onedio
Sabri Ülker Bilim Ödülü Doç. Dr. Elçin Ünal'a Verildi
İSTANBUL (AA) - Sabri Ülker Vakfı’nın 10’uncu yılı online olarak düzenlenen Sabri Ülker Bilim Ödülü töreninde kutlanırken, ödülün sahibi Türk bilim insanı Doç. Dr. Elçin Ünal oldu.Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Türk gıda sektörünün duayeni Sabri Ülker anısına, gıda, beslenme ve sağlık alanındaki bilgilerin topluma ulaşmasına destek olmak amacıyla kurulan Sabri Ülker Vakfı’nın 10’uncu yılı online olarak düzenlenen Sabri Ülker Bilim Ödülü töreninde kutlandı. Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil başkanlığındaki jüri, toplum sağlığının geleceğine katkı sağlamak üzere genç bilim insanlarını destekleyen Sabri Ülker Bilim Ödülü’ne bu yıl, Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley (UC Berkeley) Moleküler ve Hücre Biyolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elçin Ünal’ı layık gördü. Açıklamada görüşlerine yer verilen Sabri Ülker Vakfı Başkanı Talat İçöz, vakfın 10 yıldır beslenme ve sağlıklı yaşam alanında doğru ve bilimsel bilgiyi toplumun her kesimine ulaştırma hedefiyle çalıştığını belirterek, “10 yıl boyunca bu hedefe ulaşmak için büyük bir motivasyon ve adanmışlıkla hizmet ettik. Çok değerli Bilim Kurulu Üyelerimiz, çok değerli çalışanlarımız ve bu uğurda bir araya geldiğimiz sayısız paydaşımızla birlikte çok gayret ettik. Onlarca farklı platformda gerçekleştirdiğimiz yüzlerce faaliyet, akademik çevrelerden devlet kurumlarına, sivil toplumdan tüketici kesimlerine farklı alanlarda yankı buldu.” ifadelerini kullandı.Sağlıklı bireylerden oluşan sağlıklı nesillerin, Türkiye'nin geleceğini güvenceye alacak en büyük değer, en önemli yatırım olduğunu ifade eden İçöz, şunları kaydetti:“10 yıl boyunca bu amaç doğrultusunda gayret sarf ettik. Bu çalışmalarımızın önde gelenlerinden biri olarak Millî Eğitim Bakanlığı ile iş birliği içinde Yemekte Denge Eğitim Projesi ile ülkemizin her bölgesinden 6 milyonun üzerinde öğrenciye, öğretmene ve ebeveyne bu bilinci aktarmayı başardık. Bunun yanı sıra kurucumuzun adını taşıyan Harvard Üniversitesi’ndeki Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi, gurur duyduğumuz diğer iş birliklerimizin başında geliyor. Merkezimizde genetik ve metabolik hastalıkların oluşmasını önlemek için hem Türkiye’den hem dünyadan bilim insanları pek çok araştırma yapıyor, dünya için, geleceğimiz için bilim dünyasında yankı uyandıran çalışmalar gerçekleştiriyor. Daha nice 10 yıllarda Sabri Ülker Vakfı’nın bu çalışma anlayışını aynı heyecanla devam ettirmesini temenni ediyorum. Bu uğurda emek veren tüm arkadaşlarımızı da gönülden tebrik ediyorum.” Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil'e Harvard Üniversitesi’nde sürdürdüğü çalışmaların 25’inci yılı vesilesiyle törende kendisine teşekkür plaketi takdim edildi. Prof. Dr. Hotamışlıgil, bilimde önemli aşamalardan birinin kişilere yatırım yapmak olduğunu aktararak, “Sabri Ülker Bilim Ödülü bizim için çok önemli. Çünkü bu ödülle en parlak bilim insanlarımızı kariyerlerinin erken döneminden itibaren fark ederek onlara destek olmayı amaçlıyoruz. Hayalimiz bundan 20 sene sonra uluslararası bilim camiasına öncülük edecek, ülkemiz bilimi ve bilim insanları için de önemli itici güç olacak Türk bilim insanlarına katkıda bulunmak. Önceki senelerde bu ödülü alanlar, daha şimdiden muazzam bir çizgide ilerliyorlar. Bu yıl ödülü kazanan bilim insanımızı da yürekten kutluyorum.” değerlendirmesinde bulundu.'Vakfımızın 10 yıla ulaşmasından çok mutluyuz'Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker ise Türk bilim insanını ve genç Türk bilim öğrencilerini uluslararası alanda desteklemekle iftihar ettiklerini belirterek, şunları kaydetti: “10’uncu yılını kutlamaktan iftihar ettiğimiz bu vakfı, babam Sabri Ülker’in adını yaşatmak ve toplumumuza, Türk bilim dünyasına faydalı olması gayesiyle kurduk. Sabri Bey, beslenme ve sağlık konularına çok önem verirdi. İnsanlığa faydalı işler yapmaya kendine şiar edinmiş biriydi. Kendisi türlü imkânsızlığa rağmen gıda kalitesi ve Ar-Ge için gereken tüm yatırımı yaparak ve uluslararası uzmanlarla birlikte çalışarak Türkiye’de bu alanlarda öncü bir isim oldu. Şimdi onun bu misyonunu Sabri Ülker Vakfı sürdürüyor. Tüm bu bilimsel araştırmaların toplum sağlığı, çocuklarımız ve sonraki kuşakların sağlığı için üzerimize düşen bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden bu çalışmaları hep destekledik, gelecekte de desteklemeye devam edeceğiz. Ne mutlu bizlere ki, Sabri Ülker Bilim Ödülü genç bilim insanlarının yolunu aydınlatmayı sürdürecek. Vakfımızın 10 yıla ulaşmasından çok mutluyuz. Değerli çalışmaları için bilim kurulumuza, vakıf çalışanlarına ve vakfımızı destekleyen tüm kurum ve kişilere teşekkür ederiz.”Sabri Ülker Vakfı Genel Müdürü Begüm Mutuş’un kazananı takdim etmesiyle devam eden dijital törene ABD’den canlı bağlantıyla katılan Sabri Ülker Bilim Ödülü’nün sahibi Doç. Dr. Elçin Ünal, “Sabri Ülker Bilim Ödülü’ne layık görülmekten büyük onur duydum. Bu ödül, bilimsel çalışmalarımda yalnız olmadığımı hatırlatması açısından benim için çok değerli. Başta Sabri Ülker Bilim Ödülü Jürisi olmak üzere herkese şükranlarımı sunuyorum. Umuyorum ki ben de çalışmalarımla diğer araştırmalara ve buluşlara katkıda bulunabilirim.” ifadelerini kullandı.Bilimsel kariyerini mayoz bölünme ve yaşlanmanın ilişkileri üzerine kuran Doç. Dr. Elçin Ünal, hücrelerde yaşlanma sonucunda biriken hasarların doğal yollarla nasıl tedavi edilebileceğini araştırıyor. Ünal ve ekibinin temel amacı, hücresel yaşlanmayı anlayıp geriye çevirmeyi başarmak. Lisedeki bir öğretmeninden ilham alarak Bilkent Üniversitesi’nde Moleküler Biyoloji ve Genetik okuyan Ünal, ABD’deki Johns Hopkins Üniversitesi’nde doktorasını yaparken mayoz bölünme üzerine odaklanmaya başladı. Doktora sonrası dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olan MIT’te mayoz bölünme konusuna ağırlık veren Ünal, sahadaki birçok araştırmacı, “yaşlanmanın mayoz bölünme üzerine etkisini” araştırırken, bunun tersini yaparak “mayoz bölünmenin yaşlanma üzerine etkisini” araştırmaya karar verdi. Mayotik farklılaşmanın ilkelerini tanımlamayı hedefleyen Ünal, 2014’te UC Berkeley’de Moleküler ve Hücre Biyolojisi Bölümü’ne katıldı ve yenilikçi araştırmalarını burada kendi adıyla kurduğu laboratuvarda devam ettirdi. Beslenme stili, egzersiz, uyku düzeni, sigara, alkol kullanımı ve stres gibi etkenlerin hem hücre hem de organizma yaşlanmasını etkilediğini belirten Ünal, “Yaşlanma sonucunda hücrelerde protein kalite kontrolü ve organel fonksiyonlarında düşüş gözlenir. Vücudumuzdaki üreme hücreleri bu hasarları doğal olarak etkisiz hale getirebiliyor. Eğer üreme hücrelerinin bunu nasıl başardığını anlayabilirsek, diğer hücrelere de bu mekanizmaları uygulayabiliriz. Yaşlanma, kanser ya da Alzheimer gibi çok değişik tipteki hastalıkların birinci risk faktörü. Eğer yaşlılık sonucunda ortaya çıkan hasarları hücre seviyesinde tedavi edebilirsek, değişik tipteki hastalıkların ortaya çıkma şansını da azaltabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu. Tören, önceki yıllarda ödüle layık görülen, UCLA Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ebru Erbay, Rockefeller Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kıvanç Birsoy, Massachusetts Institute of Technology (MIT) Kanser Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Yılmaz ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tamer Önder’in bilim dünyasındaki son gelişmeleri değerlendirmesiyle son buldu.
