onedio
Kuş Cenneti'ne Sanayi Tehdidi
Manyas Kuş Cenneti sanayi tesislerinin tehdidi altında. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, itirazları dikkate alıp tesislerin yapılacağı alanı küçülttü ama endişe giderilebilmiş değil. Plana itiraz edenler bölgede turizm ve tarıma ağırlık verilmesini istiyor. Balıkesir sınırları içerisinde bulunan Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı, 256 türden yaklaşık üç milyon göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor. Kuşların, yaz ve kış aylarındaki kıtalararası göç yolları üzerinde bulunuyor. Park, Avrupa Konseyi tarafından, çok iyi korunan ve kıta ölçeğinde değer taşıyan doğal alanlara verilen A sınıfı diplomaya sahip.
Kalbimize Dost Olan 12 Gıda Ürünü
1-SomonSomonda yüksek oranda omega 3 bulunur. Omega 3 düzensiz kalp atışına (aritmi) ve damar sertliğine yakalanma riskini azaltır. Uzmanlar haftada 3 kez yağlı balık tüketmenizi öneriyor. Somonkalp dostu gıdalar arasında en çok tüketmemiz gerekeni.2-PatatesPatates (kızartarak pişirme hariç) kalbiniz için faydalıdır. Bol miktarda potasyum bulunur, tansiyonu düzenler, lif açısından zengindir ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.3-DomatesPotasyum kalp dostudur ve domateste bol miktarda bulunur. Ayrıca bir antioksidan çeşidi olan likopen maddesinin bulunmasıda domatesi kansere karşı etkili bir silah haline getirir.4-YulafYulaf kolesterolü düşürür, sağlıklı bir besindir. Tükettiğimiz yulafın içine şeker katılmamış olmasına dikkat edin.5-SoyaSoya ürünleri ve soya sütü etkili bir protein kaynağıdır. Soya ürünleri yüksek oranda çoklu doymamış yağ, lif, vitamin ve mineral içerirler. Soyanın tansiyonu düzenleyici etkisi vardır ve kötü kolesterolü düşürür. 6-BaklagillerFasulye, barbunya, nohut, mercimek ve bezelye mükemmel protein kaynaklarıdır  ve sağlıksız yağlar içermezler. Yapılan bir araştırmaya göre haftada en az 4 defa baklagil tüketen insanların kalp hastalıklarına yakalanma oranları %22 daha az olduğu ortaya çıkmıştır. Baklagiller, kan şekeri kontrolüne yardımcı olurlar ve bu nedenle diyabet hastası olan kişiler için ekstra faydalıdırlar.7-Yeşil çayMetabolizmayı hızlandıran ve son zamanlarda popülerleşen yeşil çay kalp için de faydalıdır. Bir araştırmaya göre günde 4 fincan ya da daha fazla yeşil çay içen kişilerin kalp hastalıklarına yakalanma riski daha düşüktür.8-NarYüksek oranda antioksidan içeren nar, kalp dostu bir meyvedir. Kalp hastaları üzerinde yapılan bir araştırmada, her gün bir bardak nar suyu içen hastaların 3 ay sonunda, içmeyenlere göre daha çok iyileştikleri gözlemlenmiştir.9-Turunçgillerİçeriğinde yüksek oranda flavanoid içeren portakal,mandalina,limon ve greyfurt tüketen kadınlarda kan pıhtısının neden olduğu iskemik inme %19 daha az görülmüştür. Ayrıca içeriklerindeki C vitamininin de kalp dostu olduğu bilinmektedir.10-Kabuklu yemişlerBadem, ceviz, antep fıstığı gibi kabuklu yemişlerin hepsi kalp dostu lifler içerirler. Ayrıca E vitamini bakımından zengindirler ve bu da kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olur.11-Sızma zeytinyağıGünde 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı tüketmenin, kalp krizi riskini %30 oranında azalttığı bilinmektedir. Zeytinyağı, kolesterol ve kan şekeri seviyelerinin düşmesine yardımcı olur.12-Bitter çikolataEn lezzetlisini en sona bıraktık. Pek çok araştırma, içeriğinde yüzde 60-70 oranda kakao bulunan bitter çikolatanın kalbe faydalı olduğunu göstermektedir. 2012 yılında yapılan bir araştırma, her gün düzenli miktarda alınan çikolatanın, felç ve ölümcül olmayan kalp krizi risklerini azalttığını ispatlamıştır.
Kanserden Korunmanın 12 Yolu
Kanser, kaçınılmaz bir kader olmak zorunda değil. Bilim insanları kesin olarak hastalığın tetikleyicilerini biliyor. Herkes en büyük tehlike olarak görülen kansere karşı bir şeyler yapabilir.
İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Kulübü 3. Psikoloji Günleri 'Travma'
İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Kulübü'nün bu yılüçüncüsünü düzenlediği ''Psikoloji Günleri'', 20-21 Şubat 2015 tarihlerindeüniversitemizin Sütlüce Kampüsü'nde gerçekleşti. 3.Psikoloji Günleri'nealanında uzman 12 konuşmacı ve 500'e yakın misafir katıldı. Teması ''travma''olan bu Psikoloji Günleri'nde uzman konuşmacılarla ülkemizde yaşanan songelişmeleri tartışma fırsatı elde edildi. Türk Psikologlar Derneği'nin Soma'daçalışan ekibinden isimlerle Soma faciasının konuşulduğu panel, en ilgiyledinlenen ve belki de doğru bilinen yanlış şeylerin öğrenilerek en çok şaşırılanoturumlardan biri oldu. Yine geçtiğimiz günlerde haberini aldığımız ve bizleribüyük bir kedere boğan Özgecan Aslan da iki gün boyunca konuşulan konulararasındaydı. Bu 3. Psikoloji Günleri de, Özgecan Aslan'a ve katledilmiş bütünkadınlara,artık kadına şiddetin ve seksist söylemin hakim olmadığı bir dünyadayaşamak temennisiyle ithaf edildi.Bu yazıyı, İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Kulübü Yönetim KuruluÜyeleri, her bir oturumdan akıllarında kalanları kendi yorumlarını da kataraksizlerle paylaşmak için hazırladılar.
