onedio
Küresel Isınmanın Kovid-19'Un Ortaya Çıkmasında Önemli Rol Oynadığı İleri Sürüldü
ANKARA(AA) - İngiliz bilim insanları, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) ortaya çıkmasında doğrudan bir etkisi olabileceğini iddia etti.'Dailymail'in haberine göre, bilim insanları, küresel ısınmanın yarasaların yaşam alanları olan ormanlara etkisi ve Kovid-19'un çıkışında tetikleyici olup olmadığını araştırdı.Bilim insanları, araştırma kapsamda, sıcaklık, yağış ve bulutluluk oranı gibi değerleri kullanarak dünyanın bir asır önceki bitki örtüsünün bir haritasını çıkararak, yarasaların dünya üzerindeki dağılımını ve farklı türde yarasaların yaşamak için ihtiyaç duydukları bitki örtüsü koşullarını inceledi.Araştırmada, küresel ısınmanın yarasaların yaşam alanı olan ormanların gelişimine katkı sağladığı, bu değişiminin de farklı türde yarasalar için uygun yaşam koşulları hazırladığı tespit edildi.Küresel ısınma nedeniyle Çin’in güneyindeki Yünnan eyaletinde meydana gelen bitki örtüsü değişikliğinin farklı türden yarasalar için uygun yaşam koşulları hazırladığını gözlemleyen bilim insanları, bölgedeki Kovid-19 vakalarının yarasaların 'tür zenginliği' ile yakından ilişkili olduğunu öne sürdü. Araştırmada, 100 farklı türde yarasaya ev sahipliği yapan Yünnan eyaletine bu türlerden 40’ının son yüzyılda geldiği ortaya konurken, araştırmacılar, SARS-CoV-2 virüsünün bu bölgede ortaya çıkmış ve yarasalar tarafından Çin’in Vuhan kentine taşınmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyorlar.Araştırmaya katılan Cambridge Üniversitesi Zooloji Bölümünden Dr. Robert Beyer, iklim değişikliğinin bir sonucu olarak yarasa türlerinin küresel dağılımında meydana gelen değişikliği anlamının, Kovid-19 salgınının kökenini ile ilgili bir sonuca varma noktasında önemli bir adım olabileceğini kaydetti.Öte yandan Byer, iklim değişikliği ile yaşam alanları değişen yarasaların yeni bölgelere taşınmasının virüsler ve hayvanlar arasında yeni etkileşimlere izin vererek daha zararlı virüslerin gelişmesine ve yayılmasına neden olduğunu ifade etti.Ayrıca araştırmayı yürüten uzmanlar, iklim değişikliğinin salgının yayılmasındaki rolüne dikkati çekerek, hükümetlerin küresel ısınmanın önüne geçilmesi ile ilgili kararlı adımlar atması gerektiği yönünde uyarıyor.Dünyadaki yarasa popülasyonunun yaklaşık 3 bin farklı koronavirüs tipi taşıdığı ifade ediliyor.Çalışma, Science of the Total Environment dergisinde yayımlandı.Kovid-19’un kökeniYeni tip koronavirüsün hayvanlardan insanlara nasıl bulaştığı henüz açıklanamazken, yarasa kaynaklı virüsün bir ara tür (pangolinler) aracılığı ile insanlara bulaşmış olabileceği düşünülüyor.Çin'in Yünnan bölgesindeki bilim adamları 2019 ve 2020 yıllarında, 2013’te yaşayan bir Shamel at nalı yarasası (Rhinolophus shamel) örneğinde yüzde 96,2 oranında Kovid-19’a benzer patojen bulduklarını açıklamıştı.Çin’in güneyine 2020 Şubat ayında kaçırılmaya çalışılan iki Malayan Sunda pangolininde (Manis javanica) de SARS-CoV-2 ile yakından ilişkili iki patojen bulunmuştu.Son olarak Kamboçya’da araştırmacılar, 2021 Ocak ayında, 2010’da yaşayan iki Shamel at nalı yarasasının Kovid-19'a neden olan SARS-CoV-2 ile yüzde 92,6 benzerlikte patojen taşıdığını ortaya koymuştu.
Uluslararası Ali Şir Nevai Konferansı Özbekistan'da Düzenlendi
TAŞKENT (AA) - 'Şarkiyat Çalışmaları Bağlamında Ali Şir Nevai' uluslararası konferansı, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te gerçekleştirildi.Ali Şir Nevai'nin doğumunun 580. yıl dönümü dolayısıyla Taşkent Devlet Şarkiyat Üniversitesinde düzenlenen konferansta, üniversite Rektörü Gülçehre Rıhsiyeva, Türkiye'nin Taşkent Büyükelçisi Mehmet Süreyya Er, Azerbaycan'ın Taşkent Büyükelçisi Hüseyin Guliyev ve diğer katılımcılar hazır bulundu.Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Özver, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Tekin, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreter Yardımcısı Bilal Çakıcı ile Rusya, Afganistan, İran ve Azerbaycan'dan çok sayıda bilim insanı konferansa çevrim içi olarak katıldı.Açılışta konuşan Rıhsiyeva, Türk edebiyatının büyük şair ve filozoflarından Nevai'nin kaleme aldığı eserlerde Çağatay Türkçesini en güzel şekilde kullanarak, 15. yüzyılda Türkçenin güzelliğini ortaya koyduğunu ve Çağatay Türkçesinin klasik bir yazı dili olmasında önemli rol oynadığını belirtti.Büyükelçi Er de Türk dünyasının temel zenginlikleri arasında yer alan, kadim topraklarda yükselen müşterek medeniyetin nesilden nesle taşınmasını sağlayan Özbekçenin kültür, edebiyat, ilim, irfan dili olarak Türk ve İslam dünyasında ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu kaydederek, bu dili en güzel kullanan, kelimeleri adeta nakış gibi işleyerek mısralara dönüştüren şairlerin başında Nevai'nin geldiğini aktardı.Er, 'Eserleri sadece Türkistan’da değil, Azerbaycan’da da Anadolu’da da zevk ve hayranlıkla okunan Ali Şir Nevai’yi Osmanlı şairleri üstat tanımışlar, şiirlerine 15. yüzyıldan bu yana çeşitli nazireler yazmışlardır. 'Nevai dili' denen Çağataycanın üzerinde yükselen Özbekçe bugün de ortaya konan eserlerde bütün güzelliğiyle kendini göstermektedir.' dedi.Nevai’nin Türkçenin gücüne, önemine ve güzelliğine yüzyıllar öncesinden dikkatleri çektiğini anımsatan Er, bugün gerçekleştirilen bu ve benzeri çalışmaların, ortak zenginlikleri yaşatmaya devam edeceğine ve özellikle genç kuşakların Özbekçeye ilgisinin dünya çapında artmasına katkı sağlayacağına inandığını sözlerine ekledi.
