onedio
Çevre Ve Şehircilik Bakanı Kurum, Saraçoğlu Mahallesi Koruma Yenileme Ve Yaşatma Projesi'ni Tanıttı:
ANKARA (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 'Saraçoğlu Projesi'yle Ankara'nın merkezine havuzu, parkları ve anıt ağaçlarıyla, özgün mimarimizi koruyarak yaşattığımız yemyeşil bir yaşam alanı kazandırıyoruz.' dedi.Bakan Kurum, 'Saraçoğlu Mahallesi Koruma Yenileme ve Yaşatma Projesi Tanıtım Toplantısı'na katıldı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'yi baştan sona imar, inşa ve ihya etmeye kararlılıkla devam ettiklerini belirten Kurum, Ankara'yı, şehirleri, Türkiye'yi en güzel şekilde geleceğe hazırladıklarını söyledi.Ankara'nın ilk toplu konut projesi olan Saraçoğlu Mahallesi'nin ihya sürecini başlattıklarını dile getiren Kurum, 'Ankara'nın merkezini daha da canlı kılacak, milli mimarimizi, doğal varlıklarımızı koruyarak yaşatacak bu örnek çevre ve şehircilik projemizi, milletimize armağan ediyoruz.' diye konuştu. Bakan Kurum, yenilenecek Saraçoğlu Mahallesi'ne katkı sunacak herkese teşekkür ederek, başkentin yeni simgesi haline gelecek Saraçoğlu Mahallesi Koruma, Yenileme ve Yaşatma Projesi'nin hayırlı uğurlu olmasını diledi.Ankara'yı 'Güçlü Türkiye'nin Güçlü Başkenti' yapmak için, dünya başkentleri arasında en üst sıralara sokmak için büyük projeleri tek tek hayata geçirdiklerini belirten Kurum, şöyle konuştu:'Başkentimizi doğal güzelliklerini, göllerini, akarsularını, yeşil alanlarını koruyan bir çevre ve şehircilik hamlesiyle, 2023'e, 2053'e, 2071'e hazırlıyoruz. Bir taraftan 'Ankara'nın her yerinde kentsel dönüşüm' diyor, 21 riskli ve 33 rezerv yapı alanımızda deprem dönüşüm projelerimizi sürdürüyoruz, diğer taraftan birbirinden güzel ve sağlam kamu binalarıyla, sokak sağlıklaştırma, cephe yenileme çalışmalarımızla Ankara'nın çehresini baştan başa yeniliyoruz. Özellikle Eski Ankara adıyla andığımız Altındağımızda Hamam arkası mevkiindeki konakların restorasyon çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.' Altındağ'da tarihi, kültürü ön plana çıkaran çok önemli bir yenileme projesini de hayata geçirdiklerini belirten Kurum, şunları kaydetti:'Ankaralıları tarihle buluşturacak bu projemizi Ankara Kalesi çevresinden başlayarak, Hergelen Meydanı’nın, Ulus'taki Yahudi Mahallesi'nin ve belediye binasının bulunduğu bölgeleri kapsayacak şekilde planladık. Bu tarihimizi yeniden gün yüzüne çıkarma projesi Hergelen Meydanı'ndan başlayıp, Atatürk Orman Çiftliği, AKM Millet Bahçesi, Gençlik Parkı ve eski 19 Mayıs Stadı'nın olduğu alanı içine alan son derece geniş bir yeşil koridorla birleşiyor. Projemiz tamamlandığında Ankara'nın göbeğinde kilometrelerce uzunluktaki bir kültür ve tarih aksını, yeşil koridoru Ankaralılarla buluşturmuş olacağız. Bununla da yetinmedik. Yeşil Ankara'mıza değer katacak İmrahor Vadisi Millet Bahçesi'nden başlayarak, Eymir Gölü, Gölbaşı Millet Bahçesi, Mogan Gölü ve Gölbaşı Arboretum alanını içine alan yeni bir yeşil koridor daha oluşturuyoruz.'Millet bahçelerinin yapımının hızla devam ettiğini söyleyen Kurum, Ankara'da da büyüklüğü 3 milyon metrekareyi aşan 17 millet bahçesi yaptıklarını aktardı.'Ankara bizim ortak istikbalimizdir'Ankara'nın yeni sosyal konutlarıyla 'yatay mimariyle yükselen bir başkent', dönüşüm konutlarıyla 'daha sağlıklı ve güvenli bir şehir' olacağına dikkati çeken Kurum, 'Ankara, sadece bir başkent değil, Anadolu'nun ortasından yeni dünya düzenine yön veren bir merkezdir. Ankara bizim ortak davamız, Ankara bizim ortak istikbalimizdir.' ifadelerini kullandı.Milletvekilleri ve belediyelerle başkentte yeni vizyoner hizmetlerin hızlı bir şekilde ortaya konması gerektiğini belirten Kurum, şu ifadeleri kullandı:'Bir yenileme, koruma ve yaşatma projesi olan Saraçoğlu Projesi'yle Ankara'nın merkezine havuzu, parkları ve anıt ağaçlarıyla, özgün mimarimizi koruyarak yaşattığımız yemyeşil bir yaşam alanı kazandırıyoruz. Saraçoğlu Projesi'ni tamamen çevre ve doğa merkezli bir yaklaşımla ele alıyoruz. Saraçoğlu'nun tarihi dokusunu oluşturan buradaki 44 tescilli yapıyı restore ederek muhafaza ediyoruz. Bu süreci de Kültür Varlıkları Kurulu'nun vermiş olduğu onaylarla, bilim adamarımızın, hocalarımız, mimarlarımız, mühendislerimizin onayıyla yürütüyoruz. 'Biz her şeyin doğrusunu biliriz, bizim dediğimiz doğrudur' anlayışıyla değil, kapsayıcı, paylaşımcı bir yaklaşımla, yeri geldiğinde belediyemizle, üniversitedeki hocamızla istişareler ederek, vatandaşlarımızın taleplerini alarak yürütmekteyiz. Yine mazisi yarım asrı aşan anıt ağaçlarımızın tamamını gözümüz gibi koruyoruz. Tek bir ağacın bile zarar görmesine izin vermiyoruz. Bütün tescilli yapı ve anıt ağaçlarımızı özenle koruyarak, bu güzel mahallenin yine yeşiliyle, güzelliğiyle Ankara'ya nefes aldıracak bir mahalle olarak kalmasını sağlıyoruz.' 'İnandığımız yolda kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz'Millete hizmetten bir an olsun geri durmadıklarını, daima hizmet ettiklerini ve etmeye de devam edeceklerini belirten Kurum, çevreyi merkeze koydukları, koruma, yenileme ve yaşatma eksenli Saraçoğlu Projesine karşı çıkanlar olduğunu söyledi.Bakan Kurum, 'Tabii biz işimizi yapmaya, her gün yeni şeyler söylemeye, güzeli yapmaya devam edeceğiz. İnandığımız yolda kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. İnşallah genç Cumhuriyetimizin bu çevreyi merkeze koyan ilk ve özel şehircilik örneğini Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında, aslına uygun bir şekilde yenileyecek, milletimizin hizmetine sunacağız. Tarihimizden aldığımız bu değerli emaneti yine emanetin asıl sahipleri olan gelecek nesillere, yavrularımıza hep birlikte aktaracağız.' değerlendirmesini yaptı.Saraçoğlu Mahallesi'nin 81 bin metrekare alan üzerinde, bitişik nizamda üretilen farklı tiplerde yapılardan oluşacağını aktaran Kurum, şu bilgileri verdi:'Konutların dışı geniş saçaklar, cumbaya öykünen cephe çıkmalarıyla, balkon korkuluklarıyla geleneksel Türk evinin modern bir yorumu olarak tasarlanmış. Bakanlık olarak işe gelenekle moderni harmanlamış bu bölgenin depremsellik durumunu analiz eden statik raporlarımızı hazırlayarak başladık. Yine projemizin her aşamasında Kültür Varlıkları Kurulu'nun onayıyla hareket ettik. Üniversite hocalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın görüş ve desteklerini aldık. Bu bölgede toplam 44 blok, 437 bağımsız bölüm bulunuyor. Yeni projeyle tescilli 44 bloğun tamamını koruyoruz. İçerisinde 120 konut, 92 ticaret, 212 ofis ve otel yapısı olacak şekilde 429 bağımsız bölüm olarak yeniliyoruz. Yapıların karakteristik ve mimari özelliklerine göre alanda 3 ayrı etap belirledik. Tüm etapları eş zamanlı olarak yapacağız. Projemizin ilk etabında, içerisinde 16 dükkan, 124 ofis ve otel olacak şekilde yeniliyoruz. Geniş yeşil açık alanlar ile entegre şekilde tasarladığımız bu etapta, Ankara'ya gelen misafirlerimize doğa ile iç içe bir konaklama imkanı sunuyoruz. İkinci etapta, ilk planında görülen eski dere yatağını canlandırıyoruz. Biyolojik gölet olarak Ankara'nın hizmetine sunuyoruz. Tabii bununla yetinmiyoruz. Biyolojik gölet çevresinde yapacağımız rekreasyon, kültür-sanat etkinlik alanlarıyla, şehrin merkezinde 7/24 yaşayan aktif bir yaşam alanı inşa ediyoruz. Bu etapta 70 dükkan ve 88 ofis olacak şekilde yeniliyoruz. Bu alanların gölete bakan kısımlarını çardaklarla, sokağa bakan kısımlarını ise daha özel gölgeliklerle birlikte tasarladık. Üçüncü etapta ise içerisinde 120 konut ve 6 dükkan olacak şekilde bir yenileme çalışması yapıyoruz. Ayrıca proje alanında bulunan mevcut yolların tamamını iyileştiriyoruz.' Yolları tek şeritli olarak düzenleyerek yaya kullanımını güçlendirdiklerini de ifade eden Kurum, 'Saraçoğlu'nda bir yapı projesi değil, bir sosyal sorumluluk projesi bilinciyle hareket ediyoruz. Burada ikamet edecek vatandaşlarımıza mahalle kültürümüzün yaşatılacağı, çocuk oyun alanlarıyla, yürüyüş parkurlarıyla sakin ve huzurlu bir yaşam sunuyoruz.' dedi.Bakan Kurum, tüm binaların yüksek teknolojiyle, enerji verimli, yalıtımlı, sıfır atık uyumlu akıllı bina özellikleriyle aslına uygun şekilde restore edildiğini belirterek, şunları kaydetti:'Yeni Saraçoğlu Mahallesi, Ankaralıların en güzel anılarını biriktirmeye, yeniden başlayacak. Çocuklarımız güven içinde bisikletlerini sürecek, patenleriyle kayabilecek. Akşamları anne babaları ağaçların altında sohbet ederken onlar, saklambaç oynayacaklar. Ağaçların gölgelediği bu harika mahallemizi yeniden, içine girildiği an, korna seslerinin yerini kuş seslerine bıraktığı bir yaşam alanı haline getireceğiz. Ankara'yı yaşayanların yeni buluşma noktası olacak.'
Analiz – Saldırgan Politikalar Ermenistan'ı Güney Kafkasya'da Yalnızlaştırıyor
İSTANBUL (AA) -RIZA TALEBİ- Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın işgalini meşrulaştırmak ve sürdürmek amacıyla, özellikle son çatışmalarda, doğulu ve batılı müttefiklerinden medya alanında destek gördü, siyasi ve askeri yardım aldı, Türkiye ve Azerbaycan aleyhine tezvirat kampanyası yaptı ve Ordubad ve Gence gibi çatışmaya uzak ve yakın bölgelerdeki Azerbaycanlı sivillere füze saldırısı gibi çeşitli taktik ve hileler kullandı, fakat bütün bunlara rağmen göstergeler Azerbaycan güçlerinin topraklarını kurtarma konusunda başarı kaydetmekte olduğu yönünde.Gence, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin ilk başkenti olarak stratejik ve çok önemli bir konuma sahip. Günümüzde Gence, Azerbaycan’ın büyüklük ve önem sıralamasında ikinci şehridir. Aynı zamanda, Mehsetî, Nizâmî-i Gencevî ve Cevad Han’ın şehridir. Şehir, işgal altındaki Dağlık Karabağ’dan çok uzak olmasına rağmen, Azerbaycan’ın Türkiye ve Avrupa’ya giden hidrokarbon transfer hatlarına yakınlığı ve önemi nedeniyle Ermeni füzelerinin hedefi oldu.Bir zamanlar Saddam Hüseyin tarafından İran şehirlerini bombalamak için kullanılan Rus yapımı Elbrus ya da Scud füzeleri, savaş başlığının optimize edilmesiyle uzaktaki hedefleri de yok edebiliyor. Ermeni ordusu, Rus yapımı böylesi bir silahı kullanarak Azerbaycan’daki yerleşim alanlarına ve sivillere saldırma yoluyla halkı korkutma amacını güdüyor. Ermenistan ayrıca savaşı işgal edilmemiş Azerbaycan topraklarının içlerine çekmek suretiyle Azerbaycan güçlerini Dağlık Karabağ dışındaki Ermenistan mevzilerini hedef alması için kışkırtmak istiyor.Açık bir savaş suçu olan bu çabaya rağmen Azerbaycan ordusu, meşruiyet odaklı bir strateji benimseyerek sadece Dağlık Karabağ’daki işgalcilerin savunma-saldırı pozisyonlarını yok etmeye odaklandı. İleri teknoloji ürünü İHA’lardan olan “Bayraktar”, sivillerin Ermenistan tarafından insanlık dışı bir şekilde öldürülmesine ezici ve şiddetli bir cevap verdi. Güvenilir uluslararası medya kuruluşlarına göre, Azerbaycan ordusu şu ana kadar sivilleri asla hedef almadı ve Ermenistan’ın kışkırtıcı eylemlerine rağmen insani olmayan bir tepki vermekten kaçınmakta ve sadece işgal altındaki topraklarda ilerlemeyi hedeflemekte.Ermenistan ordusu, Gence’nin yanı sıra Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ordubad şehrini de hedef aldı. Bu saldırının amacı Türkiye’yi savaş alanına çekmekti. Çünkü Türkiye Moskova Anlaşması’na göre garantör ülke konumunda. Bu nedenle, Nahçıvan’a yönelik herhangi bir üçüncü ülke saldırısı Türk tepkisini ve müdahalesini beraberinde getirebilirdi. Bu öngörüsüz hareket de Erivan’a Rus ve Fransız müttefiklerini savaş alanına çekmek ve yardım talep etmek için etkili bir bahane sunamadı.Ermenistan ve müttefiklerinin bir başka hilesi de Dağlık Karabağ’da Suriyeli savaşçıların varlığına ilişkin haberler yayınlamak ve Türkiye’ye karşı psikolojik bir savaş açmak oldu. Dağlık Karabağ’da Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerini destekleyen bu savaşçıların varlığına dair sözde kanıtlar sunan Ermeni, İran ve Rus medyasının kara propagandası haricinde uluslararası düzeyde güvenilir hiçbir belge ve kanıt bulunmuyor. Bir Ermeni yetkili, gazetecilerin bu konudaki sorularına cevap olarak sadece, söz konusu savaşçıların cesetlerinin yaban domuzları tarafından yenildiğini söyleyebildi.Görevi, menfaat gereği cehalet ve yalanın yayılmasını incelemek olan “agnotoloji” denen bir bilim dalı bulunuyor. Bugün işgal altındaki Dağlık Karabağ’da “cihatçı güçlerin” varlığına dair haberler bu bilim dalının konusu olacak nitelikte. Fransız medyasının başını çektiği bu girişimler, eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın PKK’lı terörist unsurlara yönelik politikalarını çağrıştırıyor. Bu yöntem, sahada vekil güçleri beslemek için yıllardır kullanılıyor.Bu mesnetsiz iddialar, işgal altındaki Dağlık Karabağ’da gerilla savaşı başlatmaları için Asala, YPG ve PKK teröristlerinin Ermenistan tarafından bölgeye davet edildiği sırada ortaya atıldı. Bu bölge, geçilmesi zor dağlar ve mayınlı alanlar nedeniyle, adı geçen üç terörist grubun faaliyetleri için elverişli sayılıyor. Ermenistan’ın hedefi Azerbaycan ordusunun gücünü zayıflatmak ve bölgenin kurtuluşunu önlemek için Dağlık Karabağ’ı Suriye’ye dönüştürmek. Buna rağmen, Azerbaycan ordusunun özel kuvvetleri, sözde Dağlık Karabağ hükümetinin yaşlı ve yorgun askerlerini ve Asala’nın terörist güçlerini yenmeyi başardı. Cebrail şehrinin Asala teröristlerinden kurtarılması bu durumun bir kanıtı. Ermenistan’ın Doğulu ve Batılı müttefiklerinin desteği de bu ülkenin Dağlık Karabağ’daki yenilgisini engelleyemedi. Yine de belli başlı bazı medya kuruluşları Dağlık Karabağ’da yaşananları çarpıtmakta.İran içinde ve ülke dışında Farsça haber yapan medya organları da bu çatışmayı Ermenistan-Türkiye savaşı olarak göstermeye çalışarak, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü savunma konusundaki haklılığını görmezden geliyor. Öte yandan Rus silahlarının Mahaçkale’den Enzeli’ye, oradan da Norduz Sınır Kapısı’ndan Ermenistan’a gönderildiğine dair çok sayıda haber bulunuyor.İran devleti, Anayasa’nın ve “İslam Cumhuriyeti” sisteminin ideallerinin Müslümanları, özellikle Şiileri desteklemenin gereğine vurgu yapmasına rağmen, Karabağ meselesi karşısında paradoksa girmiş veya belki de yaklaşımını değiştirmiş olabilir. Bu paradoksal durum, Müslüman Uygur Türkleri meselesi hakkında da müşahede ediliyor. Ermenistan, küçük nüfusuna ve çok zayıf pazarına rağmen, Türkiye’den Güney Kafkasya’ya giden yol üzerindeki konumu nedeniyle her zaman İran’ın ilgi odağı olmuştur. İran hükümet yetkililerinin ve Türklerin yoğun nüfusa sahip olduğu eyaletlerdeki cuma imamlarının açıklamaları iç kamuoyuna yöneliktir ve bu ülkedeki Türk asıllı vatandaşların duygularını kontrol etmeyi amaçlamaktadır. Kafkasya’da Rusya’nın sessizliği ve İran’ın hatalı politikaları nedeniyle karşı karşıya kaldığı yalnızlık, bu ülkenin diplomatik makamlarının tavrını yumuşatmıştır. İran’daki Türklerin Tebriz, Tahran ve diğer şehirlerdeki protestoları da İranlı yetkililerin açıklamalarındaki değişimin diğer bir faktörü olarak gösterilebilir. İran Ermeni Apostolik Kilisesi de geçmiş yıllarda benzer konularda sert açıklamalar yapmasına rağmen, İranlı yetkililerin son tutumunun ardından Karabağ’ın işgalden kurtarılmasına ilişkin halen sert bir tepki gösterebilmiş değil. Azerbaycan ordusunun yaklaşık 30 yıl sonra eline geçirdiği bu fırsat çok kıymetli. Moskova’nın Nikol Paşinyan hükümetinden hoşnutsuzluğu, İran ekonomisinin zayıflığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, Rusya’nın Belarus, Kırgızistan ve Litvanya konusunda karşı karşıya kaldığı pek çok sorun, Navalni meselesi ve rubledeki sert düşüş gibi faktörler, Azerbaycan ordusunun Türkiye’nin desteğiyle işgal altındaki Karabağ’ın önemli bir kısmını kurtarmasının yolunu açtı. Azerbaycan ordusu, Fransa gibi ülkelerin Ermenistan’ı desteklemesine rağmen maceracı komşusuna askeri üstünlüğünü gösterdi. Azerbaycan şu anda da cenazelerin ve esirlerin değişimi amacıyla sağlanan geçici ateşkesle Paşinyan hükümetinin aksine meseleyi sivillere zarar vermeden çözmeye çalışıyor. Ermenistan başbakanının radikal ve ideolojik tutumu ve ordusunun sivil yerleşim alanlarına füze saldırıları, Azerbaycan’ın ezici cevabıyla karşılaşmıştır. Çok sayıda Ermenistan askerinin öldürülmesi ve işgal altındaki Dağlık Karabağ’da Azerbaycan Hava Kuvvetleri’nin vurduğu ölümcül darbeler göz önüne alındığında Erivan yönetiminin Dağlık Karabağ sorununa yaklaşımında yakın gelecekte bir değişiklik bekleyebiliriz.Mütercim: Bilal Güler, Ahmet Dursun[Kafkasya, İran ve Ermenistan üzerine uzmanlaşan gazeteci-yazar Rıza Talebi, Amerikan Metropolitan Üniversitesi’nde Uluslararası Hukuk dalında doktora çalışmalarını sürdürmektedir]
Bilim Kurulu Üyesi Kara: 'Okulda Olmayan Çocuklarda Pozitifleşme Daha Yüksek'
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, kademeli yüz yüze eğitime geçiş ile birlikte okula giden çocuklarda ciddi bir vaka artışı olmadığını söyledi. Prof. Dr. Kara, 'Bilakis aynı yaş grubunda okulda olması gerekirken okulda olmayan çocuklara baktığımızda virüsün pozitifleşmesinin biraz daha yüksek olduğunu görüyoruz' dedi.
"2020 Attila İlhan Edebiyat Ödülleri" Sahiplerini Buldu
İSTANBUL (AA) - Attila İlhan Bilim Sanat ve Kültür Vakfı tarafından, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları desteğiyle düzenlenen '2020 Attila İlhan Edebiyat Ödülleri' sahiplerini buldu.Vakıftan yapılan açıklamaya göre, bu yıl 'Şiir' dalında 52, 'Roman' dalında 49 eserle başvurulan yarışmada yazar Doğan Hızlan'ın onursal başkanlığında toplanan seçici kurullar ödül alacak eserleri belirledi.Roman ödülü 'Aşıklar Bayramı' ile Kemal Varol'un olduÜyeleri arasında Mehmet Eroğlu, Deniz Yüce Başarır, Faruk Şüyün, Seval Şahin ve aile adına Ali Cem İlhan'ın yer aldığı roman dalı seçici kurulu tarafından roman ödülü, 'Sözlü kültürle yazılı kültürü başarılı bir şekilde birleştirmesi ve bir iç hesaplaşmayı etkileyici bir dille anlatması' sebebiyle Kemal Varol'un 'Aşıklar Bayramı' eserine verildi.Metin Celal'ın şiir dalında seçici kurul başkanlığını üstlendiği, Ali Ural, Tuğrul Tanyol, Adnan Özer ve aile adına Kerem Alışık'ın yer aldığı jüri de 'kısa dizelerle, sesi kısarak yalın anlatımla ulaştığı şiirini ileri götüren yaklaşımıyla' Elif Sofya'nın 'Hayhuy' isimli eserini ödüle değer bulundu.İlk Roman Vakıf Özel Teşvik Ödülü'nün sahibi, 'At Sancısı' kitabıyla Elvan Kaya Aksarı olurken, İlk Şiir Kitabı Vakıf Özel Teşvik Ödülü ise 'Sevgili Kardeşim Ben' adlı kitabıyla Enes Kurdaş'a verildi.
