki, bundan sonra tapu gibi mahkeme kararı bile alsanız, milletin vicdanında beraat etmeyeceksiniz! Bütün bunları üst üste koyunca, bir gündem değiştirme ihtiyacı var. O ihtiyaçla, yolsuzluk operasyonunda savcıların emriyle görev yapmış olan emniyet mensuplarını, sabaha karşı, yaka paça ediyorsunuz. 25 Aralık’tan beri bir darbe var, Türkiye’de! Ama o darbe, hukuka, emniyete, devletin kurum ve kurallarına karşı yapıldı! Ortada bilgiler, belgeler, deliller, kasalar, paralar, kutular, tapeler var. AK Parti içindeki çok sayıda insanın, 17 ve 25 Aralık’taki iddiaların doğruluğuna inandıklarını çok yakından biliyorum. İnandıklarını neden yüksek sesle dile getirmiyorlar? Çünkü 12 yıllık iktidar bir işletmeye dönmüş vaziyette. Nasıl bir işletme bu? Milletvekilleri tekrar milletvekili olmak istiyor. O milletvekillerinin yakınındaki insanlar, elde ettikleri pozisyonları korumak istiyor. Ayrıca siyasetçilerin kamudan sağladığı imkânların çok daha fazlasını alabileceği mekanizmalar kuruldu. İhaleler belli bir merkezden kontrol ediliyor. “Kupon arazi” sözünü öğrendi, Türkiye! Bakanlığınız döneminde, kupon arazilerden haberdar mıydınız? Başbakanın telaffuzları nedeniyle, bir ölçüde haberdar olmaya başlamıştık, 2011 Seçimleri ve sonrasında. Nasıl haberdar oldunuz? 2011 Seçimleri’nin hemen ardından, İstanbul Yedikule’deki kulelerle ilgili -‘Küstüm Kuleleri’ diyorum ben onlara Başbakan, “Yaptıklarından haberim yok” demişti. Oysa ben bu konuyu on kez kendisiyle tartıştım. Yani bize yalan söyledi… Bu sözcüğü kullanmam; ama doğru söylemediğini biliyorum! Hem dilimle, hem kalbimle bunu iki cihanda da tekrar ederim. O olaydan sonra, biraz daha içeriden bakınca, özel arazilerin Başbakan tarafından yakından takip edildiğini gördüm. Örneğin, metruk olarak gördüğüm, belediyelerin de yıllardır kullanmadığı yerler, turizme tahsis için istediğimizde bize verilmedi. Bir yatırımcıya açık ihaleyle dahi teklif edilmediğini; ama bunun değerlendirilmesi gerektiğini söylediğim zaman, “Oraya bakıyoruz, talip arıyoruz” denildiğini gördüm. Nerelerdi, bahsettiğiniz yerler? Örneğin Atatürk Havalimanı’ndan Eminönü’ne giderken, Yedikule civarında, belediyenin depo olarak kullandığı, deniz kıyısındaki araziler… Bunların Başbakan tarafından bizzat takip edildiğini gördüm. 2012’de kamuyla ilgili bütün taşınmazların kiraları ve satışları ya da uzun süreli tahsisleri, Başbakanın imzasına geldi! Orada, Başbakanın bütün bunları bir merkezde topladığını gördüm. Bunları gördükten sonra itiraz etmediniz mi? Bazı saf yürekli bakanlar, Bakanlar Kurulu’nda bunları gündeme getirdik. Ne dedi size? Başbakan ısrarla böyle olması gerektiğini savundu. Havuz medyası mekanizmasının kökünün, bütün imzaların Başbakanda toplanmasında yattığını bu olaylar çıktığında anladık. Havuzun varlığından haberdar değildiniz? Hayır, o zaman bilmiyorduk. Ama Başbakan bütün imzaları kendisinde toplayarak, o önemli kupon arazilerin tahsisinde bazı mükellefiyetler getirmiş, o işleri alması gereken kişilere. Böylece bir kanalda toplamaya başlamış, sistemi kurmuş. Başbakan şimdi “Cemaat beni aldatmış” diyor ya, aslında aldanan varsa, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iyi şeyler yapacağına inanan bizleriz! Ne kadar süre aldandınız? 