Çocukluk Dönemindeki "Batı Tipi Beslenme" Bağırsaklardaki Yararlı Bakterileri Olumsuz Etkiliyor
ANKARA (AA) - Bilim insanları, çocukluk dönemindeki 'batı tipi beslenme'nin bağırsaklardaki yararlı bakterileri olumsuz etkilediğini tespit etti.'Theweek.in'in haberine göre, ABD'nin California eyaletindeki UC Riverside Üniversitesinden bilim insanları, erken yaşlardaki beslenme alışkanlıklarının 'mikrobiyom'a etkisini araştırdı.Bilim insanları, çocukluk çağlarındaki 'fast food' veya abur cubur tüketiminin yoğunlukta olduğu 'batı tipi beslenme' tarzının, bağırsaklardaki yararlı bakteriler üzerinde uzun süreli olumsuz etkileri olduğunu ortaya koydu.Fareler üzerinde yapılan çalışmada, bilim insanları, erken yaşlarda sağlıksız şekilde beslenen olgun farelerin bağırsak bakterilerinin toplam sayı ve çeşitliliğinde önemli bir düşüş tespit etti.Bilim insanları, bağırsak bakterilerinin farelerin yaptığı egzersiz miktarına duyarlı olduğunu ortaya koysa da çocukluk dönemindeki 'batı tipi beslenme'nin yine bu dönemdeki egzersizlere göre mikrobiyom üzerinde daha kalıcı etkileri olduğunu buldu.Araştırma ekibinden fizyolog Theodore Garland, yağ ve şeker oranı yüksek 'batı tarzı' beslenmenin ergenlikten 6 yıl sonrasına kadar bağırsak bakterileri üzerinde etkisi olduğunu gözlemlediklerini söyledi.Araştırmanın sonuçları, Journal of Experimental Biology'de yayımlandı.
Ayşe Buğra Kimdir? Osman Kavala'nın Eşi Ayşe Buğra Hakkında Tüm Detaylar...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşanan son olaylar ile ilgili konuşmasında Osman Kavala'nın eşi Ayşe Buğra'yı hedef alması oldukça dikkat çekti. Bu haberler üzerine Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde öğretim üyesi olan Ayşe Buğra oldukça merak konusu oldu. Peki Osman Kavala'nın eşi Ayşe Buğra kimdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
İngiltere'de Otellerde 10 Günlük Zorunlu Karantina Uygulaması 15 Şubat'ta Başlayacak
LONDRA (AA) - İngiltere'de yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) yurt dışı kaynaklı yeni türleriyle mücadele kapsamında, seyahat yasağı uygulanan ülkelerden gelen İngiliz vatandaşları ve ülkede oturum iznine sahip kişilerin otellerde 10 gün zorunlu karantinaya alınmasına ilişkin uygulamanın 15 Şubat'tan itibaren başlayacağı bildirildi. İngiltere Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, hükümetin 10 günlük zorunlu karantina öncesinde havalimanları çevresindeki otellerle görüşmeleri sürdürdüğü belirtildi.Kovid-19'un yurt dışı kaynaklı yeni türlerinin ülkeye girişini engellemek için seyahat yasağı konulan 'kırmızı liste'deki 33 ülkeden gelecek İngiliz vatandaşları ve ülkede oturum iznine sahip kişilerin 15 Şubat'tan itibaren otellerde zorunlu karantinaya alınacağı kaydedilen açıklamada, karantina sürecinde şartların ihlal edilmemesi tesislerde güvenlik önlemleri alınacağı aktarıldı.Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen bir sağlık bakanlığı yetkilisi, salgın boyunca hükümetin, bilim adamlarının tavsiyeleri doğrultusunda önlemler aldığını ve bunun dünyanın en zorlu sınır rejimine yönelik önlemleri de beraberinde getirdiğini kaydetti. Kovid-19'un yeni türlerine karşı hükümetin gerekli tüm tedbirleri almaya devam edeceğini ifade eden yetkili, riskli ülkelerden evlerine dönen İngiliz vatandaşlarını kapsayacak otellerde zorunlu karantinayı uygulaması için sektörün tüm paydaşlarıyla görüştüklerini sözlerine ekledi. İngiliz hükümetinin daha önce açıkladığı 'kırmızı liste'de Angola, Arjantin, Birleşik Arap Emirlikleri, Bolivya, Botsvana, Brezilya, Burundi, Cape Verde, Şili, Kolombiya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ekvador, Esvatini, Fransız Guyanası, Guyana, Lesotho, Malavi, Morityus, Mozambik, Namibya, Panama, Paraguay, Peru, Portekiz, Ruanda, Seyşeller, Güney Afrika, Surinam, Tanzanya, Uruguay, Venezuela, Zambiya ve Zimbabve bulunuyor. İçişleri Bakanı Priti Patel, Kovid-19’un daha hızlı yayılan yeni türlerinin ülkeye girişini engellemek için bazı kararlar aldıklarını ve bu kapsamda havaalanlarında ve limanlarda polis sayısının artırıldığını, gelen yolcuların karantinaya girdiğinden emin olmak için kontrollerin sıkılaştırıldığını ve İngiliz vatandaşı olmayanların 'kırmızı liste'de yer alan ülkelerden İngiltere'ye girişinin engellendiğini belirtmişti.Tatil amacıyla yapılacak seyahatlerin yasak olduğu uyarısında bulunan Patel, gerekli haller dışında İngiltere’den yurt dışına yapılacak tüm seyahatlerin yasaklandığını ve ülkeden ayrılmak isteyenlerin gümrük görevlilerine gerekçelerini beyan etmesinin zorunlu hale getirildiğini duyurmuştu.
