onedio
Kahin Tepe İkinci Göbeklitepe Olma Yolunda
KASTAMONU (AA) - Kastamonu Valisi Avni Çakır, Kahin Tepe'nin buluntuların ortaya çıkmasıyla ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini söyledi.Çakır, Kastamonu'nun Araç ilçesindeki arkeolojik alanda incelemelerde bulundu, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin danışmanlığında devam eden Kahin Tepe kazısı hakkında bilgi aldı. Vali Çakır, gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede çıkan buluntuları inceleme fırsatı bulduklarını söyledi. Önemli buluntulara şahitlik ettiklerini anlatan Çakır, 'Kastamonu bildiğiniz gibi tarihi ve kadim bir şehir. Milattan önce 2-3 binli yıllara dayanan bir yaşam merkezi. İnşallah Kahin Tepe'de devam eden çalışmaların neticesinde medeniyetlerin beşiği olan ilimizin belki de Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden bir tanesi olduğuna tanıklık ediyoruz.' ifadelerini kullandı. 'Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den daha önce yapıldığını düşündürüyor'Kahin Tepe'nin ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini vurgulayan Vali Çakır, şöyle devam etti:'Göbeklitepe ile birlikte Anadolu'da yerleşim 10 bin yıl öncesine kadar dayandı. Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den dana önce yapıldığını düşündürüyor. Sanki buradan elde edilen tecrübe ile Göbeklitepe inşa edilmiş olabilir. Kahin Tepe'de medeniyetin 10-12 bin yıl önce yerleştiği yönünde buluntular var. Bu da hem ilimizin kadim şehir özelliğini perçinleyen hem de kültürel zenginliğine katkı sunan bir keşif. Burada arkadaşlarımız 3 yıldır Kültür Bakanlığımızın ve DSİ'nin yardımlarıyla bu çalışmaları yapıyorlar. İnşallah buluntuların ortaya çıkmasıyla Kahin Tepe ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyecektir. Çalışamların sonunda ikinci bir Göbeklitepe'yi de burada tüm insanlığın kültürel mirasına sunacağız.' 'Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri'Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin ise Karadeniz'in bilinmeyen Akeramik Neolitik dönemini açığa çıkardıklarını söyledi.Kazılarda Karadeniz'de bu döneme ait ilk buluntulara rastladıklarını aktaran Ayengin, şu bilgileri paylaştı:'Karadeniz'de daha önce böyle bir dönem bilinmiyordu. İlk defa bu yerleşimde gördük. Bu kültürü Göbeklitepe, Nevali Çori ve Çayönü gibi yerleşimlerden tanıyorduk ama Karadeniz'in Akeramik Neolitik dönemini bilmiyorduk. Yine aynı şekilde burada da şamanik bir inanç var. Bu inancın bütün bulgularını, verilerini görüyoruz. Buranın bir tapınma alanı ve toplanma alanı olduğunu düşünüyoruz. O dönemde insanlar hayvanlara tapıyorlar. Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri.' Salgın nedeniyle çalışmalarda aksamalar yaşandığını belirten Ayengin, 'Seneye pandemi ortadan kalkarsa çok daha büyük bir ekiple gelip, jeoradarla alanda çalışmalar yapacağız. Bizim kendi tespitlerimiz de var. Onlardan da yararlanarak kazı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Tapınakları da bulacağımıza inanıyoruz. Çünkü mimaride kullanılan buluntularımız var. Mimari için özel üretilmiş dikmelerimiz var.' diye konuştu.
Kahin Tepe İkinci Göbeklitepe Olma Yolunda
KASTAMONU (AA) - Kastamonu Valisi Avni Çakır, Kahin Tepe'nin buluntuların ortaya çıkmasıyla ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini söyledi.Çakır, Kastamonu'nun Araç ilçesindeki arkeolojik alanda incelemelerde bulundu, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin danışmanlığında devam eden Kahin Tepe kazısı hakkında bilgi aldı. Vali Çakır, gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede çıkan buluntuları inceleme fırsatı bulduklarını söyledi. Önemli buluntulara şahitlik ettiklerini anlatan Çakır, 'Kastamonu bildiğiniz gibi tarihi ve kadim bir şehir. Milattan önce 2-3 binli yıllara dayanan bir yaşam merkezi. İnşallah Kahin Tepe'de devam eden çalışmaların neticesinde medeniyetlerin beşiği olan ilimizin belki de Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden bir tanesi olduğuna tanıklık ediyoruz.' ifadelerini kullandı. 'Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den daha önce yapıldığını düşündürüyor'Kahin Tepe'nin ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyeceğini vurgulayan Vali Çakır, şöyle devam etti:'Göbeklitepe ile birlikte Anadolu'da yerleşim 10 bin yıl öncesine kadar dayandı. Buradaki buluntular sanki Göbeklitepe'den dana önce yapıldığını düşündürüyor. Sanki buradan elde edilen tecrübe ile Göbeklitepe inşa edilmiş olabilir. Kahin Tepe'de medeniyetin 10-12 bin yıl önce yerleştiği yönünde buluntular var. Bu da hem ilimizin kadim şehir özelliğini perçinleyen hem de kültürel zenginliğine katkı sunan bir keşif. Burada arkadaşlarımız 3 yıldır Kültür Bakanlığımızın ve DSİ'nin yardımlarıyla bu çalışmaları yapıyorlar. İnşallah buluntuların ortaya çıkmasıyla Kahin Tepe ikinci bir Göbeklitepe olma yolunda hızla ilerleyecektir. Çalışamların sonunda ikinci bir Göbeklitepe'yi de burada tüm insanlığın kültürel mirasına sunacağız.' 'Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri'Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin ise Karadeniz'in bilinmeyen Akeramik Neolitik dönemini açığa çıkardıklarını söyledi.Kazılarda Karadeniz'de bu döneme ait ilk buluntulara rastladıklarını aktaran Ayengin, şu bilgileri paylaştı:'Karadeniz'de daha önce böyle bir dönem bilinmiyordu. İlk defa bu yerleşimde gördük. Bu kültürü Göbeklitepe, Nevali Çori ve Çayönü gibi yerleşimlerden tanıyorduk ama Karadeniz'in Akeramik Neolitik dönemini bilmiyorduk. Yine aynı şekilde burada da şamanik bir inanç var. Bu inancın bütün bulgularını, verilerini görüyoruz. Buranın bir tapınma alanı ve toplanma alanı olduğunu düşünüyoruz. O dönemde insanlar hayvanlara tapıyorlar. Burası gerçekten Anadolu tarihi ve dünya tarihi açısından çok önemli bir yerleşim yeri.' Salgın nedeniyle çalışmalarda aksamalar yaşandığını belirten Ayengin, 'Seneye pandemi ortadan kalkarsa çok daha büyük bir ekiple gelip, jeoradarla alanda çalışmalar yapacağız. Bizim kendi tespitlerimiz de var. Onlardan da yararlanarak kazı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Tapınakları da bulacağımıza inanıyoruz. Çünkü mimaride kullanılan buluntularımız var. Mimari için özel üretilmiş dikmelerimiz var.' diye konuştu.
Nükleer Karşıtı Hareket "Nevada-Semey"İn Başkanı Süleymanov: "Ermenistan, Sivillere Saldırarak Uluslararası Hukuku İhlal Etti"
ALMATI (AA) - 'Nevada-Semey' Nükleer Karşıtı Hareketin Başkanı Olcas Süleymanov, Ermenistan'ın Azerbaycanlı sivillerin yaşadığı bölgelere saldırarak uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek 'Füze saldırısının yapılması için ülkenin en üst yetkilisinin özel emri gerekir. Muhtemel ki bu durumda (Gence'ye) saldırı emri Ermenistan Başbakanı tarafından verilmiştir.' dedi.Süleymanov, AA muhabirine, Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'daki topraklarını işgalden kurtarma operasyonuna ve Ermenistan'ın sivillere yönelik saldırına ilişkin açıklamalarda bulundu.Eski büyükelçi ve Kazakistan’ın UNESCO temsilcisi, bilim adamı ve şair Süleymanov, Dağlık Karabağ'da bugün yaşananların Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Gurubunun 'beceriksizliğinden' kaynaklandığına dikkati çekti. Minsk Grubunun Azerbaycan'ın mücadelesini desteklemesi gerektiğine işaret eden Süleymanov, 'Ne yazık ki 30 yıl buyunca hiçbir şey yapmadı. Bu nedenle Azerbaycan, kendi gücüyle topraklarını kurtarmak zorunda kaldı.' diye konuştu. Süleymanov, Azerbaycan'ın sahada tek başına sürdürdüğü askeri mücadelenin meşru olduğunu söyledi.Ermenistan ordusunun Azerbaycanlı sivillere yönelik saldırılarının 'açık bir provokasyon' olduğunu vurgulayan Süleymanov, 'Gence'ye füzeli saldırı yapıldığını öğrendiğimde çok endişelendim. Bu tamamen yasak bir hamle ve açık bir provokasyondur. Şehirlere roket saldırılarının yapılması uluslararası hukuka göre yasaktır. Ermenistan bu kuralları büyük ölçüde ihlal etti. Füze saldırısının yapılabilmesi için ülkenin en üst yetkilisinin emri gerekir. Muhtemel ki bu durumda saldırı emri Ermenistan Başbakanı tarafından verilmiştir. Bu hepimize yapılan bir hakarettir ve hepimizi üzüyor.' ifadesini kullandı. Azerbaycan'ın haklı mücadelesiyle ilgili süreci 1990'lı yıllardan beri dikkatle takip ettiğini dile getiren Süleymanov, '30 yıldır işgal altında kalan yedi bölgenin hepsinin de kurtarılacağına inanıyorum. Umuyorum ki Minsk Gurubu, Azerbaycan'ın tek başına verdiği mücadeleyi takdirle destekleyecektir.' dedi.Süleymanov kimdir?1936'da Kazakistan'ın Almatı şehrinde doğan Süleymanov, 1955'te yazarlık hayatına başladı. Kazakistan Yazarlar Birliğinde görev yapan Süleymanov, 1980'de Kazak Sovyet Cumhuriyeti Yüksek Konseyi üyeliğine seçilmesiyle siyasi hayatına başladı.1989'da 'Nevada-Semey' Nükleer Karşıtı Hareketi kuran Süleymanov, bir ayda 4 milyondan fazla imza toplayarak Semey Nükleer Deneme Sahası'nın kapatılmasına katkı sağladı.Süleymanov, 'Nevada-Semey' Uluslararası Nükleer Silahlanmaya Karşı Hareketin Başkanlığını yürütüyor.
