onedio
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcıları Kovid-19 Aşı Denemesi İçin Gönüllü Oldu
ANKARA (AA) - DUYGU YENER - Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Kemalettin Aydın ve Prof. Dr. Mustafa Gerek, Çin'den gelen Kovid-19 aşısının gönüllüler üzerindeki denemelerine katıldı. Hacettepe, Kocaeli ve İstanbul Üniversitelerinden sonra Ankara Şehir Hastanesinde de uygulanmaya başlayan Çin menşeli Kovid-19 aşısı için Sağlık Bilimleri Üniversitesinden Rektör Yardımcıları Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kemalettin Aydın ve Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Gerek de gönüllü oldu. Ankara Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Polikliniğindeki aşı uygulaması sonrasında Prof. Dr. Aydın ve Prof. Dr. Gerek, AA muhabirine açıklamada bulundu. Prof. Dr. Mustafa Gerek, aşı gönüllüsü olduklarını ifade ederek, 'Türkiye'de bu konuda yapılan çalışmalara, bir sağlık çalışanı olarak kendi meslektaşlarımıza destek olmak ve aşı ile ilgili olabilecek tartışmalarda olumlu bir tarafta yer almak maksadıyla aşı gönüllüsü olduk. Bugün aşılarımız yapıldı. Kolay bir işlemdi.' dedi. Aşı olmadan önce belirli testler yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Gerek, bu testlerde aşı yapılabilmesi noktasında bir sorun olmadığının belirlendiğini ve aşı işleminin bu şekilde yapıldığını söyledi. Prof. Dr. Gerek, aşı esnasında herhangi bir sıkıntı ya da ağrı hissetmediklerini dile getirerek, 'Umarım bu çalışmalarda bizim de bir katkımız olur. Bu düşünceyle buradayız. Aşı tartışmaları noktasında çok olumlu bir katkı sağlayacaktır. Aşıların kabul edilmesi noktasında da toplum içerisinde belli kaygılar var. En azından biz iki bilim adamı olarak ve Rahmet hocamızın da koordinasyonunda, kendimize de aşı yaptırmak suretiyle, bu kaygıları giderme noktasında bir eylemde bulunmuş olduk. Ben hocama çok teşekkür ediyorum ve çalışmalarında da başarılar diliyorum.' diye konuştu. 'En az 3-4 aylık bir süreye ihtiyaç var'Prof. Dr. Kemalettin Aydın ise insan sağlığı için bulunan en kıymetli buluşlardan birisinin aşı olduğunu vurgulayarak, faz 3 aşamasına gelmiş aşının, sağlıklı sağlık çalışanlarına uygulanması noktasında, Prof. Dr. Rahmet Güner'in yönetiminde gönüllü olduklarını söyledi.'İnşallah aşının, bizler üzerinde olumlu sonuçlar göstererek tüm dünyada uygulanabilir duruma gelmesi açısından üzerimize düşeni yapmış oluruz.' diyen Güner, salgının yönetimi, durdurulması ve sonlandırılmasının aşılarla yapılabilmesi için en az 3-4 aylık bir süreye ihtiyaç olduğuna işaret etti.Aydın, 'Salgını bireysel davranışlarımızla maske, mesafe ve temizlikte kontrol altına alma zorunluluğumuzu hiçbir zaman unutmamamız lazım.' dedi. 'Tüm sağlık çalışanlarını aşı gönüllüsü olmaya davet ediyoruz'Ankara Şehir Hastanesi Bulaşıcı Hastalıklar Kliniği Eğitim Sorumlusu ve Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rahmet Güner, aşı çalışmalarına ilişkin bilgin verdi. Sağlık çalışanlarını aşı çalışmalarında gönüllü olmaya davet ettiklerini ifade eden Güner, 'Başhekimimizin, kıymetli hocalarımızın bize verdiği destek çok önemli. Hocalarımız, rol model oluyorlar. Ben Kemalettin Hoca'nın yanında yetişmiş bir enfeksiyon hastalıkları uzmanıyım. Onun bu şekilde aşı çalışmasına verdiği destek, Mustafa hocamızın da verdiği destek, manevi anlamda da tartışılmaz. Hocalarımıza teşekkür ediyorum.' Aşı çalışmalarının, Kovid-19 enfeksiyonunda çok önemli bir yer taşıdığının altını çizen Güner, şöyle konuştu:'Maske, mesafe, hijyen dedik ama bir yandan toplumun genelini kapsayacak bir koruyuculuğun oluşması, kişilerin geçirmesi gibi bir yolun gerçekleşmesi tabii ki çok zor ve sıkıntılı bir süreç. Bu sebeple bir an önce etkin aşının kullanıma girmesinin, toplumun, dünyanın sağlığı için son derece kıymetli olduğu açık. Onun için umarım aşı çalışmalarında başarıya ulaşırız. Yerli aşımız da en kısa sürede yetişir ve toplumun sağlığı için kullanıma girer.' Prof. Dr. Güner, aşı denemesindeki sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin de şu bilgileri aktardı:'Bir yıl boyunca hocalarımızın kontrolü devam edecek. 14. gün 1 doz daha aşıları olacak. Daha sonra da aralıklı olarak kan verilecek. Kendilerine takip kartı verildi. Devamlı ateş ölçümleriyle bizlere ulaşacaklar. Daha sonrasında da bütün verilerin toplanıp antikor düzeylerinin çalışılmasıyla da antikor oluşturup oluşturmadığı, kovid enfeksiyonuna karşı koruyup korumadığı da zaman içerisinde daha net bir şekilde ortaya çıkacak.'
