onedio
40 Yıl Sonra Yeni Bir Albümle Dönüşe Hazırlanan Pop Efsanesi İsveçli Müzik Grubu ABBA
1966 yılında Björn Ulvaeus ve Benny Andersson'ın kurduğu, 1969'da Agnetha Fältskog ve Anni-Frid Lyngstad'ı da aralarına katmalarıyla oluşan grubun ismi Bjorn & Benny ve Agnetha & Anni Frida idi. İsveçli pop müzik grubu, 1974 yılında Eurovision'a katılacağını öğrenince grubun adını, üyelerin baş harflerinden oluşan ABBA olarak değiştirmeye karar verdi.
Şarkı Yarışmalarında Katılarak Karşımıza Çıkan ve Müziğin İçinde Var Olmaya Devam Eden 9 Kişi
Türk televizyonlarının en çok izlenen yapımlarından olan müzik yarışmaları özellikle kendine güvenen amatör şarkıcıların profesyonel sanatçılarla buluşma imkanı bulduğu başarılı işler arasında. Kiminin yıldızının daha sahneye attığı ilk adımda parladığı, kiminin yıllarca sessiz sedasız işlerini yürüttüğü birçok isim aslında müzik yarışmalarında meşhur oldu. Birçoğu zaman geçtikçe farklı sektörlere yönelse de hâlâ tutkusundan vazgeçmeyip, şarkıcılık yapmaya devam eden isimler de mevcut.
Denizden Kopamayan ve Deniz İçin Doğduğunu Düşünenlere Dinledikçe İyi Gelecek 13 Şarkı
Engin mavilikler, sakin dalgalar, hafif bir rüzgar... Deniz çoğumuz için yüzmenin ötesinde, içimizde coşkulu duygular uyandıran, ufka dalıp gitmemizi sağlayan, anılara sürükleyen bir terapi. Bir de en sevdiğiniz dostlarınızla yan yana iseniz ve favori müziklerinizi dinliyorsanız sizden iyi yok! Hayaller, umutlar ve nice güzel duygu. İşte söz ve melodisiyle sizi ait olduğunuz maviliklere götürecek deniz şarkıları.
Sesil Aktürk Yazio: Jay Kay
etiket
“Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı bir sonuç beklemektir.” Anonim Her insan biriciktir, dolayısıyla onun hayata katacağı değer de benzersizdir. Peki o halde neden karşılaştığımız insanların karakteristik özelliklerini pasivize edip, kendi isteklerimize göre biçimlendirmeye çalışırız? Bu anlamsız çabaların sonucunda, istediğimiz ya da sevdiğimiz şeyden geriye ne kalır? Neden sevdiğimiz şeylerin hep bir sıralaması vardır? Neden her şeyi sınırsızca ve hak ettiği önemi vererek sevmeyi başaramayız? Böyle yaşamak ne kadar tatmin eder?