10 Madde ile Star Trek'in Efsane Karakteri Mr. Spock'ı Canlandıran Leonard Nimoy
Zamanının çok ötesinde sahnelerle bir neslin 'uzay' anlayışını değiştiren, birçok kişiye dünyanın evrende varolan tek şey olmadığını öğreten efsane dizi Star Trek'in en unutulmaz karakteri Mr. Spock dün sabah saatlerinde hayata gözlerini yumdu.Bizler onu aralıksız olarak oynadığı uzay aracı düğmeleri, dizide uzay hakkında yaptığı ilginç yorumlar ve orta parmağı ile yüzük parmağını ayırarak verdiği selam ile asla unutmayacağız!
Manyas Kuş Cenneti 'Ekolojik Krize Sürükleniyor'
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Manyas Kuş Cenneti’ne 8 kilometre mesafedeki arazilere çok sayıda sanayi tesisi kurulmasına vize verdi. Çevre Mühendisleri Odası'ndan Bozoğlu, “Ekolojik krize sürükleniyoruz” dediÇanakkale’nin kuzey kıyı bandında, Akdeniz foklarının yaşam alanında yüzlerce ithal kömürle çalışan termik santral yapımına izin verdiği için çevre örgütlerini ayağa kaldıran Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100 bin Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın, Manyas Kuş Cenneti’ni de tehdit ettiği ortaya çıktı. Evin Demirtaş'ın Milliyet'te yer alan haberine göre, tartışmalı Çevre Düzeni Planı, Manyas Kuş Cenneti’ne kuş uçuşu 8 kilometre mesafedeki 1. derece tarım arazilerine çok sayıda sanayi tesisi kurulmasına izin verdi.‘Mahkemeye taşıyacağız’Milliyet’e konuşan Çevre Mühendisleri Odası Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Başkanı Baran Bozoğlu, planı mahkemeye taşıyacaklarını belirterek, şunları kaydetti:“Manyas Kuş Cenneti’nin nesli tükenmekte olan kuşları, büyük risk altında. Kuş göç yolu üzerinde bulunan bu bölge, sanayiye açılamaz. Kurulacak sanayi tesislerinin atık suları arıtılsa bile Marmara Denizi, kirlenecek. Ekolojik krize sürükleniyoruz. Nerede ender bulunan bir kuş popülasyonu var oralara projeler yapılıyor. Artık kuşlarla problemli olduklarını düşüneceğim. Buraya nasıl bir sanayinin yapılacağı alt ölçekli planda belli olacak. Demir-çelik fabrikası, kimyevi tesis, termik santral, doğalgaz çevrim santrali, hatta gizliden nükleer tesis de planlanıyor olabilir.‘Göç başlayacak, nüfus artacak’İster istemez denizin kenarına liman yapacaklar. Oysa Marmara Denizi zaten çok hassas. Bazı yerlerinde 30-50 metrenin altında hayat yok. Balıkların yaşam alanında ciddi değişiklik olacak. Bölge, sanayiye açılınca göç başlayacak ve nüfus artacak. Yeşil alanlar, yapılaşmaya açılacak. Bölgeye ilişkin TÜBİTAK Havza Eylem Planı ve Marmara Denizi Mastır Planı birbiriyle uyumlu değil. Bölgede olabilecek etkiyi baştan analiz etmek için mutlaka Stratejik Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED) hazırlanmalı. Stratejik ÇED, Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik taahhütlerimiz arasında, ama Bakanlık, 10 yıldır yönetmelik taslağı olarak bekletiyor. Bölge sanayiye açıldıktan sonra Stratejik ÇED’i hazırlasanız bile iş işten geçer. Bu plan ile Kocaeli Dilovası’ndan daha büyük bir sanayi bölgesi kurmak istiyorlar. Bu, bölgede kanser patlaması anlamına gelir.”Antik kent de tehdit altındaUluslararası Ramsar Sözleşmesi’ne göre koruma altına alınan Manyas Kuş Cenneti, 260 türden 3 milyon göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor. Manyas Kuş Cenneti, yazın göç yolunda mola veren ve kuluçkaya yatan gri balıkçıl, kaşıkçı, yaban ördeği, arı kuşu, kukumav, karabatak, atmaca, şahin, çeltikçi, saka ve peçeli baykuşları, kışın ise Kuzey Avrupa ülkelerinden Afrika’ya göç eden binlerce pelikan ve flamingoyu ağırlıyor. Çevre Düzeni Planı, kuleden çıplak gözle ve kapalı devre televizyon sistemi ile ilgiyle izlenen kuşların görsel şöleni ile antik kentleri, temiz denizi ve kumsalı ile önemli bir turizm merkezi olan Erdek’i tehdit ediyor.
Reklam
Her Üç Tiryakiden İkisinin Katili Sigara
Avustralya'da yapılan bir araştırma her üç sigara ve tütün ürünleri tiryakisinin ikisinin bu nedenle öldüğünü ortaya koydu.Daha önce her iki tiryakiden birinin sigara nedeniyle öldüğü düşünülüyordu.Araştırmada sigara içen ve içmeyen 45 yaşın üzerindeki 200 bin kişi altı yıl boyunca izlendi.Günde 10 sigaradan fazla içmenin riski iki katına çıkarttığı tespit edilirken, günde bir paket sigara içenlerin bu nedenle ölme risklerinin dört ila beş kat yükseldiği görüldü.Bazı sigara tiryakileri uzun bir yaşam sürebiliyor, ancak sigara alışkanlığı bu olasılığı ciddi oranda azaltıyor.İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı uzun süre sigara içenlerin yarısının kanser ya da sigara bağlantılı hastalıklar nedeniyle öldüğünü söylüyor.Ancak son araştırmalar bu oranın daha da yüksek olduğunu gösteriyor.Avustralya'daki araştırma ekibinin Başkanı Prof. Emily Banks 'Avustralya'daki düşük sigara içme oranlarına karşın, sigara tiryakilerinin hiç içmeyenlere kıyasla üç kat yüksek erken ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu tespit ettik. Ayrıca sigara tiryakilerinin içmeyenlere kıyasla 10 yıl daha az yaşadığını gördük' dedi.Sigarayı bırakmak riskleri azaltabiliyor.Sigaranın bırakılmasının on yıl ardından akciğer kanserine yakalanma riski tiryakilere kıyasla yarı yarıya azalıyor. Kalp krizi geçirme riski de hiç içmeyenlerle aynı seviyeye geriliyor.BBC Türkçe
Uykusuzluğa Ne Kadar Dayanabiliriz?
Ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bakarsak ilginç şeylerle karşılaşırız.78 yaşına geldiğimizde kaba bir hesapla dokuz yılımızı televizyon seyrederek, dört yılımızı araba sürerek, 92 günümüzü tuvalette, 48 günümüzü ise seks ile geçirmiş oluruz.Fakat ömür boyu yaptığımız etkinliklerin en uzunu hiç şüphesiz uykudur. 78 yaşına bastığımızda, uykuda geçirdiğimiz zaman 25 yılı bulmuş olacaktır. Peki, bu süreyi biraz daha azaltmak mümkün müdür? En fazla ne kadar süreyle uyanık kalınabilir? Uykusuz kalmanın sonuçları nelerdir?Kendimizi uykusuzlukla sınamaya kalktığımızda bunun ne kadar zor olduğunu görürüz. Uzmanlar uyuma dürtüsünün yemenin bile önüne geçtiğini, uyumamak için ne kadar çabalasak da beynimizin kendiliğinden uykuya dalacağını söylüyor.
Reklam
Cem Yılmaz'dan LÖSEV'e Destek
Komedyen Cem Yılmaz, Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) Onkoloji Kenti ve Hastanesi'nin tanıtımına katılarak, hastanenin bitirilmesi için destek istedi.Cem Yılmaz, tanıtım toplantısında yaptığı konuşmaya, hastanenin yapımı sürecinde mücadele veren, başarıyı arzulayan, vazgeçmeyen anne ve babalara teşekkür ederek başladı.'Böyle hadiselerde insanın aklına ilk gelen şeyin, işin duygusal tarafından yola çıkıp, bencil bir şekilde benim de başıma gelebilir duygusunu yakalamaya çalışması' diyen Yılmaz, 'Halbuki iyi insanlar için şöyle bir şey var, ha benim başıma gelmiş ha senin başına gelmiş, neticede bu insana ait bir macera. İnsanlarımızı böyle bir hadiseye desteğe çağırırken bile açıkçası ben çok üzülüyorum' ifadelerini kullandı.Yılmaz, 'daha önce hastalıkla mücadele eden insanlarla tanıştığını, bu maceraya yakından tanık olanların sesi olabilmek, paylaşmak ve insanlara bu macerayı duyurmak için hadiseye dahil olduklarını' dile getirerek, hastalık sürecinde moralin, insanın içinde bulunduğu ortamın önemli olduğunu, tedavi yapılan mekanların fiziki şartlarının da iyi olması gerektiğini vurguladı.Yardım kampanyası kapsamında, bir yılda yapılan yardımlarla ciddi yol katedildiğini anlatan Yılmaz, biraz daha kurumsal katkılar beklediklerini söyledi.Ayrıca Twitter'da, 'İyi ki ben Sağlık Bakanı değilim, yoksa buraya madalya dağıtmaktan bayağı masrafa girecektik' diye espri yapan Yılmaz, şakalarıyla Lösemili çocukları güldürdü.Cem Yılmaz, 'Biz, bizden sonraki kuşak için bir fikir paylaşmak istiyoruz, mesele bence bu. O sırada da ne kadar çok insanın yüzü gülebilirse. Gülmek gitgide zorlaşıyor, gülmekten mutlu olmaktan da daha kıymetli bir şey yok' diye konuştu.Yılmaz, güzel bir hastane yapılmaya çalışıldığına işaret ederek, yardımseverlerden destek beklediklerini dile getirdi.Halkımıza ve hayırseverlerimize güveniyoruzLÖSEV Yönetim Kurulu Başkanı Üstün Ezer de inşaatı bitmek üzere olan hastanenin, Avrupanın ilk, ülkenin en donanımlı onkoloji kenti ve hastanesi olduğunu söyledi.Türkiye'nin böyle bir hastaneye ihtiyacı olduğuna dikkati çeken Ezer, 85 bin metrekareye kurulan kentin içinde sağlık tesislerinin yanı sıra 900 öğrencinin okuyacağı okul, hasta yakınlarının kalacağı otelin de bulunacağını belirtti.Kanser hastası çocuklar ile yetişkinlerin hastaneden hizmet alacağını, beyin cerrahisi, kadın doğum, nöroloji bölümlerinin de hastanede olacağını dile getiren Ezer, tek kişilik hasta odalarının, 84 polikliniğin, kanser hastaları için ayaktan tedavinin de bulunacağını kaydetti.Ezer, 'Halkımıza ve hayırseverlerimize güveniyoruz. Bizi ayakta tutacaklar ve herşey parasız olacak, bizim burada kar amacımız asla olmayacak' diye konuştu.Sağlık Bakanlığının hastanenin yapımına izin vermediği iddiasına ilişkin ise Ezer, şunları söyledi:'Ben tahmin ediyorum ki bu bürokrat arkadaşlara da 'Bu hastanenin ruhsatını verin' diyecek Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Mevzuata uymayan hiçbir şeyimiz yok. Çankaya'da yer alan LÖSANTE mevzuata uygun olarak taşınacaktır. Taşınma müracaatını daha yapamadık. Çünkü hastanenin inşaat tarafı henüz bitmedi. İnşaat ruhsatımızla Sağlık Bakanlığına başvuracağız. Tahmin ediyorum ki o gün yasal hakkımız olarak bu izin verilecektir. Biz hayat kurtarma tarafındayız. Bu hastanenin açılacağına inanıyoruz.'AA
Bugün Steve Jobs’un Doğum Günü
Bugün 24 Şubat 2015. Apple’ın kurucu ve vizyoner yöneticisi Steve Jobs’un 60. doğum günü. Uzun süre kanser ile mücadele edip 2011 yılında aramızdan ayrılan dijital devrimin babası Jobs, kişisel bilgisayar, müzik ve iletişim gibi pek çok sektörü yeniden yapılandırdı. Sadeliği, serseriliği, değiştirmeyi sevmediği kıyafetleri, takıntıları ve tüm teknoloji dünyasına bıraktığı devasa mirası ile anılacak.