Ahilik Sempozyumlarıyla 4 Bin Sayfalık Kaynak Kitap Oluşturuldu
KIRŞEHİR (AA) - Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve 6. Uluslararası Ahilik Sempozyumu Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Gökbel, bugüne kadar gerçekleştirilen sempozyumlarda sunulan bildiriler sayesinde Ahilikle ilgili 4 bin sayfalık kaynak kitap oluşturulduğunu belirtti.KAEÜ tarafından Ahi Evran Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen sempozyumun ikinci gününde gazetecilere açıklamalarda bulunan Gökbel, bugüne kadar gerçekleştirilen sempozyumlara Türkiye'nin farklı üniversiteleri ve değişik ülkelerden çok sayıda bilim insanının katılarak bildiri sunduğunu ifade etti.Sempozyumlarda önemli veriler toplandığını vurgulayan Gökbel, oluşturulan 4 bin sayfalık kitabın Ahilik araştırmalarında kaynak olarak kullanılacağını söyledi.Ahiliği anlatmak ve yaşatılmasını sağlamak için 4 yıl boyunca farklı etkinlikler düzenlediklerini belirten Gökbel, şöyle konuştu:'Üniversite olarak Ahilikle ilgili yeni projeleri hayata geçireceğiz. Projemiz Türkiye’de ilk olma özelliği göstermesinin yanı sıra ilimizde pilot olarak gerçekleştirilecek ve esnafımıza Ahilik eğitimi vermeye başlayacağız. Sempozyumlarla Ahilik ile ilgili ciddi literatür sahibi oluyoruz. Toplumumuza miras olan Ahilik daha yüzyıllar boyunca Anadolu'da etkisini sürdürmeye devam edecektir. Gayretimiz de bunun içindir.'Gökbel, sempozyumda 'Sivil Toplum Örgütleri ve Ahilik', 'Meslek Ahlakı ve Ahilik', 'Günümüz İnsanının Hayata Bakış Açısı ve Ahilik', 'Meslek ve Ticaret Ahlakına Yönelik Yasal Düzenlemeler ve Ahilik', 'Eğitim ve Ahilik', 'İktisat ve Ahilik', 'Ahilik Bağlamında Tasavvuf ve Felsefede Yeni Yaklaşımlar', 'Ahilik Haftası Kutlamalarının İçeriği ve Düzenleme Şekliyle İlgili Problemler', 'Edebiyat ve Güzel Sanatlarda Ahilik' konularının farklı oturumlarda bilim insanları tarafından ele alındığını dile getirdi.Ahiliğin Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde bir dönem zorunlu ders olarak okutulduğuna değinen Gökbel, kaynak ders kitabının da hazırlandığını kaydetti.
Bakan Koca: "Koronavirüs Salgını Tüm Ülkede Yeniden Tırmanışa Geçmiş Durumdadır"
BURSA (AA) - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının tüm ülkede yeniden tırmanışa geçtiğini bildirdi.Salgınla mücadelede Bursa ve çevre illerdeki durumla ilgili toplantılar yapmak üzere kente gelen Koca, Heykel semtindeki tarihi Valilik Binası'nda Vali Yakup Canbolat'ı ziyaret etti.Koca, ziyaretinin ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Bursa'da bulunmasının birçok sebebi olduğunu, bunlardan en önemlisinin Kovid-19'a karşı yürüttükleri mücadeleye Bursa, Balıkesir, Bilecik, Yalova ve Çanakkale sakinlerinden, şimdiye kadar olduğundan daha büyük bir destek talebinde bulunmak olduğunu söyledi.Sağlık çalışanlarının hastaları iyileştirmek için gösterdiği çabayı, halkın da tedbirlere uymak için göstermesini beklediklerini belirten Koca, 'Salgınla mücadelede şu an tedbirlerden daha güçlü bir silahımız yok. Biliyoruz ki böyle bir mücadele, sadece hasta tedavi ederek kazanılmaz, yayılmayı önleyerek kazanılır. Bu ise ancak ve ancak tedbirlere uymakla mümkündür. Şehir şehir dolaşıp çağrılarımızı tekrarlıyoruz.' dedi.Koca, çalışma toplantıları düzenledikleri her yerde salgına karşı verilen mücadelede gelinen noktayı, hastanelerin durumunu, alınacak ek tedbirleri ve sağlık çalışanlarının ihtiyaçlarını değerlendirdiklerini aktardı. Bursa'daki çalışmalarına, Vali Yakup Canbolat ile durum değerlendirmesi yaparak başladıklarını ifade eden Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:'3 milyonu aşkın nüfusuyla Bursa, Kovid-19'a karşı verdiğimiz savaşın merkezlerinden biridir. Sosyal hareketliliği ve diğer şehirlerle yoğun ilişkileri önemini daha artırıyor. Burada kazanacağımız başarı, Bursa ile sınırlı kalmayacak, tüm ülkeyi olumlu yönde etkileyecektir. Ziyaretlerimize yoğun bir program sığdırdık. Bu açıklamanın ardından Bursa Şehir Hastanemizi ziyaret edeceğim. Daha sonra Bursa'dan başlayarak Balıkesir, Bilecik, Çanakkale ve Yalova İl Sağlık Müdürlerimiz, hastane başhekimlerimiz, sahada görevli koordinatörlerimizle il bazında ayrı ayrı toplantı yapacağız.''Salgına karşı verilen mücadele bütün hayatı koruma mücadelesidir'Bakan Koca, toplantılar tamamladıktan sonra söz konusu illerin sakinlerine yönelik açıklamalarının olacağını duyurdu.Ülkenin bir noktasındaki riskin aslında yurdun her noktasını ilgilendirdiğini bilen ve son durumu öğrenmek isteyen vatandaşlar için de gerekli bilgileri paylaşacaklarını anlatan Koca, şunları kaydetti:'Koronavirüs salgını tüm ülkede yeniden tırmanışa geçmiş durumdadır. Bursa şu an salgının başından bu yana en kritik günlerini yaşıyor. Eylül ayının ortalarına kıyasla günlük vaka sayısı yaklaşık 3 kat artmıştır. Salgın bize şunu öğretti ki virüsün yayılması sadece daha fazla sayıda insanımızın hasta olması değil, tüm hayatın sekteye uğramasıdır. Bu nedenle salgına karşı verilen mücadele bütün hayatı koruma mücadelesidir. Sayın Vali ile görüşmemde ifade ettiğim gibi Bursa halkından salgınla mücadeleyi hayatı koruma mücadelesi olarak görmesini rica ediyorum.'Bilim Kurulu, İstanbul'da toplanacakFahrettin Koca, Bursa'dan 83 milyonun kalbi İstanbul'a da seslenmek istediğini belirtti.İstanbul'da vaka sayısının Türkiye genelinin yüzde 40'ına ulaştığına değinen Koca, şunları kaydetti:'İstanbulluları kurallara, gerekirse fedakarlıkta bulunarak uymaya davet ediyorum. Hafta sonundan başlayarak 5 gün İstanbul'da çalışma arkadaşlarımla olacağım. İstanbul Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı, İl Emniyet Müdürü ile görüşmeler yapmayı planlıyorum. Bilim Kurulu toplantısını da İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bugün denetimler, günlük hayat düzeni ve toplu taşıma konusunda mücadeleyi kolaylaştırıcı sonuçlar alacağımıza inanıyorum. Sağlık çalışanlarımız, her gün fedakarlığın yeni bir örneğini gösteriyor. Onların hastaları iyileştirmek için gösterdiği çabayı, bizler de tedbirlere uymak için gösterelim.'
Bakan Koca: 'Koronavirüs Salgını Tüm Ülkede Yeniden Tırmanışa Geçti'
Koronavirüs salgınının Türkiye genelinde yeniden tırmanışa geçtiğini açıklayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 'Bursa şu an salgının başından bu yana en kritik günlerini yaşıyor. Eylül ayının ortalarına kıyasla günlük vaka sayısı yaklaşık 3 kat artmıştır' dedi. Koca, İstanbul Büyükçehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile de görüşeceğini belirtti.
Prof. Dr. Aksun: "Metil Alkol Zehirlenmesi, Uzun Vadede Kalıcı Hastalıklara Neden Oluyor"
İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aksun, metil alkol zehirlenmesi vakalarında hayata tutunan hastaların uzun vadede böbrek yetmezliği, görme bozukluğu, felç gibi kalıcı hasarlarla karşı karşıya kalabildiğini belirtti. Türkiye'de metil alkol zehirlenmesi nedeniyle 9 Ekim'den bu yana 69 kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce hastanın yoğun bakım servislerindeki tedavileri devam ediyor.Hastaların, metil alkolden yapılan sahte içkileri tüketmelerinin ardından 10 ile 24 saat arasında baş ağrısı, mide bulantısı, geçici görme kaybı şikayetleriyle hastanelerin acil servislerine başvurmalarının ardından tedavi süreçleri başlıyor.Metil alkol zehirlenmesi nedeniyle hastanelere gelenlerin büyük bölümü, bilinci kapalı olarak acil servisten giriş yapıyor. Yoğun bakıma alınanların tamamına yakınına solunum cihazı desteği verilirken, hastalara diyaliz tedavisi uygulanarak vücutlarındaki zehirli maddenin atılmasına çalışılıyor. Tedavi süreçleri başarılı geçen ve yoğun bakımdan kurtulan birçok hasta, hayat boyu sağlık sorunlarıyla uğraşmaya devam ediyor. 'Kısa ve uzun vadede vücutta pek çok olumsuz etki yaratıyor'Prof. Dr. Murat Aksun, AA muhabirine, 9 Ekim'den bu yana hastanelerine metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle onlarca hastanın başvurduğunu, yoğun bakım servisinde halen tedavisi sürenlerin olduğunu söyledi.Etil alkolle yapılan içkilerin uzun süreli kullanılması durumunda kronik organ yetmezlikleri ve nörolojik bozukluklar görüldüğünü belirten Aksun, 'Metil alkolde ise durum çok farklı. Tüketiminin ardından etkileri yaklaşık 10 saat içinde başlıyor. 30 mililitreden daha az, örneğin bir bardak bile içilmesi durumunda kan yoluyla karaciğere gelen metil alkol, formaldehite ve sonra da formik aside dönüşmekte. Kandaki pH düzeyinin düşmesinin ardından vücuttaki tüm organların fonksiyonları bozuluyor.' dedi. Aksun, hastalara yoğun bakımda etil alkol tedavisi uygulandığını, hastaların ölüm ve yaşam arasındaki ana belirleyici etkenin ise içilen metil alkolün miktarı ve acil servise başvurma zamanı olduğunu ifade etti.Metil alkol zehirlenmesinin kısa ve uzun vadede vücutta pek çok olumsuz etki yarattığına işaret eden Aksun, şöyle konuştu:'Hastalarımızın büyük kısmını kaybediyoruz. Metil alkol zehirlenmesi, adı üzerinde bir zehirlenme tablosu. Hastayı, sanki fare zehri içmiş gibi saatler içinde öldürebilir ya da günler sonra ortaya çıkan organ fonksiyonlarındaki bozulmalara bağlı olarak kaybedebiliriz. Akut dönemde hastalarımız böbrek, karaciğer, santral sinir sistemi ve kalple ilgili problemin yanı sıra kalıcı görme kaybı yaşayabiliyor. Metil alkol, ölümden kurtulan hastalarda da uzun vadede kalıcı böbrek yetmezliği, kalıcı görme bozukluğu, kalp rahatsızlığı, felç, beyin fonksiyonlarında bozukluklara neden olabilir. Vücutlarında fonksiyon bozuklukları olduğu için hastalarımız yaşamlarına bundan sonra böyle devam etmek zorunda kalıyor.''Kovid-19'dan daha ölümcül'Hastalarından sık sık metil alkol zehirlenmesi ile yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) karşılaştıran sorular aldığını belirten Aksun, iki hastalığın çok farklı ancak metil alkol zehirlenmesinin çok daha ölümcül olduğunu söyledi.Kovid-19'un en büyük etkisinin akciğerler üzerinde görüldüğünü, pek çok organın da etkilenebildiğini ifade eden Aksun, şunları kaydetti:'Metil alkol zehirlenmesi ise karaciğer, böbrek, kalp, göz ve sinir sistemi üzerinde ciddi hasarlara neden oluyor. Kovid-19 hastalarının yoğun bakım sürecinde iyileşme imkanı, uygulanan tedaviler sayesinde daha yüz güldürücü olabilmekte. Elbette Kovid nedeniyle de pek çok hastayı kaybediyoruz ama çoğu hastayı da tedavi ederek taburcu edebiliyoruz. Bu anlamda Kovid-19 teşhisi konulan hastaların kurtulma imkanı, metil alkol zehirlenmesi teşhisi gören hastalara göre daha yüksek.'
Bilim Kurulu Üyesi Kayıpmaz: 'Evde 4 Metrekarede 1 Kişi Olmalı'
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, sonbahar ile birlikte insanların kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirmeye başladığını belirterek, 'Evlerde her 4 metrekareye bir kişi gibi düşünebiliriz. Yani evin salonu 20 metrekareyse bu salonda en fazla 5 kişi aynı anda bulunmalı. Evlerde 10 kişiden fazla toplanmayı tavsiye etmiyoruz' dedi.
