onedio
Bir Tek Fenerbahçe Transfer Yapmadı!
7 Ocak'ta başlayan ve dün sona eren ikinci transfer döneminde kadrosuna 10 futbolcu katan Medical Park Antalyaspor, Spor Toto Süper Lig'de en fazla transfer yapan kulüp oldu. Fenerbahçe ise transfer yapmayan tek kulüp olarak dikkat çekti. Spor Toto Süper Lig kulüplerinin ara transfer döneminde yaptığı transferler şöyle: FENERBAHÇE GELENLER: Yok GİDENLER: (2): Semih Şentürk (Medical Park Antalyaspor), Joseph Yobo (Norwich City-kiralık) GALATASARAY GELENLER: (9): Koray Günter (Borussia Dortmund), Alex Telles (Gremio), Salih Dursun (Kayserispor), Oğuzhan Kayar (Manisaspor), Umut Gündoğan (Bucaspor), Izet Hajrovic (Grasshopper), Lucas Ontivero (Centro Atletico Fenix), Veysel Sarı (Eskişehirspor), Guillermo Burdisso (Boca Juniors-kiralık). GİDENLER: (7): Engin Baytar (Çaykur Rizespor-kiralık), Nordin Amrabat (Malaga-kiralık), Bruma (Gaziantepspor-kiralık), Sercan Yıldırım (Bursaspor-kiralık), Dany Nounkeu (Beşiktaş-kiralık), Albert Riera (Serbest), Yiğit Gökoğlan (Kayseri Erciyesspor-kiralık). BEŞİKTAŞ GELENLER: (2): Jermaine Jones (Schalke 04-kiralık), Dany Nounkeu (Galatasaray-kiralık) GİDENLER: (4): Günay Güvenç (Adanaspor-kiralık), Bruno Dentinho (Shakhtar Donetsk), Michael Eneramo (Kardemir Karabükspor-kiralık), Mehmet Akgün (Kayseri Erciyesspor) SİVASSPOR GELENLER: (5): Pedro Henrique Oldoni do Nascimento (Esporte Clube Vitoria), Ahmet Şahbaz (Silivrispor), Fatih Kıran (FC Ismaning), Aykut Öztürk (RW Erfurt), Mahmut Bezgin (Mersin İdmanyurdu) GİDENLER: (7): Kamil Grosicki (Stade Rennais), Rafik Djebbour (Nottingham Forest), Murat Akça (Kardemir Karabükspor), Abdulkadir Özgen (Manisaspor-kiralık), Timur Bayram Özgöz (Adana Demirspor-kiralık), Deniz Öksüz (Anadolu Üsküdar 1908-kiralık), Milan Borjan GELENLER: (2): Tunay Torun (Stuttgart), Alpaslan Öztürk (Standard Liege-kiralık) GİDENLER: (2): Şahin Aygüneş, Özer Hurmacı (Trabzonspor) ESKİŞEHİRSPOR GELENLER: (3): Deniz Topçu (Aschaffenburg), Kamil Çörekçi (Kayserispor), Raheem Lawal (Mersin İdman Yurdu) GİDENLER: (6): Goran Causic (Manisaspor), Alfred N'diaye (Real Betis), Rodrigo Tello (Sanica Boru Elazığspor), Veysel Sarı (Galatasaray), Ufuk Budak (Gaziantep Büyükşehir Belediyespor), Mahmut Boz (Gaziantep Büyükşehir Belediyespor) KARABÜKSPOR GELENLER: (4): Michael Eneramo (Beşiktaş), Musa Çağıran (Bursaspor), Murat Akça (Sivasspor), Jones Da Silva Lopes (Deportivo Maldonado) GİDENLER: (2): Lomana Tresor Lulua (Rizespor), Joseph Akpala (Werder Bremen) TRABZONSPOR GELENLER: (5): Şahin Aygüneş (Kasımpaşa), Alexandru Bourceanu (Steaua Bükreş), Mustafa Akbaş (1461 Trabzon), Gökhan Alsan (1461 Trabzon), Özer Hurmacı (Kasımpaşa) GİDENLER: (4): Aykut Akgün (Çaykur Rizespor-kiralık), Volkan Şen (Bursaspor), Alanzinho (Serbest), Batuhan Karadeniz (Elazığspor-kiralık) AKHİSAR BELEDİYESPOR GELENLER: (2): Guirlain Desire Wato Kuate (Manchester City), Bahattin Köse (Mons) GİDENLER: (4): Luciano Guaycochea (TKİ Tavşanlı Linyitspor-kiralık), Özgür Can Özcan (TKİ Tavşanlı Linyitspor-kiralık), Mustafa Aşan (Şanlıurfaspor-kiralık), Bekir Öztürk (Tokatspor-kiralık) BURSASPOR GELENLER: (9): Fernandao (Atletico Paranaense), Volkan Şen (Trabzonspor), Sercan Yıldırım (Galatasaray-kiralık), Bekir Yılmaz (Manisaspor), Taşkın Çalış (Gaziantepspor), Onurcan Piri (Giresunspor), Renato Caja (Guangzhou Evergrande-kiralık), Ethem Ercan Pülgir (Kartalspor), Oğuzhan Aynaoğlu (FC Nordsjaelland) GİDENLER: (6): Musa Çağıran (Karabükspor), Hakan Aslantaş (Gençlerbirliği), Murat Yıldırım (Kayseri Erciyesspor), Okan Deniz (Balıkesirspor-kiralık), Süheyl Çetin (Kahramanmaraşspor-kiralık), Emre Pehlivan (Kızılcahamamspor-kiralık) GAZİANTEPSPOR GELENLER: (6): Marek Sapara, Sercan Hacıoğlu (Şanlıurfaspor), Muhammed İldiz (Nunberg), Birol Hikmet (Adana Demirspor), Armido Bruma (Galatasaray-kiralık), Oğulcan Çağlayan (Bursaspor) GİDENLER: (7): Özden Öngün (Futbolu bıraktı), Semir Stilic (Wisla Krakow), Darvydas Sernas (Perth Glory-kiralık), Artem Milevskiy (Boşta), Ivan Kecojevic (FC Zürih), Taşkın Çalış (Bursaspor), Uğur Kavuk (Göztepe) GENÇLERBİRLİĞİ GELENLER: (3): Johan Dahlin (Malmö), Artem Radkov (BATE Borisov), Hakan Aslantaş (Bursaspor) GİDENLER: (3): Atabey Çiçek (Boluspor-kiralık), İlkay Durmuş (Medical Park Antalyaspor), Serkan Yanık (Mersin İdmanyurdu) TORKU KONYASPOR GELENLER: (2): Alexander Hleb (BATE Borisov), Jagos Vukovic (Vojvodina) GİDENLER: (7): Şenol Akın (Şanlıurfaspor), Abdülkerim Bardakçı (Anadolu Selçukluspor-kiralık), Muhammet Yürükuslu (Anadolu Selçukluspor-kiralık), İsmail Güven (Anadolu Selçukluspor-kiralık), Atilla Yıldırım (Şanlıurfaspor-kiralık), N'Douassel, Cristovao Da Silva Ramos MEDICAL PARK ANTALYASPOR GELENLER: (10): Giray Kaçar (Trabzonspor), Semih Şentürk (Fenerbahçe), Köksal Yedek (Elazığspor), Ozan Evrim Özenc (Denizlispor), Eyong Enoh (Ajax), İlkay Durmuş (Gençlerbirliği), Ramazan Çevik (Standart Liege), Sedddar Karaman, Joseph Boum, Abdurrahman Kuyucu GİDENLER: (7): Nikola Zizic (Fethiyespor), Emre Torun (1461 Trabzon), Petr Janda (Denizlispor), Ömer Arslan (Beşiktaş A2), Deniz Barış, Milan Baros, Polat Keser ÇAYKUR RİZESPOR GELENLER: (9): Deniz Kadah (Hannover 96 ), Mehmet Gürkan Öztürk (Aydınspor 1923), Ahmet Görkem Görk (Elazığspor), Lomana Lualua (Kardemir Karabükspor), Ali Liban Abdi (Academica), Martin Mutumba (AIK Stockholm), Ümit Korkmaz (Ingolstadt 04), Aykut Akgün (Trabzonspor), Engin Baytar (Galatasaray) GİDENLER: (11): Cenk Ahmet Alkılıç (Kayseri Erciyesspor), Maiusz Pawelek (Adana Demirspor), Uche Kalu (Adanaspor), Oğuzhan Berber (Adana Demirspor-kiralık), Cenk Güvenç (Karşıyaka), Ozan Papaker (Ofspor-kiralık), Mesut Yılmaz (Nazilli Belediyespor-kiralık), Şahinali Terzi (Yeni Malatyaspor-kiralık), Nevzat Bilen (Kırıkhanspor-kiralık), Mehmetcan Kasap (Çıksalınspor), David Alberto Depetris SANICA BORU ELAZIĞSPOR GELENLER: (6): Ognjen Vranjes (Alaniya Vladikavkaz-kiralık), Franco Dario Cangele (Boca Juniors-kiralık), Tanju Kayhan (Beşiktaş-kiralık), Rodrigo Tello (Eskişehirspor), Ali Gökdemir (Hannover 96-kiralık), Batuhan Karadeniz (Trabzonspor-kiralık) GİDENLER: (10): Köksal Yedek (Medical Park Antalyaspor), Ahmet Görkem Görk (Çaykur Rizespor), Adem Alkaşi (Boluspor), Alper Kalemci (Göztepe), Oktay Pop (Tekden Denizlispor), Volkan Yılmaz (Ankaragücü), Caner Bulut (Hatayspor), Hakan Söyler, Luke Moore, Yusuf Hacı KAYSERİSPOR GELENLER: (4): Alexandros Tziolis (PAOK-kiralık), Levent Gülen (Grasshopper Club Zürich-kiralık), Ondrej Vanek ( FK Jablonec), Sinan Bolat (Porto-kiralık) GİDENLER: (7): Jaja, Bilal Gülden (Adana Demirspor-kiralık), Cem Sultan, Cleyton, Gökhan Değirmenci (Kayseri Erciyesspor-kiralık), Salih Dursun (Galatasaray), Samed Ali Kaya (Tarsus İdman Yurdu-kiralık) KAYSERİ ERCİYESSPOR GELENLER: (9): Cen Ahmet Alkılıç (Çaykur Rizespor-kiralık), Hüseyin Kala (Kasımpaşa), Josef Çınar (Chemnitzer FC), Mehmet Akgün (Beşiktaş), Murat Yıldırım (Bursaspor), Yakup Ramazan Zorlu (Giresunspor), Yiğit Gökoğlan (Galatasaray-kiralık), Gökhan Değirmenci (Kayserispor-Kiralık), Pape Diakhate (Granada-kiralık)GİDENLER: (11): Bilal Kılıç (Batman Petrolspor-kiralık), Uğur Demirkol (Şanlıurfaspor-Kiralık), Volkan Okumak (Şanlıurfaspor-kiralık), Ramazan Övüç (Bafraspor-kiralık) Ferhat Çapa, Emre Dönmez, Erhan Güven, Ovares, Murat Akın, Serkan Atak, Sinan KaloğluCumhuriyet
Okan Yılmaz'ın Akıllara Durgunluk Veren Hikayesi
Türk futbolunun 'Gol Kralı' unvanlı eski yıldızlarından Okan Yılmaz, Marsilya transferinin ardındaki akıllara durgunluk veren hikayeyi ilk kez anlattı.Yılmaz, 100’ler kulübüne girdikten sonra Marsilya'nın dikkatini çekti. Bonservisi elinde bulunan Okan Yılmaz, Fransız devi ile sözleşme imzaladı. Ancak daha sonra bu transferden vazgeçmek isteyen Okan, 1 yıllık ceza veya 500 bin dolar tazminat seçeneklerinin arasında kaldı. İşte, bir dönemin Gol Kralı, şimdinin teknik direktörü Okan Yılmaz, Marsilya'ya gerçekleşmeyen transferinin ilginç öyküsünü ve “ya ceza ya tazminat” kıskacından kurtuluşunun akıl almaz hikayesini NTV Spor’a anlattı. PARA DİYE GAZETE KAĞITI VERMİŞ! Yaşananlar gerçekten de insanı hayrete düşürecek türden. Marsilya yetkilisi 500 bin dolar karşılığında sözleşmeyi feshetmek için İstanbul'a geliyor. Ama Okan Yılmaz, Fransız yetkiliye 500 bin dolar diye içine gazete kağıtları doldurduğu bir el çantası veriyor. Fransız yetkili daha ne olduğunu anlamadan, elindeki sözleşme fesihnamesini kapıp koşarak kaçıyorlar! İşte Okan Yılmaz'ın ağzından Türk futbol tarihinin en sıra dışı transfer öykülerinden biri: '3 BÜYÜKLER DE BENİ İSTEDİ' '2000-2001 yıllarında ilk gol krallığım döneminde, Kennet Andersson, Pascal Nouma, Mario Jardel, Hakan Şükür gibi üst düzey oyuncular vardı. 22 yaşlarındaydım, daha yeni yeni oynamaya başlıyordum. O sene beni Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş istedi.' 'MARSİLYA'DA MENAJERLER ARASINDA KAVGA ÇIKTI' 'Beni en son Marsilya'dan bir menajer aradı, bu kişi aynı zamanda Mondragon'un menajeriydi. Konuştuk, o zaman tecrübesiz olduğum için bazı şeyleri sağlıklı düşünemiyordum ve kabul ettim. Menajerimle birlikte Marsilya'ya gittik. İstanbul’da havaalanına gittiğimde, 4 tane menajer çıktı. Biz oraya 5 kişi gittik ve orada 2 menajer daha çıktı, 7 kişi olduk. Kulübe gittik ve anlaştık. O arada menajerler kendi aralarında komisyon yüzünden tartışma yaşadı. Orada gördüğüm senaryodan korktum. Herşey bitmişti ve 3 yıllığına 5 milyon dolar alacaktım. Bonservisim de elimdeydi ve beni Okan yapan Bursaspor'dur, eğer beni almak istiyorsanız cüzi bir miktar da olsa kulübüme para kazandırmak istiyorum diye direttim.' 'ÇİRKİN OLAYLARI GÖRÜNCE BURSA'YA DÖNMEK İSTEDİM' 'Tabii ki oradaki çirkin olayları görünce, senaryoyu görünce ve Bursa'da bana ve aileme baskı oldu. Ben orada kalmak istemedim, bunu kabul etmediğimi söyledim ama bunu söylememe rağmen imza atmıştım. Türkiye'ye döndüm ve kulüp başkanımızla görüştüm. Orada yaşadığım durumları anlattım ve oraya gitmek istemediğimi söyledim. Bursaspor'a da imza attım. Aradan 10-15 gün geçtikten sonra tebligat geldi. 2 imza attığım için 1 sene futbol oynamama sıkıntısı çıktı. '500 BİN DOLAR TAZMİNAT İSTEDİLER' 'Genel kaptanımıza bu konuyu açtım. 1 sene top oynamayacağım ve Bursa'da kalmak istiyorum dedim. Adamlar benden 500 bin dolar tazminat istediler. Genel kaptanımızla beraber adamlarla buluşmak için İstanbul'a gittik.'EL ÇANTASINA GAZETE KAĞITLARINI DOLDURDUM...' 'Ama biz hep senaryo kurduk. El çantası aldım ve içine gazete kağıtları doldurdum, para diye verip elinden evrakları alıp kaçacaktık. İstanbul'da buluştuk önce parayı istediler ama biz de önce evrakları istedik. Yönetici abimiz çantayı verirken elinden evrakları aldı ve kaçtı. Havaalanı Şube Müdürü de Bursalı, bir şey de yapamadı, beni de tanıyor. Adamlar hırsız var diye bağırıken bizimkiler evrakları aldı kaçtı ve olay da kapandı”Skorer
Barış Manço'suz 16 Yıl...
