onedio
article/comments
article/share
Haberler
Kozmolojik Paradoks: Evrenin Doğumu Var Ama Bir Doğum Yeri Yoktur!

etiket Kozmolojik Paradoks: Evrenin Doğumu Var Ama Bir Doğum Yeri Yoktur!

Not: Bu makalede geçen 'enerji' sözcüğü, evrenin ontolojik yapısının temelindeki tözü kastederek kullanılmaktadır. Bu çalışma, modern fiziğin kanıtlanmış iki temel sütunu olan Genel Görelilik ve Kuantum Mekaniği verileri üzerinden kurgulanmıştır. Diğer spekülatif teoriler kapsam dışıdır.

Evren yani fizik varoluşta insan zihninin algılayamayacağı, idraki zor durumlar vardır. Bu yüzden konuya çok aşina olmayanların zihninde evrenin varoluş durumuyla ilgili bilime uygun olmayan çok yanlış bir fotoğraf vardır. Önce bu durumu inceleyelim.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Evrenin varoluşuyla ilgili kabul edilen, birçok ölçüm ve deneylerle kanıtlanan Bigbang yani büyük patlama izahı, evrenin bir başlangıcı olduğunu söyler.

Evrenin varoluşuyla ilgili kabul edilen, birçok ölçüm ve deneylerle kanıtlanan Bigbang yani büyük patlama izahı, evrenin bir başlangıcı olduğunu söyler.

Bunun için bilim, matematiksel olarak başlangıca (extrapolasyon) yani geriye doğru yola çıkar. Kâinatın tek ve temel malzemesi olan enerjinin sonsuz yoğunlukta, atomik ölçeklerde olduğu bir noktaya kadar gider. Öteye geçmez, geçemez. Zira Büyük patlama, aynı zamanda bilimin başlangıç sınırıdır, eşiğidir. Bilimin keşfettiği, kullandığı tüm fizik, doğa yasaları büyük patlamadan itibaren var olmuştur. Bu yüzden geçemez. Bunun için fizik profesörü Richard A. Muller’in kitabından alıntı yaparak devam edeyim:

“Büyük patlama “öncesinde” ne uzay vardı ne de zaman; aslında bu bahiste öncesinde sözcüğünün hiçbir anlamı yok. “Zaman başlamadan önce ne oldu?” sorusu anlamsız. Çünkü önce diye bir şey yoktu. Bu sorulara yanıt verilemez çünkü anlamsızdırlar.” (Richard A. Muller, Zamanın Fiziği, S.140)

Muller’in söylediği bu ifade, bilim için zaman henüz oluşmadığından dolayı “önce” durumu olamayacağını belirtiyor. Ancak aynı zamanda çok daha önemli bir durumu belirtiyor: Büyük patlama (Bigbang) öncesinde uzayın olmadığını bildiriyor. Öyleyse büyük patlama öncesine özellikle enerji ve uzay konusunda ayrıntılara girmemiz gerek. 

İnsanların çoğu için evrenin varoluşu şöyledir; “Bir boşluk, bir uzay, kimisinin de hiçlik dediği yer vardı. Orada rastlantısal veya akıllı tasarım sonucu enerji olarak bildiğimiz bir töz oluştu ve bu boşluğun içinde harekete geçerek (BigBang) hızla genişlemeye başladı ve evreni oluşturdu”. Tabii ki, bu düşünce yanlıştır. Zira bilim, bizim algıladığımız, var olan uzayın, enerji olarak bildiğimiz objenin oluşturduğu uzay olduğunu söyler. Yani bildiğimiz uzay, Bigbang’le başladı ve var oldu. Bilimsel verilere göre enerji, Bigbang’i oluştururken bir şeyin içinde kendine yer açmadı. Çünkü dışında genişleyebileceği uzay denilen devasa bir boşluk, bir alan yoktu. Hiçlik denilebilecek hiçbir özne yoktu, hatta yok bile yoktu! Dahası evren hala büyük bir hızla genişliyor ama yine dışında bir boşluk, bir uzay, bir alan yok. Kendi alanını kendi açıyor.

Bunu daha anlaşılır şekilde şöyle söyleyebilirim: Bizim evrenimizin oluşturduğu ve hala genişlemekte olan uzayın iç yüzeyi var ama dış yüzeyi yoktur. Evreni bir balona benzetirsek, bu balonun içi vardır dışı yoktur. Bizim algıladığımız tüm boşluk, tüm uzay balonun içidir. Balonun dışında bir boşluk hatta balonun dış yüzeyi bile yoktur. Şurası enteresandır, evrenin dışında bir boşluk, genişleyeceği bir alan yok ama aynı zamanda genişlemeyi engelleyecek bir unsur da yok. Buna da balondan örnek verirsek; bizim fizik yasalarımıza göre balonun şişebilmesi için dışında boşluk, bir alan olması gerekir. Örneğin; eğer balonu avcunuzun içinde sıkarsanız o balon şişemez. Kastettiğim dış engel budur. Ama evren genişlemesinde böyle bir engel yok. Bunu çok ekstrem bir kurguyla açıklayayım.