Reklam
Reklam
ABD'de Başkan Adayları İkinci Kez Canlı Yayında Kozlarını Paylaştı: (1)
WASHINGTON (AA) - ABD'de başkan adayları Cumhuriyetçi Donald Trump ile Demokrat Joe Biden'ı karşı karşıya getiren ikinci ve son canlı yayın tartışmasında hem iç politika hem de dış politika konularında keskin bir ayrışma öne çıkarken, özellikle Rusya ve Çin ile ilişkiler konusu gerginliğe neden oldu.ABD'de 3 Kasım'da yapılacak başkanlık seçimlerine kısa süre kala Trump ve Biden, NBC sunucusu Kristen Welker'ın moderatörlüğünde Tennessee eyaletinin Nashville kentindeki Belmont Üniversitesi'nde karşı karşıya geldi. 'Kovid-19 ile mücadele' başlığıyla başlayan tartışmada, Trump, virüsün yakın zamanda yok olacağını belirterek, 'Haftalar içinde virüs için elimizde bir aşı olacak.' ifadesini kullandı. Trump, Kovid-19'un sadece ABD'nin değil tüm dünyanın problemi olduğunu belirterek, aldıkları önlemlerin yerinde ve ölüm oranının düşük olduğunu savundu. 'Bu kadar ölümün sorumlusu birisi Amerikan başkanı olarak kalmamalı'Biden ise '220 bin Amerikalı bu hastalıktan öldü ve benim diyebileceğim başka bir şey yok. Bu kadar ölümün sorumlusu birisi Amerikan başkanı olarak kalmamalı.' dedi. Trump, moderatörün 'Aşının haftalar içinde çıkacağına dair garanti veriyor musunuz?' sorusuna, 'Bunu garantileyemem ama yıl sonuna kadar aşı kesin çıkacak. Bu konuda bir iki firmanın şansı yüksek. Bu firmalar Johnson and Johnson, Moderna ve Pfizer.' yanıtını verdi. 'Karanlık bir kışa giriyoruz' Biden ise Trump'ın daha önce Paskalya'ya ve yaza kadar virüsü bitireceklerini söylediğini anımsatarak, 'Şu anda karanlık bir kışa giriyoruz ve Trump'ın hala net bir planı yok. Aşının gelecek yılın ortasına kadar hazır olmasına çok olası bakılmıyor.' dedi. Trump, virüs ile yaşamayı öğrendiklerini dile getirerek, 'Başka bir şansımız yok. Joe gibi kendimizi evimizin bodrum katına kapatamayız. Onun kendini bodruma kapama ama hala çok fazla para kazanma yeteneği var.' diye konuştu. Biden, Trump'ın bu ifadesine, 'Bununla yaşamayı öğrendiğimizi söylüyor ama insanlar ölmeyi öğreniyor. Bugün birçok kişinin kahvaltı masasında boş sandalye vardı.' sözleriyle tepki gösterdi. 'Bu benim değil, Çin'in suçu'Biden'ın, sorumluluk alması gerektiğini söylemesi üzerine Trump, 'Ben sorumluluk alıyorum. Bu benim değil Çin'in suçu.' dedi. Bilim insanlarının önermesi durumunda ülkeyi karantinaya alıp almayacağının ve bunun ekonomik etkilerinin sorulmasına Biden, 'Ben ülkeyi değil virüsü karantinaya alacağım.' karşılığını verdi. Adaylar Kovid-19 teşvik paketinin hala Kongreden geçmemiş olmasından dolayı birbirini suçladı. Biden'ın Trump'ın yeterli önlem almadığını söylemesine karşılık Trump, 'New York'a bir bakın. Demokratların elinde ama hayalet kente döndü. 10 binlerce insan bakımevlerinde öldü. Diğer Demokrat eyaletler de aynı.' diye konuştu. 'Joe, Rusya'dan 3,5 milyon dolar aldı bense tek kuruş almadım'FBI ve DNI'ın Rusya ve İran'ın seçimlere müdahale etmeye çalıştığına dair açıklamalarının sorulması üzerine Biden, 'Hangisi olduğu fark etmez, herhangi bir ülke Amerikan seçimlerine müdahale etmek isterse bunun bedelini öder.' dedi. Biden, Trump'ı Rusya ve İran konusunda yeterince adım atmamakla suçlarken, Trump da 'Joe, Rusya'dan 3,5 milyon dolar aldı bense tek kuruş almadım.' ifadesini kullandı. Biden, buna karşılık olarak, 'Ben hayatım boyunca hiçbir ülkeden tek kuruş para almadım.' dedi.'Biden'ın Amerikan halkına bir açıklama borcu var'Tartışmada, Biden'ın oğlu Hunter Biden'a ait olduğu iddia edilen bir bilgisayardan çıkan maillerde Biden'ın başkan yardımcılığı döneminde Ukraynalı bir enerji firması ve Çin ile ilişkilerine yönelik iddialar da gündeme geldi. Trump, Joe Biden'ın oğlu Hunter Biden'ın iş ortağının Çin ile ilgili iddialarının üzerine giderek, 'Biden'ın Amerikan halkına bir açıklama borcu var.' değerlendirmesinde bulundu.Biden'ın, Trump'ın vergi kayıtlarını açıklamadığını belirtmesi üzerine ise Trump, yakın zamanda kendisinin kayıtlarını açıklayacağını belirtti. Biden, Ukrayna konusunda kendisini, 'Ukrayna'ya benim hakkımda negatif şeyler söyleyen tek insan bu adamdır(Trump).' ifadesiyle savundu. Başkan yardımcılığı süresince yanlış bir adım atmadığını söyleyen Biden, oğlunun Çin'den de kazanç elde etmediğini öne sürdü. Trump, kendisinin iş adamlığı döneminde Çin'de hesabı olduğunu ancak başkan olmaya karar verince bu hesapları kapattığını belirterek, 'Benden farklı olarak Biden'ın başkanlığı döneminde oğlu ve kardeşleri daha da zenginleşti. Elektrik süpürgesi gibi tüm paraları süpürdüler.' diye konuştu. Biden, başkan seçilmesi durumunda Çin'i uluslararası standartlara çekmek için çabalayacağını dile getirirken, Trump, Çin'e uyguladığı gümrük vergilerini anlattı. Adaylar Kuzey Kore konusunda gerildi Trump, göreve geldiğinde ABD'nin Kuzey Kore ile savaşın eşiğinde olduğunu ifade ederek, 32 milyon insanın ölümüne engel olduğunu söyledi. Biden ise başkan seçilmesi durumunda Kuzey Kore'nin nükleer faaliyetleri üzerindeki kontrollerine devam edeceklerini vurguladı. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile ilişkisi bağlamında Trump'ın 'Diğer ülke liderleriyle iyi ilişkilerimizin olması iyi bir şey.' demesi üzerine Biden, 'Bu, 'Hitler Avrupa'yı işgal etmeden önce onunla iyi ilişkilerimiz vardı.' demek gibi bir şey.' ifadesini kullandı. Biden, Kim Jong-un ile görüşüp görüşmeyeceği sorusuna, 'Onunla nükleer kapasitesini düşürme şartıyla görüşürüm. Kore Yarımadası nükleerden arındırılmalı.' yanıtını verdi. Biden'dan Trump için 'kafası karışmış' nitelendirmesi Adaylar, sağlık sistemi konusunda da birbirlerinin politikalarını sert dille eleştirdi. Trump'ın bu konuda Biden'a Demokrat aday adaylarından Bernie Sanders'ın politikaları üzerinden yüklenmesinin ardından Biden, 'Bu adamın kafası karışmış. Başka birine karşı yarıştığını düşünüyor. Sen Biden'a karşı yarışıyorsun.' dedi. Göçmenler konusunda sert çıkış Trump, Meksika sınırında göçmen çocukların ailelerinden ayrılmasıyla ilgili soruya, 'Onlar buraya çeteler ve kötü kişiler tarafından ülkeye geçiş için kullanılmak üzere getiriliyor. Şu anda sınırlarımız her zamankinden daha iyi. Bizim göçmenleri koyduğumuz kafesler inşa ettiğimizi iddia ediyorlar. Bunlar 2014'te inşa edildi. Bunu inşa eden Obama-Biden yönetimiydi.' dedi. Biden ise sınırda çocukların ailelerinden ayrılmasını 'suç' olarak nitelendirdi ve Trump'ın 'bu kafesleri kim inşa etti?' sorusuna yanıt vermedi. Biden, Barack Obama döneminde göçmenlerle ilgili verilen sözlerin tutulmamasına ilişkin olarak da 'Bir hata yaptık ve bunu düzeltmek uzun zaman aldı. Ben artık başkan yardımcısı değil, başkan olacağım.' diye konuştu.Trump, Biden'ın 'yakala ve serbest bırak' yaklaşımını eleştirerek, 'Böyle yaparak, katiller, tecavüzcüler bizim ülkemize girer. Onların adını alıp ülkenin içine salar sonra da 'geri gelin' dersek ancak en düşük IQ'ya sahipler geri döner.' dedi. (Sürecek)