Türkiye'de 7'den 77'ye herkesin kalbinde taht kurmuş sanatçı Barış Manço 16 yıl önce bugün, 1 Şubat 1999 yılında aramızdan ayrıldı. Kendisini sevgi ve özlem ile anıyoruz...
"Amk Ne Anlama Gelir?"
Galatasaray yönetim kurulu üyesi Sedat Doğan, GSTV'ye ilginç açıklamalarda bulundu.Galatasaray yönetim kurulu üyesi Sedat Doğan GS TV'de açıklamalarda bulundu. Doğan, TFF'nin kötü tezahürat konusunda son yaptığı değişikliğe değinerek şu sözleri söyledi: 'Küfür, aciz insanların yaptığı bir şeydir. Bizim toplumumuzda ise dile yerleşmiştir. Bu ülkede örneğin AMK diye bir gazete var. Soruyorum. Türkiye'de AMK ne anlama gelir? Söylersem şimdi televizyonu kapatırlar. Sokaktaki çocuk bile AMK'nın anlamını bilir. AMK'nın at yarışı eki mesela. KOŞ AMK diye bir eki var. Veliefendi'de insanlar böyle bağırıyor. Bizde o üç harfli şey bağlaç olarak kullanılıyor. Bizim kültürümüze yerleşmiş vaziyette. 'Bu olay okuldaki öğretmen, bakkal Mustafa amca, aileden başlıyor. Bakkal boşver onu diyeceğine başka kelimeler kullanıyor. 72 milyonun içinde bir olayı, futbol kulüpleri üzerinden cezalandıracaksınız. Milli Eğitim Bakanı, bakkal, öğretmen onları önce cezalandıracaksınız, yapabiliyorsanız.' Şampiy10
Reklam
Galatasaray 5 Oyuncuyu KAP'a Bildirdi
Galatasaray, Amrabat ve Bruma'nın kiralandığını, Riera'nın sözleşmesinin feshedildiğini, Koray Günter ve Ontivero'nun transferi için de görüşmelere başlandığını KAP'a bildirdi. Galatasaray transfer çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Sarı kırmızılılar, Borussia Dortmund'un genç stoperi Koray Günter ve 'Uruguaylı Messi' lakaplı Ontivero'nun transferi için resmi görüşmelere başladı. Cimbom, yabancı kontenjanında yer açmak için Amrabat'ı Malaga'ya, Bruma'yı da Gaziantepspor'a kiraladı. Aslan, İspanyol orta sahası Albert Riera ile olan sözleşmesini de karşılıklı olarak feshetti. İşte G.Saray'dan KAP'a yapılan açıklamalar Profesyonel futbolcularımızdan Noureddine Amrabat'ın 2013-2014 futbol sezonu sonuna kadar Malaga Club de Futbol S.A.D'a geçici transferi konusunda 300.000 Euro bedelle anlaşmaya varılmıştır. Oyuncunun bu sezon içerisindeki sabit transfer ücretleri Şirketimiz tarafından ödenecektir. Profesyonel futbolcularımızdan Armindo Tue Na Bagna 'Bruma'nın 2013-2014 futbol sezonu sonuna kadar Gaziantepspor Kulübü' geçici transferi konusunda anlaşmaya varılmıştır. Oyuncunun bu sezon içerisindeki sabit transfer ücretleri Şirketimiz tarafından ödenecektir. Profesyonel futbolcularımızdan Albert Riera Ortega'nın sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilmiştir. Oyuncuya 2013-14 sezonu sonuna kadar sözleşmesindeki hakedişlerinin dışında herhangi bir ödeme yapılmayacaktır. Radikal
İlk Osmanlı Seçimleri ve Parlamentosu
Giriş Osmanlı Devleti XIX. yüzyılın sonuna doğru Batılı devletler karşısında oldukça zayıf bir durumda iken, 1856 Paris Antlaşması görüşmeleri sırasında ilan ettiği Islahat Fermanı ile azınlıklara yeni haklar vermek durumunda kalmıştır. Balkanlardaki milletler ise bağımsızlık düşüncesiyle devlete isyan ederken Batılı büyük devletlerin desteğini aramaktan da geri durmamışlardır. Osmanlı Devleti, Balkanlardaki isyanları bastırmaya çalışırken sık sık Batılı devletlerin baskısıyla karşılaşmıştır. Batlı devletler de Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki milletlere karşı tutumunu sert bulmuşlar, kendi aralarında düzenledikleri toplantılarda aldıkları kararları Osmanlı Devleti'ne bildirerek uyulmasını istemişlerdir. Bu süreçte Osmanlı Devleti içerisinde, Batılı büyük devletlerin idare şekli olan 'meşrutiyet' idaresini talep eden ideolojik bir grup ortaya çıkmıştı. 'Yeni Osmanlılar' olarak bilinen bu grup Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi gazeteci, yazar ve düşünürlerle Mustafa Fazıl Paşa ve Mithat Paşa gibi devlet adamlarının fikirleri etrafında örgütlenmişti. Bunlara Veliaht Murat Efendi (V. Murat) da katılmıştı. Yeni Osmanlılara göre; memleket Avrupa'daki gibi anayasalı ve meclisli bir idare tarafından idare edilirse işler daha iyiye gidecek, Avrupalıların baskıları sona erecek ve Osmanlı Devleti eskiden olduğu gibi güçlü bir devlet haline gelecekti. Meşrutiyet idaresini istemeyen Sultan Abdülaziz 1876 yılında taht-tan indirilerek yerine V. Murat padişah yapılmıştır. Ancak yeni sultanın akıl sağlığının bozulması sonucu saltanatta yeniden değişiklik yapma zorunluluğu ortaya çıkmış ve üç ay sonra II. Abdülhamit saltanat tahtına getirilmiştir. Bu sırada Balkanlardaki isyanları ve yapılacak ıslahatı görüşmek üzere Rusya, İngiltere ve Fransa elçilerinin öncülük ettiği İstanbul Konferansı'nın hazırlık-ları yapılmaktaydı. Mithat Paşa ve çevresindekilere göre; padişahın atayacağı kişilerle Müslüman ve Gayrimüslim halktan seçilerek meydana gelecek federal bir meclis Osmanlı için kurtarıcı olabilirdi. Toplanacak olan devletlerarası konferansa böyle bir meclis ve anayasa ile çıkmak, üç devletin diplomasisinin amacını boşa çıkarmak olacaktı. Mithat Paşa bu nedenle Kanun-i Esasi'nin bir an önce hazırlanması için acele etmekteydi (Berkes, 2005, s. 312). Yeni Padişah II. Abdülhamit de vakit geçirmeden anayasanın hazırlanması ve meşrutiyetin ilanı için çalışmaları başlatmıştır. Osmanlı Devleti'nin ilk ana-yasası olan Kanun-i Esasi'yi hazırlamak üzere Mithat Paşa'nın başkanlığında, on altı mülkiye memuru, ilmiyeden on zat, askeriyeden iki ferik ve üç Hıristiyan müsteşardan oluşan özel bir komisyon kurulmuştur. İlk toplantısını 24 Eylül 1876 tarihinde yapan komisyon bir taraftan Kanun-i Esasi'yi hazırlamaya çalışırken diğer taraftan toplanacak parlamento için de yasa taslakları hazırlamıştır (Toprak, 2001, s. 18). Seçim Yasası ile Seçim Usul ve Esaslarının Belirlenmesi Kanun-i Esasi'yi hazırlamakla görevlendirilen komisyonun üzerinde çalıştığı konulardan biri de seçimlerin yapılarak Meclis-i Umumî'nin toplanmasını sağlamak olmuştur. Komisyon, meclisi oluşturacak üyelerin atamayla mı yoksa seçimle mi belirlenmesi konusu üzerinde titizlikle durmuştur. Âyan Meclisi üyelerinin tespiti tamamen padişahın takdirine bırakılmış, Mebusan Meclisi üyelerinin seçilmesi için de alt komisyonların görüşüne müracaat edilmiştir. Bu amaçla kurulan komisyonlar, kararlarını oy pusulalarıyla birlikte Kanun-i Esasi Tetkik Komisyonu'na vermişlerdir. Oy pusulalarında 'üyelerin seçimle belirlenmesi gerektiği' yönündeki görüşün çoğunluk tarafından benimsendiği görülmüştür (BOA, YEE, No:71/42; Baykal, 1960, s. 615-616). Kanun-i Esa-si'nin hazırlanarak ilan edilmesi uzun zaman alacağından ilk önce seçimlerin yapılması yoluna gidilmiştir. Dolayısıyla, Osmanlı tarihindeki ilk siyasi seçim olan Mebusan Meclisi seçimlerinin, henüz bir seçim kanunu yokken yapılması zorunlu hale gelmiştir. Seçimlerin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi, usul ve esaslarının belirlenmesini gerektirdiğinden, bugün 'kanun hükmünde kararname' olarak adlandırabilece-ğimiz geçici bir yasa hazırlanmıştır. Anayasanın ilanından önce ve ilk seçimler için geçerli olmak üzere, 'Talimât-ı Muvakkate' adıyla hazırlanan geçici yasa teklifi hükümet kararı haline getirilerek, Sultan II. Abdülhamit'in de onayı alınmış ve 28 Ekim 1876/10 Şevval 1293 tarihinde yürürlüğe konulmuştur (Mahmud Celaleddin Paşa, 1983, s. 178-179; Baykal, 1960, s. 609-612). Ta-limât-ı Muvakkate'nin eyaletler için uygulanması kararlaştırıldığından İstanbul ve çevresi (İzmit dâhil) ayrı bir seçim bölgesi olarak belirlenmiş ve bu bölgedeki seçim usullerini tespit etmek amacıyla 1 Ocak 1877/16 Zilhicce 1293 tarihinde 'Beyannâme' ismiyle ayrı bir kanun hükmünde kararname ve seçilecek mebusların vilayetlere göre dağılımını gösteren bir 'Cetvel' çıkarılmıştır (Başgil, 1946, s. 24-25; Armağan, 1978, s. 160; Tanör, 2002, s. 152). Bu şekilde, bir taraftan komisyon Kanun-i Esasi lâyihaları üzerinde çalışır-ken, bir taraftan da seçimler yapılarak meclisin açılması sağlanacaktı. Meclisin açılmasıyla devletin yönetim biçimi değişeceğinden farklı din ve milletlere mensup Osmanlı tebaası yönetimde söz sahibi olacak ve böylece yabancıların müdahalesinin önüne geçilecek ve parçalanma engellenecekti. Seçim Usul ve Esasları ile Mebus Adaylığı İçin Gerekli Şartlar Seçimlerle ilgili kanun hükmündeki kararnameler (Talimât-ı Muvakkate, Beyannâme ve mebus sayılarını tespit eden Cetvel) hazırlanıp ilan edildikten sonra sıra seçimlerin yapılarak meclisin toplanmasına gelmişti. Kanun-i Esa-si'nin 66. ve 119. maddelerine göre mebusların seçimi; gizli oy esasına göre ve yalnız ilk defa toplanacak meclis için olmak üzere Talimât-ı Muvakkate'ye göre yapılacaktı (Kili, 1982, s. 18, 25; Kili ve Gözübüyük, 1985, s. 38, 44). Anayasanın hazırlık çalışmaları devam ettiğinden seçimlerin daha önce yapılması gerekmekteydi. Komisyonun hazırlayarak neşrettiği 4 Kasım 1876/17 Şevval 1293 tarihli Talimât-ı Muvakkate'ye göre ülke çapında 80'i Müslüman 50'si Gayrimüslim olmak üzere toplam 130 mebus (milletvekili) seçilecekti. Geçici seçim talimatnamesi, milletvekili olabilme şartlarını belirleyerek her vilayetten kaç milletvekili seçileceğini de karara bağlamıştır. Vilâyetlerin çıkaracağı mebus sayısı, vilayetin genişliğine ve önemine göre tespit edilmiştir. Talimât-ı Muvakkate'ye göre mebus olabilme şartları anahatlarıyla şu esaslar üzerine belirlenmiştir: •Osmanlı Devleti vatandaşı olmak. •Her yönüyle emin ve itimada layık olmak, bunun için de ahlakının ve gidişinin temizliği ve dürüstlüğü ile tanınmış olmak. •25 yaşından aşağı olmamak. •Devletin resmi dili olan Türkçe'yi bilmek. •Seçildiği vilayetin halkından olmak. •Adli veya siyasi bir cinayet ve suç ile mahkûm olmamak. •Memleketinde az çok emlâk sahibi olmak. •Seçilecek kişi devlet memuru ise memurluktan ayrılmış olmak. Seçilecek mebus sayıları ve şartları tespit edildikten sonra, seçimin iki dereceli olması kararlaştırılmıştır. Meclis-i Umumî'nin toplanması için gereken zaman az olduğundan İstanbul dışındaki vilâyetlerde, daha önce halk tarafından seçilmiş olan İdare Meclisi üyeleri 'ikinci seçmen' kabul edilmişlerdir. Vilâyetlerdeki mebusları, İdare Meclisi üyeleri ikinci seçmen olarak seçmişlerdir. Talimât-ı Muvakkate'nin sonuna eklenen bir cetvelde Meclis-i Mebusan için cetveldeki vilâyetlere göre mebus sayıları ekte tablo halinde gösterilmiştir (Baykal, 1960; s. 613–614; Armağan, 1978, s. 157-159). Talimât-ı Muvakkate'ye Göre Osmanlı Seçim Sistemi Talimât-ı Muvakkate toplantı senesi için hazırlanmış geçici bir hukuk metnidir. Mebus sayısı 130 olarak belirlenmiştir. Talimât-ı Muvakkate'nin sonuna eklenen cetvelden anlaşıldığına göre mebusların 80'i Müslüman 50'si Gayrimüslim ahaliden seçilecektir. Taşra için uygulanacak olan Talimât-ı Muvakkate hükümlerine göre seçim iki dereceli olacaktır. Mebuslar vilâyet, livâ ve kazâlardaki İdare Meclisleri âzaları tarafından seçilecektir. Tüm ülkede yeniden seçimlerin yapılmasına yeterli zaman olmadığından vilâyet, livâ ve kazâların İdare Meclisleri âzaları daha önce yörelerinin halkı tarafından seçildiklerinden ikinci seçmen olarak kabul edilmişlerdir. İkinci seçmenlerin belirleyeceği mebuslar dolaylı olarak halk tarafından seçilmiş kabul edileceklerdir. Talimât-ı Muvakkate, Kanun-i Esasi'den farklı olarak bazı hükümler de içermektedir: •Kanun-i Esasi her elli bin erkek nüfusun bir mebus seçeceğini belirttiği halde Talimât-ı Muzakkate tüm ülke için 130 mebus seçilmesi hükmünü getirmiştir. •Kanun-i Esasi'de seçimlerin bir veya iki dereceli olmasıyla ilgili bir hüküm bulunmazken, Talimât-ı Muvakkate iki dereceli seçim sistemini benimsemiştir. •Kanun-i Esasi'de seçilme yaşı 30 iken Talimât-ı Muvakkate'de 25 olarak tespit edilmiştir. •Kanun-i Esasi seçilebilmek için emlâk sahibi olmayı şart koşmazken Talimât-ı Muvakkate emlâk sahibi olma şartını getirmiştir (Armağan, 1978, s. 155-156). Talimât-ı Muvakkate seçim esaslarını tespit ederken 'İstanbul ve Mülhakâtı' tabirini kullanmıştır. Daha sonra neşredilen 'Beyannâme' isimli belge ile İs-tanbul ve çevresinin nerelerden ibaret olduğu belirlenmiştir. Beyannâme'nin metni Bekir Sıtkı Baykal tarafından Belleten'de yayımlanmıştır (Baykal, 1960, s. 616-623). Talimât-ı Muvakkate'ye göre İstanbul ve çevresi 20 seçim dai-resine bölünmüş olup her daireden iki kişi ikinci seçmen olarak seçilecektir. İkinci seçmenleri seçebilmek için seçmenlerde bulunması gereken vasıflar da belirlenmiştir. Bu sisteme göre ikinci seçmen olabilmek için gerekli şartlar şunlardır: •Seçim yapılan dairenin ahalisinden olmak. •Osmanlı vatandaşı olmak. •Emlak sahibi olmak. •25 yaşından büyük olmak (Armağan, 1978, s. 156). İstanbul ve civarı için çıkarılan Beyannâme de, seçimlerle ilgili bazı hükümler ihtiva etmektedir: •İstanbul için 5'i Müslüman ve 5'i Gayrimüslim olmak üzere toplam 10 mebus seçilecektir. •İstanbul ve çevresi 20 seçim dairesine ayrılmış olup bunlardan 18'i İstanbul içinde, 19. daire Kazâ-i Erbaa dâhil oldukları halde Makarrı Köyü ve Ayaste-fanos, 20. daire ise İzmit Sancağı ve civarıdır. •Seçmenler için her mahallenin muhtarı bir defter düzenleyecektir. Bu defterlere kayıt olabilmek için en az bir seneden beri İstanbul'da ikamet etmiş olmak şarttır (Armağan, 1978, s. 160). Seçimlerin Yapılması ve Parlamentonun Toplanması İlk Mebusan Meclisi seçimlerinin yapıldığı dönemde, Osmanlı Devleti'nde henüz siyasi partiler yoktur. İdeolojik bir hareket olarak düşünülebilecek Yeni Osmanlılar Cemiyeti de bir siyasi parti şeklinde teşkilatlanmamıştır. Dolayısıyla Osmanlı Tarini'nin ilk parlamento seçimlerine siyasi partiler katılmamıştır. Bu seçimlerle ilgili hukuki belgelerde partilerden bahsedilmediği gibi o tarihte mem-leketimizde faaliyette olan siyasi parti de yoktur (Armağan, 1960, s. 160-163). İstanbul ve civarındaki 20 seçim bölgesinden seçmenler toplam 40 ikinci seçmen belirleyecek, bu şekilde tayin olunan 40 kişilik ikinci seçmenler 10 kişiyi yukarıdaki esaslara göre mebus seçecektir (Aldıkaçtı, 1982, s. 61-62; Başgil, 1946, s. 25). Talimât-ı Muvakkate ve Beyannâme esaslarına göre seçimler yapılarak taşrada; İdare Meclisleri âzaları (ikinci seçmenler), Talimât-ı Muvakkate'de belirlenen seçilme şartlarını taşıyan kendi vilayetleri halkından, o vilayet için istenilen sayı kadar ismi bir kâğıda yazarak altına imza ve mühür koyduktan sonra kazada kaymakama, livâda mutasarrıfa teslim etmişlerdir. Kazâ ve livâlarda hazırlanan kapalı zarflar valilere teslim edilmiştir. Vilâyet İdare Meclisleri'nin de onayı alındıktan sonra on beş kişiden oluşan bir komisyon huzurunda zarflar açılarak oylar sayılmış ve en çok oy alanlar, o vilayetin mebusu olarak belirlenmiş ve evrakları vali tarafından Şurâ-yı Devlet'e gönderilmiştir. İstanbul için ise oy verme süresi beş gün olarak ilan edilmiştir. Türkiye'de yapılan ilk seçimlerin ne zaman yapıldığı hakkında kesin bir tarih ortaya koymak oldukça güçtür. Taşrada ilk Meclis-i Mebusan üyelerinin tespiti için seçim yapılmayıp, İdare Meclisleri üyeleri ikinci seçmen olarak kabul edilmişlerdir. Dolayısıyla ilk seçimler İstanbul ve çevresinde yapılmıştır. İstan-bul ve çevresindeki seçim esaslarını belirleyen Beyannâme 16 Zilhicce 1293'te çıkarılmış olup bu tarih Miladi takvimde 1 Ocak 1877'dir. Ancak o dönemde kullanılan Rumi takvime göre yılbaşı Mart'ta olduğundan seçimlerin 1876 yılı içinde yapıldığı söylenebilir (Armağan, 1978, s. 160). İstanbul ve çevresinin de seçimleri yapıldıktan sonra seçilen mebuslar İstan-bul'a gelmeye başlamışlardır. Ülke genelinde seçilerek İstanbul'a gelen mebusların sayısı 69'u Müslüman ve 46'sı Gayrimüslim olmak üzere 115'tir. İlk Osmanlı Mebusan Meclisi 19 Mart 1877 Pazartesi günü Dolmabahçe Sarayında Padişah II. Abdülhamit tarafından açılmıştır. Mebusan Meclisi'nin ilk reisi padişah tarafından atanan Ahmet Vefik Paşa'dır (Armağan, 1978). Talimât-ı Muvakkate gereği Meclis-i Umûmî'nin Rumi takvime göre 1 Mart 1293 Salı günü açılması gerekmekteydi. Ancak mebusların çoğu henüz İstanbul'a ulaşamadığından meclisin açılış töreninin 7 Mart 1293 gününe ertelendiği gazetelere ilan verilerek duyurulmuştur. İlk Osmanlı Meclisi, Ethem Paşa'nın sadrazamlığında, Rumi tarihle 7 Mart 1293 Pazartesi günü1 Dolmabahçe Sarayı'nın Muayede Salonu'nda padişahın nutkuyla başlayan görkemli bir törenle açılmıştır. Resmi müzakereler ise Ayasofya Camii yakınındaki Darülfünun binasında yapılmıştır. (Ahmed Saib, 1326, s. 112-114; Ahmed Saib, 1982-1983, s. 73-76; Abdurrahman Şeref, 1985, s. 162).2 Bu bina İstanbul Adalet Sarayı olarak kullanılmakta iken 1933 yılında çıkan bir yangında yanmıştır. Tören için İran'dan gelme altın taht Topkapı Sarayı'ndan getirilerek Mua-yede Salonu'na kurulmuştu. Tahtın sağ yanında sadrazam ve vükelâ, Osmanlı Gayrimüslim milletlerinin ruhani reisleri, Şurâ-yı Devlet ve adliye erkânı, solunda şeyhülislâm, kazaskerler, ilmiye erkânı ve yüksek mahkemelerin re-isleriyle askeri erkân yer almıştı. Bu iki sıranın ön tarafında ise sağda Âyan üyeleri, solda Mebusan üyeleri yerini almıştı. Törende yabancı devlet elçileri ve temsilcileri de bulunmaktaydı. Padişah salona yanında Veliaht Reşat Efendi ve Şehzade Kemalettin Efendi olduğu halde Teşrifatçı Kamil Bey'in eşliğinde geldi. Sadrazam Ethem Paşa, Padişahın kendisine uzattığı nutku okuması için Mabeyn Başkâtibi Sait Paşa'ya verdi. Sait Paşa'nın açılış nutkunu okumayı bitirmesiyle tören sona ermiş, şehrin çeşitli yerlerinden atılan toplarla meclisin açılışı kutlanmıştı (Us, 1940, s. 4-7; BOA, YEE, No. 71/5). Padişah nutkunda, meclisi açmaktan duyduğu memnuniyeti belirttikten sonra devlet idaresinin esasının adalet olduğunu, Osmanlı