onedio
Uğur Batı Yazio: Güzelliğin Yarattığı Etki Marihuana Gibidir Desek!
Instagram’daki bütün o güzel kadınlar. Şili’den bir şelale manzarası. Dağdaki eşsiz çiçekler ya da denizde gözünün önünden kayıp giden 40 metrelik bir yat... Evet, bunlar güzeldir ve güzellik beynin anlık zevkidir. Halil Cibran’ın söylediği gibi: “Güzellik, aynada kendini seyreden sonsuzluktur.”
Büyük İhtimalle Torunlarımızın Günlük Hayatlarında Çokça Kullanacağı Teknoloji Harikası Ürünler
Çok değil 40 yıl öncesinde biri şu an sahip olduğumuz teknolojiden bahsetse ya güler geçerdik ya da şaşkınlıktan nutkumuz tutulurdu. Teknoloji ve bilim her geçen gün nutkumuzu tutmaya ve hayatımızı kolaylaştıran buluşlar yapmaya devam ediyor. Ve biz her defasında 'Artık bu da olduysa daha başka ne olabilir ki?' diye düşünüyoruz. Örneğin yapılan araştırmalara göre bir Amerikalı yılda 1.200 doları sadece elektronik ortamı keşfetmek için kullanıyor. Ama gelecek o kadar farklı ki bu harcamalar giderek artacak gibi görünüyor. Biz görür müyüz bilemiyoruz ama gelecekte belki torunlarımızın kullanacağı muhtemel teknoloji harikalarını sizin için bulup derledik.
Dünyaca Ünlü Ranker Sitesine Göre İnsana Kendini İyi Hissettiren En İyi 15 Film
İyi ve huzurlu hissetmek ister misin?Bu liste, bize kendimizi en iyi hissettiren 15 filmin listesi. Birazdan göreceğin filmler, aslında inanmayı, ilham almayı ve yaşamak istemeyi dolaylı yoldan bize bir kez daha hatırlatıyor.  Üzgünsen, hasta hissediyorsan ya da sadece bir film açıp içinde kaybolmak istiyorsan, bu listedeki filmler ne izlemen gerektiği konusunda sana yardımcı olacak.Eğer sana şimdiye kadarki en iyi hissettirecek olan filmi arıyorsan, onu bu listede bulabilirsin...
Reklam
Reklam
Tunç Akkoç Yazio: Çiçek Hastalığından Covid-19’a
etiket
20. yüzyılın en önemli olayı sizce nedir? -Aya gitmek mi-SSCB’nin dağılması mı- İnternetin hayatımıza girmesi mi… Yoksa ölümcül bir hastalığın ortadan kaldırılması mı?Çiçek hastalığı gibi bir salgın geçti tüm dünyadan. Tarih şeridine baktığımızda M.Ö. 1350’de Mısır -Hitit savaşı sırasında hastalık Hititlere geçişi hastalığın insanlar arasındaki temaslı geçişine en büyük örnek. Suppilililiuma ve onun varisiArnuwandas çiçekten ölür ve imparatorluğun çöküşü başlar. M.S 180’de ise Roma’da baş gösteren salgın sonucu Marcus Aurelius ve onunla birlikte 7 milyon Romalı ölür. 16.yy’da Amerika kıtasında 25 milyon, 18.yy’da 400.00 kişi ölür. Yaşayanlarında da sağlıkla hayatta kaldıklarını düşünmek hata olur. Onların üçte birinin kör olduğu rapor ediliyor.  20. Hanedanlığın başındaki Firavun Ramses V. M.Ö. 1141’de öldü. Ölüm nedeni çiçek hastalığı ve meşhur mumyasında çiçek izlerini görmek mümkün…Gelelim Türkiyemize. Yıl 1943… Bilanço 12395 hasta ve 1380 ölü.
Türkiye İle Almanya Arasında İmzalanan "İş Gücü Anlaşması"Nın Üzerinden 59 Yıl Geçti
BERLİN / KÖLN (AA) - MESUT ZEYREK-ERBİL BAŞAY - Türkiye ile Almanya arasında imzalanan 'İş Gücü Anlaşması'nın üzerinden 59 yıl geçti.Almanya, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra iş gücü açığını kapatmak amacıyla 1955’te İtalya, 1960’da Yunanistan ve İspanya ile anlaşmalar yaparak buralardan ülkeye işçi getirdi. Almanya, Türkiye ile de 30 Ekim 1961’de İş gücü Anlaşması imzalayarak Türkiye’den resmi olarak Almanya’ya iş gücü göçü başladı. Türk işçiler 1973’ten sonra aile birleşimi yoluyla eşlerini ve çocuklarını yanlarına aldı. Almanya’da bugün 3 milyon civarında Türk kökenli yaşıyor. Bunların önemli bölümünün ise Alman vatandaşlığı bulunuyor.1961’den itibaren ülkeye 'misafir işçi' olarak gelen ardından 'yabancı' (Auslaender), daha sonra 'göçmen kökenli insanlar' (Menschen mit Migrationshintergrund) olarak nitelendirilen Almanyalı Türkler, hem Türkiye’nin ekonomisine hem de Almanya’nın kalkınmasına ve refahına önemli katkı sağladı.'Bir ev parası kazanarak Türkiye’ye geri dönme' planlarıyla Almanya’ya gelen Türklerin çocukları bugün ülkede siyaset, spor ve bilim gibi birçok alanda önemli yerlere geldi. Alanlarında önemli şirketler de kuran Türk iş insanları Alman ekonomisine katkının yanında çok sayıda kişiye de istihdam imkanı sunuyor.Türkler yabancı düşmanlığıyla karşılaştı Türkler Almanya’da yabancı düşmanlığı gibi ciddi sorunlarla da karşı karşıya bulunuyor.1990'lı yıllarda Mölln'de ve Solingen'de Türklerin evleri kundaklandı. 2000-2007 yıllarında ırkçı Nasyonal Sosyalist Yeraltı terör örgütü 8’i Türk 10 kişiyi katletti. Hanau kentinde Şubat 2019’da ırkçı bir Alman'ın terör saldırısı düzenlemesi sonucu 4’ü Türk 9 kişi hayatını kaybetti.Son yıllarda ibadethanelerine de ırkçı saldırılar yapılan Türklerin eğitim, çalışma ve sosyal hayatta da ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı yapılan çeşitli araştırmalarla tespit edildi.En büyük sorunlardan biri lisan bilmemekAlmanya’ya 'İş Gücü Anlaşması' kapsamında göç edenler daha çok lisan sorunu yaşadı.1965’te Almanya’ya gelen Ayten Onyıl da Almanya’ya geldiğinde en büyük sorunun Almanca bilmemesi olduğunu söyledi.Ancak bir iki ay içinde temel seviyede Almanca öğrendiğini belirten 83 yaşındaki Onyıl, çalıştığı şirkette Türk yemeği çıkması için yönetime başvurduklarını anlattı.Onyıl, 'Beni el üstünde tutuyorlardı. ‘Türk yemeği lazım, Alman yemeği yiyemiyoruz.’ dedik. İki kantinimiz vardı. Bir kantini bize ayırdılar. Bu sefer Almanlar da bizden fazla Türk yemeği yemeye başlayınca biz yemeksiz kaldık.' dedi.Almanya’ya çalışmak için gelen herkes gibi kendisinin de burada çok fazla kalmayı planlamadığını söyleyen Onyıl, 'Hepimiz 'Başımızı sokacak bir ev alalım gidelim.' diyorduk. Hele ben geldiğimde telgraf çektim, ‘Burada durmayacağım.’ diye. Üstünden 55 yıl geçti. Memnundum işimden, alıştım zamanla. Çocuklarım da burada doğunca seneler gelip geçti. Şimdi (Almanya) ikinci vatanım oldu.' diye konuştu.Onyıl, Berlin’e ilk geldiği dönemde sokakta Türkçe konuşanları gördüğünde sevindiğini belirterek, '(O dönem) Daha az Türk vardı. Zaten Türkçe konuştuklarında şaşırıyorduk. Dönüyorduk arkamıza bakıyorduk, ‘Türk geliyor.’ diyerek. Çok seviniyorduk. Parmakla sayılabilecek kadar azdık.' ifadesini kullandı.Alışverişte de her şeyi bulamadıklarını anlatan Onyıl, 'Dolmalık biberi bile bulamıyorduk.' şeklinde konuştu.Ana dil Türkçe'nin önemi Kuzey Ren Vestfalya (KRV) eyaleti Uyum Meclisleri Birliği (LAGA) Başkanı Tayfun Keltek, Almanya'da Türkçenin konuşulmasının önemine işaret ederek, şunları söyledi:'Ana dil Türkçemiz bizim kişiliğimizin, var oluşumuzun ve belleğimizin en önemli unsurlarının başında geliyor. Bizim burada ana dilimize sahip çıkmamız, kendi belleğimize sahip çıkmamız demek. Bunu, gayet doğal bir istek olarak dile getirip Alman toplumuna anlatmanın zahmetine girmedik. Ana dil başarıya engelmiş gibi tüm olanaklara rağmen maalesef bu konuda bir gerileme oldu. Özellikle doğal iki dillilik büyük bir zenginlik. Bu Almanlar tarafından tam olarak fark edilmediği gibi bizler de iki dilli yetişmenin öneminin tam olarak farkında değiliz.'Gerek Türkçenin gerekse Türk kültürünün Alman toplumu tarafından yeterince dikkate alınmadığını hatta engellendiğini bunun da Almanya'daki Türk toplumunda 'istenmiyoruz' duygusu oluşturduğunu savunan Keltek, 'Burada müthiş bir ırkçılık var, istenmemezlik var, bunlara katılıyorum. ' değerlendirmesinde bulundu.LAGA Başkanı Keltek, 'Ben şöyle diyorum Almanlara: Siz bir tanesiniz, bir diliniz, bir kültürünüz var, biz iki taneyiz, daha zenginiz. Bir defa bu zenginliğimizi vatandaşlarımızın kanıksaması, kendi çocuklarına anlatması lazım.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Bursa'da Filyasyon Ekiplerinin Sayısı İki Katına Çıkarıldı
BURSA (AA) - Bursa Valisi Yakup Canbolat, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında filyasyon ekiplerinin sayısını iki katına çıkardıklarını söyledi.Canbolat, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerinin gazetecilerin sorularını yanıtladı.Bir gazetecinin Kovid-19'daki vaka artışı nedeniyle Bursa'da sokağa çıkma kısıtlamasının olup olmayacağını sorması üzerine Vali Canbolat, 'Bir kısıtlama düşüncemiz şu an için yok. Bilim Kurulunun aldığı tavsiye kararları çerçevesinde ülke genelinde bir kısıtlama olacaksa bunu Bursa'da da uygulayacağız. Onun dışında İl Hıfzıssıhha Kurulu ve ilçelerimizdeki kurulları olarak zaten tüm kararları aldık.' dedi.Canbolat, Bursa'da ekim ayı itibarıyla Kovid-19 vakalarının hızla artışına dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Bu hızı kesmemiz lazım. Bu konuda biz vatandaşlarımızın katkısını, desteğini ve meseleye sağduyulu bakışını istiyoruz. Hassas olmalarını bekliyoruz. Onun dışında biz de idari olarak filyasyon ekiplerimizi artırdık, iki katına çıkardık. Kamu kurumlarımızdan şoför ve araç desteğini İl Sağlık Müdürlüğü emrine verdik. Yoğun bakım sayılarını artırıyoruz. Onun dışında da denetimlerimizi hızlandırıp etkinliğini artıracağız. Vatandaşlarımızdan maske, mesafe ve temizlik kurallarına azami riayet göstermelerini bekliyoruz. Vatandaşlarımız tedbirleriyle bu işe çare olacak.'Vali Canbolat, kentte en çok vakanın Osmangazi ve Yıldırım bölgesinde olduğunu belirterek, hasta sayısındaki artış hızını durdurup geriye dönüşü sağlamayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.
Ermenistan Bölgeyi Ateş Çemberine Almak İçin Her Yolu Deniyor
İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - İnsani ateşkesleri daha ilk dakikasında ihlal eden Ermenistan'ın çatışma alanlarını Karabağ dışına yaymaya çalıştığını belirten uzmanlar, Erivan hükümetinin bazı devletlerden silah yardımı aldığını ve terör örgütü PKK/YPG üyelerinden oluşan bir ordu kurduğunu söyledi.Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Giray Saynur Derman ve Dünya Azerbaycanlıları Kongresi Başkanı Dr. Asıf Kurban, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmede, Ermenistan'ın sivil yerleşim yerlerine saldırı düzenleyerek uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın 'savaş suçlusu' olarak yargılanması gerektiğini söyledi.Derman, Ermenistan’ın 1990’lı yıllarda başlayan işgal sürecinden bugüne kadar yaklaşık 20 bin Azerbaycan askerinin şehit olduğunu, 1,5 milyon kişinin ise mülteci ve göçmen durumuna düştüğünü vurguladı. Bölgenin doğal gaz ve petrol boru hattı koridoru olmasından dolayı iki ülke arasındaki gerilimin uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edildiğini belirten Derman, “Sürekli bir şekilde insanlık suçu işleyen Ermenistan, Azerbaycan ile arasında sağlanan ateşkesleri ihlal etti. Ne ateşkes ne de diplomasi yolunu dikkate alan Ermenistan ordusu, provokatif saldırılarına devam etmektedir. Paşinyan yönetiminde Ermenistan savaş suçları işlemeye devam ediyor. Üç kez insani ateşkes ilan etme konusunda anlaşma sağlanmasına rağmen Ermenistan tarafı, anlaşmaya varılmasından hemen sonra ateşkesleri ihlal etmekten geri durmuyor.” diye konuştu.Derman, üçüncü kez ateşkesi ihlal eden Ermenistan’ın, sistematik bir şekilde sivil yerleşim yerlerine Smerch füzesi, roket, misket bombasıyla saldırı düzenlemesinin savaş suçu kapsamına girdiğini vurgulayarak şunları söyledi:'Ermenistan’ın bu saldırılardaki temel hedefinin Rusya’nın ve Batı ülkelerinin özellikle Fransa’nın desteğini alarak Azerbaycan’a karşı güç kullanımı sağlamak olarak değerlendirebilirim. Bu saldırıda Ermenistan’ın Rus silahlarını kullanması da ayrıca dikkat çekici. Saldırıların Azerbaycan topraklarında gerçekleşmesi Rusya’ya müdahale hakkı doğurmadığı gibi Azerbaycan’ın meşru müdafaa hakkı nedeniyle karşı saldırısını da haklı kılmaktadır.” Derman, Rusya'nın Batı ile iş birliğinden dolayı Ermenistan'a kızgın olduğunu, Hazar enerji havzasında pay sahibi ve Avrupa Birliği'nin (AB) gaz tedarikçisi olan Azerbaycan'ı ise karşısına almak istemediğini savundu. Derman, 'Ermenistan Azerbaycan karşısında askeri teçhizat ve ordu bakımından mukayese edilemeyecek kadar zayıftır. Bu saldırıyı yaparken kime güvenmektedir? Elbette önce Rusya sonra da Fransa’ya güvendiği aşikardır. Fransa özellikle Doğu Akdeniz meselesinden dolayı çatışma alanlarını genişletip Türkiye’ye hasmane hamle içine girdiği için Azerbaycan-Türkiye yakınlığını da hesaba katarak Karabağ üzerinden sıkıştırmaya çalışmaktadır.' değerlendirmesinde bulundu.'Savaş kanunlarının her ihlali bir savaş suçudur'Ermenistan'ın çatışma alanlarını Karabağ dışına yayıp, Azerbaycan’ı kendi toprakları dışına çekip, meşru müdafaa hakkını engelleyip suçlu konuma getirmeye çalıştığını vurgulayan Derman, şöyle devam etti: 'Bütün bu ihlaller bu amaçla yapılmaktadır. Oysaki bütün hesaplar ters döndü. Azerbaycan son derece başarılı bir şekilde ilerleyip topraklarını işgalden kurtarıp geri almaktadır. Kanaatimce Ermenistan’ın tüm bu haksız müdahalelerine sivillere saldırılarına rağmen, Azerbaycan’ın başarılı karşı taarruzuyla birlikte işgal altındaki Karabağ, Ermenistan’ın elinden alınarak yeniden ait olduğu ülke olan Azerbaycan’a geçecektir.'Derman, Paşinyan’ın tüm halkı savaşa davet etmesi, savaşın başka ülkenin topraklarında yaşanması, sivillerin hedef alınması, kamuya açık alanların ve askeri tesislerin hedef alınması gibi çeşitli suçlardan dolayı ferdi sorumluluk davasında yargılanabileceğini aktardı. Sivil halkın hedef alınarak öldürülmesi, gereksiz yere şehirlerin yakılıp yıkılması, askeri hedef olmayan din, eğitim, sanat, bilim ya da hayır amaçlarıyla kullanılan binalara, tarihi anıtlara ve hastanelere saldırılar gibi eylemlerin savaş suçu kapsamında değerlendirildiğini vurgulayan Derman, sözlerini şöyle sürdürdü:'Devletler arası çatışmalarda savaş kanunlarının her ihlali bir savaş suçu sayılmaktadır. Savaş suçları uluslararası insani hukuk kapsamında, insanlık suçları olarak da nitelendirilir. Savaş suçlarının uluslararası insani hukuk alanında önemli bir yeri vardır ve Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi gibi uluslararası mahkemeler bu amaçla düzenlenmiştir.''Ermenistan terörist bir devlet haline geldi'Dünya Azerbaycanlıları Kongresi Başkanı Kurban da Ermenistan'ın anlaşmanın mürekkebi kurumadan üçüncü kez insani ateşkesi ihlal ettiğini ve Azerbaycan’ın sivil yerleşim yerlerine yasaklı füzelerle saldırı düzenlediğini söyledi.Ermenistan'ın cephede kaybettikçe, bölgeyi bir ateş çemberi içine almak için her yolu denediğini ifade eden Kurban, şöyle konuştu:'Ermenistan'ın, bölge güvenliği için tehlikeli olduğu kanıtlanmış durumda. PKK/YPG ve benzeri terörist grupları getiriyor. Ermenistan Savunma Bakanı'nın Ermeni askerleriyle birlikte bir fotoğrafı yayınlandı. Fotoğrafta, Ermenistan Savunma Bakanı'nın yanında oturan çıplak ayaklı bir Ermeni askerinin üniforması Azerbaycan askeri üniformasıyla aynıydı. Amaç ortada, bir çatışma sonucu bu terörist ölseydi, bu fotoğraf üzerinden Azerbaycan terörist grupları bölgeye getiriyor yalanına başvuracaklardı. Dünya kamuoyunu yanıltma girişimleri de bir bir deşifre oluyor.' Kurban, Ermenistan ordusunun paralı teröristlerden oluştuğunu vurgulayarak 'Ordusu teröristlerden oluşan Ermenistan da terörist bir devlet haline dönüştü. Paşinyan, dağılan ordusu yerine terörist gruplardan ve paralı askerlerden oluşan bir ordu kurdu.' dedi.Norduz sınır kapısından Ermenistan'a yardımların gittiğine dair iddialar olduğunu da belirten Kurban, İran'ın bölge barışı adına bir an önce bu sınır kapısını kapatması gerektiğini söyledi.Kurban, 8 milyar dolar dış borç ve 1,5 milyar dolardan az bir döviz rezervine sahip olan Ermenistan'ın ekonomik gücünün üstünde silahlara nasıl sahip olduğunun sorgulanması gerektiğine işaret ederek şunları kaydetti:'Ermenistan ekonomik olarak çökmüş durumda. Fakat elindeki silahların değeri ekonomik gücünün çok üstünde. Ermenistan'a giden bedava silahların olduğu ortada. Özellikle AGİT Minsk grubunda yer alan ve açık şekilde Ermenistan'ın tarafını tutan Fransa’nın AGİT grubundan çekilmesini istiyoruz. Azerbaycan halkı tek yumruk gibi bütünleşmiş durumda ve Ermeni teröristler tarafından işgal edilmiş topraklarını temizlemekte kararlıdır. Bunu da başarılı bir şekilde sahada uygulamakta, 30 yıldır işgal altında olan tarihi topraklarını işgalcilerden kurtarmaktadır. Azerbaycan bu başarısı ile bölgeye barış getirecektir.'Kurban, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi vicdanlı her ülkenin ve bireyin Azerbaycan'ın yanında yer alması gerektiğini vurgulayarak bölgede barışın ve adaletin tesisi için Ankara'nın diplomatik temaslarını sürdürdüğünü dile getirdi.Dünya medyasının Ermeni teröristlerinin Azerbaycan’da yaptığı sivil katliamları görmezden geldiğine de değinen Kurban, Türkiye medyasının Azerbaycan'ın haklı davasını tüm dünyaya duyurduğunu ifade etti.
Edirne Valiliğince "Havalandırma" Talimatı Yayımlandı
EDİRNE (AA) - Edirne Valiliği Kovid-19 tedbirleri kapsamında 'havalandırma talimatı' yayımladı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını tedbirleri kapsamında kent merkezi ile ilçelerde dezenfeksiyon çalışmaları büyük bir titizlikle yürütülüyor.Vali Ekrem Canalp'in talimatı ile Valilik koordinasyonunda İl Özel İdaresi ile Edirne Belediyesince kurulan ekipler, gece gündüz cadde ve sokakların yanı sıra apartmanlar ve gıda satış alanlarını sık aralıklarla ilaçlıyor.Temiz hava ile mücadeleye katkı sağlanacakBu önlemlere ek olarak İl Hıfzıssıhha Kurulu kararınca Kovid- 19 tedbirleri kapsamında 'Havalandırma Talimatı' yayımlandı.Kamu ve özel sektöre ait binalar ve eklentilerindeki tüm kapalı alanların pencere ve kapı açılması suretiyle doğal havalandırma yoluyla sık sık havalandırılmasının esas alındığı talimatta temiz hava sirkülasyonun önemi de anlatıldı.Havalandırmanın ne şekilde yapılacağının yönergelerinin bulunduğu talimat, kamu kurum kuruluş, özel sektör kuruluşları yöneticilerine gönderildi.Talimata uyulup uyulmadığı Vali Yardımcılarının denetiminde tüm kurum amirlerinin sorumluluğuna verildi. Ayrıca 'Havalandırma Takip Çizelgeleri” oluşturularak havalandırmanın denetlenmesi sistematik hale getirildi.'Biz uyuyoruz misafirlerimiz de kurallara uymalı'Kent merkezinde vatandaşların büyük bölümünün maske kuralına uyduğu gözlendi. Sigara içenler dışında neredeyse Saraçlar Caddesindeki yayaların tamamı maskelerinin nizami şekilde takılı olduğu görüldü.Vatandaşlardan Hakan İnceoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentte maske ve mesafe kuralına büyük oranda uyulduğunu söyledi.Vaka artışının İstanbul'dan ziyade Bulgaristan'dan gelen yoğun turist akınından kaynaklandığını düşündüğünü ifade eden İnceoğlu, 'Vaka artışı kalabalık mekanlar ve pazar yerlerindeki yoğunluktan oluyor. Maske, mesafe ve hijyene uymak zorundayız. Yapacak başka bir şeyimiz yok. ' dedi.Murat Şarbalkanlı da Edirne'de yaşayanların kurallara uyduğunu belirtti.Ancak dışardan gelenlerin kural ihlali yaptıklarını gözlemlediğini anlatan Şerbalkanlı, 'Edirne'deki vatandaşlarımız maske, mesafe ve kurallara uyuyor. Ancak İstanbul temaslı gelen vatandaşların bu kurallara uymadığını görüyoruz. Biraz daha dikkatli olmamızda fayda var. Sağlık Bakanımız dış temaslı olarak Edirne'de bir artış olduğunu söyledi. Bunlara hem Edirneliler hem de misafirlerimiz uyarsa ekonomi ve toplum sağlığı açısından iyi olur.' diye konuştu.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın dün Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada İstanbul'a yakın temaslı illerde vaka sayılarının arttığını belirtmiş, bu iller arasında Edirne'yi de saymıştı.Koca, Edirne'de vaka artışının yüzde 91 olduğunu vurgulamıştı.
Reklam
Uğur Batı Yazio: İnsan Beyninin Sırrı Çözülebilir mi?
etiket
Okumuş olabilirsiniz, Amerika Birleşik Devletleri'nde beyin okuma teknolojinde patent başvurularında görülmedik ölçüde bir artış yaşandığı belirtiliyor. Söz konusu başvurular, nöropazarlama araştırmalarından tutun, zihinsel hastalıklarının tedavisine, depresyonu azaltan cihazlardan, ikna yöntemlerine kadar birçok alanı kapsıyor. Merkezi California'da bulunan piyasa araştırma şirketi SharpBrains'in raporuna göre, 2000-2009 yılları arasında ABD'de 400'ün altında nöro-teknoloji patenti verildi. Bu rakamda 2010'da büyük bir sıçrama oldu v sayı 800’e yükseldi. 2014'te ise bu alandaki patent sayısı 1600 oldu (Kaynak). Raporun belirttiğine göre, bu alandaki patent sayısı, tıbbi şirketlere verilenlerden bile daha fazla! Konuyla tüm dünyanın ilgilendiğini de rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabi böyle olunca, buna ABD hükümetinin de duyarsız kalmasını bekleyemezsiniz.
"Cezeri"Nin Uçuş Denemesi" İslam Alimi El Cezeri'nin Doğduğu Cizre'de Yapılsın" Talebi
ŞIRNAK (AA) - MUSTAFA DEĞİRMENCİOĞLU - Türkiye'nin ilk uçan arabası 'Cezeri'nin uçuş denemesinin, dünyanın ilk robotlarını yapan ünlü İslam alimi El Cezeri'nin doğduğu Şırnak'ın Cizre ilçesinde gerçekleştirilmesi talep edildi.Baykar'ın geliştirdiği Türkiye'nin ilk uçan arabası 'Cezeri'nin ilk uçuş testleri geçen ay başarıyla tamamlanırken, ünlü İslam alimi El Cezeri'nin adı verilen uçan arabanın uçuş denemelerinin, Cezeri'nin doğduğu ve türbesinin bulunduğu Cizre ilçesinde yapılması önerildi.İsmail Ebu'l-İz El-Cezeri hakkında araştırmalar yapan tarihçi Abdullah Yaşın, AA muhabirine, ünlü İslam alimi El-Cezeri'nin 1153'te Cizre'de doğduğunu, Ulu Cami'deki eğitiminden sonra Bağdat'ta tahsilini sürdürdüğünü söyledi.Cizre'ye dönen El Cezeri'nin burada icat işlerine başladığını ve makineler geliştirdiğini belirten Yaşın, şöyle konuştu:'O zamanki Cizre beyi ona fazla vergi yüklediği ve burası bir savaş alanı olduğu için 1174'te Diyarbakır'a göç etti. Artuklu Sarayı'nda baş mühendis olarak görev aldı. Orada 25 yıl kaldı ve El-Camiu Beyne'l İlmu ve el-Amelu'n-Nafii fi's-Sanaati'l Hiyel adlı kitabını yazdı. 25 yıldan sonra Cizre'ye döndü ve burada vefat etti. Ebu'l-İz Hazretleri icat ettiği 60 makine ile kendisini bütün dünyaya kanıtlamış birisi.'Cezeri'nin birli, ikili, dörtlü, on ikili robotlar, duvar, kum, maymunlu, madeni ve taş saatler ile ayrıca sağlık gereçleri ve duvardan fırlayıp saatin kaç olduğunu gösteren robotlar yaptığını anımsatan Yaşın, 'Bunun dışında şifreli kilitler, şifreli çantalar ve kasalar yapmış. Çeşitli musluklar, tulumbalar, fıskiyeler yapmış. Yani siz nereye bakarsanız bakın Ebul-İz'i orada görürsünüz.' dedi.'Bu alet bizim göğümüzü kabartacak'Ebul-İz'in mezarının Cizre'de Hazreti Nuh'un türbesinin bulunduğu caminin avlusunda olduğuna dikkati çeken Yaşın, şunları aktardı:'Şimdi Ebu'l-İz'in Cizre'de doğması, Cizre'de vefat etmesi ve mübarek naaşının burada olması nedeniyle Sayın Selçuk Bayraktar'a bütün Cizreliler adına çağrımdır. Mutlaka Cezeri adını verdiği bu uçan aleti Cizre'de uçurmasını istiyoruz. Ebu'l-İz Cizrelidir. 'El Cezeri' Cizreli demektir. Onun yapmış olduğu eserler şimdiki bilime bir yol göstermiştir. Bu yüzden Cezeri adı verilen ve Sayın Selçuk Bayraktar tarafından yaptırılan bu aletin Cizre'de uçurulmasını istiyoruz. Bu bizim hakkımız. Çünkü Ebu'l-İz burada medfun. Yoksa onun kemikleri incinir. Bu alet bizim göğümüzü kabartacak, aynı zamanda onu hoşnut edecek.' İsmail Ebu'l-İz El-Cezeri'nin türbesinin bulunduğu Dağkapı Mahallesi Muhtarı Cafer Erbet de İsmail Ebu'l-İz'in dünyada ilk robotu icat eden kişi olduğunu vurgulayarak, 'Çok sayıda makine ile ilgili icatları var. Çok meşhur bir kişi. İsmail Ebu'l-İz, Diyarbakır'a gitmiş olabilir ama Cizrelidir. Türbesi de Cizre'dedir. Dünyada ilk robotu, saati, kaç tane makineyi icat eden kişidir. Uçan aracın Cizre'de uçurulmasını istiyoruz.' dedi.'El Cezeri, dünyada ilk robotu icat eden kişi'Türbeyi ziyarete eden Selim Seylan da Şırnak merkezden geldiğini ifade ederek, şunları dile getirdi:'Hazreti Nuh Aleyhisselamın türbesini ziyaret ediyoruz. Aynı zamanda İsmail Ebu'l-İz El-Cezeri'nin de türbesi burada. Bunlar bizim manevi değerlerimizdir. Zaman zaman buralara ziyarette bulunuyoruz. Zengin bir kültüre sahip özellikle bölgemiz. İsmail Ebu'l-İz El-Cezeri, dünyada ilk robotu icat eden bir zat. Bölgemizin kalkınması, hak ettiği değeri kazanması için medyanın bunları tanıtmasını, uçan aracın burada tanıtılmasını, burada üretilmesini istiyoruz.' Vatandaşlardan Abdulaziz Bilge, Cizre'nin dünya medeniyetinin seyrini değiştiren şehirlerden biri olduğunu belirterek, şunları kaydetti:'Biz ancak kendi kendimize yeteriz ve biz kendi buluşlarımızla ve ecdadımızdan aldığımız ilhamla atılım göstereceğiz. Bu yapılan ilk uçan arabamızın Cizre'de uçurulmasını talep ediyoruz. Madem El-Cezeri Cizreli demek, istiyoruz ki, El-Cezeri kendi memleketi ile özdeşleşsin. Eğer El-Cezeri burada yetişmişse, bu toprakların suyunu içmişse biz onun bu teknolojik hamlesini günümüzden asırlar sonra tekrar dirilişini biz bu şehirde görmek istiyoruz. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Selçuk Bayraktar'dan talebimiz budur.''Resmi yazıyla başvuruda bulunduk'Cizre Ticaret ve Sanayi Odası (CTSO) Başkan Yardımcısı Cemal İşlek de sibernetik biliminin kurucusu kabul edilen, fizikçi, robot ustası bilim insanı İsmail Ebu'l-İz El-Cezeri'nin isminin Türkiye'nin ilk uçan arabasına verilmesinin gururunu yaşadıklarını belirtti.Son dönemde dünyada uçan araba ile ilgili çalışmalar yapıldığını dile getiren İşlek, 'Selçuk Bayraktar yapmış olduğu uçan arabanın ismine Cezeri ismini koydu. Cezeri ismi, Cizre'de 1200 yıl önce yaşamış olan, İsmail Ebu'l-İz El-Cezeri'den gelmektedir. Biz bu konuda kendisinden yapılacak olan deneme çalışmalarının, deneme uçuşlarının Cizre'de yapılmasını talep etmekteyiz. Deneme uçuşlarının Cizre'de yapılması için resmi yazıyla başvuruda bulunduk.' sözlerine yer verdi.
Reklam
Obezite Hastalarına "Kovid-19" Uyarısı
DİYARBAKIR (AA) - MEHMET SIDDIK KAYA - Diyarbakır Dicle Üniversitesi (DÜ) Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Tekin ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlyas Yolbaş, koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde aşırı kilo alımına dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundu.Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kovid-19 Yoğun Bakım Koordinatörü Prof. Dr. Tekin, AA muhabirine, kronik bir hastalık olan obezitenin sadece estetik bir sorun değil, vücudun tüm sistemlerini olumsuz etkileyen, bunun sonucunda pek çok hastalığa zemin hazırlayan bir hastalık olduğunu söyledi.Obezitenin Kovid-19 için de ciddi bir problem oluşturduğunu kaydeden Tekin, yapılan çalışmalarda aşırı kiloluların Kovid-19 hastalığını kötü geçirdiğini ve yoğun bakım ünitesinde yatış süresinin daha uzun sürdüğünün belirlendiğini bildirdi.Toplumda obezite oranının yüksek olduğuna ve bu oranın giderek arttığına dikkati çeken Tekin, takip ettikleri hastalar içerisinde özellikle 40-50 yaş aralığındaki genç erişkin dedikleri grupta hastaneye yatış oranının obezite olanlarda daha fazla olduğunu vurguladı.'Hastaneye yatan genç erişkinlerde yoğun bakımlarda yatışların yüzde 80'ine yakınının obez olduğunun, bu obez hastaların içinde de ölüm oranlarının daha yüksek olduğunu görebiliyoruz.' diyen Tekin, obezitenin özellikle akciğer kapasitesini azalttığını, nefes almada zorluk yarattığını, bu nedenle koronavirüsün daha ağır geçtiğini aktardı.Tekin, Kovid-19'un ardından yeni bir yaşam tarzı oluştuğunu bildirerek, insanların daha az dışarı çıktığını, daha çok kapalı ortamlarda zaman geçirdiğini, bunun da obezite açısından bir risk oluşturduğuna işaret etti.Koronavirüse karşı aşırı kilolu kişilerin daha da dikkat etmesi gerektiğini ifade eden Tekin, şöyle devam etti:'Günlük egzersizleri yapıp kilo almama konusunda daha dikkatli olunmalı. Fastfood dediğimiz beslenmeden ziyade sebze ve meyve ağırlıklı, kalorinin düşük olduğu gıdalarla beslenmeyi tavsiye ediyoruz. Her öğünde mümkün olduğu kadar yeşillik bulunsun. Sabahın erken saatlerinde de daha kahvaltı yapmadan kişilerin yürüyüş yapmalarını istiyoruz.'Basit tedbirlere hastalığa karşı önlemProf. Dr. Tekin, kış mevsiminde insanların artık kapalı ortamlarda daha fazla bulunacağını, bununla birlikte vaka sayılarında artış beklediklerini belirterek, bu süreçte diyabet hastalarının daha çok dikkat etmesi gerektiğini dile getirdi.'Mümkün olduğu kadar kapalı ortamlarda bulunmasınlar, kapalı ortamlarda bulunacaklarsa maskelerini ve mesafelerini korusunlar. En kısa sürede kapalı ortamda işlerini bitirip açık ortama geçsinler. Bu süreçte mümkün olduğu kadar farklı insanlarla, kalabalık ortamlarda temas sürelerini kısıtlayarak kendilerini korumaları lazım.' ifadesini kullanan Tekin, basit tedbirlerle bu hastalığa karşı önlem alınabilineceğine dikkati çekti.