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: "Batı Dünyası Kovid-19'Dan Sonra İyice Zor Duruma Girdi"
KÜTAHYA (AA) - Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 'Batı dünyası Kovid-19'dan sonra iyice zor duruma girdi. Batı'nın medeniyet krizi çökmeye başlayacak. Bu salgının Batı medeniyetindeki manevi krizi hızlandırma etkisi yapacağını düşünüyorum.' dedi.Tarhan, online olarak katıldığı Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin (DPÜ) ev sahipliğinde düzenlenen '4'üncü Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi'nde, Müslüman bilimcilerinin ve alimlerin medeniyete yaptıkları katkıların önemine vurgu yaptı. Bilim ve dinin bir sentez halinde öğretilmesi gerektiğini belirten Tarhan, 'Gençlerin zihninde bu iki kaynağın birbirinin alternatifi değil, din ve bilimin birbirinin tamamlayıcısı olduğu görülmesi gerekiyor. Biz inançla ilgili soru işaretlerini gidermeden onun üzerine ahlak, karakter inşa edemeyiz.' diye konuştu.'500 senedir İbn-i Sina çıkaramadığımızı sorgulamadıkça ilerleyemeyiz'Öz eleştiri yapılması gerektiğini anlatan Tarhan, şöyle konuştu:'500 senedir bir İbn-i Sina çıkaramadık. Bunu sorgulamadıkça biz ilerleyemeyiz. Şu andaki gençler, namazın nasıl kılınacağını öğrenmek istemiyor. Neden namaz kılacağını soruyor. Bu sorulara bizlerin cevap vermesi gerekir. Biz şu anda alternatif bir bilim alanı açtık. Bilimlerin varoluşla ilgili ve özellikle de materyalist sistemin bize sunduğu varoluş fikirlerinin tükendiğini ve cevap veremediğini görüyoruz. Yaratılışla ilgili böyle bir durumda bilime malzeme sunmamız gerekiyor bizim.'Tarhan, tevhit inancının akla en yakın inanç sistemi olduğunu kaydederek, 'İnsanın hayattaki görevi ruhunu olgunlaştırmaktır. Bu iyi insan olmakla olur. İyi insan olmak da varoluşumuzun kirasını ödemektir. Erdem sadece erdem değildir. Çözüm olarak doğru Allah tasavvurunun öğretilmesi gerekiyor' dedi.'Pandemi, Batı'daki manevi krizi hızlandırabilir'Batı dünyasının şu anda teknolojisindeki başarısına, maddi refahına rağmen manevi olarak kötü durumda olduğunu dile getiren Tarhan, 'Batı dünyası Kovid-19'dan sonra iyice zor duruma girdi. Batı'nın medeniyet krizi çökmeye başlayacak. Bu salgının Batı medeniyetindeki manevi krizi hızlandırma etkisi yapacağını düşünüyorum. Bunun nedenlerini araştırmaya başlayacaklardır. Bu bize alternatif sunma fırsatı verecek' ifadelerini kullandı.DPÜ'nün ev sahipliğinde düzenlenen ve 24 Ekim'e kadar sürecek olan kongreye, Türkiye, Hollanda, Kanada ve Amerika'daki çeşitli üniversitelerden 83 bilim insanı katılacak.
Reklam
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, "4. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi"Ne Video Mesaj Gönderdi:
ANKARA (AA) - Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, 'İslam'ın 'yaratılış' fikrine karşı alternatif bir varoluş modeli iddiasıyla ortaya çıkan, bilimsel bir realite gibi kabul edilip sıkça gündeme getirilen her türlü düşünce ve ideoloji tepkiseldir, rasyonel açıdan da problemlidir.' ifadelerini kullandı.Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Erbaş, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi tarafından Güzel Sanatlar Fakültesi Ahmet Yakupoğlu Amfisi'nde düzenlenen '4. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi'ne video mesaj gönderdi.Hazreti Muhammed'e indirilen ilk ayette Allah'ın, kendisini 'Halik' sıfatıyla tanıttığını belirten Erbaş, İslam düşüncesine göre kainattaki her şeyin tek ve üstün kudret sahibi bir yaratıcı tarafından vücuda getirildiğini kaydetti.Erbaş, bunun da sınırsız ilmi ve iradesiyle evreni ve içindekileri bir ölçü ve düzen içerisinde kolaylıkla var edip her an bir yaratma halinde olan, kendisinden başka hiçbir yaratıcı olmadığını çeşitli misal ve delillerle beyan eden Allah olduğunu vurgulayarak, 'Buna göre insanı ve kainatı yaratan yüce Allah, bütün sebeplerin üstünde bulunan yegane müsebbiptir. Hal böyleyken İslam'ın 'yaratılış' fikrine karşı alternatif bir varoluş modeli iddiasıyla ortaya çıkan, bilimsel bir realite gibi kabul edilip sıkça gündeme getirilen her türlü düşünce ve ideoloji tepkiseldir, rasyonel açıdan da problemlidir.' değerlendirmesini yaptı.'Dine ve hakikate savaş açan yaklaşımlarla doğru şekilde mücadele edilmeli'Son asırlarda ideolojilerin şekillendirdiği modern paradigmaların, varoluş, gaye ve değerler alanında insanın zihin dünyasını alt üst edip büyük bir kafa karışıklığına sebep olduğunun altını çizen Erbaş, günümüzde dünyanın akademik merkezlerinin de varoluş bağlamında epistemolojik krizlerini aşamadığını ifade etti.Erbaş, teknolojinin hayatı kuşattığı ve bilgiye ulaşmanın iyice kolaylaştığı bu çağda, söz konusu krizler ve çelişkilerin özellikle gençlerin akıl ve gönül dünyasını tahrip ettiğine dikkati çekerek, dini ve hakikati inkar edip ona savaş açan yaklaşımlarla doğru ve güçlü bir şekilde mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.'Din ile bilim arasında bir ayrışma söz konusu değildir'Batı merkezli bilginin bugün insanı ve hayatı dizayn ettiğini söyleyen Erbaş, bu anlayışın 'İnsan-Evren-Allah' tasavvurunda var olan ciddi kriz ve paradoksların, bütün insanlığı derin bir çıkmaza doğru sürüklediğini herkesin gördüğünü anlattı.Erbaş, buna karşılık İslam dünyasının da son asırlarda yaşanan gelişmeleri ve olayları gereği gibi analize ve eleştiriye tabi tutamadığını ifade ederek, şunları kaydetti:'İlmin tüm yönlerini teşvik eden İslam'ın, bu olguları birbirine muarız kabul etmesi düşünülemez. Aynı şekilde din ile bilim arasında bir ayrışma da söz konusu değildir. Bu meyanda İslam tarihinin hiçbir döneminde bilginin bugünkü manada 'İslami olanı/olmayanı' şeklindeki bir tasnife tabi tutulmadığının da altını çizmek istiyorum.'
