onedio
Gizemli Para Girişinde 17 Yılın Rekoru
Gizemli para girişi 17 yılın zirvesine ulaştı. Uzmanlar 'finansman girişinin normal kanallardan zayıfladığı dönemlerde para girişinin yükseldiğine dikkati çekti.Cari açık Şubat ayında 3,2 milyar dolar ile beklentilerin üzerinde gelirken, kaynağı belirsiz para giriş-çıkışını gösteren net hata noksan kalemi ise Şubat'ta 4.3 milyar dolar fazla vererek son 17 yılın en yüksek seviyesinde gerçekleşti.'FİNANSMAN GİRİŞİ NORMAL KANALLARDAN ZAYIFLADIĞINDA GÖZLENİYOR'Ayşe Ekin Gündüz'ün Uzman Para'da yer alan haberine göre, net hata noksan kalemindeki 4.2 milyar dolar fazla verilmesini değerlendiren Erste Securities İstanbul Baş Ekonomisti Nilüfer Sezgin, “Türkiye’de finansman girişlerinde normal kanalların zayıfladığı dönemlerde böyle bir net hata noksan kaleminde, yani kaynağı belirsiz para girişlerinde yükseliş gözlüyoruz. Bununla ilgili yapılmış net bir çalışma olmamakla beraber bazı tahminler yürütülüyor. Mesela yurt içinde yerleşiklerin kayıt dışında olduğu biliniyor, döviz girişinin kısıtlı olduğu dönemlerde de yurt dışındaki paralarını getirdikleri yönünde bir tahmin var. Bu tek başına kaynağı belirsiz girişleri ne derece açıklayabiliyor, onu bilmek zor.'ÇİFT YÖNLÜ ETKİSİ VAR'Öte yandan net hata noksan kaleminin yüksek olmasının iki yönlü etkisini de görüyoruz. Bir yandan Türkiye’nin standart dış finansman kanallarında zaman zaman yavaşlamalar olması sebebiyle bir kırılganlık olduğunu anlıyoruz, ancak diğer yandan da bu kaynağı belirsiz girişler sayesinde de ekonominin finanse edilmeye devam ettiğini, yani kağıt üstüne yansımayan ve ne olduğu tam da anlaşılamayan ek bir tampon olduğunu da gözlüyoruz“ dedi.'ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA TERS YÖNLÜ ÇIKIŞ OLABİLİR'Sezgin, net hata kalemindeki yükselişlerin yıl içerisinde genelde dengelendiğini de belirterek, önümüzdeki aylarda ters yönlü bir çıkış olabileceğini de sözlerine ekledi.Net hata noktan kalemindeki 4.8 milyar dolar ile Temmuz 2013'te de rekor kırmış ancak bu rakam daha sonra revize edilerek 2.1 milyar dolar olarak belirtilmişti. O dönemde bu artışın kaynağının varlık barışı olduğu görüşüne yer verilmişti.
En İyi Master Sıralamasında Tanınan 7 Polonyalı Üniversite
- Finans ve Muhasebe Yüksek Lisans Programı (1.sırada__)– Ekonomi Kurslar (1.sırada)– Executive MBA ve MBA Yarı Zamanlı Kategorisi (1.sırada)– Uluslararası Yönetim (5.sırada)– İş ve Ticaret Hukuku (1.sırada)– Kamu Yönetimi (2.sırada)– Yönetim Kursları (4.sırada)
Windows Hello, Kullanıcıları Göz Bebeğinden Tanıyacak
Microsoft’un yeni işletim sistemi Windows 10’un kullanıcılarla buluşmasına geri sayım başlarken, beraberinde gelecek servislerin de adından söz ettirmeye başladı. Bu yeni ürünlerden biri olan Windows Hello, kullanıcılara yepyeni deneyimler sunmaya başlayacak. Windows Hello’nun en dikkat çekici özelliği ise Windows 10 üzerinde çalışan bir biyometrik kimlik doğrulama sistemini bulundurması.Infrared teknolojisiYeni teknolojide oturum açan kişinin siz olduğunuzu, fotoğrafınız ya da sizin yerinize geçmeye çalışan biri olmadığını kesin olarak doğrulamak amacıyla yüz ve göz bebeği algılama için özel bir donanım ve yazılım birleşimi de kullanılıyor. Bu yüzden cihaz üzerindeki kameralar, yüzünüzü veya göz bebeğinizi tanımlamak için infrared teknolojisi kullanıyor ve sizi çeşitli ışık ortamlarında tanıyabiliyor.Helen sizinle bir örnek paylaşalım. Örneğin kendi fotoğrafınızın basıldığı bir kağıdı kilitli olan Windows 10’a gösterdiniz. Göz bebeği taraması yapıldığı için bilgisayar açılmıyor. Yani siz olmadan bilgisayarınız açılmayacak.Konu hakkında açıklama yapan Microsoft Türkiye Windows İş Grubu Yöneticisi Kadir Şener, yakın dönemde web sitelerinden 1.2 milyar kullanıcı adı ve parolanın hacklendiğine dikkat çeken Kadir Şener, dünyada her an benzer bir tehlikeye karşı kurumların yeni siber güvenlik çözümleri aradığını belirtti. Şener şu bilgileri verdi: “Windows Hello, hız ve konforun yanında güvenlik ve gizlilikten ödün vermemek üzerine geliştirildi. Windows Hello, en katı koşul ve kurallara tabi kuruluşların gereksinimlerini karşılayacak kurumsal sınıf güvenlik sağlamayı taahhüt ederek kamu, savunma, finans, sağlık ve üstün güvenlik ihtiyacı olan diğer kurumların genel güvenlik sistemlerini basit bir deneyimle yükseltmek için kullanabilecekleri bir çözüm olarak öne çıkıyor.”Microsoft, son dönemlerde güvenlik geliştirmeleri üzerinde daha fazla duruyor. Tabii ki bun da iCloud skandalı önemli bir rol oynadı. Windows Hello ise bu konuda iddialı bir servis olacağa benziyor.Teknoyo
Beyaz Saray: Müzakerelerde İlerleme Kaydediliyor
Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, İran ile P5+1 ülkeleri arasında İsviçre'de sürdürülen nükleer müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini belirterek, 'Toplantıların verimli olması halinde, görüşmelerin birdenbire sonlandırılması doğru olmaz' dedi.Earnest, günlük basın brifinginde, gazetecilerin, çerçeve anlaşması için belirlenen süre salı günü dolmasına rağmen, Lozan kentinde devam eden nükleer müzakerelere ilişkin sorularını yanıtladı.'Görüşmeler verimli olmaya devam ediyor ve müzakerelerde ilerleme kaydediliyor' diyen Earnest, görüşmeler verimli geçse de uluslararası toplumun aradığı spesifik, somut taahhütlerin İran tarafından henüz verilemediğine dikkati çekti.Earnest, 'görüşmeler olumlu seyrederken bugün de geç saatlere kadar bir anlaşmaya varılamaması durumunda müzakerelerin yarın veya sonrasına uzaması ihtimaline' yönelik soru üzerine, toplantıların verimli olması halinde, görüşmelerin birdenbire sonlandırılmasını doğru bulmadıklarına yönelik pozisyonlarının değişmediğini kaydetti.Earnest, 'Eğer görüşmelerin durduğu fikrine kapılırsak, o zaman evet, ABD ve uluslararası toplum görüşmeleri terk etmeye hazır durumda. Çünkü bizim ne tür taahhütler beklediğimiz net' diye konuştu.'Bunlar ucu açık müzakereler değil' ifadesini kullanan Earnest, görüşmelere yeterli zaman ayrılmasının önemli olduğuna inandıklarını, dolayısıyla da keyfi ve keskin bir nihai zaman belirlemek istemediklerini bildirdi.Earnest, ABD Başkanı Barack Obama’nın da hem dün hem bu sabah Lozan’daki görüşmelere ilişkin bilgilendirildiğini söyledi.Görüşmeler sürüyorRusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Rus gazetecilere yaptığı açıklamada, 'İran ve P5+1 ülkeleri, bütün ana konularda anlaşmaya vardı' demişti.İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de, çerçeve anlaşma için belirlenen sürenin dolmasına ilişkin, 'Umarım çalışmayı çarşamba günü sonuçlandırabiliriz ve taslak hazırlama sürecini başlatabiliriz' diye konuşmuştu.Masadaki kritik konularBatılı ülkeler İran’ın uranyum zenginleştirme oranını yüzde 5’in altında tutmasını istiyor. Yüzde 20 oranından daha yüksek oranla zenginleştirilmiş uranyum, nükleer silaha sahip olmanın başlangıç noktası olarak kabul ediliyor. Ancak etkili bir nükleer silaha sahip olmak için gereken oran yüzde 90.Uranyum zenginleştirme işleminin yapıldığı cihaz olan santrifüjler de diğer bir müzakere konusu. İran’ın elinde 10 bin adedi aktif olan 20 bin santrifüj var. Batı bunların sayısının 6500’i geçmemesini İran ise 9000’den az olmamasını istiyor.Bir diğer anlaşmazlık da anlaşmanın süresiyle ilgili. Batı ülkeleri İran ile varılacak nihai anlaşmanın ülkenin nükleer programını en az 10 yıl kontrol altında tutmasını istiyor. İran ise 8 yılda ısrarcı.İran, ayrıca, ABD, AB ve BM’nin uyguladığı yaptırımların tamamen kaldırılmasını istiyor. Tahran’ın öncelikli talebi enerji ve finans alanındaki yaptırımların durdurulması. Batı ülkeleri ise yaptırımların ağır ağır kalkmasını, önce askıya alınmasını daha sonra tamamen iptal edilmesini savunuyor. İlk etapta kaldırılması gündemde gelmesi beklenen BM yaptırımları.İran'ın nükleer kapasitesiyle ilgili görüşmelerde daha önce nihai anlaşmaya ulaşılamamış, müzakereler 1 Temmuz 2015'e uzatılmıştı.Kaynak: AA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Sabah haber toplantımız için hazırlanırken en önemli haber büyüme rakamlarının yüzde 3’ün altında gelmesi ve dış borcun yüzde 70 kadarının özel sektöre ait olduğu bilgisiydi.Toplantıya otururken İstanbul’daki metro ve tren seferlerinin elektrik kesintisi nedeniyle durdurulduğu haberi gelince biz de sabahtan beri birkaç kez gelip giden elektrik kesintisinin düşündüğümüzden daha büyük olabileceğini fark ettik.Birazdan yalnızca yaklaşık 15 milyon nüfusuyla Avrupa’nın çoğu ülkesinden büyük İstanbul’un değil, ülkenin büyük kısmının elektriksiz kaldığı anlaşıldı.Bu Türkiye’nin 1999’da 17 bin kişinin canını alan büyük Marmara depreminden bu yana karşı karşıya kaldığı en büyük enerji kriziydi.
