onedio
article/comments
article/share
Haberler
Bir “Yetişkin Öğrenmesi” Meselesi

etiket Bir “Yetişkin Öğrenmesi” Meselesi

Yetişkinlikte öğrenme, sıklıkla beklenti ile etki arasındaki uyumsuzluk üzerinden deneyimlenir. Çeşitli eğitimlere katılım sağlanır, programlar takip edilir, yöntemler denenir; zihinsel iyilik hâli, bedensel dönüşüm ya da mesleki gelişim hedeflenir. Ancak çoğu durumda, bu çabanın gündelik hayatta kalıcı bir karşılığa dönüşmediği fark edilir.

Bir noktada insan, “Ben bir şeyleri yanlış mı yapıyorum?” diye sormaya başlar.

Bu fark ediş çoğu zaman bireysel bir eksiklik duygusuyla birlikte gelir. Daha istikrarlı olunmadığı, yeterince odaklanılmadığı ya da sürecin yarım bırakıldığı düşünülür. Oysa sorun çoğu zaman çabanın kendisinde değil, öğrenmenin yetişkinlikte nasıl işlediğinin yeterince düşünülmemiş olmasındadır.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Öğrenmeyi uzun süre tek bir yerden düşündük

Öğrenmeyi uzun süre tek bir yerden düşündük

Öğrenme, modern dünyada uzun süre çocuklukla özdeşleştirildi. Pedagoji, öğreneni henüz oluşmakta olan bir özne olarak konumlandırdı; yönlendirilmesi, yapılandırılması ve tekrar yoluyla ilerlemesi beklenen biri olarak ele aldı. Bu yaklaşım, çocukluk dönemi için hem işlevsel hem de gerekliydi.

Ancak yetişkinler hayatın içinde öğrenmeye devam etmek zorunda kaldığında, aynı öğrenme mantığı sorgulanmadan bu alana da taşındı. İçerikler değişti, bağlamlar çeşitlendi; fakat öğrenmeye dair varsayımlar büyük ölçüde aynı kaldı.

Sorun tam da burada başladı.

Neden çocuklukta hızla yerleşen bilgiler, yetişkinlikte aynı karşılığı bulmuyor?

Neden “anlıyorum” dediğimiz şeyler hayata geçmiyor?

Neden bazı bilgiler bizde kalıyor gibi duruyor ama davranışa dönüşmüyor?

Bu soruların yanıtı, çoğu zaman öğrenenin kapasitesinde ya da isteğinde değil; öğrenmenin yetişkin hayatıyla kurduğu ilişkide saklı.

Yetişkin için öğrenme, hayatla temas ettiği yerde anlam kazanır

Zamanla, öğrenen değişip yetişkin olunca sessiz bir uyumsuzluk görünür hâle geldi. Çünkü yetişkin için öğrenme, yeni bir bilginin eklenmesinden çok mevcut bir hayatla temas etme anlamına geliyordu. Yeni olan, yerleşmiş alışkanlıklarla; yöntemler, hâlihazırdaki yaşam düzeniyle; farkındalık ise beden ve zihinle karşılaşıyordu.

Öğrenme bu temas noktalarında ya karşılık buluyor ya da geri çekiliyordu.

Ve çoğu zaman bunun nedenini tam olarak adlandıramıyordu. Belki de burada yaşanan şey, öğrenememek değil;

hayata temas etmeyen öğrenmeydi.

Öğrenmeye başka bir yerden bakmak;Andragoji

Tam da bu noktada, yetişkin öğrenmesine farklı bir yerden bakma ihtiyacı ortaya çıktı. Bu ihtiyacın kavramsal karşılığı andragoji oldu. Kavramı literatürde sistematik biçimde ele alan isimlerden en bilineni Malcolm Knowles’tur.

Knowles’un işaret ettiği ayrım, yaşa indirgenebilecek bir fark değildi. Yetişkin, öğrenme alanına deneyimiyle, kimliğiyle ve yerleşmiş anlam dünyasıyla girer; öğrenme bu yapıların üzerinden ilerler.

Bu bakış açısı, pedagojinin karşısına geçmekten çok,

pedagojinin yetmediği yeri işaret eder.

Öğrenmenin bağlamı değiştiğinde;

Öğrenmenin bağlamı değiştiğinde;

Bu çerçeveyi yalnızca sınıflar ya da kurslar ile sınırlandırmak anlamlı olmayabilir. Bugün zihinsel iyi oluş için yapılan çalışmalar, bedeni dönüştürmeye yönelik programlar, alışkanlık değişimleri ya da kişisel gelişim çabaları da benzer bir mantıkla ilerler. Yöntemler çeşitlenir, uygulamalar artar; ancak öğrenme, yetişkinin hayatıyla temas edemediğinde, bu alanlarda da benzer bir karşılıksızlık hissi ortaya çıkar.

Bu durum, yetişkin öğrenmesinin ayırt edici özelliklerinden biri olan zamansallık ile de yakından ilişkilidir. Çocuklukta öğrenme çoğu zaman hızlı geri bildirimlerle ilerlerken, yetişkinlikte öğrenme gecikmeli çalışır. Çünkü yetişkin hayatı zaten hızla doludur; öğrenme çoğu zaman bu hızın içine kaybolur.

Bu nedenle ilk anda anlamlı görünen bir bilgi ya da pratik, gündelik hayatın içinde karşılık bulmak için zamana ihtiyaç duyar. Bu gecikme çoğu zaman “öğrenme işlemiyor” şeklinde yorumlanır. Oysa yetişkinlikte öğrenme, hızdan çok yerleşme ve sindirme ile ilgilidir.

Bugün birçok öğrenme girişimi iyi niyetle ama aceleyle kurgulanıyor. Hızlı dönüşüm vaatleri, kısa sürede sonuç alma beklentileri ve herkes için geçerli olduğu varsayılan yaklaşımlar, öğrenmeyi kolaylaştırmak yerine yüzeyselleştiriyor.

Ortaya çıkan hayal kırıklığı ise bireyin yöntemi ve öğrenme şartlarını sorgulamasından çok bu durumu bir eksiklik olarak görüp kendini suçlu hissetmesi ile gerçekleşiyor.

Buradan devam

Belki de yetişkinlikte öğrenme, daha fazla bilgi eklemekten çok;

bildiklerimizle nasıl yaşadığımızı fark etmekle ilgilidir.

Bu yazı, öğrenmenin yetişkinlikte neden çoğu zaman beklenen etkiyi yaratmadığına biraz yakından bakmak içindi.

Yetişkinler için öğrenmenin ne zaman gerçekten karşılık bulduğunu ise, buradan devam ederek bir sonraki yazılarda birlikte konuşalım.

Instagram

X

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Değer ve Deneyim Odaklı, Tutkulu, Gerçek Olan ile Bağ Kurar, Araştırmacı, Eğitim Temelli Biri, Meraklı, Pozitif Gelişimi Savunur, Konuşmayı sever, Motivasyonu Yüksek, Hareketli, Dans ve Spor Vazgeçilmezi, Estetik Olan Her Şeye İlgili, Mutfakta İddialı.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam