onedio
Tarihin En Değişik 10 Tankı
Bu zamana kadar yapılmış en değişik tank. 1940lı yıllarda Dünya savaşı nedeniyle bilim adamları biraz fazla gaza gelmişler herhalde.
Kayıp Kıta MU
ilk olarak İngiliz subay ve gezgin James Churchward'ın Tibet'te yaptığı araştırmalara dayanan ve bunlarla ilgili olarak yazdığı 5 adet kitabına konu edilmiştir. Churchward, Tibet tapınaklarında bulduğu yazı tabletlerini oradaki rahiplerden on iki yılda öğrendiği Naga Maya dili ile tercüme ederek elde ettiğini açıkladığı efsaneye göre Büyük Okyanus'ta, Asya kıtası ve Amerika kıtası arasında ve Avustralya'nın iki katı büyüklüğünde bir kıta olduğunu anlatır.
Varşova’da Kesinlikle Görülmesi Gereken  Yerler
Varşova’nın en tarihi yaşayan bölgesidir. 13. Yüzyılda prens’in yaptırdığı kalenin de bulunduğu Eski Şehir’de, kalenin büyük duvarlarla çevrildiğini ve çevrede de insanlar için küçük küçük viyadükler yapıldığını göreceksiniz. 2. Dünya Savaşı sırasında %90’ının tahrip edildiği bu bölge daha sonra 1980’li yıllarda restore edilmiş ve bugünki halini almış. Sonrasında ise UNESCOtarafından ‘Dünya Mirası’ listesine girmeyi başarmıştır. Cafe, Restaurant ve fotoğraf çekmek için şahane manzaraların bulunduğunu belirtmekte yarar var.Ayrıca yaz aylarında ziyaret etmeniz halinde, Eski Şehir meydanında küçük ve şirin de bir Pazar göreceksiniz. El yapımı süslerin, yiyeceklerin ve şirin hediyeliklerin de satıldığı bu Pazar ilginizi çekecektir. Taştan merdivenlerin ve kaldırımların bulunduğu, otantik tarihi süsüyle görülmesi gereken başlıca yerlerden biridir Eski Şehir(Stare Miastro)…Nasıl Gidilir? Metro ile Ratusz Arsenal İstasyonuna geliniz. Sonrasında birçok otobüs sizi Eski Şehir’e götürecektir. Ya da Wilanow’dan 180 numaralı otobüs ile Eski Şehir’e en yakın bölgeye gidebilirsiniz. Havaalanından gelen 175 numaralı, Ursynow bölgesinden gelen 195 numaralı otobüsler de yine Eski Şehir’e bölgesinden geçmektedir.
İTÜ Robot Olimpiyatları Başladı
Bu yıl dokuzuncusu düzenlenen İstanbul Teknik Üniversitesi Robot Olimpiyatları (İTÜRO) başladı. İTÜ Kontrol ve Otomasyon Kulübü tarafından, üniversitenin Ayazağa yerleşkesindeki Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen olimpiyatlarda 3 gün boyunca yaklaşık 800 robot yarışacak.Bir öğrenci etkinliği olarak 2007'den beri ekibini ve hedeflerini büyüterek yoluna devam eden İTÜRO, uluslararası bir organizasyon olma yolunda bu yıl da yabancı konuk ve yarışmacılarını ağırlıyor.Olimpiyat kapsamındaki yarışmalar; 'Çizgi İzleyen', 'Basketbol', 'Mikro Sumo', 'Yangın Söndüren', 'Merdiven Çıkan', 'Labirent', 'Renk Seçen', 'Kendini Dengeleyen', 'Senaryo' ve 'Serbest Kategori' olmak üzere 10 farklı kategoride yapılıyor.Yarışma kategorileri arasında yer alan ve 2 yılda bir görev değişikliğine gidilen 'Senaryo' kategorisinde 2015-2016 görevi 'İnşaat' olarak belirlendi.İTÜRO 2015'e, Instituto Italiano di Tecnologia'dan Prof. Dr. Giorgia Metta ve Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Vasif Vagifoğlu Nabiyev konuk olacak.Etkinlik kapsamında robot yarışmalarının yanı sıra panel, seminer ve gösteriler de düzenlenecek.'Robotik yarışmalara ilgi artıyor'Bu yılki olimpiyatların genel koordinatörü Celaleddin Hidayetoğlu, İTÜRO'nun, 8 yıllık birikim ve tecrübenin üzerine bir yıllık çalışma eklenerek gerçekleştirildiğini söyledi.Amaçlarının, Türkiye'de robotiğin yerini ve yapılan çalışmaları sorgulamak, bu çalışmaları ileri taşımak olduğunu vurgulayan Hidayetoğlu, olimpiyatın 10 kategoride düzenlendiğini ifade etti.Hidayetoğlu, bu yıl 800'e yakın başvuru aldıklarını kaydederek, 3 gün sürecek yarışmalarda kategorilerinde başarılı olanların ödüllendirileceğini aktardı.Türkiye'deki robotik yarışma sayısında önceki yıllara göre artış olduğunu dile getiren Hidayetoğlu, 'Bu yarışmaların artması, özellikle robotiğin gelişmesi açısından önemli. Özellikle üniversitelerde yapılan yarışmalar. Robotik yarışmaları ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve yüksekokullarda ilgi çekiyor' diye konuştu.'