Türkiye İle Japonya Arasında Teknik İşbirliği Anlaşması İmzalandı
ANKARA (AA) - Türkiye ile Japonya arasında teknik iş birliği faaliyet ve projelerine hız kazandırmak için Teknik İşbirliği Anlaşması imzalandı. Anlaşma, Bakanlık'ta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Akio Miyajima ve Dışişleri Bakanlığı Asya Pasifik Genel Müdürü Büyükelçi Namık Güner Erpul'un katılımıyla düzenlenen törende imzalandı.Törende konuşan Çavuşoğlu, 'Japonya bizim için önemli bir dost ve güvenilir bir ortaktır. İlişkilerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. Japonya'yla ilişkilerimizi her alanda geliştirmek için birlikte çalışıyoruz. Doğu Asya'da üçüncü ticaret ortağımızdır.' açıklamasında bulundu. İki ülkenin kültür ve eğitim alanında iş birliğini derinleştirmek için de adımlar attığına dikkati çeken Çavuşoğlu, teknik iş birliği alanında da değişik projelerin hayata geçirilerek örnek bir iş birliği gösterildiğini ifade etti. Çavuşoğlu, teknik iş birliğinin ekonomik ilişkilerinin önemli bir boyutunu temsil ettiğini belirterek, bugün imzalanan anlaşmanın 1959 yılından bu yana Türkiye'de faaliyet gösteren Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansının (JICA) 1994 tarihli düzenlemesinin yerini alacağını bildirdi. JICA'nın Türkiye'de önemli projelere destek verdiğini ve teknik iş birliğine önemli katkılar sağladığını değerlendiren Çavuşoğlu, özellikle doğal afet risk azaltma projelerinin öncelikli iş birliği alanları olduğunu söyledi. Çavuşoğlu, 1999 ve 2011 depremlerinin ardından JICA'nın Türkiye'ye afet yardım ekipleri gönderdiğini anımsatarak, JICA'nın Türkiye'de katkı sağladığı çok önemli projeler olduğuna dikkati çekti. Bakan Çavuşoğlu, 'Bugün imzalanan anlaşma TİKA ve JICA iş birliğini genişletecek ve özellikle de üçüncü ülkelerde de iş birliği olanaklarını artıracak. JICA ve TİKA sadece Türkiye'de değil dünyanın her yerinde, özellikle en az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çok önemli kalkınma projelerini hayata geçiriyor. Bu iş birliği özellikle ihtiyaç olan ülke ve toplumlara yönelik projelerin hayata geçirilmesini hızlandıracak ve sayısını artıracaktır.' ifadelerini kullandı. 'Üçüncü ülkelere yardımlar dahil kapsamlı projeler yapılacak'Törene mesaj gönderen Japonya Dışişleri Bakanı Motegi Toşimitsu ise iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da derinleşebilmesi için bugün imzalanan Teknik İşbirliği Anlaşması'nın bir an önce yürürlüğe girmesini dilediğini kaydetti. Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Miyajima da iki ülke arasında teknik iş birliğinin 60 yıl öncesine dayandığını belirterek, 'Anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisinde hızlı bir şekilde onaylanmasının ardından afet önlemleri, Türk-Japon bilim ve teknoloji üniversitesi, Suriyeli yöneticilere yönelik yardımlar, TİKA ile iş birliği çerçevesinde üçüncü ülkelere yardımlar gibi geniş kapsamlı projelerde ilerleme kaydedilmesi beklenmektedir.' dedi. Mijayima, iki ülke arasında siyasi ve ticari ilişkilerin de önemli ivme kazandığına dikkati çekerek, 'Japonya-Türkiye ekonomik iş birliği anlaşmasında ise en kısa sürede uzlaşmaya varmak hedeflenmekte, bu doğrultuda müzakereler devam etmektedir.' ifadesini kullandı. Türkiye ve Japonya'nın coğrafi olarak uzak olduğunu dile getiren Mijayima, 'Fakat kalplerimiz yakındır. Yani iki devlet tek yürektir.' mesajını verdi.