Reklam
Soyuz Ms-16 Kapsülü Dünyaya Döndü
NUR SULTAN (AA) - Uluslararası Uzay İstasyonunda (UUİ) 6 aydır görev yapan Soyuz MS-16 kapsülü dünyaya indi.Soyuz MS-16 kapsülünün iniş anı, Rusya Federal Uzay Ajansının (ROSCOSMOS) internet sitesinden canlı verildi.Rus kozmonotlar Anatoliy İvanişin ve İvan Vagner ile ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA) astronotu Christopher Cassidy'yi taşıyan kapsül, yerel saatle 08.54'te Kazakistan'ın Jezkazgan şehri yakınlarına indi.Ekip üyelerini kapsülden çıkartan ve sağlık kontrolü yapan arama ve kurtarma ekiplerinin, maske taktığı ve sosyal mesafeyi korudukları gözlendi.ROSCOSMOS'tan yapılan açıklamada, kapsülün inişini sağlayan arama ve kurtarma ekibi üyelerinin sayısının azaltıldığı, bu kişilere virüs ve enfeksiyon testleri uygulandığı belirtildi. Açıklamada, kullanılan tüm kara ve havacılık malzemelerinin dezenfekte edildiği bildirildi.UUİ'de, Rus kozmonotlar Sergey Rıjikov ve Sergey Kud-Sverçkov ile NASA astronotu Kate Rubins bulunuyor.NASA, ROSCOSMOS, Avrupa Uzay Ajansı, Kanada Uzay Ajansı ve Japon Uzay Araştırma Ajansının ortaklaşa işlettiği UUİ'de uzay araştırmaları ve temel bilim deneyleri yürütülüyor.
4. Ulusal Kutup Bilimleri Çalıştayı Yarın Başlıyor
ANKARA (AA) - TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Kutup Araştırmaları Enstitüsü tarafından çevrimiçi olarak düzenlenecek 4'üncü Ulusal Kutup Bilimleri Çalıştayı, Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından katılımcıları ağırlayacak.TÜBİTAK'tan yapılan yazılı açıklamaya göre, bu yıl 4'üncüsü düzenlenecek Ulusal Kutup Bilimleri Çalıştayı kapsamında, Türkiye'nin 1513 Piri Reis Haritası'na dayanan kutup çalışmaları geçmişinin, günümüzdeki ve gelecekteki durumu bilimsel ortamda tartışılacak.Kutup alanıyla ilgili 100'ün üzerinde bilimsel özet başvurusu gerçekleşen çalıştaya bu yıl katılım için 723 kayıt alındı. Türkiye'nin 67 şehrinden, yurt dışından da 10 farklı şehirden katılım gerçekleşecek.Çalıştaya katılan bilim insanları, Türkiye'nin kutuplarda yaptığı ve yapmakta olduğu, yeni proje başlıkları ve çalışma alanları hakkında bilgiler verecek. Çalışmalar hakkında tartışmaların yapılacağı, yeni fikirlerin üretileceği çalıştay, kutuplar konusundaki tüm disiplinleri içerecek. Kutuplarda bilimsel çalışmalar gerçekleştirmiş veya gerçekleştirmek isteyen araştırmacılar ve kurumlar, akademik çalışmalar yapan lisans ve lisansüstü öğrencileri, çalıştaya bu yıl çevrimiçi platformda katılacak. Yarın gün boyu sürecek olan çalıştayda, toplamda 4 eş zamanlı odalarda yaklaşık 20 farklı oturum gerçekleştirilecek. Farklı disiplinlerden 107 bilimsel özeti içeren bildiri kitabı da çevrimiçi olarak dağıtılacak.Çalıştayın Arktik, Antarktika, uzay ve kutuplarda uzun dönemli izleme projeleri hakkında sunumlar yapılacak oturumlar, TÜBİTAK sosyal medya hesaplarından canlı olarak yayınlanacak. İlk Kutup Şenliği heyecanıBu yıl ilk kez, 4'üncü Ulusal Kutup Bilimleri Çalıştayı'nın ardından çocuklara yönelik olarak 1'inci Kutup Şenliği yapılacak. Şenlik, Türkiye'deki kutup araştırmaları ve iklim değişikliği konularında yeni neslin bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi amacıyla 23 Ekim'de gerçekleştirilecek. Şenlikte, konularında uzman araştırmacılar kutupları içeren çalışmalarını, popüler bilim söyleşisi olarak öğrencilerle buluşturacak. Dinleyici kitlesini ortaokul ve lise düzeyindeki öğrencilerin oluşturduğu 1'inci Kutup Şenliği'nde öğretmenler de söyleşilere konuk olacak. Şenlik için 2000'in üzerinde öğrenci ve öğretmenin kaydı alındı.
Reklam
Aşı Bilimi Derneği Başkanı Gürüz: "Kovid-19 Aşısının Martta Hazır Olacağına İnanıyorum"
İZMİR (AA) - Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Aşı Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, dünya genelinde çalışmaları devam eden yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının en geç mart ayı sonunda hazır olacağına inandığını söyledi.Karabağlar Belediyesinde meclis üyeleri ve belediye personellerine Kovid-19 salgını ve devam eden aşı çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Gürüz, Türkiye'de 8 üniversite ve bir merkezin aşı çalışmalarına devam ettiğini, henüz klinik çalışması tamamlanan aşı çalışmasının bulunmadığını kaydetti.Gürüz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal'ın Türkiye'nin Kovid-19 aşısını yapması için çalışan bilim dünyasına büyük bütçe desteğinde bulunduğunu ifade etti. Ege Üniversitesi bünyesinde aşı geliştirme çalışmasında görev aldığını hatırlatan Gürüz, 'Biz DNA aşısı üzerinde çalışıyoruz. Hayvan deneyleri tamamlanmak üzere. Biz DNA aşısı yaptığımız için biraz daha meşakkatli ve zaman alıcı bir aşı oluyor. Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak'ın da yakın ilgisiyle aşı çalışmamız başarıyla devam ediyor. Dünya genelinde en erken aşı çalışmalarının mart ayı sonunda sonuç vermesini bekliyorum. Türkiye'de ise mayıs ayı sonu itibarıyla üniversitelerin ve merkezlerin yaptığı aşılarda sonuç vereceğini tahmin ediyorum.' dedi. Gürüz, grip aşısının Kovid-19'a karşı korumadığını sadece grip aşısıyla influenza virüslerine karşı korunulacağını sözlerine ekledi.
Mehmetçik'ten Kosova'da Eğitime Destek
YAKOVA (AA) - Kosova'daki NATO Barış Gücü (KFOR) bünyesinde görev yapan Türk Temsil Heyeti Başkanlığı, ülkenin güneybatısındaki Yakova şehrinde bulunan Hysni Zajmi Sağlık Lisesi'nin fizyoterapi dershanesini yeniledi.Yenilenen dershanenin açılış törenine, Kosova Eğitim ve Bilim Bakanı Ramë Likaj, Türkiye'nin Priştine Büyükelçisi Çağrı Sakar, Yakova Belediye Başkanı Ardian Gjini, Türk Temsil Heyet Başkanı Albay Savaş Yanar ile Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Priştine Koordinatörü Cihan Dinçer'in yanı sıra öğretmen ve öğrenciler katıldı. Açılışın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Likaj, Türk devletinin Kosova savaşı sırasında Kosova'da barışı tesis etmekte ve sonrasında ülkenin kurulmasında büyük yardımları olduğunu aktardı. Likaj, 'Özellikle salgınla yüz yüze olduğumuz bu zor dönemde olağanüstü bir yardım. Bir kez daha yardım için teşekkür ederken, gelecekte ortak olduğumuz projeler için Türk Büyükelçiliğine ve Türk hükümetine iş birliği teklif ediyorum.' şeklinde konuştu.'Türk askeri dünyanın dört bir yanında barışa ve istikrara katkı sunuyor'Büyükelçi Sakar da Kosova halkı ile Türkiye arasındaki kardeşlik ilişkilerine uygun şekilde gerçekleştirdikleri projeler ile gururlandıklarını vurguladı.Sakar, 'Türk askeri bildiğiniz gibi başlangıçtan bu yana Kosova'da dostlarımızın yanında Türkiye'nin desteğini gösteriyor. Burada da dünyanın dört bir yanında olduğu gibi barışa ve istikrara katkı sunuyor.' dedi. Belediye Başkanı Gjini de eğitim alanındaki bağışları belediye olarak son derece memnuniyetle karşıladıklarını ve Türkiye’ye sadece bu bağış için değil, son yıllarda yapılan diğer bağışlar için de teşekkür ettiğini ifade etti.Sağlık Lisesi son sınıfı öğrencilerinden Enes Bekolli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversite eğitimine Türkiye’de devam etmek istediğini söyledi.Lisenin koşullarının önceleri pratik yapmaya uygun olmadığını aktaran Bekolli, 'Türk ordusunun yaptığı yatırım sayesinde nihayet böyle bir dershanede mesleki uygulama yapabileceğimiz için çok mutluyum.' dedi.Hysni Zajmi Sağlık Lisesi'nin fizyoterapi dershanesinin yenilenmesi projesi kapsamında dershanenin aydınlatma sistemi dahil olmak üzere bakım ve onarımı gerçekleştirildi.Fizyoterapi alanında kullanılan elektro terapi cihazları, ağırlık setleri gibi birçok eğitim malzemesinin temin edildiği liseye dizüstü bilgisayar, projeksiyon cihazı gibi temel eğitim malzemeleri de bağışlandı.
İlkokul Öğrencisi Şevval Tevetoğlu Matematik Yarışmasında Dünya Birincileri Arasında Yer Aldı
SAMSUN (AA) - Samsun'un Vezirköprü ilçesinde ilkokul 4. sınıfa giden Şevval Tevetoğlu'nun, uluslararası matematik yarışmasında tüm soruları doğru cevaplayarak kategorisinde birinciler arasında yer aldığı bildirildi.Samsun Bilim ve Sanat Merkezi Destek Programı'nda eğitim gören Vezirköprü Zeki Cevher İlkokulu öğrencilerinden Şevval Tevetoğlu, Kanada merkezli, internet üzerinden düzenlenen Uluslararası Caribou Matematik Yarışması'nda, 6 bin 542 öğrencinin katıldığı ve 3 ile 4. sınıfların birlikte yarıştığı kategoride, tüm sorulara doğru cevap vermeyi başardı.Samsun Bilim ve Sanat Merkezi Müdürü Civan Çelik, yaptığı yazılı açıklamada, büyük başarı gösteren öğrencisini tebrik etti.Caribou Matematik'in, öğrencilerin severek matematik yapmalarını ve problem çözmeye yönelik keyifli vakit geçirmelerini amaçlayan bir organizasyon olduğunu vurgulayan Çelik, 'Türkiye'deki bilim ve sanat merkezlerinde eğitim gören 6 öğrenci daha binlerce öğrenci arasından tüm sorulara doğru cevap vererek dünya birincisi olmuştur. Matematik alanında başarılı öğrenciler yetiştiriyoruz.' ifadelerini kullandı.Çelik, Şevval Tevetoğlu'nun başarılarının devamını diledi.
Reklam
Kadıköy'de Kokarca Böceği İstilası: '300 Tarım Ürününe Zarar Verebilir'
Kadıköy'de son zamanlarda artan 'Kahverengi Kokarca Böceği' nedeniyle birçok kişi şikayetçi. Öldürüldüğü zaman 'kötü koku' yayması ile bilinen bu böcek nedeniyle ilaçlama firmalarına talepler de arttı. Öte yandan bu böceğin tarım ürünlerine zararı olduğunu belirten Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Murat Kapıkıran , 'Yüzde 50'ye varan tarımsal zarar oluşturacağı yönünde de çeşitli öngörüler var' dedi.
Hindistan'daki Tar Çölü'nden Yaklaşık 172 Bin Yıl Önce Nehir Geçtiği Belirlendi
ANKARA (AA) - Hindistan'ın kuzeybatısında 'Büyük Hint Çölü' olarak da bilinen Tar Çölü'nden, yaklaşık 172 bin yıl önce nehir geçtiği belirlendi.Almanya'daki Max Planck Bilim ve İnsan Tarihi Enstitüsü, Hindistan'ın Tamil Nadu eyaletindeki Anna Üniversitesi ve Hint Bilim, Eğitim ve Araştırma Enstitüsünden araştırmacılar, Taş Devri'nde Tar Çölü'nün bulunduğu bölgenin şimdikinden çok farklı olduğu sonucuna vardı.Uydu görüntülerini inceleyen uzmanlar, Tar Çölü'nde Nal köyü yakınında nehir kanallarının oluşturduğu ağı saptadı ve ışıma yöntemini kullanarak, nehir yatağında kumdaki kuvars taneciklerinin gömüldükleri zamanı belirledi. Uzmanlar, buna göre, çöldeki nehir hareketliliğinin en güçlü olduğu zamanın yaklaşık 172 bin yıl öncesine denk geldiğini belirterek, yıllar boyunca bu hareketliliğin zayıfladığını ifade etti.Max Planck Bilim ve İnsan Tarihi Enstitüsünden Jimbob Blinkhorn, yaptığı açıklamada, Tar Çölü'nde 172 bin yıl önce nehrin yakınında insanların yaşamış olabileceğini ya da nehir yoluyla göç edebildiklerini dile getirerek, belki de Taş Devri insanlarının Afrika'dan Hindistan'a yayılmasının ilk zamanlarının bu döneme denk geldiğini kaydetti.Araştırmanın sonuçları, 'Quaternary Science Reviews' dergisinde yayımlandı.
Reklam
Reklam
Kılıçdaroğlu, Ölümünün 21. Yılında Ahmet Taner Kışlalı'yı Andı:
ANKARA (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gazeteci-yazar Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'yı suikast sonucu ölümünün 21. yılında andı. Kılıçdaroğlu, Twitter'daki paylaşımında, şunları kaydetti:'Atatürk devrimleri ve Cumhuriyet değerleri doğrultusunda mücadele eden ve bu uğurda haince katledilen değerli bilim insanı ve Cumhuriyet aydını Ahmet Taner Kışlalı'yı aramızdan ayrılışının yıl dönümünde saygı, rahmet ve özlemle anıyorum.'
Analiz - ABD'de Hristiyan Grupların Seçim Mücadelesi Kızışıyor
İSTANBUL (AA) -ASLI NUR DÜZGÜN- ABD merkezli araştırma merkezi Pew Research Center tarafından yapılan araştırmaya göre Başkan Donald Trump, ABD’li Hristiyanların favori adayı olmayı sürdürse de, Katolikler, Evanjelik olmayan Protestanlar ve Evanjelik Hristiyanların bir kısmının Trump’a desteği Ağustos’tan bu yana düşüş sergiliyor. Trump desteğinde azalan oranlara karşın Demokratik aday Joe Biden oylarında ise bir yükseliş söz konusu. [1] Başkan Donald Trump’ın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) teşhisiyle hastanede kaldığı 30 Eylül-5 Ekim tarihleri arasında yapılan ve 10 bin 543 ABD’li seçmenin katıldığı ankete göre Hispanik Katolikler, Siyah Protestanlar, Yahudiler ve herhangi bir dine mensup olmayan grupların desteğini alan Joe Biden, Evanjelikler arasında yaşanan bölünme ile bir grup Evanjelik Hristiyan tarafından da desteklenmeye başladı. [2]Yapılan araştırmaya göre Beyaz Katolik seçmenler yüzde 52’ye yüzde 44’lük farkla Joe Biden’a karşı Başkan Trump’ı destekliyor ancak bu oran önceki kamuoyu yoklamasına nazaran düşmüş durumda (Temmuz-Ağustos aylarındaki oranlar: Trump yüzde 59, Biden yüzde 30). Benzer şekilde Evanjelist olmayan Protestanlar da yüzde 53 oranla Başkan Trump’ı desteklese de bu oran Ağustos başlarında yüzde 59’du. [3] 2016 seçimlerinde Trump’ı yüzde 81’lik oranla [4] destekleyen Beyaz Evanjelik Hristiyanlar arasındaki bölünme ise en dikkat çekici olanı. Siyah Protestanların yüzde 90’ı, Hispanik Katoliklerin yüzde 67’si, agnostik ve ateistlerin yüzde 62’si ve Amerikan Yahudilerinin yüzde 70’i tarafından desteklenen Biden, Beyaz Evanjelik Hristiyanların belli bir kısmının desteğini de almaya başladı. Ağustos ayı başında yapılan ankette Başkan Trump’tan yana olan yüzde 83’lük Evanjelik destek Ekim ayında yerini yüzde 78’lere bıraktı. [5]ABD seçmenlerinin yüzde 44’ünü oluşturan Katolikler, Evanjelik olmayan Protestanlar ve Evanjelik Hristiyanlardan oluşan üç Beyaz Hristiyan grubun azalan Trump desteğine rağmen, Biden tarafında çok büyük bir sıçrama görülmeme nedeninin, oyların diğer adaylara kaymasından (Jo Jorgensen, Howie Hawkins, Don Blankenship) ya da oy kullanmama tercihinden kaynaklanabileceği de söylenenler arasında. Fakat, oy kullanırken dînî motivasyonla harekete eden seçmenleri etkilemek üzere kurulan Vote Common Good inisiyatifi tarafından Ekim ayı başlarında yapılan bir başka açıklamada, Evanjeliklerin de aralarında bulunduğu bin 600’den fazla inanç lideri, din adamı ve papaz tarafından “İnanç, umut ve sevgiyi Oval Ofis’e geri getirme” taahhüdü imzalanırken, Joe Biden’a destekleri netleşti. Seçimler için kilit önemi haiz bölgelerden din adamlarının yanı sıra aktivistlerin de katıldığı ve Demokrat Biden’a yönelik desteğin artmasına çalışan Vote Common Good’un direktörü Doug Pagitt’e göre bu durum geçmişte görülmemiş ve gelecekte de görülme ihtimali düşük, istisnai bir örnek. [6] İlan edilen Biden desteğinin büyük bir kısmı Katoliklerden, Evanjeliklerden ve Protestanların belli bir kısmından geliyor. Özellikle öne çıkan isimlerin arasında: ünlü televanjelist Billy Graham’ın torunu Jerushah Duford, Evanjelik Sosyal Hareket başkanı Ronald Sider, Evanjelik lider Joel Hunter, Baş Rahip Steven Lindsey, Ulusal Kiliseler Konseyi eski Genel Sekreteri Dr. Michael Kinnamon ve Piskopos Gene Robinson geliyor. Bu isimlerin yanı sıra pek çok üniversiteden dindar bilim adamları ve birçok önde gelen Hristiyan aktivist yer alıyor. Vote Common Good, internet sitesinde Trump’ı “küstah” ve Biden’ı “bilge” olarak tanımladıkları önemli bir propagandayı sürdürürken, bu propagandaya destek amacıyla bağış yapmaya da davet ediyor. [7]Evanjelik gruplar kendi içlerinde bölünüyor mu?ABD'de 89 milyonla [8] en yüksek nüfus oranına sahip dini grup olan Evanjelik Fundamentalistler, 1960’larda görev yapan Katolik Demokrat John F. Kennedy’den bu yana çoğunlukla Cumhuriyetçi Parti’nin seçmen kitlesini oluşturmakta ve nüfuzlarını kullanarak dini taleplerini siyaset arenasına yansıtmaktalar. Cumhuriyetçi seçmen kitlesine kullandıkları medya araçlarıyla hitap ederek, taleplerini Cumhuriyetçi Parti adaylarının gündem konusu haline getirebilmekteler. Medya gücünü etkili kullanan Hristiyan Sağ’ın, bu araçların Evanjelik seçmen kitlesi tarafından yüzde 96’lık takip oranı düşünüldüğünde, ABD’de milyonlarca Evanjelist Hristiyanı etkileme konusunda ciddi bir güce sahip olduğu görülüyor. Dolayısıyla ABD’de özellikle de seçim dönemlerinde Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında Fundamentalist Evanjeliklerin oylarını alma konusunda gözle görünür bir çekişme yaşanır. ABD siyasetinde Evanjelik seçmen kitlesini etkileyebilmek için Demokrat adayların söylem değişiklikleri yaptıkları da önceki başkanın iki döneminde de görülmüştür.Demokrat aday Biden da, tıpkı 2016’da Evanjeliklerin oylarıyla başkanlık yarışını kazanan Donald Trump gibi, Evanjelik seçmen kitlesinin belli bir bölümünün oylarını hedefliyor. Biden Evanjelik oyların çoğunluğunu alamasa da, bir kısmını kendi lehine çevirmek amacıyla kişisel inancını ve sahip olduğu değerleri öne çıkararak, Evanjelik inanç liderleriyle toplantılar yaptı, dinleme oturumları düzenledi ve dinler arası konsey organizasyonlarına katıldı.Biden’a oy vermeyi düşünen Evanjelikler, çoğunluğu teşkil eden gruptan istisnai bir şekilde de olsa ayrıldıkları için bireysel anlamda gerginlik içindeler. Çünkü Evanjelik seçmenler arasında Biden’ı destekleyenlerin (yüzde 22) yakın çevrelerinin Trump’ı destekleme (yüzde 46) ihtimali iki kat daha fazla ve bu oran diğer adaylar bağlamında daha da artıyor. [9] Trump yönetiminin kendilerini derinden üzdüğünü açıklayan bir grup muhafazakâr, dört yıl önce Trump’a verdikleri şansın bittiğini açıklıyor. Evanjelikler Başkan Donald Trump’ı yoksulluk, ırkçılık, sağlık hizmetlerinden yoksunluk ve iklim gibi konularda eleştiriyorlar. Bu ve diğer pek çok konuda Biden’ı, İncil’de var olan değerlere Trump’tan çok daha yakın buluyorlar. Seçimlerde Biden taraftarlarının sürekli olarak “Trump-karşıtı” olarak anılmaları, 2016 seçimlerinde görülen “Clinton-karşıtı” “Trump-yanlısı” bölünmesini hatırlatıyor. Pew Research Center’ın yaptığı ankete göre, Kasım 2020 seçimlerinde yüzde 57 Trump-yanlısı ve yüzde 20 Biden-karşıtı var. [10] Başkan Trump’ın ise Federal Mahkemeye