Reklam
İsveç'te Kovid-19'Dan Hayatını Kaybedenlerin Sayısı 12 Bini Geçti
STOCKHOLM (AA) - İsveç'te yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 12 bini aştı.Halk Sağlık Genel Müdürlüğünün verilerine göre, 10 milyon nüfuslu ülkede vaka sayısı, son 24 saatte 3 bin 758 artışla 584 bin 674'e yükseldi.Virüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı da son 24 saatte 89 artarak, 12 bin 115'e çıktı.'Huzurevlerinde Kovid-19 hastası yaşlılar ölüme terk edildi'Expressen gazetesinin haberine göre, 'Eskilstuna, Katrineholm ve Kramfors kentlerindeki huzurevlerinde ölüme terk edilen Kovid-19 hastası 3 yaşlının hayatını yitirdiği' ortaya çıktı.Konuya ilişkin açıklama yapan İsveç Sağlık ve Bakım Müfettişliği (IVO) Genel Müdürü Sofia Wallström, huzurevlerinde personel eksikliğine işaret ederek, belediyelerin huzurevlerindeki eksikleri tamamlamaları için 15 Mart'a kadar süre tanıdıklarını kaydetti.Umea Üniversitesi Geriatri Bilim Dalı Üyesi Prof. Yngve Gustafson, IVO'yu eleştirerek, ülkede huzurevlerinde bakımı yapılmadığı için ölen Kovid-19 hastası yaşlıların çok daha fazla olduğunu ileri sürdü.Huzurevlerinde daha fazla kar etmek için kısıtlamalara gidildiğine dikkati çeken Gustafson, 'Yaşlıların hayatı daha mı değersiz? Huzurevlerindeki eksikler ve ölüme terk edilen yaşlılar buzdağının görünen kısmı. Birde görünmeyen kısmı var. Ne yazık ki huzurevlerinde ölüme terk edilen ve hayatını kaybeden yaşlıların çok fazla olduğuna inanıyorum.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Ak Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, Gaziantep Üniversitesindeki Fotoğrafa İlişkin Konuştu:
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Gaziantep Üniversitesini ziyaretindeki fotoğrafa ilişkin olarak, 'Benim bir siyasi kimliğim var, bir de öğretim üyesi kimliğim var. Gaziantep Üniversitesi Rektörü Sayın Arif Özaydın'a yapmış olduğum ziyaret, siyasi bir ziyaret değildir, bütün konuşmalar ortadadır. Her şeyi politik malzeme olarak görmek isteyenlerin hevesleri kursaklarında kalır, buradan bir şey çıkmaz.' dedi.Kurtulmuş, internet medyası temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, Gaziantep Üniversitesi ziyaretinde rektörlük makamına oturduğu fotoğraf konusunda bir soruya, şu karşılığı verdi:'Gaziantep'teki 10-15 dakikayı geçmeyen ziyaretimizden nasıl böyle bir sonuç çıkardılar, bunu anlamak mümkün değil. Benim bir siyasi kimliğim var, bir de öğretim üyesi kimliğim var. Ben 2014 yılında Başbakan Yardımcısı olana kadar üniversitede ders vermeye devam ettim. Medyada -bir tanesi de Nevzat Bey'dir- bürokrasinin, üniversitenin içerisinde çok sayıda öğrencim vardır. Gaziantep Üniversitesi Rektörü Sayın Arif Özaydın'a yapmış olduğum ziyaret, siyasi bir ziyaret değildir, bütün konuşmalar ortadadır. 20'ye yakın basın mensubu orayı izlemiştir ve bir kelime siyasetten bahsedilmemiştir. Kaldı ki Arif Özaydın, benim İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesindeki doktora öğrencilerimden birisidir. Ben o odaya gidip Arif Özaydın'ı ziyaret etmekten büyük bir keyif aldım, Arif Bey de hocasını makamında karşılayan bir öğrenci olarak konuşmalarına başlarken hislendi, duygulandı, gözleri yaşardı.'Ziyaretin 'hoca-talebe ilişkisi içerisinde' yapıldığını belirten Kurtulmuş, şunları söyledi:'Her şeyi politik malzeme olarak görmek isteyenlerin hevesleri kursaklarında kalır, buradan bir şey çıkmaz. Bu, gerçekten insani durumu da politize etmeye çalışan bir şeydir. Orada ben kısa bir süre bulundum, konuşmalarım da ortadadır. Üniversitelerin asla politize edilmemesini, üniversitelerin bilim, araştırma, geliştirme yuvaları olduğunu, Gaziantep Üniversitesinin de bu özelliklerini güçlendirerek Gaziantep şehriyle bütünleşik bir şekilde çalışmaları gerektiğini anlattım. Orada bir hoca olarak bulundum. Sadece politik kimliğim yok, hoca olarak da bulundum. Bir öğrencimin öyle bir makama gelmiş olmasından duyduğum memnuniyetle o odaya gittim, Sayın Rektör Hocamız da hocasını karşılamış olmanın verdiği sevinçle, duyguyla bize yerini gösterdi. Orada kimse el pençe divan durmuyor karşımızda. Ben bırakın politik ilişkiler üzerinden bir hiyerarşi oluşturmayı, arkadaşlar da bilirler hocayken bile öğrencilerimle aramda en ufak bir mesafe koymamayı başarmış birisiyim. Buradan böyle bir politik mesele, tartışma çıkarmak, iktidarı vurmak için 'Aman ne güzel elimize bir fırsat geçti' zannedenlere itham ederim. Bu, fevkalade kötü niyetli bir yorumdur, ufak bir ziyareti politize etme gayretidir. Meselenin aslı hoca-talebe ilişkisi içerisinde yapılan bir ziyarettir ve burada asla, bir kelime dahi politika konuşulmamıştır, bütün kayıtları ortadadır. Kaldı ki biz, kusura bakmasınlar üniversitelere nasıl siyaset sokulduğunu gayet iyi biliriz ve onlardan çok çekmiş olan bir neslin temsilcileriyiz. Dolayısıyla samimi bir dostluk ziyaretidir, hocanın talebesini ziyaretidir, talebesinin de o sevinçle hocasını karşılaması. Nihayetinde ev sahibi bize nereye otur derse oraya oturacağız. Misafir, ev sahibinin gösterdiği yere oturur. Bu, bir makamı işgal değildir. İşleri güçleri, zihinleri tersine çalışanların bu konuyu tekrar düşünmeleri ve yaptıkları nezaketsiz tavırlardan dolayı da mahcup olmalarını dilerim.'
Atatürk'ün Niğde'ye Gelişinin 87. Yıl Dönümü Kutlandı
NİĞDE (AA) - Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Niğde'ye gelişinin 87. yıl dönümü düzenlenen törenle kutlandı.Cumhuriyet Meydanı'ndaki törende, Atatürk Anıtı'na çelenk konuldu, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, yaptığı konuşmada, Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyonu, cesareti ve kararlılığıyla çağdaş ve demokratik bir Türkiye bıraktığını, tüm dünyaya kuşaklar boyunca örnek olan ve olmaya da devam eden büyük lider, eşsiz bir kahraman olduğunu söyledi.Atatürk'ün 'Benim Niğde'ye alakam büyüktür ve ben Niğdelileri her zaman sevmişimdir.' dediğini belirten Özdemir şunları kaydetti:'Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, 5 Şubat 1934'te ilimizi ziyaret ederek şereflendirmişlerdir. Atatürk'ün sevgi ve takdirlerine mazhar olan Niğde halkı, tarih boyunca barışın, hoşgörünün, sevginin ve kardeşliğin temsilcisi olmuş, onlarca siyaset, kültür, bilim ve devlet adamı yetiştirmiş, her daim devletinin yanında olmuştur. Atatürk’ün işaret ettiği ve hedef gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz. Atatürk'ü saygı, minnet ve şükran duygularımla yad ediyor, ona ve kahraman silah arkadaşlarına, şehitlerimize ve gazilerimize Allah'tan rahmet diliyorum.'Konuşmanın ardından Niğde Belediyesince düzenlenen '5 Şubat' konulu şiir yarışmasından dereceye giren Feride Özgü Akpınar, Miray Bilgi, Ahmet Cindemir, Berra Eslem Şimşek ve Bengisu Baş'a ödül verildi.Daha sonra Valilik bahçesinde, Atatürk'ün Niğde'ye gelişi ve eski Niğde fotoğraflarından oluşan serginin açılışı yapıldı.Vali Yılmaz Şimşek ve Belediye Başkanı Emrah Özdemir, Valilik Şeref Defterini imzaladı.Törene, AK Parti Niğde milletvekilleri Yavuz Ergun ve Selim Gültekin, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhuriyet Başsavcısı Harun Karahan, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhsin Kar, İl Emniyet Müdürü Ömer Faruk Karataş, İl jandarma Komutanı Kıdemli Albay Garip Gümüş, bazı siyasi partilerin temsilcileri, kurum müdürleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Ak Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş İnternet Medyası Temsilcileriyle Bir Araya Geldi: (2)
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki protestoların bir şekilde uluslararası baskı aracı haline dönüştürülmesine müsaade edilemeyeceğini belirterek, 'Hangi uluslararası çevreden ve hangi ülkeden gelirse gelsin Türkiye'ye parmak sallayarak insan hakları konusunda Türkiye'yi hizaya sokmaya çalışanlara söylenecek çok sözümüz vardır.' dedi.Kurtulmuş, internet medyası temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, reformların AK Parti'nin bundan sonraki gündeminin en önemli maddelerinden birisi olduğunu, bunların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdiriyle kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.Reform sözü gündeme geldiğinden bu yana bundan rahatsızlık duyan bazı çevrelerin olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, ne zaman Türkiye'de reformdan, demokratikleşmeden, halkın taleplerinin daha ileriye taşınmasından bahsedilse birilerinin, birtakım çevrelerin bu reformun gerçekleşmemesi için elinden geleni ortaya koyduğunu dile getirdi.Kurtulmuş, ayrıca muhalefet tarafından gelen bazı eleştirilerin de haksız olduğunu belirterek, şöyle devam etti:'Reform meselesinin onlar tarafından anlaşılmadığını gösteren bir tutumdur. '19 yıldır iktidardasınız, ne reformu yapıyorsunuz?' demek reformun statik bir mesele olduğunu zannetmek, reformu bir kere yaparsınız gelir geçer, bir daha üstüne dokunmasınız, zannedilen bir anlayıştır bu. Bu da tam statükocu anlayışın dışavurumudur. Reform devingen, sürekli gelişen bir süreçtir. Zamanın şartlarına göre, milletin ihtiyaçlarına göre, eldeki siyasi imkanlarla göre gerçekleştirilebilecek hususlardır. Yoksa, biz bir kere reform yaptık, geride kaldı deseydik, bugün çok açık söylüyorum AK Parti iktidarı belki bu kadar güçlü bir şekilde ayakta kalmazdı. Geçmiş dönem reformlar hatırlandığında, vesayet ne zaman ortaya çıksa AK Parti büyük reform iradesiyle Türkiye'nin yolunu açmayı başarmıştır.'Kurtulmuş, reform konusunda Türkiye'deki herkesin, siyasi partilerin desteğini beklediklerini dile getirdi.'Tam manasıyla sivil, demokrat, ileri, katılımcı anayasa yapılmasının vakti geldi'Yeni anayasa meselesinin bir fantezi olmadığını, laf olsun diye ortaya atılmadığını belirten Kurtulmuş, bunu on yıllar boyunca siyasette tartıştıklarını kaydetti.Kurtulmuş, AK Parti döneminde anayasada önemli değişiklikler yapıldığını, Türkiye'deki 90 yıllık yönetim sistemi olan parlamenter sistemin cumhurbaşkanlığı sistemine dönüştüğünü, askeri ve diğer yüksek yargı vesayetlerin geriletilmesini sağlayan adımlar atıldığını, ancak anayasada hala 1961 ve 1982 anayasasının ruhu olduğunu söyledi.Tam manasıyla sivil, tamamıyla millet iradesini yansıtan, Türkiye'nin ihtiyaçlarına, taleplerine cevap verecek gerçekten demokrat, ileri, katılımcı, kapsayıcı bir anayasa yapılmasının vaktinin geldiğini dile getiren Kurtulmuş, şöyle konuştu:'Bunu Türkiye'nin mutlaka yapması gerekiyor. Sivil ve yeni bir anayasa iradesi. Anayasa tek başına AK Parti'nin yapacağı bir şey değildir. Sayımız yetseydi dahi tek başına yapmamamız gereken bir husustur, çünkü anayasa toplumsal sözleşmedir. Bir partinin anayasası olmaz. Mümkün olduğu kadar geniş bir uzlaşıyla, geniş bir konsensusla yeni bir anayasa yapım sürecinin önünü açmak istiyoruz. Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi'nden verilen destek gibi diğer partilerin de bu sürece destek olması. Şu anda henüz içerik konuşulmuyor ama bir sürece destek olunmasını bekliyoruz. Bu sürece destek olunması Türkiye'nin on yıllar boyunca süren büyük beklentisi sivil ve çağdaş bir anayasanın demokrat, kapsayıcı, kuşatıcı bir anayasanın yapılmasının da önünü açacaktır. Bu anayasa meselesi Türkiye siyaseti için de bir sınavdır aynı zamanda.'Kurtulmuş, reformda olduğu gibi yeni anayasa konusunda da AK Parti'nin ciddi, samimi ve diğer siyasi partilerle görüşmeye hazır olduğunu vurguladı. Boğaziçi Üniversitesi'ndeki olaylarNuman Kurtulmuş, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki protestolarla başlayan sürece değinerek, üniversitelerin çekişmeyle, sürtüşmeyle, politik kavgalarla, öğrencilerin bir şekilde kamplaştırılarak, kutuplaştırılarak üniversitenin üniversite olma özelliğinin zayıflatılmasını asla istemediklerini belirtti.Kurtulmuş, 'Üniversitelerden beklentimiz öğretim üyeleriyle, araştırmacılarıyla, öğrencileriyle üniversite çevresinde oluşan entelektüel ve ilmi çevrelerle birlikte üniversitelerimizin araştırmalarını yapmaları, bilim üretmeleri, projelerini geliştirmeleri ve uluslararası alanda çok iyi rekabet eden üniversiteler