onedio
Gülşah Elikbank Yazio: Sıradanlığın Zulmü Var Bu Topraklarda
Patronun köle gibi çalışmanı ister. Ailen, onların istediği gibi biri olmanı. Sevgilin ise sürekli değişmeni ister. Kimse olduğun gibi görmek istemez seni. Herkes kendi icat ettiği gibi bakar sana. Sonuç olarak bambaşka bir insan olursun, demişti Aziz Nesin.Ne kadar haklı değil mi? Hepimiz biricik özelliklere sahipken sıradanlığın zulmüne uğruyoruz. Peki ama neden kendimiz olamıyoruz? Neden dünya buna izin vermiyor? Yönetilmesi kolay olan, aynı olandır çünkü. Tek tip, tahmin edilebilir, parlak, gösterişli ama içi boş. İçi doldukça alıp bir yerden bir yere koymak zor olur ne de olsa.
Hak-İş'ten "Sendikalı Kadın Takım Kaptanları Yetiştirilmesi" Projesi
ANKARA (AA) - Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Toplum Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, 'Aşıda iyi noktadayız. Önümüzdeki hafta yerli aşının ilk uygulaması başlayacak.' dedi.Prof. Dr. İlhan, Hak-İş Kadın Komitesi tarafından üyelere yönelik gerçekleştirilen 'Yeterlilik Odaklı Sendikalı Kadın Takım Kaptanları Yetiştirilmesi' projesi eğitim programı kapsamında sunum yaptı.Prof. Dr. İlhan, sunumda virüsle mücadeleye değinerek, bu çerçevede gelinen ve ulaşılan noktayı 'çok iyi' olarak niteledi ve sorunun birlikte aşılacağını söyledi. Ancak konuyla ilgili bazı söylemleri anımsatan Prof. Dr. İlhan, 'İnsanlar toplumun gözünün içine baka baka gerçekler dışında farklı şeyler söylüyorlar.' ifadesini kullandı.'Vaka sayısı' tartışmasına değinen Prof. Dr. İlhan, şöyle devam etti:'Vakanın 10 bin ya da bin olması bizim maske takmamız, fiziksel mesafeye ya da kurallara uymamız konusunda bir engel değil. Bizim bunlara uymamız gerekiyor. Bu dönemde kamusal tedbirler üst düzeyde. İller arası dolaşımın kısıtlanması, okullar ve üniversitelerin kapatılması, hastalığın yayılmasında çok büyük önem arz etti. Ama hazirandan belli bir noktaya geldik. Bu nokta içerisinde belli bir rakama gelindiğinde herkesin günlük işlerine devam etmesi ama bu süreç içerisinde kurallara uymasının uygun olacağı bir yaklaşımı sergiledik.'Bu noktada sosyal destek ve iş göremezlik ödeneklerinin önerine değinen Prof. Dr. İlhan, her sendikanın bu konuya çok sahip çıkmadığını belirterek, bu çerçevede Hak-İş'i kutladı.-'İyi bir yerdeyiz''Peki şu an neredeyiz?' diye soran Prof. Dr. İlhan, 'Ankara'da iyi bir noktadayız. Çevrenize baktığınızda daha az enfekte insan olduğunu gözlemliyorsunuz veya hastanede yer bulmada insanlar daha az sorun yaşıyorlar. Bunu da gözlüyorsunuzdur. Ama İstanbul'da şu anda bir artış söz konusu.' dedi.Prof. Dr. İlhan, artışın nedenlerine ilişkin, 'Ankara memur, çalışan şehri. Daha orta, ortanın altı ekonomik düzeye sahip insanlarız. Ama eğitim ve kültürün en yüksek olduğu yer. O yüzden Ankara'daki insanlar genelde izinlerinde memleketlerine, belki kısa süreli tatil beldelerine gidiyorlar. Döndüklerinde vakaları birlikte getirip enfeksiyonları artırdılar. Düğün sezonları ile birlikte enfeksiyonlarda ciddi artışlar oldu.' açıklamasını yaptı. Filyasyon ekiplerinin sahada olduğunu belirten Prof. Dr. İlhan, salgının üstesinden, filyasyonla sahada hastalıkların takibini yaparak geldiklerini söyledi.Prof. Dr. İlhan, tedavide de iyi bir noktada bulunulduğunu, esnek ve kademeli çalışmanın ciddi bir uygulama olduğunu belirten Prof. Dr. İlhan, 'Maalesef bazı özel sektör kuruluşları kademeli çalışma kurallarına uymuyor. Esnek çalışmaya uymayanlar var. Evden yapılacak işler bile olsa 'saat 09.00-17.00 arası işe gelsin' diyenler var. Bunu suistimal edenler de var. Ama bizlerin biraz daha vicdanlı davranıp, devletin sağladığı bu imkanları iyi bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor.' diye konuştu.Aşı çalışmalarıAşı çalışmaları konusunda bilgi veren Prof. Dr. İlhan, şunları kaydetti:'Aşıda iyi noktadayız. Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan açıkladı. Önümüzdeki hafta yerli aşının ilk uygulaması başlayacak. Yerli bir aşı olursa iyi bir üretim kapasitesi var. Hemen uygulamaya girmez ama bahar aylarına kadar ancak uygulamaya girer. O zamana kadar da Çin, İngiliz ve Amerikan aşısı ile iyi bir noktaya gelip, salgını konsolide edip günlük hayata döneceğiz. Ama yine tabii tedbiri elden bırakmamamız gerekiyor. Birçok insan 'hocam şu maskeden ne zaman kurtulacağız?' ya da 'Çocuklar okula ne zaman gidecekler?' diye soruyor. Çocukların bir bölümü okula başladılar ama maskeyi bir süre daha takmaya devam edeceğiz. Biraz insanımızı, ülkemizi severek, olumlu boyutuyla bakarsanız, mesela geçen ve bu senenin 1 Eylül-1 Ekim arası grip verilerini karşılaştırırsanız maske taktığımız için daha az insan grip oldu. Yani bu sürecin başka getirileri de var.'-Çalışma hayatına etkisiSürecin çalışma hayatına etkisinin de önemli bir boyut olduğuna işaret eden Prof. Dr. İlhan, çalışmanın biçim, yöntem ve kurallarının değiştiğini söyledi. Üniversitelerin de bu konuyu tartıştığına işaret eden Prof. Dr. İlhan, şu değerlendirmelerde bulundu: 'Çok ihtişamlı, çok büyük binalar, çok büyük yerlere gerek var mı acaba yoksa daha çok insana mı yatırım yapmak gerekiyor? Ya da insanın bireysel kullanabileceği ürünlere mi yatırım yapmak gerekiyor? Bunun farklı bir boyutu var. Evde bir insanı çalışmaya mecbur ediyorsunuz. Evde de işveren sanki çalışanını 24 saat çalışacakmış gibi hissediyor. Evde çalışan işyerindeki sürelerle sınırlı olarak işini yapmak zorunda. Aslında çok zor bir dönem. Daha açıkçası iş gücüne çok ihtiyaç var. Devlet, sendikalar, üniversiteler çalışanlar iş birliği ile umarım üstesinden gelebiliriz. Bu süreci kısa zamanda atlatırız.'Prof. Dr. İlhan, Çalışma Bakanlığı'nın yaptığı 'Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi'nin bu yıl koronavirüsten dolayı iptal edildiğini anımsattı.-'Türkiye'nin farkı bu sorunu kararlılıkla ele alması'Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı Osman Yıldız ise Türkiye'nin koronavürise karşı çok güçlü ve kararlı bir duruş sergilediğini belirterek, 'Bütün dünyada var ama Türkiye'nin farkı, bu sorunu kararlılıkla ele alması. 'Biz bununla topyekün mücadele edeceğiz' şeklinde bir kararlı duruşu ve bunu uygulaması söz konusu.' dedi.Konfederasyona bağlı sendikalarda bütün önlemleri kaçınmadan aldıklarını ifade eden Yıldız, şunları söyledi:'İlk günden itibaren Türkiye'de üretimden ve çalışma hayatında, Türkiye’nin kapanması yönünde önemli bir irade ortaya konulmuştur. Biz bu anlayışa karşı çıktık. Türkiye'nin bu anlamda bir OHAL'e dönüşmesine karşı çıktığımızı belirtmek istiyoruz. Bu virüs çok tehlikeli, çok öldürücü fakat bu virüse karşı önlem alınabiliyor. Önlem almak hepimizin elinde. Konfederasyon olarak Türkiye'nin üretim ve hizmetlerle yoluna devam etmesini istiyoruz.'-'Buna olağanüstü halle cevap vermeyeceğiz'Hem işveren hem de sendikaların bütün önlemlerini alarak yoluna devam ettiğini vurgulayan Yıldız, şu görüşlerini paylaştı:'Gördüğümüz işyerlerinde koronavirüs çok yayılmıyor. Daha çok sosyal hayatta işyerlerine taşıdığımız bir durum söz konusu. Olağanüstü bir süreçten geçtiğimiz doğrudur ama biz buna olağanüstü halle cevap vermeyeceğiz. Buna sıkı, dikkatli önlemler ve yenilenen ilişkilerle karşılık vereceğiz. Hak-İş olarak, Avrupa'nın yaptığı gibi OHAL ile değil, olağanüstü gayretlerle bu süreci atlatmak istiyoruz. 20 iş kolumuzun hepsinin üretimini, istihdamını koruyarak yoluna devam etmesini istiyoruz. Çünkü istihdamı korumanın en önemli yöntemi üretimden geçmektedir.'