İTÜRO uluslararası kimliğe büründü'Hidayetoğlu, dünyada yapılan önemli robotik yarışmalarını takip ettiklerini ve bunları kendi yarışmalarına eklediklerini belirterek, 'İTÜRO uluslararası bir organizasyon. Bu yıl 50'ye yakın yabancı başvurumuz var. Bu önemli bir nokta' dedi.Bu olimpiyatın artık uluslararası kimliğe büründüğünü anlatan Hidayetoğlu, 'Şu anda dünyanın yetkin üniversite ve robotik etkinliklerinden biriyiz' ifadesini kullandı.İnsansız hava aracıHava Harp Okulu öğrencileri Umut Şahin ve Enes Bayram, Havacılık ve Uzay Mühendisliği ile Elektrik Mühendisliği bölümlerinin ortak çalışması olan insansız hava aracı hakkında AA muhabirine bilgi verdi.Şahin, 'Uydu sistemi olmayan ülkeler için kendi kurduğumuz bir yer istasyonu ile insansız hava araçları arasındaki iletişimi sağlayarak menzil artırıcı proje üretmeye çalıştık' dedi.Bazı ülkelerin kendi insansız hava araçlarını yönetmek için yörüngede uyduları bulunmadığını dile getiren Şahin, 'Ancak bu ülkeler stratejik bölgeleri için bir yer istasyonu oluşturarak, insansız hava araçlarını temel aldıkları noktadan yönetebilirler. Biz burada uçağımızla yer istasyonları arasında veri iletişimi sağladık. Bu sayede çok daha geniş bir operasyon alanında istihbarat veya üzerine silah takılırsa operasyon amaçlı kullanılabilecek bir hava aracı sistemi geliştirmiş olduk' diye konuştu.Enes Bayram ise cihazın sadece görüntü aktarmakla kalmayıp, yükseklik, coğrafi konum ve havacılıkla ilgili bilgileri de gönderebildiğini söyledi.7 yaşında robot ürettiFlorya Koleji öğrencisi 11 yaşındaki Ali Emre Şenel, okulunda robotik ile ilgili ders almamasına rağmen bu konuya merakı dolayısıyla ürettiği çizgi takip eden robotu tanıttı.Robotunun sadece çizgi izlemediğini aynı zamanda resim çizdiğini dile getiren Şenel, sisteme takılan bilgisayar işletim sistemi ve kameralar sayesinde robotun yaptığı işlemleri anlattı.Şenel'in 7 yaşındaki kardeşi Alp Mete Şenel de çizgi izleyen robotunu tanıttı. Şenel, 'Bir tane kart var mavi olan. Onunla programı yazıyorum. Sonra programda pilleri takıyorum. Pilleri takılı olan kabloları sensörlere takıyorum. Sonra sisteme tanıttığımda yazdığım programdaki bilgiler sensöre gidiyor' diye konuştu.Trafikte araç çarpışmalarını önleyecek projeBüyükçekmece Çınar Koleji 9. sınıf öğrencisi Elif Ebrar Gümüş ise trafikte araç çarpışmaları şeklinde oluşan kazaları engellemek ve minimuma indirmek amacıyla proje geliştirdiklerini söyledi.Gümüş, 'Amacımız, ani ve zincirleme trafik kazalarını magnetik bobinli hız kesici fren sistemiyle engellemek. Sürücünün dikkatsiz olması veya uyuması durumunda, aracın dört bir tarafına koyacağımız magnetik sistemler başka bir otomobile yaklaşılması halinde devreye girecek ve ani şekilde fren yapılmasını sağlayacak. Aracın başka bir otomobile yaklaşmasıyla bobin sistemlerinin oluşturduğu magnetik alanlar sayesinde frene basılacak' ifadelerini kullandı.Sanal komutla dama oynayan robotMarmara Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği mezunu ve Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi Burak Kılıç da ürettikleri robotik sistemle dama oyununu kendi stilleriyle oynadıklarını ifade etti.Projenin ilk aşamasında bilgisayarda tasarladıkları sistemle herhangi bir klavye ve mouse kullanmadan el hareketleriyle gözlüğe komut verdiklerini belirten Kılıç, 'Gözlüğüme elimle hangi taşı alacağımı gösteriyorum. O taşı cihazımız kendisi alıyor. Sanal dünya ile gerçek dünyayı bağdaştırdık aslında' dedi.Olimpiyatlarda yarışacak top oynayan robot da büyük ilgi görüyor.AA
Tüm Yönleriyle Herkesin Merak Ettiği Gizemli Din: "Scientology"
Scient, yani 'bilim' sözcüğünden türediği için insanların kafasında bir 'bilim dini' imajı yaratsa da, Scientology esasında bilimden ziyade 'bilim kurgu'ya daha yakın bir çizgide yer alır, en azından ortaya çıkış aşamasında. Resmi olarak bazı ülkelerde 'din' olarak tanınmakta, bazı ülkelerde 'tarikat' olarak geçmektedir. Scientology için bir new-age (materyalist-mistizm) dini ifadesi kullanılır. Aynı zamanda inanç öğretilerinde Budizm, Hinduizm ve Hıristiyanlık'tan etkilenmiş bir akımdır.Din tarihi uzmanı akademisyenler tarafından Scientology, 21. yüzyılın en belirgin dinlerinden biri olarak tanımlanıyor.