Elektrik Kesintisiyle Türkiye Genelinde Kaos: 'Kayıp 700 Milyon Dolar'
Tüm Türkiye’yi vuran elektrik kesintisi günlük hayatı olumsuz etkiledi. Metrolar durdu, ATM’ler çalışmadı, ameliyatlar yarım kaldı, trafik ışıkları yanmadı, sular kesildi vs... Kesintiden sanayi ve iş dünyası da nasibini aldı.Elektrikle iş yapan esnaf kepenk indirirken Kocaeli, Denizli, Bursa, Tekirdağ ve Gaziantep’te üretim tesisleri tam anlamıyla durdu. İşçiler evlerine gönderildi. Sektörel bazda en çok zararı ise demir-çelik, otomotiv ve tekstil sektörünün gördüğü belirtilirken Türkiye genelindeki 289 Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrikalar çalışmadı.700 MİLYON DOLAR KAYIPUzmanlar elektrik kesintisinin ekonomiye verdiği zararı hesaplamanın zor olduğunu belirtirken Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir ilginç bir hesap yaptı. Hürriyet'in haberine göre, Özdebir, “Türkiye’nin bir yıllık milli gelir üretimi 800 milyar dolar. Bunu 365 güne bölelim (Tatil günlerini çıkarmamız gerekir ama çıkarmayalım), günlük üretimi 2.2 milyar dolar oluyor. Böylece elektrik kesintisi nedeniyle 1 saatte Türkiye’nin yaşadığı üretim kaybı yaklaşık 100 milyon doları buluyor” dedi. Bu hesapla tüm gün yaşanan kayıp ise 700 milyon doları buluyor. Türkiye’de hayatı felç eden elektrik kesintisi, yaşanan ekonomik kaybın parasal büyüklüğünü de gündeme getirdi. Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği (IAEE) Başkanı Gürkan Kumbaroğlu, Türkiye’nin saatlik enerji talebinin 33 milyon kWh olduğunu söyleyerek, “Karşılanmayan enerjinin değeri 6.3 milyon lira ediyor” dedi.TCDD Genel Müdürlüğünce, elektrik kesintisi başladığında seferde olan yüksek hızlı 5 trenin dizel elektrikli lokomotiflerle Ankara, Eskişehir, Konya ve Pendik garlarına çekildiği, yolcuların seyahatlerinin otobüslerle sağlandığı bildirildi. İstanbul’da başta metro, Metrobüs ve Marmaray’da uzun süre ulaşım yapılamadı. Trafik ışıkları yanmayınca ulaşımda karmaşa oldu.AMELİYATLAR ERTELENDİHastanelerde jeneratörler devreye girdi. Ancak onların da arıza yapma ihtimaline karşı ameliyatlar ertelendi, laboratuvardaki tetkikler yapılamadı. Vatandaşlar, eczanelerde ilaç girişi yapılamaması nedeniyle ilaç alamadı. Kesintiler nedeniyle aile hekimleri de soğukta saklanması gereken aşıların derdine düştü.AVM 50 BİN LİRALIK MAZOT YAKTIAlışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Hulusi Belgü: AVM’lerdeki jeneratörler yeterliydi. Ancak AVM yönetimlerinin hesabı şaştı. Beklentinin üzerinde alınan mazot bütçeleri etkiledi. Dün Türkiye’deki orta ölçekli bir AVM’nin yaktığı mazot 50 bin lirayı buldu.15 DAKİKALIK ZAFİYET Kesintinin yaşandığı yerlerde kent güvenliği için önem arz eden MOBESE’ler devre dışı kaldı. İnternet bağlanlantılı çalışan birçok kamu kurumunda hizmetler aksadı. Polisin kullandığı kişisel bilgi verisi POLNET de devre dışı kalınca 15 dakika güvenlik boşluğu yaşandı. Yurtdışına çıkışlar aksadı. Nüfus kayıtlarının tutulduğu MERNİS sistemi devre dışı kaldı.KAMU HİZMETİ YARGI VE TAPU DURDUTürkiye genelinde elektrik kesintileri nedeniyle tapu işlemleri durdu. Telekom altyapısını kullanan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’ne bağlı 20 bölgede tapu işlemlerinin kesintiler nedeniyle yapılamadığı öğrenildi. Arıza nedeniyle Ege ve Akdeniz’deki tapu müdürlüklerinde yoğun olmak üzere Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi’nin çalışmadı. Birçok adliyede de yargılamalara ara verildi.TEKSTİLZARAR 200 MİLYON DOLARElektrik kesintisi tekstil ve hazırgiyim üretimini de vurdu. Sektörde faliyet gösteren fabrikalarda üretim durdu. İşçiler evlerine gönderildi. Fabrikalar dün tam anlamıyla kapalı kaldı. Sektör temsilcileri tekstil, hazırgiyim ve konfeksiyonda üretim kaybının 200 milyon doları bulduğunu belirtti.OTOMOTİV 2.500 ARAÇ KAYBI Elektrik kesintisi nedeniyle otomotiv fabrikalarında üretim 1 vardiya durdu. Bu da günde yaklaşık 5 bin adet aracın üretildiği otomotiv sektöründe 2 bin araçlık kayıp anlamına geliyor. Ayrıca elektrik kesilmeden önce üretim aşamasında olan araçlarda hurda oldu. Böylece toplamda yaklaşık 2 bin 500 adet araç dün elektrik kesintisi nedeniyle üretilemedi. Ford Otosan’ın Genel Müdürü Haydar Yenigün, “Günde 1000 araç üretiyoruz. Kesinti nedeniyle bir vardiya yani 400 araç kaybımız oldu. Bunlara elektrik kesilmeden üretim aşamasında olan araçları da koyduğumuzda rakam 500’e yaklaşıyor. Diğer taraftan yedek parça üretimi de aynı şekilde durdu” dedi.ATM’LER ÇALIŞMADIElektrik kesintisi İstanbul’da finans sektörünü de etkiledi. Bankaların genel merkezlerinde jenaratörler çalışırken bazı şubelerde elektrik kesintisinedeniyle işlemler yapılamadı. Bazı ATM’lerden para çekemediği gözlendi.TELEFONLAR SUSTUElektrik kesilmesinin en büyük etkilerinden biri mobil iletişimde yaşandı. Cep telefonları ile şebeke arasında bağlantı kuran baz istasyonlarında elektrik kesilmesinden dolayı jeneratörler devreye girdi. Ancak jeneratörlerin de yakıtının azalmasıyla operatörler, 3G bağlantısını kapatarak 2G üzerinden hizmet vermeye başladı. Yakıtı kalmayan jeneratörlerin bağlı olduğu baz istasyonları ise tamamen kapatıldı. Kırsal kesim başta olmak üzere Türkiye’deki birçok şehirde iletişim durma noktasına geldi.
Nükleer Müzakerede Karar Günü
İran ve Batı ülkeleri arasındaki nükleer müzakerelerde bugün karar verilmesi bekleniyor. Olası bir nihai anlaşma İran'ın geleceği ve Ortadoğu'daki dengeleri derinden etkileyebilir.İran ile BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ve Almanya'dan oluşan P5+1 ülkeleri arasındaki nükleer müzakerelerde bir anlaşmaya varılması için belirlenen son güne girildi.Taraflar arasındaki görüşmeler İsviçre'nin Lozan kentinde devam ediyor. Bugün gece yarısına kadar müzakerelerden bir karar çıkması bekleniyor.Kararın açıklanmasına saatler kala İran tarafı sessizliğini korurken karşı taraftan ise anlaşmadaki sorunlarla ilgili açıklamalar geliyor.'Stoklara dair anlaşmaya varmadık'ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie Harf, nükleer müzakerelerin devam ettiği İsviçre’nin Lozan kentinden telekonferans yoluyla düzenlediği brifingde, Amerikan medyasında İran’ın uranyum stokunu ülkeden ihraç edip edemeyeceğine dönük anlaşmadan çekildiğine yönelik haberlerin gerçeği yansıtmadığını söylemişti.İranlılar ile aylardır stokların hangi yollarla elden çıkarılacağına ilişkin görüşmeleri sürdürdükleri bilgisini veren Harf, “Bunlardan biri ortak eylem planı altında (stokların) ülke içinde seyreltilmesi, diğeri de ülkeden çıkarılması. Diğer yöntemler de var. Ancak son 24 saatlik zaman diliminde bu konuda yön değişikliği olduğu, (İran’ın) pozisyonunu zorlaması gibi durum doğru değil. Görüşme odasının içinde olanlara dair bu haberler gerçeği yansıtmıyor. (Stoklar) Bu, hâlâ çözmemiz gereken problem olmayı sürdürüyor. En zor konulardan biri bu. İranlılarla stoklara dair herhangi bir anlaşmaya varmış bulunmamaktayız” diye konuştu.Harf, stokların bomba yapılmasını önleyecek seviyelere getirilmesi için illâ ülkeden çıkarılması gerekmediğine de işaret etti.Müzakerelerde hâlâ bazı büyük meselelerin çözüme kavuşturulmadığına değinen Harf, ancak bazı konularda da aradaki açıkları azalttıklarını dile getirdi. Harf, “Ama eğer bu son kısımları da halledemezsek, anlaşma noktasına gelemeyiz” ifadesini kullandı.Harf, acele ederek kötü bir anlaşmaya varmak yerine, iyi bir anlaşma olmadıkça bunu imzalamamayı tercih ettiklerini ifade etti.ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de, İran nükleer programı üzerinde müzakere halinde bulunan mevkidaşları ile ‘sabaha kadar’ ‘yanıltıcı meseleleri’ çözmek için çalışma halinde olacaklarını söylemişti.AFP'ye konuşan Batılı diplomat ise, 'Müzakerelerde artık 'evet veya hayır' deme noktasına geldik. Görüşmelerde üç temel noktada tıkanıklık var' ifadelerini kullanmıştı.“Kötü bir anlaşmayı kabul etmeyiz”Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Eric Schultz da, İran ile nükleer müzakerelerde 'her konuda anlaşmaya varmadan hiçbir konuda anlaşmış sayılmayacaklarını' belirterek, “Başkan Obama, kötü bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini açıkça belirtti' demişti.Obama’nın P5+1 ülkeleriyle İran arasında İsviçre’de devam eden nükleer müzakerelerle ilgili düzenli ve sık sık bilgilendirildiğini belirten Schultz, İran’ın, 'daha geniş bir anlaşmanın parçası olarak nükleer materyalin ülkeden çıkarılmasına yönelik mutabakattan geri adım attığına' yönelik haberlerin ise bazı noktalarının doğru olmadığını kaydetti.Nükleer stok konusunun müzakerelerde üzerinde çalışılan konulardan biri olduğunu dile getiren Schultz, “Daha önce de belirttiğimiz gibi, her konuda anlaşmaya varmadan hiçbir konuda anlaşmış sayılmayız” diye konuştu.Masadaki kritik konularBatılı ülkeler İran’ın uranyum zenginleştirme oranını yüzde 5’in altında tutmasını istiyor. Yüzde 20 oranından daha yüksek oranla zenginleştirilmiş uranyum, nükleer silaha sahip olmanın başlangıç noktası olarak kabul ediliyor. Ancak etkili bir nükleer silaha sahip olmak için gereken oran yüzde 90.Uranyum zenginleştirme işleminin yapıldığı cihaz olan santrifüjler de diğer bir müzakere konusu. İran’ın elinde 10 bin adedi aktif olan 20 bin santrifüj var. Batı bunların sayısının 6500’i geçmemesini İran ise 9000’den az olmamasını istiyor.Bir diğer anlaşmazlık da anlaşmanın süresiyle ilgili. Batı ülkeleri İran ile varılacak nihai anlaşmanın ülkenin nükleer programını en az 10 yıl kontrol altında tutmasını istiyor. İran ise 8 yılda ısrarcı.İran, ayrıca, ABD, AB ve BM’nin uyguladığı yaptırımların tamamen kaldırılmasını istiyor. Tahran’ın öncelikli talebi enerji ve finans alanındaki yaptırımların durdurulması. Batı ülkeleri ise yaptırımların ağır ağır kalkmasını, önce askıya alınmasını daha sonra tamamen iptal edilmesini savunuyor. İlk etapta kaldırılması gündemde gelmesi beklenen BM yaptırımları.İran'ın nükleer kapasitesiyle ilgili görüşmelerde daha önce nihai anlaşmaya ulaşılamamış, müzakereler 1 Temmuz 2015'e uzatılmıştı.Kaynak: Al Jazeera
47 Bin Öğretmen Kadrosunu da İçeren Torba Kanun Genel Kurul'da Kabul Edildi
Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmekte olan, çeyiz hesabı, doğum yardımı, konut hesabı ve devlet katkısı ve 47 bin öğretmen alımına ilişkin düzenlemeleri de içeren torba kanunu kabul edildi ve kanunlaştı.TBMM Genel Kurulu'nun 84. birleşimi saat 14.00'te yoklamasız açıldı. Birleşimi TBMM Başkanvekili Sadık Yakut yönetti. Kamuoyunda torba kanunu olarak bilinen 'Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi' görüşülerek kabul edildi.47 bin öğretmen kadrosuMillî Eğitim Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ek madde eklendi. Buna göre, Milli Eğitim Bakanlığı'na 47 bin öğretmen kadrosu ihdas edildi.Evlenecekler için çeyiz yardımıBankalarda TL cinsinden çeyiz hesabı açanlara, asgari 3 yıl boyunca sistemde kalmaları, 27 yaşını doldurmadan ilk evliliklerini yapmaları ve evlilikleri müteakip ilgili bankaya başvurmaları halinde devlet katkısı ödenecek.Devlet katkısı ödemesi hesapta biriken toplam tutarın yüzde 20'sini ve azami 5 bin TL'yi geçemeyecek. Azami tutar her yıl yeniden değerleme oranı kadar artırılacak. Azami tutarı üç katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkili olacak.Konut katkısı yapılacakBankada TL cinsinden konut hesabı açanlara, asgari 3 yıl boyunca sistemde kalmaları halinde ilk ve tek konut satın alımlarında devlet katkısı ödenecek.Devlet katkısı ödemesi, hesapta biriken toplam tutarın yüzde 20'sini ve azami 15 bin TL'yi geçemeyecek.Azami tutarı üç katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkili olacak.Doğum yardımı yapılacakTürk vatandaşlarına, canlı doğan birinci çocuğu için 300, ikinci çocuğu için 400, üçüncü ve sonraki çocukları için 600 Türk Lirası doğum yardımı yapılacak. Bu yardım Türk vatandaşı olan anne veya babaya, her ikisi de Türk vatandaşı ise anneye yapılacak.Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen personele, doğum yardımı ödeneği veya başka bir ad altında aynı amaçla ilgili mevzuatta öngörülen ödemeler yapılmayacak.Doğum yardımı, hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ödenecek ve haczedilemeyecek.Mezun olamayan öğrencilerden katkı payı ve öğrenim ücreti alınacakYükseköğretim Kanunu'nda yapılan değişiklikle, diploma programlarının hazırlık sınıfı eğitimi hariç olmak üzere iki yıllık ön lisans ve dört, beş ve altı yıllık lisans programlarından bu süreler sonunda mezun olamayan öğrencilerden, ilgili dönem için öngörülen katkı payı ve öğrenim ücreti alınacak. Çift ana dal programında kayıtlı olan öğrencilerden ise diploma programının öğrenim süresi ve ilave bir yıl sonunda katkı payı alınacak. Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen öğrenim sürelerinde lisansüstü programlardan mezun olamayan öğrencilerden de katkı payı alınacak.Elektronik ortamda tebligatElektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacak. Yoklama neticeleri, yoklama yerinde yoklama fişi ile aynı mahiyette olan, elektronik ortamda tanzim olunan “yoklama fişi” ile de kayıt altına alınabilecek.TRT ve AA Kamu İhale Kanunu'na tabi olmayacakTürkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü'nün her türlü program, haber, yapım ve yayınlarla ilgili olarak Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi’nden yapacağı mal ve hizmet alımları Kamu İhale Kanunu'na tabi olmayacak.Sigorta eksperinin, sigortacı veya sigorta ettiren ya da sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler tarafından atanması, eksperin iş kabulü, asgari ücret tarifesinin tespiti de dahil olmak üzere ekspertiz ücretinin belirlenmesi ile ilgili usul ve esaslar Birlik ve Sigorta Eksperleri İcra Komitesi'nin görüşleri alınarak yönetmelikle düzenlenecek.Ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkili olacakFinansman imkanlarını geliştirmek ve kredi sisteminin etkin işlemesine katkı sağlamak amacıyla firmalara kredi garantisi veren kredi garanti kurumlarına 2 milyar TL'ye kadar nakit kaynak aktarmaya veya özel tertip Devlet iç borçlanma senedi ihraç etmeye bakan; nakit aktarımı veya ihraç edilecek özel tertip devlet iç borçlanma senetleri için müsteşarlık bütçesinin mevcut ya da yeni açılacak tertiplerine 1 milyar TL'sine kadar ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkili olacak.Finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan 'Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı' dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın yüzde 50’si Kurumlar Vergisi Kanunu'ndaki indirimler kapsamında yer alacak. Bu indirimden, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap döneminden itibaren başlamak üzere izleyen her bir dönem için ayrı ayrı yararlanılacak. Sonraki dönemlerde sermaye azaltımı yapılması halinde azaltılan sermaye tutarı indirim hesaplanmasında dikkate alınmayacak.CHA
"Reklamında Oynayacağım Markanın Halka Ulaşması Çok Önemli"
Türk futbolunun son dönemlerde yetiştirdiği ve yurtdışına ihraç ettiği en büyük yeteneklerden Arda Turan, Hürriyet Gazetesi'ne konuştu.Türk futbol endüstiri nasıl yönetiliyor? Sizce futboldaki sorunlar neler?Türk futbolunda yatırımların karşılığı yok. Bir şirketi yönetmek için başına uzman ekipler atarsınız. Ancak futbolda böyle değil. Yönetenler futbolu bilmiyor. Toplumun baskısı ile günlük hamleler yapıyorlar. Bütçeyi doğru planlayamıyorlar. Günün sonunda kaybediyorlar. Büyük kulüpler bir oyuncuya yılda 5 milyon lira verirken, kimse altyapısına 5 milyon lira harcamıyor. 5 milyonu altyapıya harcasanız 5 yıl sonra 10 tane 20 milyon Euro’luk oyuncu çıkabilir. 200 milyon Euro’ları bulan sermaye oluşturabilirsiniz. Yöneticiler Türk futbolunun daha iyi yönlendirmeli. Kulüpte inşaatçı bir adam gelip transfere karışmamalı. Tabi ki fikrini söylemeli ama profesyonel yönetime ihtiyaç var.Türk sporun ve futbolunu geliştirmek için projeleriniz var mı?Türkiye’de futbolcu sendikası istenilen düzeyde değil. Futbolu bıraktıktan sonra ‘Futbolcular Birliği ve Sporcular Birliği’ kurmak istiyorum. Sporda yıldız adaylarını korumak ve güçlendirmek adına onların arkasında durabilecek iki önemli birlik kurmayı hayal ediyorum.Futboldan kazandığınız parayı nereye yatırıyorsunuz? Ticari hayatta hayalleriniz var mı?İnsanlar hep işime karıştılar. Futbolu her insanın sevdiğini ama her insanın bilmediği düşünüyorum. İnsanlar bilmedikleri halde işime karıştılar. Ben bilmediğim bir işte olmak istemedim. Ticaret benim bilmediğim bir iş olduğu için yatırımımı hep gayrimenkul üzerine yaparım. Bazen girişimciye ve yeteneğe güvendiğim için de ticari yatırımlar yaptım. Mesala Hakan Baş bana geldi Lidyana.com ile ilgili görüşlerini anlattı. ‘Ben interneti açıp kapatmayı bilirim. Ancak anlattıkların doğru. Benim tek kriterim başarı. Eğer beni başarısız kılarsan seninle sıkıntımız var’ dedim. Sonra ekipler inceledi ve e-ticarete girdim. Şu an çok iyi gidiyor. Cirosu çok yüksek. 100 binin üzerinde üye var. Burada çalışan herkese benim kriterime uydukları için teşekkür ederim.Şu anki kazancınız nedir? Türkiye’de mi yoksa İspanya’da mı daha çok kazandınız?Türkiye’de futbolcular çok iyi kazanıyor. İspanya’da futbolcular net para üzerinden anlaşılır. Ancak burada kulüplerin üzerinde yüzde 45’lere varan vergi yükü var. Atletico Madrid’te çok iyi para kazanıyorum. İspanya’daki maddi kazancımı şu anda Türkiye’de bir kulübün karşılaması çok zor. İlk senelerde bu rakam azdı ama şuan iyi bir seviyeye geldi. Son iki yıldır finansal açıdan rahatladım.Gayrimenkule yatırım yaptığınızı söylüyorsunuz. Sadece Türkiye’de mi yoksa yurtdışında da konut alıyor musunuz?Londra’da ev almayı düşünüyorum. Çok büyük değil 180 metrekare gibi bir daire bakıyorum. Hayatımız boyunca orada bir evimiz olsun istiyorum. Günün birinde çocuğumuz okumaya gider. Bir ayağımız Londra’da olsun. İspanya’da da ev almayı düşünüyorum. Kendi oturduğumuz evin fiyatı yüksek. Belki orayı almak zor olabilir.Simit yemeği sevdiğiniz söylüyorsunuz. Reklamlarında oynadığınız Simit Sarayı’na yatırım planınız var mı?Apo Ağabey (Simit Sarayı İcra Kurulu Başkanı Abdullah Kavukçu) ile çok iyi bir ilişkimiz var. Önümüzdeki günlerde bir kaç ortaklığımız olacak. Yurtdışında Simit Sarayı şubeleri açacağız.Gündemi yakından takip ediyorsunuz. Son dönemlerde dolar TL karşısında değer kazanıyor. Cumhurbaşkanı ve Merkez Bankası arasında faiz tartışmaları biraz olsun yumuşadı. Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?Türk ekonomisi çok iyi. Dolarda biraz dalgalanma var. Faizlerin düşmesi gerektiğini düşünüyorum. Yatırımcının ve girişimcinin işleri iyi gidiyor. İyi gitsin ki esnafta iş yapmaya devam edebilsin. Zaman zaman Türkiye’nin önde gelen işadamları ile buluşuyorum. Ali Ağabey (Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı) ve Ferit Ağabey (Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk) bunların başında geliyor. Onlarla zaman zaman abi kardeş gibi konuşuyoruz. Onlar da bana sahip çıkıyorlar ve destek oluyorlar.Türk futbolu son yıllarda sponsorlarını kaybediyor. Bu konuda ne yapılması gerekiyor?Türkiye’de sponsorluk mantalitesinin değişmesi gerekiyor. Sponsor şirket sponsorluk yaptığı zaman kendi adamını kulübe koyup hamle yapmak istiyor. Sponsor olup futbol ve basketbolu bilmeyen adamın kulübe koyup transfere karışıyor. Bu adeta parayla patronluk taslamaktır. Sponsorluk yapıyorsa verdiği paranın bir kısmının altyapıya gideceğini bilmesi lazım. Bunu kontratına yazsın. Doğru konumlandırılmış sponsorluk çok önemli.İstanbul’un Bayrampaşa ilçesinde büyüdünüz. Bu semte yatırım yapmayı düşünüyor musunuz?Bayrampaşa’da otel hayalim var. Ancak Bayrampaşa’da arsalar çok değerlendi. Bazı yerler boşaltıldı. Birçok değreli proje yapılıyor. Bayrampaşa Cezaevi de yıkıldı. Kocaman bir arsa var.Oteli Bayrampaşa Cezaevi’nin olduğu arsaya mı yapmayı planlıyorsunuz?Orası bomboş duruyor ancak benim böyle bir planım yok. Ben asla devletin hiçbir kısmından kendime avantaj sağlayacak bir şey istemem. İnsanların önüne geçip kul hakkı yemek istemem. Tabiki yardımcı olunabilir ama ben böyle şeylere çok karşıyım. Allah bana hem maddi hem manevi anlamda çok özel şeyler vermiş. Bunun fazlasını istemek aç gözlülük olur.Birçok markanın tanıtım yüzü oldun. Bu markaları seçerken nelere dikkat ediyorsun?Reklamında oynayacağım markanın halka ulaşması çok önemli. Daha önce DeFacto’nun yüzü oldum. Baktım fiyatları çok uygun herkes alabilir kabul ettim. Daha sonra Simit Sarayı ile anlaştım. O da Türkiye’ye özel bir ürün satıyor ve yurtdışında büyüyor. Son olarak Türkiye Finans ile anlaştım. 282 şubesi bulunuyor. Büyüme hayalleri var. Türkiye Finans hes profesyonel hem de hızla gelişen bir marka. Bana da İstanbul Caddebostan şubesinden hesap açtılar.Peki markalar neden seni seçiyor? Çok fazla talep var mı?Gençlere kötü örnek olacak bişey yapmayaya çalışıyorum. Samimi ve sıcak buluyorlar. Çünkü ben de halktan biriyim. İnsanlar samimiyet arıyor. Kendi inanmadığım bir şeyi halkın almasını da istemem.Spor artık dünya ekonomilerine yön veriyor. İspanya’da dünya çapında sporcular ve kulüpler var. Türkiye’de spor ile kalkınabilir mi?İspanya’da spor ve turizm ikisi birlikte gidiyor. Teniste Rafael Nadal, Formula 1’de Fernando Alonso gibi dünya yıldızları yarattılar. Barcelona ve Real Madrid gibi dünyada milyonlarca kişinin izlediği takımları var. Ülke spor ve turizmi doğru şekilde harmanlayarak ayakta duruyor. Türkiye’de çok büyük bir genç nüfus var. 7 farklı bölge var. Her spora yatkın fiziksel özelliğe sahip genç var. Ama nerdeyiz diye bakarsak, Fenerbahçe-Galatasaray derbisi bile dünyada önemli maçlar listesine giremiyor.İspanya’da ekonomi nasıl? Tüketici hareketlerini gözlemliyor musunuz? Türkiye’deki siyasi gündemi değerlendirir misiniz?İlk gittiğim zaman ekonomide sıkıntılı bir durum vardı. Bu sokağa yansıyordu. Hem olaylar oluyordu hem de insanlar tüketimi azaltmıştı. İspanya, ekonomik krizi iktidar ve muhalefetin ortak atılımlarıyla atlattı. Benim ülkemde anlayamadığım şeylerden biri de bu. İktidar partisi hiç mi doğru bir şey yapmıyorda, muhalefet onları desteklemiyor. Ya da muhalefet partisi hiç mi doğru bir şey sunmuyorda iktidar desteği alamıyor. Yani sen iktidarsın, ben muhalefetim 10 küsür yıldır birbirimizin onaylayabileceği, birbirimizin gerçekten içine sineceği bir şey söyleyemiyormuyuz.Çözüm süreciyle ilgili ne düşünüyorsunuz?İnsanların ölmediği, ülkemin huzurlu ve barış içinde yaşamasını istiyorum. Benim ülkemin toprakları da insanı da çok güzel. Bu ülke yıllarca savaşmış. Bu ülkenin toprakları savaşmak için değil yaşamak için var. Bir annenin ve babanının evladı için üzülmesini istemem.Atletico Madrid’e transfer olduğundan beri İspanya’ya giden turist sayısı arttı diyorlar. Buna katılıyor musun?Arda Turan turizmi. Ülkemin her kesiminden halkından, siyasetçisinden, sanatçısından birçok misafir ağırlıyorum. Sağcısı, solcusu herkes evimin etrafında birleşti. Bu beni çok mutlu ediyor.Futbol hayatınızı sonlandırdıktan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz?Bunun için bir kaç plan var. Teknik direktörlük olabilir, başkanlık olabilir. Ama başkanlık kısmında maddi imkanlarımı en üst seviyeye çekmem lazım. Bu maddi gücü sağlamak gerekiyor. Hayallerim için de sahada var yöneticilikte var. Bunların ikisi de olabilecek konumda 35-45’’e kadar saha olur. 45’ten sonra başkanlık olur. hepsi olur.Hürriyet
Bilişim Sektörü CeBIT'te Buluştu
Almanya'nın Hannover kentinde 16-20 Mart tarihlerinde gerçekleşen Uluslararası CeBIT Bilişim Fuarı, 3 bin 400 firmayla 300 bin ziyaretçiye kapılarını açtı. Açılışında Almanya Başbakanı Angela Merkel'in yer aldığı fuar, Türkiye'den de 6 firmayı ağırladıAlmanya'nın Hannover kentinde her yıl düzenlenen Bilişim fuarı CeBIT bu yıl 16-20 Mart tarihleri arasında gerçekleşti. CeBIT 2015'e 100'ü aşkın ülkeden 3 bin 400 firma katılırken, Türkiye'den sadece 6 firmanın katılması ise dikkat çekti. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in de açılışında bulunduğu fuarda, dünyanın en önemli bilişim firmalarının ürünleri sergilendi. Fuarın bu yılki partner ülkesi ise Çin oldu. 'Türkiye teknolojide birçok ülkeyi geride bıraktı' Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu Hannover kentine gelerek CeBIT fuarını gezdi. Fuarla ilgili açıklama yapan Karslıoğlu, teknolojik alanda Türkiye'nin birçok ülkeyi geride bıraktığını söyledi. Karslıoğlu, 'Gördüğüm kadarıyla Türk firmaları gurur verici sistemler üretmişler. Alman firması olarak katılıp da sahipleri Türk olan firmalarımızda var. Türk gençlerinin yaptığı birtakım buluşlarında burada sergilendiğini biliyoruz. Büyükelçi olarak sadece siyasi konularda değil, bu konularda insanları teşvik etmek ve çalışmak görevlerim arasında. Neticede ekonomi güçlü olunca her şey güçlü oluyor' dedi. Farklı tasarıma sahip ürünler görücüye çıktı CeBIT'te birbirinden farklı teknolojik ürünlere de yer verildi. Alman bisiklet üreticisi Canyon'un Deutche Telekom ile ortak geliştirdiği akıllı telefon aplikasyonuna sahip bisiklet dikkat çeken ürünler arasındaydı. “Sensory Skyatt” isimli duş sistemi ise fuarda tanıtılan ilginç ürünlerden bir diğeri oldu. Duş sistemi sahibine faklı yağmurlama, ses, aydınlatma ve koku seçenekleri sunuyor. Bunun yanında Türksat da CeBIT 2015'teki yerini aldı. Uydu haberleşme hizmetleri ve bilişim alanında yürüttüğü faaliyetleri tanıtan Türksat, Türkiye dışında yaşayan vatandaşlara yönelik hizmetler hakkında da bilgi verdi. TP-LINK de CeBIT 2015’te hem ev, hem kurumlar için en yeni kablosuz ağ çözümlerini sergiledi. Fuar’da dört antenli, çok yüksek kablosuz hıza sahip Archer C2600 yönlendirici, yeni kablosuz menzil genişletici RE450, yeni nesil IP kamera NC250 ve kurumlar için yeni erişim noktası EAP220 ürünleri tanıtıldı. Huawei yeni ürünleriyle CeBIT'te yerini aldı CeBIT 2015'e katılan firmalardan biri de Huawei oldu. Şirket, açık inovasyonu adresleyen altı yeni ürün ve yedi farklı çözümle, kullanıcılarının karşısına çıktı. Huawei’nin kamu sektörü, nakliye, enerji ve finans alanında lanse ettiği ürünler ve çözümler, uçtan uca BT operasyonları için sektöre sunuldu. Huawei’nin altı ana ürünü; S12700 Agile Switch’leri, CloudEngine 12800 Veri Merkezi Switch’leri, NetEngine 40E Core Router, Fusion Server 9032, OceanStor 18800 ve OceanStor 9000 olarak açıklanırken, yedi ana çözümü ise Akıllı Şehir Çözümleri, OmniMedia Çözümleri, Agile Network Çözümleri, Servis Odaklı Bulut Veri Merkezleri, Agile Tümleşik Çözümleri, Endüstriyel Bağlantı Çözümleri ve Kurumsal BT Servisleri olarak belirtildi. Alibaba yeni teknolojisini tanıttı Alibaba da yeni teknolojisini Almanya'da tanıttı. 'Smile to Pay' teknolojisinin uygulanışını kendi telefonuyla gösteren firma kurucusu Jack Ma, sahibi olduğu Alibaba. com'dan bir pul satın alarak ödemesini akıllı telefonuna bakarak yaptı. İşlemi kısa zamanda tamamlayan Ma, satın alınan ürünün önceden belirlenmiş adrese gönderildiğini söyledi. Yeni ödeme teknolojisiyle ilgili kısa bir bilgi veren Jack Ma, 'Herkes şifresini unutabilir, ama yüzünüzü unutamazsınız' dedi. Siber saldırılar konuşuldu Ürünlerin yanında, CeBIT bilişim fuarında siber saldırılarla mücadele yöntemleri de tanıtıldı. Konuyla ilgili konuşan Enformasyon Teknolojileri Birliği Başkanı Bernhard Rohleder, virüs saldırılarının Alman şirketlerine her yıl 50 milyar Euro'luk zarar verdirdiğini söyledi. Rohleder, 'Özel sektör internet güvenliğinin önemini nihayet kavradı ama önlem alınması gecikiyor. Bunun için öncelikle uzmana ve paraya ihtiyaç var. Orta ölçekli ve küçük işletmelerin bu konuda aydınlatılıp uygulamaya geçmelerinin sağlanması lazım.' dedi.Havelsan insansız hava aracı ile CeBIT 2015'teTürk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı'nın teknolojik çözümler geliştiren şirketlerinden Havelsan, Almanya'nın Hannover kentinde devam eden Uluslararası Bilişim ve Bilgisayar Fuarı CeBITte son teknolojiyle üretilen ve tamamen milli bir ürün olan İnsansız Hava Aracı'nı (İHA) sergiledi. Yaklaşık yarım saat havada kalabilen, 2.5 kilogram ve kamera gibi mühimmatları taşıyabilen aracın elektronik ve yazılım tasarımı Havelsan tarafından geliştirildi.Murat Yıldız, Dunya.com
BTK'dan Virüslü E-Postalara Karşı Uyarı
BTK, 'Cryptolocker' isimli zararlı yazılım konusunda vatandaşları uyardı, tuzağa düşmemek için gelen e-postaların dikkatli biçimde incelenmesi gerektiğini bildirdi.Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 'Cryptolocker' isimli zararlı yazılım konusunda vatandaşlara, 'Bu tuzağa düşmemek için gelen e-postalar dikkatli biçimde incelenmeli. İsim benzerlikleri, harf farklılıkları gibi küçük nüanslara dikkat edilmeli ve içeriğinden emin olunmayan dosyalar çalıştırılmamalı' uyarısında bulundu.BTK'dan yapılan açıklamada, son günlerde kamuoyunda sıkça gündeme gelen Cryptolocker isimli zararlı yazılımın maddi ve manevi zarara yol açtığı belirtildi.Söz konusu zararlı yazılımın bilgisayara bulaştığında bilgisayarın işletim sistemine yerleşerek kullanıcının sisteminde aktif olduğu ve en sık kullanılan dosyaları şifrelediği bildirilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:'Kullanıcı, şifrelenen dosyaları açamamakta ve dolayısıyla da kullanamamaktadır. Zararlı yazılım aracılığıyla kullanıcının ekranına bir mesaj çıkartılarak, dosyaların şifrelendiği, şifrelenen dosyaların tekrar elde edilmesi için fidye yazılımını yazan kişilerin belirlediği ve yönlendirdiği yere belirli miktarlarda ücret ödenmesi talep edilmektedir.Söz konusu zararlı yazılımın yayılması çeşitli içeriklerde 'oltalama saldırıları' şeklinde gerçekleşmektedir. Örneğin saldırganlar hedef alınan kullanıcıya özel olarak düzenlenmiş ve bilinen telekomünikasyon-teknoloji şirketleri tarafından gönderildiği izlenimi veren sahte fatura e-postaları göndermektedir. Vatandaş da kendisine gelen faturayı görüntülemek için e-postadaki bağlantıları takip etmektedir.Son günlerde karşılaşılan diğer bir yöntem ise PTT posta hizmetlerinin adını kullanarak 'Kargonuz teslim edilememiştir' başlığıyla e-posta atmak şeklindedir. Bu yöntemde kullanıcıdan adres bilgilerini güncelleyip kargolarını alabilmeleri için 'PTT Adres Değişikliği Formu'nu doldurmaları istenmekte ve teslim edilmeyen gün başına ücret ödenmesi gerektiği belirtilmektedir.'Benzeri e-postaların, bankacılık, finans ve turizm gibi farklı sektörlerdeki şirketlerin isimleri de kullanılarak gönderilmesi ihtimali bulunduğu, bu tuzağa düşmemek için gelen e-postaların dikkatli biçimde incelenmesi gerektiği kaydedilen açıklamada, 'İsim benzerlikleri, harf farklılıkları gibi küçük nüanslara dikkat edilmeli ve içeriğinden emin olunmayan dosyalar çalıştırılmamalıdır. Kritik dosyaların belirli aralıklarla yedeği alınarak korunmalıdır. Vatandaşlarımız böyle bir saldırı ile karşılaştığında Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi'ni ve ilgili işletmecileri bilgilendirerek gerekli tedbirlerin alınmasına yardımcı olabilirler' ifadelerine yer verildi.İbrahim Yılmaz, AA
Sanayiye Destek Paketi Geliyor
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz hükümetin sanayicilere yönelik yeni bir destek paketi konusunda çalışmalar yaptığını açıkladı. Yılmaz, “İstihdamı, yatırımları ve üretimi artırmaya dönük yeni bazı tedbirleri de önümüzdeki günlerde gündeme getireceğiz' dedi.Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve ekonomi yönetimi arasındaki toplantıda sanayiye yönelik bir paket kararı alındığını açıkladı. Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Yılmaz, paketi Başbakan Davutoğlu’nun açıklayacağını söyledi:“Nitekim dün yaptığımız toplantının (Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığındaki toplantı) sonuçlarından biri de bu oldu. Özellikle sanayicilerimize dönük olarak yeni bir destekleme paketi konusunda çalışmalar yapıyoruz. İstihdamı, yatırımları ve üretimi artırmaya dönük yeni bazı tedbirleri de önümüzdeki günlerde gündeme getireceğiz.”“İmalat sanayiine özel önem veriyoruz”Cevdet Yılmaz buradaki paketin istihdamı ve üretimi artırmaya yönelik olacağını kaydederek, imalat sanayiine özel bir önemle yaklaştıklarını ifade etti:“Dünyada da insanlar hizmet sektörlerine kaymaya başladılar. İmalat sanayiinde çalışmayı arzu edenlerde dünyadakine benzer bir şekilde düşüş görüyoruz. Bunu tersine çevirmeye, sanayide çalışmaya teşvik etmeye, istihdam yoğun yatırımları desteklemeye dönük bir çalışma devam ediyor. Başbakanımız önümüzdeki günlerde bunu açıklayacak. Kalkınma ajanslarımız kanalıyla her bir bölgedeki sanayinin artı ve eksilerine bakıp nasıl dönüşüm sağlayabileceğimize bakıyoruz. Her bir bölgemize özgü sanayi politikamızı sağlıklı bir şekilde sürdürüyoruz.'“Yatırımcıların maliyetlerini düşürmek istiyoruz”Özellikle kredi kullanan yatırımcının maliyetlerini düşürmek için hassas davrandıklarını anlatan Yılmaz yatırımcıların maliyetlerini düşürmek istediklerini anlattı:'Güven ve istikrar ortamını daha da pekiştirerek kurumsal anlamda alınması gereken tedbirler neyse onları da alarak, finans enstrümanlarını da çeşitlendirerek, bizim, yatırımcının maliyetlerini düşürmemiz gerekiyor. Bu sadece Merkez Bankası'nın faiz politikaları değil onu da aşan boyutlar var. Örneğin katılım bankacılığını geliştirmemiz, İstanbul Finans Merkezi çerçevesinde enstrümanlarımızı daha da artırmamız, bankacılık sistemindeki gereksiz maliyetleri olabildiğince hafifletmemiz, yeni bazı finansal mekanizmalar geliştirerek yatırımları desteklememiz gerek.”“2015’te yüzde 4 büyüme hedefi yakalanır”Cevdet Yılmaz bu ay açıklanması planlanan 2014 büyüme rakamının, Orta Vadeli Program'da (OVP) belirlenenden çok büyük bir farklılık göstermeyeceğini ifade etti:'Çok büyük oranda istihdam sağladığımız halde işgücüne katılım oranı çok fazla arttığı için bir miktar artış oldu ancak yine tek haneli bir işsizliğimiz var. Bu veri bu ortamda son derece sevindirici. Enflasyonda da sevindirici bir rakam gördük. 2014 yılı büyüme rakamının da 3 civarında çıkacağını bekliyoruz. Bir miktar aşağı yukarı olabilir. Bu yılın ilk çeyreğinde mevsimsel etkiler ve baz etkisinden dolayı biraz daha düşük geçebilir. 2015'in ikinci çeyreğinden başlayarak büyümemizin daha da ivmelenmesi bekliyoruz. Yıl sonu itibariyle de yüzde 4 hedefini yakalayacağımızı düşünüyorum. Petrol fiyatlarındaki düşüşün de buna yardımcı olacağını öngörüyoruz. Bakanlık olarak yaptığımız analizde düşük petrol fiyatından yarım puana yakın bir büyüme etkisi bekliyoruz.”Kaynak: Anadolu Ajansı
Nükleer Enerji Gözden Düşüyor
Fukuşima nükleer felaketinin üzerinden neredeyse dört yıl geçti. Facia, dünya çapında nükleer enerjiye bakışı önemli ölçüde etkiledi.“Fukuşima faciası nükleer enerji konusunda küresel bir kilometre taşı.” Çevre örgütü Greenpeace tarafından facianın dördüncü yıl dönümü öncesinde açıklanan bir rapora göre, nükleer enerji sektörünün ekonomik ağırlığı ve önemi giderek azalıyor. Dünya çapındaki nükleer santrallerde üretilen elektrik miktarının 2011’de yüzde 4, 2012’de de yüzde 7 gerilediğine dikkat çekilen raporda, özellikle Japonya’daki tüm santrallerin kapatılmasının etkili olduğu, ancak buna ek olarak Almanya, Fransa, Finlandiya, Güney Kore ve ABD’nin de aralarında bulunduğu toplam 16 ülkede söz konusu miktarda azalma kaydedildiği belirtiliyor.Nükleer santrallerin faturası kabarıyorGreenpeace, birçok ülkenin Fukuşima sonrasında nükleer enerjiye geçiş planlarından vazgeçtiğini veya bu planları ertelediğini hatırlatıyor. Raporda ayrıca güvenlik konusundaki yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması nedeniyle, santrallerin işletmesinin de giderek daha pahalı bir hal aldığı vurgulanıyor.'Yenilenebilir enerji ciddi rakip'Her yıl açıklanan Dünya Nükleer Endüstri Durum Raporu'nun hazırlanmasına da öncülük eden bağımsız enerji ve nükleer politika analisti Mycle Schneider ise küresel trendleri şöyle özetliyor: “Nükleer santrallerden gelen elektriğin üretim masrafları son yıllarda önemli ölçüde arttı. Bu önemli bir gelişme, zira başta yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere tüm diğer teknolojilerin masrafları azalıyor. Yenilenebilir enerji ciddi bir rakip, ayrıca Avrupa’da elektrik tüketimi de geriliyor.”Finansmanı zor1997'de 'alternatif Nobel' olarak bilinen Doğru Yaşam Ödülü'ne layık görülen enerji analisti Mycle Schneider, 1970’li yıllarda altın bir geleceği olduğuna inanılan nükleer santrallerin, günümüzde finansmanının bile zorlaştığına dikkat çekiyor. “Bugün nükleer santrallerin finansmanını üstlenen tek bir büyük ticari banka bile kalmadı. Tüm kredi derecelendirme kuruluşları yeni bir nükleer santrale yatırıma olumsuz not veriyor.” diyen Schneider, buna karşılık, Siemens örneğinde olduğu gibi nükleer enerjiye vedanın da, bu kuruluşlardan olumlu not kazandırdığını hatırlatıyor. Nükleer santral inşaatlarının sayısının ise çok az olduğunu ve sadece belli sayıda inşaat şirketinin ayakta kalmayı başarabildiğini belirten enerji analisti, son olarak, kendini dünyanın bir numarası olarak lanse eden Fransız Areva şirketinin kredi notunun 2014 sonunda ıskarta seviyesine indirildiğine dikkat çekiyor. Rus Atomenergoprom şirketinin notunun da, birkaç gün önce aynı şekilde ıskarta seviyesine çekildiğini kaydeden Schneider, “Yani özetle finans dünyası, hangi ülkeden olursa olsun, nükleer enerji şirketlerine kötü not veriyor.” tespitinde bulunuyor.“ Tam bir devrimin ortasındayız”30 yılı aşkın süredir nükleer enerji alanındaki gelişmeleri izleyen Schneider, gelecek yılların enerji sektöründe ne gibi değişikliklere gebe olduğu sorusuna ise şu yanıtı veriyor: “Tam bir devrimin ortasındayız. Deutsche Bank ya da İsviçre'nin en büyük bankası olan UBS'in en yeni analizleri gayet ilginç. UBS, binanın çatısına konacak bir güneş enerjisi sisteminin ve elektrikli bir taşıtın 2020 yılında birçok insan için karlı olacağını hesaplamış. Bu tür gelişmeler tüm enerji sistemini baştan aşağı değiştirecektir. Deutsche Bank'ın tahminlerine göre ise, tüketicilerin güneş enerjisi ile kendi ürettikleri elektrik birçok ülkede şimdiden şebekeden gelen elektrikten daha hesaplı. Bu da, geleceğin enerji piyasasında geçerli olacak kuralların günümüzdekiler ile yakından uzaktan alakası olmayacağı anlamına geliyor.”Nükleer enerji sektörünün geleceğiBağımsız enerji ve nükleer politika analisti Mycle Schneider, tüm bu gelişmelerin nükleer enerji sektörü için ne anlama geleceğini tek bir kelimeyle özetliyor, 'felaket!”.Deutsche Welle Türkçe | Gero Rueter
Sanayi Üretiminde Düşüş
Türkiye'nin sanayi üretimi Ocak'ta yüzde 2.2 azaldı, son iki yılın en düşük düzeyine geriledi.Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi, Ocak'ta, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,2, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi de bir önceki aya oranla yüzde 1,4 azaldı.Sanayi üretimi en son 2012 Aralık ayında yüzde 0.9 düşmüştü. Geçen yılın aynı döneminde sanayi üretimi yüzde 7,1 artmıştı.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) açıklamasına göre mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış hesaplamada, Ocak'ta, bir önceki aya göre madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 7,4 ve imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,4 azalırken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1,1 arttı.Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi de Ocak ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,2 azaldı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde yıllık bazda, madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 11,5 ve imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,4 azalırken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksinde yüzde 2,9 artış görüldü.Öte yandan arındırılmamış sanayi üretim endeksi, Ocak'ta, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,26 düşüş gösterdi.AA Finans'ın sanayi üretimi beklenti anketinde ekonomistlerin, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi beklentisinin ortalaması yüzde 2,35, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi beklentisinin ortalaması yüzde 0,55 olmuştu.Ankete katılan ekonomistler, arındırılmamış sanayi üretim endeksinin bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,87 artacağını tahmin etmişlerdi.Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi, geçen yılın aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,6, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise bir önceki aya oranla yüzde 1,2 artmıştı.Kaynak:AA ve Al Jazeera
‘B Planında O Alanı Kontrol Altına Almak Vardı’
Başbakan Davutoğlu’ndan, Şah Fırat Operasyonu’yla ilgili çarpıcı bilgi: ‘Türkiye isterse bir gecede Suriye’de 40 km içeriye anında girer. Eğer bir zaiyat verseydik, bir saldırı ile karşılaşsaydık, karakola kadar olan alanı tümüyle kontrol altına alacaktık. Karakolu taşımayacaktık’Başbakan Ahmet Davutoğlu, Portekiz ziyaretinden sonra ABD’ye geçti. New York yolunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Davutoğlu’nun mesajları özetle şöyleydi:- Suriye’de rejimle Özgür Suriye Ordusu arasındaki mücadelede son durum nedir?Suriye’de uluslararası toplum, 3 yıl sonra dediğimize geldi. Suriye konusunda yaptığımız uyarıları yanıtsız bıraktılar ve bugün gelinen noktada Suriye’de olup bitenler ulusal güvenliğimizi tehdit ediyor. 3 yıl önce Suriyeli ılımlı muhalifleri eğit-donat ile destekleseydik DEAŞ bugün bu noktaya gelemezdi. Biz Suriye’de 3’üncü seçenek mümkün diyoruz. Örneğin Halep, ne DEAŞ’ın ne rejimin eline düşsün. Her iki durumda da Türkiye’ye yeni bir mülteci akını olur. Sınıra yakın yerlerde istikrar unsurlarının varlığını önemsiyoruz. Halep gibi Erbil düşseydi, bizim için ulusal güvenlik sorunu çıkardı. Sınırımızda terörist unsurlar istemiyoruz.‘Tasfiye ederdik’- Süleyman Şah Operasyonu’ndan sonra Türkiye’nin bölgedeki hareket kabiliyeti arttı mı?Ordumuza bir ay önce Süleyman Şah Operasyonu ile ilgili yazılı talimat verdik. İftihar ediyorum, getirdikleri plan aynen işledi. Hiçbir aksama olmadı. Ve herkese şu mesaj verildi; Türkiye isterse bir gecede Suriye’de 40 km içeriye anında girer.Eğer bir zaiyat verseydik, bir saldırı ile karşılaşsaydık, karakola kadar olan alanı tümüyle kontrol altına alacaktık. Karakolu başka bir yere taşımayacaktık. Türkiye ile karakol arasındaki alan askeri olarak kontrol altına alınacaktı.Kimseden izin almadık, şurası dedik yeni yer. Orayı kontrol ettik, 5-6 saat iki yerde Türk bayrağı oldu. Bu arada saldırıya uğrasaydık, Karakozak’ta ya da başka bir yerde. O zaman girip, saldırıyı kim yaptıysa tasfiye edip, o bölgenin tümünü kontrol altına alacaktık.B Planı’mız buydu. Orada tek bir kurşun atılsaydı, o kurşunu atabilecek tüm hedefler belliydi, nereden gelebileceği, o hedeflerin olduğu her yer kontrol altına alınacaktı. Çünkü o ana kadar Karakozak bizim toprağımız, oraya saldırı Türkiye’ye saldırı anlamına gelecekti. Karakozak’ı Eşme’ye taşıdığımızdan itibaren Eşme bizim toprağımız. Önemli olan karakol değil, Süleyman Şah’ın üzerinde bulunduğu toprak. Türbe neredeyse, orası...Koalisyon operasyon sonrası açıklama yaptı, Suriye’de egemen olunca sular altında kalan Caber Kalesi’e yakın bir yere taşıyabiliriz. O gece kapsamlı bir harekat için bütün planlamalar yapılmıştı. Suriye’nin bütününü kapsayan planlar. Bize saldıran kim olursa olsun, hedef olacaktı, bütün saldırı unsurları yok edilecek, orası kontrol altına alınacaktı.Suriye rejimi ilerleyen Türk birliğine bir saldırıda bulunsa bütünüyle ilgili tedbir alınırdı. Düşünün 15 km’lik bir konvoydan bahsediyoruz. 57 zırhlı, 40 tank, uzun bir konvoy. Biri bir füze atsa, o andan itibaren nereden gelmişse o saldırı, nereden gelirse, o saldırının geldiği bütün odaklar hedef haline gelecekti.‘DOĞRUDAN ÇATIŞMAYIZ’- Türkiye Musul’da sıcak çatışmaya girer mi?Türkiye doğrudan Irak ya da Suriye’de sıcak bir çatışmanın tarafı olmaz. Musul’a desteğimiz olur ama doğrudan çatışmayız. Ama Türkiye’ye doğrudan saldırı olursa anında cevap veririz, buna potansiyelimiz de kudretimiz de var. Halktan güç alan yapılara desteğimiz olur. Seçilmiş Musul Valisi Nuceyfi bizim için hala Musul’un valisidir. Musul Valisi’nin en büyük kaygısı, DEAŞ çekilince Şii milisler gelmemeli. Musul’da böyle bir tehlike var. Buraya Sünni ulusal muhafız güçlerinin girmesi lazım. Türkiye’nin Suriye’ye ilişkin kaygıları koalisyondan farklı. Koalisyon DEAŞ Musul’dan çıkarsa bunu başarı görüyor. Doğru, bu şart ama bizim için DEAŞ çıkınca ne olacak sorusu önemli. DEAŞ’ın boşalttığı yere Suriye rejimi girmemeli. Veya Irak’ta Şii milisler girmemeli. Koalisyon “DEAŞ’i temizleyelim, sonrasına bakarız” diyor. Bu yanlış bir strateji. Ateş bizim sınırımızda yanıyor ve en çok da bizi yakıyor. Biz sınırımızda risk azalsın istiyoruz. Bazı istihbarat örgütleri de bu çatışma ve kaos ortamının devamını istiyor. Onları da takip ediyoruz.Demirtaş’a yanıt: Çağrı gecikti çünkü halkı sokağa döktünHDP lideri Demirtaş’ın ortak açıklamanın 7 ay gecikmesiyle ilgili eleştirisine yanıt: “6-7 Ekim bu işi engelledi”- İmralı ile Kandil arasında bir kopukluk var. Çözüm süreci ile ilgili Nevruz’da daha ileri bir adım bekliyor musunuz?Silah bırakma çağrısı tarihi bir dönüm noktası. Her şeyin demokratik siyaset içinde tartışılabileceğini ortaya koyuyor. Silahlı yöntemlerle bir yere ulaşılamayacağını herkes görüyor. Bizim içim ölçü, silahlı yöntemlerin tümünün terkedilmesi, talep neyse, tartışılacak konu neyse, bunların şiddetten uzak konuşulması. Bu ortam bazılarını rahatsız ediyor. Bu çatışma ortamı ekonomik sektör oluşturuyor, bunun değişmesi ihtimali pek çok çevreyi rahatsız ediyor. Sadece içeride değil yabancı istihbarat ve bazı dış odaklar da rahatsız oluyor bir barış ortamının başlamasından. Elinde silah olanlar “Barış olursa ben ne yapacağım” diyor. Bundan başka Kürt ve Türk ulusalcılar rahatsız oluyor. Ulusalcılardan kastım Baasçılar.Biz siyasiler güçlü olsun isteriz. Ama siyasiler de “siyaset” yapmalı. Demirtaş neden 7 ay önce bu çağrı yapılmadı diyor. Çünkü sen bir tweet attın, halkı sokağa döktün. 6-7 Ekim’de provokasyon ile yapılan şey bu işin 7 ay önce yapılmasını engelledi. Habur’da olmamasının nedeni, gövde gösterisi haline getirilmesi.Ama halk artık bu olaylarda devlete döndü. Çünkü gördü ki artık eski devlet yok. “Senin hakların gaspediliyor” denilince halk buna prim vermiyor. Herkesin nihai sonucu düşünmesi ve provokasyondan kaçınması lazım.- Çözüm sürecini seçim yatırımı olarak kullandığınız söyleniyor, ne diyeceksiniz?Seçim yatırımı olsa, Allah aşkına yatırım yapılacak başka konu yok mu? Hamasi nutuklarla aynı oyu yine alırız. Çözümden herkes kazanır. Desteklerlerse oy CHP’ye de gider, MHP’ye de gider, HDP’ye de gider. Hamaset olmamalı. Zarar verir. Kazancımız ne? İstikrar. Seçime suhuletle gitmekten daha büyük kazanç olur mu?Türkiye istikrar adası, yatırıma gelin!PORTEKİZ’den ABD’ye geçen Başbakan Davutoğlu, New York’ta öğle yemeğinde bir araya geldiği Goldman Sachs Doğrudan Yatırımcıları’na seslendi: “Türkiye’nin etrafında Suriye, Irak, Lübnan, Ukrayna, Yemen ve Libya gibi 6-7 kırılgan ülke var. Tüm bunlara baktığımızda, Türkiye bir istikrar adası, geleceğe dönük vizyona sahip bir ülke ve AB ülkeleri ile OECD’nin ortalamasından çok daha büyük ekonomik büyümeye sahip. Ekonomik dinamizm ve siyasi istikrar açısından Türkiye gelecek için umut vaadediyor. Bugünün küresel ekonomisinde İstanbul öyle büyüyor ki önümüzdeki yıl ve on yıllarda finansal merkez haline gelecek. İstanbul’un ulaşım yolları, enerji koridoru ve finans merkezlerinden biri olmasını planlıyoruz. İlk aşamada yılda 150 milyon yolcusuyla dünyanın en büyük havaalanını inşa ediyoruz. Ayrıca Asya ile Avrupa arasında, boğazın altında 6 bin 500 metrelik üç katlı tünel yapılacak.”AK Parti’nin oyu % 48-52Davutoğlu, şöyle devam etti: “Avrupa’da, dünya ekonomisini etkileyen durgunluk sürüyor. Türkiye, G20 dönem başkanı olarak, dünya ticaretinin nasıl teşvik edileceği noktasında bir plan hazırladı. Ayrıca son  anketlere göre partimizin oy oranı yüzde 48-52, ana  muhalefet partisi ise yüzde 22-25.”‘Dağdan iniyor düğün yapıyor’“Oğlu askerde olduğu halde rahat uyuyabilen anne ya da oğlum yarın dağı kaçırılır korkusu olmadan uyuyabilen anne baba. Şimdi bu sağlandı. Bu atmosfer yayıldı mı, bundan daha fazla barışı teşvik edecek bir şey yoktur. Diyarbakır annelerinden biri, oğlu dağdan inmiş, dağdan inen çocuğunu evlendiriyor, düğününe Sare Hanım’la bizi de davet etti. Vaktim olsa katılmayı arzu ederdim. Ne zaman dağda öleceği belli olmayan bir çocuk dağdan indi ve bir düğünle evleniyor. Bu güzel bir şey. Geri dönüp aile kurması, sosyal hayata katılması... İnşallah bir dönem kapanır. Umutluyum. Artık şiddete tekrar başvuran kaybeder.”Türkiye’den paranın kaçmaması lazım...- Ekonominin gidişatını yatırımcılara nasıl anlatacaksınız?Dünyada şu an en uygun yatırım ortamını araştıran, ciddi bir sermaye var. Ya sıcak para şeklinde, finans piyasalarına gelip kâr etmeye çalışıyor ya da kalıcı olarak fabrika kurmaya geliyor. Biz tabii doğrudan yatırımı, sanayi kurmak için gelenleri tercih ederiz. Ama kısa vadede Türkiye’den paranın kaçmaması lazım. Dünyadaki reel faiz oranlarıyla karşılaştırıldığında Türkiye cazip olmalı. Burada bir denge bulmamız gerekiyor. Hem sermaye kaçmasın, hem de yatırıma gelecek sermaye için kalıcı bir yatırım ortamı olsun. Bu sağlanabilir. İyimserim. Enerji giderlerimiz düşüyor. Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişleme politikası da bize fırsat sunuyor. Ortaya çıkacak para için en önemli limanlardan biri Türkiye. Brezilyakrizde, Arjantin krizde, Japonya durgunlukta. AB durgunluktan çıkmaya çalışıyor. Japonya’daki rezerv fazlasını çekebiliriz. İyimserim.‘Perinçek CHP lideri olursa hiç şaşırmam’“Yüzde 35 oy hedef olur mu? Ama Kılıçdaroğlu yüzde 35 oy oranı hedefliyorum demiş. Türk siyasi hayatında böyle zillet içeren ifade görmedim. Geçen yıl paralel çete “Ak Parti yüzde 35’e düşecek” diyordu, paralelcilerin bizi en fazla düşürdüğü yer CHP’nin nihai hedefi olmuş. CHP’nin 11 ilde aday adayı yok. Kimse milletvekili olmak için başvurmamış. Üç büyük ilde (Erzurum, Van, Mardin) ise sadece birer aday çıkmış. Çünkü vatandaşların CHP’den umudu yok. Bakınız sadece iki parti gitti Esad’a; CHP ve Vatan Partisi... Belki de Doğu Perinçek CHP liderliğine oynuyor. İleride bir ad daha değiştirirler, Perinçek genel başkan olursa hiç şaşırmam. İşte o zaman taşlar yerine oturur, CHP gerçek anlamda Türk Baasçı rolünü üstlenebilir.”FAİZ TARTIŞMASI‘Kutuplaştırmak doğru değil’- Cumhurbaşkanı faiz indiriminde ısrar ediyor, görüş farklılığı aşılabildi mi?Merkez Bankası’nın geçen yıl enflasyon hedefinin tutmamasının sebeplerinden biri tarım fiyatlarındaki artıştı. Neden, kuraklık vardı. Bu bize şunu gösteriyor; enflasyonu sadece Merkez Bankası’nın faiz ya da kur politikaları belirlemiyor. Burada işi kutuplaştırıp, iki kutup gibi değerlendirmek doğru değil. Yatırımlar için enflasyon ve faiz oranları kadar siyasi istikrar önemli. Burada çok dikkatli bir şekilde para politikaları ile enflasyon arasındaki ilişkiyi yönetmek gerekiyor. Bu sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde de tartışılıyor. Bu doğal. Önemli olan bunun tek unsur, tek parametre olarak görülmemesi. Türkiye’nin ne doğalgazı, petrolü ne birikmiş sermayesi var. Dışarıdan sermaye çekmek zorundayız. Burada faizle enflasyon beklentisi arasında sağlıklı bir ilişki kurmazsak, dış yatırım düşmeye başlıyor.İsmail Turgut Yuvacan, Vatan
Başbakan Davutoğlu: 'Türkiye Gelecek İçin Umut Vadeden Bir Ülke'
Başbakan Davutoğlu, 'Türkiye’nin etrafında Suriye, Irak, Lübnan, Ukrayna, Yemen ve Libya gibi kırılgan ülkeler var. Tüm bunlara baktığımızda, Türkiye bir istikrar adası' dedi.WASHINGTONBaşbakan Ahmet Davutoğlu, 'Türkiye bir istikrar adası, geleceğe dönük vizyona sahip bir ülke ve AB ülkeleri ile OECD’nin ortalamasından çok daha büyük ekonomik büyümeye sahip bir ülke. Ekonomik dinamizm ve siyasi istikrar açısından Türkiye gelecek için umut vadeden bir ülke' dedi.Davutoğlu, New York temasları kapsamında Goldman Sachs’ın binasında, Goldman Sachs Doğrudan Yatırımcıları'yla öğle yemeğinde bir araya geldi.Türk ve yabancı yatırımcıların hazır bulunduğu toplantıda, Davutoğlu'na Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da eşlik etti.Goldman Sachs’ın İstanbul’da bir ofis açmasından memnuniyet duyduğunu dile getiren Davutoğlu, ofisin çok aktif olacağına inandığını söyledi.Davutoğlu, İstanbul’un dünyanın, Afrika ve Avrasya’nın merkezi ve birçok faaliyetin kalbi olduğuna işaret ederek, geçmişten modern zamana kadar hep en büyük ekonomik merkezlerden ve dünyanın en önemli kentlerinden biri olmaya devam ettiğini belirtti. Davutoğlu, “Bugünün küresel ekonomisinde İstanbul öyle bir büyüyor ki önümüzdeki yıl ve on yıllarda finansal merkez haline gelecek. İstanbul’un ulaşım yolları, enerji koridoru ve finans merkezlerinden biri olmasını planlıyoruz' diye konuştu.İstanbul’da dünyanın en büyük havaalanını inşa ettiklerini bildiren Davutoğlu, projenin ilk aşamasının Türkiye'nin kuruluşunun yıl dönümü olan 29 Ekim 2017 yılında, hepsinin 5 yılda tamamlanacağını söyleyerek, 'Bu havaalanı bittiğinde, yılda 150 milyon yolcusuyla dünyanın en büyük havaalanı olacak” ifadesini kullandı.Davutoğlu, bugün bile İstanbul’un en hareketli havaalanlarından birine sahip olduğuna ve birçok etkinliklerin merkezi konumunda bulunduğuna dikkati çekerek, İstanbul’da finansal altyapının da büyüdüğünü anlattı.Davutoğlu, ayrıca, geçen hafta üç katlı Büyük İstanbul Tüneli Projesi'ni açıkladıklarını anımsatarak, Asya ile Avrupa arasında, boğazın altında 6 bin 500 metrelik tünel oluşturulacağını kaydetti.'Türkiye çok önemli bir coğrafi noktada yer alıyor'Davutoğlu, küresel ekonomideki durum ve Türkiye’nin bu konulara ilişkin gelecek planlamalarına da değindi.Uluslararası bağlamda dünya ekonomisi ve politikasında en kritik ve kapsamlı dönüşümlerden birinin yaşandığını belirten Davutoğlu, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla 1990’larda bir jeopolitik değişim ve 'deprem' görüldüğünü anımsatarak, Ukrayna gibi ülkelerde hala bunların etkilerinin devam ettiğini söyledi.Davutoğlu, şöyle devam etti:'Ukrayna ve Rusya Türkiye’nin iki komşusu. 1990’ların bu jeopolitik zorluğu bugünün de gündeminde hala yerini koruyor. Bu şehirde de (New York) 11 Eylül saldırıları güvenlik perspektifi açısından bir dönüm noktasıydı. Hala uluslararası terörizm tehdidiyle yüz yüzeyiz ve uluslararası terörizmle mücadelede, sadece çevresindeki bölgede değil dünya genelinde barışın kurulması noktasında Türkiye çok önemli bir coğrafi noktada yer alıyor.'Davutoğlu, 2008 yılındaki küresel ekonomik krizin etkisinin de hala sürdüğünü ifade ederek, şunları belirtti:'Dün Portekiz, iki hafta önce Macaristan, ondan önce de Brüksel ve Berlin’deydim. Avrupa ekonomisinde, Türkiye ve dünya ekonomisini de etkileyen durgunluk sorunsalı hala devam ediyor. G20 dönem başkanı olarak Türkiye, küresel ekonominin geleceği için ulusal ve uluslararası ekonomilere yeni dinamizm sağlayacak, durgunlukla nasıl mücadele edileceği, büyüme ve dünya ticaretinin nasıl teşvik edileceği noktasında bir plan ve ajanda hazırladı.''Türkiye gelecek için umut vadeden bir ülke'Arap Baharı’nın ardından yeni zorlukların ortaya çıktığını anlatan Davutoğlu, Türkiye’nin etrafında Suriye, Irak, Lübnan, Ukrayna, Yemen ve Libya gibi 6-7 tane kırılgan ülke bulunduğunu ifade etti. Davutoğlu, 'Tüm bunlara birlikte baktığımızda, Türkiye bir istikrar adası, geleceğe dönük vizyona sahip bir ülke ve AB ülkeleri ile OECD’nin ortalamasından çok daha büyük ekonomik büyümeye sahip bir ülke' değerlendirmesinde bulundu.Ekonomik dinamizm ve siyasi istikrar açısından Türkiye’nin gelecek için umut vadeden bir ülke olduğunu vurgulayan Davutoğlu, 'Son 12 yılda çevremizdeki birçok soruna rağmen Türk ekonomisi yılda ortalama yüzde 5,5 büyüdü. Gayrisafi milli hasılamız (GSMH) 3,5 kat arttı. İktidara geldiğimiz 2002 yılında GSMH, 230-240 milyar dolar civarındaydı, şimdi 840-850 milyar dolar civarında ve hala da artmaya devam ediyor' dedi.Davutoğlu, Türkiye’de kişi başına gelirin yükseldiğini, her kentin altyapısının değiştiğini dile getirdi.'Vizyon ve iyi yönetime sahip ülkelerden biri Türkiye'Devletleri üç kategoriye ayıran Davutoğlu, bunlardan ilkini, vizyonu ve kendilerini yönetme kapasitesi bulunan ülkeler, ikincisini vizyonu olmayan ama en azından ülkeyi yönetme kapasitesi olan ülkeler, üçüncüsünü de ne vizyon ne işleyen bir yönetim kapasitesine sahip ülkeler olarak tanımladı.Davutoğlu, 'Birinci kategorideki ülkeler yükselecek ve Türkiye de bu kategorideki bir ülke. İkinci kategorideki ülkeler, statükolarını korumaya devam edecek, Suriye, Ukrayna, Irak gibi üçüncü kategorideki ülkeler de bazılarındaki zengin kaynaklara rağmen düşüş yaşayacaklar' görüşünü paylaştı.Muhabir: Barışkan Ünal, Mehmet Ö. ToroğluAA
Dolardan Bir Günde İkinci Rekor
Geçtiğimiz hafta Cuma günü 2,5275 ile en yüksek seviyeye ulaşan dolar rekor tazeledi. 1 dolar akşam saatlerinde 2,54 TL oldu. Merkez Bankası 50 milyon Dolarlık döviz satım ihalesi açtı.Güne 2,52 seviyesinde Cuma günkü rekoruna yakın başlayan dolarda yeni rekor geldi. Dolar 2,54 TL oldu. Ekonomi yönetiminin geleceğine ilişkin endişeler dolarda oynaklığa neden oluyor. Doların küresel olarak değer kazanması  da gelişen ülke para birimlerinde değer kaybına yol açıyor. Dolar endeksi bugün 11 yılın en yüksek seviyesine geldi.  Merkez Bankası, Dolardaki yükselişin önüne geçmek için 50 milyon Dolarlık döviz satım ihalesi açtı.Dolar enflasyon verisinin ardından 2,5082'ye gerilemiş çünkü  enflasyon Şubat'ta yüzde 0,71'le beklentilerin hafif üzerinde gerçekleşmişti. Analistler bu gelen verinin ardından Merkez Bankası'nın ölçülü de olsa faiz indirimlerine devam edeceğini düşünüyor. Petrol fiyatlarında düşüşün durması, TL'deki değer kaybı ile enflasyondaki düşüşün beklenen hızda olmayacağı ifade ediliyor. Merkez Bankası'ndan kur uyarısıMerkez Bankası, önümüzdeki dönemde ekonomide 'aşağı yönlü' risklerin önemini koruduğu ve döviz kurlarındaki yükselişlerin enflasyondaki düşüşü sınırlayabileceğini ifade etti.Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun sınırlı faiz indirimi kararını aldığı 24 Şubat toplantısına ilişkin özetlerinde, yıllık enflasyonun baz etkisiyle düşüş kaydetse de dayanıklı mallar genelinde yüksek oranlı fiyat artışları gözlendiğine vurgu yapıldı:'Giyim ve dayanıklı mallar dışında kalan gruplarda da yıllık enflasyon gerilerken aylık enflasyonun yükseldiği görüldü. Yakın dönem döviz kuru gelişmeleri temel mal enflasyonunda öngörülen düşüş sürecini sınırlayabilecek olmakla birlikte grup enflasyonunda yılın ilk çeyreğinde belirgin bir iyileşme olması bekleniyor. Dış talep göstergeleri, 2014 yılının son çeyreğinde net ihracatın büyümeye katkı yapmadığına işaret etmektedir. Bu dönemde ana ticaret ortaklarının büyüme hızlarındaki yavaşlama ve jeopolitik gelişmeler ihracattaki artışı sınırlarken, yurt içi talepteki ılımlı toparlanmayla birlikte ithalat talebinde artış gözlenmiştir. Küresel finans piyasalarında oynaklığın devam etmesi ve güven endekslerindeki zayıf seyir özel kesim nihai talebinin büyümeye yaptığı katkıyı sınırlayabilecektir. Dış talepte ek zayıflama gözlenmesi ve küresel büyüme oranlarının önemli oranda gerilemesi durumunda, emtia fiyatlarında yaşanacak düşüşler enflasyonu azaltıcı etki yapacak, fakat aynı zamanda yurt içi iktisadi faaliyet üzerinde belirgin olumsuz etkiler gözlenebilecektir. Bu durumda, Kurul politika araçlarını ekonomiyi destekleyici yönde kullanacaktır.'
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve Sırrı Süreyya Önder’in açıklamaları tarihsel öneme sahip. Türkiye siyasetinde ve Ortadoğu’da yeni bir sayfa açılıyor. Süreç bu noktaya kolay gelmedi. Ancak bugün zorlukları konuşma zamanı değil. Tüm yazılanlar arşivlerde duruyor.Dünkü çağrı aslında HDP heyetinin 4 Şubat görüşmesinde İmralı’dan alındı. Öcalan, PKK’nın kongre toplayıp ‘Türkiye’de silahlı çağrıyı bırakmasını’ istiyordu. Ancak Kandil bu çağrıya olumlu yanıt vermedi. Geride kalan 25 günün hikayesi yazıldığında nasıl bir aksiyon yaşandığını okuyacaksınız. Nefes kesen görüşmeler sonunda peş peşe dünkü açıklamalar geldi.Yalçın Akdoğan’ın perde arkasında yaptıkları olmasa sürecin bu noktaya gelmesi zor olacaktı. Hakan Fidan’ın tarihsel hakkını teslim etmek gerekiyor. Ayrıca Muhammed Dervişoğlu’nun son dönemde sessiz ve derinden yürüttüğü trafiğin altını çizmek lazım. Başbakan Davutoğlu’nun cesur ve kararlı tutumu olmasa süreç bu tarihi noktaya gelemeyecekti.2005’ten 2015’e ilerleyen süreçTayyip Erdoğan’ın 2005 Diyarbakır konuşmasıyla başlayan süreç on yıl sonra finale geldi. Geçen on yıl içinde büyük badireler atlatıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın risk alarak ileri hamleler yapması ve en son Başbakan Davutoğlu hükümetinin programına girmesi tarihi adımlar oldu. Bugün artık yeni bir tarih başlıyor. Eski Türkiye’nin ve eski rejimin prangalarından biri olan sorunun çözümü konusunda kritik günler yaşanıyor.