muhafazakâr yargıç atama çabaları sayesinde Evanjelik oyların çoğunluğunu yine de alması bekleniyor. Trump 2016’dan günümüze Evanjeliklerin kürtaj ve eşcinsellik karşıtlığı, İsrail taraftarlığı gibi politik duruşlarını savunan bir pozisyon benimsemişti. Cumhuriyetçilerin kampanya sözcüsü Samantha Zager’e göre, Amerikalılar Trump’ın muhafazakarların temel haklarının savunucusu olmaya devam edeceğini biliyorlar ve Biden iktidar olursa Katolik karşıtı bağnazlık nüksedecek. Bu açıdan Cumhuriyetçiler, Biden’ın Katolikliğini araçsallaştırarak, Evanjeliklerin dini özgürlüklerinin kısıtlanacağı propagandasıyla, Biden’a kayan Evanjelik oyları geri kazanmaya çalışıyorlar.Evanjeliklerin ABD başkanları üzerindeki etkisiABD başkanlarının Evanjelik seçmen kitlesinin desteğini alabilmek için iç politikadaki tavır ve söylemlerinden daha çok dış politikadaki duruşlarına bakmak gerekir. Evanjeliklerin kürtaj ve eşcinsellik-karşıtlığı, sekülerlik tartışmaları ve dini özgürlükleri kapsayan politik talepleri doğrultusunda ABD iç politikasına nüfuz etme çabalarından daha görünür olan, ABD dış politikasında özellikle de İsrail yanlısı politik duruşlarıdır. Bu bağlamda hem iç hem de dış politikada Evanjelik Hristiyanların 2016’dan itibaren ABD Başkanı Trump’ın üzerindeki etkisini açıkça görmek mümkün. Mike Pence, Andrew Craig Brunson, Jim Wallis, Hershael York, Jerry Falwell, John Hagee, Tony Perkins, Billy Graham gibi Evanjelik Hristiyanların da özellikle bu dönemde görünürlük kazandıkları biliniyor.Evanjeliklerin İsrail yanlısı politik talepleri konusunda daha önceki başkanlık dönemlerinde görülmemiş adımlar atan Başkan Trump, Kudüs Büyükelçilik Yasası’nı Kongre’den geçirmeyi bir seçim vaadi olarak sunuyordu. Bilindiği gibi ABD Kongresi “Kudüs Büyükelçilik Yasası”nı ilk kez 1995’te kabul etmiş ancak söz konusu yasa 22 sene boyunca (1995-2017) Bill Clinton, George W. Bush ve Barack Obama tarafından her 6 ayda bir sürekli olarak ertelenmişti. 2017’de Başkan Trump döneminde Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması kararı sonrasında İsrail-Filistin sorunu yeni bir boyut kazandı. Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM) ve İslam ülkeleri tarafından verilen tepkilere rağmen herhangi bir geri adım atılmamış, Golan Tepeleri, sözde Yüzyılın Anlaşması ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’le normalleşme anlaşmaları ile de gerilim tırmandırılmıştı.ABD’de bireysel inancı Evanjelizm olan başkanların yanı sıra Evanjelik inancı taşımayan başkanlar da görev yapmıştır. Bu inancı taşımamalarına rağmen kendi dönemlerinde Evanjelik yanlısı politikalar güttükleri bilinmektedir. Kendisini Cyrus olarak tanımlayan ve “vaad edilen toprakların” Yahudilere verilmesi konusunda tavrı oldukça net olan Başkan Truman (1945–1953), döneminde kurulan İsrail’i ilk tanıyan devlet olan ABD’nin bu politikasını güçlü şekilde destekleyen başkanlardandır. Başkanlığı boyunca, kıyameti yaşayacağını, İsa Peygamberin gelme vaktinin yaklaştığını anlatılarında ortaya koyan Başkan Reagan (1981–1989) için 80’lerde Libya’ya yapılan müdahale dahi İsrail içindir. Evanjelik olmayan başkanlardan, mesela, Richard Nixon (1969-1974) ise Evanjeliklerin tepkilerini çekmemek için isteklerine cevap vermeye çalıştığını itiraf etmiştir. Başkan Clinton döneminde ise İran’la kurulan ilişkilere sert tepkiler veren Evanjelikler, yine bu dönemde uygulanan yumuşak güç politikalarının da karşısında olmuşlardır. Ancak fikir ayrılıklarına rağmen Clinton dönemi Orta Doğu politikası yine İsrail yanlısı örgütlere üye görevliler tarafından şekillendirilmekteydi. Amerikan müdahaleciliğinin zirveye ulaştığı Başkan Bush döneminde ise ABD dış politikasında “Haçlı seferi”, “Şer ekseni” gibi Evanjelik anlatılar ve yeni-muhafazakâr politikalar Orta Doğu politikasında epey baskın bir hale gelmiş, Irak ve Afganistan müdahalelerinde “teröre karşı savaş”ı, “İslam’a karşı savaş” olarak algılayan Evanjeliklerin politikaları iyice görünür olmuştu.Başkan Obama döneminde, ABD’nin Başkan Bush döneminde içine girdiği ekonomik zorluklar nedeniyle Orta Doğu politikasında yumuşak güç stratejisine hız verilmiş, İsrail-Filistin sorununda koşulsuz İsrail yanlısı olan ABD politikasını değiştirmek istediğini ihsas ettiren söylemlerde bulunulmuştur. Obama ABD’nin çıkarları için İsrail’in çıkarlarını arka plana atmak istemiş veya en azından öyle göstermiş ancak bunda başarılı olamamıştır. Konuya dair İslam dünyasını ümitlendiren vaatlerini gerçekleştiremeyen Başkan Obama’nın döneminde, ABD’nin İsrail politikasında büyük değişiklikler görülmemiştir. Obama ve Netanyahu arasındaki tüm gerginliğe rağmen, ABD İsrail’e silah satışına devam kararı vermiş, İsrail füze savunma sistemi denemesi gerçekleştirmiş ve daha geniş bir savunma sistemi için Amerikan Kongresi İsrail’e mâli yardım kararını onaylamıştır. İki ülke ilişkilerinin gerildiği bu dönemde Pentagon’da 15 ay içinde 75 görüşme gerçekleştiği bilgisi oldukça dikkat çekicidir. ABD bu dönemde de önceden olduğu gibi BM kararlarında İsrail yanlısı adımlar atmış, yine İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek fiziksel güvenlik odaklı politikalar geliştirmiş ve askeri, ekonomik desteklerde bulunmuştur. İsrail politikalarının farklılaşacağı düşünülen bu dönemde dahi rutinleşmiş ilişki kalıbının bozulmadığı görülmüştür.[Lisans ve yüksek lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi’nde tamamlamış olan Aslı Nur Düzgün, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora tez çalışmalarına devam etmektedir][1] Gregory A. Smith, “White Christians continue to favor Trump over Biden, but support has slipped”, Pew Research Center, https://www.pewresearch.org/fact-tank/2020/10/13/white-christians-continue-to-favor-trump-over-biden-but-support-has-slipped/, 13 Ekim 2020, Erişim tarihi: 16.10.2020.[2] Gregory A. Smith, “White Christians continue to favor Trump over Biden, but support has slipped”, Pew Research Center, https://www.pewresearch.org/fact-tank/2020/10/13/white-christians-continue-to-favor-trump-over-biden-but-support-has-slipped/, 13 Ekim 2020, Erişim tarihi: 16.10.2020. Ayrıca bkz. Pew Research Center, “In 2020 election, deep divisions between White Christians and everyone else”, https://www.pewresearch.org/fact-tank/2020/10/13/white-christians-continue-to-favor-trump-over-biden-but-support-has-slipped/ft2020-10-13religionparty_01/, 13 Ekim 2020, Erişim tarihi: 16.10.2020.