Çok sevimliler, çok tatlı canlılar ama bazen çok asabi olabiliyorlar. Bu içerikte, aklımızda masumiyetleriyle yer etmiş ama yerine göre çok saldırgan olabilen canlıları derledik.
Manyas Kuş Cenneti sanayi tesislerinin tehdidi altında. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, itirazları dikkate alıp tesislerin yapılacağı alanı küçülttü ama endişe giderilebilmiş değil. Plana itiraz edenler bölgede turizm ve tarıma ağırlık verilmesini istiyor. Balıkesir sınırları içerisinde bulunan Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı, 256 türden yaklaşık üç milyon göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor. Kuşların, yaz ve kış aylarındaki kıtalararası göç yolları üzerinde bulunuyor. Park, Avrupa Konseyi tarafından, çok iyi korunan ve kıta ölçeğinde değer taşıyan doğal alanlara verilen A sınıfı diplomaya sahip.
Aşağıda görmüş olacağınız fotoğraflardan biz sorumlu değiliz.Lütfen sakinliğinizi koruyunuz.Ve neden benim böyle yatağım yok diye üzülmeyin.Evde denemeyiniz.Eğer bilgisayarınızı kırarsanız Onedio olarak bundan sorumlu değiliz.Sayfanın sonunda bir bardak soğuk su içmenizi sağlığınız açısından öneriyoruz.
Kitabın yanı sıra dergi ve gazete de okutmuyorlar, kediler ve köpekler kültürlenmemizi istemiyor. Kesin dünyayı ele geçirme planlarını deşifre edebileceğimizden korkuyorlar.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Manyas Kuş Cenneti’ne 8 kilometre mesafedeki arazilere çok sayıda sanayi tesisi kurulmasına vize verdi. Çevre Mühendisleri Odası'ndan Bozoğlu, “Ekolojik krize sürükleniyoruz” dediÇanakkale’nin kuzey kıyı bandında, Akdeniz foklarının yaşam alanında yüzlerce ithal kömürle çalışan termik santral yapımına izin verdiği için çevre örgütlerini ayağa kaldıran Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100 bin Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın, Manyas Kuş Cenneti’ni de tehdit ettiği ortaya çıktı. Evin Demirtaş'ın Milliyet'te yer alan haberine göre, tartışmalı Çevre Düzeni Planı, Manyas Kuş Cenneti’ne kuş uçuşu 8 kilometre mesafedeki 1. derece tarım arazilerine çok sayıda sanayi tesisi kurulmasına izin verdi.‘Mahkemeye taşıyacağız’Milliyet’e konuşan Çevre Mühendisleri Odası Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Başkanı Baran Bozoğlu, planı mahkemeye taşıyacaklarını belirterek, şunları kaydetti:“Manyas Kuş Cenneti’nin nesli tükenmekte olan kuşları, büyük risk altında. Kuş göç yolu üzerinde bulunan bu bölge, sanayiye açılamaz. Kurulacak sanayi tesislerinin atık suları arıtılsa bile Marmara Denizi, kirlenecek. Ekolojik krize sürükleniyoruz. Nerede ender bulunan bir kuş popülasyonu var oralara projeler yapılıyor. Artık kuşlarla problemli olduklarını düşüneceğim. Buraya nasıl bir sanayinin yapılacağı alt ölçekli planda belli olacak. Demir-çelik fabrikası, kimyevi tesis, termik santral, doğalgaz çevrim santrali, hatta gizliden nükleer tesis de planlanıyor olabilir.