İlginç Tasarımıyla “Hikayedeki Seni Bul” Raflarda
Betül Yergök’ün bilim kurgu, fantastik ve mistik hikâyeler ile meditasyonlar içeren “Hikayedeki Seni Bul” kitabı Müptela Yayınevi etiketiyle raflarda yerini aldı. Hikâyelerinsonunda ise başlıklar halinde (Neyi bilmen gerekiyor?), (Kendine sor), (Meditasyon) kısımlarıyla interaktif çözümleme ve çalışmalar veriliyor. Her okura hitap eden bu baş ucu kitabıyla Betül Yergök, okura 'Seni, beni, bizi bulmaya var mısın?' diyor.
Reklam
"Tüm Öğretmen Adayları Üstün Zekalılara Yönelik Eğitimler Almalı"
İSTANBUL (AA) - SEFA MUTLU - İstanbul Üniversitesi–Cerrahpaşa Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Özel Yetenekliler Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Marilena Zinovia Leana Taşcılar, özel eğitim öğretmenlerinin yanı sıra diğer öğretmenlik dallarında okuyan öğretmen adaylarının lisans öğrenimlerinde üstün zekalıların eğitimlerine yönelik derslerin olması gerektiğini belirtti.AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Taşcılar, üstün zekalı bireylerin ve 'eğitimcilerin eğitimi' konularında değerlendirmelerde bulundu.Taşcılar, üstün zekalı ve yetenekli çocukların eğitiminin hem dünyada hem de Türkiye'de çeşitli modellere dayandırılarak yapıldığını anlatarak, 'Bununla birlikte bu çocukların eğitimi söz konusu olduğunda alınması gereken bazı eğitimsel önlemler de vardır. Bunlar kısaca zenginleştirme, hızlandırma ve gruplandırmadır. Zenginleştirme, halihazırdaki eğitim programının daha derin ve ayrıntılı bir şekilde işlenmesidir. Hızlandırma, daha erken yaşta okula başlama, sınıf atlatma ya da üst sınıflardan ders almalarını sağlayan bir sistemdir. Böylelikle eğitimleri kronolojik yaşlarına göre değil zihinsel yaşlarına göre şekillenerek esneklik sağlanır. Gruplandırma ise benzer zihinsel kapasitedeki çocukların birlikte özel gruplar şeklinde eğitim almalarını sağlamaktır.' diye konuştu.Türkiye'de en çok uygulanan stratejilerden birinin gruplama olduğu bilgisini veren Taşcılar, şöyle devam etti:'Gruplama homojen - heterojen ve tam zamanlı - yarım zamanlı sınıflardan oluşmaktadır. Özel okulların üstün yetenekli öğrenciler için oluşturdukları özel sınıflar, sadece üstün yeteneklilere yönelik okullar, okullarda bu öğrencilere yönelik oluşturulan destek eğitim odaları ve örgün eğitimin dışında yer alan Bilim Sanat Merkezleri (BİLSEM) uygulamaları gruplamaya örnek olarak verilebilir. Zenginleştirme de bu okulların ya da sınıfların içinde uygulanmaktadır. Hızlandırma ise okula erken başlama ve birinci sınıfta sınıf atlama olarak uygulanmaktadır. Tüm bu uygulamaların yanı sıra başta Anadolu Üniversitesi'nin yürütmekte olduğu Üstün Yetenekliler Eğitim Programları (ÜYEP) ve çeşitli üniversitelerin 'Çocuk Üniversiteleri' programları kapsamında üstün yetenekli öğrencilere yönelik okul dışı çalışmaların olduğunu görmekteyiz.'Üstün zekalıların örgün eğitime katılımlarıTaşcılar, üstün zekalıların örgün eğitimdeki durumları hakkında da bilgiler vererek, bu gruptaki bireyler için çeşitli model uygulamaları olduğunu söyledi.Bunların bazılarının örgün eğitim kapsamında ele alındığını aktaran Taşcılar, bazılarının da örgün eğitimin dışında yer aldığını ifade etti.Taşcılar, burada önemli olanın öğrencilerin ihtiyaçlarına, ilgi alanlarına ve yetenek alanlarına yönelik eğitimlerin sunulması olduğuna dikkati çekerek, şunları belirtti:'Onları anlayan, ihtiyaçlarını önemseyen eğitimciler ile bir arada olmalarıdır. Hem üstün zekalı çocuklara hem de normal düzeydeki çocuklara aynı anda eğitim veren uygulamalar da mevcuttur, sadece üstün zekalı öğrencilere uygulanan programlar da. Burada öğrenme hızı ve zorlanma düzeyi her öğrenciye göre şekillendirilebiliyorsa bu öğrencilerin aynı ortamda eğitim görmeleri mümkündür. Bununla birlikte sadece örgün eğitim ilgi ya da yetenek alanlarına yönelik ihtiyaçlarını karşılayamayabilir. Dolayısıyla ÜYEP, BİLSEM, Çocuk Üniversiteleri ya da özel kurumların hafta sonu programları bu anlamda eğitimlerini ve gelişimlerini destekleyici nitelikte olmaktadır.'Eğitimcilerin eğitimiDoç. Dr. Taşcılar, bu kadar özel bir grubun eğitiminin üstlenilmesinin de kolay bir süreç olmadığını belirterek, öğretimsel stratejilerin bilinmesi gerektiğine vurgu yaptı. Üstün zekalı ve yetenekli bir öğrenciye öğretmenlik yapabilmek için üstün zekalı olmanın gerekmediğini dile getiren Taşcılar, 'Mutlaka sahip bulunması gereken bazı temel özellikler vardır. Öncelikle üstün zekalı çocuklara öğretmenlik yapmak isteyen bir kişinin bu çocukların özelliklerini tanıyabileceği özel bir eğitim alması gerekir. Bu çocuklarla çalışmayı hedefleyen öğretmenlerin esnek, yaratıcı, araştırmacı ve yeniliğe açık olması gerekir. Her ilişkide olduğu gibi öğrenci–öğretmen ilişkisinde de sağlıklı bir bağın oluşması için güven çok önemlidir. Öğretmen bir konuda bilgi sahibi olmadığında bunu açık yüreklilikle söyleyebilmelidir, aksi halde üstün zekalı ve yetenekli çocuğun öğretmenine güveni sarsılabilir ve öğretmenin otoritesini sarsıcı davranışlar sergilemeye başlayabilir. Bu öğretmenlerin sahip olması gereken bir diğer özellik de adalet anlayışıdır. Eğitim ortamında adalet herkese eşit davranmak değil, herkese ihtiyaçları doğrultusunda davranmaktır. Çünkü yeri geldiğinde farklı özellikteki öğrencilere ilgilerine ve ihtiyaçlarına, daha da önemlisi hazır olma düzeylerine göre etkinlikler hazırlanması gerekir. Aslında bu özelliklerin tüm öğretmenlerde bulunması gerekir. Yine de bu özellikleri burada tekrar vurgulama gereği, ülkemizde sınıf öğretmenliği bölümlerinin eğitim programlarında yaratıcılık, eleştirel düşünme ya da üstün zekalı ve yetenekli bireylerin özelliklerini öğrenme gibi derslere yer verilmemesinden ileri geliyor.'Taşcılar, en idealinin bu çocukların eğitiminin bu alanda uzmanlaşmış öğretmenler tarafından yapılması olduğunu aktararak, Türkiye'de 2002'de ilk kez Prof. Dr. Ümit Davaslıgil tarafından İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi'nde Özel Eğitim Bölümü bünyesinde yer alan Üstün Zekalıların Eğitimi anabilim dalının kurulduğunu anımsattı.Bu anabilim dalını başka üniversitelerin de zaman içinde kendi bünyelerinde açtığını ve öğretmen yetiştirdiğini belirten Taşcılar, '2016-2017 eğitim öğretim döneminden itibaren özel eğitim bölümündeki tüm anabilim dalları (zihin engelliler eğitimi, özel yeteneklilerin eğitimi, görme/işitme engellilerin eğitimi) YÖK kararı ile tek bir program altında yani Özel Eğitim Öğretmenliği Programı adı altında birleştirilmiştir. Şu anda bu alanda okuyan öğretmen adaylarından her özel eğitim alt alanına hakim olmaları beklenmekte ve seçmeli derslerle daha çok ilgi duydukları alanlarda dersler seçmelerine imkan sunulmaktadır.' dedi.Taşcılar, pratikte pek çok öğretmen adayının zihin engelliler eğitimi alanını tercih ettiğini ve üstün zekalıların eğitimine yönelik alabilecekleri seçmeli derslerin de çok sınırlı olduğunu söyledi.Var olan koşullarda Özel Eğitim Öğretmenliği bölümünden mezun olacak öğretmen adaylarının üstün zekalı çocuklara öğretmenlik yapma konusunda yeterli donanımla mezun olamayacaklarının düşünüldüğünü anlatan Taşcılar, şunları kaydetti:'Diğer öğretmenlik dallarında okuyan öğretmen adaylarının da (sınıf öğretmenliği, fen bilgisi öğretmenliği, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, okul öncesi öğretmenliği gibi) lisans programlarında üstün zekalı çocukların eğitimlerine yönelik derslerin olmaması büyük bir eksikliktir. Şu an halihazırda görev yapan ve üstün zekalı çocukların eğitimine ilgi duyan öğretmenlerin katılabileceği hizmet içi eğitimlerin ya da sertifika programlarının yaygınlaştırılması bu çocukların eğitiminin sağlıklı bir şekilde ele alınabilmesi için önemlidir. Zira okullarda tanılanmış öğrenciler için destek eğitim odalarının açılması öngörülmekte ama orada eğitim verebilecek öğretmenlerin hem sayıca yeterli olmadığı hem de yeterli donanıma sahip olmadıkları görülmektedir.'
Edirne Belediye Başkanı Gürkan: "Şartlar Oluşursa Kırkpınar Güreşleri'ni Gerçekleştirmek İstiyoruz"
EDİRNE (AA) - HAKAN ŞAHİN - Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin bu yıl yapılıp yapılmamasında Koronavirüs Bilim Kurulu'nun kararı belirleyici olacak. Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 659. Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) engeline takıldığını belirtti.Gürkan, 6,5 asırdır devam ve UNESCO'nun Somut Olmayan Dünya Mirasları Listesi'nde yer alan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'ni devam ettirebilmek için büyük çaba gösterdiklerini ancak şu ana kadar Kovid-19 salgınının buna müsaade etmediğini, Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulunun vereceği kararların kendileri için referans olacağını dile getirdi.'Biz yapmaya hazırız'Havalar çok soğumadan güreşlerin düzenlenebileceğini vurgulayan Gürkan, şöyle konuştu:'Asırlardır devam eden Kırkpınar Yağlı Güreşleri'ni bu yıl maalesef gerçekleştiremedik. Israrla bu geleneği sürdürebilmek için çok çaba sarf ettik ancak şu ana kadar pandemi koşulları nedeniyle net bir karar da veremedik. Teknik olarak güreşler yapılabilir fakat pandemi koşullarını dikkate alarak Bilim Kurulunun vereceği kararlar bizim için referans noktası olacak. Eğer bakanlık 'Şu şartlarda, şu kadar pehlivanla...' veya 'Şu koşullarda yapılabilir.' derse, biz yapmaya hazırız.'Olağanüstü bir dönemden geçildiğine dikkati çeken başkan Gürkan, 'Tabii ki asırlık bir geleneği sürdürmek ne kadar önemliyse, insan hayatı kuşkusuz hepsinden daha önemli. Birinci önceliğimiz, pehlivanlarımızın, teknik ekibin ve vatandaşlarımızın sağlığının korunması. Süreci takip ediyoruz. Eğer şartlar oluşursa Kırkpınar Güreşleri'ni gerçekleştirmek istiyoruz.' ifadelerini kullandı.Gürkan, dünyada koronavirüs salgınının yeniden artışa geçtiğini, hep birlikte kurallara uyarak bu durumun üstesinden gelebileceklerini sözlerine ekledi.
Reklam
"Girişimci Kadınlar,  Büyümenin Ve Kalkınmanın Önemli Aktörleri Konumunda"
İSTANBUL (AA) - ÇİĞDEM ALYANAK - Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Yönetim Kurulu Başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğlu, kadınların ürettiği ve hayata geçirdiği projelerin bilim, sanayi, endüstri, teknoloji gibi alanlarda da görünürlük kazanmasıyla, kadınların çalışma hayatına katılımı ve kadın iş gücü oranının giderek arttığını belirterek, 'Yani bugünün Türkiye'sinde girişimci kadınlar, ortaya çıkartacakları yeni ekonomik değerler ve fırsatlarla, büyümenin ve kalkınmanın önemli aktörleri konumunda.' dedi.Kadınların girişimcilik yeteneklerinin artırılması, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini, katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek teşebbüslere dönüştürebilmeleri amacıyla, TÜBİTAK Marmara Teknokent, KADEM, Bilişim Vadisi ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) iş birliğiyle 5-23 Ekim tarihleri arasında 5. İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı düzenlendi. 'Bir Fikrim Var ve Ona Hayat Vermek İstiyorum' diyerek 22 Şubat-30 Ağustos 2020 tarihleri arasında başvuruda bulunan 235 proje arasından seçilen 30 kadın girişimci bu kampta, Girişimcilik ve Start Up Ekosistemi, Start Up Analizi ve Teknolojik Olgunluk, Girişimcilikte Liderlik, İş Fikirleri Swot Analizi, İş Hukuku ve Mentörlük gibi pek çok başlık altında eğitim ve uygulamadan yararlanma imkanı elde etti. KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğlu, 'İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı'nın önemi, kadın girişimcilere kattığı kazanımlar, bu kampta verilen eğitimler ve Türkiye'deki kadın girişimci potansiyelini AA muhabirine değerlendirdi. 'Kadınları, girişimcilik yolculuklarında desteklemek istedik'İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı'nın kurulma amacına ilişkin bilgi veren Gümrükçüoğlu, KADEM olarak 2015 yılında İnovasyonda Kadın Projesi'ni hayata geçirirken öncelikle kadın girişimcilere ulaşarak, bir iş kurmaya niyetli olan ya da işini kurmuş ama henüz hayal ettiği başarıya ulaşamamış kadınlara inovasyon yeteneğini kazandırmayı amaçladıklarını söyledi. Girişimci kadınlara, inovatif fikirlerini teşebbüse dönüştürebilmeleri için ihtiyaç duydukları her konuda rehberlik yapmak, onları girişimcilik yolculuklarında desteklemek istediklerini belirten Gümrükçüoğlu, 'Bu alanda ülkemizde ve dünyada eksiklikler olduğunu gördük. Günümüzde başarılı işletmeler kurmanın ve ekonomiye katma değer üretmenin yolu artık doğru işi doğru şekilde ve doğru zamanda piyasa ile paylaşmaktan geçiyor. Biz de herkesin kendi 'doğru'sunu bulabilmesi için girişimci kadınlara vizyon katmaya çalışıyoruz.' dedi. Bu yıl, TÜBİTAK Marmara Teknokent yürütücülüğünde, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), Bilişim Vadisi, TOBB ETÜ iş birliğiyle hayata geçirdikleri bu proje ile kadınların sektörel girişimcilik yeteneklerinin artmasını ve bu sayede yeni istihdam alanlarının oluşmasına katkı sağlamayı hedeflediklerini aktaran Gümrükçüoğlu, bu proje sayesinde kadın girişimciliğini daha da yaygınlaştırmak istediklerini ifade etti. İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı'nın kadın girişimcilere kattığı kazanımlara değinen Gümrükçüoğlu, sözlerine şöyle devam etti:'İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı'na katılan bir hayali yahut parlak bir fikri olan kadınlar, öncelikle yeteneklerinin farkına varıyor ve bu yolda yalnız olmadıklarını görüyorlar. Bu proje sayesinde, fikirlerini ve hayallerini projeye dönüştürmüş, projelerini hayata geçirerek kendi işlerini kurmuş, ulusal ve uluslararası ödüller almış kadınların başarı hikayelerine şahit oluyorlar. Kadınların girişimcilik alanında rol modeller tanımaları, üstelik bu rol modellerin de kadınlar arasından seçilmesi onları cesaretlendiriyor. Kendileri gibi girişimci olan kadınların başarı hikayeleriyle karşılaşmak dahi istek ve öz güvenlerinin artması noktasında çok önemli bir motivasyon kaynağı.Katılımcılar, kamp süresince fikirlerini nasıl geliştirebilecekleri, sektörde kendilerine nasıl yer bulacakları ile ilgili de bilgi ve tecrübe ediniyorlar. Fikir bulma, planlama, teşebbüs ve uygulamaya dair 2 hafta boyunca akademisyenler ve alanında uzman eğitmenler tarafından eğitim alıyorlar. Seçilen 5 kadın girişimcinin kendi şirketini kurması, TÜBİTAK ve KOSGEB'in verdiği desteklerden herhangi birini alması durumunda biz de KADEM olarak her girişimciye 25 bin TL destek sunuyoruz. Ayrıca TÜBİTAK Marmara Teknokent Kuluçka Merkezi (MARTEK) de katılımcılara proje çalışmaları için ilk bir yıl ücretsiz yer tahsisinde bulunuyor.'Süreç içerisinde ise KADEM olarak kadın girişimcilerin temel problemlerini gözlemleme imkanı bulduklarını ve çözüm üretme noktasında yeni adımlar atmaya başladıklarını aktaran Gümrükçüoğlu, 'Örneğin, kadın girişimcilerin en çok sorun yaşadıkları konunun ticarileşme olduğunu, içeriği güçlü olan projelerin dahi ticarileştirme aşamasında ilerleme kaydetmesinin zorluklarını gördük. Bu sebeple kendi projelerini hayata geçirmeye başladıklarında da girişimcileri yalnız bırakmıyor, onları bir yıl boyunca desteklemeye devam ediyoruz. Verilen her desteğin ülkemiz için faydaya dönüşerek, gerek dünyada gerek yurt içinde gurur kaynağımız olduğuna şahitlik ediyoruz.' ifadelerini kullandı.Kadın girişimcilere kampta verilen eğitimleri anlatan Gümrükçüoğlu, 'TÜBİTAK Marmara Teknokent hakemleri tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda projeleri seçilen ve girişimcilik kampına girmeye hak kazanan kadın girişimciler, alanlarında uzman akademisyenler, eğitmenler, girişimciler tarafından verilen finans ve pazarlama eğitimlerini de içeren geniş bir yelpazede girişimcilik dersleri alıyorlar. Ticari süreç içinde önlerine çıkacak her türlü sorunu çözmeye yönelik donanıma sahip oluyorlar.' dedi.Gümrükçüoğlu, bu yıl salgın sebebiyle online olarak gerçekleştirdikleri kampta kadınlara; Girişimcilikte Potansiyeli Hayata Geçirmek, Girişimcilikte İş Modeli Geliştirme, Proje Döngüsü, Girişimcilikte Pazar Analizi, Girişimcilikte Pazarlama, Değer Teklifi Oluşturma, Girişimcilik ve Start up İş Planı Geliştirme Dinamikleri, İş Planı Sunum Hazırlama, Girişimcilikte Maliyet Analizi, Ulusal ve Uluslararası Fikri Mülkiyet Süreçleri, Girişimciler İçin İletişim Atölyesi, Girişimcilikte Güçlükleri Aşmak ve Liderlik, Girişimcilikte Fizibilite eğitimlerinin verildiğini söyledi. 'Kadınların çalışma hayatına katılması, gelişen ekonomiler için stratejik zorunluluk haline geldi'Türkiye'deki kadın girişimci potansiyelini değerlendiren Gümrükçüoğlu, şunları dile getirdi:'Dünyada ve ülkemizde ekonomik kalkınma, girişimciliği de kapsayan önemli bir başlık. Özellikle son yıllarda girişimciliğin kadınları güçlendiren çalışma alanlarından biri haline geldiğini ve başarılı kadın girişimcilerin sayısının arttığını görüyoruz.Günümüzde iş dünyasına katılımı yetersiz olan, bilgi, beceri ve yeteneğinden yeteri kadar yararlanılmayan kadınların, çalışma hayatına büyük oranda katılması ve daha etkin rol alması, gelişen ekonomiler için stratejik zorunluluk haline geldi. Çünkü kadınların iş gücü piyasasında var olması, ekonomiye ivme kazandıracaktır. Ekonomisi güçlenen Türkiye dünyada dengelerin değişmesine vesile olacak, ülkemizin uluslararası arenada itibar kazanması sağlanacaktır. Bu sebeple kadın girişimciliğinin, yeni iş sahaları oluşturması ve yeni istihdam fırsatları yaratması açısından çok ciddiye alınması gerekiyor.'Türkiye'de 2002 yılında kadın girişimcilerin oranı yüzde 4 iken bugün bu oranın yüzde 8,8 olduğunu belirten Gümrükçüoğlu, 'Son yıllarda bu durumun önemi, toplumun her kesimi tarafından hızla kavranmaktadır. KADEM’in İnovasyonda Kadın projesine de 2016 yılında 150 girişimci başvuruda bulunmuştur. 2017 yılında bu sayı 200'e 2019 yılında ise 275'e ulaştı. Bu yıl ise projeye başvuran kadın girişimci sayısı 235'tir. Yani fikirlerini projeye dönüştürmek ve girişimci olmak için alan ve imkan arayan kadınlar, bu proje vesilesiyle hayallerini gerçekleştirebilmektedir. Kadınlardaki girişimcilik potansiyelini ve isteğini görmek bizim için çok kıymetli, ülkemiz için ise son derece umut verici.' dedi.Toplumda kadın girişimcilerin kendi yetenek ve potansiyellerini el işi, yemek sektörü, tekstil gibi sınırlı alanlarda ortaya koyabileceklerine dair bir algı olduğunu ifade eden Gümrükçüoğlu, 'Ama bugün bilişim ve teknolojinin, kadın girişimciler için de önemli fırsatlar içerdiğini ve kadınların bu alanda da başarılı bir şekilde yer edindiğini görüyoruz. Kadınların ürettiği ve hayata geçirdiği projelerin bilim, sanayi, endüstri, teknoloji gibi alanlarda da görünürlük kazanmasıyla, kadınların çalışma hayatına katılımı ve kadın iş gücü oranı giderek artıyor. Yani bugünün Türkiye'sinde girişimci kadınlar, ortaya çıkartacakları yeni ekonomik değerler ve fırsatlarla, büyümenin ve kalkınmanın önemli aktörleri konumunda.' değerlendirmesinde bulundu.Kadın girişimcilerin kendilerine sağlanan destekler konusunda bilgi sahibi olmaları ve bu imkanlardan yararlanabilmeleri noktasında Türkiye'nin önemli bir yol kat ettiğini aktaran Gümrükçüoğlu, 'Devletin kadın girişimciliğine yönelik politikaları, yayınlar, üniversitelerin yaptığı çalışmalar, sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği eğitim ve destek programları sayesinde kadınların da bilinç ve farkındalığı arttı.' dedi.'Hayal etmeye, fikir üretmeye ve çalışmaya devam edin'KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Gümrükçüoğlu, kadın girişimci adaylarına şu mesajı verdi:'Kadın girişimci adaylarına KADEM Yönetim Kurulu Başkanı olarak şunu söylemek isterim: Hayal etmeye, fikir üretmeye ve çalışmaya devam edin. 'Bir Fikrim Var' diyen herkesi İnovasyonda Kadın projemizde görmek ve kampımızda ağırlamak istediğimizi, başarılarına katkı sağlamaya ve karşılaştıkları engelleri aşmaları için onlara rehberlik etmeye devam edeceğimizi özellikle sizin vesilenizle de vurgulamak istiyorum. Ödül törenimiz de online olacak. Herkesi toplantımıza davet ediyorum. Törenimizin ardından biz yeniden, projemizin yeni dönem başvuruları için ilana çıkacağız. İnovasyonu hayatının merkezine yerleştiren tüm kadınlardan yeni projelerini bekliyoruz.' İnovasyonda Kadın projemize başvuran, kamplarımıza katılan ve ödül alan projelere baktığımızda iyi ki bu yola çıkmışız diyoruz. Bugün geldiğimiz noktada artık biliyoruz ki, bir fikri ve hayali olan, bir şeyler yapmak isteyen ama nereden ve nasıl başlayacağını bilmeyen, imkan bulamadığı için projesini teşebbüse dönüştüremeyen ve destek bekleyen daha pek çok kadın var. Kadınların girişimcilik konusunda ne kadar geniş ve yaratıcı hayalleri olduğunu heyecanla müşahede ettiğimiz bu 5 yıllık süreçte, onların ilgi ve yeteneklerini, organizasyon gücünü, sabır ve çalışkanlıklarını da bir kez daha gördük. Teşvik edildiklerinde ve destek gördüklerinde neleri başarabildiklerini gururla takip ettik.'
Soyuz Ms-17 Uzaya Fırlatıldı
NUR SULTAN (AA) - Soyuz MS-17 uzay aracı, Kazakistan'daki Baykonur Uzay Üssünden Uluslararası Uzay İstasyonuna (UUİ) fırlatıldı.Uzay aracı kapsülünün fırlatılma anı Rusya Federal Uzay Ajansının (ROSCOSMOS) internet sitesinden canlı yayınlandı.Rus kozmonotlar Sergey Rıjikov ve Sergey Kud-Sverçkov ile ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA) astronotu Kate Rubins'i götürecek MS-17 kapsülü, yerel saatle 11.45'te Baykonur Uzay Üssünden ayrıldıktan 9 dakika sonra başarıyla dünya yörüngesine çıkarıldı.Yanlarında UUİ'nin çalışması için gerekli 173 kilogram yük götüren ekibin yaklaşık 3 saat sonra uzay istasyonuna ulaşması bekleniyor. ROSCOSMOS'tan yapılan açıklamaya göre, ekip, UUİ'de bulunacağı yaklaşık 6 ayda istasyonun çalışma kapasitesi ve donatılmasını destekleyecek, deney, kargo kapsülü karşılama ve yük indirme gibi çalışmalar yapacak.Nisan ayından bu yana UUİ'de, kozmonotlar Anatoliy İvanişin ve İvan Vagner ile NASA astronotu Christopher Cassidy görev yapıyor.NASA, ROSCOSMOS, Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Kanada Uzay Ajansı (CSA) ve Japon Uzay Araştırma Ajansının (JAXA) ortak işlettiği UUİ'de uzay araştırmaları ve temel bilim deneyleri yürütülüyor.
Gündem / 14 Ekim 2020
Kurucusu: Mustafa Kemal Atatürk / 6 Nisan 19201- Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşacak.(TBMM/12.30) (Fotoğraflı-Görüntülü)YASAMA YÜRÜTME SİYASET1- Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu sonrası açıklamalarda bulunacak. (Ankara/19.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- TBMM'den Genel Kurulda, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam edilecek. Çevre Komisyonunda, Türkiye Çevre Ajansının kurulmasını öngören kanun teklifi ele alınacak. (TBMM/14.00/15.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)DÜNYA DİPLOMASİ1- KKTC'deki cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması sonrası gelişmeler takip ediliyor. (Fotoğraflı-Görüntülü)2- Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ'daki çatışmaların durdurulması amacıyla varılan ateşkes süreci ve bölgedeki gelişmeler takip edilecek.(Bakü) (Fotoğraflı-Görüntülü)3- Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ile konunun Türkiye ve Yunanistan başta olmak üzere uluslararası alandaki yansımaları takip ediliyor.
(Ankara/Atina/Lefkoşa) (Fotoğraflı-Görüntülü)EKONOMİ1- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, 'ICCI 2020 – 26. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı'na video konferans yöntemiyle iştirak edecek.(Ankara/10.45) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 14 Ekim Dünya Standartlar Günü kapsamında, webinar üzerinden standardizasyon konusunda güncel gelişmelerin değerlendirileceği seminere katılacak.(Ankara/15.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)3- Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, video konferans yöntemiyle, MÜSİAD Akıllı Tarım Kent Projesi'nin açılışına iştirak edecek.(Ankara/09.30) (Fotoğraflı-Görüntülü)4- TÜİK, eylül ayı Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi'ni açıklayacak.(Ankara/10.00)GÜNCEL1- FETÖ'nün darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanıklı davaya Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edilecek.(Ankara/09.30)2- İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde, firari sanık eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'ın MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yargılanması sürdürülecek.(İstanbul/11.00) 3- Dünya genelinde Kovid-19'a ilişkin gelişmeler takip ediliyor. (Fotoğraflı-Görüntülü)SPOR1- A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar B Ligi 3. Grup'taki 4. maçında Türk Telekom Stadı'nda Sırbistan'la karşı karşıya gelecek.Karşılaşmayı Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu da izleyecek.(İstanbul/21.45) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- UEFA Uluslar Ligi'nin 4. haftası, A, B ve C liglerinde yapılacak grup maçlarıyla tamamlanacak.3- Basketbol THY Avrupa Ligi'nin 3. haftasında Fenerbahçe Beko, Rusya'nın CSKA Moskova takımını konuk edecek.(İstanbul/20.45) (Fotoğraflı)4- Basketbol ULEB Avrupa Kupası'nın 3. haftasında A Grubu'nda Bahçeşehir Koleji, İspanya'nın Joventut Badalona takımını konuk edecek.(İstanbul/19.00) (Fotoğraflı)5- Kulüpler Birliği Vakfı, yapacağı olağan toplantıda gündemindeki konuları görüşecek.(İstanbul/14.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)6- AXA Sigorta Efeler Ligi'nde 2. haftadan ertelenen Sorgun Belediyespor-Tokat Belediye Plevne, 4. haftadan ertelenen Afyon Belediye Yüntaş-Galatasaray HDI Sigorta, 6. haftadan ertelenen Arhavi Voleybol-Arkas Spor ve Altekma-İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçları yapılacak.(Yozgat/Afyonkarahisar/16.00/Artvin/13.00/İzmir/17.00) (Fotoğraflı)7- Futbolda Misli.com 2. Lig'de 5. hafta maçları yapılacak.8- Ziraat Türkiye Kupası'nda tek maç eleme usulüne göre oynanan 2020-2021 sezonu 1. tur mücadelesine 15 maçla devam edilecek.ÖZEL HABER1- Fındık ihracatında AB ülkeleri söz sahibiFındık ve mamulleri sektörünün yılın 9 ayında en fazla ihracat gerçekleştirdiği 10 ülke İtalya, Almanya, Fransa, Polonya, Kanada, Hollanda, Avusturya, İsviçre, İspanya ve Belçika olarak belirlendiSektör, söz konusu dönemde İtalya'ya 330 milyon 220 bin dolarlık ihracat yaptıFındık ve mamulleri ihracatı, yılın 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,8 artarak 1 milyar 450 milyon 568 bin dolara çıktı (Burhan Sansarlıoğlu/İstanbul)2- Madencilik ürünleri ihracatına Çin damgasıMadencilik sektörü, geçen ay en fazla ihracatı 146 milyon 556 bin dolar ile Çin'e gerçekleştirdiMiktar bazında da eylülde geçen yılın aynı dönemine göre en fazla ihracat 32 milyon 918 bin dolarla Çin'e yapıldı(Burhan Sansarlıoğlu/İstanbul) 3- Sosyal medya düzenlemesi ile muhatap bulma sorunu ortadan kalkacakİstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Korhan Mavnacıoğlu:'Sosyal ağ sağlayıcıların yasanın gereklerini yerine getirme noktasında yapacakları faaliyetler ve yetkili kurumlar ile yapacakları iş birliği, bir anlamda sosyal medya kullanımı sırlamasında dünyada üst sıralarda bulunan Türk sosyal medya kullanıcılarına verdiği değeri de ortaya koyacak' 'Reklamverenlerin sosyal medya platformlarına olan ilgisi ve ticari markaların her geçen gün artan potansiyeli göz önüne alındığında Türkiye'deki reklam pazarından pay alamama durumu, sosyal ağ sağlayıcılar için ciddi gelir kaybına neden olabilir''Kullanıcılar, çeşitli sözleşmeleri onaylasalar dahi verilerinin nasıl ve ne şekilde kullanıldığından emin olamamaktadır. İşte buradan hareketle yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu görüyoruz''Sosyal medya platformları üzerinde yapılan paylaşımlar sonucu telif hakkı açısından sorun yaşayan ya da itibar kaybına uğrayarak mağduriyet yaşayan markalar da artık bu tür durumlarda karşılarında bir muhatap bulabilecek'(Abdulkadir Günyol/İstanbul) Anadolu Ajansının yayımladığı haber, görüntü, fotoğraf ve internet ile wap için oluşturduğu her türlü bilgi, abone olmayanlar tarafından hiçbir şekilde kullanılamaz. Abonelerimiz de sözleşme kapsamı dışında bu yayınları çoğaltamaz, başka kurum ve kuruluşlara aktaramaz. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkımız saklıdır.
Reklam
Türkiye'nin Koronavirüsle Mücadelesinde Son 24 Saatte Yaşananlar
ANKARA (AA) - Türkiye'de son 24 saatte 1632 kişiye Kovid-19 tanısı konuldu, 62 kişi yaşamını yitirdi.Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu, 'covid19.saglik.gov.tr' adresinden paylaşıldı. Güncel verilere göre, son 24 saatte 114 bin 992 Kovid-19 testi yapıldı, 1632 kişiye hastalık tanısı konuldu.Son 24 saatte 62 kişi Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti. 1314 kişinin daha iyileşmesiyle Kovid-19 tedavisi tamamlananların sayısı 296 bin 972'ye çıktı.Toplam test sayısı 11 milyon 846 bin 342'ye ulaştı. Hasta sayısı 338 bin 779, vefat sayısı 8 bin 957, ağır hasta sayısı 1416, aktif hasta sayısı 32 bin 850 oldu.Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 5,9, yatak doluluk oranı yüzde 48,7, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 65,4, ventilatör doluluk oranı yüzde 32,7, ortalama temaslı tespit süresi 7,6 saat, filyasyon oranı ise yüzde 99,4 olarak kayıtlara geçti.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, 'Bugün tespit edilen 1632 yeni hasta var. Ağır hasta sayımız 1416. Ağır hasta sayımız durağan seyrediyor. Ağır hasta sayısını azaltmak elimizde. Tedbirlere birlikte uyarak virüsün önüne geçebiliriz. Birlikte başaracağız, güvenin.' ifadelerini kullandı.Yerli Aşı Ortak Çalışma Grubu'nun ilk toplantısı yapıldıYerli Aşı Ortak Çalışma Grubu'nun ilk toplantısına başkanlık eden Koca, toplantıda, yapılan çalışmaları değerlendirip sonuçlandırma noktasında hızlı bir gayret içinde olacaklarını bildirdi.Toplantıya, Türkiye'de Kovid-19'a karşı aşı çalışmaları yürüten bilim insanları, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ve bakanlık yetkilileri katıldı.Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Kemalettin Aydın ve Prof. Dr. Mustafa Gerek, Çin'den gelen Kovid-19 aşısının gönüllüler üzerindeki denemelerine katıldı.Hacettepe, Kocaeli ve İstanbul Üniversitelerinden sonra Ankara Şehir Hastanesinde de uygulanmaya başlayan Çin menşeli Kovid-19 aşısı için Aydın ve Gerek de gönüllü oldu.Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğretmenler için uzaktan eğitim süreçlerinde tasarım ve yönetim becerilerinin geliştirilmesine yönelik kurs programı hazırlandığını ve 2021 yılı içinde öğretmenlerin tamamının bu eğitimi almasını hedeflediklerini bildirdi.Ankara Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. İhsan Ateş, salgında en fazla bulaş riskinin aile içi temas sırasında ortaya çıktığını belirtti.
Gündem Özeti / 14 Ekim 2020
Kurucusu: Mustafa Kemal Atatürk / 6 Nisan 19201- Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşacak.(TBMM/12.30) YASAMA YÜRÜTME SİYASET1- Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu sonrası açıklamalarda bulunacak. (Ankara/19.00)2- TBMM'den Genel Kurulda, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam edilecek. Çevre Komisyonunda, Türkiye Çevre Ajansının kurulmasını öngören kanun teklifi ele alınacak. (TBMM/14.00/15.00) DÜNYA DİPLOMASİ1- KKTC'deki cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması sonrası gelişmeler takip ediliyor.2- Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ'daki çatışmaların durdurulması amacıyla varılan ateşkes süreci ve bölgedeki gelişmeler takip edilecek.(Bakü)3- Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ile konunun Türkiye ve Yunanistan başta olmak üzere uluslararası alandaki yansımaları takip ediliyor.