Reklam
Almanya'dan Getirilen Kovid-19 Aşısı Sakarya Ve Kocaeli'de Gönüllülere Uygulanmaya Başlandı
SAKARYA/KOCAELİ (AA) - Almanya'dan getirilen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı, Kocaeli ve Sakarya'da sağlık çalışanı gönüllülere uygulanmaya başlandı.Dünyada 44 bin kişi üzerinde denenmesi planlanan aşının, Türkiye'de 9 merkezde 70'er kişiye uygulanması ön görülüyor. Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Rektörü Prof. Dr. Sadettin Hülagü, gazetecilere, aşı çalışmalarının sürdüğünü söyledi.Daha önceki aşının Çin'den geldiğini ve sağlık çalışanları üzerinde test edildiğini hatırlatan Hülagü, uygulamasına bugün başlanan aşının ise Almanya'dan getirildiğini aktardı.Hülagü, yerli aşı çalışmalarında da sona yaklaşıldığını belirterek, şöyle devam etti:'Ülkemizdeki aşı çalışmalarının da 2 hafta içinde yürürlüğe gireceğini biliyoruz. Tabii bu çalışmaların faz dönemleri var, 1, 2, 3, 4 diye. Şu an faz 3 çalışması. Bu çalışmaların sonucunda, önümüzü biraz daha göreceğiz. Aşıya karşı vücuttaki antikorların ne düzeyde oluştuğu, ne kadar süre koruyucu olacağı gibi... Bu süreç toplumsal bağışıklık açısından da önemli. Kendi aşımızın da inşallah 2 hafta sonra insan çalışmaları başlıyor. Önceki Çin aşısında bir yan etki görülmedi, bunda da göreceğimizi sanmıyorum.'Uygun aşının bulunması halinde temini ve uygulamasında herhangi bir sıkıntı olacağını düşünmediğini ifade eden Hülagü, öncelikle sağlık çalışanları ve yüksek risk altındakilerden başlamak üzere toplumda aşı çalışmalarının sürdürüleceğini kaydetti.Hülagü, aşının yanında ilaç çalışmalarının da devam ettiğini vurguladı. KOÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk de 'Aşı yapılıyor diye koruyuculuğu ilanihaye devam edecek anlamına gelmiyor. Bu koruyuculuğun belli bir süresi olacaktır. Onun için genel kural olarak temizlik, maske ve mesafe kuralına özen gösterilmesinin altını özellikle çizmek istiyorum.' diye konuştu.Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sıla Akhan ise Almanya'dan gelen aşının faz 3 çalışmasının yapıldığına işaret ederek, şu bilgileri verdi:'Ülkemizde 9 merkezde aynı anda başlıyor. Her merkez 70 kadar sağlıklı gönüllü alacak. 89 yaşa kadar üst sınır var. 18'den 89 yaş arası... Herhangi bir kronik rahatsızlık olması da önemli değil, yapılabiliyor. Aşıların ikinci dozu 21. günde yapılacak. Sürekli tarayacağız ve kontrollü bir şekilde gidecek, yan etki ve enfektiviteyi göreceğiz.' Gönüllülerden Hakan Kutlu, hiçbir endişe duymadığını dile getirerek, 'Gönüllü olarak bu işe katkı sağlamak istedim. Umarım güzel sonuçlanır. Çalışmanın Türkiye'de yapıldığını duyar duymaz 'Ben bunun içinde olmalıyım, tarihi ana en önde tanıklık etmeliyim.' dedim.' ifadelerini kullandı.'Risk grubunun aşılanması büyük önem arz ediyor'Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SAÜEAH) Başhekimi Doç. Dr. Fikret Halis de Kovid-19 ile mücadelede ilk gönüllülerin hastanelerinden çıkmasının kendilerini mutlu ettiğini anlattı. Böyle bir çalışmaya katkı sağlamanın önemine işaret eden Halis, 'Birçok basamağı olan çok merkezli bir aşı. Gerek yurt içinden gerek yurt dışından birçok merkezin dahil olduğu çalışma. Hastanemizde 32 kişilik gönüllü grubumuza aşıyı uygulayacağız.' şeklinde konuştu.Halis, aşı yapılan gönüllülerin belli bir dönem takibinin yapılacağını aktararak, 'Herhangi bir sağlık sorunu ortaya çıktığında erken müdahale açısından sürekli gözetim altında olacaklar. Özellikle risk grubundaki hastaların aşılanmasını önemsiyoruz.' açıklamasında bulundu.Gönüllü aşı yaptıran Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Kılıç da aşıya güvendiğini ve önemini vurgulamak için gönüllü olduğunu dile getirerek, 'Bu çalışmaların inşallah herkese, bilime ve insanlığa faydası olur.' dedi.
Reklam
Grafikli - Avrupa Ülkelerinde Kovid-19 Tedbirleri Geri Geliyor
SARAYBOSNA (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarının son haftalarda hızla arttığı Avrupa'da, yaz aylarında kaldırılan birçok salgın tedbiri yeniden uygulanmaya başladı.Günlük vaka sayıları dikkate alındığında salgının ikinci dalgası ilkbahar aylarındaki ilk dalgadan daha sert geçerken, birçok ülkede salgının başından bu yana en yüksek günlük vaka sayıları kaydedildi.Fransa'da 17 Ekim'de Avrupa'daki en yüksek günlük vaka kaydedilirken 'maksimum alarm' seviyesine geçilen Paris ve çevresinde, Grenoble, Lille, Lyon, Aix-en-Provence, Marsilya, Rouen, Toulouse ve Montpellier kentlerinde 21.00-06.00 saatlerinde sokağa çıkma yasağı uygulaması başlatıldı. Dört hafta sürecek uygulama kapsamında, sokağa çıkma yasağının olduğu saatlerde istisnalar hariç restoran ve iş yerlerinin kapatılması, 6'dan fazla kişinin bir araya gelmesinin yasaklanması kararlaştırıldı.İspanya da gece sokağa çıkma yasağı planlıyorSalgının başından bu yana en yüksek günlük artışın kaydedildiği İspanya'da da hükümet Kovid-19'daki vaka artış hızını durdurmak için Fransa'dakine benzer şekilde ülke genelinde gece sokağı çıkma yasağı getirerek önlemleri artırmayı planlıyor.Başkent Madrid başta olmak üzere Navarra, Rioja, Aragon, Bask, Castilla y Leon, Katalonya ve Endülüs bölgelerinde birbirlerine benzer ek önlemler uygulanırken İspanya'daki 1700'den fazla belediyede serbest dolaşıma kısıtlama getirildi.Doluluk oranları yarıya indirilen bar ve restoranların en geç saat 23.00'te, alışveriş merkezleri ve dükkanların ise saat 22.00'de kapatılması kararlaştırıldı.