Diyelim ki bir süre sonra evrenin genleşmesi durdu, sınırı sabitleşti.

Diyelim ki bir süre sonra evrenin genleşmesi durdu, sınırı sabitleşti.

Ve yine diyeliyiz ki teknolojimiz de bu sınıra gitmeye müsait durumda. Peki, eğer evrenin sınırına gidersek ne olur? Cevap basit; sınıra kadar gideriz ama bu sınırı geçemeyiz. Öyle duvar, tavan ya da manyetik kalkan gibi bir engel olduğu için değil, sınırın dışı, öbür tarafı yok! Herhangi bir boşluk, mekân yok! kısaca fizik yok. Dolayısıyla biz fizik varlıklar olduğumuz için evrenin sınırını geçemeyiz.

Madalyonun bir de öbür yüzü var. Bunu da çok daha ekstrem sanal benzetmeyle açıklayayım. Bilim dünyasında evrenimizin sonu ile ilgili birkaç teori vardır. Bunlardan biri de, evrenin genişlemesi sona erdiğinde gerisin geriye büzüleceğini söyler. Diyelim ki bu durum gerçekleşti ve evren büzülmeye başladı. Trilyonlarca kilometre genişliğindeki uzayı olan evren, bir stadyum büyüklüğüne kadar geriledi. Peki, bu durumda herhangi bir fizik madde stadyumun dışına çıkabilir mi? Hayır yine çıkamaz. Çünkü evren ne kadar genişlerse genişlesin dışında bir boşluk, alan olmadığı gibi, ne kadar küçülürse küçülrsün yine dışında bir şey olmayacaktır. Dolayısıyla hiçbir fizik madde stadyum büyüklüğündeki evrenin dışına çıkamayacaktır. İşte bu durumdan dolayı başlıkta “Evrenin doğumu vardır ama doğduğu bir mekân yani bir doğum yeri yoktur” dedim. Amiyane bir tabirle evren, kendi içine doğmuştur.

Kâinatın varoluşuyla ilgili başka çeşitli teoriler de vardır. Birçok bilim adamı bu teorileri tartışırlar ve kendi inandığı modellerini savunurlar. Ben onlara değinmeyeceğim. Benim asıl dikkat çekeceğim şey, evrenin varoluşuyla ilgili her şey tartışılır ama bir şey tartışılmazdır. O da adına enerji dediğimiz töz, amiyane bir tabirle hammadde. Bu töz, evrenin varoluşunda olmazsa olmaz tek unsurdur. İster akıllı tasarım deyin ister doğa, rastlantısal deyin, konu evrenin varoluşu ise, enerjiye zorunludur. Enerji yoksa bildiğimiz evren de yoktur.

Bilim enerjinin varlığını kabul ediyor ama enerjinin başlangıcı durumu hakkında kesin bir bilgi veremiyor. Sorunlardan başlayalım: Enerji, (Bigbang öncesi) ne kadar sürede uygun hale geldi? Varsa süresi nedir? Literatüre göre bu sorunun cevabı yok. Çünkü büyük patlama öncesi henüz zaman başlamadığı için zaman içeren soruların cevabı olamaz. Öyleyse kurguya başvuralım. Bu durumda “Büyük patlama” enerji ya var olur olmaz aynı anda başladı ya da enerji ezeli (öncesiz) vardı desek bile zorunlu olarak yine ikisinin arasında herhangi bir süre dilimi verilemez sonucuna gideriz.

İlginç ve hoş bir durum vardır.

İlginç ve hoş bir durum vardır.

Çünkü işi yapacak olan yani enerjiyi kullanacak olan maddenin kendisi enerjiden meydana gelmiştir. Ayrıca yapılacak işin ortamını, şartları da enerjidir. İşi yapma gücü de enerjidir. Anlaşılan o ki, evrende olan biten her şey enerji, enerjiden başka hiçbir şey yok!