Marmara'da Yumurtadan Çıkan Yavruların Bulunduğu "Caretta Caretta Yuvası" Tespit Edildi
ÇANAKKALE (AA) - BURAK AKAY - Marmara Denizi'nde araştırma yapan uzmanlar, Türkiye'de genellikle Akdeniz'de Muğla ile Hatay sahilleri arasında görülen caretta carettalara ait bir yuva ve içinde yumurtalarından çıkan 32 yavru tespit etti.Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Kaplumbağaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (DEKUM) bünyesindeki bilim insanları, Tarihi Gelibolu Yarımadası sınırları içinde yer alan Eceabat ilçesi sahilinde içinde 50 yumurta olan caretta caretta yuvası buldu.DEKUM Müdürü Prof. Dr. Şükran Yalçın Özdilek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Marmara'da caretta caretta yuvası bulunmasının çok önemli bir gelişme olduğunu söyledi.Caretta carettaları 65 milyon yıldır varlığını sürdüren zeki hayvanlar olarak nitelendiren Özdilek, 'Caretta caretta yuvaları bilindiği üzere Muğla'dan başlayıp Hatay'a kadar uzanan bir bölgede bulunurlar. Akdeniz'de bir yuvalama alanları var. Son zamanlarda tek tük olarak tabir edebileceğimiz halde İzmir'in bazı kumsallarında, mesela Kuşadası'nda ve geçen sene de Urla taraflarında görüldü ancak şimdiye kadar İzmir'in kuzeyinde, Kuzey Ege'de ve Marmara'da böyle bir yuva görülmedi. Bölgede hiçbir yuva kaydımız yok.' dedi.Özdilek, yuvaya Eceabat'taki bir otelin sahilinde, Saros Körfezi'nin güneyindeki kumluk alanda rastladıklarını aktardı.Heyecan verici bu keşfin kendileri için sürpriz olduğunu belirten Özdilek, 'Buralarda yuva olabileceği ihtimalini yıllardır öngörüyorduk aslında. Bu konuda da DEKUM olarak 10 yıldır önemli çalışmalar yürütüyoruz. Yaptığımız keşif gezileri dahil böyle bir yuvaya denk gelmemiştik. Bu durum bizleri çok mutlu etti. Artık bölgemizden böyle bir kaydımız var.' ifadelerini kullandı.'Tümü bilimsel olarak incelenecek'Özdilek, son yıllarda deniz kaplumbağalarının korunmasına yönelik politikalar geliştirildiğini hatırlattı.Koruma altındaki bir tür olduğu için caretta carettaların sayısının artmış olabileceğini dile getiren Özdilek, şöyle konuştu:'Çok eski tarihlerde, 1918'de yazılmış kitaplarda gemilerle Gelibolu yakınlarından geçerken sürüler halinde kaplumbağalar gördükleri anlatılıyor ancak bunlar deniz kaplumbağası olarak değil kara kaplumbağası olarak nitelendirilmiş. İnsan neden böyle sürüler halinde kaplumbağalar var diye de düşünüyor açıkçası. Belki de buralar geçmişte yuvalama alanı olarak kullanılmış olabilir. Tabii şu anda bunları bilemiyoruz.Yuvanın Marmara Bölgesi'nde ilk kez görülmesi çok önemli. Bu aslına bakacak olursak sadece ülkemiz için değil, tüm bilim dünyası adına bütün Akdeniz için bu kadar kuzeyde bir yuvanın olması çok önemli. Sürekli olarak küresel iklim değişikliği ve suların ısınmasından bahsediyoruz. Bunların çok yönlü sebepleri olabilir. Tümü bilimsel olarak incelenecek. Bizler gözlerimizi açtık, bundan sonraki olayları detaylı izleyeceğiz.''Çok özel anlar yaşadık'ÇOMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümünde yüksek lisansına devam eden Selma Kırbeci ise deniz kaplumbağalarının beslenmesi üzerine çalışma yaptığını bildirdi.Hatay'da koruma ve izleme çalışmalarını tamamladıklarında sezonu kapattıklarını düşünürken bu keşifle çok özel anlar yaşadıklarını vurgulayan Kırbeci, şunları kaydetti:'Yuvayı kontrol ettiğimizde 50 yumurta olduğunu tespit ettik. Bunlardan çıkıp sağ kalan 32 yavruyu denize saldık. Çok şaşırtıcı. Çünkü ağustos ortası ve sonu itibarıyla kaplumbağalar çok nadir yuvalama yapmakta ancak carettalar için bu biraz daha ekstrem bir durum bizim için. Dişinin yumurtalarını 15-20 Ağustos tarihlerinde bıraktığını tahmin ediyoruz. Ekim ayının daha soğuk geçeceğini düşündüğümüz zamanlarda yuvaların çıkması o da çok düşük bir ihtimal. Yumurta sayısına baktığımız zaman bulduğumuz yuvada şu an yüzde 70 başarı mevcut. Bu da Çanakkale ve bizim merkez için çok güzel bir durum.'
Akdeniz Ve Ege'de Deniz Canlısı "Pina"Ları Yok Eden Parazit Tehdidi
ÇANAKKALE (AA) - MURAT YÜKSEL - Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesince yapılan araştırmada, Ege Denizi'nden Marmara'ya doğru yayılan bir parazit türünün, pina (kalem kabuklu yumuşakça) neslini tehdit ettiği belirlendi.Su Ürünleri Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Avlama Teknolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Altınağaç, AA muhabirine, pinalarla ilgili araştırma başlattıklarını söyledi.Pinanın, Latincede 'kanat' ya da 'yüzgeç' anlamına geldiğini belirten Altınağaç, 'Pina, çift kabuklular dediğimiz midye türlerinden bir canlıdır. Dik bir şekilde yarısına kadar deniz tabanına gömülü yaşarlar, aynı ağaç gibi. Suyu filtre eden, denize yararlı bir canlıdır.' dedi.Altınağaç, pinaların 1992 yılında imzalanan Barcelona Sözleşmesi'nde Avrupa Konseyinin tavsiyesiyle koruma altına alınan canlılardan biri olarak kırmızı listeye alındığını dile getirdi.Pinaların neslinin bir parazit nedeniyle tehlike altında olduğunu vurgulayan Altınağaç, şöyle devam etti:'Eskiden balık yemi yapılıyordu. Bunun yanı sıra kıyı tahribatı, kıyıların dolması, ağlara takılıp yerlerinden çıkmaları nedeniyle balıkçılık aktivitelerin verdiği zarar gibi pek çok etkenlerle bu canlı ölüyordu fakat bugün hepsinden daha büyük bir tehlike var; 'haplosporidium pinnae' adında bir parazit. Bu parazit Akdeniz'den bu yana bütün bu türü öldürüyor. Şu an Çanakkale Boğazı'nın orta noktalarına Ege Denizi'nden Kepez tarafına kadar hiçbir canlılık yok fakat Marmara'ya doğru canlılık var. Yani bu da yavaş yavaş hastalığın Akdeniz'den Ege'ye, Ege'den de Marmara'ya doğru yürüdüğünü gösteriyor. Akdeniz ve Ege pina mezarlığına dönmeye başladı diyebilirim.''Çanakkale Boğazı'nın yarısındaki pinaları tamamen öldürdüler'Hastalığın Akdeniz'de başladığını ve Marmara'ya doğru ilerlediğini, yavaş yavaş ilerleyen parazitlerin Ege'yi etkisi altına aldığı ve Çanakkale Boğazı'nın girişinde de görüldüğü bilgisini veren Altınağaç, 'Yaptığımız araştırmalarla boğazın yarısına kadar pinaların tamamen öldüğünü tespit ettik. Burada sonra da canlılık gittikçe yani hastalıklı bireylerin daha çok olduğunu belirledik. Hastalık Marmara'ya doğru kayıyor ama o bölgedeki balıkçılar ve araştırmacı arkadaşlarımızdan gelen haberlere göre pinalar Marmara'da daha canlı. Canlılık oldukça fazla fakat hastalığın oraya gideceğini öngörüyoruz.' diye konuştu.Bu konuda yapılabilecek bir şey olmadığını belirten Altınağaç, ekonomik değeri bulunan midyelerin de bundan etkilenebileceğini sözlerine ekledi.
