Aşk İki Kişiliktir: Üçüncü Bir Kişinin Söz Hakkı Yoktur
Aşk ve ilişki, en sade hâliyle iki insan arasında kurulan bir bağdır. Bu bağın kimler arasında kurulacağına da yalnızca o iki insan karar verir. Ne mahalle baskısı, ne aile masası, ne WhatsApp grupları, ne de “bizim oralarda öyle olmaz” cümleleri bu denkleme dâhildir.
Ama ne yazık ki biz, başkalarının hayatına bakarken hâlâ kendi sokağımızın, kendi korkularımızın ve bize ezberletilmiş yalan yanlış değer yargılarının penceresinden bakıyoruz. Ve sonra adına “ahlak”, “gelenek”, “doğru” dediğimiz şeylerle insanların sevgisini yargılamaya kalkıyoruz.
Oysa yapmamız gereken tek bir cümle var:
“Bu yüzyılda, bunca kötülüğün içinde hâlâ bu kadar yoğun bir sevgi bulabilmişler… Ne mutlu onlara.”
Ama bunu demeyi bilmiyoruz.

Kadın–erkek bir ilişki gördüğümüzde kimse çıkıp “Hayırdır, siz niye berabersiniz?” diye sormuyor.
Kimse “Buna kim izin verdi?”, “Bu doğru mu?”, “Bunu çocuklara nasıl anlatacağız?” demiyor.
Peki aynı soruları erkek–erkek ya da kadın–kadın bir ilişki gördüğümüzde sorma cesaretini — hatta hadsizliğini — bize kim veriyor?
Bu söz hakkı size nereden geliyor?
Ve daha önemlisi: Ne hakla?
Bir insanın sevgisini nasıl yaşadığı, kime dokunduğu, kiminle hayat kurmak istediği sizin oy pusulanız değil. Onayınıza sunulmuş bir proje hiç değil. Bu bir “toplumsal tartışma konusu” da değil. Bu, iki insanın hayatı.
Demokrasi, yalnızca sandıkta oy vermek değildir.

Demokrasi, sevmediğin, anlamadığın, sana benzemeyen bir hayatın da yaşama hakkını kabul edebilme olgunluğudur.
“Ben karışmam ama…” diye başlayan her cümle, aslında karışmanın en rafine hâlidir.
“Bana göre yanlış ama…” ile devam eden her fikir, başkasının hayatına uzanan görünmez bir parmak gibidir.
Gerçek şu:
Sorun eşcinsellik değil.
Sorun aşk değil.
Sorun ilişki değil.
Sorun, başkasının mutluluğunu kendi korkularımızla boğmaya çalışmamız.
Ve biz, bir gün başkalarının sevgisine bakıp yargılamak yerine susmayı, hatta tebessüm etmeyi öğrendiğimizde;
Bir gün “bana ne” demenin kabalık değil, erdem olduğunu anladığımızda;
Bir gün aşkı kategorilere ayırmayı bıraktığımızda…
İşte o gün, belki o zaman, “demokratik bir toplum” lafını ağzımıza alma hakkımız olur.
O zamana kadar değil.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