O zaman sorulması ve cevap bulunması gereken soru şudur. “Gerçekte enerji nedir?” Cevap için yine bilimin izahlarına bakalım. Önce Nobel ödüllü fizik profesörü Richard P. Feynman’ı enerjinin korunumu yasasını izah eden bölümünden aktarmayı izleyelim

“Çok sayıda değişik enerji biçimleri ve her birinin bir formülü vardır. Bunlar, kütle çekim enerjisi, kinetik enerji, ısı enerjisi, esneklik enerjisi, elektrik enerjisi, kimyasal enerji, ışıma enerjisi, çekirdek enerjisi, kütle enerjisidir. Bu katkıların her birinin formüllerini toplarsak bu toplam giren ve çıkan enerjiler dışında değişmeyecektir. “Bugün fizikte enerjinin ne olduğunu bilmediğimizi kavramak önemlidir.” (Richard Feynman. Altı Kolay Parça. S.101-102)

Şimdi de “Parçacıklar ve Sistemler için Klasik Dinamik” isimli fizik ders kitabında verilmiş, Elektromanyetiği bulan İskoç teorik fizikçi James Clerk Maxwell, den alıntıyı aktarayım.

“Bu nedenle biz maddesel bir sistemin enerjisini, sistem belirli bir durumdan diğerine geçerken artan veya azalan bir değer verebileceğimiz bir nicelik olarak düşünmeliyiz. Standart bir durumda enerjinin mutlak değeri bizim için bilinmemektedir ve bilsek de bizim için bir değer taşımamaktadır. Çünkü bütün olgular enerjinin mutlak değerine değil, enerjideki değişikliklere bağlıdır.” Classical Dynamics of Particles and Systems. Stephen T. Thornton, Jerry B. Marion. S. 80,

Yani biz enerjinin sadece ne yaptığını biliyoruz, kendisinin ne olduğunu değil! Bunu bir benzetmeyle açıklayayım: Biz unu biliyoruz ve undan börek, çörek, ekmek yapıyoruz. Bu unun buğdaydan geldiğini biliyoruz. Ama enerjiye gelince; atomdan galaksilere kadar her şeyin enerjiden olduğunu biliyoruz ama enerjinin aslının (buğdayının) ne olduğunu bilmiyoruz.

Bu oldukça teknik izahları daha anlaşılır hale getirirsek, Maxwell, evrendeki bütün olgular enerjideki değişikliklere bağlıdır. Yani ölçebildiğimiz, bir değerler verdiğimiz her şey halden hale dönüşmüş olan enerjidir diyor. Feynman ise enerjinin bilinen çeşitlerini saydıktan evrende toplam enerji oranının değişmediğini açıklamış, sonrasında ise enerjinin ne olduğunu bilmediğimiz notunu düşmüş.

Bilimin açıkladığı, halden hale geçerek canlı, cansız tüm evreni oluşturan yapı ne olduğu bilinmeyen enerjinin sonucudur. Şimdi bilimin, Feynman’ın ne olduğunu bilmiyoruz dediği  durumun daha iyi anlaşılması için “un ve buğday” üzerinden bir benzetme yapayım.

Biz unu biliyoruz ve undan börek, çörek, tatlılar, kurabiye, ekmek çeşitleri olarak sayısız şekilde unlu mamulleri yapabiliyoruz. Ve de bu unun buğdaydan geldiğini, yani aslının buğday olduğunu da biliyoruz. Ama enerjiye gelince, aynı şekilde parçacıktan atoma, moleküllerden yıldızlara, galaksilere, uzaya, kısaca evrende canlı, cansız ne varsa enerjiden meydana geldiğini biliyoruz ve onu kullanıyoruz. Ancak unun aslının buğday olduğunu bilmemizin aksine enerjinin aslının ne olduğunu bilmiyoruz. Sadece yaptıklarını biliyoruz! İşte bilimin açıklamaya çalıştığı durum bu.

Bilemediğimiz yalnız bu değil, enerjinin nasıl varolduğunu da bilmiyoruz.

Bilemediğimiz yalnız bu değil, enerjinin nasıl varolduğunu da bilmiyoruz.

Termodinamiğin ikinci yasası hani herkesin bildiği “enerji yoktan var edilemez ve yok edilemez” denilen ama kendisinin nasıl var olduğu açıklanamayan unsur. Ancak şunu da artık biliyoruz ki, evrenin bir başlangıcı var ve başlangıcı olan her şeyin henüz başlamadığı yani yok olduğu durumu vardır. Bu da demektir ki enerji dediğimiz tözün de henüz var olmadığı yok tanımında olduğu bir durumu vardır. Kısaca yoktan var olmuş denilen durum. Tabi iş burada bitmiyor.

Evrenin yoktan var olması için önce yok'un var olması gerekiyor!