TTB'den Akkuyu ÇED Raporu'na Karşı Rapor ve 5 Soru
Aralık 2014’te sunulduktan hemen sonra Rusya Başbakanı Putin’in gelişine denk getirilerek apar topar imzalanan inşaat onayı bile verilen Akkuyu Nükleer Santrali  için Çevre Etki Değerlendirme Raporu (ÇED)’na  karşı gün geçmiyor ki itirazlar bitsin. Hatırlarsanız Geçen hafta Avrupa Parlamentosu Yeşiller/Özgür İttifak Grubu Eş Başkanı ve Milletvekili anti-nükleer aktivist Rebeca Harms’ın Enerji Bakanı Taner Yıldız’a ÇED onayındaki imza sahteciliğine ve inşaat izninin hemen verilmesine dair sorularını yönelttiği mektup paylaşılmıştı.12 Şubat 2015 tarihinde de Türk Tabipleri Birliği(TTB) Halk Sağlığı Kolu, Çevre Bakanlığı ve tarafından hemen onaylanmış olan fakat itirazlara yol açmış bulunan Akkuyu ÇED’ine karşı ağırlıklı olarak halk sağlığı alanında çalışan ve halk sağlığı uzmanı unvanına ya da halk sağlığı doktorası derecelerine sahip uzman doktor ve akademisyenlerin katkılarıyla  hazırlanan bir karşı rapor sundu.3000 sayfalık ÇED’in değerlendirmesi de elbette biraz uzun olur lakin, bu rapor ÇED’in içindeki yanlışlıklardan başka  hiç göz önüne alınmayan noktalara ışık tuttuyor. Yeşil Gazete, TTB’nin onaylanan ÇED’i eleştiren raporunun Sonuç ve Öneriler kısmında yer alan 33 maddesinden sadece öne çıkan noktaları kısa ve öz olarak aktardı.Deniz ekositemi – insan sağlığı ilişkisi yok mu?Onaylanan ÇED Raporu’nda kaza olmasa dahi hem inşaat hem de işletme aşamasında deniz ekosisteminin de etkileneceği, işletme aşamasında ısıtılan suyun denize deşarjının plankton topluluklarının yapısında ve üreme kapasitesindeki değişikliklerin balıkların besin potansiyelini ortadan kaldıracağı, balık faunasını etkileyeceği belirtilmektedir. Denizde yaşayan canlıların etkilenmesi  insanların da etkilenmesini getirmektedir. Balık yetiştiriciliği ve deniz balıkçılığı Mersin’in önemli gelir kaynaklarından biridir. Ancak bu etkiler sistematik olarak ortaya konmamış, neredeyse geçiştirilmiştir.Radyonüklid salımı olacak, peki önlem?ÇED Raporu’nda da  “nükleer santralin normal işletimi sırasında tıpkı diğer tesislerde olduğu gibi bir radyonüklid salımı gerçekleşeceği belirtilmiştir. Ancak ÇED’de “Bu durum nükleer endüstride meşru sayılan bir uygulamadır” şeklinde bir ifade bulunmaktadır. Bu durum,  toplum sağlığı açısından riskli olan bir durumun meşru sayılması kabul edilemez bir durumdur.Zira  Almanya’da nükleer santrallerin bacalarından 5 km çapındaki mesafeye kadar radyonüklid salımı yapmasına bağlı olarak özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda kanser oranında %60, lösemide %117 artış olduğu ve saptanan lösemi sıklığının tüm olduğunu gösteren çalışma bulunmaktadır.Deniz suyundan başka yeraltı suları da etkilenmeyecek mi?ÇED’de , gerek endüstriyel amaçlı gerekse de içme ve kullanma amaçlı suyun denizden temin edileceği belirtilmiştir ancak deniz suyuna yakın olan ve köylerin de kullandığı yer altı su kaynakları da potansiyel kaynaklar arasında sayılmıştır. ÇED içerisinde denizden elde edilecek içme ve kullanma suyunun ilgili yönetmelikteki değerlere uygun olacağına dair bir taahhüt verilmemiştir. Ayrıca tesisin yapım ve işletim sürecinde bölgedeki kuyularla yeraltı içme ve kullanma suyu ve sulama suyu elde eden yerleşim yerlerinin sularına etkisi irdelenmemektedir.
Reklam
Annelere Dövmenin Çok Yakıştığını Gösteren 34 Fotoğraf
etiket
Annelik, büyük ihtimalle anne olunca anlayacağımız bir şey olmanın çok ötesinde. Anne olmayan birisi bile, bir anneye her şeyin en güzelinin yakışacağını görebilir. Dövmelerin bile ☺ Anneliğin getirdiği o kutsal hissi, dövmelerin verdiği o asi hisle karıştırınca ortaya bu taptatlı anneler çıkmış.