[3] Gregory A. Smith, “White Christians continue to favor Trump over Biden, but support has slipped”, Pew Research Center, https://www.pewresearch.org/fact-tank/2020/10/13/white-christians-continue-to-favor-trump-over-biden-but-support-has-slipped/, 13 Ekim 2020, Erişim tarihi: 16.10.2020.[4] Justine Coleman, “Biden eyes inroads with evangelical voters”, The Hill, https://thehill.com/homenews/campaign/511809-biden-looks-to-make-inroads-with-evangelical-voters, 16 Ağustos 2020, Erişim tarihi: 16.10.2020.[5] Gregory A. Smith, “White Christians continue to favor Trump over Biden, but support has slipped”, Pew Research Center, https://www.pewresearch.org/fact-tank/2020/10/13/white-christians-continue-to-favor-trump-over-biden-but-support-has-slipped/, 13 Ekim 2020, Erişim tarihi: 16.10.2020.[6] Vote Common Good, “Vote Common Good Shares 1600 Faith Leaders’ Endorsement of Biden”, https://www.votecommongood.com/vote-common-good-shares-1600-faith-leaders-endorsement-of-biden/, 9 Ekim 2020, Erişim Tarihi: 18.10.2020[7] Vote Common Good, “Vote Common Good Shares 1600 Faith Leaders’ Endorsement of Biden”, https://www.votecommongood.com/vote-common-good-shares-1600-faith-leaders-endorsement-of-biden/, 9 Ekim 2020, Erişim Tarihi: 18.10.2020.[8] Evanjelik nüfus Amerikan nüfusunun %25.4’üdür. Pew Research Center, “Religious Landscape Study”, https://www.pewforum.org/religious-landscape-study/, Erişim Tarihi: 16.10.2020[9] Kate Shellnutt, “Evangelical Biden Voters Straddle Partisan Divides”, Christianity Today, https://www.christianitytoday.com/news/2020/september/white-evangelical-biden-voter-trump-friends-church-election.html, 14 Ekim 2020, Erişim tarihi: 18.10.2020.[10] Kate Shellnutt, “White Evangelicals Are Actually for Trump in 2020, Not Just Against His Opponent”, Christianity Today, https://www.christianitytoday.com/news/2020/october/white-evangelical-voters-for-trump-pew-lifeway-survey.html, 14 Ekim 2020, Erişim tarihi: 18.10.2020.
Selçuk Üniversitesinde Kovid-19 Aşısının Hayvan Deneyleri Tamamlandı
KONYA (AA) - Çin'de ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkileyen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede Türkiye'den bilim insanları da çalışmalar yürütüyor.Selçuk Üniversitesi (SÜ) Aşı Geliştirme ve Uygulama Merkezinde sürdürülen Kovid-19 aşı çalışmalarında hayvan deneyleri aşaması tamamlandı.Rektör Prof. Dr. Metin Aksoy, SÜ Aşı Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Osman Erganiş ve ekibini ziyaret etti.Aşı çalışmasındaki gelişmeler hakkında bilgi alan Prof. Dr. Aksoy, 'Üniversite olarak amacımız, Kovid-19'a karşı çözüm üretmek. Ülkemizde ve dünyada derman bekleyen binlerce, hatta milyonlarca hasta var. Böyle bir durum karşısında elbette duyarsız kalamazdık.' dedi.Aksoy, SÜ Veteriner Fakültesinde devam eden aşı çalışmalarını yakından takip ettiklerini söyledi.Türkiye'nin eğitim ve enerji alanında başlattığı seferberliğin sağlık alanında da geçerli olduğunu ifade eden Aksoy, şunları kaydetti:'Selçuk Üniversitesinin bu tür çalışmalarla anılması bizler için gurur verici. Bölgede olmayan Deney Hayvanları Araştırma Merkezimiz var. Buranın alanını ve birimlerini genişletme çabası içerisindeyiz. Gelecek vadeden bilim insanlarını başka yerlere göndermeden üniversitemiz içerisinde çalışmalarına imkan sunmak gayretindeyiz. Üniversitenin, aşı çalışmaları ve sosyal bilimler gibi milli konuların üretimi noktasında bir merkez üssüne dönüşmesini istiyoruz. Biyolojik ve kimyasal saldırılara yönelik merkezlerin olması gerekiyor. Selçuk Üniversitesi merkez olmak için gayret ediyor. Köklü bir üniversite olan SÜ bu alanlarda da öncü olacak.''Aşı çalışmalarımız ülkemizin kazanımıdır'SÜ Aşı Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Osman Erganiş ise aşı çalışmalarına nisan ayında başladıklarını, inaktif aşı yaptıklarını ve 'SARS-CoV-2' virüsünü izole ettiklerini bildirdi.Virüsün, Pendik Veterinerlik Araştırma Enstitüsünde biyogüvenlik seviyesi 3 olan bir laboratuvarda üretilmesi için TÜBİTAK'a proje verdiklerini anlatan Erganiş, şöyle devam etti:'Hazırlanan aşıların fareler üzerindeki denemeleri tamamlandı. 5 farklı formülasyondan 2 formülasyonun çok daha iyi sonuç verdiğini gördük. İkisi de inaktif. Türkiye'de bizim dışımızda yürütülen 12 proje daha var. Yürüttüğümüz bu aşı çalışmalarını ülkemizin en büyük kazanımlarından biri olarak görüyoruz.İstanbul'da Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Pendik Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsünde biyogüvenlikli laboratuvarlarımız olduğu için biyoloji ekibini oradan oluşturduk. Hastalardan aldığımız virüsleri ürettik. Gen dizilerini yaptık. Dünyada en yaygın olan, son bulaşıcılığı artan virüsü genetik olarak seçtik. Şu anda Sağlık Bakanlığının Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna dosyamızın başvuracağı temel değerleri elde ettik.'Erganiş, ocak ayından itibaren Sağlık Bakanlığının FAZ-1 çalışması için müsaade ettiği hastanelere aşıları teslim edecekleri bilgisini vererek, 'Oralardan gelecek sonuçları, verileri bekleyeceğiz. FAZ-1 çalışması bittiğinde FAZ-2 çalışması başlayacak. FAZ-3 aşaması binlerce insan üzerinde test edilmesi demek. 2021'in ilk altı ayında bu sürecin tamamlanacağını tahmin ediyorum.' ifadelerini kullandı.
Nasa'nın Uzay Aracı, Numune Almak İçin Gök Taşı Bennu'ya Temas Etti
ANKARA (AA) - ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) uzay aracı OSIRIS-REx, örnek almak için gök taşı Bennu'ya temas etti.NASA'dan yapılan açıklamada, uzay aracı OSIRIS-REx'in kum ve toz parçacıklarını toplamak için 500 metre çapındaki gök taşı Bennu'nun yüzeyine başarılı şekilde birkaç saniyelik iniş yaptığı bildirildi.Aracın bu kısa sürede gök taşının yüzeyinden 60 gramlık numune toplayıp toplayamadığının henüz belli olmadığı ifade edilen açıklamada, alınan numunenin yeterli olmaması durumunda, aracın ocak ayında Bennu'ya tekrar inmeye çalışacağı kaydedildi.Arizona Üniversitesinden bilim insanı Dante Lauretta, yaptığı açıklamada, uzay aracının kendisinden beklenen her şeyi yaptığını belirtti.NASA'nın uzay aracının toplayacağı örneklerin, Güneş Sistemi'nin oluşumuna ilişkin yeni bulgulara ufuk açması bekleniyor. Aralık 2018'te Bennu'ya ulaşan OSIRIS-REx'in Eylül 2023'te Dünya'ya dönmesi planlanıyor.
Reklam