Mevcut literatürdeki verilere baktığımızda evrenin hiçbir döneminde 'hiçlik' durumu vaki olamaz. Çünkü evren kendi içine doğmuş ve genişlemiştir. Öyleyse burada yalnızca 'yok'u inceleyeceğiz. “Yok,” tanım olarak deneyimlenmiş bir var’ın ortada veya artık mevcut olmaması anlamına gelir.  Kısaca bulunmayış, eksiklik durumudur. Bu durumlar, herhangi bir şey için “yok” cevabı aldığımızda  “Niye yok, hiç mi yok?” gibi sorular sorduğumuz durumlardır. Görüleceği üzere yokun bu hali “var”la ilişkilidir, yani vara zorunludur. Artık enerjinin bir başlangıcı olduğunu biliyoruz. Öyleyse onun henüz var olmadığı yani yok denilen öncesi bir durumu olmalıdır. Kaldı ki bu yokun nasıl bir yok olduğunun cevabı da verilmeli.. Mantıken o yok, olmalıdır. Yani yokun kendisi var olsa bile, eğer yapısı müsait değilse o yoktan hiçbir şey var olamaz.

Diyelim ki yokluk durumu genelin zannettiği gibi, enerjiden önce vardı. Sorun şu ki, o yok, içerik olarak enerjinin var olmasına müsait değilse bu evren var olamayacaktır. Bunu anlamak için bir benzetme yapalım: Enerjinin “kuru fasulye” olduğunu varsayalım. Dış dünyaya kapalı bir mutfaktasınız, orada envai çeşit yiyecek var ama kuru fasulye yok. Eğer kuru fasulye yoksa, o mutfakta birçok yemek yaparsınız ama kuru fasulye yemeği yapamazsınız. Eş deyişle evren oluşamaz.

Bilim dünyasında 'Evren kendi kendini yarattı' diyenler, kütleçekim potansiyel enerjisini 'negatif', madde enerjisini 'pozitif' kabul edip toplamı sıfıra eşitleyerek matematiksel bir hileyle (Sıfır Enerji Hipotezi) 'yokluktan' kaçmaya çalışırlar. Ben bu açıklamayı oldum olası çocuksu ve komik bulurum. Var olan bir şeyler özellikleri dolayısıyla karşılaştıklarında birbirlerini yok ediyormuş; olmayan bir şeyler birbirlerini yok etmez zaten, bu saçma bir dayanaktır. Ayrıca kütleçekimi yasası var olduğu sürece evrenin kendisini içten yaratabileceği iddiası da komiktir. Elinizde kütleçekimi yasası varsa bu gerçektir fakat bu yasa nasıl oluyor? Eğer elde kütle yoksa böyle bir yasa da olmaz. Yasa, nesneler arasındaki ilişkidir; nesne yoksa ilişki de tanımlanamaz.

Amerikalı kozmoloji Profesörü Sean Carroll’un dediği gibi: 'Evren uzaydır ve dışı diye bir şeyin olması gerekmez.' (Zamanın Kozmolojik Tarihi, S.68).

Ne var ki, bu sınır eldeki enerjinin şu gerçekliğini değiştirmiyor.Ne şekilde var olursa olsun,  bu enerji, akıl almaz derecede olabilirlikleri barındıran bir yapısal özelliğine sahip. Nasıl bir şeyse, bu özelliklerden muhteşem bir evren var oluyor! Üstelik Enerjideki bu hassas özelliklerden her hangi biri olmasa bu evren olamıyor. Ünlü fizikçi Sir Roger Penrose, evrenin başlangıcındaki bu hassas ve düzenli durumun rastlantısal olma olasılığını $10^{10^{123}}$'de 1 olarak hesaplamıştır. Kısaca söylediği şey katmerli imkansız

 Ancak yine de ısrar edelim ve nerjinin başka hiçbir şeyin olmadığı teorisinden hareket edelim. Eğer enerjinin yok durumunu devreden çıkarıp, sadece “öylesine var oldu” derseniz, o zaman otomatikman onun yaratılmış olduğu durumu devreye girer. Nasıl ve kim tarafından yaratıldığı önemli değildir. Başlangıcı olan herhangi bir şey, kendi özelliği uygun olmadıkça veya ortam müsait olmadıkça öylece, kendi kendine var olamaz.

KAYNAKÇA (References)

  • Muller, R. A. (2016). Now: The Physics of Time. W. W. Norton & Company. (Zamanın Fiziği, S.140).

  • Feynman, R. P. (1994). Six Easy Pieces: Essentials of Physics Explained by Its Most Brilliant Teacher. Basic Books. (Altı Kolay Parça, S.101-102).

  • Carroll, S. (2010). From Eternity to Here: The Quest for the Ultimate Theory of Time. Dutton. (Zamanın Kozmolojik Tarihi, S.68).

  • Penrose, R. (2004). The Road to Reality: A Complete Guide to the Laws of the Universe. Jonathan Cape. (Bölüm: The Big Bang and its Thermodynamic Origins).

  • Thornton, S. T., & Marion, J. B. (2003). Classical Dynamics of Particles and Systems. Brooks Cole. (S. 80).

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam