Araştırmaya Göre Kalp Sağlığı İçin Kritik Yürüyüş Süresi
Hareketsizlik çağın en büyük sağlık riskleri arasında gösteriliyor. Günlük yaşamda kolayca uygulanabilen yürüyüş alışkanlığı ise kalp sağlığı açısından sanılandan daha kritik görülüyor. İngiltere’de yürütülen geniş kapsamlı araştırma, yürüyüş süresi ve temposunun sağlık üzerindeki etkisini net verilerle ortaya koyuyor. Uzun süredir doğru kabul edilen bazı alışkanlıklar yeniden tartışmaya açılıyor.Kaynak
Dişlerine Nasıl Davrandığına Göre Seni Sana Anlatıyoruz!
Sabah ağzını yıkamadan konuşulmaz, akşam diş fırçalamadan yatılmaz. Ama bazıları için bunlar sadece iyi niyetli temenniler! Diş fırçasına davranış biçimin, aslında kendine nasıl davrandığının da gizli bir göstergesi! Hazırsan başlayalım, bakalım hem dişlerine hem kendine nasıl davranıyorsun?
Çocuğunun Ağız Sağlığı Konusunda Ne Kadar Bilinçli Bir Ebeveynsin?
İhmal ettiğimiz ama en mühim sayabileceğimiz ağız sağlığını ele alıyoruz! Bir ebeveyn olarak çocuğunun ağız sağlığı ile ilgili bilinç seviyeni ölçeceğiz. Eğer eksiklerinin olduğunu düşünüyorsan ya da bilinçli olduğun halde bu bilinci bizim gözümüzden görmek istiyorsan sorular hemen aşağıda. ⬇️ 🦷
Yıllardır Her Gün Duş Alıyorsanız İleri Yaşlarda Dikkat! Sandığınız Kadar Masum Değil
İleri yaşlara gelindiğinde çoğu kişi gençlik döneminde benimsediği duş düzenini aynen sürdürüyor. Ancak cilt aynı dayanıklılığı göstermiyor. Gerginlik hissi, kaşıntı ve kızarıklık gibi sinyaller zamanla artıyor. Uzmanlar, her gün duş alışkanlığının her koşulda sağlıklı sonuçlar vermediğini vurguluyor. Cilt bariyerinin verdiği tepkiler artık daha belirgin hale geliyor.Kaynak
Bilim İnsanları Açıkladı: Diş Çürüğüne Karşı En Güçlü Savunma Ağızda Saklanıyor
Şekerli gıdalar diş sağlığının en büyük düşmanı olarak görülüyor. Asıl zararı ise şekeri kullanan bakteriler veriyor. Ağız içinde oluşan asit, zamanla mineyi zayıflatıyor. Diş plağı adı verilen bakteri tabakası süreci hızlandırıyor. Son araştırmalar ise ağızda zaten var olan doğal amino asidin dengeyi tersine çevirebildiğini gösteriyor.Kaynak
Mükemmel Bir Ağız Sağlığı İçin Hayatınıza Katmanız Gereken 11 Alışkanlık
Harika bir gülüş, ferah bir nefes... Kim istemez ki? Hepimiz ağız sağlığının önemli olduğunu biliyoruz, ama dürüst olalım; bazen bu konu, o korkutucu dişçi koltuğuyla ya da yapılması gereken bitmek bilmeyen 'görevler' listesiyle eş anlamlı hale geliyor. Sanki 'mükemmel' bir ağız sağlığına sahip olmak, ya doğuştan şanslı olmayı ya da inanılmaz bir efor sarf etmeyi gerektiriyormuş gibi hissediyoruz. Peki ya sana, bunun sandığın kadar karmaşık olmadığını söylesek? Belki de tek ihtiyacın olan şey, devrimsel ürünler veya pahalı tedaviler değil, sadece hayatına ekleyeceğin birkaç basit, ufacık ama etkisi büyük alışkanlıktır.Hadi gel, gülüşüne yatırım yapmanın 10 kolay ama etkili yoluna birlikte bakalım!
Senin Gülümsemen Ne Kadar Güçlü?
Herkesin kendine özgü bir gülümsemesi var. Bazılarımız gülümsememizle ortamın havasını değiştirirken bazılarımızın daha buruk bir gülümsemesi var. Senin gülümsemen bunlardan hangisi, merak ediyor musun?