Danıştay Sulukule Projesinin İptalini Yıkımdan 9 Yıl Sonra Onadı
Sulukule projesinin iptali, yıkımdan 9 yıl sonra onandı. Danıştay, Romanların evlerinden çıkarılıp şehir dışına sürülmesiyle sonuçlanan Sulukule projesiyle ilgili 3 yıl önce verilen iptal kararını oybirliğiyle onadı. Romanların avukatı Hilal Küey “Projenin kamu yararına uygun olmadığı onanmış oldu. Projenin iptaliyle beraber hukuken yıkımı gerekiyor fakat fiilen imkânsız tabi. Hukuki süreç tamamlansın, AİHM’e taşırız” dedi.İstanbul 4. İdare Mahkemesi, Sulukule projesini “kamu yararına” uygun değil diyerek Nisan 2012’de iptal etmişti. Fatih Belediyesi’nin, bu kararın yürütmesinin durdurulması için Danıştay’a yaptığı başvuru Danıştay 14. Dairesi tarafından 2013’te reddedimişti.Hürriyet'ten Ali Dağlar'ın haberine göre; Danıştay 4. Dairesi de 4. İdare Mahkemesi’nin Sulukule avan projesini iptal eden mahkeme kararını oybirliğiyle onadı. 15 günlük karar düzeltme talebi süresi var. Bu olası talep de reddedildiğinde karar kesinleşecek ve bugün çoğunlukla Suriyeli kiracıların oturduğu Sulukule’nin hukuksuz inşası tescillenecek. Kararda iptal kararının usul ve hukuka uygun olduğu vurgulandı. Fatih Belediyesi’nin iptal kararı çıkan davadan sonra küçük rotuşlarla yenilediği projeyle iptal edilip onanan proje arasında fark yok ve 2. projenin iptali için Mimarlar Odası ve Romanların açtığı dava devam ediyor.SULUKULE’DE NE OLDU?1000 yıllık Roman mahallesi Sulukule’deki dönüşüm şöyle gerçekleşti;*22 Nisan 2006 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla “Yenileme Alanı” ilan edildi. Bölge halkı, bilim insanları, hukukçular ve uluslararası kuruluşların tüm karşı çıkışlarına rağmen yenileme avan projeleri Bölge Koruma Kurulu’nun 2 Kasım 2007 tarihli kararıyla onaylandı.UNESCO ICOMOS Dünya Mirası Komitesi proje için bölgeyi tarihi kimlik ve kültüründen soyutlayarak basit bir yenileme mantığıyla yok eden, kentsel ranta el koyma ve soylulaştırma tespiti yaptı.*Şubat 2008’de İstanbul Mimarlar Odası Sulukule yenileme avan projelerinin yürütmesinin durdurulması ve iptali için dava açtı. Yargı süreci devam ederken Mayıs 2009’da yıkımlar başladı.İstanbul 4’üncü İdare Mahkemesi 2 Haziran 2009’da yürütmeyi durdurma talebini gerekçesiz reddetti. *TOKİ, 2009 Eylül ayında yenileme avan projeleri ile inşaat ihalesine çıktı, 6 Ekim 2009 itibariyle Sulukule inşaat firmasına devredildi.*6 Mayıs 2010’da Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in temelini attığı inşaat başladı. 2 yılda hızla yükselen inşaatı bu süre içinde ne alınan 3 bilirkişi raporu, ne de dozerin önüne dikilen müze uzmanı arkeolog Şeniz Atik durduramadı.Fatih Belediye Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine Sulukule projesinin iptaline ilişkin açılan üç ayrı dava, aynı gerekçelerle kabul edildi, projenin iptaline karar verildi.*Belediye Başkanı Demir ve İstanbul Valisi 26 Haziran 2012’de kura çekimi yaptı. Romanlardan istimlak tehdidiyle metrekaresi 500 liradan 15-50 bin lira arasında satın alınan dairelerin yerine inşa edilen daireler 450-500 bin liradan yeni sakinleri tarafından satışa çıkarıldı.Proje Fatih’teki Sur Koruma Bandı’nda yer alan 90 bin metrekarelik bölgede, 640 konutu kapsıyordu. *Romanlar, bölgeden 60 kilometre uzaklıktaki Kayabaşı TOKİ konutlarına gönderildi.*Sulukule’nin yeni sakinleri arasında bir tarikat liderinden vekil oğluna, meclis üyelerine dek pek çok ismin yer aldığını Hürriyet ortaya çıkarmıştı.Romanlardan istimlak tehdidiyle metrekaresi 500 lira ile 15-50 bin TL arası rakamlarla satın alınan dairelerin yerine inşa edilen daireler 450-500 bin liradan satılıyor. Evlerin büyük bölümü şimdi Suriyeli mültecilere kiralanmış durumda.