2012 yılında bir başka senaryonun yazıldığını gördük. O yıl, Başbakanla, resmî toplantılar dışında bir diyaloğumuz kalmadı. O toplantılar da soğuk ve gergin geçiyordu. 2013’ün başında görevim sona erdi. Ama ondan önce birkaç kez, bazı bakan arkadaşlarıma, “Hayırlı bir eşikte bu işi bırakmak istiyorum” demiştim. Ama Başbakan benden önce davrandı. (Gülüyor) Gitmemekte neden direndiniz? Başladığım işler vardı. 2011 Seçimleri’ne girmeyebilirdim. Ama o seçimler sırasında ben, Gaziantep’te Zeugma Müzesi’ni açabildim. Van’da, Diyarbakır’da, Urfa’da, Hatay’da, Afyon’da, Uşak’ta halen takip ettiğim müze ve kültür merkezi inşaatlarımız var. Yüzüstü kalacak kaygısı taşıyorum. Nitekim de kaldı. Ben onları 2013’te bitirmeyi düşünüyordum; 2014 bitiyor, birçoğunun akıbeti meçhul. Bir de takip edip engel olmaya çalıştığım şeyler vardı. Mesela? İstanbul’da tarihi siluetin korunmasına dair çok sayıda talimatım var. Orada bir layüsellik, keyfilik olacağını hissetmeye başladığım için direnebildiğim kadar direndim. Cumhurbaşkanı, ben görevden alınmadan 8 ay önce, iyi tanıdığınız bir gazeteciye “Ertuğrul Bey’in aleyhinde çok çalışıyorlar” demişti. “Biliyorum, ben” dedim. Yaptığımız işlerle bize büyük bir özgüven gelmişti. Bakanlıkta, “Siz bir 10 sene daha gidersiniz” havası vardı. Genel müdürüme, müsteşarıma “İstanbul’daki rant lobisi, bizim canımızı okuyacak” demiştim. Makam meraklısı olsam, birçoğunu tenzih ederim; ama beni gördüklerinde hak veren, dışarıda susan arkadaşlarım gibi susar, işlerime bakardım. 4 bin eser getirdim Türkiye’ye. Bakanlıktan ayrıldığımda doruktaydım. Kulelere, silueti bozan inşaatlara, sit alanlarına yapılan müdahalelere susar, koltuğumda oturmaya devam ederdim. Ama bugünkü suçlamalar içinde ben de hak ettiğim payı alırdım! Mesela, ayrıldıktan 5 ay sonra Gezi Parkı Olayları başladı. Ben, Gezi Parkı’na bakanken itiraz ettim. Başbakan’la son kavgamız da Gezi Parkı’yla ilgiliydi. Başbakan’ın Gezi Parkı projesinin başlangıcı nedir? 2012’de, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle birlikte, bizim dışımızda bir proje çalışması yürütüyordu. Ama kaçınılmaz olarak bizim kurullarımıza gelecekti. Geldi ve kurulumuz reddetti. Ben de ret kararını destekledim. Çünkü malzeme analizi yok, binanın alanda izleri kalmamış, üzerinde 80-90 yıllık bir ağaçlık oluşmuş, binanın krokisi yok. Üç tane fotoğraf var. Üstelik de Osmanlı geleneksel mimarisinde hiçbir yere oturmayan bir yapı. Bununla İstanbul’daki son yeşil alanı da yok edeceksin. Bakanlar Kurulu’nda Başbakan’la bu konuyu şiddetle tartıştık. Ertesi hafta benim bakanlığım bitti! Ben ayrıldım, Başbakan’ın baskısıyla kurul kararı yeniden görüşüldü ve kabul edildi. Ama 4 ay sonra ağaç kesmeye başladıklarında Türkiye ayağa kalktı! O mağlubiyet, Başbakan üzerinde ne tür etkiler yarattı? O mağlubiyet, ilginç