Barcelona'dan Vilanova'ya Vefa
Barcelona Kulübü, Joan Camper Spor Tesisleri'ndeki bir sahaya, geçen yıl vefat eden teknik direktörleri Tito Vilanova'nın adını verdi.Kanser hastalığına yakalanarak, 25 Nisan 2014'te, 45 yaşındayken hayatını kaybeden Barcelona'nın eski teknik direktörü Tito Vilanova, kulübü tarafından unutulmadı.Vilanova'nın adının antrenman tesislerindeki bir sahaya verilmesi nedeniyle düzenlenen törene katılan Barcelona Kulübü Başkanı Josep Maria Bartomeu, 'Her nesilden gençler bu çimlere bastıklarında Tito'nun kim olduğunu bilmeli. Büyük bir teknik direktör ve büyük bir Barcelonalı. Onun ve diğer Barcelonalıların sayesinde futbol anlamında bir çıta atladık' dedi.Törene katılan Vilanova'nın eşi Montse Chaure de 'Tito burada kendini evinde gibi hissediyordu. Bu saha onu hatırlamanın en iyi şekli. Topun sesini dinlemeye devam edecek' dedi.Futbolcu olarak kariyerine 1988 yılında Barcelona alt yapısında başlayan ve futbolu bıraktıktan sonra Katalan kulübünün teknik kadrosuna dahil olan Tito Vilanova, 2012-2013 sezonunda Barcelona'nın teknik direktörlüğünü yapmıştı.Fotomaç
Reklam
35 Maddede Menopozda Beslenme
Menopoz, kadın için doğurganlık yetisinin sona erdiği, tamamlandığı bir dönemdir. Menopoz, bir hastalık değildir. Biyolojik olarak doğal bir süreçtir.Fakat östrojen hormonunun menopoz döneminde daha az üretilmesi dolayısıyla meydana gelebilecek kilo alımı osteoporoz (kemik erimesi), kalp-damar hastalıkları gibi sağlık problemleri için önlemler alınmalıdır. Menopoz yaşı genellikle 4-55 arası normal kabul edilebilir. Aşırı kilolu kadınlarda menopoz dönemine daha erken girilebilir. Bunun dışında, aşırı alkol ve aşırı kahve de menopozu tetikleyebilir.Menopozun BelirtileriDüzensiz adetSıcak basması ve gece terlemesiUykusuzlukYorgunlukBaş ağrısıVajinada kurumaDeride kurumaSık sık idrara çıkma ve idrar tutamama problemleriSık vajinal ya da üriner enfeksiyonlarÖstrojenin artık yetersiz üretilmesi sebebiyle epidermal tabakada incelme meydana gelir, kollojen içeriğinde azalma oluşur. Bunun neticesinde de deride gevşeme, incelme, damarların belirgin duruma gelmesi, yaraların daha zor iyileşmesi ve morluklar görülebilmektedir.Menopozda yaygın olarak görülen 6 psikolojik belirtiAnksiyeteDepresyonAğlama,SinirlilikOdaklanmada zorlukMenopoz dönemi ardından yaşanan sağlık sorunlarından en yaygınları kalp-damar ve osteoporizdir.- Bu iki sorunun da meydana gelmesi artık daha az üretilen östrojen düzeyi ile bağlantılı olsa da, beslenme düzeni ve yaşam alışkanlıklarıyla da ilişkilidir.- Menopoz döneminde daha az fiziksel aktivite ve gene östrojen yetersizliği sebebiyle besin tüketme arzusunun artması, kilo almaya neden olan faktörlerdendir.- Vücut yağ dağılımında değişme, özellikle karın etrafındaki yağlanma kalp-damar hastalıkları, yüksek kolesterol ve insülin direnci ile yakından alakalıdır.- Menopoz dönemindeki şişmanlığın tip 2 diyabeti için de risk etkeni olduğu konusunda çalışmalar yapılmıştır.35 MADDEDE MENOPOZDA BESLENME1) Menopoz dönemi ardından sağlığın korunmasında ve kaliteli bir hayat tarzının devam ettirilebilmesi adına, beslenme düzeninin oldukça önem teşkil ettiği, unutulmamalıdır.2) Yapılan çalışmalar, menopoz dönemi ardından kadınlarda beslenme ihtiyaçlarının, genç kadınlardan daha farklı olduğunu ortaya koymaktadır.3) Şişmanlık, kalp-damar hastalıkları ve kemik erimesi gibi menopoz döneminde oluşması daha risk olan hastalıkların önlenmesi, korunması için bir beslenme düzeni oluşturulmalıdır.4) Menopoz döneminde beslenme düzeni, bu prosedür ile uygulanmalıdır. Kişiye özgü beslenme programları planlanırken; yüksek tansiyon, dislipidemi ve şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olan menopoz dönemindeki kadınlar için de diyetisyen özel diyet programları hazırlamalıdır.5) Menopoz döneminde, yeterli ve sağlıklı beslenmek kesinlikle ihmal edilmemelidir.6) Vücut ağırlığı ideal kilosuna gelmeli ya da korumalıdır. Bu durum, kemik ve kalp sağlığının korunması, diyabet, kanser riskinin azaltılması ve menopozda görülen belirtilerin en aza indirilmesini sağlar.7) Beslenme yanında egzersizler de ihmal edilmemeli.*Menopoz döneminde beslenme konusuyla ilgili yapılan çalışmalar: menopoz dönemindeki kadınlarda bazı özel besinlere ihtiyaç duyduklarını ortaya koyarken: sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve kalsiyumdan zengin; enerji, kafein ve yağdan çokca fakir bir beslenmenin esas beslenme düzeni olduğunu belirtmişlerdir.*Beslenme düzeninde mineral ve vitamin içeriği kesinlikle eksik olmamalıdır. Her öğün için; süt grubu, et grubu, yumurta-kuru baklagiller, taze meyve-sebzeler kişinin ihtiyacına göre yeterli oranlarda tüketilmelidir. Bu sayede besin öğesi olan ve olmayan bütün öğelerin vücuda temin edilmesi gerçekleştirilmiş olur.*Besin öğesi olmayan fitokimyasalların: karotenoidler, flavonoidler, isoflavonoidler, polifenoller, çeşitli kronik hastalıklar için koruyucu etkiye sahiptir. Özellikle soya, burada oldukça önemlidir. Soyada östrojen bulunur ve kemik erimesine karşı koruyu etkisi vardır.*Menopoz dönemi ardından kadınlarda aşırı yağ ve tuz tüketimi de azaltılmalıdır.*İdeal vücut ağırlığının korunması yalnızca kadının görüntüsü için değil, sağlığının korunması için de önemlidir.*Menopoz, genellikle kilo alınabilen bir dönemdir. Hormonların değişimi sebebiyle bazal metabolik hız azalır. Kadınlar menopoz döneminde daha az hareket etmeye başlar ve enerji kullanımı azaldığı için kilo alımı başlar. Kilo almak ve şişmanlık zaten risk grubunda olan menopoz dönemindeki kadını çeşitli hastalıkalra daha yatkın hale getirir.8) Kemik mineral yoğunluğunu korumak adına, kilonun ne kadar süreye yayılarak verildiği, nasıl verildiği, fiziksel aktivitenin yapılıp yapılmadığı önemlidir.
Reklam
Alkali Su Nasıl Yapılır?