‘Göç başlayacak, nüfus artacak’İster istemez denizin kenarına liman yapacaklar. Oysa Marmara Denizi zaten çok hassas. Bazı yerlerinde 30-50 metrenin altında hayat yok. Balıkların yaşam alanında ciddi değişiklik olacak. Bölge, sanayiye açılınca göç başlayacak ve nüfus artacak. Yeşil alanlar, yapılaşmaya açılacak. Bölgeye ilişkin TÜBİTAK Havza Eylem Planı ve Marmara Denizi Mastır Planı birbiriyle uyumlu değil. Bölgede olabilecek etkiyi baştan analiz etmek için mutlaka Stratejik Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED) hazırlanmalı. Stratejik ÇED, Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik taahhütlerimiz arasında, ama Bakanlık, 10 yıldır yönetmelik taslağı olarak bekletiyor. Bölge sanayiye açıldıktan sonra Stratejik ÇED’i hazırlasanız bile iş işten geçer. Bu plan ile Kocaeli Dilovası’ndan daha büyük bir sanayi bölgesi kurmak istiyorlar. Bu, bölgede kanser patlaması anlamına gelir.”Antik kent de tehdit altındaUluslararası Ramsar Sözleşmesi’ne göre koruma altına alınan Manyas Kuş Cenneti, 260 türden 3 milyon göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor. Manyas Kuş Cenneti, yazın göç yolunda mola veren ve kuluçkaya yatan gri balıkçıl, kaşıkçı, yaban ördeği, arı kuşu, kukumav, karabatak, atmaca, şahin, çeltikçi, saka ve peçeli baykuşları, kışın ise Kuzey Avrupa ülkelerinden Afrika’ya göç eden binlerce pelikan ve flamingoyu ağırlıyor. Çevre Düzeni Planı, kuleden çıplak gözle ve kapalı devre televizyon sistemi ile ilgiyle izlenen kuşların görsel şöleni ile antik kentleri, temiz denizi ve kumsalı ile önemli bir turizm merkezi olan Erdek’i tehdit ediyor.
Kardeşimiz hayatı boyunca edinebileceği en iyi tecrübelerden birisini edinmiş. Kuşların ağzına gagalarını sokmalarına izin vermesi ile o güzelim dişini kaybedişine tanıklık ediyoruz.
Guinness Rekorlar Kitabı'na 'Dünyanın Yaşayan En Yaşlı Kedisi' unvanıyla girmeye hak kazanan Tiffany Two isimli kediden bahsedeceğiz bu içerikte. Tiffany Two, 'yaşayan' en yaşlı kedi olmasına rağmen, gelmiş geçmiş en yaşlı kedi Austin, Teksas'ta yaşamış olan Creme Puff isimli kedi. Creme Puff, 38 yaşında dünyaya gözlerini yummuş.
Gölgeler bazen korkutucu olabiliyor. Burada sevimli bebeğimiz gölgeleri daha yeni anlamaya çalıştığı için korkması gayet normal ancak verdiği tepki ve şapşikliği ısırılası cinsten.
Listemizin onuncu sırasında, Afrika’daki nehirlerde ve göllerde yaşayan bir su canlısı var: Dev Kaplan Balığı. Yetişkinleri 1 metre boyunda, 70 kilogram ağırlığında olan bu balık, genelde 32 keskin dişe sahip. Dev kaplan balığı çok hızlı hareket etmesiyle de ünlü.
Hollanda'nın Utrecht şehrinde çekilen görüntülerde göç eden sığırcık kuşlarının grup halinde girdikleri şekiller kaydedilmiş. Daha sonra bir müzik eşliği ile sunulan bu video ise; göç eden kuşların adeta gökyüzünde o an için göç etmeyi bırakıp da dansa tutuştukları hissi veriyor...