(Ankara/Atina/Lefkoşa)EKONOMİ1- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, 'ICCI 2020 – 26. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı'na video konferans yöntemiyle iştirak edecek.(Ankara/10.45)2- Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 14 Ekim Dünya Standartlar Günü kapsamında, webinar üzerinden standardizasyon konusunda güncel gelişmelerin değerlendirileceği seminere katılacak.(Ankara/15.00)3- Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, video konferans yöntemiyle, MÜSİAD Akıllı Tarım Kent Projesi'nin açılışına iştirak edecek.(Ankara/09.30)4- Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Ankara-Kazan yolu yapım çalışmalarını inceleyecek.(Ankara/08.00)5- TÜİK, eylül ayı Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksini açıklayacak.(Ankara/10.00)GÜNCEL1- FETÖ'nün darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanıklı davaya Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edilecek.(Ankara/09.30)2- İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde, firari sanık eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'ın MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yargılanmasına devam edilecek.(İstanbul/11.00) 3- Dünya genelinde Kovid-19'a ilişkin gelişmeler takip ediliyor.SPOR1- A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar B Ligi 3. Grup'taki 4. maçında Türk Telekom Stadı'nda Sırbistan'la karşı karşıya gelecek.Karşılaşmayı Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu da izleyecek.(İstanbul/21.45)2- UEFA Uluslar Ligi'nin 4. haftası, A, B ve C liglerinde yapılacak grup maçlarıyla tamamlanacak.3- Basketbol THY Avrupa Ligi'nin 3. haftasında Fenerbahçe Beko, Rusya'nın CSKA Moskova takımını konuk edecek.(İstanbul/20.45)4- Basketbol ULEB Avrupa Kupası'nın 3. haftasında A Grubu'nda Bahçeşehir Koleji, İspanya'nın Joventut Badalona takımını konuk edecek.(İstanbul/19.00)5- Kulüpler Birliği Vakfı, yapacağı olağan toplantıda gündemindeki konuları görüşecek.(İstanbul/14.00)6- AXA Sigorta Efeler Ligi'nde 2. haftadan ertelenen Sorgun Belediyespor-Tokat Belediye Plevne, 4. haftadan ertelenen Afyon Belediye Yüntaş-Galatasaray HDI Sigorta, 6. haftadan ertelenen Arhavi Voleybol-Arkas Spor ve Altekma-İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçları yapılacak.(Yozgat/Afyonkarahisar/16.00/Artvin/13.00/İzmir/17.00)7- Futbolda Misli.com 2. Lig'de 5. hafta maçları yapılacak.8- Ziraat Türkiye Kupası'nda tek maç eleme usulüne göre oynanan 2020-2021 sezonu 1. tur mücadelesine 15 maçla devam edilecek.Anadolu Ajansının yayımladığı haber, görüntü, fotoğraf ve internet ile wap için oluşturduğu her türlü bilgi, abone olmayanlar tarafından hiçbir şekilde kullanılamaz. Abonelerimiz de sözleşme kapsamı dışında bu yayınları çoğaltamaz, başka kurum ve kuruluşlara aktaramaz. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkımız saklıdır.
Reklam
Afyonkarahisar'da Kovid-19 Tedbirleri
AFYONKARAHİSAR (AA) - Afyonkarahisar'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 20 Ekim ile 3 Kasım tarihleri arasında yapılacak etkinliklerle ilgili düzenleme yapıldı.Valilikten yapılan yazılı açıklamada, İl Hıfssıhha Kurulunun Sağlık Bakanlığının ilgili yazısı ile Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda, mevsimsel etkiler de göz önünde bulundurularak, sivil toplum örgütleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek ve üst kuruluşları, birlik ve kooperatiflerce düzenlenecek etkinliklerin 1 Aralık'a kadar ertelendiği belirtildi.Açıklamada, 'Yasal düzenlemeler doğrultusunda milli güvenliğin sağlanması, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlükler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin ve genel asayişin korunması ile şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi amacıyla, 'kamu kurum ve kuruluşların yapacağı resmi yürüyüşler, siyasi partilerin kongre ve genel kurulları ile ekonomik çıkar elde etmek amacıyla düzenlenecek ticari faaliyetler hariç' katılım sayısı, maske, mesafe, hijyen kurallarına uyulup uyulmadığına bakılmaksızın Afyonkarahisar il sınırları içerisinde '20 Ekim ile 3 Kasım' tarihleri arasındaki 15 gün süreyle her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşü, açlık grevi, oturma eylemi, stant açma, çadır kurma, anma toplantısı vb. her türlü etkinlik ve eylemlerin yapılması yasaklanmıştır.' ifadesi yer aldı.Basın açıklamaları ile ilgili de düzenlemenin yapıldığı açıklamada, kentteki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama etkinliklerinde de herhangi bir kısıtlama olmayacağı kaydedildi.
Bakan Koca, Yerli Aşı Ortak Çalışma Grubu Toplantısı'na Başkanlık Etti:
ANKARA (AA) - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Yerli Aşı Ortak Çalışma Grubu'nun ilk toplantısına başkanlık etti. Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, toplantıya Türkiye'de yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı çalışmalarını yürüten bilim insanları, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ve bakanlık yetkilileri katıldı.Sağlık Bakanı Koca toplantıda yaptığı konuşmada, 'Türkiye'nin umudu bu odada.' ifadesini kullandı.Türkiye'de 14 farklı merkezde Kovid-19 aşı çalışmasının devam ettiğini hatırlatan Bakan Koca, 'Toplantıda yapılan çalışmaları değerlendirip sonuçlandırma noktasında hızlı bir gayret içinde olacağız.' dedi.TÜSEB ve TÜBİTAK'ın salgının ilk günlerinde çağrıya çıktığını, başvuranlar arasından 14 projenin onaylanarak çalışmalarına başladığını vurgulayan Koca, bu süre zarfında pre-klinik ve klinik safhada önemli mesafe alındığını ifade etti.Bakan Koca, gelinen noktada 5 aşının hayvan denemelerinin tamamlandığını belirterek, Kayseri Erciyes Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi'nde geliştirilen iki aşı adayının insan üzerinde denemelerinin başlayacağına işaret etti.Standartlardan taviz verilmeden ama bürokrasiye de boğulmadan hızlı yol alınması gerektiğine dikkati çeken Bakan Koca, şunları kaydetti:'Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumumuz (TİTCK) aşı kılavuzunu hazırlayarak geçen hafta yayınladı. Bu kılavuzda, klinik araştırma öncesi aşı çalışmalarında yapılması gerekenler detaylarıyla yer alıyor. Çalışmalar bu çerçevede ilerlemeye devam edecek. Öte yandan büyük hayvan çalışmalarının yapılacağı ve GLP özelliklerini taşıyan ilk laboratuvarımızın akreditasyon süreci tamamlandı. İstanbul Mehmet Akif Ersoy Hastanemizdeki bu laboratuvarımız, Türkiye'nin tüm aşı, ilaç ve tıbbi cihaz çalışmalarına büyük güç katacak.'Bakan Koca, Kovid-19 aşı çalışmalarını yürüten Erciyes, Marmara, Atatürk, Hacettepe, Yıldız Teknik, Ege, Ankara, Orta Doğu Teknik, Selçuk, Boğaziçi, Akdeniz üniversitelerinden ve İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi'ndeki bilim insanlarından detaylı bilgi aldı. Bilim insanları da projelerinde geldikleri noktayı, ihtiyaçları ve çözüm önerilerini paylaştı.