Prof. Dr. Mehmet Ceyhan: 'Yağmurda Islanan Maske Özelliğini Kaybeder'
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, 'Yağmurdan dolayı maske ıslanmış ise özelliğini kaybeder. Maskeler belli mikroskobik delikler içeren yapılardır. Maske ıslanırsa bu mikroskobik delikler büyüyor, bazı yerlerde iplikçikler birbirine yapışıyor. Oradan damlacıkların girmesi kolaylaşıyor' dedi.
Reklam
Koronavirüsü Yenen Doktor: '7 Yaşındaki Kızımın Saçına Ak Düştü, Oğlum 4 Kilo Verdi'
Şanlıurfa'da yakalandığı koronavirüsü yenen Harran Üniversitesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Serap Satış, hastalık sürecinde kendini felçli ve enkaz altında kalmış gibi hissettiğini anlatarak, 'Karantinadan çıktıktan sonra 7 yaşındaki kızımın saçında beyaz teller gördüm. O ağladı ben ağladım. Oğlum da bu süreçte 4 kilo verdi' dedi.
Reklam
Sakarya'da Maske Takmayanlara 3 Gün Karantina Ve Para Cezası
SAKARYA (AA) - Sakarya İl Hıfzıssıhha Kurulu tarafından yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında, maske takmayanlara ilk ihlalde 392, ikinci ihlalde 900 lira para cezası kesilmesi ve 3 gün karantina yurdunda izole edilmesi kararı alındı.Valilikten yapılan açıklamada, İl Hıfzıssıhha Kurulu'nun, Vali Yardımcısı Ersin Emiroğlu başkanlığında toplandığı ve gelinen aşamada izolasyon konusunda vatandaşların yeterince duyarlı olmadığının görüldüğünden bazı kararlar alındığı kaydedildi.Açıklamada, daha önce alınan maske takmayan vatandaşlara ilk ihlalde uyarı yapılması ve tekerrürü halinde 3 gün karantinada kalacakları ve en az 3 kitap okuma yaptırımı uygulanacağının kararının değiştirildiği belirtilerek, 'Denetimlerde maske takmayan vatandaşlarımıza ilk ihlalde Kabahatler Kanununun 32. Maddesine göre 392 lira, ikinci ihlalde Umumi Hıfzıssıhha Kanuna göre 900 lira para cezası uygulanması ve üç gün karantina yurdunda izole edilmesine' şeklinde değiştirilmiştir.' denildi.Sağlık kuruluşunda veya evinde Kovid-19 için numune veren vatandaşlara sağlık personeline sonucu çıkana kadar kendilerini izole edileceklerine dair taahhütname imzalatılacağı aktarılan açıklamada, buna rağmen izolasyona uymayanlara da Umumi Hıfzıssıhha Kanunu gereğince 900 lira para cezası uygulanacağı kararının alındığı vurgulandı.Açıklamada, kurulda, yeni eğitim öğretim döneminde ortaöğrenim ve yükseköğrenim öğrencilerinin (tıp fakültesi 6. sınıf öğrencileri hariç) devam eden salgın sebebiyle sağlık tesislerinde beceri eğitimi, staj, klinik uygulama adı altındaki tüm iş yeri uygulamalarının yaptırılmamasına karar verildiği aktarıldı.57 köy okulunda yüz yüze eğitim kararıAyrıca kurulun 15 ilçede 57 köy ve benzeri seyrek nüfuslu yerleşim yerlerindeki okulun, Milli Eğitim Bakanlığı'nın belirlediği esaslar ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun önerileri doğrultusunda bütün sınıf seviyelerinde yüz yüze eğitime başlamalarına karar verdiği bilgisi de açıklamada yer aldı.