haline gelebilmeleridir. Boğaziçi Üniversitesinde gündeme gelen, öğrenciler tarafından başlatılan bu tartışmaların bir şekilde politikacılar tarafından yönlendirilmemesi, bu tartışmanın politik bir tartışma haline dönüştürülmemesini arzu ediyoruz, bekliyoruz.' ifadelerini kullandı.Kurtulmuş, üniversitelerden beklentilerinin kendi alanlarında ve dünyada yarışan kurumlar haline gelmeleri olduğunu, bunun yolunun da üniversitelerde sükunetin, öğrenciler ve öğretim üyeleri arasında huzurun sağlanması olduğunu anlattı.'Boğaziçi Üniversitesi'ndeki protestolar vasıtasıyla bunun uluslararası alana taşınarak Türkiye'ye karşı ve hükümete karşı baskı haline dönüştürülmesine de asla rıza göstermez, asla müsaade etmeyiz.' diyen Kurtulmuş, 'Türkiye'ye hiç kimsenin elini sallayarak şunu şöyle yapın demeye hakkı yoktur, haddi de yoktur. Boğaziçi'nde öğrenciler de bizim öğrencilerimizdir. Oradaki bazı marjinal grupların varlığı Boğaziçi'ndeki öğrencilerin tamamını bağlamaz.' dedi.Kurtulmuş, üniversitede iyi eğitim almak ve ülkeye faydalı olmak, güçlü ve büyük Türkiye'yi oluşturmak için katkı sunmak isteyen samimi gençlerin bulunduğunu, bir kaç tane marjinal grubun bu gençlerin hareketlerini yönlendirmeye kalkmasının kabul edilemeyeceğini kaydetti.Aynı şekilde bunun bazı partiler tarafından politik bir arenaya dönüştürülmesinin de kabul edilemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:'Boğaziçi protestolarının bir şekilde uluslararası baskı aracı haline dönüştürülmesine de asla müsaade edilmez. İster Avrupa Birliği'nden olsun, ister Amerika Birleşik Devletleri'nden olsun, ister BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinden olsun, hangi uluslararası çevreden ve hangi ülkeden gelirse gelsin Türkiye'ye parmak sallayarak insan hakları konusunda Türkiye'yi hizaya sokmaya çalışanlara söylenecek çok sözümüz vardır. Bunların hepsinin Türkiye'nin iç işlerine müdahale olduğunun farkındayız. Hiç kimsenin hiçbir konuda Türkiye'nin iç işlerine müdahale etmesine müsaade etmeyiz. Biz kendi meselemizi kendimiz hallederiz. Kimsenin bize ders vermeye, kimsenin bize haddimizi bildirmeye, kimsenin bize parmak sallamaya hakkı da yoktur, haddi de yoktur. Hele hele Amerika'daki siyahi bir vatandaşın boğazına basarak nefessiz kalarak ölümüne sebep olanların, daha üç beş gün önce 9 yaşındaki Amerika'daki zenci bir kız çocuğunun ellerini arkadan ters kelepçeyle bağlayarak yerlerle sürükleyenlerin, ya da Avrupa'da yapılan protestolarda akıl almaz, aşırı, orantısız güç kavramının dahi yetersiz kaldığı şekilde müdahale edenlerin kalkıp Türkiye'ye bir şey söylemeye hakları yoktur.' Kurtulmuş, dünyada savaş suçları işlenirken, küçük çocukların ellerine silah verip savaşa sürüklenirken, kimyasal silahlarla insanlar öldürülürken bunlara neredeyse ses çıkarmayan, cılız tepkiler veren BM kuruluşlarının da kalkıp Türkiye'ye insan hakları dersi vermeye hakkı olmadığını kaydetti.İnsan hakları eylem planını tartışan siyasi bir irade olarak bu meselede de Türkiye'nin hayrına adımlar atılacağını dile getiren Kurtulmuş, insan hakları meselesindeki adımların zaten atıldığını, sabıkası kabarık olanların Türkiye'ye ders verme hakkı bulunmadığını dile getirdi. (Sürecek)
Reklam
Samsun'da Kovid-19'U Yenen Hasta Sağlık Çalışanlarına Çiçek Dağıttı
SAMSUN (AA) - Samsun'da hastanede tedavi görerek yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yenen 57 yaşındaki Emine Yılmaz, sağlık çalışanlarına çiçek dağıttı.Nefes darlığı ve yüksek ateş şikayetiyle hastaneye başvuran Yılmaz'a, yaptırdığı testlerde Kovid-19 teşhisi konuldu. Gazi Devlet Hastanesinde 8 gün tedavi gördükten sonra sağlığına kavuşan Yılmaz, taburcu edilmesinin ve Kovid-19'u yenmenin mutluluğunu sağlık çalışanlarına çiçek dağıtarak paylaştı.Yılmaz, AA muhabirine, doktor ve hemşirelerin kendisi ile canları pahasına ilgilendiğini ve sağlığına kavuşmasında çok büyük emekleri olduğunu dile getirerek çiçek dağıtarak onlara teşekkür etmek istediğini belirtti.Gazi Devlet Hastanesi Başhekimi Emine Sehmen ise Kovid-19 nedeniyle dünyanın ve Türkiye'nin zor günlerden geçtiğini söyledi.Sağlık çalışanlarının bu süreçte büyük özveri gösterdiğine işaret eden Sehmen, 'Kovid-19'u yenen hastaların teşekkür etmesi, sağlık çalışanlarını onore etmesi bizlerin motivasyonunu artırıyor. Biz sağlıkta şiddet haberleri duymak istemiyoruz. Bu tip ince jestlerle çalışanlarımıza moral verilmesini arzuluyoruz. Hastalarımız da son dönemde bu tip jestlerini artırdı. Kovid-19'u yenen hastalarımız farklı yöntemlerle minnettar olduklarını gösteriyor, bu da bizi mutlu ediyor.' ifadesini kullandı.Sehmen, Kovid-19 salgınının hala bitmediğine dikkati çekerek temizlik, maske ve hijyen kurallarına uymaya devam etmenin önem taşıdığını vurguladı.Gazi Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar da hastanın kendilerine geldiğinde panik içinde olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:'Hastamızın solunum sıkıntısı vardı, hastaneye yatırdık. Sağlık Bakanlığımızın ve Bilim Kurulunun önerdiği tedaviyi kendisine uyguladık. Geldiği zaman oksijen sıkıntısı yaşıyordu. Şimdi tamamen normal sınırlara geldi ve kendisini taburcu ediyoruz. Hastamızın çiçekle gelip tüm çalışanlara teşekkür etmek için dağıtması bizleri mutlu etti. Son dönemde bu tip jestlerle çok karşılaşıyoruz. Hastalarımızın bize bir güzel sözü, bizi daha güzel çalışmaya teşvik ediyor. Tüm sağlık çalışanlarımızda hastalarımıza en iyi şekilde tedavisi olması için mücadele ediyor.'
Mutasyonlu Virüse Karşı Nasıl Korunmalıyız, Hangi Maskeyi Kullanmalıyız?
Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü , “Virüs yaygın dolaşımda olduğu sürece mutasyona uğrayan virüslerin içinden avantaj kazananlar seleksiyona uğrayacak ve giderek bu avantajlı konuma gelen virüsler hakim hale gelecekti.” dedi. Varyant virüsün daha hızlı yayıldığı için daha çok kişinin ölmesine neden olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tevfik Özlü, mutasyonlu virüse karşı nasıl korunacağını tek tek anlattı.
Reklam
Türk Bilim İnsanları, Igm Hastalığını Ameliyatsız Tedavi Etmeyi Başardı
SAMSUN (AA) - İLYAS GÜN - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Özgen ile Dr. Öğretim Üyesi Demet Yalçın Kehribar'ın kadınlarda nadir görülen İdiopatik Granülomatöz Mastit (IGM) hastalığını ilaçla tedavi etmeye yönelik araştırmasında başarılı sonuçlar elde edildi.Prof. Dr. Özgen ile Dr. Öğretim Üyesi Kehribar, kadınlarda nadir görülen iltihaplı bir meme hastalığı olan IGM hastalığının ameliyatsız tedavisi için 2 yıl önce başlattıkları çalışmayı tamamladı.Prof. Dr. Özgen, AA muhabirine, bugüne kadar tedavisi yalnızca meme ameliyatı ile olduğu düşünülen genç kadınların IGM hastalığının tedavisini devrimsel şekilde değiştirdiklerini söyledi. IGM hastalığının memede kitle ile belirti verdiğine işaret eden Özgen, hastalığın meme kanseri ile karıştırılması nedeniyle genç kadınlarda hem fiziksel hem de psikolojik olarak ciddi sıkıntılara yol açabildiğini anlattı.Bugüne kadar tedavisinde etkili bir ilaç bulunamadığı için tek çarenin memenin bir kısmının ya da tamamının cerrahi olarak alınması olduğuna dikkati çeken Özgen, 'Geçirilen ameliyatlara rağmen pek çok hastada hastalığın tekrarlaması, kadınların korkulu rüyası haline gelmişti. Keşfettiğimiz ilaç ile genç kadınlarımızı ameliyatsız tedavi etmeyi başardık. Böylece gerek operasyonun getirebileceği risklerden gerekse emzirme çağındaki anne adayı kadınlarımızı memelerini kaybetmekten kurtardık.' ifadesini kullandı.'Hastalığın cerrahi uygulama yapılmadan tamamen iyileştiğini belirledik'Kehribar ise araştırmalarında kullanımı kolay, yan etkisi son derece az ve tedavi maliyeti düşük bir ilaçla IGM hastalığında cerrahi müdahaleye göre çok daha başarılı ve kalıcı sonuçlar elde ettiklerini vurguladı. Kanserle çok fazla karıştırılmasının şiddetli şekilde memeyi kaybetme ve ölüm korkusu gibi psikolojik olarak hastaları çok etkilediğinin altını çizen Kehribar, şöyle devam etti:'Bu hastalıkta çok fazla cerrahi yöntem kullanılmakta ve kadınlar genç yaşta meme dokularını kaybetmekteydi. Ya da kortizon tedavisi ile genç bayanlarımız bu hastalıkla uzun yıllar mücadele etmek zorunda kalıyordu. 2 yıl boyunca hastalarımıza metotreksat tedavisi uyguladık. Hastalığın çok hızlı şekilde cerrahi uygulama yapılmadan tamamen iyileştiğini belirledik. IGM hastalığı nedeniyle 4-5 defa ameliyat geçirmek zorunda kalan, buna rağmen hastalığı devam eden kadınlarda ilaç tedavisi ile yüz güldürücü sonuçlar aldık.'Kehribar, bir kadın olarak da bu araştırmadan güzel sonuç alınmasına çok sevindiğini dile getirerek şunları kaydetti:'Bu keşif, Amerika'nın saygın dergilerinden American Journal of the Medical Science'ın Kasım 2020 sayısında yayımlandı. Ayrıca bu çalışmalar Japonya, Kanada, Almanya ve Güney Kore gibi birçok ülkede ilgi gördü. Bu ülkelerde düzenlenen uluslararası bilimsel kongrelerden araştırmayı anlatmak için davet aldık. Son olarak dünyada tüm tıp bilim insanlarının hastalıkların güncel tedavi şekillerini öğrenmek için kılavuz olarak başvurduğu, 'UpToDate' isimli saygın bilim sitesi tarafından kaynak gösterildi.'Kehribar, araştırmada kendilerine büyük destek veren OMÜ yetkililerine teşekkür etti.
Reklam
Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Sotriçenko: "Ypg/PKK'nın Moskova'da Ofisi Yok"
ANKARA (AA) - Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı, Rusya Kültür ve Bilim Merkezi Başkanı Aleksandr Sotniçenko, terör örgütü YPG/PKK'nın Moskova'da ofisi olmadığını söyledi.Stratejik Düşünce Enstitüsünün (SDE), 'Soğuk Savaş Sonrası Rusya'nın Dış Politikası' isimli paneline katılan Sotniçenko, Suriye ile Libya ekseninde Rus dış politikasının öncelikleri ve Türkiye-Rusya ilişkileri konusunda değerlendirmelerde bulundu. Sotniçenko, Soğuk Savaş'ın bitmesinin ardından 'umut dönemi' olarak nitelendirdiği 1989-1994 yılları arasında, Rusya'nın Batı sistemine entegre olmak için çaba sarf ettiğini belirterek, 'Dönemin Rusya Devlet Başkanı Gorbaçov, Rusya'nın Avrupa'dan çekilmesiyle ABD'nin de bu bölgeden çekileceğini düşündü ancak böyle olmadı. Böylece bu umut dönemi sona erdi.' ifadelerini kullandı.Batılı devletlerin Rusya'yı dışlamasının ardından 1994-2006 yılları arasındaki süreci 'pragmatist dönem' olarak tanımlayan Sotriçenko, bu dönemde Rusya'nın Batı ile iş birliğini geliştirip çatışmalardan kaçınarak, kendi ulus devletini güçlendirme yoluna gittiğini dile getirdi.Sotriçenko, Rusya'nın 2001'de ABD'nin Afganistan harekatına ulaşım ikmal konusunda destek olduğunu belirterek, 'Ama ABD'nin terörizmle savaşmak üzere Afganistan'a girmesinin ardından bölgede uyuşturucu üretimi olağanüstü artış gösterdi. Bu uyuşturucu sınır yakınlığı nedeniyle Rusya ve Çin'e gitti. Bunun sonucundan kötü etkilendik.' dedi.Batılı devletlerin o dönem Rusya'nın uluslararası ticaret sistemine entegre olmasında da güçlükler çıkardığını söyleyen Sotriçenko, bunun üzerine Rusya'nın 2006'dan itibaren liberal sisteme entegre olmaktan vazgeçerek devletin güçlenmesi sürecine girdiğini belirtti.Sotriçenko, Rusya'nın Suriye politikasına da değinerek, ülkesinin Suriye'de yaşanan iç savaşa terör örgütü DEAŞ ile mücadele etmek üzere müdahale ettiğini kaydetti.ABD'nin yaşadığı iç sorunlar nedeniyle Orta Doğu'dan çekilmeye başladığını öne süren Sotriçenko, 'Şimdi Avrasya'da büyük bir güç vakumu var. Bu, Rusya ve Türkiye için büyük bir şanstır.' dedi.Türkiye ile Rusya'nın terörizme karşı barış için iş birliği yapması gerektiğine vurgu yapan Sotriçenko, 'Suriye ve Libya'da farklı tarafları destekliyoruz ama sınırlarının yakındaki bir savaşı ne Türkiye ne de Rusya istiyor. ABD belki isteyebilir çünkü onlar uzakta, sonuçta teröristler oraya kadar gitmeyecek.' ifadelerini kullandı.Sotriçenko, ABD'nin Suriye'de pay sahibi olmak için YPG/PKK'ya para ve silah yardımı yaptığını söyledi.Rusya'nın Suriye'de tek bir devlet istediğinin altını çizen Sotriçenko, 'Terör örgütü YPG/PKK ile ayrılıkçı tutumları nedeniyle iyi bir diyaloğumuz yok.' dedi.Sotriçenko, YPG/PKK'nın 2015'te Moskova'da ofis açması konusuna da değinerek, şunları kaydetti:'2015 yılında Rus uçağı düşürülmüş, iki pilotumuz öldürülmüş, Türkiye-Rusya ilişkileri çok gerilmişti. Kimin aklına geldi bilmiyorum ama Moskova'da bazı insanlar yaptırım için Türkiye'nin düşmanlarını da destekleme kararı aldılar. YPG/PKK'nın Moskova ofisini televizyon için açtılar. Moskova'ya gittiğimde ofisi ziyaret etmek istedim ama bulamadım. Yüzde yüz söylüyorum böyle bir ofis yok. Bu tamamen siyasi bir aksiyondu.' Rusya'nın, Suriye'de demokrasinin tesisi için çabaları desteklediğini ifade eden Sotriçenko, 'Bu süreç zor bir süreç. Biz buna Astana'da başladık. İnşallah bu süreç devam edecek.' ifadelerini kullandı.Sotriçenko Türkiye ile Rusya'nın Suriye konusunda Astana sürecinde iş birliği içinde olduğunu hatırlatarak, 'Astana tecrübesini inşallah başka alanlarda da kullanacağız.' dedi.Rusya'nın Libya politikasına da değinen Sotriçenko, Moskova'nın Libya'nın bütünlüğünü savunduğunu dile getirerek, 'Biz Libya'da bütün tarafları bir masaya oturtmak istiyoruz.' ifadesini kullandı.Sotriçenko, başta enerji şirketleri olmak üzere bazı Rus şirketlerin Libya'da faaliyet göstermeye istekli olduğunu ifade ederek, 'Savaş bittikten sonra orada çalışmaya başlayacağız. Bunun için bölgede ekonomik istikrar lazım.' diye konuştu.
Kültür Ve Turizm Bakanı Ersoy, Canlı Yayında Soruları Yanıtladı: (2)
İSTANBUL (AA) - Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Beyoğlu Kültür Yolu projesi kapsamındaki Atatürk Kültür Merkezi'ni (AKM) haziran ayında açmayı planladıklarını belirterek, 'Pandeminin de zayıflamasıyla birlikte haziran ayı itibarıyla Beyoğlu Kültür Yolu'nda festivaller yoğun bir şekilde başlayacak. Amacımız hızlı bir şekilde Beyoğlu'nu eski canlılığına geri getirmek.' dedi.Ersoy, Habertürk TV'de 'Akşam Haberleri' programında Veyis Ateş'in kültür, turizm, sinema ve tiyatrolara ilişkin sorularını yanıtladı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinden etkilenen müzisyenler konusunda yaşanan en büyük sıkıntının kayıt dışı çalışmalar olduğunu dile getiren Ersoy, 'Pandemi bunları daha belirgin hale getirdi. Pandemiden sonra yapmamız gereken, onları kayıtlı hale getirmek. Bu sektör çok büyük bir oranda maalesef kayıt dışı çalışıyor. Çalıştıklarına dair bir belge olmadığı için kısa çalışma ödenekleri veya işsizlik maaşlarından yararlanamadılar.' diye konuştu.Ersoy, 'Müzik Susmasın' başlıklı bir kampanya düzenlediklerinin altını çizerek, şunları söyledi:'Kampanyayı, belli başlı müzik dernekleriyle birlikte yaptık. Başvuruları aldık. Değerlendirmeleri bu dernekler yaptı. Kayıtlı olmadıkları için sanatçı kimliklerini onlar daha kolay tespit edebiliyor. 31 bin başvuru oldu. Ocak, şubat ve mart ayları için 3 bin liralık destek programı vardı. İlk ödemeleri de yapıldı. Bu vesileyle güzel de bir haber vereyim. Kampanyayı 3 aydan 4 aya çıkartarak, nisan ayını da dahil ettik ve ücreti 4 bin liraya çıkarttık. Toplamda da 31 bin kişiye 124 milyon lira Bakanlık olarak kaynak aktarımı yapacağız.' 'Amacımız hızlı bir şekilde Beyoğlu'nu eski canlılığına geri getirmek'Yapımı devam eden Taksim'deki AKM'ye ilişkin son bilgileri de aktaran Ersoy, AKM'nin dünyanın sayılı kültür merkezlerinden birisi olduğunu vurgulayarak, 'Dünyayla kıyaslandığında, çok hızlı bir inşaat yaptık. 2019'un Şubat ayında başladık. Sayın Cumhurbaşkanı'mız temelini attı. Muhtemelen bu yılın haziran ayında orayı açacağız. Yüzde 80'den fazlası tamamlandı, artık montaj işlemlerine başlandı.' dedi.Mehmet Nur, Ersoy, AKM'de 2 bin 38 kişilik büyük bir opera-bale salonuyla 805 kişilik tiyatro ve müzik alanında kullanılacak çok amaçlı ikinci bir salon bulunduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:'Beyoğlu Kültür Yolu projesinin bir parçası ama kendi içinde de bir kültür yolu var. Müzik ve güzel sanatlarla ilgili kütüphanesi, küçük müzik müzesi, galeriler, çok amaçlı salon, cep sineması, kafeler ve restoranlar gibi birçok kültürel aktiviteyi de içerisinde taşıyan, 24 saat yaşayan bir merkez gibi düşünebilirsiniz. 4 bin kişinin aynı anda kullanabileceği bir mekan olacak. AKM bir yaşam merkezi şeklinde konuşlanıyor ve Beyoğlu Kültür Yolu projesinin bir parçası. AKM ile sınırlamıyoruz, dünyanın enleriyle buluşturduğumuz bir güzergah aslında bu yol.'Kültür Yolu projesine dahil olan Galataport'un dünyanın en iyi cruise portu olduğuna dikkati çeken Ersoy, şöyle devam etti: 'Ama aynı zamanda hem yabancı turist hem de İstanbullular için bir cazibe merkezi. Yukarıya doğru çıktığınızda Galata Kulesi var. Eskiden eğlence ve restoran mekanıydı. Şimdi müze ve cazibe noktası şeklinde kullanılıyor. Bizim en çok ziyaretçi alan yerimiz, Topkapı Sarayı'dır. Fakat Galata Kulesi şu anda Topkapı Sarayı ile aynı sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor. Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'yle Beyoğlu'na bağlanıyorsunuz. Atlas Sineması'nı restore ettik ve orası Türkiye'nin ilk sinema müzesi olacak. Biraz daha ilerlediğinizde Mısır Apartmanı'nda Mehmet Akif Ersoy Müze Evi var. Onu da martta milli marşımızın 100. yılına yetiştiriyoruz. Taksim Camisi ramazan ayına yetiştirilmeye çalışılıyor, onun altında İslam Eserleri Kültür Merkezi yapılıyor ve orada da sergiler olacak. Devam edince de AKM'ye geliyorsunuz.'Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, AKM'nin yönetim kuruluna, özel sanat kurumlarından temsilciler de alınacağını dile getirerek, 'Pandeminin de zayıflamasıyla birlikte haziran ayı itibarıyla Beyoğlu Kültür Yolu'nda festivaller yoğun bir şekilde başlayacak. Amacımız hızlı bir şekilde Beyoğlu'nu eski canlılığına geri getirmek.' diye konuştu.'2020'de 16 milyon ziyaretçi aldık, 12,1 milyar dolar gelir elde ettik'Mehmet Nuri Ersoy, 2020 yılının turizm verilerine de değinerek, şunları kaydetti:'2020 sonuçlarımız netleşti. Yurt dışından 15 milyon turist hedefi koymuştuk. Ama 16 milyon ziyaretçi aldık. 12,1 milyar dolar gelir elde ettik. 