tebaâsının din ve mezhep hürriyetini altı yüz seneden beri korumasının adalet sayesinde mümkün olduğunu ifade etmiştir. İmparatorluğun çöküşünü engellemek maksadıyla Avrupa medeniyetine girmek gerektiğini, bunun için ilk teşebbüsü II. Mah-mut'un gerçekleştirdiğini, Abdülmecit'in de onun izinde yürüyerek Tanzimat-ı Hayriye'yi ilan ettiğini belirtmiş ve sözlerini şu cümlelerle sürdürmüştür: Kavânîn-i memleketin ârâ-yı umûmîyeye istinâdını elzem gördüm ve Kānûn-i Esâsî'yi ilân eyledim. Kānûn-i Esâsî'yi te'sîsden maksadımız; ahâlîyi rü'yet-i mesâlih-i umûmîyede hazır olmağa davet etmekden ibâ-ret olmayup, belki memâlikimizin ıslâh-ı idâresine ve sû-i isti'mâlât ile kā'ide-i istibdâdın imhâsına bu usûlün vesile-i müstakille olacağı cezm-i yakīnindeyim. Kānûn-i Esâsî fevâid-i asliyyesinden başkaca beyne'l-ak-vâm husûl-ı ittihâd-ı uhuvvet esâsını temhîd ve halkça bir ömr-i saadet ve ireb te'sîs eylemek maksadını dahi câmi'dir (BOA, YEE, No: 71/25; Arı, 2011, s. 290; krş. Us, 1940, s. 10-11). Açılış töreninden sonra Âyan ve Mebusan Meclisleri resmi müzakerelerin yapılacağı Ayasofya civarındaki eski Darülfünun binasında çalışmaya başladılar. Bu bina İstanbul Adalet Sarayı olarak kullanılmakta iken 1933 yılında çıkan bir yangında yanmıştır. Padişah tarafından tayin edilen Âyan Meclisi'nin toplantıları gizli olarak yapılmaktaydı. Âyan Meclisi Reisliğine padişah tarafından Server Paşa atanmıştı. Halkın seçtiği Mebusan Meclisi'nin toplantıları ise açık olarak yapılmaktaydı (Us, 1940, s. 13). İlk Osmanlı Mebusan Meclisi'ne seçilen mebuslar genellikle vilayetlerin İdare Meclisleri üyeleri arasından seçildiklerinden memleketin eşrafını temsil etmekteydiler. Mahalli problemleri olduğu kadar devletin genel sorunlarını da kavramış bulunmaktaydılar. Kanun-i Esasi'ye içten inanan mebuslar, meclis-teki hal ve hareketleriyle tarihin en büyük demokratik tecrübelerinden birini gerçekleştirmişlerdir (Karal, 1995, s. 233). Meclis-i Mebusan'ın İlk Dönem İcraatları Osmanlı İmparatorluğu'nda, ilk defa üç kıtada Yanya'dan Basra'ya, Van'dan Trablusgarp'a kadar uzanan topraklar üzerinde yaşayan çeşitli ırklara, dinlere ve mezheplere bağlı insanların temsilcileri bir araya gelerek Meclis-i Mebusan'ı oluşturmuşlardı. Tarihte eşine az rastlanacak türde olacak bu meclis 'Birleşik Osmanlı Milletleri'ni temsil etmekteydi (Karal, 1995, s. 233-234). Meclis-i Umumî çalışmalarına başlamadan önce 20 Mart 1877 tarihinde Mebusan ve Âyan üyeleri şu şekilde yemin etmişlerdir: 'Zât-ı Hazret-i Padişahîye ve vatanıma sadakat ve Kanun-i Esasi ahkâmına ve uhdeme tevdi olunan vazifeye riâyetle hilafından mücanebet eyliyeceğime kasem ederim' (Us, 1940, s. 22). İlk meclisin çalışma dönemi içerisindeki toplantılarında üzerinde çalıştığı ve müzâkere ettiği konular ile görüştüğü kanun taslakları Hakkı Tarık Us'un Meclis-i Mebusan isimli eserinde topladığı zabıt ceridelerinden aşağıya çıkarıl-mıştır (Us, 1940). 21 Mart 1877 tarihli toplantıda Meclis-i Mebusan'ın ikinci reis ve kâtiple-rinin seçimi ile dâhili nizamnâme üzerinde görüşmeler yapılmıştır. 23 Mart'ta dâhili nizamnâme üzerinde görüşmeler devam etmiş, Kudüs Mebusu Yusuf Ziya Efendi ikinci reislerin seçimiyle ilgili dikkate değer bir konuşma yapmıştır. Kudüs Mebusu yaptığı konuşmayla, Tanzimat'la ortaya çıkan nesiller arası fikir çatışmasının Meclis'teki yansımasını aşağıdaki ifadelerle ortaya koymuştur: 'Bizde ihtiyarların ekserisi riyâset hizmetini îfâ edemez. Gençlerimiz mektep gördüklerinden her şeyi bilirler. Mebusu olduğum Kudüs San-cağı'nda yüz yirmi bin nüfus vardır. Görmüşüm ki ekser erbâb-ı istidâd gençlerdendir. Bunun için en müsinni (en yaşlısı) yerine dirayetlisi yazılmalı.' 24 Mart'taki oturumda meclisin tatil günlerinin Cuma ve Pazar olduğu tespit edilerek dâhili nizamnâmenin görüşülmesine devam edilmiştir. 26 Mart tarihli oturumda bazı evraklar ilgili şubelere havale edildikten sonra padişahın nutkuna verilecek teşekkür mahiyetindeki cevap okunarak, gerekli görülen yerler tashih edilmiştir. 27-28 Mart tarihli oturumlarda padişahın nutkuna verilecek teşekkür mahiyetindeki cevap üzerinde görüşmelere devam edilmiştir. 29-31 Mart 1877 tarihleri arasında gizli oturumlar yapılarak Karadağ'ın toprak istekleri görüşülmüştür. Hariciye Nazırı Saffet Paşa meclise konuyla ilgili bilgi vermiş, Karadağ'la anlaşma yoluna gidilmesini, gerekirse Bugana isimli yerin Karadağ'a terk edilmesini, aksi taktirde Rusya ile savaş tehlikesinin söz konusu olacağından bahsetmiştir. Yapılan oylama sonucunda Karadağ'ın isteklerinin reddine ve hükümetin Karadağ'la haberleşmeyi kesmesine karar verilmiştir. Oylamada yalnız on sekiz Rum ve Ermeni kökenli mebus Karadağ'ın toprak isteklerinin kabul edilmesi yönünde oy kullanmıştır (Ahmed Saib, 1982-1983, s. 79-83; Us, 1940, s. 48-49). Daha önce görüşülmeye başlanan dâhili nizamnâme üzerinde 14 ve 16 Nisan günü müzâkereler devam etmiştir. Meclis 1, 7 ve 12 Nisan tarihli toplantılarda vilayet kanunu, 31 Mart, 14, 17, 18, 24 Nisan ve 3 Mayıs tarihli toplantılarda ise vilayet nizamnâmesi üzerinde müzâkerelerde bulunarak vilayetlerle ilgili düzenlemeleri tamamlayıp Âyan Meclisi'ne göndermiştir. 16 Nisan 1877 tarihli oturumda belediye nizamnâmesi görüşülmeye başlanmıştır. 21 Nisan'daki müzâkerelerde belediye nizamnâmesi üzerindeki gö-rüşmelere devam edilirken, bir taraftan da bütçe müzakerelerine başlayabilmek için bazı konuların müzâkerelerinde acele edilmesi kararlaştırılmıştır. Aynı gün matbuat nizamnâmesi ve memurların unvan ve maaşlarının düzenlenme-siyle ilgili kanun görüşülmeye başlanmıştır. 25 Nisan 1877 tarihli oturumda matbuat nizamnâmesi üzerinde görüşmeler yapılmış, 27 Nisan'da ise belediye nizamnâmesinin görüşülmesine devam edilmiştir. 21 Nisan'daki oturumda İstanbul Mebusu Hasan Fehmi Efendi söz alarak; mebusların padişahın davetiyle Büyükdere'deki donanmayı ziyaret ettiklerini ve memnuniyetlerinden dolayı meclisin bir teşekkürnâme göndermesini teklif etmiştir. Bu isteğin meclis tarafından uygun görüldüğü zabıtlardan anlaşılmak-tadır. Mebuslar ayrıca 4 Mayıs 1877 Cuma günü Tersane-i Amire'yi ziyaret etmişlerdir. 25 Nisan 1877 tarihli oturumda, Petersburg Sefareti'nden gelen ve Rusya'nın savaş ilan ettiğini bildiren telgraf okunmuş, mebuslar Rusların savaş ilanıyla ilgili fikirlerini söylemişlerdir. O günkü oturum uzun sürmüş, mecliste bulu-nan bütün Hristiyan Rum ve Ermeni mebuslar Rusya'yı kınayarak, Rusların Hristiyanları koruma iddiasının boş olduğunu, bu iddiaların arkasında başka amaçların yattığını ve sonuna kadar Osmanlı Devleti ile beraber Rusya'ya karşı mücadele edeceklerini ifade etmişlerdir. Bazı mebuslar, Dahiliye Nazırı Cev-det Paşa ve Meclis Reisi Ahmet Vefik Paşa duyarlılıklarından dolayı Hristiyan mebuslara teşekkür etmişlerdir. Meclis 26 Nisan'da Rusya ile savaş durumunu görüşmeye devam etmiştir. Padişahın, ordu komutanlarıyla donanma komutanlarına hitaben yazdığı, Rusya'nın savaş ilan ettiğini bildiren telgrafları okunduktan sonra mebuslar 'Allah muvaffak etsin' diyerek hayır duada bulunmuşlardır. Suriye Mebusu Nakkaş Efendi, bütün Osmanlılara savaş ilan eden Rusya'nın uyanık bir düşman olduğunu, Hristiyanların oturduğu yerlerde ihtilal çıkarabileceğini belirttikten sonra dikkatli olunması gerektiğini, Rusya ile savaşabilmek için para gerektiğini ve bunun için lüzûm görülürse dış borç alınmasını tavsiye etmiştir. Nakkaş Efendi bütün vatandaşların fedakârlık göstermesini, yardım kampanyaları başlatılma-sını, vekillere varıncaya kadar bütün memurların maaşlarının yarısını almaması gerektiğini, vatandaşların iki-üç yıllık vergilerini peşin vermelerini, ancak bu şekilde Rusya ile mücadele edilebileceğini ifade etmiştir. 7 (Pazartesi), 8, 9, 10, 12 ve 14 Mayıs 1877 günlerindeki oturumlarda Mat-buat Nizamnamesi üzerindeki görüşmelere devam edip kabul edilen kanunu Âyan Meclisi'ne gönderen Mebusan Meclisi ayrıca İntihâb-ı Mebusan Nizam-namesini (Seçim Kanunu) görüşmeye başlamıştır. İntihâb-ı Mebusan Kanunu 10, 14, 15, 24, 28 Mayıs ve 2, 14, 19 Haziran 1877 tarihlerinde görüşülerek kabul edilmiş ve Âyan Meclisi'nin onayına sunulmuştur. Âyan Meclisi'nin kabul etmeyerek geri gönderdiği Seçim Kanunu, Mebusan Meclisi tarafından tekrar Âyan Meclisi'ne gönderilmiştir. Fakat bu kanun padişah tarafından tasdik edilmediği için yürürlüğe girememiştir (Armağan, 1960, s. 164). 12 Mayıs 1877 tarihli oturumda İngiltere elçisine verilecek olan mektup okunarak düzeltilmiş ve ikinci reisler tarafından İngiltere Elçiliği'ne verilmesi kararlaştırılmıştır. Aynı gün ağnam rüsumunun artırılması ve memur maaşlarının eksiltilmesiyle ilgili iki kanun teklifi görüşülmüştür. 14 Mayıs 1877 tarihli oturumda, devlet gelir ve giderleriyle ilgili neler yapıldığının maliyeden sorulması üzerine Meclis Reisi ile bazı vekiller arasında konuşmalar olmuş ve konunun görüşülmesi sonraya bırakılmıştır. 