Dsö: Kovid-19 Aşısı Aralıktan İtibaren Onaya Sunulmaya Hazır Olabilir
CENEVRE (AA) - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının regülatörlerin onayına sunulmak üzere aralık ayı veya 2021'in başında hazır olacağını bildirdi.DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ'nün İsviçre'nin Cenevre kentindeki merkezinde video konferans yöntemiyle DSÖ salgın uzmanlarıyla toplantı düzenledi.AA muhabirinin, Türkiye, ABD, Rusya, Çin ve İngiltere'deki aşı çalışmalarındaki son duruma ilişkin sorusunu, DSÖ bilim heyetinden başuzman Dr. Soumya Swaminathan ve DSÖ Genel Direktör Yardımcısı Dr. Mariangela Simao cevapladı.Dünyadaki aşı çalışmalarını yakından takip ettiklerini belirten Swaminathan, 'Tüm dünyada gerçekleşen klinik deneylerdeki ilerlemeyi görmek gerçekten çok cesaret verici. Bildiğiniz gibi şu anda klinik deneylerin bazı aşamalarında yaklaşık 40 aşı adayımız var ve bunların 10'u son aşama olan FAZ-3 denemelerinde. Bunlar (son aşamadaki aşılar) bize aşıların hem etkinliği hem de güvenliği açısından bilgi verecek.' dedi.Dr. Swaminathan, Kovid-19 aşısının regülatörlerin onayına sunulmak üzere aralık ayı veya 2021'in başında hazır olacağını bildirdi.Bilim insanı Swaminathan, Kovid-19 için pek çok adayı olmasının, etkili ve güvenli bir Kovid-19 aşısı bulunma şansını artırdığına dikkati çekti.DSÖ Genel Direktör Yardımcısı ve İlaçlar ve Sağlık Ürünleri Sorumlusu Dr. Simao ise 'Bu aşının, denemenin yapıldığı ülkede, deneye tabi tutulduğu ülkede ruhsatlandırılması gerekecek.' dedi.Simao, DSÖ'nün Kovid-19 aşısı için 'ulusal regülatör makamlarla çok yakın çalıştığını belirterek, FAZ-3 denemelerinin fiilen sona ermesinden sonra yaygın bir aşılama için pek çok adım atılması gerektiğini kaydetti.
İngiltere Başbakanı Johnson Koronavirüs Tedbirleri Kapsamında Yeni Kısıtlamaları Açıkladı
LONDRA (AA) - İngiltere Başbakanı Boris Johnson, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında vaka sayılarındaki artışının tehlikeli bir noktaya ulaştığını belirterek, 'orta, yüksek ve çok yüksek' olmak üzere 3 yerel uyarı seviyesi oluşturduklarını duyurdu. Johnson, Avam Kamarasında yaptığı açıklamada, virüsün yayılmasına izin verdikleri takdirde 'engellenemez bir ölüm oranıyla' karşılaşacakları ve bu nedenle sağlık çalışanlarının diğer hastalarla ilgilenemeyeceği uyarısında bulundu.Ülke genelinde okulları ve iş yerlerini kapatmanın, insanlara evlerinde kalmalarını söylemenin mümkün olmadığına işaret eden Johnson, ikinci bir ulusal karantinanın doğru bir yöntem olmayacağını söyledi.Johnson, Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybeden birçok genç olduğuna dikkati çekerek virüsün yalnızca yaşlıları öldürdüğü düşüncesinin yanlış olduğunu belirtti.3 aşamalı yerel Kovid-19 uyarı seviyesiJohnson, yeni önlemler kapsamında yerel vaka oranlarına bağlı olarak İngiltere genelinde 'orta', 'yüksek' ve 'çok yüksek' olmak üzere üç 'Yerel Kovid-19 Uyarı Seviyesi' oluşturduklarını söyledi.'Orta Uyarı Seviyesinin' ülkenin genelinde uygulanacağını kaydeden Johnson, buna göre 'altı kişi kuralı' ile bar ve restoranların 22.00’den sonra kapalı olmaya devam edeceğini bildirdi.Johnson, 'Yüksek Uyarı Seviyesinin' belirlendiği bölgelerde yaşayanların başka evlerde ve kapalı alanlarda diğer ailelerle sosyalleşmesinin engelleneceğini ve 6 kişi kuralının bu bölgelerdeki hanelerin özel bahçelerinde de geçerli olacağını aktardı.Johnson, Manchester ve Birmingham şehirlerinin yüksek uyarı seviyesinin olduğu bölgeler içerisine alındığını da bildirdi.'Çok Yüksek Uyarı Seviyesinin' vaka sayılarının çok hızlı arttığı ve Ulusal Sağlık Sisteminin (NHS) “dayanılmaz baskı” altında olabileceği bölgelerde geçerli olacağını kaydeden Johnson, bu bölgelerde evde ve dışarda sosyalleşmenin tamamen yasaklanacağını, barlar ve restoranların da kapalı olacağını açıkladı.Johnson, pazartesi gününe kadar ülke genelinde her bölgeye bir uyarı düzeyinin verileceğini sözlerine ekledi.Günlük 50 bin vakadan korkuluyorAvrupa'da Kovid-19'dan en çok ölümün olduğu İngiltere'de vaka sayısı ağustostan itibaren yükselişe geçmişti.İngiltere'de hükümetin bilim danışmanı Patrick Vallance, 20 Eylül'de yaptığı açıklamada, Kovid-19 vakalarının her hafta 2 kat arttığına dikkati çekerek, bu şekilde devam etmesi durumunda ekim ayı ortalarında günlük 50 bin vakanın görülebileceği uyarısında bulunmuştu.TedbirlerÜlkede 24 Eylül'de yürürlüğe giren önlemler kapsamında, tüm bar ve restoranlar sadece masalara hizmet vermeye ve saat 22.00'den sonra kapanmaya başlamıştı.Perakende mağazaları, taksiler ve konaklama sektöründeki mekanlarda da maske takmanın zorunlu hale geldiği ülkede, düğünlere katılacak kişi sayısı da 30'dan 15'e düşürülmüştü.Ülkede artan vakalar karşısında 14 Eylül'den itibaren 6'dan fazla kişinin bir araya gelmesi yasaklanmış, stadyumların 1 Ekim'de kısmen açılmasına ilişkin plan da rafa kaldırılmıştı.Önlemler kapsamında ayrıca maske takmama veya 6 kişi kuralına uymamanın cezası 2 kat artırılarak 200 sterline çıkarılmıştı.