Nükleer Karşıtı Hareket "Nevada-Semey"İn Başkanı Süleymanov: "Ermenistan, Sivillere Saldırarak Uluslararası Hukuku İhlal Etti"
ALMATI (AA) - 'Nevada-Semey' Nükleer Karşıtı Hareketin Başkanı Olcas Süleymanov, Ermenistan'ın Azerbaycanlı sivillerin yaşadığı bölgelere saldırarak uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek 'Füze saldırısının yapılması için ülkenin en üst yetkilisinin özel emri gerekir. Muhtemel ki bu durumda (Gence'ye) saldırı emri Ermenistan Başbakanı tarafından verilmiştir.' dedi.Süleymanov, AA muhabirine, Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'daki topraklarını işgalden kurtarma operasyonuna ve Ermenistan'ın sivillere yönelik saldırına ilişkin açıklamalarda bulundu.Eski büyükelçi ve Kazakistan’ın UNESCO temsilcisi, bilim adamı ve şair Süleymanov, Dağlık Karabağ'da bugün yaşananların Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Gurubunun 'beceriksizliğinden' kaynaklandığına dikkati çekti. Minsk Grubunun Azerbaycan'ın mücadelesini desteklemesi gerektiğine işaret eden Süleymanov, 'Ne yazık ki 30 yıl buyunca hiçbir şey yapmadı. Bu nedenle Azerbaycan, kendi gücüyle topraklarını kurtarmak zorunda kaldı.' diye konuştu. Süleymanov, Azerbaycan'ın sahada tek başına sürdürdüğü askeri mücadelenin meşru olduğunu söyledi.Ermenistan ordusunun Azerbaycanlı sivillere yönelik saldırılarının 'açık bir provokasyon' olduğunu vurgulayan Süleymanov, 'Gence'ye füzeli saldırı yapıldığını öğrendiğimde çok endişelendim. Bu tamamen yasak bir hamle ve açık bir provokasyondur. Şehirlere roket saldırılarının yapılması uluslararası hukuka göre yasaktır. Ermenistan bu kuralları büyük ölçüde ihlal etti. Füze saldırısının yapılabilmesi için ülkenin en üst yetkilisinin emri gerekir. Muhtemel ki bu durumda saldırı emri Ermenistan Başbakanı tarafından verilmiştir. Bu hepimize yapılan bir hakarettir ve hepimizi üzüyor.' ifadesini kullandı. Azerbaycan'ın haklı mücadelesiyle ilgili süreci 1990'lı yıllardan beri dikkatle takip ettiğini dile getiren Süleymanov, '30 yıldır işgal altında kalan yedi bölgenin hepsinin de kurtarılacağına inanıyorum. Umuyorum ki Minsk Gurubu, Azerbaycan'ın tek başına verdiği mücadeleyi takdirle destekleyecektir.' dedi.Süleymanov kimdir?1936'da Kazakistan'ın Almatı şehrinde doğan Süleymanov, 1955'te yazarlık hayatına başladı. Kazakistan Yazarlar Birliğinde görev yapan Süleymanov, 1980'de Kazak Sovyet Cumhuriyeti Yüksek Konseyi üyeliğine seçilmesiyle siyasi hayatına başladı.1989'da 'Nevada-Semey' Nükleer Karşıtı Hareketi kuran Süleymanov, bir ayda 4 milyondan fazla imza toplayarak Semey Nükleer Deneme Sahası'nın kapatılmasına katkı sağladı.Süleymanov, 'Nevada-Semey' Uluslararası Nükleer Silahlanmaya Karşı Hareketin Başkanlığını yürütüyor.
Koronavirüs Salgınına Karşı Bu Hafta Yeni Kararlar Bekleniyor: Salgına 'Aç-Kapa' Önlemleri
Tüm dünyanın kış alarmına geçtiği koronavirüs salgınıyla mücadelede il il uygulanan kararlara yenilerinin eklenmesi bekleniyor. Önümüzdeki hafta yapılacak Bilim Kurulu toplantısında yeni kararlar alınacak. Türkiye’nin kasım ve aralık ayını bir dizi yeni önlemle geçireceği belirtiliyor. Uzmanlar buna ‘aç-kapa’ taktiği diyor. Salgının artış hızına göre yeni yasaklar olacak veya kaldırılacak.
Reklam
Irak'ta Fransa'nın İslam Karşıtı Tutumuna Tepki
BAĞDAT (AA) - Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un İslam karşıtı açıklamalarına Arap dünyasından tepkiler sürerken, bir tepki de Irak'ın başkenti Bağdat'tan geldi.Bağdat'ın Azamiye bölgesinde 'Azamiye Acil Hizmet Grubu' adlı insani yardım kuruluşuna bağlı bir grup, üzerinde kırmızı çarpı işareti olan Macron'un posterlerini taşıyan araç konvoyuyla tepki gösterisi düzenledi.Macron'a tepki konvoyuna yoldan geçen vatandaşlar da destek verdi.Fransız yetkililerin son dönemde artan İslam karşıtı tutumuna İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO) ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi kurumların yanı sıra çeşitli Arap ülkelerinden tepkiler gelmişti.Fransa'da Macron yönetiminin son zamanlarda Müslümanları ve ibadet yerlerini hedef almasıyla ülkenin farklı şehirlerinde benzer uygulamalar görülmeye başlandı.Ülkenin Montpellier ve Toulouse kentlerinde, Paris yakınlarındaki Conflans-Sainte-Honorine semtinde geçen hafta başı kesilerek öldürülen öğretmeni 'anmak için' resmi binaların duvarlarına Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri yansıtılmıştı.Macron açıklamasında, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemişti.
Reklam
Umut Nur Sungur Yazio: Yaratıcılığı İlham Perileri mi Getirir?
etiket
Antik Yunanlılar, yaratıcılığın Tanrılardan, özellikle de ilham perilerinden geldiğine inanıyorlardı. Peki siz ilham perilerine inanıyor musunuz?  Yaratıcılık deyince sizin aklınıza kimler geliyor? Beethoven, Mozart, Leonardo Da Vinci, Van Gogh, Ernest Hemingway, Virginia Wolf, Albert Einstein, Thomas Edison. Yaratıcılık kelimesi acaba bize daha çok görsel sanatçıların, bestecilerin, şairlerin, yazarların imgelerini mi çağrıştırıyor? Einstein gibi bilim insanları veya Thomas Edison gibi mucitlerin ortaya çıkardıkları yaratıcılık ürünü değil midir? Yani aslında bence, ister resim yapın, ister uzay mekiği yapın her şey özünde aynı yaratıcı kapasiteden kaynaklanıyor. Bu ünlü isimlerin üstün yaratıcılıklarına ek olarak, ortak bir yanlarının daha olduğu iddia edilmiş. Sizce bu ortak yan ne olabilir? Hepsinin psikolojik sıkıntı ve rahatsızlıklardan muzdarip olmaları. Yaratıcılık ve psikolojik sıkıntılar arasında bir ilişki olduğuna dair varsayımı araştırmak için bilimsel çalışmalar yapılmış ancak bulunan sonuçlar bu hipotezi destekler nitelikte çıkmamış. Hatta psikolojik rahatsızlığı olan sanatçıların rahatsızlandıkları dönemlerde en iyi işlerini çıkaramadıkları gözlenmiş. Aristoteles 'Hiçbir büyük dahi, bir delilik gerilimi olmadan var olmamıştır' demiş. Onlarca yıl yaratıcılık ve deha arasındaki ilişki de deneysel araştırmalara konu olmuş ancak bununla birlikte, bu yapıların nasıl ilişkili olduğu konusunda da henüz bir fikir birliği oluşmamış. 1921 yılında Psikolog Lewis Terman tarafından başlatılan uzun soluklu bir deney, dehanın yaratıcılık için ön koşul olmadığını açık bir biçimde ortaya koymuştur. Şu bir gerçek ki yaratıcılık aynı düzeyde olmasa da hepimizde var olan bir yeti. Yaratıcılık yalnızca çocuklara veya yaratıcılığı kariyere dönüştüren kişilere özgü bir yeti de değil. Günlük yaşamımızdan örnek verecek olursam akşam yemeği için sofra/yemek sunumu hazırlamak da bir yaratıcılık, buzdolabında hiç malzeme yokken çocukların öğle yemeği için doğaçlama nefis bir şey bir araya getirmek de yaratıcılık.
İtalya'da Kovid-19 Salgınına Yönelik Tedbirler Sıkılaştırıldı
ROMA (AA) - İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına yönelik yeni tedbirleri duyururken, 'Bu önlemlerin amacı, salgında yayılmayı kontrol altına almak için.' dedi.Conte, Başbakanlıkta düzenlediği basın toplantısıyla bu sabah imzaladığı Başbakanlık Kararnamesiyle getirilen yeni tedbirleri açıkladı. Ülkede son haftalarda vaka sayısının hızla yükseldiğine işaret eden Conte, 'Salgındaki son vaka sayıları, kayıtsız kalamayacağız bir hal aldı. Virüs bulaştırma katsayısı (Rt) kritik eşik olan 1,5'e ulaştı. Şimdi önlemleri sıkılaştırmazsak önünü alamayız.' dedi. Koronavirüs Bilim-Teknik Kurulu’nun cuma günü sunduğu verilerin, duruma bu şekilde müdahale etme gerekliliğini ortaya çıkardığını belirten Conte, 'Bütün bu önlemlerin amacı, salgında yayılmayı kontrol altına almak için.' ifadesini kullandı.Ülkede günlük vaka sayısının 20 bine ulaştığına dikkati çeken Conte, 'Bir başka genel karantinadan kaçınmak için salgın eğrisini kontrol altında tutmak istiyoruz. Ülke, ikinci bir genel karantinaya izin veremez. Hem sağlığı hem ekonomiyi korumalıyız.' diye konuştuBaşbakan Conte, sokağa çıkma yasağı getirmediklerini vurgulayarak şöyle devam etti:'Bu sevmediğimiz bir kelime ancak sağlık, iş, çalışma ve eğitim gibi nedenler dışında hareket edilmemesini tavsiye ediyoruz. Aynı zamanda evlerinize de aileden olmayan misafirleri kabul etmemenizi tavsiye ediyoruz.''Virüs hızlı yayılıyor'Bölge yönetimlerinin kendi bölgelerinde daha sıkı tedbirler de getirebileceğini belirten Conte, son imzaladığı kararnameyle tüm restoran, bar, kafe ve dondurmacıların 18.00’de kapanacağını ancak evlere servis yapabileceğini söyledi.Başbakan, tüm spor salonları, yüzme havuzları, oyun salonlarının, estetik merkezlerinin kapatıldığını bildirdi. 'Tiyatro, sinema, konser salonları kapanacak. Bu diğerlerine göre daha zor aldığımız bir karar oldu ki onlar aylardır zaten acı çekiyor.' diyen Conte, uluslararası da olmak üzere tüm fuarların ve ulusal düzeyde profesyonel sporların durdurulduğunu ifade etti. Başbakan, zarar gören sektörlere yönelik ek ödemelerin yapılacağı bilgisini de verdi. Conte, ilkokullarda yüz yüze eğitimin devam edeceğini, ortaokul ve liselerde yüzde 75 oranında uzaktan eğitime geçileceğini kaydetti. Hükümete yönelik eleştiriler hatırlatılan Başbakan, virüse karşı direnişini düşürmediklerini belirterek, 'Virüs hızlı yayılıyor. Bu nedenle biz müdahale için esnek ve hazır olmalıyız. Salgına yönelik dikkatin dağılması ya da azalması sebebiyle hükümeti suçlayamayız. Yazdan önce herkes salgının geçtiğini düşünürken, hükümet OHAL'in uzatılmasını istedi.' ifadelerini kullandı.İtalyanlar'ın, hayal kırıklığına uğramış, kızgın ve öfkeli olduğunun farkında olduğunu dile getiren Conte, 24 Kasım'a kadar yürürlükte kalacak bu önlemlerin, aralıkta kutladıkları Noel Bayramı'nı daha huzurlu geçirmeleri için olduğunu söyledi.Conte, 'İtalya, büyük bir ülke. Bunu bahar aylarında gösterdi. Bunu o zaman yaptık, şimdi de yapacağız.' dedi. Yeni kararnameye gösteri dünyasından tepki gecikmediYeni kararnamenin faaliyetleri durdurulacak ya da sınırlandırılacak sektörleri ekonomik olarak ciddi sıkıntıya sokabileceği ifade ediliyor. İtalya Gösteri Organizasyonları Federasyonu (AGIS) tiyatro, sinema, eğlence yerlerinin kapatılması kararına tepki gösterdi. Federasyonu Başkanı Carlo Fontana, yaptığı yazılı açıklamada, şunları kaydetti:'Sektörde faaliyetlerin yeni bir şekilde kapatılması, üstesinden gelinmesi zor bir darbeye yol açacak ve gelirlerdeki düşüşle geçim kaynaklarını bu sektörden kazanan on binlerce kişi üstünde dramatik bir etki yaratacak. Ülke için yıkıcı bir tercih.'
Irak'taki Kürdistan İslami Hareketi Partisi, Fransa'ya Tepki Gösterdi
ERBİL (AA) - Irak'taki Kürdistan İslami Hareketi Partisi (Bizutnava) Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un İslam karşıtı açıklamalarına tepki gösterdi. Kürdistan İslami Hareketi Partisi Politbürosu, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, Macron'un İslam karşıtı konuşmalar yapacak seviyeye gelmesinin ülkesindeki iç krizle ilgisi olduğu ve halkı meşgul etmeyi hedeflediği kaydedildi.Fransa'da düzenlenecek seçimlerde Macron yanlılarının seçimi kaybeden tarafta olduğu vurgulanan açıklamada, Fransa halkının İslam ve Hazreti Peygambere olan inancının her geçen gün ve yıl daha da arttığı vurgulandı.Açıklamada, 'Macron gibi binlercesinin İslam üzerinde bir toz kadar kötü bir etkisi olamaz. Bu yüzyılda onun gibi birçok kişi bu rolü üstlendi ancak hepsi çöp olup gitti veya boşa çıkarıldı. Müslümanların Allah ve Peygambere olan inançları her geçen gün daha da güçleniyor.' ifadelerine yer verildi.Fransız yetkililerin son dönemde artan İslam karşıtı tutumuna İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO) ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi kurumların yanı sıra çeşitli Arap ülkelerinden tepkiler gelmişti.Fransa'da 16 Ekim'de Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürleri derste öğrencilerine gösteren bir öğretmenin başı kesilerek öldürülmesinin ardından, siyasetçilerin büyük bir kısmının İslam'ı ve Müslümanları hedef alan açıklamalarda bulunması tartışma ve İslam dünyasında protestolara yol açtı. Macron son dönemde yaptığı bir açıklamada, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan geri durmayacaklarını söylemişti.