Alkali diyeti son dönemlerde en çok konuşulan kilo verme etkili doğal bir ürün olarak, adından söz ettirmeye devam ettirmektedir.Alkali Diyeti Nedir?Vücutta biriken fazla asit ve toksinlerin düzenli olarak dışarı atılmasını amaçlayan Alkali, özellikle su ve alkali diyeti ile buna olanak sağlamaktadır. Vücut bu görevi zaten yerine getirmektedir. Ancak, düzensiz beslenme sebebi ile bu görev tam anlamı ile tamamlanamaz. İşte bu noktada Alkali devreye girerek, vücutta ki Ph seviyesini dengeleyerek bu işlemi kolaylaştırmaya yardımcı olmaktadır.Alkali Diyeti, öncelikle asitli yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini belirterek, geç saatlerde ve gece yarısı yemek yeme alışkanlığının kesilmesi gerektiğini vurgular.Beslenme ve Diyetisyen uzmanların yaptığı araştırmalar asitli gıdaların azaltıldığı bir beslenme biçiminin faydalı olabileceğini belirtiyor. Asit düzeyi yüksek besinler tüketmeyen kişilerde böbrek taşı riskinin azaldığı, kemiklerin ve kasların güçlendiği, kalp sağlığının desteklendiği, kolon kanseri ve tip 2 diyabet riskinin azaldığı gözlemlenmiştir.Alkali Diyet Listesi Beslenme ve Diyetisyen Uzmanı Tanınmış Dr. Ender Saraç tarafından tavsiye edilen Alkali Diyeti Besin Listesini şu şekilde listeliyor.Salatalık, Zencefil, Ispanak, Hindibağ, Kırmızı ve Kara Turp, Soya Filizi, Çörek Otu, Isırgan Otu, Karbonat, Nane, Hurma, Zeytinyağı, Brokoli, Soya Filizi, Buğday Çimi.Bunun dışında asidik gıdaları şekersiz komposto yaparak etkisini azaltabilirsiniz.Alkali Diyeti Listesi ile Sabahları yapacağınız aşağıda ki diyet uygulaması ile dilediğiniz forma kavuşabilirsiniz.Sabah1 kase az yağlı yoğurt.5 ila 6 kaşık arası yulaf ezmesi.3 adet ceviz.3 ila 4 adet arası kuru erik.1 çay kaşığı kadar toz tarçın.Öğle ve Ara ÖğünlerdeKabukları soyulmadan 1 Adet Armut ya da Elma.1 Kase Brokoli çorbası.Az zeytinyağı ile hazırlanmış havuç salatası.1 Avuç çiğ badem.Akşam1 Porsiyon Izgara Balık.Limonlu ve taze kerevizli roka salatası.Buharda pişirilmiş bürüksel-brokoli yemeği.Peki Alkali Diyeti Herhangi Bir Yan Etkisi – Zararı Var mı?Alkali diyetinin herhangi bir yan etkisi ve zararı yoktur  doktor kontrolünde yada diyetisyenle birlikte hareket edilip uygulanan diyetlerden alınan sonuçlar tek başına uygulanan diyetlerden daha etkilidir.
Tekrarlayan Ağız Yaraları Bağışıklığı Tehdit Ediyor
Ağzınızdaki yaralar sürekli tekrarlıyor, uçuklar bir türlü geçmek bilmiyorsa dikkat. Bağışıklık sisteminiz tehlike çanları çalıyor demektir. Bunun için ise ilk yapılması gereken şekerli gıdaları hemen kesip bir uzmana başvurmaktır. Çünkü basit gibi görünen bu ağız yaraları sadece vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi enfeksiyona bağlı tehlikeli hastalıkları da işaret ediyor olabilir.Birçoğumuzda zaman zaman rastlanan aft ve uçukların masum olmadığı konusunda uzmanlar uyarıyor. Aft ve uçukların en büyük etkisinin bağışıklık sistemi üzerinde gerçekleştiğini ifade eden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Duraksoy, ”Yapılan birçok araştırma göstermiştir ki; ağzımızdaki tekrarlayan yaralar, geçmeyen uçuklar bağışıklığımızın bozulduğunun en önemli aynasıdır. Çeşitli tedaviler deneriz, ağız gargaraları kullanırız ama bunlardan bir türlü kurtulamayız. Yaşam kalitemiz düşer çünkü rahatlıkla ne yemek yiyebiliriz ne de içebiliriz. Aslında çözümü ve tedavisi basittir ancak bunun için doğru testlerin yapılması ve tanı koyulması gerekir.” dedi.ARAŞTIRMA KİŞİYE ÖZEL YAPILMALIDIRTekrarlayan aft ve uçukların akla hemen Behçet hastalığını getirdiğini belirten Uzman Dr. Ülkü Duraksoy, tek nedenin bu olamayacağını belirtti ve kişiye özel, farklı testlerle bu yaraların kaynağının tespit edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Duraksoy, şu önemli bilgileri paylaştı: ”Kişiye özel mini bir araştırma yaptığımızda, kişinin neden sıkça ağız yarası veya uçuk çıkardığını ya da neden sıkça mantar enfeksiyonuna yakalandığını hemen buluruz. Genelde biz hekimleri bu konuda sürükleyen çok net araştırma basamakları maalesef bulunmamaktadır. Tekrarlayan ağız yaraları deyince akla hep Behçet Hastalığı gelir. Bunu da mutlaka araştırmak gerekir ama bu, hastalarımızı uzun, bunaltıcı bir seri test silsilesine sokmak demektir. Oysa Behçet hastalığından çok daha sıklıkla görülen, ağız yaralarına neden olan ve taranması gereken başka durumlar vardır. Bunlardan bir tanesi B vitamini eksikliğinin tespit edilmesidir. Kişide B vitamini eksikliğine neden olan tiroid hastalıklarının özellikle Hashimato ve otoimmun tiroidlerinin olup olmadığının araştırılması gerekir. B 12 vitamin kaybına neden olan mide mikrobunun da olup olmadığını araştırmak gerekir. Bunlara bağlı herhangi bir nedenden kaynaklanıyorsa, tedavi çok basittir. Eğer bunlarla