15 Mayıs tarihli toplantıda ise meclis için gelecek çalışma dönemine yetiştirilmek üzere bir hizmet binasının yapılmasına karar verilmiştir. 19 Mayıs 1877 Cumartesi günü meclis, Belediye Nizamnamesi ve İdare-i Örfiye Kanunu'nu gündemine almıştır. 21 Mayısta ise Kavâim-i Nakdiye (kâğıt para, banknot) Kanunu ile Padişah'a gazilik unvanının verilmesinin tebrikiyle ilgili bir arizayı görüşmüştür. 22 Mayısta meclis; Hersek'e yardım teklifi, Vilâyât Belediye Kanunu ve Mahmut Nedim Paşa'nın dönemindeki icraatlarıyla memleketi zarara uğrat-masıyla ilgili yarım kalan mahkemesinin bitirilmesi gibi konuları gündemine almıştır. Vilayet Belediyeleriyle İlgili Kanun meclisin 23, 28, 29, 30 ve 31 Mayıs 1877 tarihli toplantılarında görüşülmüş, 49. maddeye kadar olan kısım kabul edilmiştir. Ancak 31 Mayıs 1877 tarihli toplantının ikinci celsesinin tutanakları bulunamadığından kanunun kesinlik kazanıp kazanmadığı bilinmemektedir. Dersaadet (İstanbul) belediye kanunuyla ilgili bir değişiklik kararı 14 Haziran 1877 tarihli toplantıda alınmıştır. 23 Mayıstaki toplantıda Rusların saldırıları sonucu Ardahan'ın kaybedilmesiyle ilgili komutanlardan bilgi istenmesine karar verilmiştir. 2 Haziran 1877 tarihli oturumda muvazene-i maliye (bütçe) ve Gayrimüs-limlerin askerliği konuları görüşülmüştür. Müslüman olmayan vatandaşların askere alınıp alınmaması üzerinde bazı tartışmalar yapılmış, kesin bir karara varılamamıştır. Muvazene-i maliye kanunu 4, 6, 7, 11, 13 ve 16 Haziran 1877 tarihlerindeki toplantılarda görüşülerek kabul edilmiştir. 7 Haziran 1877 tarihli oturumda Rus Harbi dolayısıyla hükümetin iç borç isteği görüşülmüştür. Görüşmeler sırasında mebuslar, hükümeti beceriksizlikle ve işleri iyi yürütememekle suçlayarak ağır ithamlarda bulunmuşlardır. Meclis gereken kredi meselesini araştırmak için bir komisyonun kurulmasına karar vermiştir. 9, 14 ve 19 Haziran 1877 tarihlerindeki meclis oturumlarında, savaş dolayısıyla iç borçlanmanın nasıl yapılacağı konusunu görüşülerek, tüm sivil memurlar ve binbaşı rütbesinden daha üst rütbedeki subayların maaşlarının yüzde onunun mecburi borç olarak kesilmesi karara bağlanmıştır. Ayrıca Mösyö Kaistiro ismindeki avukatın, kaynağını açıklamadan hükümete yaptığı varidat teklifi de reddedilmiştir. Mösyö Kaistiro teklifinin uygulanması durumunda elde edilecek gelirden yüzde iki komisyon ücreti de talep etmiştir. 18 Hazirandaki toplantıda memurlardan da temettü vergisi alınmasına karar verilmiştir. 19 Haziran tarihindeki oturumda meclisin çalışma süresinin on gün uzatılması kararı alınmıştır. 28 Haziran 1877 tarihli oturumda Karadağ meselesi, Mekteb-i Sultani (bugünkü Galatasaray Lisesi) hukuk dersleri ve beraat ettiği halde on dokuz yıldır hapiste yatan bir adamın tahliyesi gibi konular üzerinde durulmuştur. 28 Haziran 1877'de ilk Meclis-i Mebusan son toplantısını yaparak birinci dönem çalışmalarını bitirmiş ve tatile girmiştir. Sonuç Yerine: İlk Osmanlı Parlamento Seçimleri Hakkında Genel Bir Değerlendirme Türkiye'de yapılan ilk seçimlerin yasal dayanağı olan Talimât-ı Muvakkate ve Beyannâme adlı belgelere bakıldığında ilk seçimlerin şu özellikleri taşıdığı görülmektedir: •Seçimler anayasaya ve onun çıkarılacağını belirttiği kanuna göre yapıl-mamıştır. Seçimlerin yapıldığı tarihte seçim kanununu çıkaracak olan meclis henüz oluşturulmamıştır. •Seçimler Talimât-ı Muvakkate ve Beyannâme adlı geçici belgelere dayanılarak yapılmıştır. •Seçimler genele açık değildir. Seçimlere kadınlar katılmamıştır. Seçme ve seçilme hakkı sadece erkeklere verilmiştir. •Seçimlere tüm erkek vatandaşların katılımı da sağlanmamıştır. Taşrada sadece İdare Meclisleri âzaları 'ikinci seçmen' olarak seçimlere katıl-mışlardır. İstanbul ve civarında ise 25 yaşını bitirmiş bütün vatandaşlar seçmen olarak kabul edilmemişlerdir. Seçmen olabilmek için 'emlâke mutasarrıf olmak' yani mülk sahibi olma şartı aranmıştır. Mülk sahibi olmayanlar seçimlere katılamamışlardır. •Seçimlerin tek veya çift dereceli olduğu konusu tartışmalıdır. Taşra için çıkarılan Talimât-ı Muvakkate, İdare Meclisleri âzalarını ikinci seçmen saymıştır. Oysa ikinci seçmenlerin halk tarafından seçilmesi gerekmek-teydi. İstanbul ve çevresinde ise ikinci seçmenler halk tarafından seçilerek seçim kurallarına daha çok uyulmuştur. •Seçimler basit çoğunluk esasına göre uygulanmıştır. Yani en çok oy alan adaylar kazanmıştır. Oyların eşit olması durumunda ise kur'a çekilmiştir. •Seçimlere siyasi partiler katılmamıştır. DİPNOTLAR 1 Rumî 7 Mart 1877 tarihinin Miladi karşılığı 19 Mart 1877 Pazartesi gününe tesadüf etmek-tedir. Nitekim II. Abdülhamid'in meclisi açış nutkunun sonunda yer alan Hicri 4 Rebîülevvel 1294 ve Rumi 7 Mart 1293 tarihleri de aynı günü işaret etmektedir(Bkz: BOA, YEE, No: 71/25. Karal ise Meclis'in açılış tarihini 20 Mart 1877 olarak göstermektedir (Karal, 1995, s. 232). 2 Ahmed Saib, Meclis'in açılış töreni ile ilgili geniş bilgi vermektedir. KAYNAKÇA Abdurrahman Şeref Efendi. (1985). Tarih musahabeleri. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları. Ahmet Saib. (1326). Abdülhamid'in Evail-i Saltanatı. Mısır. Ahmet Saib. (1982-1983). Abdülhamid'in Evail-i Saltanatı. Turfan, R. (Sadeleşti-ren). İstanbul, 1982-1983. Aldıkaçtı, O. (1982). Anayasa hukukumuzun gelişimi ve 1961 anayasası. (4. bs). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları. Arı, B. (2011). Meclis-i Mebusan'ın açılış töreni ve II. Abdülhamid'in açılış nutku / The opening ceremony of Meclis-i Mebusan and the address of Abdülhamid II. II. Abdülhamid –Modernleşme sürecinde İstanbul / Istanbul during the modernization process– içinde (s. 283–296). Coşkun Yılmaz (Ed.). İstanbul: İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti. Armağan, S. (1978). Memleketimizde ilk parlamento seçimleri. Kanun-u Esasî'nin 100. Yılı Armağanı içinde, s. 147-168, Ankara: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Yıldız Esas Evrakı. No: 71/5, 25, 42. 188Sosyoloji Dergisi, 2013/1, 3. Dizi, 26. Sayı Başgil, A. F. (1946). Hukukun ana mesele ve müesseseleri. İstanbul: İsmail Akgün Matbaası. Baykal, B. S. (1960). Birinci Meşrutiyete dair belgeler. Belleten, 24 (96), 601–636. Berkes, N. (2005). Türkiye'de çağdaşlaşma. (7. bs.). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Karal, E. Z. (1995). Osmanlı Tarihi, VIII. (4. bs.). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. Kaya, S. K. (1991). 1876 Kanun-i Esasi'sinin hazırlanması ve Meclis-i Mebusan'ın toplanması, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. Kili, S. (1982). Türk anayasaları. İstanbul: Tekin Yayınları. Kili, S. ve Gözübüyük, Ş. (1985). Türk anayasa metinleri: Sened-i İttifaktan günü-müze. İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları. Mahmud Celaleddin Paşa. (1983). Mir'ât-ı hakîkat: Tarihi gerçeklerin aynası I-III. İ. Miroğlu (Haz.). İstanbul: Berekat Yayınları. (Orijinal çalışmanın basım tarihi: 1326). Tanör, B. (2002). Osmanlı-Türk anayasal gelişmeleri, (8. bs.). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Toprak, S. V. (2001). Birinci Meşrutiyetin ilanı meselesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. Us, H. T. (1940). Meclis-i Mebusan: 1293/1877. İstanbul: Vakit Gazetesi Matbaası. Seydi Vakkas Toprak Yrd. Doç. Dr., Adıyaman Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, seyditoprak@ gmail.com **http://www.journals.istanbul.edu.tr/** Sosyoloji Dergisi, 3. Dizi, 26. Sayı, 2013/1, 171-192
Reklam
Drogba O Anı Unutamıyor