Reklam
Milli Savunma Bakanı Akar, Kara Harp Okulu Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Açılışında Konuştu:
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ege ve Doğu Akdeniz'deki gelişmelere ilişkin, 'Bizi test etmeyin. Gelin konuşmalarla görüşmelerle yapılması gereken ne varsa diyalogla bunları çözelim.' dedi.Bakan Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve kuvvet komutanları ile Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu'nun yeni eğitim öğretim yılı açılış törenine katıldı.Törende konuşan Akar, ilim ve irfan yuvası Kara Harp Okulu'nda Harbiyelilerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek sözlerine başladı.Başarılarla dolu bir eğitim-öğretim yılı temennisinde bulunan Akar, bölge olarak hassas bir dönemden geçildiğini, siyasi kriz, çatışma, terörizm ve mülteci akınları gibi nedenlerle küresel güvenlik ve istikrarın ciddi risk altında olduğunu belirtti.Türkiye'nin etrafındaki risk, tehdit ve tehlikelerin sadece nicelik olarak değil nitelik olarak da çok değişik boyutta artarak devam ettiğini aktaran Akar, şunları söyledi:'TSK'nin vazifesi karada, denizde ve havada tüm hak alaka ve menfaatlerimizi korumak, 83 milyonun güvenliğini sağlamak, egemenliğimiz, bağımsızlığımız çerçevesinde yapmamız gereken ne varsa bunu yapmaktır. Şu anda da gerek yurtiçi gerekse sınırötesinde kahraman ve fedakar TSK mensupları karada, denizde ve havada, gece-gündüz, yaz-kış, dağ-bayır demeden fedakarca çalışmaya, kendilerine verilen görevleri yerine getirmeye devam ediyor.'Ermenistan tarafından Azerbaycan'a ait sivil yerleşim yerlerine yapılan saldırılara da değinen Akar, Ermenistan'ın kardeş Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini yaklaşık 30 yıl önce işgal ettiğini anımsattı.Temmuz ve eylüldeki saldırıların ardından Azerbaycan'ın 'artık yeter' diyerek, öz topraklarını geri almaya yönelik mücadeleye girdiğini aktaran Akar, 'şöyle devam etti:'Bu mücadele başladıktan sonra birtakım çevreler diyalogu hatırladı, müzakereden, görüşmeden, barışçıl yol ve yöntemlerden, siyasi çözümlerden bahsediyorlar. Onlara sormak lazım, 30 yıl boyunca Azerbaycanlı kardeşlerimiz diyalog, müzakere, siyasi çözüm için bekledi. Ne yaptınız bugüne kadar? Azerbaycanlı kardeşlerimiz hakkını, hukukunu, öz topraklarını almak, oradan çıkarılmış olan vatandaşlarının kendi topraklarına, evlerine dönebilmelerini sağlamak için mücadelesini sürdürüyor. Bu haklı mücadelede, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk Silahlı Kuvvetleri sonuna kadar Azerbaycanlı kardeşlerinin yanındadır.'Azerbaycan'ın ateşkes kararına uymasına rağmen Ermenistan'ın ateşkesi bozduğunu dile getiren Akar, 'Gence ve diğer toprakları füzelerle çok acımasız bir şekilde oradaki sivil vatandaşı hedef alarak saldırılarına devam ettiler. Dolayısıyla bunların güçten başka bir şeyden anlamadıklarını da bütün dünya görmeli.' ifadesini kullandı.'Ermenistan, işgal ettiği toprakları boşaltmadan, paralı askerleri ve oradaki teröristleri topraklarından çıkarmadan durmak yok. Azerbaycan hakkını arıyor, hakkını alacak.' diyen Bakan Akar, şunları söyledi:'Burada uluslararası hukuktan, teamüllerden, anlaşmalardan bahsediliyor. Bütün bunları alt alta koyduğunuzda ortaya çıkan durum, Ermenistan'ın işgal attığı toprakları derhal boşaltmasıdır. Getirdiği teröristleri, paralı askerleri derhal topraklarından çıkarmasıdır. Hukuk, akıl, mantık bunu emrediyor ve bunu bekliyoruz. Bunun olmaması halinde de yapılması gerekenler belli, bu konuda da Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri büyük bir özveriyle kahraman ve fedakarca faaliyetlerini yürütüyor.'Akar, saldırılarda şehit olanlara rahmet, yaralılara da acil şifa dileklerini ileterek, 'Tüm Azerbaycan halkına başsağlığı ve sabırlar diliyoruz.' dedi.'Libyalı kardeşlerimizle bir ve beraber olmaya devam edeceğiz'Türkiye ve Libya arasında 500 yıllık tarihi kardeşlik bağlarının olduğunu vurgulayan Akar, Türkiye'nin BM tarafından tanınan meşru hükümet ile yapılan anlaşma kapsamında orada olduğunu belirtti.Türkiye'nin faaliyetlerini uluslararası hukuka uygun şekilde gerçekleştirdiğini aktaran Akar, şöyle konuştu:'Diğer ülkeler, bencil bir şekilde sadece ve sadece kendi hak ve hukuklarını düşündükleri için hiçbir şekilde diğer insanlara, ülkelere hak ve hukuk tanımadıkları için bunları çarpıtıyorlar. Dolayısıyla bu konuda çok rahatız, her ortamda bunu savunacak durumdayız. Bu çerçevede oradaki Libyalı kardeşlerimizle beraber onların birliğinin, bütünlüğünün sağlanması, ülkesinin güvenliğinin sağlanması için yapılması gereken ne varsa yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Özellikle Libya Silahlı Kuvvetlerinin teşekkülü, düzenli orduya geçişi bakımından bizim tecrübemiz, bilgimiz neyse oradaki kardeşlerimizle de paylaşıyoruz. Burada bizim tek amacımız, darbeci Hafter grubunun bir an önce tasfiye edilmesi ve bunun sonunda da BM tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti çerçevesinde tek Libya olarak, ülkenin birlik ve beraberlik içinde olmasına yönelik desteğimiz, dileğimiz, iş birliğimiz bundan ibaret. Her türlü baskıya rağmen Libyalı kardeşlerimizle bir ve beraber olmaya devam edeceğiz.'İdlib'deki gelişmelerİdlib'de rejimin binlerce insanı katlettiğini ifade eden Akar, 'Biz buna 'dur' demek, bunu engellemek için oradayız.' diye konuştu.Mehmetçiğin faaliyetlerinin ardından 411 bin Suriyeli'nin evlerine güvenli ve gönüllü şekilde döndüğünü belirten Akar, 'Ruslarla görüşmelerimiz devam ediyor. Barışçıl yol ve yöntemlerle birtakım siyasi çözümlere ulaşmak için de arkadaşlarımız Ankara'da, Moskova'da heyetlerarası görüşmeler yapmak suretiyle bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz.' ifadelerini kullandı.Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'taki gelişmelere de değinen Akar, 'Bütün sorunlarımızın çözümünde uluslararası hukuka, teamüllere uygun, ikili anlaşmalara saygılı, iyi komşuluk ilişkilerinden yanayız. Bütün söylediklerimizi de her ortamda savunduk, savunmaya devam ediyoruz' dedi. Türkiye'nin karşısındakilerin, konulara böyle yaklaşmadığını vurgulayan Akar, şunları kaydetti:'Tüm bu diyalog, görüşme, sorunların hukuka uygun şekilde çözülmesine yönelik çalışmalarımıza maalesef karşılık bulamıyoruz. Her fırsatta gerilim, saldırı, bir şekilde olayları tırmandırmaya yönelik davranışlar çıkıyor. Neden? Çünkü batılıların zamanında verdiği destek nedeniyle müthiş bir şımarıklık var. Üçüncü taraflar da yeteri kadar objektif, tarafsız, aklıselimle yaklaşmıyorlar problemlerin çözümüne. Bunu da üçüncü taraflarla yaptığımız görüşmelerde her fırsatta dile getiriyor, onları aklıselime davet ediyoruz. Bazıları kapalı kapılar arkasında birçok şeyi itiraf ederken, dışarı çıktıları zamanda çeşitli nedenlerle söyleyemediklerini, söyleyemeyeceklerini de açıkça dile getiriyorlar.'Türkiye'nin hiçbir oldubittiye izin vermeyeceğinin altını çizen Akar, 'Onun için diyoruz ki 'azimliyiz, kararlılıyız ve muktediriz.' Bizi test etmeyin. Gelin konuşmalarla görüşmelerle yapılması gereken ne varsa diyalogla bunları çözelim.' dedi.Akar, savunma ve güvenlik konularına değinen konuşmasının sonuda öğrencilere sigara içmemeleri, ailelerine önem vermeleri gerektiğini belirterek, koronavirüs ile mücadele kapsamında alınan tedbirlerin harfiyen uygulanmasının önemine işaret etti.Bu coğrafyada var olmak için etkin, caydırıcı ve saygın ordunun önemine vurgu yapan Akar, sözlerini şöyle tamamladı: 'Asil milletin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, akıl ve bilim ışığında, anayasa ve yasalar çerçevesinde Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda, milletinin emrinde görevinin başındadır. Peygamber ocağı olarak da bilinen ordumuz, asil milletinin sevgisi, güveni ve duasından aldığı güçle görevini 'ölürsem şehit, kalırsam gazi' anlayışıyla ciddiyet ve samimiyetle yerine getirmeye devam edecektir.'
Reklam
Ankara "Kardeşlik İçin Futbol" Fotoğraf Sergisine Ev Sahipliği Yapıyor
ANKARA (AA) - Rusya Bilim ve Kültür Merkezi, başkent Ankara'da 'Kardeşlik İçin Futbol' adlı fotoğraf sergisine ev sahipliği yapıyor. Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği, Rus TASS haber ajansı ve Anadolu Ajansı koordinasyonunda gerçekleştirilen sergide, 2018 UEFA Uluslar Ligi'nde Türkiye ile Rusya arasında oynanan iki futbol maçından 36 fotoğraf karesi yer alıyor.Sergide yer alan fotoğraflar Anadolu Ajansı ve TASS'ın foto muhabirleri tarafından çekildi.Büyükelçi Danışmanı Enver Sheykhov, Türkiye ile Rusya'nın bu yıl diplomatik ilişkilerinin 100. yılını kutlaması nedeniyle serginin zamanlamasının önemli olduğunu vurgulayarak etkinliğin iki ülke vatandaşlarının birbirlerini daha fazla tanımasına olanak sağladığını söyledi. Sheykhov, serginin iki ülke arasındaki kardeşliği ve dostluğu simgelediğini sözlerine ekledi.Fotoğraflar en az bir hafta süreyle sergilenecek.
Reklam
Savaş Önemli Yazio: Neden Multitasking Olamayız?
etiket
Multitasking kavramını eminim bir yerlerden duymuşsunuzdur. Özellikle işe alım süreçlerinde şirketlerin insan kaynakları müdürlerinin en sık kullandığı terimlerden biri multitasking. Basitçe dikkat gerektiren birden fazla işi aynı anda yapabilmek demek. Bu ifadeyi çoklu görev olarak çevirip kullananlar da var. Genellikle çoğumuzda da pozitif bir algısı vardır multitasking’in. Hatta özellikle ofis sohbetlerinde; “Ben çok multitasking bir insanımdır” diye övünenleriniz vardır içinizde. Multitasking olmanın bizi daha hızlı, iş bitirici, pratik yaptığını düşünürüz. Aynı anda telefonumuzu kurcalarken ofiste katıldığımız toplantıyı takip ettiğimizi zannederiz. Bunların hepsinin külliyen yanlış olduğunu zaten anlatım tarzımdan da anlamış olmalısınız.
Çocuklara El Yıkama Alışkanlığı Kazandırmak İçin İl İl Geziyorlar
SAKARYA (AA) - İstanbul'da kendi imkanlarıyla bitkisel sabun üreten 5 üniversite öğrencisi, Kovid-19 salgını sürecinde hijyenin önemini çocuklara anlatmak için, içine oyuncak koydukları ürünleri il il gezerek dağıtıyor. Duru, temiz ve saf kelimelerinin kısaltması olan 'DUTESA Platformu'nu kuran genç gönüllüler Emirhan Belli, Kübra Beler ve Zerda Tatar, şehirleri dolaşarak oyuncaklı sabunları çocuklara dağıtıp el hijyeninin önemini anlatıyor. Şu ana kadar 12 il gezen, imkanları yetmediği için 6 ile sabunları gönderen ve gittikleri illerde üniversitelerin laboratuvarlarında üretim gerçekleştiren gençler, Sakarya kent merkezinde aileleriyle dolaşan çocuklara oyuncaklı sabunları hediye etti. 'Hem çocuklar oyuncak sahibi oluyor hem de el hijyenini sağlıyoruz' Platformun kurucularından Uluslararası Balkan Üniversitesi Endüstri Mühendisliği öğrencisi Emirhan Belli (18), AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklarda el yıkama alışkanlığını ön plana çıkarmak amacıyla 5 arkadaşıyla kendi imkanlarıyla sabun üretimine başladıklarını söyledi. Ürünleri endemik bitkilerin özütleriyle imal ettiklerini anlatan Belli, 'Malatya'da bulunan bir bitkinin içeriğinde el antiseptiği içeren maddeye rastladık ve bunu Ar-Ge laboratuvarlarında solüsyon olarak geliştirdik. 25. denemeden sonra el hijyenine uygun bir sabun ürettik.' diye konuştu. Belli, çalışmayı 81 ile yaymak hedefiyle çeşitli şehirleri gezdiklerini aktararak, gerekli nakdi kaynağı; oto kokuları, kolonya ve dezenfektan satarak elde ettiklerini anlattı. Sabunların içine oyuncak koyma fikrini geliştirdiklerini dile getiren Belli, 'İçine oyuncak koymamızın nedeni ise çocuklar bu sayede hem oyuncak sahibi oluyorlar hem de el hijyenini sağlıyoruz.' şeklinde konuştu. Belli, salgın sürecinde içinde kolonya, dezenfektan ve sabun bulunan çantalar ile askıda hijyen projesine de başladıklarını aktararak, şu ana kadar bunları 30 ihtiyaç sahibi aileye ulaştırdıklarını kaydetti. Daha çok kırsal kesimlere giderek çocuklara sabunları ilettiklerini vurgulayan Belli, 'Dağıtımın yanında bilim atölyeleri ve gösterileri yapıyoruz. Çünkü pandemi sürecinde evde kalan çocukların canları sıkılıyor. Hem onları eğlendirmiş oluyoruz hem de ailelerden çok olumlu tepkiler alıyoruz, bizleri tebrik ediyorlar.' dedi.Belli, yetkililerden destek beklediklerini, böylece daha çok çocuğa ulaşma imkanı bulacaklarını sözlerine ekledi.
3 veya 5 Gün Değilmiş: Koronavirüs Para ve Telefon Ekranı Üzerinde Tam 28 Gün Bulaşıcılığını Koruyor...
Küresel çapta etkisini gösteren koronavirüs için bilim insanlarının araştırmaları da sürüyor. Sık sık basına yansıyan virüsün yüzeylerdeki yaşam sürelerine ilişkin haberler ne kadar gerçeği yansıtıyor? Avustralya'da yapılan araştırma daha önce yayınlanan tüm haberleri de yalanlar nitelikte. Çünkü virüsün yüzeylerde 28 güne kadar bulaşıcılığını koruyabildiği tespit edildi. Detaylara birlikte bakalım.
Reklam