Reklam
58 Milyon Çocuk Okula Gidemiyor
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) dünya ülkelerinin sadece yarısında çocukların tümünün 2015'e dek ilkokula gönderilmesi hedefine ulaşıldığını açıkladı.UNESCO dünyada 58 milyon dolayında çocuğun hala eğitimden tamamen yoksun olduğunu, 100 milyon çocuğun da ilkokulu bitiremediğini kaydetti.Raporda özellikle övgü alan ülkeler Afganistan, Nepal, Sierra Leone, Ruanda, Tanzanya ve Hindistan.Nijerya, Pakistan, Nijer, Etiyopya, Yemen ve Çad'ın ise belirlenen hedeflere en uzak durumdaki ülkeler olduğu kaydedildi.Bazı Avrupa ülkeleriyle Küba, Kırgızistan ve Moğolistan da eğitim hedeflerini tutturan devletler arasında yer alıyor.2000 yılında düzenlenen UNESCO Dünya Eğitim Forumu'nda 164 ülke, 2015'e dek tüm çocuklara temel eğitime kayıtlı olmasını kabul etmişti.
'Kısa Boylularda Kalp Krizi Riski Daha Fazla'
İngiltere'de yapılan bir araştırma, kalp krizi geçirme riskinin kısa boylu insanlarda, uzun boylulara kıyasla daha fazla olduğunu ortaya koydu.Leicester Üniversitesi öncülüğünde yapılan araştırmaya göre, bu farkın nedeni genetik faktörler.İngiltere'de her yıl 73 bin kişi kalp bağlantılı hastalıklardan hayatını kaybediyor.Bilim insanları uzun yıllardır yapılan farklı araştırmalarda, boy uzunluğu ile kalp hastalıkları arasında bir bağlantı olduğunu görüyordu.Ancak son araştırma, bunu daha net ortaya koydu.Araştırmada kalp hastalığı geçirmiş olan ya da sağlıklı, farklı boy uzunluğunda 200 bin kişinin DNA'larını inceledi ve bireylerin boy uzunluğunu belirleyen genetik değişkenlerin, kardiyovasküler sistemin gelişiminde de etkili olduğu ortaya çıktı.Buna göre kısa boylularda, kalbe kan sağlayan ana damarlar daha dar oluyor, ve bu da yağ birikimini artırarak damar duvarlarının kalınlaşmasını kolaylaştırıyor.Atardamarların tıkanması da kalp krizine neden oluyor.Profesör Sir Nilesh Samani, 'Genetik olarak sizi kısa ya da uzun yapan değişkenler, aynı zamanda kan damarlarınızın yapısını da etkiliyor. Bu da sizin kalp hastalığı geçirme riskinizi artırıyor ya da azaltıyor' diyor.Araştırmaya göre, iki insanın boyları arasındaki her 6,35 cm'lik fark, kısa boylu kişinin kalp krizi geçirme riskini diğerine göre %13,5 artırıyor.Profesör Samani, 'DNA bir kişinin yaşam tarzı ya da sosyoekonomik şartlarıyla değişebilecek birşey değil. Kısa boy koroner kalp rahatsızlıklarıyla doğrudan bağlantılı ise, kısa boyda etkili olan genetik faktörler de kalp rahhatsızlıklarıyla doğrudan bağlantılı demektir' diyor.Araştırmaya destek veren İngiliz Kalp Vakfı'ndan Profesör Jeremy Pearson da, Independent gazetesine yaptığı açıklamada, bunun 'Kalp rahatsızlıklarının genetik nedenleri de olabileceğini gösteren ilk araştırma' olduğunu belirtiyor.Bilim insanları yine de bu araştırmadan yola çıkarak kısa boylu insanların daha sık kalp kontrolünden geçirilmesinin gerekli olmadığını, kalp hastalıklarına neden olan birçok değişik faktörün bulunduğunu belirtiyor.Doktorlar kalp hastalıklarından korunmanın en iyi yolunun düzenli egzersiz yapmak, fazla sigara ve alkol tüketmemek, aşırı kilolu olmamak, yani sağlıklı bir yaşam tarzı izlemek olduğunu söylüyor.BBC Türkçe
Reklam
Dünyanın İlk Klon Devesi Injaz Doğum Yapmaya Hazırlanıyor
İsmi Arapçada 'başarı' anlamına gelen dünyanın ilk klon devesi Injaz'ın hamile olduğu açıklandı. 2009 yılında öldürülen bir devenin yumurtalıklarından elde edilen hücrelerden klonlanan ve taşıyıcı anne sayesinde dünyaya gelen Injaz, dün 6 yaşına girmişti.Birleşik Arap Emirlikleri'nde yayın yapan The National gazetesinin haberine göre, emirliğin Üremeyle İlgili Bioteknoloji Merkezi'nin direktörü olan Dr. Nisar Wani, Injaz'ın döllenmesinin doğal yollardan gerçekleştiğini açıkladı. 'Bu durum, klon develerin de üretken olduğunu ve doğal yollardan dünyaya gelen diğer dişi develerle aynı şekilde üreyebileceğini kanıtlıyor' diyen Wani, Injaz'ın bu yılın sonlarına doğru doğum yapacağını belirtti.T24