'Bizim rakibimiz kim yurt dışında?' diyorsanız, aslında Yunanistan ve İspanya. Rakiplerimizle kıyasladığınızda, Avrupa genelinde Yunanistan ve İspanya'da kişi sayısında yüzde 80, gelirde yüzde 88 daralma olmuş. Bizim kişi sayısına baktığınız zaman yüzde 69, gelirde yüzde 65 daralma olmuş. Bu sonuçlara göre, geçen yıl biz daha iyi bir performans sergilemişiz. Biz bu performansı kamuyla ve özel sektörle hazırladığımız güvenli turizm sertifikasyonu ile yaptık. Turizm sivil toplum kuruluşlarıyla çok bilinçli ve yoğun bir çalışma yaptık. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu'nun da görüşlerini alarak, sertifikasyon programını çok hızlı bir şekilde hayata geçirdik ve çok disiplinli şekilde uyguladık. Kanunla da bunların düzenlemesini yaptık. İlk etapta 50 oda ve üzeri konaklama tesislerinde sertifikasyon mecbur tutuldu. 1 Ocak'tan itibaren 30 oda ve üzerine mecbur tutuluyor. Nisana kadar bir aşama daha geriye çekeceğiz. Kanunla da disiplinli bir şekilde uygulandığı için dünyaya örnek teşkil etti. Birçok ülke bunu kopyalamaya çalıştı ama beceremedi.'Ersoy, yaz sezonunu nisanda başlatmayı hedeflediklerini belirterke, 'Tabii bu çok yoğun bir şekilde başlayacak anlamına gelmiyor. Soft bir açılış olacak. Özellikle Akdeniz'den başlayacak, sonra güney ve kuzey Ege'ye doğru yayılacak. İlk etapta yerli turist ve Avrupa'dan gelen belli başlı turistlerle başlar. Nisan sonunda Rus bayramı var. 27 Nisan gibi başlar ve 10 Mayıs'a kadar sürer. Bütün Rusça konuşulan ülkelerde tatil dönemidir. Hemen akabinde Ramazan Bayramı var.' ifadelerini kullandı.2021'de 31 milyon turist hedefiBu yıl 31 milyon turist hedeflediklerine dikkati çeken Bakan Ersoy, 'Bu bizim hedefimiz. Biz, 'Bunu nasıl yaparız?' diye sektörle birlikte konsantre olduk. Amaç zaten buna konsantre olmak. 'Niye yapamayız?' diye konuşan bir kitle de var. Geçen sezon da 'Açılamaz.' dediler açtık. '10 milyonu bulamazsınız.' dediler, 16 milyonu bulduk. Önemli olan, sektör olarak bu azmi göstermek, gerekli kuralları disiplinli bir şekilde yerine getirip sonuç almak. Zaten çalıştığınız, dikkat ettiğiniz zaman sonuç alıyorsunuz. Biz 31 milyonluk turist hedefini bu sene mutlaka sağlayacağız.' değerlendirmesinde bulundu.Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, yabancı turistlerin salgın döneminde özellikle Türkiye'den gidenlerin hasta olup olmadığıyla ilgilendiğini dile getirerek, şunları kaydetti:'Karşıdaki ülke, sizden dönüş yapan yolcunun sigorta kayıtlarına bakarak, hastalanıp hastalanmadığını tuşa basınca görüyor. Böyle bir otokontrol sistemi var. Geçen ay Alman Dışişleri Bakanı, Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu'nu ziyaret etti. Orada kendisinin söylediğini söylüyorum, 'Sizin protokolünüz çok iyi çalıştı. Bize çok az vaka döndü.' dedi. Türkiye'den geri dönenlerdeki vaka oranı Balkanlar'a göre çok daha düşük. İşinizi disiplinli yaparsanız, bu iş kontrollü bir şekilde gidiyor. Buna herkesin inanarak uyması lazım. Arada çürük yumurtalar her zaman olur. Onları tespit edip elemek de ilgili kurumların görevidir.''Türkiye'de tanıtımda tek sesliliğe geçiyoruz'Turizmde 2023 hedeflerine de değinen Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:'2023 yılına çok büyük bir turizm hedefi koyduk. 75 milyon turist, 65 milyar dolar hedefi. Bu anlamda 81 vilayete turizmi yaymamız gerekiyor. Çünkü Türkiye'nin her köşesinde bir şey var. Çok fazla da turistik ürünü var. Bizim Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın (TGA) 'goturkey' diye bir sitesi var. Türkçe ve 6 dilde daha yayın yapmaya başlayacak. Biz şimdi 81 vilayetimizi örgütlüyoruz. İl kültür ve turizm müdürlükleri ve valiliklerle birlikte 81 vilayetin tanıtımını 'goturkey' üzerinde şubat sonuna kadar yapacağız. 50'den fazla şehir kodlanmış durumda. İlk etapta 50'den fazla ürün, cruise, gastronomi, inanç turizmi, bisiklet turizmi, deniz, kongre... Çok rahat 100'e çıkarız. TGA, 81 vilayetin temsilcilerini mart ayında İstanbul'da toplayacak ve bunlara eğitim verilecek. Türkiye'de tanıtımda tek sesliliğe geçiyoruz. İlk kez Türkiye organize bir şekilde turizme giriyor.''Kurallara harfiyen uymaya çalışalım'Salgın sürecinin sürprizlerle dolu olduğunu dile getiren Ersoy, salgınla yaşamayı öğrenmek gerektiğini, bunun da toplum disiplinini sağlamakla olabileceğini söyledi.Bakan Mehmet Nuri Ersoy, kurallara uyulduğunda salgın sürecinin çok daha rahat geçeceğini ifade ederek, 'Tabii bundan zarar gören sektörlerimiz var. Daha az bencil olmamız lazım. Yani bizim kurallara uymamamız, hastalık taşımamız veya kapmamız, başka sektörlerin çok yoğun zarar görmesine sebebiyet veriyor.' şeklinde konuştu.Toplum disiplinine uyulması ve aşılamanın başlamasıyla birlikte sektörlerin yeni başlangıçlar yapacağını, böylece 2021'in daha az hasarla atlatılacağını kaydeden Ersoy, 'Burada benim tek ricam, kurallara harfiyen uymaya çalışalım. Toplum disiplinini koruyalım. Şunun şurasında birkaç aylık bir işimiz kaldı.' dedi.(Bitti)
Reklam