bir konjonktürde oldu. Kamuoyundan bunu sakladı; ama ABD’den kötü dönmüştü. ABD’ye gitmeden önce de Gezi’yle ilgili, “İstedikleri kadar itiraz etsinler. Ben söylüyorsam yapılır” tavrı içindeydi. Fakat bunu kabul etmeyen toplum ayaklandı. Yurtdışından da morali bozuk gelince, ‘ayağının altından iktidar ve Türkiye kayıyor’ hissine kapıldı. Partide de bir panik havası oluştu mu? Kendisinde oldu. Zaten üçüncü seçimden sonra partideki bütün mekanizmalar işlemez hale geldi. Sadece Erdoğan’ın dediklerini yapanlar, etkili ve belirleyiciydi. O isimler, havuzla ilişkisi olanlar mı? Havuzun parçaları ya da havuza katkı yapmış isimler… Arkasından Mısır olayı çıkınca, psikolojisi daha da bozuldu Başbakan’ın. İnsanları sokağa dökerek bir anlamda, “Bana ve iktidarıma bir sokak hareketi başlatırsanız, sokağa daha büyük güçler dökerim” tehdidini yaptı. 17 ve 25 Aralık’taki yolsuzluk tartışmasında da mızrağın çuvala girmediği anlaşıldı. Düşmanı, ‘dış mihrak’ ve ‘faiz lobisi’nden, Cemaat’e nasıl evirdi? Her şey, dershanelerle başladı deniyor; ama her şey, 2010’da Sayın Erdoğan’ın Ortadoğu lideri olma hayali kurmasıyla başladı. 2011 Seçimleri’nde yüzde 49’u yakalayınca, içeride yeterli zemini bulduğunu hissetti. Dışarıda da hazırlıklı geziler yapılıyordu. İsrail ve destekçilerine yönelik söylemlerinden sonra, kendisine, “Size AB kapıları zaten kapandı; ama Arap sokaklarında çok etkili olabilirsiniz” denildi. O da buna inandı. İnandıran kim? Ben bu konuda Ahmet Davutoğlu’nun çok olumsuz etkileri olduğunu düşünüyorum. O halka içinde başka danışmanlar da var. Ali Bulaç, yaptığımız röportajda, bunların yeni İttihatçılar olduğunu söyledi. İttihatçılık, yeni bir ruhla Osmanlıyı ayağa kaldırma düşüncesiydi. Osmanlının erken mahvına sebep oldu. İttihatçılarla belki dünya görüşleri bağdaşmıyor; ama hayalleri bağdaşıyor. Röportajınızı okudum ve Ali Bulaç’la birebir aynı düşünüyorum. Burada, Cemaat’le bakış açısının farkı da ortaya çıktı. Nasıl? Ben, Hocaefendi ile 1994’te bir kez el sıkıştım. Bütün hukukum gıyabidir. Ama özellikle bakanlığım sırasında dışarıdaki okulların kalitesini görünce, bunun hayra vesile olduğuna inandım. Batının bu coğrafyada Robert Kolej’le, Galatasaray Lisesi’yle yüzyıllar önce yaptığını, gecikmiş biçimde şimdi biz yapıyoruz. Cemaat’in bakışı, Müslümanlığı ve Türklüğü, eğitim yoluyla anlatmaya çalışmak ve bunu evrensel kılmaya çalışmak. Hâlbuki Erdoğan’ın vizyonu evrensel değil, bölgesel. Burada kaçınılmaz bir çatışma var. Bütün ilişkinizi Arap coğrafyasıyla kurmaya kalkarsanız, dünya üzerinde yapacaklarınızı sınırlarsınız. Yani Cemaat’in suçu, siyasal İslamcı, ümmetçi olmaması mıydı? Bence öyle! Bunu son günlerde daha fazla düşünmeye başladım. Bediüzzaman üzerine yaptığımı yeni okumalarda da, bu işin eğitimle, dünyanın bugününden kopmadan yapılması gerektiğini fark ettim. Tarihi geriye doğru değil, ileriye doğru sürdürmeye çalışmak... Akif, “Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” der. Bu teceddüt ve yenileşme çizgisi yok, Erdoğan’da. Dünyevi saltanat çizgisi var! O saltanatın parayla mı geleceğine inandı? Emevi saltanatının anlayışıdır, bu. Egemenliğinizi bu dünyada kurduğunuz zaman, ahireti de satın aldığınızı düşünüyorsunuz! Mavi Marmara olayı da bölgesel ile global olanın çatışması mıydı? O tartışmada, gerçek, dışarıya yeteri kadar yansımadı. Mavi Marmara Olayı olduğunda, Başbakan’la birlikte Brezilya’daydık. Haberler geldiğinde, Başbakan hiç mutlu olmadı, geminin gidişine öfkelendi. Kontrolsüz, devlet sorumluluğu taşımayan bir hareket olduğu konusunda nitelemeler yaptı. Kendisinden izin alınmış mıydı? Zannetmiyorum; ama içeriye ve dışarıya karşı, orada yurttaşlarımız öldüğü için savunmak zorunda kaldık. O günlerdeki bir sözüm, Fethullah Gülen’e bir cevap gibi algılandı. Dedim ki, “Dışarıdan bakınca belki öyle gözüküyor” Bunu söylerken kastınız neydi? “Biz de içeride bunun sıkıntısını yaşıyoruz; ama siz onu oradan fark etmiyorsunuz” demekti. Biz de aynı sıkıntıyı yaşıyorduk; ama yurttaşlarımız öldüğü için dışarı yansıtamıyorduk. Başbakan aslında paylaşmadığı bir düşünceyi paylaşır gibi yaptı. Bunun toplumda karşılığı olduğunu görünce de o söylemi devam ettirdi. Ahmet Davutoğlu’yla dengelerin değiştiğini söylediniz. Deniz Zeyrek de olası Başbakan adayının Davutoğlu olduğunu yazdı… Zannetmiyorum. Çok büyük bir talihsizlik olur. Dış politikada geldiğimiz nokta, bir iflas tablosu. ‘Komşularımızla sıfır sorun’, bence güzel bir hayaldi. Bunun turizmde de, ticarette de ekmeğini yedik. Ama sonra vazgeçildi. Suriye’nin çıkmaz sokak olduğu belliydi. Bakanlar Kurulu’nda iki buçuk yıl önce Suriye uyarısı yaptım. Ne dediniz? “Burası Baas’ın kurulduğu yerdir. Sanmayın ki Baas’ı Sünni ve Şii Araplar kurmuştur. Bu bir Arap milliyetçiliği hareketidir. Karşınızda beklenmedik çevreleri bulacaksınız. Yönetimin çok garip ittifakları olduğunu göreceksiniz. Kaldı ki bir muhalefet yok. Suriye, Arap coğrafyası içinde istihbarat anlamında en sağlam kökleri olan devlettir. Dışarıdan adam taşıyarak onu yıkamazsınız” uyarısı yaptım. Karşılığı? Başbakan, “Sen kendini üzme, 6 ay içinde bitecek bu iş” dedi. Sayın Davutoğlu, vadeyi kısalttı. “6 ay sürmez efendim” dedi. Türkiye elini ateşe sokmadan, bu coğrafyada ağırlığını sürdürebilirdi. Hatırlayın, Türkiye, Suriye-İsrail arasında bir dönem hakemlik yapabiliyordu, bu ona itibar getiriyordu. Batının bu coğrafyayla ilgili mutlaka fikir danıştığı konumdaydı, Türkiye. Şimdi kimse Türkiye’nin fikrini sormuyor. Kendimizi tecrit ettik. Türkiye’nin Başbakanı bir buçuk yıldır Gazze’ye gidemiyor. Alay konusu oldu. Konuşabileceğimiz bir muhatabımız kalmadı. Varsa yoksa Katar Emiri! Bu, değerli yalnızlık falan değil: tecrit edilmişlik. Dolmabahçe’nin altına AVM yapmaya kalktılar. Başbakan önce bana yakındı. Demirören iki gazete alınca, “Bunları karşımıza mı alacağız?” demeye başladı. Sonra bana birisi dedi ki, “Yahu bırak burası stadyum kalsın. Yarın, senden sonra burayı alırlar, kupon arazi diye. Gökdelen yaparlar.” İlk projeyi geriletmekle tarihi bir hizmet yaptım.T24