Mars'ta 150 Milyar Metreküp Su
Mars’ın tozlu yüzeyinin altının buzullarla kaplı olduğu açıklandı. Bu buzulların yaklaşık 150 milyar metreküp su içerdiği tahmin ediliyor.'Geophysical Research Letter' adlı dergide yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, Kızıl Gezegen'in tozlu yüzeyinin altı buzullarla kaplı. Buzulların 1.1 metre kalınlığında olduğu düşünülüyor.Uydu çalışmaları sonucu söz konusu buzulların kuzey ve güney yarım kürede orta enlemler civarında olduğu tespit edildi. Buzulların yaklaşık 150 milyar metreküp su tuttuğu tahmin ediliyor.Kopenhag Üniversitesi Neils Bohr Enstitüsü araştırmacılarından Nanna Bjornholt Karlsson, “Orta enlemlerdeki buzlar bu nedenle Mars’ın önemli bir bölümü” dedi.Dünya benzeri bir gezegenden çöleBilim insanları Mars’ın sıcak, yağışlı ve muhtemelen Dünya benzeri bir gezegenden nasıl bugünkü gibi soğuk ve kuru bir gezegene dönüştüğünü bulmaya çalışıyor.Mars, milyarlarca yıl önce atmosferinin büyük bölümünü kaybetti. Yürütülen çalışmalarla Mars’taki suyun ne kadarının kaybedildiği ne kadarın yeraltı buzullarında kaldığı araştırılıyor.Bilim insanları son çalışma kapsamında, toz yığınlarının altında kaldığı için söz konusu buzulların olduğu gibi kaldığını belirtiyor.Daha önceki araştırmalarda, Mars’ın önceden kuzey yarımkürenin yarısını kaplayan bir okyanusa sahip olduğu açıklanmıştı. Kızıl Gezegen'deki suyun yaklaşık yüzde 87’sinin kaybedildiği tahmin ediliyor.Şu anda gezegenin bilinen en geniş su rezervuarı kutup bölgelerinde bulunuyor.© Deutsche Welle TürkçeReuters, BS/HS
'Kısa Boylularda Kalp Krizi Riski Daha Fazla'
İngiltere'de yapılan bir araştırma, kalp krizi geçirme riskinin kısa boylu insanlarda, uzun boylulara kıyasla daha fazla olduğunu ortaya koydu.Leicester Üniversitesi öncülüğünde yapılan araştırmaya göre, bu farkın nedeni genetik faktörler.İngiltere'de her yıl 73 bin kişi kalp bağlantılı hastalıklardan hayatını kaybediyor.Bilim insanları uzun yıllardır yapılan farklı araştırmalarda, boy uzunluğu ile kalp hastalıkları arasında bir bağlantı olduğunu görüyordu.Ancak son araştırma, bunu daha net ortaya koydu.Araştırmada kalp hastalığı geçirmiş olan ya da sağlıklı, farklı boy uzunluğunda 200 bin kişinin DNA'larını inceledi ve bireylerin boy uzunluğunu belirleyen genetik değişkenlerin, kardiyovasküler sistemin gelişiminde de etkili olduğu ortaya çıktı.Buna göre kısa boylularda, kalbe kan sağlayan ana damarlar daha dar oluyor, ve bu da yağ birikimini artırarak damar duvarlarının kalınlaşmasını kolaylaştırıyor.Atardamarların tıkanması da kalp krizine neden oluyor.Profesör Sir Nilesh Samani, 'Genetik olarak sizi kısa ya da uzun yapan değişkenler, aynı zamanda kan damarlarınızın yapısını da etkiliyor. Bu da sizin kalp hastalığı geçirme riskinizi artırıyor ya da azaltıyor' diyor.Araştırmaya göre, iki insanın boyları arasındaki her 6,35 cm'lik fark, kısa boylu kişinin kalp krizi geçirme riskini diğerine göre %13,5 artırıyor.Profesör Samani, 'DNA bir kişinin yaşam tarzı ya da sosyoekonomik şartlarıyla değişebilecek birşey değil. Kısa boy koroner kalp rahatsızlıklarıyla doğrudan bağlantılı ise, kısa boyda etkili olan genetik faktörler de kalp rahhatsızlıklarıyla doğrudan bağlantılı demektir' diyor.Araştırmaya destek veren İngiliz Kalp Vakfı'ndan Profesör Jeremy Pearson da, Independent gazetesine yaptığı açıklamada, bunun 'Kalp rahatsızlıklarının genetik nedenleri de olabileceğini gösteren ilk araştırma' olduğunu belirtiyor.Bilim insanları yine de bu araştırmadan yola çıkarak kısa boylu insanların daha sık kalp kontrolünden geçirilmesinin gerekli olmadığını, kalp hastalıklarına neden olan birçok değişik faktörün bulunduğunu belirtiyor.Doktorlar kalp hastalıklarından korunmanın en iyi yolunun düzenli egzersiz yapmak, fazla sigara ve alkol tüketmemek, aşırı kilolu olmamak, yani sağlıklı bir yaşam tarzı izlemek olduğunu söylüyor.BBC