Drogba, Juventus maçındaki tarihi golde Sneijder'in bağırışlarını hiç unutamamış!Aslan'ın yıldızı Didier Drogba GS TV'de yayınlanan 'Big Legend' programı ile birlikte bir kez daha ekran karşısındaydı... Veli Yiğit'in sorularını yanıtlayan Fildişili golcü, Juventus maçında yaşananları asla unutamayacağını söyledi. G.Saray tarihinde böyle büyük maçlar ve kritik galibiyetler olduğunu hatırlatan Drogba, efsanevi bir maç olması için hava şartları da dahil olmak üzere her şeyin yaşandığını da iddia eden yıldız oyuncu sözlerine şöyle devam etti: 'Kar yağıyordu, maç iptal oldu, ertelendi. Ve grubumuzdaki pozisyonumuz... Bir gün sonra tekrar sahaya çıktık, taraftar oradaydı ve tribünler yine tamamen doluydu. Efsanevi bir maç olması için her şey hazırdı. Biz de sahada bunu gerçeğe dönüştürdük. Taraftarlarımızla ve o gün başardıklarımızla gurur duyuyorum. 2- günün sabahında maçın saat 15.00’te olduğunu, stadın da pek kalabalık olamayabileceğini düşünüyorduk. Ama herkes geldi, herkes oradaydı. Bu harika bir şeydi. Taraftarımız takımına olan büyük tutkusunu gösterdi. Kulüp için harika bir gündü. 'İHTİYAÇ VAR' Wesley gol öncesinde sürekli bağırıyordu bana. Top havadayken, tüm o olay gerçekleşiyorken sesini duyuruyordu. Sürekli, sürekli... Benim de tek şansım topu ona vermekti, yoksa beni öldürecekti! O pastan sonra harika bir gol attı. Bu ligde böylesi kaliteli ve ekstra işler yapabilecek oyunculara her zaman ihtiyacınız var. Onun için çok mutluyum. Biliyorsunuz, o benim arkadaşım; ama daha öncesinde o harika bir futbolcu. Attığı gol ve bizi üst tura çıkardığı için onun adına mutluyum.' 'Önemli olan İstanbul' 'Chelsea maçlarından umarım keyif alırım; ama aynı zamanda bir sonraki tura yükselmek istiyorum. Şampiyonlar Ligi’nde ilerlemek, aşama kaydetmek kulüp için çok önemli. Öncelikle İstanbul’da bir şeyler yapmamız lazım. Eğer üst tura inanıyorsak, İstanbul’da da en iyisini yapmalıyız. İyi bir skor almalıyız. 0-0, 1-1, 2-0, 1-0... Sonrasını Stamford Bridge’de göreceğiz.' 'Her iki maçı da kazanmak isteyecekler' 'Garip duygular olacak Chelsea maçlarında. Oraya gidip eski takım arkadaşlarıma, dostlarıma karşı oynayacağımı düşünüyorum. Onlar hâlâ benim arkadaşım, belki daha fazlası. G.Saray maçı da onlar için önemli bir maç olacak. Takıma bakarsınız, “Hah, bunları yenmek mümkün. Forvetleri gol atamıyor. Diğerleri iyi savunma yapamıyor, eskisi gibi koşamıyor” diye düşünebilirsiniz. Ama onlara karşı oynadığınız zaman, ki ben onları iyi tanıyorum, oradaydım ve hâliyle tanıyorum, çok zor olduğunu anlarsınız. Her iki maçı da kazanmak için orada olacaklar.' 'Gözüm kapalı bile gol atardım' 'Stamford Bridge benim evim. Orada gözüm kapalı bile gol atabiliyordum. Çizgilerin nerede olduğunu biliyordum, hangi taraftarın nerede oturduğunu bile biliyordum. Gurur duyabileceğim tek şey, ben oradan zirvedeyken ayrıldım. Hiç kimse bu kulübü benim kalbimden söküp alamaz.' 'Juve maçı örnektir' 'Ligde lider olabilmemiz için kazanmamız gereken maçlar var. Evet, bu avantaj olabilir; çünkü taraftarımızla birlikte oynayacağız. Ancak saha içinde 11’e 11’iz. Bu bize bağlı. Takım olarak oynamak, birbirimiz için savaşmak istersek, Juventus maçında yaptığımız gibi, bizimle başa çıkabilecek çok fazla takımın olamayacağını düşünüyorum.' 'Ronaldo öndeydi' 'Cristiano Ronaldo FIFA Ballon d’Or Ödülü’nü kazandığı için mutlu oldum. Fotoğraflara baktığınızda gerçekten çok sıkı çalıştığını görebiliyorsunuz. Franck Ribery de olabilirdi, harika bir sezon geçirdi. Bence Cristiano, son yıllarda daha istikrarlı. Ama Cristiano, ondan bir adım daha öndeydi.' 'Çalıştım, çalıştım, çalıştım'
Türkiye'de Gay Futbolcular Var Ama Bunu Açıklamazlar
Yılmaz Vural: Piontek'in yardımcı antrenörlüğünü kabul etseydim, bugün Fatih Terim olmazdı. İyi ki önünü açmışım. Türkiye sayemde onu kazandı T24 Son dönemde İngiltere'de takım çalıştıracağı iddiasıyla gündeme gelen Yılmaz Vural, Türkiye'de futbolcular arasında eşcinsel futbolcuların olduğunu belirterek, 'Gay futbolcular var. Vücudunu yakın olduklarınla tanırsın. Gözümle bir şey yaparken gördüğüm yok, ama tavırlarında hissederim. Gay olmanın kabiliyeti etkilediğini düşünmüyorum. Onun özel hayatı. Ama hatırla bir hakem arkadaşımız ben 'gayim' dedi, meslekten atıldı. Bir futbolcunun bunu açıklaması imkansız' dedi. Posta gazetesinden Canan Danyıldız 'a konuşan Yılmaz Vural şike olaylarına da değinerek, 'Hiç karışmadım. Hep vardır şike yeni bir şey değil. Para var ortada. Bilmiyorum insanız sonuçta, dayanamayabilir insan. Ben temiz kalmak adına her şeyi yapıyorum. Kimse de ben yaptım demez! Hırsızsan, bu dünyada ödeneceğini biliyorum ama' ifadelerini kullandı. Yılmaz Vural'ın Posta gazetesine verdiği röportajdan satırbaşları şöyle: Gay futbolcular var değil mi? Var tabii. Çünkü kız yurtlarında lezbiyenlik, erkek yurtlarında da gaylik hep vardır. Vücudunu yakın olduklarınla tanırsın. Gözümle bir şey yaparken gördüğüm yok, ama tavırlarında hissederim. Gay olmanın kabiliyeti etkilediğini düşünmüyorum. Onun özel hayatı. Ama hatırla bir hakem arkadaşımız ben 'gayim' dedi, meslekten atıldı. Bir futbolcunun bunu açıklaması imkansız. Şike iddialarına ne diyorsun? Hiç karışmadım. Hep vardır şike yeni bir şey değil. Para var ortada. Bilmiyorum insanız sonuçta, dayanamayabilir insan. Ben temiz kalmak adına her şeyi yapıyorum. Kimse de ben yaptım demez! Hırsızsan, bu dünyada ödeneceğini biliyorum ama. 'Fatih şartlara göre davranıyor' Fatih Terim'i nasıl buluyorsun, showman mi? Fatih'i seviyorum, başarılı da buluyorum. Eski ve birbirimizi çok aradığımız arkadaşım. Fatih şartları çok iyi bilen ve ona göre davranan biri. bizde bir laf var ya 'Deveye diken insana...' diye.. Burada insan gibi davranıp insan gibi karşılık alamıyorsun maalesef. Fatih Terim'de böyle mi davranıyor? E görüyorsun işte! Medyaya en çok o bağırır, ses çıkarır vs. ama en çok medya desteği onundur. En çok o sevilir. Benim popülerliğim olabilir ama başarı anlamında ona yetişmek mümkün mü? Bu sayede iyi takımlara mı gidiyor dersin? Tabii... Galatasaray gibi güçlü bir takımınn başnda, sonra milli takım var. Zaten bu takımlara kim çalışsa 3'te 1 başarı şansı garanti. Ayrıca Piontek'in yardımcı antrenörlüğünü kabul etseydim, bugün Fatih Terim olmazdı. İyi ki önünü açmışım. Türkiye sayemde onu kazandı. Kendini gösterdi.
Reklam
Ajax'dan 8 Yaşındaki Taraftara Büyük Jest
Galatasaray'ın eski yıldızlarından Frank de Boer, 8 yaşında kronik bir rahatsızlığa sahip olan Ajax taraftarı Jay Jay Williem adlı çocuğun hayallerini gerçekleştirdi.Kaynak: AMKSpor
Real Madrid, Barcelona ve Manchester City Ve...
Real Madrid, Barcelona ve Manchester City gibi Avrupa’nın önde gelen kulüplerinin üst sıralarda bulunduğu listede, 3 golün üzerine çıkmayı başaran Olympiakos ve Moldova temsilcisi Sheriff ilk iki sırada yer aldı. Yunanistan Birinci Futbol Ligi’nin en fazla şampiyon olan takımı Olympiakos, Avrupa’da devre aralarına kadar geçen periyotta sezonun en yüksek gol ortalamasını yakalamayı başardı. Ligde 17 haftalık ilk devre sonunda rakip filelere 53 gol gönderen Olympiakos takımı, bu karşılaşmalarda kalesinde 6 gol görürken maç başına 0,35 ortalamayla en az gol yiyen takım unvanına da sahip. İlk devreyi 16 galibiyet ve 1 beraberlikle namağlup tamamlayarak 49 puan toplayan Olympiakos, en yakın rakibi PAOK’un 10 puan önünde ligin zirvesinde yer alıyor. UEFA Şampiyonlar Ligi’nde ise 6 maçta 10 gol atan Yunan temsilcisi, 10 puan topladı ve grubunu ikinci bitirerek bir üst tura çıkmayı başardı. Fenerbahçe listenin 10. sırasında Spor Toto Süper Lig’de yoluna doludizgin devam eden Fenerbahçe, ilk devre sonunda maç başına 2,52′lik ortalamayla Avrupa’nın en golcü takımları listesinde 10. sırada bulunuyor. Sarı-lacivertliler 7. haftada sahasında oynadığı Trabzonspor karşılaşması dışında ligde bu sezon hiçbir maçı boş geçmezken, rakip filelere 43 gol göndermeyi başardı. Süper Lig’de 17. haftanın sonunda 13 galibiyet ve 2 beraberlikle 41 puana ulaşan Fenerbahçe, Galatasaray’ın 8 puan önünde zirvede yer alıyor. Sheriff liginde söz sahibi Moldova Birinci Futbol Ligi’nde son 13 yılda 12 şampiyonluk yaşayan Sheriff, bu sezon da iddiasını sürdürüyor. Ligde 19 hafta geride kalırken, rakip filelere 58 gol gönderen Sheriff, maç başına 3,05 gol ortalamasıyla en golcüler listesinde ikinci sırada bulunuyor. Sheriff 16 galibiyet elde ettiği ligde 50 puan toplarken, en yakın rakibi Tiraspol’ün 11 puan önünde zirvedeki yerini koruyor. UEFA Avrupa Ligi’nde ise 6 maçta 5 gol atabilen Sheriff, 6 puanda kalarak grubunu üçüncü tamamladı ve elenmekten kurtulamadı. Salzburg fırtına gibi esiyor Avusturya Birinci Futbol Ligi’nde başarılı bir grafik çizen Salzburg, 20 hafta sonunda maç başına tutturduğu 2,9′luk gol ortalamasıyla Avrupa liglerinin en golcü takımlarından biri oldu. Salzburg, ligde aldığı 14 galibiyet ve topladığı 46 puanla, Grödig’in 11 puan önünde şampiyonluğun en büyük adayı durumunda. UEFA Avrupa Ligi’nde de başarılı performansını sürdüren ve grupta birinci olarak tur atlayan Salzburg, 6′da 6 yaparak 18 puan toplarken, bu maçlarda rakip fileleri 15 kez havalandırdı. Devler gol bulmakta zorlanmıyor Avrupa’nın üst düzey liglerinden en golcüler listesine ilk sıralardan giriş yapan takımlar İspanyol devleri Real Madrid ve Barcelona oldu. İspanya Birinci Futbol Ligi’nde (La Liga) bu sezon 49′ar gol kaydeden lig lideri Barcelona ve üçüncüsü Real Madrid, 17 hafta geride kalırken maç başına 2,88′lik gol ortalaması yakaladı. İspanyol devlerinin ardından İngiltere Premier Lig’de başarılı bir performans sergileyen ve ilk devreyi ikinci sırada bitiren Manchester City, rakip filelere gönderdiği 54 gol ve 2,84′lük ortalamasıyla listenin üst sıralarında kendisine yer buldu. Sezonun üst düzey performans gösteren bir başka takımı Atletico Madrid, Barcelona ve Real Madrid gibi iddialı rakiplerine ayak uydurmayı başardı. Milli futbolcu Arda Turan’ın forma