Keita Yıllar Sonra İtiraf Etti: 'Para İçin Sattılar'
Galatasaray'da 1 sezon forma giydikten sonra 150 bin euro kârla satılan Abdul Kader Keita, sarı-kırmızılı takımın kampını ziyaret etti ve ayrıldığı döneme ilişkin açıklamalarda bulundu.Abdul Kader Keita 8 milyon Euro bonservis karşılığında Galatasaray’a imza atmıştı. Lyon’dan alınan Fildişili yıldız, 1 sene içinde Galatasaray taraftarının gönlüne taht kurmuştu. Taklaları ve müthiş sürati ile o günlere damga vuran Keita, sürpriz gelişi gibi jet hızıyla gitmişti. Fildişili, 8 milyon 150 bin Euro karşılığında Al Sadd Kulübü’ne gönderilmişti. 4 yıl önce Galatasaray’dan ayrılan ve şimdilerde Honved Kulübü’nde forma giyen Keita, Hürriyet’e konuştu. Galatasaray’dan koparıldığını açıklayan futbolcunun röportajındaki itiraf ve yorumları şöyle oldu… “Al Saad 2Ödeme peşin olcak' demiş” +Galatasaray’da iz bırakmaya başlamışken Katar’a gittin. Hem de 28 yaşında. Para için mi gittin? Katar’a ben gitmedim, gönderildim. Galatasaray’dan koparıldım. Altını çizmek istiyorum ‘Galatasaray’dan ayrılmadım’… Gönderildiğimi tatilde telefonda öğrendim. O yönetim, beni para için Katar’a sattı. Kulübün mali durumu iyi değildi, ödemelerde sorun vardı. Al Sadd Kulübü, bonservisin büyük bölümünü peşin olarak vereceğini söylemiş. Bana “Biz anlaştık, sen de anlaş” dediler. Başka çarem yoktu. “Verdikleri sözleri tutmadılar' +O dönem senin disiplinsizliklere imza attığın yazıldı, çizildi. Hatta bu yüzden “İyi teklif gelince gönderdik” denmişti… -Sorunlu olduğumu nereden çıkarıyorlar. Bunu futbolculara, takım arkadaşlarıma ya da Rijkaard’a sorsunlar. O dönem beni şaşırttığı gibi Galatasaray taraftarı da gitmemi sürpriz karşılamıştı. Keşke yönetim o dönem verdiği sözleri yerine getirseydi. “Keşke daha geç gelseydim' Keita, “Galatasaray taraftarının bende çok ayrı bir yeri var. Halen söyledikleri tezahüratları benim için yaptıkları o eski şarkı, uyarlamaları kulağımda… Keşke Galatasaray’a daha geç gelseydim. Şu anda Galatasaray’ın başarılı olması ve sürekli şampiyonlar ligi’nde yer almasında bence yönetimin ve verilen sözlerin tutulmasının çok önemli payı var.eurosport
G.Saray Tarık Çamdal ile Anlaştı İddiası
Eskişehirspor Teknik Asbaşkanı Mehmet Akman, Tarık Çamdal transferi hakkında konuştu. Eskişehirspor Teknik Asbaşkanı Mehmet Akman, oyuncuları Tarık Çamdal ile ilgili transfer iddialarına ilişkin, 'Şu ana kadar hiçbir kulüple anlaşma sağlayamadık. Tarık Çamdal, Eskişehirspor'un futbolcusudur. Gelen teklifleri değerlendiriyoruz' dedi. Akman, yaptığı açıklamada, Tarık Çamdal 'ın transferiyle ilgili son dönemde basında çok sayıda haberlerin yer aldığını söyledi. 'Yurt içinden 3, yurt dışından 2 takımla görüşmelerimiz devam ediyor' diyen Akman, 'Şu ana kadar hiçbir kulüple anlaşma sağlayamadık. Tarık Çamdal, Eskişehirspor'un futbolcusudur. Gelen teklifleri değerlendiriyoruz. Eskişehirspor 'un çıkarları doğrultusunda gelecek teklife göre transfer gerçekleşebilir' ifadelerini kullandı. Tarık ile Galatasaray 'ın anlaştığı iddiaları bulunuyor.Spor365
Reklam