Reklam
İletişim Başkanlığından "Osman Hamdi Bey Dijital Sergisi"
ANKARA (AA) - İletişim Başkanlığı, çağdaş Türk resim sanatının ve müzeciliğinin öncüsü Osman Hamdi Bey'in 50'ye yakın özel eseri ve bilinmeyen yönlerini üç boyutlu hologram ve özel projeksiyon cihazlarıyla '360 Kültür Sanat Gösterimi' altında sanatseverlerle buluşturacak.İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, milli, tarihi, kültürel ve bilimsel zenginliklerin yeni iletişim ve gösterim teknikleri kullanılarak vatandaşların erişimine sunulmasına devam edildiği belirtilerek, hologram ve özel projeksiyon teknolojisiyle dijital sergilerin gerçekleştirileceği '360 Kültür Sanat Projesi'nin hayata geçirildiği duyuruldu.Eserleriyle Türk sanat tarihine damga vuran sanatçı Osman Hamdi Bey anısına hazırlanan dijital serginin yarın Marmara Üniversitesi Sultanahmet Yerleşkesi'nde açılacağı bildirilerek, şu ifadeler kullanıldı:'Çağdaş Türk resim sanatının ve müzeciliğinin öncüsü Osman Hamdi Bey'in 50'ye yakın özel eseri ve bilinmeyen yönleri üç boyutlu hologram ve özel projeksiyon cihazlarıyla '360 Kültür Sanat Gösterimi' altında sanatseverlerle buluşacak. Sergide yeteneğiyle bugün dahi tüm dünyayı kendisine hayran bırakan Osman Hamdi Bey'in paha biçilemez eserleri, hayatı ve yaşadığı dönem, özel olarak tasarlanan gösterim tekniklerinin kullanılacağı dijital ortamda görülebilecek.'Osman Hamdi Bey Dijital Sergisi, 9 Kasım'a kadar 11.00-18.00 saatlerinde ziyaret edilebilecek. Misafirler, dijital sergide Kovid-19 salgınına karşı gerekli tedbirler alınarak ağırlanacak.Sanata adanmış ruh: Osman Hamdi BeyTürkiye'de müzeciliğin kurucusu sayılan, Tanzimat döneminde bilim, sanat, arkeoloji ve müzecilik anlamında büyük atılımlar gerçekleştiren Osman Hamdi Bey, mütevazı kişiliği ve sanata adanmış ruhuyla kendisinden geriye paha biçilemez eserler bıraktı. Osman Hamdi Bey, özellikle 'Kaplumbağa Terbiyecisi' (1906) ve 'Silah Taciri' eserleriyle tüm dünyada adından söz ettirdi.
Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü'den Kovid-19 Uyarısı:
İSTANBUL (AA) - HATİCE ŞENSES - Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, 'Kötüyü geride bırakmış değiliz, daha kötü günlere gidebiliriz. Salgının seyrine bakılırsa hiçbir duraklama yok, yani baştan beri giderek artıyor. Dolayısıyla yani henüz daha salgını durdurmuş, yavaşlatmış değiliz. Salgın devam ediyor, hem bulaşıyor hem hastalandırıyor hem öldürüyor.' dedi. Son dönemde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarında yaşanan artışın nedenlerine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Özlü, vakaların sadece İstanbul'da artmadığını, genel olarak bakıldığında Türkiye'nin her yerinde bir artışın görüldüğünü aktardı. Prof. Dr. Özlü, ancak bunun Türkiye ile de sınırlı olmadığını, dünya genelinde de bir artışın söz konusu olduğuna işaret ederek, 'Dünyada son zamanlarda, salgının başladığından bu yana en büyük vaka sayıları yeni görülmeye başlandı.' diye konuştu. Amerika'da, Güney Amerika'da, Afrika'da, Avrupa'da vaka sayılarının arttığını dile getiren Özlü, günlük vaka sayılarını 200-300'e düşüren Avrupa ülkelerinde bile 25-30 bin vaka bulunduğunu söyledi. Özlü, 'Bu artış sadece İstanbul'a mahsus değil. Onu söyleyeyim. Peki neden artıyor? Çünkü yaz bitti, insanlar yazın açık havada, tatilde, yazlıkta, deniz kenarında, daha doğada, daha izole vakit geçiriyorlardı. Bu virüs açık havada daha az bulaşıyor. Şimdi tekrar döndüler ve kapalı yerlerde vakit geçirmeye başladılar. İnsanlar ofislerde, iş yerlerinde, fabrikalarda, kapalı mekanlarda, toplu taşımada bir araya geliyorlar, bir kalabalıklaşma var. Virüs kapalı ortamlarda, iyi havalandırılmayan ortamlarda ve kalabalıklarda daha çok bulaşıyor. Birinci etken asıl bence bu.' şeklinde konuştu. Toplu, kapalı bulunulan alanda havalar soğudu için pencerelerin daha az açıldığını, içerinin havasının daha da kirlendiğini ve virüs yükünün arttığını vurgulayan Özlü, şunları kaydetti:'Havalar soğudukça bulaşma riski artacak muhtemelen öyle gözüküyor ama bir de tabii şöyle değerlendirmek lazım, insanların dikkatli olması, tedbirli olması bunu önleyecektir. İnsanlar tedbir almadığı için de vakalar artıyor. Bu konuda maalesef istediğimiz kadar herkes duyarlı olmadı. Bunun da etkisi var. Özellikle yeme-içme alanlarında, restoran ve kafelerde insanlar maskelerini de çıkardıkları için oralarda mesafeye de dikkat edilmiyor ve kalabalıklaşma oluyor ve bulaşma çok kolay oluyor. Bütün Avrupa'da da restoran ve kafelerle ilgili riskin çok yüksek olduğu ortaya çıktı. Genel olarak bence olay buna bağlı.' Herkes risk altında Prof. Dr. Tevfik Özlü, 'Virüsün erken teşhis edilmesi ve erken tedaviye başlanması ölüm oranlarını azalttı dünyada ama hala çok sayıda insan ölüyor.' diyerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Bakın Türkiye'de günde 70'in üzerinde insan ölüyor. Bu virüs hala öldürüyor. Yani her gün 70 eve ateş düşüyor. En sevdiğimiz insanları kaybediyoruz. Bu ölümler başkası için diye düşünmeyelim, bunlar bizim çevremizde, bildiğimiz, tanıdığımız insanlar. Artık tehdit yakından geliyor. Herkes bence risk altında. Elbette çoğu zaman tedaviyle iyi sonuçlar alıyoruz ama bazen de olmayabiliyor. Genç de olsa ağrı seyredebiliyor, ölümle sonuçlanabiliyor. Hepimizin çok daha fazla dikkatli ve tedbirli olmamız lazım. Çok basit yani herkesin yapabileceği kadar basit. Bu dönemde olabildiğince kalabalıklara girmeyelim. Kapalı alanlarda çok vakit geçirmeyelim, maskemizi usulüne uygun takalım. Bir de insanlarla mesafemizi koruyalım. Bunlara dikkat edersek yüzde 100'e yakın korunuyoruz. Yani önlemler başarılı, işe yarıyor. Bunlar çok güçlü, etkili tedbirler. Şu anda en güçlü tedbirler bunlar. Maskeni tak, mesafeni koru, bir de kalabalıklara girme, yüzde 100'e yakın korunursunuz.' Bazen kırılma noktalarının bulunduğunu, bu noktada aile içi temasların çok önemli olduğunu dile getiren Özlü, 'Eş, dost, hısım, akraba, komşular bir araya geliyor. İnsanlar, eskisi gibi ev oturmaları, davetler, birlikte yeme, içmeler, sohbetler oluyor. Bunlar şu anda tehlikeli. Çünkü o karşısındaki birlikte oturup yemek yediğiniz, sohbet ettiğiniz dostlarınızın, akrabalarınızın içinden birinin kovid pozitif olmadığını bilemezsiniz. Sizin de kovid pozitif olup, olmadığınızı bilemezsiniz. Dolayısıyla aile içi bulaşmalar da çok yüksek. Onun için bu dönemde ev içi toplanmalar, mevlit, nişan, söz, sünnet, günler, pasta kesmeler çok mahsurlu. Zorunlu görüşmeler ise kısa, maskeli ve mesafeyi koruyarak yapılmalı.' şeklinde konuştu. Toplu taşıma kullanan herkesin uyması gereken kural: maske Prof. Dr. Özlü, toplu taşımaların en önemli kırılma noktalarından biri olduğuna dikkati çekerek, 'Toplu taşımada mesafeyi korumak mümkün değil, çünkü en büyük korucu unsur mesafedir. Mesafe gidiyor. Sadece maske kalıyor. Toplu taşımada aracın içerisinde bir kişi maskesizse o tehdittir. Yani buna asla müsamaha edilmemeli. Toplu taşımada herkes maskesini takacak, bunun kaçarı yok. Toplu taşımaya binen herkesin maskesini usulüne uygun, yani burnunu ve ağzını kapatacak şekilde kapatması lazım. Maske tüm seyahat boyunca açılmamalı, bir şey yiyip, içilmemeli.' ifadelerini kullandı. Toplu taşımalarda havalandırmanın da çok önemli olduğunu, mutlaka dış atmosfer havasıyla iç ortam havasının değişiminin sağlanması gerektiğini vurgulayan Özlü, eğer kapı, pencere açılabiliyorsa kapı pencere, havalandırma sistemi varsa da iç havayı dış havayla değiştirecek şekilde klima çalıştırılması gerektiğini aktardı. Özlü, ayrıca toplu taşımada el hijyeninin de önem kazandığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Kötüyü geride bırakmış değiliz, daha kötü günlere gidebiliriz. Salgının seyrine bakılırsa hiçbir duraklama yok, yani baştan beri giderek artıyor. Dolayısıyla yani henüz daha salgını durdurmuş, yavaşlatmış değiliz. Salgın devam ediyor, hem bulaşıyor hem hastalandırıyor hem öldürüyor. 'Kötüyü geride bıraktık, biz bunu atlattık' zannetmeyelim. Önümüzde daha ne olduğu belli değil. Mutlaka ve mutlaka kış ve güz döneminde kapalı ortamlarda kalabalıklaşma nedeniyle bulaşma riski daha yüksek. Tedbirlere daha çok uymamız lazım.' İş yerlerinde de çay, kahve servisi, malzeme servisi yapanlarla, ürünü getirip, götüren personelin yayma açısından olasılığı yüksek grupta yer aldığını ifade eden Özlü, bu kişilerin maske kullanmasının, olabildiğince servis sırasında mesafeyi korumasının da çok önemli olduğunu vurguladı.
Reklam
Burun Anatomisindeki Farklılıklar Kovid-19 Sonrası "Kalıcı Koku Kaybı" Riskini Artırıyor
İSTANBUL (AA) - ELİF KÜÇÜK - Kulak Burun Boğaz, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Aytuğ Altundağ ve ekibince yapılan araştırma, burun anatomisinin farklı olması nedeniyle koku alanı daha geniş ve koku alma hacmi daha büyük olanlarda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sonrası koku alma bozukluğunun kalıcı olma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgınının en önemli semptomlarından birinin koku kaybı olduğu biliniyor. Tıp dilinde 'anozmi' olarak adlandırılan bu durum, birçok araştırmaya da konu oldu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Acıbadem Hastanesi Kulak Burun Boğaz, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Aytuğ Altundağ'ın aralarında nöroloji ve radyoloji alanından uzmanların bulunduğu ekiple gerçekleştirdiği araştırmada, Kovid-19 geçirenlerde koku kaybının kalıcı olup olmadığına yoğunlaşıldı. Bunun üzerine ekip tarafından, 29'u sağlıklı olmak üzere, 24'ü Kovid-19'a, 38'i ise diğer virüslere bağlı koku alma bozukluğu olan kişilerin burun anatomileri incelendi. Prof. Dr. Altundağ ve ekibi, incelemelerinin sonucunda, burun anatomisinin farklı olması nedeniyle koku alanı daha geniş ve koku alma hacmi daha büyük olan kişilerde, Kovid-19 sonrası koku alma bozukluğunun kalıcı olma riskinin daha yüksek olduğunu gözlemledi.Türk bilim insanlarının 'Kovid-19 hastalarında koku alanı ölçümleri' başlıklı bu araştırması Amerikan Kulak Burun Boğaz Cemiyeti'nin resmi yayın organı olan 'Otolaryngology-Head and Neck Surgery' adlı hakemli dergide de yayımlandı. '(Kovid-19'a yakalanmadan önce) Çok rahat koku aldıklarını söylediler'Konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, Kovid-19'da koku alma bozukluğuna dair ilk bulguların salgının ilk açıklandığı Aralık 2019'dan itibaren tespit edildiğini ancak Şubat 2020'den sonra dünyada yoğun olarak rapor edilmeye başlandığını dile getirdi. Kendilerinin de martın sonunda Türkiye'deki gerekli kurumları ve toplumu, 'Eğer ani koku alma bozukluğunuz varsa viral enfeksiyon geçirebilirsiniz. Bu geçirdiğiniz viral enfeksiyonun da Kovid-19 olma ihtimali çok yüksek.' diyerek uyardıklarını anlatan Altundağ, ilerleyen süreçte bunun aslında çok temel bir bulgu olduğunun ve Kovid-19 hastalarının birçoğunda geçici olarak yaşandığının görüldüğünü ifade etti. Prof. Dr. Altundağ, zaman içerisinde bir grup hastada bu durumun 'uzamış koku alma bozukluğu' olarak ortaya çıktığını, martta Kovid-19'u atlatıp hala koku alma bozukluğu devam eden hastalar bulunduğunu, bu hastaların hem genç hem de yaşlı hastalar olabildiğini kaydetti. Uzamış koku alma bozukluğu yaşayan vakalar üzerine ekip arkadaşlarıyla bilimsel hipotezlerini bir çalışmaya dönüştürdüklerini aktaran Altundağ, şöyle konuştu: '(Kovid-19 bulguları) Uzamış hastalarda, koku alma bozukluğu geçmeyen hastalarda nasıl bir ortak bulgu ve problem var?' diye baktık. Aslında daha önce bildirilen bir şey vardı; ACE2 reseptörünün koku alanında çok yoğun bulunduğu. Biz de çalışmamızda bu kişilerin burun anatomisinde bir farklılık gördük. Koku alanı daha geniş, koku alma hacmi daha büyük olan hastalarda kalıcı koku alma bozukluğu riski de çok daha fazla. Bu insanlarla konuştuğumuzda öncesinde çok iyi, çok rahat koku aldıklarını söylediler. Bunun avantajını nasıl sağladıklarına baktığımızda da daha fazla koku reseptör hücresi içeren bir burun anatomisi vardı bu insanlarda. Bunu gözlemlemiş olduk. Biz, insanın savunma mekanizması mücadelede virüsü nerede karşılıyor, burunda mı karşılıyor, akciğere ne hızla gidiyor ve beyne doğru koku alma yolunu kullanarak mı gidiyor, bu mantıkla araştırmaya başladık ve burundaki yolları inceledik. Hastalarda da bu farklılıkları araştırmayla saptamış olduk.''Genç-yaşlı demeden, kalıcı koku alma bozukluğunuz olabilir'Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, araştırmada gözlemledikleri hastaların Kovid-19'u atlatan, hastalıkla ilgili diğer şikayetleri geçen fakat koku alma bozuklukları hala devam eden kişiler olduklarını, bunların bir bölümünün kısmi olarak koku alma duyularını geri kazandığını, bir kısmının ise henüz geri kazanamadığını dile getirdi. Uzamış Kovid-19 yani Kovid-19'a bağlı beyin sisi bulguları, 'kafam sersem-sepet' hali, kronik yorgunluk durumu gibi kavramların sıkça tartışılan konular olduğuna, bugünlerde ise koku alma bozukluğunun da bazı hastalarda kalıcı olup olmayacağı üzerine gözlemlerin yapıldığına işaret eden Altundağ, şu değerlendirmelerde bulundu: 'Aslında kış dönemi yaklaşırken tüm viral enfeksiyonlarda bazı bireylerde kalıcı koku alma bozukluklarını görebiliyoruz. İnsanları tekrar uyarmak gerekiyor; genç-yaşlı demeden, bu hastalığa bağlı, iyileşmeyen kalıcı koku alma bozukluğunuz olabilir. Evet, oran düşüktür. Normal Kovid-19 enfeksiyonunda çok hızlı olarak koku duyusu geri gelir ama burnunuzda bir anatomik farklılık varsa, olfaktör kleft dediğimiz koku yarığında bir genişleme varsa kokuyla ilgili hasarlarınızın da daha uzun sürebileceğini bilmeniz gerekiyor.'Prof. Dr. Altundağ, burundaki anatomik farklılık ve koku yarığındaki genişlemeye ilişkin şu bilgileri verdi: 'Burnumuzun girişinde koku hücreleri yoktur. Koku hücreleri sadece burnumuzun çatı kısmında vardır. Bu burun çatısındaki koku yarığı dediğimiz alan daha geniş bu insanlarda. Daha geniş olunca daha çok ACE2 reseptörü oluyor o bölgede. Koronavirüs de hücre içine girerken ACE2 reseptörünü kullanıyor. Dolayısıyla ya akciğere ya da burun dikine yani koku alanına doğru gidecek. Burunda yoğunluk bulduğu için de oraya gidiyor ve virüsle savaş burunda başlıyor. Koku alma bozukluğu yaşayanlar yani savaşı yukarıda yaşayan hastalarda koronavirüsün klinik şiddetinin daha hafif olduğuna dair çalışmalar da var. Çünkü akciğere inmek yerine yukarıdalar.' Kovid-19 sürecinde sigara içilmemesinin önemine dikkati çeken Altundağ, sigaranın burundaki bariyerleri ve burnun savunma mekanizmasını bozduğunu vurguladı. Burnun koronavirüsün bir ön cephesi olduğunu belirten Altundağ, 'Burunda izole edebilirse çok daha klinik şiddeti hafif, belki de ayaktan geçirecektir. Zaten asemptomatik veya taşıyıcı dediğimiz pek çok vakada aslında bunu gördük. Herhangi bir öksürük, nefes darlığı bulgusu yok sadece koku alma bozukluğu var. O yüzden burun anatomisinin virüsleri algılamada çok önemli olduğunu düşünüyoruz.' diye konuştu. Koku duyusunu geri kazanabilmek için 'koklama egzersizleri' önerisi Salgının başından bu yana, oluşturdukları küresel kimyasal algılar çalışma grubu ile çok uluslu ve çok merkezli çalışmalar yaptıklarını, son araştırmalarında bu çalışmalarındaki bilgilerden de faydalandıklarını anlatan Altundağ, gerçekleştirdikleri bu çalışmanın, özellikle virüslere bağlı kimyasal ve koku alma duyularına dair hasarların algılanmasında çok faydalı olacağını düşündüklerinin altını çizdi. Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, Kovid-19'u atlattıktan sonra koku alma duyusu geri gelmeyen kişilere şu tavsiyelerde bulundu: 'Koku duyunuz hızlı geri geliyorsa endişelenmenize gerek yok. Fakat Kovid-19 enfeksiyonunuz geçti ve hala koku alma duyunuz geri gelmediyse mutlaka evde koklama egzersizleri yapın. Koklama egzersizleri kokunun geri kazanılmasında çok önemli. Mevcut kokularla uçucu yağlarla yapabilirsiniz veya bulduğunuz normal kokularla yapabilirsiniz. Kokuları koklamak ve oradaki hücrelerin yenilenmesini sağlamak çok önemli. Çünkü koku hücreleri kendini yenileyebilen sinir hücreleri. Biz bu avantajdan yararlanıyoruz. O yüzden hastalar beklemesinler evde mutlaka kokularla egzersiz yapsınlar.' Kendisine koku kaybı nedeniyle başvuran hastalarda koku egzersizi yöntemini denediklerini ve birçok kişiyi tedavi ettiklerini ifade eden Altundağ, 'Bunu da nereden biliyoruz? Daha önceki influenza ve rinovirüs hastalarındaki o tecrübelerimizi Kovid-19 hastalarında kullandık. Çok az bir kısmında tedaviye cevap vermeyenler var. Onları da şu anda takip ediyoruz ama büyük bir kısmı geri geliyor. Bu bizim için sevindirici.' şeklinde konuştu. Öte yandan Altundağ, yaptıkları çalışmayı genişleterek ikinci bir araştırma daha gerçekleştirdiklerini ve onun da bir radyoloji dergisinde yayımlandığını dile getirdi. İkinci çalışmalarında Kovid-19 geçirdikten sonra koku alma bozukluğu gelişen ve gelişmeyen kişileri baz aldıklarını aktaran Altundağ, bu araştırmada da koku alma bozukluğu oluşan bireylerde koku alanının daha geniş olduğunun saptandığını sözlerine ekledi.
Uzmanlara Göre Paşinyan'ı Ağır Bir Savaş Suçları Faturası Bekliyor
İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Uzmanlar, halkı cephede savaşmaya davet ederek canlı kalkan oluşturma çabasına giren Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve yönetimini, savaştan sonra ağır bir savaş suçları faturası beklediğini söyledi.Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Sarıkaya, Başkent Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yelda Ongun ile TOBB Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. İsmail Safi, AA muhabirine, işgal ettiği Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ordusu karşısında kayıpları artan Paşinyan'ın, vatandaşları 'cephede savaşmaya' çağırmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Sarıkaya, Paşinyan'ın halkı Azerbaycan'a karşı savaşmaya çağırmasının, 'sivillerin canlı kalkan olarak kullanılması' anlamına geldiğini belirterek bunun Cenevre Sözleşmelerine göre 'savaş suçu' olduğunu vurguladı. Paşinyan yönetimi ile Azerbaycan topraklarındaki ayrılıkçıların bazı fiillerinin, uluslararası hukuk bakımından 'savaş suçu' oluşturduğuna kuşku olmadığını belirten Sarıkaya, '15 yaşından küçük çocukların ulusal silahlı kuvvetlere çağrılması, askere alınması veya çatışmalarda aktif kullanılması suçlar arasında yer alıyor. Ancak Paşinyan, Azerbaycan topraklarında süren bir çatışma için Ermenistan bütününde seferberlik ve asker alımı uygulamakta, bunu bir övünç kaynağı gibi paylaşmaktadır.' ifadesini kullandı.Sarıkaya, savaş suçlarının, '1949 Cenevre Sözleşmeleri' olarak bilindiğini ve 4 uluslararası sözleşmede sayıldığını hatırlatarak, şöyle devam etti:'Azerbaycan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul kararları dahil pek çok uluslararası belgeyle teyit edilmiş bir işgale karşı, kendi ülkesinde tamamen 'meşru müdafaa' kapsamında savaşmaktadır. Ermenistan ise 1992'den itibaren Azerbaycan topraklarında, Cenevre Sözleşmesi'nde 'çok ciddi ihlal' başlığı altında sıralanan 'hukuka aykırı sürgün, nakletme, hukuka aykırı alıkoyma', 'askeri gereklilik olmadan, yasa dışı ve keyfi olarak mülkiyetin yaygın yok edilmesi veya sahiplenilmesi', 'vücuda veya sağlığına kasten büyük ıstırap verme veya ciddi yaralamaya sebep olma' suçları işlemektedir.''Suriye ve Lübnan’dan sivil nüfus taşınmaya gayret edilmiştir'Yine Cenevre Sözleşmesi'ndeki 'çarpışmalarda doğrudan yer almayan sivil bireylere ya da sivil nüfusa karşı kasten saldırı yöneltilmesi', 'savunmasız veya askeri hedef oluşturmayan kent, köy, yerleşim yeri veya binaların bombalanması veya bu yerlere herhangi bir araçla saldırılması' maddelerini anımsatan Sarıkaya, Paşinyan ve ekibinin Azerbaycan ordusunun başarıları karşısında bunları da açıkça ihlal ettiğini vurguladı.Ermenistan tarafının sicilini kalıcı biçimde bozan bir başka hususun da sivillerin 'canlı kalkan olarak kullanılması' anlamına gelecek uygulamaları olduğuna dikkat çeken Sarıkaya, şunları söyledi:'Cenevre Sözleşmesi'nde 'belli noktaları, alanları veya askeri güçleri askeri operasyonlardan muaf tutmak için bir sivilin veya diğer korunmuş bir kimsenin varlığının kullanılması' da suç olarak sayılır. Paşinyan yönetiminin, savaş içerisinde dahi sivilleri, Karabağ’a yerleşmeye yönlendirme gibi fiilleri vardır. Azerbaycan’a ait bu topraklara özellikle son 10 yıldır Suriye ve Lübnan’dan da sivil nüfus taşınmaya gayret edilmiştir.''Sivilleri hedef alarak savaş suçu işliyor'Başkent Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı, Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Ana Bilim Dalı Başkanı Ongun, Azerbaycan ordusunun Dağlık-Karabağ’da topraklarını işgalden kurtarmak için başlattığı haklı mücadelesini sürdürdüğünü belirtti.Azerbaycan'ın diplomatik dengeleri ve uluslararası hukuku gözeterek askeri ve siyasi gücünü pekiştirdiğini vurgulayan Ongun, 'Buna karşılık Ermenistan ordusunun, Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine saldırarak hem cephedeki başarısızlıklarının hem de işgal politikalarının üzerini örtmeye çalıştığını, sivilleri hedef alarak savaş suçu işlediğini görüyoruz.' dedi.'Türkiye’yi bölgeye çekmeye yönelik girişimler'Ongun, Rusya, ABD ve Fransa'nın desteğine muhtaç olan Ermenistan'ın, Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmak gibi politikalar güttüğü şeklinde gerçekle bağdaşmayan açıklamalarla Batı ülkelerini kışkırtmaya çalıştığına dikkat çekerek şunları kaydetti:'Ermenistan, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü üzerinden (KGAÖ) Rus askerlerini bölgeye sokma gayretini sürdürmektedir. Dağlık Karabağ’a, PKK unsurlarını yerleştirdiği, Güney Kıbrıs Rum yönetiminden komutan düzeyinde destek aldığı, Korgeneral Apostolos Pervolorakis’in Ermeni milisleri ve PKK/YPG mensuplarını eğittiği yönündeki haberlerin basında yer alması, doğrudan Türkiye’yi provoke etmeye, kışkırtmaya ve bölgeye çekmeye yönelik girişimlerdir.' Ongun, Azerbaycan ordusu karşısında kayıpları artan Paşinyan'ın, vatandaşlarını 'cephede savaşmaya' çağırmasıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:'Paşinyan'ın, Ermeni halkını cepheye davet etmesi, kendisini mağdur, Azerbaycan’ı saldırgan gösterip, dünya kamuoyunu arkasına almaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Bu yolla Paşinyan'ın, Azerbaycan’ı sivil kayıplardan sorumlu tutma çabası içinde olduğunu söylemek mümkün. Ermenistan’ın haksızlığı ve işgalci oluşu, BM Güvenlik Konseyinin ve AGİT’in aldığı kararlarla kabul edilmiştir. Buna rağmen yıllardır Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’a yönelik tutumuyla bölgesel projelerden dışlanan, enerji güzergahı olma şansını yitiren Ermenistan, bir kez daha bölgede barış ve istikrarın önündeki en büyük engel olduğunu göstermiştir.''Uluslararası mahkemelere taşınmalı'TOBB Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Safi, Azerbaycan'ın başta BM olmak üzere uluslararası hukukun da tanıdığı gibi işgal edilen topraklarını kurtarmaya çalıştığını belirterek son çatışmaları başlatan tarafın yine Ermenistan olduğunu söyledi.Paşinyan'ın haydutlukla işgal edilen Karabağ ve etrafındaki bölgelerle yetinmeyerek ötesindeki Azerbaycan topraklarına saldırdığını vurgulayan Safi, 'Ermenistan, füzelerle Azerbaycan topraklarına ve sivil yerleşim yerlerine saldırarak onlarca masum sivili katlediyor, tartışmasız bir savaş suçu işliyor.' dedi. Safi, Ermenistan yönetiminin balistik füzelerle sivil hedeflere saldırarak savaşı genişletmek suretiyle Batı’nın müdahalesine zemin hazırlamayı amaçladığını belirterek 'Böylelikle savaş meydanında Azerbaycan ordusu karşısında yaşadığı mağlubiyetini gizlemeye çalışmanın ötesinde, savaşı yaymanın tehlikeli hesabını yapmaktadır. Türkiye ve Azerbaycan tarafı, sivil hedeflere yapılan saldırıları uluslararası yargıya taşımalıdır.' diye konuştu.Başta Rus