Iğdır’da 258 kuş türünün kayıt altına alındığı Aras Nehri Kuş Cenneti’nin de olduğu Tuzluca İlçesi’nde akbaba katliamı doğaseverleri üzdü. Bölgede son bir haftada zehirlenmiş 7 akbaba bulundu. Akbabalardan 3’ü olay yerinde, 2’si yolda telef olurken, 2’si ise KuzeyDoğa Derneği görevlilerince kurtarıldı.Iğdır’ın Tuzluca İlçesi’nde bir hafta önce bölge halkından gelen ihbar üzerine çok sayıda akbaba zehirlenmiş halde bulundu. KuzeyDoğa Derneği Başkanı Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu, akbabaların zehirlendiği haberininin Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne ve Kafkas/Kuzey Doğa Rehabilitasyon Merkezi’ne bölge halkı tarafından bildirildiğini söyledi. Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu şöyle dedi:'Tahminimiz bölgede köpek ya da tilkilerin zehirlendiği, bu leşleri de akbabaların yediği. Çok etkili bir zehir, bölge halkının durumu hemen bize bildirmesi sayesinde ikisi kurtarılabildi. KuzeyDoğa ekibi yine Kars’dan Iğdır’a gidiyor. Eğer bu ölümler devam ederse, yavaş üreyen ve zehirlenmeye son derece hassas olan akbabalar bölgeden yok olabilir. Bu daha önce Hindistan ve Afrika’da oldu.'İLK ŞÜPHELER ’ZEHİRLİ ETLERİ YEDİKLERİ’ YÖNÜNDEAkbabaların zehirlendiği haberini alır almaz KuzeyDoğa Derneği Birim Koordinatörü Emrah Çoban ve Yaban Hayatı Rehabilidatörü veteriner hekim Ayşegül Çoban bölgeye gitti. Toplam zehirlenmiş 7 akbaba bulduklarını belirten Ayşegül Çoban, 3’ünün olay yerinde, 2’sinin ise tedavi için laboratuvara götürüldüğü sırada telef olduklarını söyledi. Çoban, zehirlenen akbabalardan 2’sinin ise kurtarıldığını açıkladı.İlk tahminlere göre bölgede bir şey zehirlemek amacıyla kullanılan etlerden kalanın çöplüğe bırakıldığı ve akbabaların da zehirli etleri yediği yönünde olduğunu anlatan Çoban, 'Birinin içinden 1.5 kilo ciğer çıkardık. Belki tahmin ettiğimiz gibi bir şey çıkmayabilir. Laboratuvar da incelemeler devam ediyor ve kesin sonuçlar incelemelerin tamamlanmasıyla belli olacak. Ancak standart bir fare zehir kullanılmamış, hayvanın içinde kanama meydana getirirdi. Böyle bir şeye rastlamadık' dedi.Mehmet Çınar, DHA
İnsanların evde hayvan besleme alışkanlığı, yabanıl hayvanlardan bazılarını evcilleştirdikleri tarih öncesi çağlara kadar uzanır. Başlangıçta yarar üstüne kurulan insan-hayvan ilişkisi giderek karşılıklı sevgi ve dostluk bağlarıyla güçlenmiş, insan bazı hayvanları hiçbir çıkar gözetmeksizin, yalnızca hoşlandığı için evinde beslemeye başlamıştır. Kimilerine göre evcil hayvan besleyenler zamanla hayvan dostlarına benzemeye başlarmış. Aşağıdaki örnekler ise sanki tersini söylüyor...
Chris Maynard’ın tek bir tutkusu var: Kuş tüylerini sanat ile muazzam bir şekilde buluşturmak.Kuş tüylerinin daha önce sanata alet edildiğine çok kez şahit olduk. Seattle’da yaşayan sanatçı Chris Maynard, insanı incelerken kör edecek çalışmalara imza atıyor. Kuş tüylerine olan tutkusunu yeteneği ile birleştiren sanatçı, kuş tüylerine milimetrik dokunuşlarda bulunuyor. Aynı zamanda bir doğa aşığı olan Maynard, projesine uygun tüyleri bulabilmek için uzun yürüyüşlere çıkıyor. Bu yürüyüşlerden edindiği bilgileri Feathers, Form And Function adlı kitapta toplayan sanatçı, sabah sabah içinizi açmayı bir görev olarak belliyor.Daha fazla görsel ve kitabı satın almak için: http://www.featherfolio.com/