Beşiktaş’la Özdeşleşlen Karakter
Antalyaspor’la oynanan kupa maçı Beşiktaş için bir formaliteden ibaretti. Bu maçı kazanmanın maddi getirisi, grup lideri olarak bir üst tura çıkmanın avantajlarından yararlanabilmekti. Manevi getirisi ise, yeni teknik direktör Solskjaer dönemindeki yenilmezlik serisini sürdürmekti.
Bu maçla ilgili hafızamızda arasında kalacak iki önemli olay; Arroyo’nun ilk golünü atması (Masuaku’nun ortasını da unutmayalım) ve Rafa Silva’nın gerektiği zamanda, gerektiği yerde ortaya çıkıp golünü atması idi; uzun zamandır böyle güzel bir gol izlememiştim.

(Görsel: sabah.com.tr)
Maç ile ilgili yazacak çok fazla şey yok; Beşiktaş oynadığı oyunla, daha ilk dakikadan itibaren, Antalyaspor’dan yiyeceği gol ya da gollerden bir fazlasını atabilecek güçte olduğunu göstermişti. Yenilen her gol taraftarı üzüyor ama yeni bir teknik direktör için yenilen gollerin de değeri büyüktür. Her yenilen golde oyuncularının neleri yapamadığını ve zayıf yanlarını görüyor.
Görüyor da ne oluyor diyeceksiniz…
Solskjaer gibi hocaların GvB gibi hocalardan farkı, ısrarla oyuncularına önce özgüven aşılaması, sonra da eksik ve zayıf yanlarını geliştirmesidir. Oyunculların GvB dönemindeki performansları ile Solksjaer dönemindeki performansları çok farklı. Joao Mario, Solskjaer öncesi oynadığı oyunla taraftarı çıldırtıyordu. Yeni dönemdeki performansından herkes memnun. Rafa Silva, Solskjaer öncesi dönemde oynadığı 16 maçta 2 gol, 1 asist yapmışken, yeni dönemdeki performansını 7 maçta 5 gol, 4 asiste yükseltti.
Solskjaer, Beşiktaş’ın temel ilkelerini ve felsefesini özümsemiş; ‘hakkı ile kazanmaktan, sonuna kadar savaşmaktan’ bahsediyor. Bu çok güzel! Ama bundan daha güzel olanı, bu ilkeleri ve felsefeyi oyuncuların da özümsemesi için çaba sarf ediyor. Oyuncuların bu ilkeleri kavraması çok önemli. Bu ilkeleri kavrayan oyuncular, taraftarın stadyumdaki beklenti ve tepkilerini de daha iyi anlarlar.
Solskjaer sadece iyi bir hoca değil, aynı zamanda iyi bir insan. Her fırsatta, ‘biz insanlarla çalışıyoruz’ diyerek futbolcuların da birer insan olduğunu, onların da sorunları olabileceğini ima ediyor. İdmanlarda her biri ile ayrı ayrı ilgilenmesi, eskiden süre alamayan tüm oyunculara süre vermesi, onun bu insani yaklaşımındandır.
Darüşşafaka’dan sınıf arkadaşım Adnan Şenel, Solskjaer’in bu insani yönünü Beşiktaş Taraftar sayfasında şöyle ifade etmiş. Altına imzamı koyarak paylaşıyorum:
“Solksjaerin maçtan sonraki basın toplantısını izlemişsinizdir. Başarılı olur veya olmaz, onu bilemem. Ama işin en güzel yanı, iyi hocalığının yanında, Beşiktaş'ın dürüst, alçakgönüllü ve vakur duruş felsefesini bire bir aynen temsil eden bir adam olmasıdır. Adam, Beşiktaş'ın oyunundan ziyade, Beşiktaşlı oyuncuların otelde nasıl kaliteli davranarak otel personeli tarafından sevildiğini, takdir edildiğini ve maça alkışlanarak uğurlandığını gururla söyledi. Hangi hoca bu ince detayı görür? Ayrıca, ‘Oyunumuzu beğenmeyenler maçımıza gelmesin!’ diyen bir küstahlıktan, her maçın ardından taraftara teşekkür eden ve ‘Lütfen bizden desteklerini hiç esirgemesinler’ diye rica eden bir asalete geçtik…”
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!