giydiği Atletico Madrid, averajla ikinci sırada yer aldığı İspanya Ligi’nin en az gol yiyen takımı olmasının yanında, kaydettiği 46 golle maç başına 2,70′lik ortalama tutturdu. Bundesliga lideri Bayern Münih ise ligde çıktığı 16 maçta kaydettiği 42 gol ve yakaladığı 2,62′lik ortalamayla rakiplerini takip etti. Şampiyonlar Ligi’nde de gol yollarında zorlanmıyorlar Liglerinde yüksek gol ortalamasıyla oynayan Barcelona, Real Madrid, Atletico Madrid, Manchester City ve Bayern Münih, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde de gol bulmakta zorlanmıyor. Real Madrid’in 20 golle rakip filelere en fazla gol gönderen takım olduğu Şampiyonlar Ligi’nde, grup maçları sonunda Manchester City 18, Bayern Münih 17, Barcelona 16, Atletico Madrid ise 15 gol kaydetti. Avrupa liglerinde en yüksek gol ortalamalarına sahip takımlar şu şekilde: Takım Lig Ortalama 1- Olympiakos Yunanistan 3,11 2- Sheriff Moldova 3,05 3- Salzburg Avusturya 2,9 4- Barcelona İspanya 2,88 Real Madrid İspanya 2,88 5- Manchester City İngiltere 2,84 6- The New Saints Galler 2,77 7- Atletico Madrid İspanya 2,70 8- Bayern Münih Almanya 2,62 9- Sparta Prag Çek Cumhuriyeti 2,56 10- Fenerbahçe Türkiye 2,52 11- Shakhtar Ukrayna 2,5 12- Trencin Slovakya 2,47 13- Debreceni Macaristan 2,41 14- Astra Romanya 2,36 15- Sporting Lizbon Portekiz 2,35 16- Litex Lovech Bulgaristan 2,34 17- Heerenveen Hollanda 2,33 Vitesse Hollanda 2,33 Dinamo Tiflis Gürcistan 2,33 18- Liverpool İngiltere 2,31 Paris Saint-Germain Fransa 2,31 Turnovo Makedonya 2,31 19- Juventus İtalya 2,29 20- Ajax Hollanda 2,27 Twente Hollanda 2,27 Portadown Kuzey İrlanda 2,27
Forvet Hattında Yerli Krizi
HABERLER Spor Herhangi bir ligdeki yabancı oyuncu sayısının o ülkenin futbolunu nasıl etkilediği konusunda farklı fikirler ortaya atılır. Kimisi kaliteli yabancı oyuncuların o ligdeki oyun kalitesini de yukarı taşıdığından dem vurur, kimisi lejyonerlerin sayısı arttıkça yerli oyuncuların fiyatlarının dengelendiğini savunur. İşe kulüpler açısından bakanlar, 'Ne kadar çok yabancı oyuncu, Avrupa kupalarında o kadar çok başarı' fikrine sahiptir. Bu fikirlerin hepsi tartışılabilir... Doğrulukları ya da yanlışlıkları üzerine farklı örnekler verilebilir. Evet, bazı yabancı oyuncuların gerçekten de sudan ucuzdur ama bu ülkede bir sezon boyu mahzun gözlerle yedek kulübesinden maç izleyen adı büyük golcülere milyonlarca euro sayıldığı da çok görülmüştür. Avrupa kupalarındaki başarı ise sadece yabancı oyuncuların çokluğu ya da kalitesiyle doğru orantılı olamaz. O zaman Galatasaray'ın dört yabancı oyuncuyla kazandığı UEFA Kupası zaferi nasıl izah edilebilir? Üstelik kupaya uzanan süreçte atılan 15 golün 11'ini yerliler, 4'ünü yabancılar atmışken. Futbol Federasyonu Basın Departmanı tarafından hazırlanan TamSaha Dergisi'nden Mazluç Uluç'un hazırladığı Türk futbolundaki yerli forvet krizi dosyasının detayları şöyle: Tüm bu tartışmaların arasındaki tartışılmaz tek gerçek, kulüplerde oynayan yabancı oyuncu sayısındaki artışın, forma giyebilen yerli oyuncu sayısını aşağıya çektiği ve Millî Takım'a seçilebilecek oyuncu alternatifini azalttığıdır. Zaten bu sorunu yakından hisseden Türkiye de son yıllarda Avrupa'da yetişen Türk asıllı oyuncuları Genç Millî Takımlardan itibaren kazanmaya çalışarak problemi çözmeye çalışıyor. Geçmiş sezonlarda ligimizde giderek artan sayılarda yabancı oyuncu gördük. Yakın dönemde sahada 6, yedek kulübesinde 2 yabancı yer alırken, kulüpler ayrıca istedikleri kadar lejyonerle sözleşme imzalıyordu. Bu sayı daha sonra sahada 6, yedek kulübesinde 2, toplamda 10 olarak sınırlandırıldı. Yeni sezonda ise kulüpler yine 10 yabancı oyuncuyla sözleşme imzalayabilse de 18 kişilik kadrolarında sadece 6 oyuncu bulundurabiliyor. Bu sınırlamanın yerli oyunculara daha fazla forma bulma şansı verdiği de gözle görülür bir gerçek. Nitekim Süper Lig'deki 18 takımın ideal on birlerine baktığımızda, forvet dışındaki tüm mevkilerde yeri oyuncu seçeneklerinin büyük ölçüde arttığını görebiliyoruz. Kalecilerde 10-8'lik yerli üstünlüğü var. Yerlilerin sağ bekte 13-5, sol bekte 14-4, orta sahada 21-15, kanatlarda da 22-14 üstünlüğü bulunuyor. Yabancılar stoperde 19-17 ile ele geçirdikleri üstünlüğü forvet ikilisinde 30'a 6 gibi ezici bir çoğunluğa yükseltiyor. Mevkilere göre dağılım: Kaleci: 10 yerli, 8 yabancı Sağ Bek: 13 yerli, 5 yabancı Stoper: 17 yerli, 19 yabancı Sol Bek: 14 yerli, 4 yabancı Orta saha: 21 yerli, 15 yabancı Kanatlar: 22 yerli, 14 yabancı Forvet: 6 yerli, 30 yabancı YABANCI KRALLAR Bu girizgâhtan sonra sanırız konunun ağırlığı belli oldu; Türkiye'deki yabancı forvet sayısının çokluğu! O zaman şöyle bir geçmişe uzanalım ve yabancı golcülerin ligimizdeki durumuna bir göz atalım. 56'ncı sezonu oynanan ligimizde geçmişte yabancı oyuncuların parmakla gösterildiğini ve bir ara da yabancı oyuncu transferinin yasaklandığını göz önünde tutarsak, 1983-84 sezonuna kadar Süper Lig'de bir yabancı gol kralının çıkmamasını normal karşılayabiliriz. 1970'lerin ikinci yarısından itibaren iki yabancı oyuncu transferine izin verilmesinin ardından ise ilk yabancı gol kralıyla 1983-84 sezonunda karşılaşıyoruz. Yugoslavya'dan gelerek 1981'de Galatasaray formasını giyen Boşnak Tarık Hodzic,bir sezon sonra aynı takımda top koşturmaya başladığı Mirsad Sejdic'in de asist desteğiyle 1983-84 sezonunda 16 gol atarak ligimizin ilk yabancı gol kralı oldu. Ancak yabancı oyuncu sayısının 3'ü geçmediği o yıllarda lejyonerler tam 11 yıl gol krallığı göremedi. Ta ki 1995-96'da Trabzonspor formasıyla 25 gol atarak bu tacı giyen Gürcü Shota Arveladze'ye kadar. Yabancı oyuncuların üçüncü gol krallığı için beklemesi de 10 yıl daha sürdü. Bu defa 2006-07 sezonunda Fenerbahçe'nin Brezilyalı yıldızı Alex De Souza 19 golle ligin gol krallığını elde etti. Ancak bu yıllarda yabancı oyuncu sayılarında önemli artışlar olmuş, takımlar özellikle gol bölgelerini büyük ölçüde lejyonerlere teslim etmeye başlamıştı. Nitekim Alex'in ardından ertesi sezon takım arkadaşı Semih Şentürk tacı taksa da sonraki üç sezonda sırasıyla Galatasaray'ın Çek santrforu Milan Baros, Kayserispor'un Portekizli santrforu Aziza Makakula ve bir kez daha Fenerbahçeli Alex De Souza gol kralı oldu. Son iki sezonda bu yabancı hegemonyası Burak Yılmaz sayesinde bozulmuş görünüyor. Burak son iki sezonda önce Trabzonspor formasıyla 33, sonra da Galatasaray formasıyla 24 gol atarak ligin kral tahtına oturdu. Ancak meseleye sadece bu açıdan bakarsak önemli bir gerçeği ıskalamış oluruz. O gerçek ne mi? Bakalım... Burak'ın 33 golle açık ara gol kralı olduğu sezonda 10 gol ve üzerinde gol kaydeden 18 oyuncu daha var ligimizde. Bu oyuncuların Burak'tan sonraki 6 sırasında yabancılar var. Kamara, Tum, Eneramo, Webo, Alex ve Doka'dan oluşan bu altılının ardından gelen 12 oyuncunun arasında ise sadece Necati Ateş, Selçuk İnan ve Muhammet Demir yer alabiliyor. Geçtiğimiz sezon Burak Yılmaz'ın 24 gollü krallığının arkasından ise Kalu Uche, Bobo, Pierre Webo, Moussa Sow, Pablo Batalla, Lamine Diarra, Mert Nobre listesi uzanıyor. Sonrasındaki 13 isim arasında ise yerli oyunculardan Necati Ateş, Umut Bulut, İlhan Parlak, Olcay Şahan ve Cenk Tosun yer alabiliyor. BU SEZON TABLO DAHA VAHİM Biz şimdi bu sezon ligin krallık yarışına bir göz atalım ve zirvede kimler var bir görelim. Sezonun ilk yarısı sona erdi ve zirvede Sivasspor'un 10 gollü Fransız oyuncusu Aatif Chahechouhe, Beşiktaş'ın Portekizli santrforu Hugo Almeida ile aynı sayıda gol atan son iki sezonun gol kralı Galatasaraylı Burak Yılmaz yer alıyor. Bu üçlünün arkasında Kasımpaşa'nın Arjantinli forveti Oscar Scarione ile Fenerbahçe'nin Senegalli golcüsü Moussa Sow 9'ar golle sıralanıyor. 8 gollü oyuncular ise Akhisar Belediye Gençlik ve Sporlu Oumar Nissa ile Fenerbahçeli Emmanuel Emenike. Yani zirvede ve hemen altındaki 7 oyuncu arasında sadece tek yerli isim bulunuyor. 7 gollü oyuncularda ise Fenerbahçeli Dirk Kuyt, Pierre Webo, Medical Park Antalyasporlu Lamine Diarra, Gençlerbirliği'nden Bogdan Stancu, Galatasara'dan Didier Drogba'nın arasına sadece Gaziantepspor'dan Cenk Tosun girebiliyor. 6 gollü oyuncularda da Akhisar Belediye Gençlik ve Spor 'dan Bruno Rosa, Sivasspor'dan Manuel Da Costa ve Trabzonspor'dan Paulo Henrique ile birlikte Sivassporlu Burhan Eşer, Beşiktaş'tan Olcay Şahan ve Kardemir Karabüksporlu İlhan Parlak listede kendilerine yer bulabiliyor. Kısaca özetlemek gerekirse ilk 20 sıradaki golcülerin arasında sadece 5 yerli oyuncu bulunuyor. GOL TİMLERİ LEJYONER Şimdi bu tablonun sebeplerine yakından bakalım. Neden gol krallığı listelerinde Türk oyuncuların isimleri yabancıların arasında kayboluyor. Bu soruya ilk etapta, 'Yabancı golcüler bizimkilerden daha becerikli ve daha yetenekli' cevabını verebilirsiniz. Ama haklı olmanız için yerli ve yabancı golcülerin eşit şartlarda bir yarışa girmesi ve yabancıların böyle bir yarışta üstünlük sağlaması gerekiyor. Çünkü Süper Lig'deki 18 takımın gole en yakın noktadaki ayaklarının büyük bölümünü yabancı oyuncular oluşturuyor. 