Reklam
Aday Oldukları İlde Partilerini Şaha Kaldıracak 10 Bilim İnsanı
etiket
Bir önceki galerimizde 'Aday Oldukları İlde Partilerini Şaha Kaldıracak 7 Hogwarts'lı Aday Adayı'nı listelemiştik.Ama sihirle, büyüyle bile bu ülke'deki sistemin düzelmeyeceğini anladık.Bu yüzden düşündük taşındık, pozitif bilimler dururken büyüden, üfürükçüden medet ummamayı, bizi seçeceklerin bilim insanları olması gerektiğine karar verdik.Gelin hep beraber bakalım,Hangi ünlü bilim insanı hangi partiden aday olarak gösterilmiş.Bir önceki galerimiz için;
Fukuşima Radyasyonu Kanada'ya Ulaştı
Kanada'nın British Columbia eyaleti açıklarında Pasifik Okyanusu'ndan şubat ayında alınan örneklerin incelenmesi neticesinde radyoaktif 'Sezyum 134' tespit edildi.InFORM adlı bilim ağının internet sitesinde yayınlanan raporda, bulunan 'Sezyum 134' izotopunun, 11 Mart 2011'de Fukuşima'daki nükleer felaket sonrası ortaya çıkan karakteristik bir nüklit madde olduğu belirtildi.Victoria Üniversitesi'nden Jay Cullen, Kanada radyo kanalı CBC'ye yaptığı açıklamada, tespit edilen 'Sezyum 134' konsantrasyonunun içme suyu için önerilen en yüksek orandan bin kez daha az olduğunu belirtti.Etkinin Kuzey Amerika'ya kıyılarına ulaşacağı daha önce yapılan bilgisayar simülasyonlarıyla da ortaya konmuştu.InFROM, Fukuşima felaketinin çevreye etkilerini tam olarak açıklayabilmek için birkaç yıl daha gerekli olduğunu açıkladı.Deutsche Welle Türkçe
NASA: Önümüzdeki 20 Yıl İçinde, Uzayda Yaşam Bulacağımıza Eminiz
NASA kesinlikle emin. Evrende yalnız değiliz. Salı günü Washington’da basına konuşan NASA’da görevli bilim insanları, güneş sisteminde organik hayat bulma konusunda tartıştılar. Panelde, bu konu hakkında yapılan konuşmalarda bilim insanları artık uzayda yaşam var mı sorusunun geçerliliğini yitirdiğini, yeni sorunun ise bu yaşam ile ne zaman karşılaşacağız olduğunu söylediler.NASA’lı bilim insanları şefi “İnanıyorum ki, önümüzde ki on yıl içerisinde dünya dışındaki yaşam ile ilgili güçlü kanıtlar toplayacağız ve 10 ile 20 yıl içinde kesin sonuçlara varacağız.” açıklamasını yaptı.Tabii ki NASA, uzaylı denildiğinde aklımıza ilk gelen yeşil canavarlardan ya da herhangi bir canavardan bahsetmiyor. NASA, güneş sisteminde bulacağımız mikroskobik düzeyde yaşam belirtisi gösteren canlılardan bahsediyor.Basına açık panelde yapılan yeni keşiflerdende bahsedildi. Yakınımızdaki bir çok gezegende gizlenmiş sular bulunduğu, yapılan son keşiflerde açık bir şekilde belirtilmiş. Hemen hemen her ay gündeme gelen Jüpiter’in uydusu Europa, hayat bulma konusunda astranotları en çok heycanlandıran konulardan biri. Europa’nın buzla kaplı yüzeyinin altında büyük okyanuslar olduğu düşünülüyor. Yine aynı şekilde Satürn’ün uydusuEnceladus’de de kumlu sıcak bir mevsim bulunduğundan bahsediliyor. Birkaç hafta önce de NASA, Jüpiter’in en büyük uydusu olan Ganymede’de içerisinde tuz olan okyanus keşfetmişti.NASA’lı araştırmacılar, yaşam bulmak için yıldızların yakınlarındaki gezegenlere ve uydularına bakmak zorunda olduklarını, çünkü yaşam için gerekli olan sıcaklığın Dünya üzerinde olduğu gibi olması gerektiğini belirttiler. Bu sıcaklıkta ve suyun sıvı formunda olduğu gezegenlerde yaşam bulma olasılığımız çok daha yüksek.Webtekno
Reklam
Dev Dinozor 100 Yıl Sonra İsmine Kavuştu
Bilim insanları, Dünya üzerinde var olmuş en büyük canlılardan birini temsil eden ve yüzyıl önce varlığı reddedilen Brontosaurus'un aslında gerçek olduğunu ortaya çıkardı.Uzun boyun ve kuyruğa sahip 'sauropoda' dinozorlarına ait bir tür olduğu kabul edilen ancak varlığı 20'nci yüzyılın başında reddedilen Brontosaurus, on yıllar süren tartışmaların ardından ayrı bir familya unvanını aldı.İlk Brontosaurus familyasına ait tür, 1879 yılında paleontolog Othniel Charles Marsh tarafından tanımlanmıştı. Halen Connecticut'taki Yale Peabody Doğal Tarih Müzesi'nde bulunan kalıntıların, 1903 yılında bir diğer paleontolog Elmer Riggs tarafından Apatosaurus familyasına ait olduğu belirtildi. Marsh, 1877 yılında aynı sonuca vararak aslında Brontosaurus'un Apatosaurus familyasına ait olduğunu ve böyle bir dinozorun var olmadığını savunmuştu.PeerJ dergisinde 7 Nisan'da yer alan yeni bir araştırma ise iki dinozor grubuna ait fosillerin birbirlerinden farklı olduğunu ortaya çıkardı. Lizbon New University'den paleontolog Emanuel Tschopp, 'Brontosaurus'un boyun kemikleri sayesinde Apatosaurus'tan kolayca ayrıldığını' belirtti. Fosiller arasındaki karşılaştırmalar, Brontosaurus'un daha uzun ve daha ince bir boyna sahip olduğu gözler önüne serdi.Tschopp, her ikisi de dev boyutlara ulaşan dinozorlardan Brontosaurus'un daha küçük kaldığını da sözlerine ekledi.Yüzlerce fosil analiz edildiYaklaşık 300 sayfalık araştırmada, bilim insanları 81 sauropoda türüne ait 477 farklı fiziksel özelliği mercek altına yatırdı. ABD ve Avrupa'daki müzelerde yapılan ve beş yıl süren incelemerde, sauropoda familyasına ait Diplodocus, Apatosaurus ve adını yeniden kazanan Brontosaurus türlerine ait fosiller gözden geçirildi.Araştırmalar, varlığı yüzyıl önce reddedilen Brontosaurus'un aslında B. excelsus, B. parvus ve B. yahnahpin olmak üzere üç türe sahip olduğunu gösterdi. Araştırmada yer almayan paleontolog Jacques Gauthier, 'Brontosaurus geri döndüğü için çok mutluyum. Sürekli bu adı düşünerek büyüdüm ve Apatosaurus ile bağdaştıramadım' ifadesini kullandı.Brontosaurus, 'yıldırım kertenkelesi' anlamına geliyor.İngiltere'nin Bristol Üniversitesi'nden paleontolog Mike Taylor ise Brontosaurus'un ortaya çıkarılmasını sağlayan kapsamlı çalışmayı överek, sayısız illüstrasyon hazırlanan analizlerin 'yeni bir standart belirlediğini' söyledi.Gerçekleştirdikleri çalışmanın 15 yıl önce mümkün olmayacağını not düşen Tschopp, son yıllarda Apatosaurus veBrontosaurus türlerine benzer dinozorların fosillerinin artmasıyla detaylı bir araştırma yapabildiklerini söyledi.Araştırmacılar, elde edilen yeni bulgular sayesinde Jura Çağı'ndaki sauropoda çeşitliliği hakkında yeni bilgiler elde ettikleri belirtti. Yeni bilgiler, sauropoda'ların Kuzey Amerika'da nasıl şartlarda yaşadığı ve yemek bulduğu gibi sorulara da yeni cevaplar sunabilir.Kaynak: Al Jazeera
Küçüklüğünde Atari Oynayan Nesil ile Elinden Tableti Düşürmeyen Nesil Arasındaki 15 Temel Fark
etiket
90'lı yıllarda çocuk olanlar için cennetten yeryüzüne düşmüş en büyük nimetti Atari.Anne, babalar tarafından; 'okul katili', 'televizyon düşmanı', 'kardeşlerin arasına nifak tohumları sokucu' gibi sıfatlarla anılan ama hepimizin hayal gücünü alıp yıldızlar arası seyahate çıkaran buluştu; atari. Sabah erkenden hayaliyle uyandıran, okuldayken derste geçemediğimiz bölümü geçme stratejileri planlatan, kardeşi oynatmamak için bin bir dalavereler kurduran...Pek çok neden sayabilirdik atari oynamak için. Adaptörün ısınması en büyük kabustu bizim için.Ama şimdi öyle mi. Tablet ve akıllı telefon nesli bu kültürden çok uzakta. Bazılarımız da akıllı telefonların esiri olsak da, atari oynamanın tadı hiçbir şeyden alamıyoruz.Ama şimdiki 'tablet nesli' ne yazık ki bu ayrımın farkını anlayamayacak.Peki bakalım; şimdiki nesil neler kaçırmış, biz neler kazanmışız, Atari sayesinde.
Reklam
'Hazreti İsa Evliydi ve Çocuğu Vardı'
Jeolog Dr. Arye Shimron İsa Peygamber'in evli olup bir oğlu olduğunu ve ailesiyle birlikte Kudüs'te gömüldüğünü kanıtlayabileceğini iddia etti.Focus dergisinin haberine göre, araştırmacılar 150 kimyasal test yaptıkları ve Yahuda'nın kemiklerinin bulunduğu Jakobus-Ossuar denilen kireç taşından yapılmış bir kemik kutusunun içeriğini belirledi.Eşi Meryem ve oğlu Yahuda ile birlikte gömülüHaberde, İsrailli bilim insanı Dr. Arye Shimron'un İsa Peygamber'in Kudüs'te Talpiot aile kabrinde gömülü olduğundan son derece emin olduğu yer aldı. Derginin Jerusalem Post gazetesine dayanarak verdiği habere göre, jeolog Shimron ve Kanadalı-İsrailli gazeteci Simha Jacobovici İsa Peygamber'in dokuz kişiyle birlikte aile mezarlığında gömülü olduğunu kanıtlandığını iddia etti. Mezarda eşi Meryem ve oğlu Yahuda'nın da bulunduğu iddia edildi. Jakobus-Ossuar diye anılan ünlü kemik kutusu 2002 yılında bulunmuş ve bu güne kadar sahte olup olmadığı kanıtlanamamıştı.1980'de bulunan kabrin sahte olmadığı şimdi kanıtlanmışBulunan insan kemik kutularından birinin üzerinde “İsa'nın kardeşi, Yusuf'un oğlu Yakup ve diğerinde ise “İsa'nın oğlu Yahuda' yazılıydı. Shimron, çok zahmetli çalışmalar yaparak, Jakobus kemik kutusundan aldığı örnekler ile diğer kemik kutularından ve Talpiot mezarlığından aldığı örnekleri karşılaştırmış. Bilim adamı araştırmalar onunda İsa Peygamber'in aile kabrinin Kudüs'te bulunduğundan son derece emin. Nasıralı İsa'nın aile kabri 1980 yılında ortaya çıkarılmış ve bu güne kadar sahte olup olmadığı kanıtlanamamıştı.Ahmet İNCEL / MÜNİH (DHA)
Interstellar'ın TARS'ı 'Kısmen' Gerçek Oldu!
Christopher Nolan'ın son filmi Interstellar, bilim-kurgu hayranlarına muhteşem saatler yaşattı. Filmde yer alan TARS isimli robot ise kendinden epeyce söz ettirmişti. Burada ise Iain Heath isimli hayranın kendisine yaptığı Tars'ı izleyeceğiz.
2015 Mart Ayının En İlginç 10 Arkeolojik Haberi
Arkeofili.com ekibi olarak 2015 yılı Ocak ve Şubat ayları için hazırladığımız ve oldukça ilgi gören en ilginç arkeoloji haberlerinde sıra Mart ayında. Türkiye’de ve dünyada bir ay içinde çıkan arkeoloji haberlerinden en ilginç olanları sadece on tane ile sınırlandırmak biraz zor olsa da, Mart ayı için en fazla ilgi gören bu on haberi derledik.
28 Madde ile Nükleer Enerji Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Enerji, bir sistemin ne kadar iş yapabileceğini ve ne kadar ısı yayacağını niceleyen bir durum fonksiyonudur.Bir sistemin, iş yapabilme yeteneğidir, yani enerji ile iş ya da enerji ile ısı arasında doğrudan bir bağıntı vardır.Örneklersek; yakıt olarak benzin kullanan bir araç, kullandığı yakıtın bir kısmını hareket enerjisine dönüştürerek, bizi bir yerden bir yere ulaştırıp belli bir miktarda iş yaparken, bu işi yaptığı sırada da, aracın motorunun sıcaklığının yükselmesi sonucu bir miktar ısı enerjisi açığa çıkar. Burada, enerji kaynağı, iş ve ısı arasında bir bağlantı olduğunu görebiliriz. Enerji şekil değiştirmiştir, enerjiye iş yaptırılmış olur.İnsanlar yıllardır enerjinin verimli olarak kullanılabilmesi için çeşitli enerji dönüşümlerine/çevrimlerine başvurmaktadırlar.Bunun için yenilenebilir ve yenilenemeyen enerji  kaynaklarından ısı veya iş elde edilmeye çalışılır.Güneş, rüzgar, hidroelektrik, bioyakıt, fosil yakıtlar gibi daha bir çok kaynağın yanı sıra nükleer enerji de hatırı sayılır bir enerji kaynağıdır. 1 Nisan 2015 günü TBMM'de Sinop'a yapılacak nükleer santrale onay verilmesiyle ile birlikte bu konuyla ilgili biraz bilgi edinmekte fayda var gibi gözüküyor...
Reklam