medyası olmak üzere dünyadaki medya kuruluşlarında büyük baskı gücü olan Ermenistan'ın, 'Türkiye’nin yabancı cihatçıları, Suriye’den Karabağ’a taşıdığı' propagandasını yaptığını belirten Safi, şöyle devam etti:'Fakat Ermenistan'a destek için Suriye’den Dağlık Karabağ'a gelen PKK-Ermeni paralı askerlerin görüntülerinin de bir Ermeni milletvekilince paylaşıldığına şahit oluyoruz. Paşinyan da bir röportajında, adeta aklımızla alay edercesine, 'Ermenistan’da savaşmak için Avrupa’dan gelen Ermeni gönüllüleri bu kapsamda görmemek lazım.' diyor. Bu ve benzeri kanıtlar, uluslararası mahkemelere ve kurumlara taşınmalı ve dünya kamuoyuna da servis edilmelidir.''Rusya müdahale etmeyecektir'Safi, Rusya'nın, KGAÖ yükümlülüklerine bağlı olarak Ermenistan’a kendi topraklarına bir dış saldırı olması halinde yardım edeceğini teyit ettiğini fakat bu savaşın Azerbaycan topraklarında gerçekleştiği sürece Rusya'nın müdahale etmeyeceğini vurguladı.Uluslararası alanda Moskova’nın başını ağrıtacak en büyük unsurun, Rus balistik füzelerin Azerbaycan topraklarında kullanılması meselesi olduğuna dikkat çeken Safi, şunları kaydetti:'Türkiye, Rus yapımı bu füzelerin terör örgütlerinin eline geçmesinden de büyük endişe duymaktadır. Türkiye, hassasiyetle bu konunun hem Rusya ile ikili görüşmelerde hem de uluslararası arenada takipçisi olacaktır. Ve bu savaşın, şimdiden iki kesin mağlubu vardır; Paşinyan ve Ermenistan.Sonuç olarak, Güney Kafkasya’da Ermenistan’ın Rusya ile bugüne kadar başarıyla taşıdığı geleneksel müttefiklik ve iş birliği modelinin, Paşinya’nın Batı yönelimli bir eksen değişikliğine gitme arzusu ile kökten bozulacağı görülmektedir. Zaten 30 yıldır işgal ettiği Azerbaycan topraklarına ve sivil yerleşim yerlerine saldırarak uluslararası hukuku ağır şekilde ihlal eden Paşinyan, oynadığı oyunu daha da tehlikeli ve kanlı hale getirmiştir.'
Reklam
Gündem / 25 Ekim 2020
Kurucusu: Mustafa Kemal Atatürk / 6 Nisan 1920 1- Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Malatya 7. Olağan İl Kongresi ile toplu açılış törenine katılacak.(Malatya/13.30/15.30) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çankaya Belediyesi Zübeyde Hanım Sosyal Tesisi'nde kadın muhtarlarla gerçekleştirilecek toplantıda yer alacak.(Ankara/10.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)YASAMA YÜRÜTME SİYASET1- Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türkiye tarafından Pakistan'a ihraç edilen MİLGEM korvetlerinin üçüncüsünün kızağa konulması dolayısıyla düzenlenecek törene katılacak.(Karaçi) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin kuruluşunun 3. yıl dönümü dolayısıyla Gündoğdu Meydanı'nda düzenlenecek programa iştirak edecek.(İzmir/18.30) (Fotoğraflı-Görüntülü)3- AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, partisinin Çankaya 7. Olağan İlçe Kongresi'nde yer alacak.(Ankara/14.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)DÜNYA DİPLOMASİ 1- Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ'daki çatışmalar ve Ermenistan'ın sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırıları takip ediliyor.(Bakü)

 (Fotoğraflı-Görüntülü)2- Doğu Akdeniz'deki gelişmelerle Türkiye ve Yunanistan başta olmak üzere uluslararası alandaki yansımaları izleniyor.


(Ankara/Atina/Lefkoşa) (Fotoğraflı-Görüntülü)GÜNCEL1- Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince, Kamu Personel Seçme Sınavı Ön Lisans Oturumu gerçekleştirilecek.(10.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- Dünya genelinde Kovid-19'a ilişkin gelişmeler takip ediliyor. (Fotoğraflı-Görüntülü)SPOR1- Süper Lig'in 6. haftasına Yeni Malatyaspor-Gençlerbirliği, Aytemiz Alanyaspor-Fatih Karagümrük ve Fenerbahçe-Trabzonspor maçlarıyla devam edilecek.(Malatya/13.30/Antalya/16.00/İstanbul/19.00) (Fotoğraflı)2- TFF 1. Lig'in 7. haftasında Ankaraspor-Balıkesirspor, Royal Hastanesi Bandırmaspor-Adana Demirspor, İstanbulspor-Eskişehirspor ve Adanaspor-Tuzlaspor maçları yapılacak.(Ankara/Balıkesir/13.30/İstanbul/Adana/16.00) (Fotoğraflı)3- Misli.com 3. Lig'de 2. haftadan ertelenen, 2. Grup'ta Ağrı 1970 Spor-Mardin Fosfat Spor, 3. Grup'ta Çatalcaspor-Cizrespor maçları oynanacak.(Ağrı/İstanbul/14.00)4- 2020 Dağ Bisikleti Maraton Dünya Şampiyonası, erkekler ve kadınlar kategorilerinde Ayçiçeği Bisiklet Vadisi'nde yapılacak.(Sakarya/11.30/12.30) (Fotoğraflı)5- ING Basketbol Süper Ligi'nin 5. haftasında Fenerbahçe Beko-Aliağa Petkimspor, Galatasaray-Gaziantep Basketbol, OGM Ormanspor-Lokman Hekim Fethiye Belediyespor maçları oynanacak.(İstanbul/13.00/15.15/Ankara/17.30) (Fotoğraflı)6- Herbalife Nutrition Kadınlar Basketbol Süper Ligi'nin 6. haftasında Fenerbahçe Öznur Kablo-Bellona Kayseri Basketbol maçı yapılacak.(İstanbul/16.00) (Fotoğraflı)7- Voleybol AXA Sigorta Efeler Ligi'nin 11. haftasında Afyon Belediye Yüntaş-Fenerbahçe HDI Sigorta, Halkbank-İnegöl Belediyespor, Solhanspor-Arhavi Voleybol, Bursa Büyükşehir Belediyespor-Altekma, Galatasaray HDI Sigorta-Tokat Belediye Plevne, Arkas Spor-Spor Toto ve Haliliye Belediyespor-İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçları oynanacak.(Afyonkarahisar/16.00/Ankara/16.30/Bingöl/13.00/Bursa/16.00/İstanbul/14.00/İzmir/18.00/Şanlıurfa/15.00) (Fotoğraflı)8- Hentbol Kadınlar Süper Lig'de 5. hafta maçları yapılacak.9- Judoda milli sporcuların da katıldığı Budapeşte Grand Slam, Macaristan'da sona erecek.(Budapeşte/17.00-21.00)10- Formula 1 Dünya Şampiyonası'nda sezonun 12. yarışı Portekiz'de yapılacak.(Portimao/16.10)11- 2020 MotoGP Dünya Şampiyonası'nda sezonun 11. yarışı İspanya'da koşulacak.(Teruel/15.00)ÖZEL HABER1- Yatırımlara Hazine arazisi desteği Yatırım ve istihdamın teşviki doğrultusunda 2021-2023 döneminde toplam 60 milyon metrekare yüz ölçümlü Hazine taşınmazının arzı gerçekleştirilecek Bu yılın eylül ayı itibarıyla 89 milyon liralık yatırım ve 477 kişilik istihdam taahhüdü karşılığında 3,9 milyon metrekare yüz ölçümlü taşınmaz için ön izin ve irtifak hakkı tesis edildi Yatırımların proje bazında desteklenmesine ilişkin düzenleme uyarınca 22 milyar lira tutarında ve 4 bin 623 kişi istihdam öngören yatırım için yaklaşık 1,1 milyon metrekare yüz ölçümlü Hazine taşınmazı devreye alındı (Deniz Çiçek/Ankara)2- KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, yemin etmesinin ardından ilk röportajını AA'ya verdi: (Müzakere süreci) 'Egemen eşitlik temelinde, yan yana yaşayan iki devlet ve o devletlerin iş birliğini daha fazla müzakere masasına getirmek için mücadele vereceğim' 'Gücümüzü Türkiye'den alıyoruz. Türkiye'yle uyum içinde çalışmak, bizi güçlü kılıyor' 'Özellikle son dönemde hidrokarbon zenginliklerinin ortaya çıkmasıyla birlikte bunların paylaşımında ve bu ülkenin geleceği için ne kadar önemli olduğunun bilinciyle her daim Türkiye Cumhuriyeti'yle hareket etmek durumundayız' 'Diplomatik tanınma, eğer bugün olmuyorsa BM'nin engeliyle olmuyor, Kıbrıs Rumlarının vetosuyla olmuyor' (Şerife Çetin-Muhammet İkbal Arslan/Ankara/Lefkoşa) 3- Uzmanlara göre, Paşinyan'ı ağır bir savaş suçları faturası bekliyor Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Sarıkaya: '15 yaşından küçük çocukların ulusal silahlı kuvvetlere çağrılması, askere alınması veya çatışmalarda aktif kullanılması suçlar arasında yer alıyor. Ermenistan tarafının sicilini, kalıcı biçimde bozan bir başka husus da sivillerin 'canlı kalkan' olarak kullanılması' Başkent Üniversitesi ve Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yelda Ongun: 'Paşinyan'ın Ermeni halkını cepheye davet etmesi, kendisini mağdur ve Azerbaycan’ı saldırgan gösterip, dünya kamuoyunu arkasına almaya çalışmaktan başka bir şey değildir'(Gülsüm İncekaya/İstanbul) Anadolu Ajansının yayımladığı haber, görüntü, fotoğraf ve internet ile wap için oluşturduğu her türlü bilgi, abone olmayanlar tarafından hiçbir şekilde kullanılamaz. Abonelerimiz de sözleşme kapsamı dışında bu yayınları çoğaltamaz, başka kurum ve kuruluşlara aktaramaz. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkımız saklıdır.
İsrail Vatandaşı Filistinlilerden Fransa'nın İslam Karşıtı Tutumuna Protesto
KUDÜS (AA) - İsrail vatandaşı Filistinliler, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ifadeleri ile bazı Fransız yetkililerin İslam karşıtı uygulamalarını protesto etti.Akşam saatlerinde İsrail’in başkenti Tel Aviv yakınlarındaki Yafa kentinde toplanan yüzlerce Filistinli, Fransa'da Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürlerin yayınlanması ve Cumhurbaşkanı Macron'un bunları yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemesine tepki gösterdi.“Anam babam sana feda olsun ya Resulullah”, “Lideri Muhammed olan bir ümmet baş eğmez”, “Ey Macron Ey Allah’ın düşmanı” şeklinde sloganlar atarak tekbir getiren Filistinliler, Kelime-i Tevhid bayraklarıyla yürüyüş yaptı.Fransa'dan yapılan açıklamaların apaçık bir İslam ve Müslüman düşmanlığı olduğunu belirten göstericiler, Hazreti Muhammed ümmetinin Fransa’ya boyun eğmeyeceğini vurguladı.Yafa’daki Yefet Caddesi'nin başından itibaren yürüyüş yapan Filistinliler, caddenin sonlarına doğru gösteriyi olaysız şekilde sonlandırdı.Öte yandan yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, İsrail polisi aynı bölgede bulunan Fransa büyükelçilik konutunun etrafında geniş güvenlik önlemleri aldı.Fransız yetkililerin son dönemde artan İslam karşıtı tutumuna İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO) ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi kurumların yanı sıra çeşitli Arap ülkelerinden tepkiler gelmişti.Fransa'da Macron yönetiminin son zamanlarda Müslümanları ve ibadet yerlerini hedef almasıyla ülkenin farklı şehirlerinde benzer uygulamalar görülmeye başlandı.Ülkenin Montpellier ve Toulouse kentlerinde, Paris yakınlarındaki Conflans-Sainte-Honorine semtinde geçen hafta başı kesilerek öldürülen öğretmeni 'anmak için' resmi binaların duvarlarına Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri yansıtılmıştı.Macron açıklamasında, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemişti.
Serdar Ekrem Şirin Yazio: Bas Dopamin’i
etiket
Cep telefonunu kaybettiğini zannettiğinde yaşadığın endişeyi nasıl tarif edersin? Dünyayla bağlantının kopması ne hissettirir sana? Yalnızlık mı? Kalp atışın hızlanıyor ya da enseden bir sıcaklık aşağı doğru yayılıyor mu? Aslına bakarsan bilimsel olarak nomofobi yaşıyorsun. Hayatı telefonuna sığdıran, benliğinin bir parçası kabul eden insanlar için çok nahoş bir durum. Hele gençler için vücutlarının bir parçası. Neden bu kadar önemli peki? Graham Bell ve Thomas Watson telefonun ses ileten bir cihaz olması için yıllarını verirken hayalleri milyarca insanın elinden düşürmediği bir konuşma aygıtının hayatlarının parçası olması değildi herhalde. Neden bu kadar düşkünüz hiç merak ettiniz mi?
Fransa'nın İslam Karşıtı Tutumuna Arap Ülkelerinden Tepkiler Devam Ediyor
İSTANBUL (AA) - Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ifadeleri ve bazı Fransız yetkililerin İslam karşıtı uygulamalarına Arap ülkelerinden gelen tepkiler sürüyor.Fransa'da Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürlerin yayınlanması ve Cumhurbaşkanı Macron'un bunları yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemesine tepkiler devam ediyor.Cezayir'deki en büyük İslami eğilimli parti Barış Toplumu Hareketi'nden yapılan yazılı açıklamada, Fransız yetkililerin İslam karşıtı ifade ve uygulamalarına tepki gösterilerek, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'dan, Macron'a karşı tutum sergilemesi talep edildi.Başta cumhurbaşkanlığı olmak üzere ülkenin tüm devlet kurumlarından Macron'un ifadelerini kınaması, diplomatik, siyasi ve ekonomik adımlarla cevap verilmesi istendi.Açıklamada, 'Macron'un İslam'a ve Müslümanlara yönelik hakaretlerini ve sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed'e saldırılarını sürdürmesi, tüm dünyadaki Müslümanlara açıkça saldırıdır.' ifadeleri kullanıldı.Yemen Vakıflar Bakanı Ahmed Atiyye, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Fransa'yı boykot çağrısında bulunarak, üzerinde 'Fransız ürünlerini boykot edin, Macron ve Fransa, ümmetin peygamberine hakaret ediyor. Resulullah kırmızı çizgimizdir.' yazılı bir fotoğraf paylaştı.Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, ifade özgürlüğü gerekçesiyle hakaret içerikli karikatürlerin yayınlandığı Fransa'daki resmi ve gayri resmi ifadelerin öfkeyle takip edildiği belirtildi.Açıklamada, bu durumun hoşgörüye ve birlikte yaşam değerlerine ihtiyaç duyan halklar ve ülkeler arasında çatışmalara neden olabileceği ve bunun da uluslararası barış ve güvenliğe olumsuz yansıyacağı uyarısında bulunuldu.Libya Başkanlık Konseyi üyesi Muhammed Zayid, sosyal paylaşım sitesi Facebook'taki hesabından yaptığı açıklamada, Macron'un ifadelerini kınayarak, Hz. Muhammed'in kutsallığına kötü sözler ya da değersiz karikatürlerin dokunamayacağını belirtti.Fransız yetkililerin son dönemde artan İslam karşıtı tutumuna İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO) ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi kurumların yanı sıra çeşitli Arap ülkelerinden tepkiler gelmişti.Fransa'da Macron yönetiminin son zamanlarda Müslümanları ve ibadet yerlerini hedef almasıyla ülkenin farklı şehirlerinde benzer uygulamalar görülmeye başlandı.Ülkenin Montpellier ve Toulouse kentlerinde, Paris yakınlarındaki Conflans-Sainte-Honorine semtinde geçen hafta başı kesilerek öldürülen öğretmeni 'anmak için' resmi binaların duvarlarına Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri yansıtılmıştı.Macron açıklamasında, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemişti.
Reklam