onedio
8 Bin 800 Yıl Önce İnsanlar Gökçeada’da Ne Yapıyordu?
Çanakkale'nin Gökçeada ilçesindeki Uğurlu-Zeytinlik Höyüğü'nde 16 yıldır yürütülen arkeolojik kazılarda yeni buluntular ortaya çıktı. Yapılan kazılarda 8 bin 800 yıl öncesine ait 5 mimari yapı ortaya çıkarıldı. Buluntuların Gökçeada kazılarında bir ilk olduğunu söyleyen uzmanlar geçmişin önemli derecede aydınlatılacağını ifade ediyor.Peki, 8 bin 800 yıl önce insanlar Gökçeada’da ne yapıyordu?
100 Yıllık Antalya Müzesi Kapandı: Yeni Müze Yolda
Bir kapı kapanıyor, bir kapı açılıyor.
Antalya’nın kalbinde, yüz yıldır uygarlıkların izlerini saklayan Antalya Müzesi artık sessiz.
Sebep: Depreme dayanıklı olmaması.
Yerine ise çağdaş, interaktif, dijital bir müze geliyor.Son günlerde Türkiye’nin en çok tartışılan kültür haberlerinden biri oldu bu gelişme.
Tekrar Uyanma Umuduyla 1967’de Dondurulan İlk İnsan: James Bedford
12 Ocak 1967’de terminal kanser nedeniyle yaşamını yitiren James Bedford, tarihe geçti. Çünkü ölümünden dakikalar sonra kriyojenik yöntemle dondurularak gelecekte yeniden hayata döndürülmeyi uman ilk insan oldu. O günden bugüne, yani 55 yılı aşkın bir süredir Bedford’un bedeni sıvı nitrojenle dolu metal bir kapsülün içinde korunuyor. Peki bu sıra dışı hikaye nasıl başladı ve yıllar içinde neler yaşandı?Kaynak 1, Kaynak 2
Antik Zamanlarda Tuz Neden Altın Değerindeydi? Maaş Olarak Bile Verilmiş!
Bir dönem bir ons tuz ile bir ons altın takas edilebiliyordu. Bugün ise bir ons altın iki bin doların üzerinde, yirmi altı ons tuz ise yaklaşık bir dolar ediyor. O dönemlerde tuz bulmak o kadar zordu ki sadece sofralarda değil, ekonomide de önemli bir yere sahipti. Antik Roma’da askerlerin maaşı bazen tuz olarak ödenirdi ve hatta “salary” kelimesinin kökenini oluştururdu.Sahi, tuz neden bu kadar değerliydi? Gelin tarihine bir bakalım...Kaynak
Bir Zamanlar Avrupa’da Domates Neden Korku Kaynağıydı?
Günümüzde salatadan pizzaya kadar mutfakların vazgeçilmezi olan domates, 16. ve 17. yüzyıl Avrupa’sında bambaşka bir imaja sahipti. Birçok insan, domatesin zehirli olduğuna inanıyordu. Hatta aristokratların ölümünden bile domatesin sorumlu tutulduğu dönemler oldu. Yanlış sınıflandırmalar, ilginç teoriler ve görünüşünden kaynaklı şüpheler, bu meyveyi yüzyıllarca korkulan bir gıda haline getirdi.Kaynak
Reklam
Geminin Işınlanıp Mürettebatın Çıldırdığı İddia Edilen Tarihin Gizemli Deneyi: Philadelphia
Philadelphia Deneyi, 1943 yılında ABD Donanması’na ait bir geminin kaybolduğu, başka bir limanda ortaya çıktığı ve tekrar geri döndüğü yönündeki iddialara dayanıyor. II. Dünya Savaşı'nın gölgesinde başlayan bu hikaye, zamanla askeri deneyden çok bir efsaneye dönüştü. Mürettebatın akıl sağlığını yitirmesi, vücutlarının gemiyle bütünleştiği gibi anlatılar, olayın doğaüstü bir boyut kazanmasına yol açtı. Bugün bile bu deneyin gerçek olup olmadığı tartışılıyor. İşte Philadelphia Deneyi’nin ardındaki iddialar, çelişkiler ve açıklamalar...Kaynak 1, Kaynak 2
Klima İcat Edilmeden Önce İnsanlar Sıcaklarda Nasıl Yaşıyordu?
Bugün klimaya uzanmak bir tuş kadar kolay. Ancak bir zamanlar böyle bir konfor yoktu. O zamanın insanları sıcağa karşı hem mimariyle hem yaşam tarzıyla savaşıyordu. Evler serin tutacak şekilde inşa ediliyor, insanlar günlerini sıcaklığa göre planlıyordu. İşte klima olmadan da hayatta kalınan o zamanlardan unutulmuş bazı detaylar...Kaynak 1, Kaynak 2
Reklam
Tarihte Zihinsel Hastalıkların Tedavisinde Kullanılmış 5 İnanılmaz Yöntem
Zihinsel hastalıkların nasıl tedavi edileceği konusu, yüzyıllar boyunca deneme yanılmayla ilerledi. Bilimden uzak yöntemler çoğu zaman hastalara daha fazla zarar verdi. Kafatası delmekten şeytan çıkarmaya kadar birçok uygulama yaygın şekilde kullanıldı. Sanat ise yeri geldiğinde bir ilaç gibi görüldü. İşte geçmişte akıl hastalıkları için kullanılan beş ürkütücü tedavi yöntemi...Kaynak
Hayatında Yalnızca 3 Kez Duş Aldığı Söylenen Fransa Kralı: XIV. Louis
XIV. Louis dendiğinde akla ihtişam, gösteriş ve Versailles geliyor. Ama bu gösterişli dönemin ardında hijyen açısından oldukça karanlık bir tablo yatıyor. Hakkında “hayatında yalnızca 3 kez duş aldı” denilse de işin aslı pek öyle değil. Sarayda dolaşan parfümler, saçılan atıklar ve yaygın hastalıklar bu dönemi farklı bir gözle anlamamıza neden oluyor. Şimdi gelin, bu koku dolu efsaneyi birlikte inceleyelim.Kaynak 1, Kaynak 2
Orta Çağ’da İnsanlar Neden Kendilerini Yılana Isırtıyordu?
Orta Çağ’da yılan ısırığı yalnızca bir kaza değildi. Kimi zaman bu ölümcül temas, bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmiş bir tedavi yöntemiydi. Zehirli hayvanların ısırıkları, tıbbi metinlerde sıkça yer buluyordu. Özellikle yılanlar, hem tehlikeli hem de iyileştirici kabul ediliyordu. Bu dönemde bazı tedavi yöntemleri akıl almaz biçimlerde uygulanıyordu. Bunların en şaşırtıcısı ise yılan ısırığıyla bağışıklık kazanma inancıydı.Kaynak
Reklam
2036 Yılından Gelip Dünyayı Kurtaracağını İddia Eden Adam: John Titor
John Titor ismini ilk kez bir internet forumunda gördük. Kendisi 2036 yılından geldiğini söyledi. Üstelik Amerika'nın geleceğini kurtarmak için buradaydı. Bazı iddiaları tüyler ürperticiydi, bazılarıysa şaşırtıcı detaylar içeriyordu. Tüm dünya onun kim olduğunu yıllarca sorguladı.Gelin biraz daha yakından inceleyelim...Kaynak 1, Kaynak 2
32 Erkekle Aynı Adada 7 Yıl Mahsur Kalan Kadın: Kazuko Higa
etiket
Bu hikaye ilk okuduğunuzda tamamen uydurma gibi gelebilir. Ancak Kazuko Higa’nın yaşadıkları gerçek ve oldukça çarpıcı. II. Dünya Savaşı’nın ardından 32 erkek ve bir kadın yıllarca ıssız bir adada mahsur kaldı. Zamanla kıskançlık, güç savaşı ve ölüm bu küçük grubu esir aldı. Anatahan Adası’nda yaşananlar, insanoğlunun en ilkel içgüdülerini gözler önüne serdi.Kaynak 1, Kaynak 2
Mussolini’yi Bile Dolandıran Efsane Türk Dolandırıcı: Eyüplü Halit
Eyüplü Halit, İstanbul sokaklarında kılık değiştiren bir efsaneydi. Onu diğer dolandırıcılardan ayıran şey, planlarının akıl almaz detaylara dayanmasıydı. Ne Galata Kulesi satması, ne sahte karakollar kurması, ne de Mussolini’yi kandırması abartı değil, hepsi yaşanmış olaylardı. Eyüplü Halit, okuma yazma bilmeden koskoca şehirde oyun kurmuştu. Türk sosyal tarihinin en renkli figürlerinden biri olarak hafızalarda yerini aldı.Kaynak 1, Kaynak 2
Reklam
Hangi Padişah Boğularak Öldürüldü? Fatih Altaylı'nın "Kurban Giden Osmanlı Padişahı" Dediği Kişi Kim?