alakalı bir durum değilse o zaman Behçet taramasına gitmek gerekir.”MİDE MİKROBU TESTİ ATLANMAMALIPek çok rahatsızlık gibi tekrarlayan ağız yaralarının da nedenlerinden biri olan mide mikrobunun mutlaka araştırılması ve tedavi edilmesi gerektiğine vurgu yapan Dr. Ülkü Duraksoy,” Helikobakter Pylori dediğimiz mide mikrobu gastrit ve ülser yapan tüm mide ve on iki parmak barsağını tutabilir. Bu mikrop sadece bu bölgeyi etkilemez, tüm sindirim kanalını etkiler ve aşırı gaz ve dışkılama değişikliklerine de yol açar. Vitamin emilim bölgelerini de etkilediği için unutkanlık, halsizlik, yorgunluk ve sinirliliğe hatta depresyona da yol açabilir. Kişi bazen hiç mide ağrısı çekmez, sadece gaz yakınması veya ishal ya da kabızlık ve gaz yakınması şikayetleri yaşar. Bazen ise sadece unutkanlık ve ağız yaraları ile kendini gösterir. Bu mikrop Türkiye’ de yüzde 80-93 oranlarında pozitift sonuçlar veriyor ama herkeste hastalık yapmıyor. Kişinin tedavisi sırasında tüm bağışıklık sisteminin elden geçirilmesi ve kişiye özel değerlendirme çok önemlidir. Bu değerlendirmede; kişinin yaşı, cinsiyeti, geçirdiği hastalıklar, tüm aile ve yakın akraba ağacındaki hastalıklar değerlendirilmeli. Kişinin yaşam şekli değişikliği varsa o ele alınmalı. Uyku düzeni ve horlaması, burun tıkanıklığı var mı sorulmalıdır. Su içme miktarı ve ne tip suyu tükettiği ile güneşlenmesi veya güneşlenmemesi hatta güneşlenme şekli sorulmalıdır. Beslenme şekli sorgulanmalı; hangi gıdaları çok sevdiği, hangi tip eti ve yağı tükettiği, nasıl tükettiği ve ne sıklıkta beslendiği gibi konular da irdelenmelidir. Hastaya bu denli titizlikle yaklaşılmaz ise basit bir ağız yarası veya uçuk dediğimiz hastalık beyine giden kanalların üzerinde veya gözümüzde çıkar ki çok ciddi sonuçlara götürür. Herpes ensefalit, yüz felci gibi durumlara dahi neden olabilir .”şeklinde konuştu.Pegarose.com
Kapari ve Faydaları
Kapari, bir diğer adı ile geber otu; Akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde yetişir. Gebellikle: Batı Anadolu , Orta Anadolu’da Tokat ve civarında, Doğu Karadeniz ve Güneydoğu illerinde doğal olarak yetişmektedir. Kapari bitkisi: çalımsı yapıda, dik ve yatık olarak büyür ve dikenlidir. Kapari; fosfor, potasyum ve kalsiyum bakımından oldukça zengindir. Killi toprakları seven bu bitki, güneşe olan düşkünlüğü sebebiyle genellikle güneşe bakan yamaçlarda kendiliğinden yetişmektedir. zengin kalkerli ve killi toprakları seven ve güneşten hoşlanan bir bitki olması nedeniyle, güneye bakan yamaçlarda kandiliğinden yetişir ve iyi gelişir.Çiçek tomurcuklarında oldukça fazla a vitamin ve protein vardır.Yapılan bir araştırmaya göre 100 g çiçek tomurcuğunda kuru madde olarak;67 mg fosfor,9 mg demir,24 mg protein,12 mg selüloz,2 mg lipid olduğu saptanmıştır. Gıda, kozmetik ve ilaç sanayiinde oldukça faydalandığımız kapari, salamura halinde yurtdışına ihraç edilir. Konserve kapari; turşu, salata, pizza üstü, balık ve av etleri yanında garnitür olarak tüketilebilir. Tomurcukları ise bir kavanozda tuzlu suda üç ay bekletilir, içine bire bir oranında sirke konur ve on gün sonra tüketilir. Kapari oldukça faydalı bir bitki olması ve ülkemizde yetişmesi sebebiyle Türkiye’ye döviz getiren bir bitkidir. İspanya, senelik 20 milyar dolar kazandıkları tomurcukları sayesinde, kapariyi “Milli Bitki”ilan etmişlerdir. Kapari, İspanya’da devlet korumasındadır.Kapari, 400 yıl önce Evliya Çelebi’nin de keşfettiği bir bitkidir. Evliya Çelebi dahi, kitaplarında kapariden söz etmekten kendini alamamıştır. Akdeniz ülkelerinde, geçmişten günümüze kadar gıdalarda ve ilaçlarda tedavi amaçlı olarak kullanılmasının yanında, kozmetik sanayisinde de kapariden yararlanılmaktadır.Kaparinin bezelye büyüklüğünde tomurcukları vardır. Bu tomurcuklar; protein, vitamin, mineraller yönünden oldukça zengindir. Bunun dışında bu tomurcuklar oldukça doyurucudur da. Kaparinin tomurcukları dışında, toplum arasında “karpuzcuk” şeklinde isimlendirilen meyveleri ve sürgün uçları da salamura ve sirkeden geçirilip, tüketilebilmektedir. Kaparinin tomurcukları, uçları yani tüm bölümleri oldukça faydalıdır. Dal uçları ve tomurcukları genellikle gıda sektöründe; sert olan dalları, kökleri ve meyveleri de kozmatik ve ilaç sektöründe kullanılmaktadır.Uluslararası Kanser Enstitüsü’nde yapılan araştırmalar, kapariyi; antitümör aktivitesi sağlayan “ekstrakt”ın hazırlanmasında kullanılan bitkiler arasına sokmuştur.Kapari, özellikle Antalya’nın Tekirova bölgesindeki tüm sahillerde bulunabilir. O çevredeki marketlerin hemen hemen hepsinde, kapari tomurcuğunan yapılmış turşular bulunabilir. Kaparinin meyvesinden de turşu yapılır. Meyvesinden yapılan turşu daha da faydalıdır.Kaparinin FaydalarıAğrı kesici özelliği ile ön plana çıkar.Sindirim sistemini düzenlemeye yardımcı olur.Kabızlık giderici özelliği vardır.Oldukça iyi bir idrar söktürücüdür.Balgam söktürücü özelliği vardır.Adetlerin düzene girmesini sağlar.Solucan ve parazitlerin düşmesine yardım eder.Romatizma ağrılarına oldukça iyi gelir.Felç riskini azaltır.İskorbit hastalığında faydalıdır.Kan bozukluklarına iyi gelir.Gut hastalığı için oldukça yararlıdır.Antitümör etkilidir.Mide sorunlarına ve ülsere oldukça faydalıdır.Hemoroid sorununa oldukça faydalıdır.Dalak büyümesi için oldukça faydalıdır.Kalça rahatsızlıklarının belirtilerini hafifletir, riskleri azaltır.Özellikle kanser hastalarında trombosit sayısını yükselttiği için önerilen bitkiler arasındadır.Karaciğer işlevlerini düzenler.Multipl Skleroz (MS) hastalığında oldukça iyi gelir.Cinsel gücü arttırıcı özelliği olduğu için çocuk isteyen çiftlere önerilir.Kapari bitkisinin faydaları saymakla bitmez, ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Kapari faydalı olduğu kadar, zararlı bir bitkidir de. Zehirleyici olabilir. Bu sebeple mutlaka işlenmiş kapari ya da tablet halinde satılan kaparileri tüketmek gerekmektedir. Toplanır toplanmaz tüketilir ise, zehirleyebilir. İlk önce gölgede kurutulmalı ve zehri alınmalıdır.Kapari Nasıl Kullanılır?Kapari özellikle çiçeklerinin tohumları açmadan toplanır ve ilaç yapımı için tedavi maksatlı kullanılır. Bunun dışında meyveleri ve yaprakları da kullanılan alanlarıdır. Turşusu yapılabilir. Salatalarda ve özellikle balık tarifleri için oldukça lezzetli bir tercihtir.Kapari Hangi Hastalıklarda Kullanılır?MS Hastalığında:Uzmanlar özellikle MS hastalığında kapari karpuzunu şiddetle tavsiye ederler. Kullanım şekli ise şöyledir: sabah ve akşam olmak aç karnına olmak üzere gün aşırı bir küçük kavanoz tüketilmelidir. Şayet tüketilirken zorlanılıyor ise, zeytinyağı ve limon ekleyerek tadı yumuşatabilirsiniz. Bunun dışında MS hastaları, takviye için tomurcuk salamurası da tüketebilirler. Kapari tomurcuk salamurası da: sabah ve akşam olmak üzere aç karnına, 1 kasenin içine büyük kavanozun 1/7 sini koyup, zeytinyağı, kekik, ve nar ekşisi eklenerek tüketilmelidir.Şayet kortizonlu ilaç kullanılıyorsa, kapari tuz ihtiva ettiği için tüketilmesi önerilmez. Fakat kortizon tedavisi bittikten sonra tüketilmesinde bir sakınca yoktur.Kapari çayının sakinleştirici özelliği ve ağrı kesici, antitoksidan özelliği ile kullanılması doktorlar tarafından tavsiye edilir. Bunun ötesinde kapari çayının kan temizleyici özelliği de bulunduğu için MS hastalarına tavsiye edilir.Kapariden Nasıl Çay Yapılır?6 bardaklık sıcak su içine, yarım ya da bir çay kaşığı kapari çayı ekleyiniz. 5 dakika kadar demlendiriniz ve şeker koymadan tüketiniz.Günlük olarak, sabah-öğle-akşam aç karnına 3 bardak kapari tüketiniz.Ms tedavisi için faydalarını gözünüzle görmek isterseniz; 3 aylık düzenli kapari kullanımı ardından MR çekimi yaptırınız ve kapariden önceki MR ile kıyaslayıp doktorunuz ile paylaşınız.Kan Hastalıkları İçin Kapari Kullanımı Bu hastalıklar: Lösemi-Anemi-Kansızlık-Trombosit düşüklüğüdür.Kan hastalıkları için tüm kapari ürünleri önerilmektedir. Özellikle reçel ve marmelat bu hastalıklar için öncelikli olarak tavsiye edilir.Reçel ya da marmelat hali: Sabah ve Akşam olmak üzere, aç karnına minimum 2-3 tatlı kaşığı tüketilmelidir. Kaparinin reçeli ya da marmelatı kahvaltıda ya da ara yemeklerde de tüketilebilir.Kapari, bir ilaç değildir. Tamamen doğal olan bir bitkidir. Bugüne kadar herhangi bir zararı bildirilmemiştir. Ancak şeker hastası olan kişilerin reçel ve marmelatı tüketmesi sorun olabilir. Diyabetik kişiler, reçel ve marmelatı tüketmeye başlamadan önce doktoruna danışabilir.Kapari karpuzu ve kapari tomurcuğu salamurası da çoğunlukla salatalarda, kahvaltıda ve sos şeklinde tüketilebilir. Kapari tuz ihtiva eder. Bu sebeple hipertansiyon sorunu olanların tüketmeden önce doktoruna danışması uygun olacaktır.Böbrek Taşında Kapari Kullanımı Böbrek kumu ya da böbrek taşı sorunu olan kişiler kaparinin karpuzunu ya da çayını tüketebilirler.15 gün süresince, düzenli olarak sabah ve uyumadan önce, aç karnına, günlük 1 küçük kavanoz kapari karpuzunu tüketmek ve suyunu içmek bu taşları ve kumu dökmenizde yardımcı olacaktır.Gut Hastalığında Kapari Kullanımı Gut hastalığı için tüm kapari ürünleri tavsiye edilir. Ancak reçel ve marmelat öncelikli olarak önerilir. Reçel, sabah ve akşam olmak üzere, aç karna 2-3 tatlı kaşığı şeklinde tüketilebilir.Mide-Bağırsak-Kabızlık-Basur(Hemoroid) İçin Kapari Kapari bitkisi, mide ve bağırsak iç mukozasını yenileyerek bir düzene sokulmasını sağlar. Bu sebeple oldukça yararlı bir bitkidir ve bu gibi sorunları olan kişilerin, kapariden faydalanması oldukça faydalı olacaktır.Superanne.org
Reklam