İtalya'da ikinci dalgaya ilişkin endişe artıyorDün salgının başından beri en yüksek günlük vaka artışı görülen İtalya'da da ikinci dalgaya ilişkin endişeler artıyor.Başbakan Giuseppe Conte'nin hafta sonu açıkladığı yeni tedbirler uyarınca restoran, bar ve kafelere yönelik saat sınırlamaları getirilirken, topyekun bir tecrit uygulamasından ziyade bölgesel kapanmalar yerel yönetimlere bırakıldı.Lombardiya Bölgesi'nde bugünden, Campania Bölgesi'nde ise yarından itibaren 23.00-05.00 saatlerinde sokağa çıkma yasağı uygulanması kararı alındı, başkent Roma'nın da içinde bulunduğu Lazio Bölgesi'nde ise yarından itibaren 00.00-05.00 saatlerinde sokağa çıkmak yasaklandı. Sokağa çıkanların, kendi doldurdukları ve çıkma gerekçelerini belirten izin belgelerini taşıması gerekecek. Sağlık, aile durumu, acil nedenlerle sokağa çıkışlar bu belgeyle mümkün olacak ve bu durum dışındakilere 3 bin avroya kadar para cezası kesilebilecek.İsviçre'de 'yoğun bakımlarda yer kalmayacak' uyarısıİsviçre'de federal hükümetin aldığı tüm önlemler salgınının hızını durdurmakta yetersiz kalırken son bir aydır hızla artan vaka sayısında salgının başından bu yana en yüksek seviyeye ulaşıldı. Almanya, riskli ülke veya bölgeler listesini güncelleyerek İsviçre'nin tamamını bu listeye dahil ettiğini açıkladı.İsviçre'deki Kovid-19 Bilim Kurulu, 4 hafta içinde yoğun bakım ünitelerinde yer kalmayacağı uyarısında bulunurken ülkedeki 1600 yoğun bakım odasından yarısının dolu olduğu ifade ediliyor.Federal hükümet, OHAL ile 2-3 hafta boyunca sokağa çıkma yasağı getirilmesini değerlendiriyor.Hollanda'da 'kısmi karantina', Slovenya'da 'salgın durumu'Hollanda'da 14 Ekim'de 4 haftalık 'kısmi karantina' uygulamasına geçildi, restoran ve barlar yeniden kapatıldı, toplu taşıma seferleri azaltıldı. Alkollü içecek satışı 20.00'den sonra yasaklandı, amatör spor etkinlikleri ve diğer etkinliklerin de 1 ay boyunca yapılmayacağı ifade edildi.Slovenya'da ise hükümet 1 ay sürecek 'salgın durumu' ilan etti. Salgın durumu kapsamında ülkede 21.00-06.00 saatlerinde sokağa çıkmak yasaklandı. Slovenya'daki 12 bölge arasında geçişlere de izin verilmiyor, açık alanlardaki toplanmalar 6 kişi ile sınırlandırıldı, dini etkinlikler ve nikah gibi toplu organizasyonlar da yasaklandı.Almanya'da ilk kez bir kabine üyesinde Kovid-19 tespit edildiAlmanya'da dün Sağlık Bakanı Jens Spahn'ın Kovid-19 testi pozitif çıktı. Ülkede ilk kez bir kabine üyesinde virüs tespit edildi.Geçen hafta Başbakan Angela Merkel'in eyalet başbakanlarıyla düzenlediği toplantıda, son 7 günde 100 bin kişide 50'den fazla yeni vaka görülen bölgelerde Kovid-19 tedbirlerini sıkılaştırma kararı alındı. Buna göre dükkan, lokanta, restoran ve bar gibi işletmelerin 23.00-06.00 saatleri arasında kapalı tutulması, bu saatler arasında açık olan benzin istasyonu gibi işletmelerin alkol satışı yapmaması kararlaştırıldı.Açık alanlarda mesafe kuralının uygulanamayacağı yerlerde, maske takma zorunluluğu ve temas kısıtlanması getirilebilecek, ayrıca kapalı alanlardaki kutlama ve toplantılara en fazla 10 kişi katılabilecek.Yunanistan'ın bazı kentlerinde sokağa çıkma kısıtlamasıYunanistan'ın kuzeyindeki Kozani ve Kastoria kentlerinde de sokağa çıkma kısıtlaması ilan edildi. 'Kritik' olarak nitelendirilen Selanik, Viotia, Larisa ve Serres gibi kentlerde ise bölgesel kısıtlamaların gündemde olduğu belirtiliyor. Salgınla mücadele kapsamında 3 Kasım'a kadar karantina uygulanacak Çekya'da ise eczane, market ve temizlik malzemesi satan iş yerlerinin dışındaki perakende satış noktaları ve alışveriş merkezleri kapatıldı, açık alanda en fazla 2 kişinin birlikte hareket etmesine izin verildi. Okulların yanı sıra restoran ve kafeteryaların kapatıldığı ülkede, kamuya açık yerlerde alkol tüketimi de yasaklandı.Salgın nedeniyle 'acil durum' ilan edilen Slovakya'da, kapalı alanların yanı sıra açık alanlarda da maske kullanımı zorunlu hale getirildi.Avusturya'da toplanmalara kişi sınırlandırmasıKomşularına kıyasla günlük vaka sayılarının daha düşük olduğu Avusturya'da ise hükümet, özel toplantıları açık alanlarda 12, kapalı alanlarda ise 6 kişiyle sınırlandırdı. Kapalı alanlarda maske kullanımının zorunlu kılındığı ülkede, pazar ve fuar alanlarında da maske takmak zorunlu oldu.Belçika'da federal hükümetin aldığı tedbirler kapsamında ülke genelindeki restoran, kafe ve barlar 1 ay kapatıldı, 00.00-05.00 saatlerinde de sokağa çıkma kısıtlaması uygulanması ve 20.00'dan sonra alkollü içecek satışı yapılmaması kararlaştırıldı.İngiltere'de 'ulusal karantina' kararı almaktan kaçınan hükümet, virüsün artış hızına bağlı olarak devreye girecek 'orta', 'yüksek' ve 'çok yüksek' olmak üzere 3 aşamalı kısıtlamalar açıkladı.İlk aşama, kapalı veya açık alanlarda buluşmaların 6 kişiyle sınırlandırılmasını, barlar ve restoranların 22.00'de kapanmasını içerirken, ikinci aşamada da farklı hane üyelerinin kapalı mekanlarda görüşmeleri yasaklanıyor. Son aşamada ise bu önlemlerin yanı sıra bar ve restoranların kapatılması öngörülüyor.Güney Yorkshire bölgesi de Merseyside, Lancashire ve Manchester'dan sonra son aşamaya dahil edildi.Bulgaristan'da maske zorunluluğuBulgaristan'da bugünden itibaren açık ve kapalı alanlarda maske zorunluluğu getirildi. Başbakan Boyko Borisov'un talimatı üzerine karantina süresi 14 günden 10 güne indirilirken, karantina sonunda PCR test yaptırma zorunluluğu da kaldırıldı. Ülkede tiyatrolar yeni sezon galalarını erteledi, bazı okul ve üniversiteler uzaktan eğitimine geçti.Polonya'da hükümet yeni sahra hastanelerinin inşa edilmesi kararı aldı, bu kapsamda Varşova Ulusal Stadyumu da sahra hastanesine dönüştürüldü. Ülkedeki restoranlar 06.00-21.00 saatlerinde hizmet verebiliyor ve kapasitelerinin yüzde 50'si kadar müşteri kabul edebiliyor.Toplu taşımada kapasitenin yüzde 30'u kadar hizmet verilen ülkede, yüksek öğretimde uzaktan eğitime geçildi, tüm spor etkinliklerinin seyircisiz oynanması kararlaştırıldı.
Mşü'de "2. Uluslararası Muş Sempozyumu" Başladı
MUŞ (AA) - Muş Alparslan Üniversitesince (MŞÜ) düzenlenen tarih, siyaset, ekonomi, kültür ve edebiyat konularının ele alınacağı '2. Uluslararası Muş Sempozyumu' başladı.Sabahattin Zaim Konferans Salonu'nda 2 gün sürecek sempozyumun açılış konuşmasını yapan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı ve oturum başkanı Prof. Dr. Abdullah Kıran, sempozyumun amacının Muş'un kültürel ve siyasi açıdan tanıtımı olduğunu söyledi.Fakülte olarak sempozyumun ikincisini düzenlemeye karar verdiklerini belirten Kıran, şöyle dedi:'Özellikle 2007 yılında Muş Alparslan Üniversitesinin açılışından bu yana hızla gelişimi ileriye doğru olan bir il. Muş, Doğu Anadolu Bölgesi'nde açıkçası kalkınma açısından muazzam bir potansiyele sahip bir il. Muş Ovası çok önemli bir ova. Türkiye ve dünyanın en önemli ovalarından biri. Muş Ovası verimli bir şekilde kullanıma girdiğinde, küçük bir bölgeyi besleyebilecek ekonomik potansiyele sahip bir yerdir. İddia ediyorum; 10 milyon civarında nüfusu olan bir ülkeyi besleyecek bir potansiyele ve çok değeli bir araziye sahip bir il. Muş'a şöyle bir baktığınızda Napolyon'un bir sözü var. Diyor ki 'Bir ülkenin politikasını anlayabilmek için harita üzerindeki yerine bakmak yeterlidir.' Politikasını ve önemini anlayabilmek için. Muş'un da hakikaten önemini anlayabilmek için konumuna tepeden baktığınızda muazzam bir potansiyele sahip.''Amacımız, Muş'un bütün sorunlarını masaya yatırmak ve bunlar üzerinde konuşarak akademik anlamda beyin fırtınası yaratmaktır. Emin olun bu tür işler zamanla bir sonuç veriyor.' diyen Kıran, şöyle konuştu:'Duyduğum bir habere göre Muş'a bir araştırma hastanesi yapılacak. Bundan daha müthiş ve güzel bir haber olamaz. Buna çok sevindim. Umarım Valiliğimiz, Rektörlüğümüz, Belediye Başkanımız, bütün siyasi makamlarımızı üniversitede ağırlayarak araştırma hastanesini üniversitemizin içinde yapabiliriz. Eğer hastane burada yapılacaksa üniversitenin gelişmesi açısından çok önemli.''Burada bir bilim şöleni yaşanacak'Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar Karadağ da üniversitede 2 gün boyunca bir bilim şöleni gerçekleşeceğini dile getirdi.Karadağ, 'Sempozyum çerçevesinde burada tarihi, coğrafya, tarım, ekonomi, siyaset, kültür ve edebiyat alanında çok seçkin ve müstesna bildirimler takdim edilecek' dedi. Konuşmaların ardından moderatörlüğünü Kıran'ın gerçekleştirdiği panelde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar Karadağ, 'Muş Alparslan Üniversitesinde tarımsal faaliyetler', Dr. Öğretim Üyesi İskender Dölek, 'Muş için doğal tehlike kaynakları', Dr. Öğretim Üyesi Şeyhmus Bingül ise '19. Yüzyıl'da Batılı seyyahların gözüyle Muş' konularını ele aldı.Sosyal mesafe kurallarına riayet edilen programa Vali Yardımcısı Muhammet Fatih Demirel ve akademisyenler katıldı.İki gün devam edecek sempozyum, online bağlantıyla sürdürülecek.
Geliştirdiği Yapay Zekayla Röntgen Filmlerinden Saniyeler İçinde Koronavirüs Teşhisi Yapıyor
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Murat Canayaz, geliştirdiği yapay zeka ve derin öğrenme uygulamasıyla, röntgen filmlerden koronavirüs teşhisi yapmaya başladı. Çalışmasında yüzde 99,4 oranında başarı sağladığını söyleyen Canayaz, ''Röntgen görüntüsü üzerinden o hastanın koronavirüs pozitif mi yoksa zatürre mi olup olmadığını tespit etmeyi amaçlıyoruz. Birkaç saniyede bunun tespitini yapabiliyoruz'' dedi.
Bakan Ziya Selçuk: "Yüz Yüze Eğitime Yüzde 80'Lere Yakın Bir Katılım Var"
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yüz yüze eğitimde katılımın yüksek olmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek, 'Yüzde 80'lere yakın bir katılım var. Bu katılımı bizim beklentimizin üstünde olduğunu söyleyebilirim.' dedi.Milli Eğitim Bakanı Selçuk, okuduğu ilkokul olan Gölbaşı Emirler İlkokulu'nda düzenlenen 'Birleştirilmiş Sınıflarda Görev Yapan Öğretmenlerin Mesleki Gelişim Programı'nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.Emirler İlkokulu'na 5 yaşında başladığını anlatan Selçuk, Sabancı Vakfı iş birliğinde başlattıkları projenin de köy okullarında görev yapan ve okuyan öğrencileri desteklemek için hayata geçirildiğini ifade etti. Yaklaşık 7 bin öğretmenle asgari 56 saat süren bir eğitim yaptıklarını, programın kitaplarının hazırlandığını aktaran Selçuk, 'Bunu da benim okuduğum köy okulunda yapmayı özellikle istedik. Öğretmenlerimizle yaptığım temas sonucunda gerçekten çok yararlı bir çalışma olduğunu gördük. Benim kendi okuduğum okula dönüşüm ve bir köy okulunda okumam dolayısıyla bütün köy okullarını ilkokullar ve ortaokullar dahil olmak üzere 5 tam gün eğitim, öğretime açtık. Eğer İl Hıfzıssıhha Kurullarının özel bir sınırlaması olmazsa bütün okullarımızı eğitim öğretime açtık. Onun için de köy okullarındaki çocuklarımızın herhangi bir eksiği kalmaması noktasında her türlü tedbiri almaya devam ediyoruz.' diye konuştu. 'Okul daha kontrollü bir ortamdır'Yüz yüze eğitime geçişte üçüncü aşamada 5'inci ve 9'uncu sınıfların okullara başlamasına ilişkin bir soru üzerine Selçuk, '5 ve 9'uncu sınıflar pedagojik olarak belirli bir öğretim kademesinden, yani ilkokul ve ortaokuldan bir üst kademeye geçişteki ilk senedir. Henüz yeni öğretmenlerle tanışma, yeni bir müfredatla karşılaşma aşamasındalar. Onların erken başlaması çok önemliydi.' değerlendirmesinde bulundu. Eğitim ve öğretim yılının uzun bir dönem, bir maraton koşu olduğunu vurgulayan Selçuk, şunları kaydetti:'Aşama aşama, salgının seyrine bağlı olarak sınıfları kademe kademe açacağız. Bunu da çok büyük bir kontrol içinde yapıyoruz. Birçok ülkede olduğu gibi bütün sınıfları her gün açmak ve maskesiz bir şekilde açmak şeklinde bir tercih değil de belirli sınıfları ve yaşları istatistiklere bakarak, bilim insanlarının ortaya koyduğu kanıtlara bakarak, aşama aşama, kontrollü bir şekilde açmayı tercih ettik. Bu da devam ediyor. Bizi en çok mutlu eden okula devam eden çocuklarımızın kendilerinde ve ailelerinde bir artış olmadığı gibi bir azalmanın söz konusu oluyor olması da bizi ayrıca mutlu ediyor. Okul daha kontrollü bir ortamdır. Tatil yerinden, sokaktan, çarşı pazardan çok daha kontrollü bir yerdir. Bundan dolayı da bilimsel verilere dayalı ortaya koyduğumuz görüşün gerçekleşmesi bizi ayrıca memnun etti. Yüzde 80'lere yakın bir katılım var. Bu katılımın bizim beklentimizin üstünde olduğunu söyleyebilirim. Genel olarak tüm kademelerde yüzde 70'in üstünde bir katılım var. Ama bazılarında yüzde 90'lara varıyor, bazılarındaysa yüzde 75'lerde kalıyor. Genel olarak yüzde 80'lerde bir katılım var.'Selçuk, 5'inci ve 9'uncu sınıfların usul ve esaslarının da diğer sınıflarla benzer olacağını vurgulayarak yarın bu konuda bir tebliğ yayınlanacağını ve hangi sınıfta hangi derslerin, kaçar saat olacağına ilişkin daha ayrıntılı bilgilerin paylaşılacağını sözlerine ekledi.
Reklam