Reklam
Mtü, İş Adamı Ahmet Çalık'a Fahri Doktora Unvanı Verdi
MALATYA (AA) - Malatya Turgut Özal Üniversitesinin (MTÜ) 2020-2021 Akademik Yılı açılış töreninde Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık’a fahri doktora unvanı verildi.MTÜ'den yapılan açıklamaya göre, 2020-2021 Akademik Yılı Açılış Töreni yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dolayısıyla üniversitenin Malatya Battalgazi Kampüsü ise İstanbul'da on-line gerçekleştirildi.Açıklamada görüşlerine yer verilen MTÜ Rektörü Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, 6 fakülte, 2 yüksekokul, 1 enstitü, 9 meslek yüksekokulu, 11 araştırma ve uygulama merkezi olmak üzere 29 akademik birimle 8 ayrı yerleşkede eğitim ve akademik faaliyetlerini sürdürdüklerini belirtti.Bilgi üretmenin tek başına yeterli olmadığını, misyon ve vizyonlarının, bilgiyi tüm insanlığın kullanımına sunarak üretime dönüştürmek olduğunu vurgulayan Karabulut, 'Çünkü bizim ülkemize, milletimize, gönül coğrafyamıza, bölgemize ve Malatya’mıza dair sorumluluklarımız var. Üniversitemiz, geliştireceği ve uygulayacağı projelerle ulusal ve uluslararası marka bir üniversite olacaktır. Tüm yönetici, öğretim elemanı ve öğrenci kadrosu buna hazır. Buradan üniversitemizin kuruluşunu sağlayan, Turgut Özal ismini kendi memleketinde ölümsüzleştiren, her aşamada tensip ve takdirleriyle desteklerini esirgemeyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum.' dedi.Üniversitenin İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi tarafından Ahmet Çalık’a Türkiye ekonomisine ve eğitime sağladığı katkılar dolayısıyla ‘fahri doktora’ unvanı takdim ettiklerini aktaran Karabulut, 'Malatya’mıza, ülkemize ve gönül coğrafyamızda yapmış olduğu hizmetler için Sayın Ahmet Çalık’a, teşekkür ediyoruz. İnanıyorum ki, Ahmet Çalık’ın açmış olduğu girişimcilik yolunda binlerce gencimiz gururla bayrak yarışana girecektir.' diye konuştu.Karabulut'un konuşmasının ardından iş adamı Ahmet Çalık'a, cübbe ve fahri doktora takdim edildi.Çalık da yaptığı konuşmada, 2020-2021 Akademik Yılı Açılış Dersi'nde öğrencilere girişimcilik alanındaki tecrübelerini ve tavsiyelerini aktardı, kendisine tevdi edilen fahri doktora unvanını almaktan büyük onur ve mutluluk duyduğunu belirtti.Dünyada daha önce deneyimlenmeyen olağanüstü bir yıl geçirildiğini, Kovid-19 salgını ile eğitimde ilk kez küresel ölçekli etkilenme söz konusu olduğuna işaret eden Çalık, 'Bu salgında bütün dünya Kovid-19 için aşı geliştirmeye yoğunlaştı. Bizim üniversitemiz de yoğunlaştı. Dünyada ilk aşı uygulaması Osmanlı döneminde 1720’lerde çiçek aşısı ile başladı. O dönemde aşının dünya lideri ülkemizdi.' ifadelerini kullandı.Üniversitelerin amacının eğitim olduğu kadar bilim ve teknolojiyi geliştirmek de olduğunu anlatan Çalık, bunların gelişmesinin, o ülkenin bağımsızlığı ve kalkınması anlamına geldiğine dikkati çekti.Salgın süresince öğrencilerin geleneksel eğitim ortamından uzaklaştığını hatırlatan Çalık, şöyle devam etti:'Uzaktan çalışma, uzaktan eğitim ve dijital okur-yazarlık hayatımızın gerçeği oldu. Çoğu ülke uzaktan eğitime hazırlıksız yakalanırken ülke olarak eğitimde dijital iletişim sürecine çok hızlı adapte olduk ve bu süreci çok başarılı bir şekilde yönettik. Bu noktada vurgulamak isterim ki, birçok değerli üniversitemiz gibi Malatya Turgut Özal Üniversitesi de uzaktan eğitim konusunu ilk yapan öncü başarılı, rol model okulların başından gelmektedir.' Salgın nedeniyle iş dünyasının büyük dönüşüm yaşadığı bir dönemde olduğunu vurgulayan Çalık, 'Önümüzdeki dönemde iş modellerinin değişeceğini, bazı sektörlerin dönüşeceğini ve bazı sektörlerin çok daha fazla ön plana çıktığını, bu değişim, teknoloji ve dijitalleşmenin ön plana çıktığını somut bir şekilde gösterdi. Bu süreç bize krize hazırlıklı olmanın ve kriz döneminde girişimciliğin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Tüm sektörler bu kriz döneminde farklı şekillerde ve farklı seviyelerde etkilendiler. Biz de Çalık Grubu olarak krizin ilk günlerinde krizin olası etkilerini doğru analiz etmeye odaklandık.' diye konuştu.
Kara Deliğe Düşen Yıldızda Meydana Gelen "Spagettileştirme" Etkisi Gözlendi
ANKARA (AA) - Gökbilimciler, süper kütleli bir kara delik tarafından yutulan yıldızın son anlarını kayıt altına aldı. Space.com'un haberine göre, büyük ölçüde Avrupa Güney Gözlemevi (ESO) teleskoplarından faydalanan bilim insanları, 215 milyon ışık yılı uzaklıkta süper kütleli kara deliğin çekim alanına giren yıldızdan çıkan ışığı gözlemledi. Gözlem sırasında kara deliğe düşen cismin, gelgit kuvvetleri sebebiyle aşırı uzaması veya genişlemesi anlamına gelen 'spagettileştirme' etkisinin izlendiği belirtildi. İngiltere Birmingham Üniversitesinde görevli bilim insanı Matt Nicholl liderliğinde yürütülen çalışmanın ayrıntıları, 'Monthly Notices of the Royal Astronomical Society' dergisinde yayımlandı. Nicholl, 'Bir kara deliğin, 'yakın bir yıldızı yutması' fikri, bilim kurgu gibi. Ancak gelgitli parçalanma olayında tam da bu yaşanıyor.' dedi. Çalışma ekibinin bir diğer üyesi Thomas Wevers da 'Talihsiz bir yıldız, galaksinin merkezindeki süper kütleli kara deliğin çok yakınında dolaşırsa, kara deliğin çok yüksek çekim gücü, yıldızı ince madde akıntıları halinde doğrar.' ifadesini kullandı. Gözlemin, çekim etkisiyle paramparça olduktan hemen sonra yapıldığı da kaydedildi.
İmam Hatip Okulları 108 Yaşında
İSTANBUL (AA) - Osmanlının son döneminde imam ve hatip yetiştirmek amacıyla kurulan imam hatip okullarının açılışının 108. yıl dönümü dolayısıyla İstanbul'da bir program düzenlendi.'İmam Hatipler Haftası Özel Programı', 13 Ekim 1951'de Türkiye'nin 7 şehrinde yeniden açılan okullardan biri olan İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde (İstanbul İmam Hatip Lisesi) gerçekleştirildi.Programda konuşan ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Genel Başkanı Kamber Çal, imam hatip liselerinin Türkiye'deki serüvenini sürekli gündemde tutmanın kendileri açısından çok kıymetli olduğunu söyledi.İstanbul İmam Hatip ile birlikte 7 imam hatiple başlayan bu serüvenin 69 yıldır halen mücadeleyle devam ettiğini belirten Çal, 'Bu serüvene baktığımızda Türkiye’nin din adamına ihtiyaç duyacağı bir dönemde Celaleddin Ökten hocamız önderliğinde kurulan imam hatipler, 2020 yılına gelindiğinde büyük gelişmeler katetmiş durumda. İmam hatipler artık Türkiye’nin yüz akı olarak eğitim camiasında bir marka olarak serüvenine devam etmektedir. İlk evreden sonra ikinci evrede imam hatiplerin önündeki engeller kaldırılarak her tür mesleğe yöneldiği dönemde Türkiye’de çok değerli pozisyonlar elde etmişlerdir. Üçüncü evrede bir marka olarak imam hatipler, dünyaya yön veren bir yapıya dönüşmüştür. 1 milyon 400 bin öğrencisi, 5 bin 200 imam hatip lisesiyle herkesin çok kolayca ulaşabileceği yapıyı barındırmaktadır.' diye konuştu. Kamber Çal, 1951 yılında başlayan bu serüvenin Türkiye'nin geleceğine yön verdiği gibi gelecekte de yön vereceğine inandıklarını ifade ederek, bu okulların dünya Müslüman'larına örnek teşkil eden bir eğitime devam ettiğini kaydetti.İmam hatip okularının bugün eğitim alanındaki başarılı sonuçlarıyla her alana katkı sağlayan, insan kaynağıyla geleceğe ümitle baktığına dikkati çeken Çal, şöyle devam etti: 'İmam hatiplerimiz proje okullarıyla, akademik başarıda artık Türkiye’ye örneklik teşkil eden bir yapıyı temsil etmektedir. 9 ayrı dilde eğitim veren hazırlık dil okullarımızla imam hatiplerimiz geleceğin ihtiyaçlarına karşılık vermektedir. Spor okullarında imam hatiplerimiz spor dünyasına katkı sunmaktadır. Sanat okullarında sanata katkı sağlamaktadır. Mahalle okullarımız topluma dindar nesil yetiştiren yapısıyla hizmetlerine devam etmektedir. Eğer imam hatiplerimiz tekrar engellenmezse Türkiye’ye yön verir halde çalışmalarına devam etmektedir. Bizler ÖNDER İmam Hatipliler Derneği olarak Türkiyenin her ili ve ilçesinde örgütlenmiş bir STK olarak imam hatiplerin her daim yanındayız. Gençlerimizin eğitim almasına kimsenin engel olmasına müsade etmeyeceğiz. Türkiye’nin ihraç ettiği bir marka olarak imam hatipler geleceğe emin adımlarla ilerlemektedir.' İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Bayram Kefeli de okulun ilk müdürü Celaleddin Ökten liderliğinde başlatılan ve dönemin başbakanı Adnan Menderes ve Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri'nin onaylarıyla açılan imam hatip okullarının bugün toplumun merkezinde olan ve toplumu ileriye taşıyacak nesilleri yetiştirdiğini söyledi. 'Bir imam hatipli olarak ben bu okullarda hocalarımızdan imanı öğrendim' diyen Kefeli, şu ifadeleri kullandı: 'Mehmet Akifleri öğrendim. Buralarda biz hocalarımızdan Rabbimize kulluk etmeyi öğrendik, hocalarımızdan ahlakı, edebi, saygıyı öğrendik. Burada biz çalışkanlığı öğrendik, başarıya giden yolda hocalarımızı örnek alarak tutkuyu öğrendik. İnançla hedefe kilitlenmeyi öğrendik, başarıya yürümeyi öğrendik. Biz hocalarımızdan burada stratejiyi öğrendik, güzel yolları öğrendik. Toplumumuzu daha ileriye taşımak için neler yapabileceğimizi öğrendik. Engelleri nasıl aşmamız gerektiğini öğrendik. Ben sorunları gelişme fırsatı olarak görürüm diyen hocalardan çalışmayı, azmi öğrendik. Büyüklerine saygı duyarak küçüklere sevgiyi, merhameti öğrendik. '- 'Öğrencilerimize her türlü desteği vererek onların yanında olmaya devam edeceğiz'İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği (İSTİMDER) Başkanı Habip Bozkurt ise tarihin gördüğü en büyük azim ve kararlılıkla ortaya konan bu kurumların toplumun vicdanı olarak tecessüm ettiğini belirtti. Bugün vicdanlarını sesine kulak vererek toplumun ihtiyaçları doğrultusunda mücadele ettiklerini dile getiren Bozkurt, 'İslam’la yoğrulan bu toprakların samimiyet ve ferasetini devam ettirmek için tüm aşırılıklardan uzak durup Hz. Peygamberin bize tavsiye ettiği hattı vasat üzere olmak, her şartta Müslüman izzetini muhafaza etmek boynumuzun borcudur. Tarihinden aldığı ilham ve kavuştuğu imkanlar sayesinde güzide eğitim kurumları olan imam hatip okulları geleceğimizi şekillendirirken her daim ülkemizin yoluna ışık tutmaya devam edecektir. Biz de geleceği imar edecek öğrencilerimize her türlü desteği vererek onların yanında olmaya devam edeceğiz.' şeklinde konuştu.Fatih Eğitim ve Bilim Vakfı Başkanı Mehmet Kamil Berse de kendisinin 46 yıl önce bu okuldan mezun olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi: 'Benim gibi binlerce kişi mezun oldu. Hepsinde Celal hocamızın hatırı ve emeği vardır. Müslüman Türklerin, Müslümanlıklarını yaşatmak için kurulmuştu bu okullar. 69 yılda çok şeyler yaşandı. Biz bütün bunları bu okulların kapatılması konusunda yaşananların bir daha yaşatılmaması için Allah’a dua ediyoruz ve çok çalışmamız gerektiğini söylüyoruz. Celal hocamızın mücadelesi bize örnek olmalı ve yapacağımız her işte bu mücadelenin izinde olmalıyız. Bugün birçok konuda önder kişilerimiz var, devletin önemli kurumlarının başında bu okullardan mezun arkadaşlarımız var. Biz Müslüman Türklerin temsilcisiyiz. Bütün dünya, Türkiye’ye ve bu okullardan yetişen gençlere bakmaktadır. Onun için sorumluluğumuz büyüktür. Hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Bizim kapılar güzelliğe, iyiliğe, ilime, adalete, hakkaniyete açılır. Vatan millet duygusunu yüceltmek için açılır. Bu kapıdan giren iyi bir mümin iyi bir vatansever olarak çıkar. Bütün yaptıklarımız bu okulların bu ülkeye ve İslam’a hizmet için yapması gerekenlerdir. Rabbim hepimizi hizmete dahil eylesin.' Koronavirüs nedeniyle öğretmen, öğrenci ve velilerin davet edilmediği program, birçok sosyal medya kanalından canlı yayınlandı.