Her Ailede Bir Tane Var: Yemeğe Başlamadan Önce Herkesi Bekleyen İnsanların Ortak Özellikleri Açıklandı
Sofrada herkesin tabağı dolmadan yemeğe başlamamak, ilk bakışta basit bir görgü kuralı gibi görünebilir. Oysa psikoloji, bu küçük bekleyişin ardında çocukluktan taşınan derin değerler ve karakter özellikleri olduğunu söyler. Bayram sofralarında ya da kalabalık bir arkadaş grubunda, yemeği önünde durduğu halde sakince etrafına bakıp herkesin hazır olduğundan emin olan kişi, aslında geçmişinden gelen sessiz bir saygıyı ve inceliği sergiliyordur.İşte bu davranışın arkasında yatan ve kişinin yetiştirilme tarzına ışık tutan en temel 4 karakteristik özellik 👇Kaynak
Kahve ve Çay Tutkunları İyi Dinlesin: Dişlerinizdeki Sararmayı Durduracak 10 Pratik Hamle
Güneş doğmadan kahve makinesinin düğmesine basanlar, 'Çay harareti alır' diyerek günde 20 bardak içenler, ofiste bardağı elinden düşmeyenler... Sizi çok iyi anlıyoruz. Ancak o çok sevdiğimiz koyu renkli içeceklerin içerisindeki tanenler ve kromojenler, diş minenizin gözeneklerine yerleşmek için pusuda bekliyor. Kahve ve çay tutkunları için hazırladığımız pratik ipuçları sayesinde dişlerin bembeyaz kalabilir. İşte sana harika öneriler!
Bilim Dünyasının Kara Lekesi: Küçük Bebek Hayatı Boyunca Deneyin Etkisinden Çıkamadı
Psikoloji tarihinin en tartışmalı ve etik açıdan en çok eleştirilen çalışmalarından biri olan Küçük Albert Deneyi, 1920 yılında John Hopkins Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Davranışçılık ekolünün öncüsü John B. Watson ve asistanı Rosalie Rayner tarafından yürütülen bu çalışma, korkunun doğuştan gelen bir dürtü mü yoksa öğrenilen bir tepki mi olduğunu kanıtlamayı hedefliyordu.Detaylar 👇Kaynak
Psikolojiye Göre Hızlı Uykuya Dalabilen İnsanların Bir Ortak Özelliği Var!
Modern yaşamın getirdiği uykusuzluk sorunuyla mücadele eden uzmanlar, çözümün günlük hayatınızda yarım kalan işlerde gizli olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, gün içinde yapılmayan ve ertelenen her küçük görevin sinir sistemini tetikte tutarak uyku kalitesini doğrudan sabote ettiğine dikkat çekiyor.Detaylar 👇Kaynak
İntihar: Ruhsal Acının Sessiz Çığlığı ve Dokuz Psikodinamik Yüzü
İntihar, bir ölüm isteğinden çok daha fazlasıdır; dayanılmaz bir psişik acının dile gelmeyen ama eyleme vurulan çığlığıdır. Bu acıyı taşıyan bireyin gerçeklikle kurduğu bağ gevşer, algılar bulanıklaşır, iç dünya ile dış dünya arasındaki sınırlar silikleşir. Kişi, kendisine, hayata ve çoğu zaman en çok da sevdiklerine karşı yoğun bir öfke biriktirir. Bu öfke dışa yöneltilemediğinde, bir bıçak gibi içe döner ve beden, ruhun savaş alanına dönüşür. İntihar sürecinde birey, cesaret ile korku arasında asılı kalır. Bir yanı hayatta kalmak isterken, diğer yanı bu acının artık sona ermesini talep eder. Tam da bu ikilik içinde, intihar bazen yanlış bir biçimde bir “cesaret eylemi”, bir “nihai kontrol gösterisi” olarak anlamlandırılabilir. Oysa klinik gerçeklik şunu gösterir: İntihar, çoğu zaman gücün değil; ruhsal çözülmenin, çaresizliğin ve yalnızlığın sonucudur. Bu bağlamda intiharı tek bir neden ya da tek bir psikiyatrik tanıyla açıklamak mümkün değildir. İntihar, çok katmanlı bir ruhsal fenomendir. Klinik gözlem ve psikodinamik değerlendirmeler ışığında, intihar eğilimini dokuz temel başlık altında ele almak mümkündür.