Fatih Altaylı geçtiğimiz saatlerde tutuklandı. Tutuklanma sebebi olarak “Bu millet padişahını boğmuş bir millettir. Hoşuna gitmediği zaman, istemediği zaman padişahını yuhalamış bir millettir. Az uz değildir öldürülen, suikaste kurban giden Osmanlı padişahı…” sözleri neden gösterildi. Peki Altaylı bu sözlerinde hangi padişahtan bahsediyor? Boğularak öldürülen padişah kim?
Türkiye'nin İlk Akrobasi Kadın Pilotu: Edibe Subaşı'nın Uçuşla Geçen Efsanevi Hayatı
Adını çok duymamış olabilirsiniz ama Edibe Subaşı, gökyüzüne adını yazan ilk Türk kadın akrobasi pilotuydu. Henüz çocuk yaşta havacılıkla tanıştı, planörle başladı, motorlu uçakla devam etti. Paraşütle 104 kez atladı, dünyanın dört bir yanında Türk bayrağını göklerde dalgalandırdı. Atina’dan Hollanda’ya, Almanya’dan Amerika’ya kadar izleyenleri hayran bırakan uçuşlar yaptı Gelin ilham verici hikayesine birlikte bakalım...Kaynak 1, Kaynak 2
Reklam
Osmanlı Döneminin Padişahı II. Mahmud Neden "Gavur Padişah" Olarak Anılıyordu?
II. Mahmud Osmanlı’nın en çalkantılı dönemlerinden birinde tahta çıktı. Tahta çıkar çıkmaz her köşeye el attı, imparatorluğu baştan yarattı. Ama aldığı kararlar çok tartışıldı. Kıyafet düzenlemelerinden askeriye içindeki dini değişimlere kadar her adımı tepkilere yol açtı. Sonunda halk ona hiç de hak etmediği bir lakapla seslenmeye başladı... Kaynak 1, Kaynak 2
1964 Yılından Beri Gizemi Hala Çözülemeyen Fotoğraf: Solway Uzay Adamı
Bir gün çocuğunuzun masum bir fotoğrafını çekiyorsunuz. Fotoğraf basıldığında ise arkasında uzay kıyafeti giymiş bir figür görüyorsunuz. 1964 yılında yaşanan tam olarak buydu. Jim Templeton, kızının fotoğrafını çektiği sırada kimsenin orada olmadığını söylüyordu. Ancak fotoğrafta, kadraja girmiş bir “uzay adamı” vardı. Bu fotoğraf yıllar içinde uluslararası bir fenomene dönüştü. Hala da çözülmüş değil.Kaynak
100 Yıl Önce Ortaya Çıkıp Binlerce Kişiyi Etkileyen "Uyuyan Salgın": Encephalitis Lethargica
20. yüzyılın başlarında dünya, pek çok gizemli hastalıkla mücadele etti. 'Uyuyan hastalık' olarak anılan Encephalitis Lethargica, binlerce insanın hayatını alt üst etti. Bazıları hayatını kaybetti, bazıları ise adeta canlı bir heykele dönüştü. En korkutucu tarafıysa hastalığın sebebinin hala bilinmemesi. Çünkü bu salgın, bir anda ortaya çıktı ve sonra sessizce kayboldu.Kaynak
Reklam