Ankara'nın Başkent Oluşunun 97. Yılı Türk Tarih Kurumunda Özel Programla Kutlandı
ANKARA (AA) - Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 'Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şahsında, bu davanın milleti çağıran ve kucaklayan sesi Ankara olmuştur.' dedi.Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Türk Tarih Kurumunun ev sahipliğinde 'Ankara'nın Başkent Oluşunun 97. Yıl Dönümü Etkinlikleri' programı düzenlendi.Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başlayan programda, konuşmalar öncesinde Ankara'nın Başkent olmasına ilişkin belgesel gösterildi.Belgeselin ardından konuşan Bakan Ersoy, Ankara'nın, medeniyetlerin parlayıp söndüğü nice asırlar boyunca ciddi roller üstlendiğini, Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde yönetim merkezi olarak belirlenmesinde, birçok avantajı barındıran bu tarihi kimliğinin etkili olduğunu söyledi.Türk tarihinde başkentlerin, yönetim merkezi olmasının ötesinde milli kimliğin aynası, kültürün ve değerlerin sahnesi, aynı zamanda birer ilim merkezi olduğunu dile getiren Ersoy, 'Devletin merkezi, milletini her alanda kucaklayan, eğiten, geçmişi muhafaza etmekle birlikte çağa uygun olarak insanları dönüştüren ve geleceğe hazırlayan unsurları barındırmak zorundadır. Bu hem fikri hem kurumsal anlamda yerine getirilmesi gereken bir sorumluluktur.' ifadelerini kullandı. Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara'nın, bu payeyi almadan önce adeta liyakatini ispat ettiği bir süreci yaşadığını belirten Ersoy, istiklal ve istikbal mücadelesinin, birlik ruhunun Ankara'da muhafaza edildiğini vurguladı. 'Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şahsında, bu davanın milleti çağıran ve kucaklayan sesi Ankara olmuştur.' ifadesini kullanan Ersoy, milletin tek vücut olduktan sonra, 23 Nisan 1920'de bu vücuda hükmeden ortak iradenin egemenlik ilanının, Ankara'dan dünyaya duyurulduğunu, nihayet Kurtuluş Savaşı kazanıldığında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu yerin Ankara olduğunu belirtti.Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:'Başkent olmanın gerektirdiği politik, idari ve ekonomik düzenlemeler hızlıca hayata geçirilirken, milli kimlik, kültür ve bilim zenginliği de Ankara'ya kazandırılmaya başlanmıştır. 1924 gibi erken bir tarihte Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın temellerinin atılması, takip eden yıllarda konservatuvarın, Etnografya, Devlet Resim ve Heykel ile Anadolu Medeniyetleri gibi müzelerin açılışı da şehrin kültürel mirasını işlemek ve var olan kültürü zenginleştirmek adına mühim adımlar olmuştur.'Bakan Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığının bizzat ya da ilgili kurumlarla iş birliği halinde gerçekleştirdiği, Ankara'nın tarihi ve kültürel kimliğine yönelik çalışmaların artarak devam ettiğini söyledi.Ersoy, '20. yüzyılın başında yürüdüğümüz, var olmak ile yok olmak arasındaki ince çizgide, aziz milletimizin güven duygusu için sırtını dayadığı, mücadele emri için yüzünü döndüğü, iradesini ve egemenliğini ilan ettiği Ankara'nın başkent oluşu vesilesiyle bir kez daha tarihi anlamak, hafızalarımızı tazelemek ve gelecek nesillere eksiksiz aktarmak sorumluluğumuzu hatırlıyor ve ona sahip çıkıyoruz.' ifadesini kullandı.Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu şanlı tarihi yazan bütün şehit ve gazileri rahmetle, minnetle ve saygıyla anan Ersoy, Ankara'nın başkent oluşunun 97. yıl dönümünü tebrik etti.'Türkiye, kazandığı bütün seviyeyi Ankara'da alınan kararlarla elde etti'Ankara Valisi Vasip Şahin ise Türk milletinin en önemli özelliğinin, fidanı dikerek onu çınara dönüştürmek olduğunu söyledi.Ankara'nın başkent seçilmesinin, o günün şartlarında stratejik ve doğru bir karar olduğunu belirten Şahin, 'Ankara sadece Kurtuluş Savaşı'mızın merkezi olmadı, aynı zamanda ülkenin gelişmesinin sosyal, ekonomik ve kültürel Başkenti haline de geldi. Türkiye bugün gelmiş olduğu noktada kazandığı bütün seviyeyi, Ankara'da alınan kararlarla elde etmiştir.' şeklinde konuştu.Şahin, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Ankara'nın başkent oluşunda emeği geçenlere şükranlarını sundu.'Görevimiz Ankara'mızı inşallah dünya başkentleri ile yarışır hale getirmek' Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise Ankara'nın ilk barajlarından, bugün kullanılmayan Çubuk Barajı'nı eski haline getirmek için çalışmalara başladıklarını, çalışmalar sırasında rastladıkları bazı belgelerde, Ankara'nın çok zor şartlarda başkent olduğunu gördüklerini anlattı.Yavaş, 'Bize düşen görev, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının başkent olarak bize emanet ettiği Ankara'mızı inşallah dünya başkentleri ile yarışır hale getirmek.' dedi.'Türkiye'nin en manalı şehri'Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammet Hekimoğlu ise nadide Anadolu şehrinin, sadece kendi kaderini değil aziz Türk milletinin, mazlum milletlerin kaderini değiştiren, onlara ilham kaynağı olan Türkiye'nin başkentinin kuruluşunun yıl dönümünü kutlamaktan gurur duyduklarını belirtti.Hekimoğlu, 'Ankara'mızın bugün, yarın ve ilelebet ezilenlerin gür sesi ve umut ışığı olması temennisiyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.' ifadesini kullandı.Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin de Ankara'nın başkent olduğunda hiçbir varlığının olmadığını, şehirde elektriğin, suyun bile bulunmadığını ifade etti.Atatürk'ün Ankara için 'Türkiye'nin en manalı şehri' ifadesini kullandığını aktaran Çetin, 'Bugün geldiğimiz noktada, Ankara'nın 13 büyük organize sanayi bölgesi var, 6 milyar dolara yakın imalat sanayiinde ihracatı var. Ankara'mız Savunma Sanayiinin başkenti oldu. Bunda sonra da amacımız Ankara'mızın uzay ve havacılık alanında hedeflenen yere gelmesi.' değerlendirmesinde bulundu.Ankara Kulübü Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Metin Özaslan'ın da konuşma yaptığı program sonrasında Bakan Ersoy, Vali Şahin ve beraberindekiler, Türk Tarih Kurumu fuaye salonundaki Ankara Fotoğrafları Sergisi'ni inceledi, ardından Seğmen Ekibi'nin gösterisini izledi.Programa, Ankara'daki bazı üniversitelerin rektörleri ve kurum başkanları da katıldı.
Reklam