Çocuklarda obezite riski arttıDÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlyas Yolbaş da pandemi ile çocukların dışarı çıkmaması nedeniyle evde ciddi oranda obezite riskiyle karşı karşıya kalındığını belirtti.Obezitenin Kovid-19 üzerine ciddi olumsuzlukları olduğuna işaret eden Yolbaş, ABD'de yapılan araştırmada, yoğun bakımda yatışların en büyük nedenlerinden birinin de çocuklarda obezite olduğunun belirlendiğini söyledi.Yolbaş, çocukları obeziteden korumanın önemli bir faktör olduğuna değinerek, şöyle konuştu:'Bunun için ev ortamında çocuklarla oyun oynanabilir, sabahları erken saatlerde, kalabalık olmayan vakitlerde parkta çocukların yürüyüş yapmaları sağlanabilir. Bu şekilde çocukların obez olması engellenir. Anne ve babalar evde özellikle çocukları yüksek karbonhidrat içeren, yüksek rafine şeker içeren gıdalardan mutlaka uzak tutmalı. Dengeli şekilde beslenmeleri çok önemli. Sebze ağırlıklı beslenmeye önem verilmeli. Et, süt, yumurta gibi temel gıdalarla beslenmeleri daha da sağlıklı olacaktır. Ancak bu şekilde obezitenin önüne geçilebilir.'
Japonya Başbakanı Suga: "Çin İle İlişkilerde Kararlılık Oldukça Önemli"
TOKYO (AA) - Japonya Başbakanı Suga Yoşihide, Çin'le ilişkilerde istikrarın önemine işaret ederek “Karşılıklı ilişkilerde neyi savunmamız gerekirse savunacağız. Çin ile ilişkilerde kararlılık oldukça önemli.” dedi.Eylülde göreve gelen Başbakan Suga, Temsilciler Meclisinde (Şuugiin) muhalefet temsilcilerinin sorularını cevapladı.Diplomasiden ekonomiye, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından iç politikaya kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Suga, daha önce açıkladığı “2050’ye kadar net sıfır karbon salınımı” hedefi için her türlü çabayı sarf edeceğini söyledi.Bu kapsamda “Nükleer enerjiye yönelinip yönelinmeyeceği” sorusuna Suga, tasarrufa ve yenilenebilir enerjiye maksimum bağlılığın hedeflendiğini, nükleer güce bağlılık seviyesinin mümkün olduğunca düşürüleceğini söyledi.Suga, sera gazı salınımının yüzde 80’inin kaynağının enerji sektörü olduğunu belirterek “2050'ye dek 'Net 0 Karbon Salınım' hedefi kolay değil. Hükümet tüm seçenekleri kovalayacak.” dedi.Geçmişte hükümeti eleştirdikleri için Japonya Bilim Konseyi'ne tayin edilmedikleri belirtilen 6 bilim insanının durumuna ilişkin de Suga, atamalarda yetkili kişi olarak kararı kendisinin verdiğini, devlet destekli kurumların kamuoyunun desteğine sahip olması gerektiğini belirtti.Kovid-19 salgınından ülke ekonomisinin kötü etkilendiğini, buna karşı ne tip tedbirler alınacağı yönündeki bir soruya Suga, “Seyahate Çık” kampanyasını sürdürerek turizm ve yiyecek içecek sektörünü canlandırmayı hedeflediğini belirtti.İç ekonomi için uluslararası yolcuların hayati önem taşıdığını vurgulayan Suga, Kovid-19 tedbirlerinin uygulanmasına devam edileceğini, seyahat kısıtlamalarının kademeli olarak yumuşatılacağını söyledi.Suga, “yeni kabinenin diplomasi tecrübesinin olmadığının, bundan ABD ve Çin gibi ülkelerle ikili ilişkilerin etkilenebileceği”nin belirtilmesi üzerine ise ülkesinin dış politikasının temelinin ABD ile mevcut güvenlik ittifakına dayandığını söyledi.Kuzey Kore ve diğer bölgesel konulara ilişkin de Suga, ABD başkanlık seçimleri sonucuna bakılmaksızın, Washington merkezli politikaları benimseyeceğini belirtti.Suga, bölgesel komşusu Çin ile istikrarlı ilişkilerin sadece ikili değil, çok taraflı ve uluslararası ilişkiler için de önemli olduğunu vurgulayarak “Karşılıklı ilişkilerde neyi savunmamız gerekirse savunacağız. Çin ile ilişkilerde kararlılık oldukça önemli. Aktif diplomasi yoluyla her ülkeyle iş birliği ve güveni derinleştirmeye kararlıyız.” diye konuştu.
Reklam