'Gole en yakın nokta'dan kastımız santrforlar ve arkasında yer alan hücuma dönük orta saha oyuncuları. Takımların ideal on birlerinde bu bölgedeki 36 oyuncudan 30'u yabancı, sadece 6'sı Türk. 18 takım arasında bu bölgede direkt santrfor oynayan yerli oyuncular sadece Elazığspor'da Deniz Yılmaz, Gaziantepspor'da Muhammet Demir veya zaman zaman Cenk Tosun. Yani 18 takımdan sadece ikisinin santrforu Türk. Bu bölgeye orta sahadan destek veren oyunculara baktığımızda ise Elazığspor'da Köksal Yedek veya Mehmet Nas, Eskişehirspor'da Erman Kılıç, Galatasaray'da Burak Yılmaz, Torku Konyaspor'da Recep Aydın isimlerini görüyoruz. 36 oyuncuda 6 Türk'ün yüzdesi genel toplam içinde 16.6'ya tekabül ediyor ki, bu rakam da golcüler listesinde yerlilerin isimlerine neden bu kadar seyrek rastlandığını açıklamaya yetiyor. Takımlara tek tek yakından baktığımızda, zaman zaman da olsa yüzde yüz yerli hücum timine sahip tek ekip Elazığspor. Sağda Serdar Gürler, solda Serdar Özkan, forvet arkasında Köksal Yedek veya Mehmet Nas, santrforda Deniz Yılmaz dörtlüsüyle sık sık izlediğimiz Elazığspor, ligin son sırasında yer alıyor. Gaziantepspor, üç yerli oyuncunun yanında forvet arkasında oynattığı Traore ile hücum hattını ağırlıklı olarak Türk oyunculardan oluşturuyor. Torku Konyaspor da zaman zaman sağ kanatta Djalma'nın yerine Ömer Ali Şahiner'e yer verip forvette 3-1'lik yerli üstünlüğünü sağlıyor. Hücum hattını dört yabancıyla oluşturan takımlar da var ligimizde. Bu takımların başında lider Fenerbahçe geliyor. Sarı-lacivertli ekip Cristian'lı on birle oynadığı maçlarda hücum hattını Kuyt, Sow, Webo veya Emenike ile oluşturarak tamamen lejyoner bir forvetle gol arıyor. Aynı tablo Medical Park Antalyaspor için de söz konusu. Akdeniz ekibi sağda Isaac, solda 'vatandaş' Tita, forvet arkasında Insa ve santrforda Diarra ya da zaman zaman Baros'la tam bir yabancı hücum takımı görünümünde. Kasımpaşa da Adem Büyük'ün yerine Viudez'i kullandığı maçlarda Babel, Scarione ve Malki ile hücum hattını yabancı oyunculardan oluşturuyor. Kayserispor, Trabzonspor ve Kayseri Erciyesspor ise hücum timlerinde sadece birer yerli oyuncuya yer veriyor. KALEDE SIKINTI YOK Geçmişte çok sayıda yabancı kalecinin yer aldığı ligimizde bu sezon gerçek bir denge hâkim. Millî Takımımız için ligimizde sürekli görev yapan 10 kaleci seçeneği bulunuyor. Şampiyonluk yaşamış beş takımdan üçünün kalesini yerliler koruyor. Fenerbahçe'de Volkan Demirel, Beşiktaş'ta Tolga Zengin, Trabzonspor'da da Onur Kıvrak Millî Takım teknik ekibinin elini rahatlatan isimler. Sivasspor'da Korcan Çelikay, Medical Park Antalyaspor'da Hakan Arıkan, Kayserispor'da Gökhan Değirmenci ve Ertuğrul Taşkıran, Gençlerbirliği'nde Ramazan Köse, Çaykur Rizespor'da Serkan Kırıntılı ligde banko oynayan yerli kalecilerin sayısını 9'a yükseltiyor. Bu isimlere Elazığspor'da Vanja Ivesa'yı çoğu zaman yedek bırakan Zülfük Özer'i de eklemek ve sayıyı 10'a çıkarmak da mümkün. SAĞ VE SOL BEK PATLAMASI Geçmişte Millî Takım'ın oyuncu bulmakta sıkıntı çektiği sağ ve sol bekte Süper Lig takımları bu sezon yerli oyuncuları tercih etti. 18 takımdan 13'ü sağ bekte, 14'ü ise sol bekte tercihlerini yerli oyunculardan yana kullandı. Fenerbahçe'de Gökhan Gönül, Medical Park Antalyaspor'da Koray Arslan ve Serkan Balcı, Kayserispor'da Salih Dursun, Akhisar Belediyespor'da Emrah Eren, Gençlerbirliği'nde Serkan Kurtuluş ve Serkan Yanık, Beşiktaş'ta Serdar Kurtuluş, Kayseri Erciyesspor'da Cem Can, Eskişehirspor'da Veysel Sarı, Kardemir Karabükspor'da Uğur Uçar ve Erdem Özgenç, Kasımpaşa'da Elyasa Süme ve Orhan Şam, Çaykur Rizespor'da Koray Altınay, Torku Konyaspor'da Ali Turan, Elazığspor'da Adem Alkaşi ile Deniz Aslan forma giyiyor. Sağ bekte yabancıya yer veren takımlar ise Bursaspor (Basser), Sivasspor (Cicinho), Gaziantepspor (Binya), Trabzonspor (Bosingwa) ve Galatasaray (Eboue). Uzun yıllardır Gökhan Gönül ile Sabri Sarıoğlu dışında alternatif bulmakta zorlanan Millî Takım için bu sezon Salih Dursun, Serkan Kurtuluş, Koray Altınay gibi isimler de seçenek oldu. Yine bir dönem sıkıntı yaşanan ve sağ ayaklı Ümit Özat'la çözüm bulunmaya çalışılan sol bekte de 14 takım yerli oyuncuya yer veriyor. Fenerbahçe'de Caner Erkin, Hasan Ali Kaldırım, Galatasaray'da Hakan Balta, Trabzonspor'da Kadir Keleş, Elazığspor'da Özgür Özkaya, Sivasspor'da Ziya Erdal, Kayserispor'da Ömer Bayram ve Alper Uludağ, Akhisar Belediyespor'da Çağdaş Atan, Gençlerbirliği'nde Uğur Çiftçi, Gaziantepspor'da Şenol Can, Kayseri Erciyesspor'da Emre Öztürk ve Ekrem Ekşioğlu, Eskişehirspor'da Tarık Çamdal, Kardemir Karabükspor'da İshak Doğan, Kasımpaşa'da Sancak Kaplan ve İlhan Eker, Torku Konyaspor'da Mehmet Uslu ve Ergün Teber sezonun ilk yarısında forma giyen sol bekler. Sol beklerini yabancılara emanet eden takımlar ise Bursaspor (Taiwo), Medical Park Antalyaspor (Vederson - TC vatandaşı), Beşiktaş (Motta) ve Çaykur Rizespor (Ali Adnan). Yerli sol beklerden Tarık Çamdal, Uğur Çiftçi ve İshak Doğan son Millî Takım kadrosunda yer alarak ay-yıldızın alternatiflerini çoğalttı. STOPERDE YABANCILAR ÖNDE 18 takımın stoper tercihinde ise forvetler kadar olmasa da yabancıların üstünlüğü bulunuyor. Takımlarının ilk on birlerinde ağırlıklı olarak oynayan 36 stoperin 19'u yabancı, 17'si yerli. Stoperde yüzde yüz yerliyi tercih eden takımlar Emre Güngör-Musa Nizam ikilisiyle Medical Park Antalyaspor, zaman zaman Bamba'ya şans tanısa ada Mustafa Yumlu-Aykut Demir ikilisiyle Trabzonspor, İbrahim Kaş-Görkem Görk ikilisiyle Elazığspor. Torku Konyaspor'da da Kokaloviç'in sakatlığında Selim Ay-Erdinç Yavuz ikilisinin kullanıldığını vurgulamak gerekiyor. Yüzde yüz yabancı stoperlere ise Fonseca Sereno- Khizanishvili ikilisiyle Kayserispor, Kecojeviç-Stankevicius ikilisiyle Gaziantepspor, Akaminko-Diego ikilisiyle Eskişehirspor, Mabiala-Puygrenier ikilisiyle Kardemir Karabükspor, Oboabona-Viera ikilisiyle de Çaykur Rizespor sahip. ORTA SAHADA YERLİLER FAZLA Orta sahanın ortasında yer alan 36 oyuncuda da yerlilerin 21'e 15 üstünlüğü bulunuyor. Bu bölgede yüzde yüz yerli ikililer kullanan takımlar Batalla'nın ayrılmasının ardından Belluschi'nin forvet arkasına kaymasıyla Bursaspor (Şamil Çinaz - Murat Yıldırım veya Musa Çağıran), Sivasspor (Kadir Bekmezci - Adem Koçak), MP Antalyaspor (Serkan Balcı - Uğur İnceman), Akhisar Belediyespor (Merter Yüce - Bilal Kısa), Torku Konyaspor (Ali Çamdalı - Mehmet Güven), zaman zaman da Fenerbahçe (Alper Potuk - Mehmet Topal) ve Beşiktaş (Veli Kavlak - Oğuzhan Özyakup). Bu bölgede yüzde yüz yabancıyı tercih eden takımlar ise Elazığspor (Sane - Vitolo/Sow), Kayserispor (Mijailoviç - Cleyton) ve Trabzonspor (Zokora - Colman). KANATLAR YERLİYLE UÇUYOR Hücum hattının her iki kanadındaki 36 oyuncu tercihinin de 24'ü yerli, 12'si yabancı. Bu bölgede Elazığspor (Serdar Gürler - Serdar Özkan), Bursaspor (Kazım Kazım - Ferhat Kiraz), Sivasspor (Burhan Eşer - Aydın Karabulut), Akhisar Belediyespor (Ahmet Cebe / Kenan Özer - Güray Vural / Sertan Vardar), Gaziantepspor (İbrahim Akın / Taşkın Çalış - Cenk Tosun / Turgut Doğan Şahin), Beşiktaş (Gökhan Töre - Olcay Şahan), Kardemir Karabükspor (İlhan Parlak - Ahmet İlhan Özek / Erkan Kaş), Çaykur Rizespor (Tevfik Köse - Sercan Kaya) yüzde yüz yerli oyuncu tercihleri kullanırken, kanatlarını tamamen yabancı oyunculara emanet eden takımlar ise Medical Park Antalyaspor (Promise Isaac - Tita / TC vatandaşı), Fenerbahçe (Dirk Kuyt - Moussa Sow) ve zaman zaman da Kasımpaşa (Viudez - Babel). Not: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçen lejyoner oyuncular, bu araştırmada 'yabancı' kategorisinde değerlendirilmiştir. Süper Lig'in Gol Kralları 1983-1984 Tarık Hodzic 16 1984-1985 Aykut Yiğit 20 1985-1986 Tanju Çolak 33 1986-1987 Tanju Çolak 25 1987-1988 Tanju Çolak 39 1988-1989 Aykut Kocaman 29 1989-1990 Feyyaz Uçar 28 1990-1991 Tanju Çolak 31 1991-1992 Aykut Kocaman 25 1992-1993 Tanju Çolak 27 1993-1994 Bülent Uygun 22 1994-1995 Aykut Kocaman 27 1995-1996 Shota Arveladze 25 1996-1997 Hakan Şükür 38 1997-1998 Hakan Şükür 33 1998-1999 Hakan Şükür 18 1999-2000 Serkan Aykut 30 2000-2001 Okan Yılmaz 23 2001-2002 Arif Erdem 21, İlhan Mansız 21 2002-2003 Okan Yılmaz 24 2003-2004 Zafer Biryol 25 2004-2005 Fatih Tekke 31 2005-2006 Gökhan Ünal 25 2006-2007 Alex De Souza 19 2007-2008 Semih Şentürk 17 2008-2009 Milan Baros 20 2009-2010 Aziza Makakula 21 2010-2011 Alex De Souza 28 2011-2012 Burak Yılmaz 33 2012-2013 Burak Yılmaz 24 CİHAN
Reklam