Sürüden Kopmak mı, Sürüde Kaybolmak mı?
Dijital İnsanın Yalnız Yürüyüşü
Sosyal medyanın en çok konuşulduğu, en çok tartışıldığı bir zamandayız. Herkesin gündeminde yapay zekâ var; algoritmalar, otomasyon, insan sonrası gelecek… Ama garip bir şekilde, daha canlı, daha kanlı, daha gündelik bir güç sessizce hayatlarımızı dönüştürmeye devam ediyor: sosyal medya. Alışkanlıklarımızı, ilişkilerimizi, dikkat eşiğimizi, hatta yalnızlık biçimlerimizi yeniden tanımlıyor.
Tam da bu atmosferde, 10 Şubat 2026’da Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleşecek “Sosyal Medyanın Geleceği – Geleceğin Sosyal Medyası” başlıklı DİJİ-TAL İNSAN Zirvesi, ister istemez zihnimde başka bir sahneyi çağırdı.

Werner Herzog’un Encounters at the End of the World belgeselindeki o meşhur pengueni. Sürüden ayrılıp, buzların ortasında, hiçbir mantıksal açıklamaya sığmayan bir yürüyüşe çıkan o pengueni.
Herzog bu sahnede “sevimli” hiçbir şey aramaz. Aksine, doğanın anlam üretmeyen tarafına bakmamızı ister. Penguenin yürüyüşü ne kahramanlıktır ne de metafizik bir başkaldırı; sadece “olan”dır. Ama biz, modern insanlar olarak, o yürüyüşe bakarken kendi sorularımızı yükleriz:
Kaçış mı bu? Delilik mi? Özgürlük mü, yoksa yön kaybı mı?
İnternet yorumlarında penguen “nihilist” olur, “isyancı” olur, “varoluşsal kriz yaşayan birey”e dönüşür. Aslında penguen değişmez; değişen biziz. O sahne, modern insanın zihinsel haritasına ayna tutar.
Şimdi bu sahneyi Antarktika’dan alıp kendi coğrafyamıza, Toros Dağları’na taşıyalım.
Hayal edin: Torosların zirvesinde bir çoban, Mehmet. Yanında köpeği Karabaş, önünde yüzlerce koyundan oluşan bir sürü.

Çan sesleri, taşlı yamaçlarda yankılanıyor. Sürü, yüzyıllardır olduğu gibi kolektif bir akılla hareket ediyor; güvenli, tahmin edilebilir, düzenli. Derken bir koyun sürüden ayrılıyor. Adını “Yalnız” koyalım. Ne korku var adımlarında ne tereddüt. Sadece bir yön seçimi.
Mehmet bağırıyor, Karabaş havlıyor. Ama Yalnız yürümeye devam ediyor.
Bu sahne, penguenin yürüyüşü kadar rahatsız edici. Çünkü bize şu soruyu soruyor:
Sürüde kalmak güvenlik midir, yoksa yavaş bir kayboluş mu?
Etoloji bize şunu söyler: Sürü davranışı hayatta kalma stratejisidir. Yalnızlık, risk demektir. Sosyal psikoloji de bunu doğrular; “sürü psikolojisi” belirsizlik karşısında güven üretir. Sosyal medya tam da burada devreye girer. Dijital sürüler yaratır. Beğeniler, trendler, gündemler… Kime benzeyeceğimizi, ne düşüneceğimizi, neye öfkeleneceğimizi fısıldar.
Peki bu kötü mü?
İşte tartışma tam burada başlıyor.
Sosyal medya bir melek olabilir:
– Görünmeyeni görünür kılar.
– Sesini duyuramayanlara alan açar.
– Bilgiyi hızlandırır, dayanışmayı çoğaltır.
Ama aynı anda bir şeytan gibi de çalışır:
– Dikkati parçalar.
– Yalnızlığı çoğaltır.
– Sürüden kopanı değil, sürüye uymayanı cezalandırır.
Penguenin dağlara yürümesiyle, Yalnız’ın zirveye çıkışı arasında ince bir çizgi var.

Bir yanda özgürlük arayışı, diğer yanda disoryantasyon. Sosyal medyada da aynı ikilik geçerli. Kimi zaman bireyleştirir, kimi zaman tek tipleştirir. Kimi zaman cesaret verir, kimi zaman zihinsel yorgunluk üretir. Burnout, karşılaştırma kültürü, sürekli tetikte olma hali… Hepsi bu dijital sürünün yan ürünleri.
Herzog’un yaklaşımı burada öğretici: Ne romantize eder ne de ahlaki bir sonuç dayatır. Doğa “olduğu gibidir.” Sosyal medya da öyle. Ne tamamen iyi ne tamamen kötü. Ama etkisi inkâr edilemez.
Toros hikâyesinde fark şudur: Karabaş, Yalnız’ı bulur ve geri getirir. Hikâye umutla biter. Belki bu da bize şunu söyler:
Tam kopuş değil, bilinçli mesafe mümkündür.
Sürüden çıkmadan da sürüye körleşmemek mümkündür.
Belki bugün ihtiyacımız olan şey, penguen gibi ölüme yürümek değil; koyun gibi geri dönmek de değil. Nerede durduğumuzu fark etmek.
Bu yüzden, tam da bu dönemde, DİJİ-TAL İNSAN Zirvesi önemli. Çünkü sosyal medyayı kutsamak ya da şeytanlaştırmak yerine, onu birlikte düşünmek gerekiyor.
10 Şubat 2026 Salı günü, 09.00–17.30 saatleri arasında, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ev sahipliğinde gerçekleştirilecek etkinlikte; Yusuf Hacısüleyman, Prof. Dr. Uğur Batı, Osman Demircan, Alp Köksal, Devrim Danyal, Prof. Dr. Bilge Uzun, Ömer Çolakoğlu, Dr. Timur Yılmaz, Fulya Sarman, Doç. Dr. Mehmet Şakiroğlu ve Prof. Dr. Korkut Ulucan, sosyal medyanın bugünü ve geleceğine dair değerlendirmeleriyle katılımcılara kapsamlı ve çok boyutlu bir perspektif sunacak.
Belki de o gün, hep birlikte şu soruyu daha net soracağız:
Sosyal medya bizi sürüye mi katıyor, yoksa sürüden mi koparıyor?
Ve daha önemlisi:
Bu yürüyüşte yönümüzü kim belirliyor?
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

