onedio
Angelina Jolie Yumurtalıklarını Aldırdı
Hollywood'un ünlü oyuncusu Angelina Jolie kansere karşı önlem olarak yumurtalıklarını ve Fallop tüplerini aldırdı.New York Times gazetesine bir yazı yazan Jolie, yumurtalık kanserine yakalanması olasılığını % 50 artıran bir gen taşıdığı için ameliyat olmaya karar verdiğini anlatıyor.İki yıl önce annesini kanser yüzünden kaybetmiş olan Jolie, iki memesini birden aldırmıştı.Jolie, 'Bu tür kararları verebilmek kolay değil. Ama kontrolü ele almak ve herhangi bir sağlık sorunu ile doğrudan başetmek mümkün.' diyor.New York Times'da, Angelina Jolie Pitt imzasıyla yayımlanan 'Bir ameliyatın güncesi' başlıklı yazısında, 39 yaşındaki oyuncu geçirdiği süreci anlatıyor; 'Memenin alınmasından daha az karmaşık bir ameliyat. Ama etkileri çok daha büyük. Ameliyatı geçirem kadın zorunlu menopoza giriyor.' dedi.Film yönetmenliği de yapan ve BM'in temsilciliğini de yürüten Angelina Jolie, hormon tedavisi görecek.Jolie'nin yaptırdığı kontroller yumurtalık kanserinin erken aşamalarına girmemiş olduğunu ancak yine de annesinin, anneannesinin ve teyzesinin ölümüne yol açan bu hastalığa yakalanma tehlikesi bulunduğunu ortaya koydu. Angelina Jolie, bu olasılıkları dikkate alarak yumurtalıklarını ve Fallop tüplerini aldırmayı kararlaştırdığını yazıyor.'Doktorlarım, kadın yakınlarımda kanserin görülmesinden on yıl kadar önce, önlem olarak ameliyat olmamı tavsiye etti. Annemde yumurtalık kanseri bulunduğunda 49 yaşındaydı. Ben şimdi 39 yaşındayım. Hormon tedavisine rağmen artık menopoza girmiş oldum. Başka çocuğum olmayacak. Fiziksel olarak da bazı değişiklikler olmasını bekliyorum.' diye yazan Angelina Jolie, 'Ama ne olursa olsun rahat hissediyorum kendimi. Kuvvetli olduğumdan değil, bu, hayatın bir parçası olduğu için. Korkulacak birşey yok.' dedi.Oscar ödüllü yıldız, 'Tüm riskleri ortadan kaldırmak mümkün değil. Benim kansere daha kolay yakalanabileceğim bir gerçek. Bağışıklık sistemimi güçlendirmek için doğal yöntemleri araştırıyorum. Kadınlığımın farkındayım ve kendim ve ailem için bilinçli seçimler yapıyorum.' diye yazdı.Jolie, 'Biliyorum ki çocuklarım, asla 'annemiz yumurtalık kanserinden öldü' demek durumunda kalmayacaklar.' dedi.Sinema oyuncusu Brad Pitt ile evli olan Angelina Jolie'nin, 3'ünü evlat edindiği 6 çocuğu var.BBC Türkçe
Çiş Hakkında Akılları Kurcalayan 4 İlginç Soru ve Cevabı
Onedio Biyolojik Gerçekler Serisi iftiharla takdim eder. Öncelikle kaka hakkında muhtemelen bilmediğimiz bir takım gerçekleri paylaştık sizlerle. Şimdi de sıra idrar/sidik/çiş üzerine bir konumuz var.Konuşmaya başlamadan önce çiş yapabiliyordunuz. Okuma yazma öğrenmeden önce de çişinizi yapabiliyordunuz. İdrar, çağlar boyunca yasaklı bir konu olarak kabul edilmiştir. Aslında bedensel bir fonksiyon olan idrar onu yapan insanlar tarafından bir gizem olarak görülmüştür. İdrarın üstünü örten iç çamaşırı şeklindeki tabuyu ortadan kaldıralım ve çiş hakkındaki gizemli şeyleri öğrenelim. Haydi!
Kanser Tedavisi Gören Kayahan Hastaneye Kaldırıldı
Üçüncü kez yumuşak doku kanseri tedavisi gören ünlü sanatçı, güçsüz düşünce eşi tarafından tekrar hastaneye kaldırıldı.Kayahan'ın son durumu hakkında bilgi veren eşi usta sanatçının tekrar hastaneye kaldırıldığını belirtti.29 Mart’ta 66 yaşını kutlamaya hazırlanan sanatçı, güçsüz düşünce, İpek Açar eşini hastaneye kaldırdı. Eşi Açar’ın dönem dönem kemoterapi tedavilerine devam eden Kayahan’ın başından, bir an olsun ayrılmadığı öğrenildi.Sanatçıyı ziyaret eden ilk isim ise Nilüfer oldu. Şu anda sağlık durumu iyiye giden Kayahan’ın, Nilüfer’e hasta yatağında “Hadi iyileşince bir de televizyon programı yapalım” diye teklifte bulunduğu söylendi. Sanatçının ayrıca basın danışmanından, Nilüfer’le birlikte sahneye çıktıkları konser görüntülerini izlemek için istediği ifade edildi.KAYAHAN'IN HASTALIĞI NE?lk olarak 1990'da bacağında çıkan yağ bezesine baktırmak için gittiği hastanede kansere yakalandığı fark edilen, altı ay ömür biçilen ama pes etmeyen Kayahan, hastalık 11 yıl sonra aynı yerden nüksettiğinde de yılmamıştı. Geçirdiği dört ameliyat ve radyoterapi tedavisi sonucu sağlığına kavuşan Kayahan, üçüncü kez aynı tatsız haberi aldı ve kemoterapiye başladı.İnternetHaber
Reklam
'21. Yüzyılda Bir Milyar Kişi Sigara Yüzünden Hayatını Kaybedecek'
Dünya Akciğer Vakfı, mevcut eğilimin sürmesi halinde bu yüzyılda 1 milyar kişinin sigara içmesi ya da sigara dumanı yüzünden hayatını kaybedeceğini bildirdi. Vakıf, sadece 2013 yılında 6 milyondan fazla kişinin tütün kullanımının yol açtığı hastalıklar yüzünden öldüğünü açıkladı. Tütün şirketlerinin iki yıl önceki toplam kârı ise 44 milyar dolardan fazla.Bu noktanın altını çizen vakıf, tütün endüstrisinin ürünleri nedeniyle ölen her kişiden 7 bin dolar kâr ettiğine dikkat çekiyor. Dünya Akciğer Vakfı ve Amerikan Kanser Derneği'nce 2013 yılı verilerine dayanılarak hazırlanan küresel Tütün Atlası'na göre, dünyada yılda 5 trilyon 800 milyardan fazla sigara içiliyor. Çin'de sigara alışkanlığının artması yüzünden, diğer ülkelerde daha az sigara içilse de, toplam tüketim azalmıyor. Ülkede 1980 yılına kıyasla yüzde 50 oranında daha fazla sigara içiliyor. Birçok gelişmiş ülkede tütün tüketimi azalır veya sabit kalırken, Afrika ile Asya'nın kimi bölgelerindeki yoksul ülkelerde sigara bağımlılığı artıyor.Kadınlar arasında da sigara tüketimi ve akciğer kanseri vakalarında artış var. Tütün Atlası'nda, 24 ülkede kadınların erkeklere kıyasla daha fazla sigara içtiği bilgisi de bulunuyor.
Reklam
Türkiye Giderek Yaşlanıyor
Türkiye’de 2014 yılında yüzde 8’e çıkan 65 yaş ve üzeri yaşlı nüfus oranının, 2023 yılında yüzde 10’u aşması bekleniyor.Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de yaşlı nüfusun oranı, 2013 yılındaki yüzde 7,7 olan düzeyinden geçen yıl 6 milyon 194 bin ile yüzde 8’e çıktı. Yaşlı nüfusun yüzde 43,6’sını erkek nüfus, yüzde 56,4’ünü kadın nüfus oluşturdu.Nüfus projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranının 2023 yılında yüzde 10,2, 2050 yılında yüzde 20,8 ve 2075 yılında yüzde 27,7’ye yükseleceği tahmin edildi.Dünya nüfusunun 2014 yılında yüzde 8,3’ünü yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla yüzde 29,5 ile Monako, yüzde 25,8 ile Japonya ve yüzde 21,1 ile Almanya oldu. Türkiye bu sıralamada 228 ülke arasında 94. sırada yer aldı.Türkiye’deki yaşlı nüfusun büyüklüğü, Danimarka, Slovakya, Finlandiya, Norveç, İrlanda ve Bosna Hersek ülke nüfuslarının üzerine çıktı.EN ÇOK YAŞLI SİNOP’TAYaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il 2014 yılında, yüzde 17,6 ile Sinop oldu. Sinop’u yüzde 16,5 ile Kastamonu ve yüzde 15,3 ile Çankırı izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 2,9 ile Hakkari oldu. Hakkari’yi yüzde 3 ile Şırnak ve yüzde 3,4 ile Van izledi.EN YAŞLILAR TUNCELİ’DEEn yaşlı nüfus olarak tanımlanan 80 ve daha yukarı yaştaki nüfusun, toplam yaşlı nüfus içindeki payı yüzde 21,2 oldu. En yaşlı nüfusun toplam yaşlı nüfus içindeki payının en yüksek oranda bulunduğu il yüzde 31,8 ile Tunceli oldu.Tunceli’yi yüzde 27,4 ile Giresun ve yüzde 27,1 ile Gümüşhane izledi. En yaşlı nüfusun toplam yaşlı nüfus içindeki payının en düşük olduğu il ise yüzde 17,7 ile Aksaray oldu. Aksaray’ı yüzde 18,1 ile Van ve yüzde 18,5 ile Ağrı izledi.100 YAŞI GEÇENLERTürkiye’de yaşlı nüfusun yüzde 0.1’ni oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı sayısı 2014 yılında 5.283 kişiye çıktı. Nüfusa bağlı olarak 100 yaşın üzerinde en fazla yaşlıya sahip ilk üç il sırasıyla İstanbul 651 kişi, İzmir 222 kişi ve Şanlıurfa 218 kişi iken en az 10 yaş üstü yaşlıya sahip ilk üç il ise sırasıyla Ardahan 2 kişi, Bayburt 5 kişi ve Bilecik 7 kişi oldu.HİÇ EVLENMEYENLERAdrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre 2014 yılında yaşlı erkek nüfusun yüzde 1,1’inin hiç evlenmemiş, yüzde 83’ünün resmi nikahla evli, yüzde 2,7’sinin boşanmış, yüzde 13,2’sinin eşi ölmüş olduğu görülürken yaşlı kadın nüfusun yüzde 2,5’inin hiç evlenmemiş, yüzde 43,2’sinin resmi nikahla evli, yüzde 3’ünün boşanmış, yüzde 51,2’sinin ise eşi ölmüş olduğu görüldü.TEK BAŞINA YAŞAYANLARAdrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre tek başına yaşayan yaşlıların oranı 2013 yılında yüzde 17 iken bu oran 2014 yılında yüzde 17,3 düzeyine çıktı. Tek başına yaşayan yaşlı nüfusun yüzde 77,2’sini kadınlar, yüzde 22,8’ini ise erkekler oluşturdu.SİGARA İÇENLERTürkiye genelinde 2012 yılında, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun yüzde 23,2’si her gün düzenli olarak tütün mamulü kullanırken bu oran yaşlı nüfusta yüzde 8,4 oldu. Tütün mamulünü her gün kullanan yaşlı erkek nüfus oranı yüzde 16 iken yaşlı kadın nüfusta bu oran yüzde 2,6 oldu.ALZHEIMER HASTALIĞIÖlüm nedeni verilerine göre, 2011 yılında Alzheimer hastalığından ölen yaşlı nüfus oranı yüzde 2,9 iken bu oran 2012 yılında yüzde 3,4, 2013 yılında ise yüzde 3,6’ya yükseldi.EN ÇOK ÖLÜM DOLAŞIM SİSTEMİNDENYaşlı nüfusun ölümlerinin 2013 yılında yüzde 46,8’i dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandı. Bu hastalığı ikinci sırada yüzde 17,7 ile kanser, üçüncü sırada ise yüzde 11,7 ile solunum sistemi hastalıkları takip etti.YOKSUL YAŞLILAREşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirinin yüzde 60’ına göre hesaplanan yoksulluk oranı 2013 yılında Türkiye geneli için yüzde 22,4 düzeyindeyken bu oran yaşlı nüfus için yüzde 17,9 olarak gerçekleşti. Yoksul yaşlı erkek nüfus oranı yüzde 17,4 iken yoksul yaşlı kadın nüfus oranı yüzde 18,2 oldu.SOSYAL TRANSFERLERSosyal transferlerden yararlanan yaşlı nüfus oranı 2012 yılında yüzde 76,6 düzeyindeyken, 2013 yılında yüzde 76 oldu. Bu oran, yaşlı erkeklerde yüzde 71,4, yaşlı kadınlarda ise yüzde 85 olarak gerçekleşti. Emekli ve dul-yetim aylığından yararlanan yaşlı nüfus oranı yüzde 75,5 olup yaşlı erkeklerde yüzde 71, yaşlı kadınlarda ise yüzde 84,3 oldu.İŞ GÜCÜNE KATILIMTürkiye’de 15 ve daha yukarı yaşta işgücüne katılma oranı 2014 yılında yüzde 50,5 iken yaşlı nüfusun işgücüne katılma oranı yüzde 11,5 olarak gerçekleşti. Yaşlı erkek nüfusta bu oran yüzde 19,3 iken yaşlı kadın nüfusta yüzde 5,4’te kaldı. Yaşlı nüfustaki işsizlik oranı da yüzde 2,1 olarak belirlendi.OKUMA-YAZMA BİLMEYENLEREğitim durumuna göre yaşlı nüfusun 2013 yılında yüzde 23,9’u okuma yazma bilmiyorken, yüzde 41,2’si ilkokul mezunu, yüzde 4,7’si ise yükseköğrenim mezunuydu.MUTLU YAŞLILAR AZALDIMutlu olduğunu beyan eden yaşlı bireylerin oranı 2013 yılında yüzde 63,4 iken bu oran 2014 yılında yüzde 62,8’e düştü. Genel mutluluk düzeyi cinsiyet bazında incelendiğinde, 2014 yılında yaşlı erkeklerin yüzde 63’ü, yaşlı kadınların ise yüzde 62,7’si mutlu olduğunu söyledi.MUTLULUK KAYNAĞI AİLELERYaşlı bireylerin 2014 yılında en önemli mutluluk kaynağı yüzde 71,4 ile aileleri oldu. İkinci sırada gelen mutluluk kaynağı ise yüzde 14,7 ile çocukları oldu. DHA
Davutoğlu: 'Gül'e Kapımız Her Zaman Açık'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile beraber Hacı Bayram Vali Cami’inde sabah namazı kıldı. Namazın ardından gazetecilere konuşan Davutoğlu, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili bir soruya ''Sayın Gül, cumhurbaşkanlığı gibi bir zaruret dolayısıyla AK Parti'den istifa etmek durumunda kalmıştır ama her zaman manen de yaptığı katkılarla da AK Parti'nin içinde olmuştur. Şu anda da ne zaman kendileri takdir buyururlarsa her zaman AK Parti'nin kapıları da açıktır'' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile birlikte Hacı Bayram Veli Cami’inde sabah namazı kıldı. Davutoğlu ve Görmez, namazın ardından Hacı Bayram Veli Türbesi’ni gezdi. Başbakan Davutoğlu, daha sonra Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gitti. 14 Mart Tıp Bayramı’nda kanser hastalarını ziyaret eden Davutoğlu, çıkışta basın mensuplarına açıklama yaptı.Davutoğlu, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün siyasete dönmesine ilişkin 'Sayın Gül'ün Ak Parti'ye gelişi konusunda herhangi bir ek açıklamaya dahi ihtiyaç yoktur. Sayın Gül, cumhurbaşkanlığı gibi bir zaruret dolayısıyla AK Parti'den istifa etmek durumunda kalmıştır ama her zaman manen de yaptığı katkılarla da AK Parti'nin içinde olmuştur. Şu anda da ne zaman kendileri takdir buyururlarsa her zaman AK Parti'nin kapıları da açıktır' dedi.AA
Reklam
Erdoğan, PKK'ya IRA Örneğini Verdi: 'Bizdeki Teröristler Adım Atamıyor'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yükseköğretim Kurulu'nu ziyaret ederek rektörler ile bir araya geldi.YÖK Binası'nda rektörlere hitap eden Erdoğan, çözüm sürecine yönelik silah bırakma çağrısı hakkında 'On binlerce vatandaşımızın hayatına mal olan terör meselesinin çözümü konusunda çok kritik bir dönemdeyiz. Terör örgütünün silah bıraktığını açıklaması ülkemizde demokrasinin, huzurun, hukukun, güvenin tesisini sağlayacak önemli bir eşik olacaktır. Bu sadece lafla olmaz. İrlanda'ya bakıyorsunuz orada İRA, ben diyor gömdüm. Nereye? Betona gömdüm diyor. Betona gömdüğünü görüntülü olarak yerinde tespit ediyorlar. Bütün silahlar betona gömülmüş. İRA orada inandırıcılık testini kazanmış oluyor. Ama bizdeki teröristler böyle bir adım atamıyor. Çünkü o adımı attığı anda varlık sebepleri ortadan kalkacak. Varlık sebepleri o. Temenni ederim ki bu son gelişmelerde sözde kalmaz uygulamaya geçilir. İşin kamu güvenliğini tehdit eder boyuta gelmesine de izin veremeyiz' dedi.'Üniversitelerde elinde molotof olan değil, kitap olan öğrenciler istiyoruz'Konuşmasının başında YÖK'ü ilk kez ziyaret ettiğini belirten Erdoğan, 'Yükseköğretim Kurulu'na yaptığım bu ziyaret bir ilktir. 12 yıllık başbakanlık dönemimde maalesef böyle bir ziyaret olmadı. Böyle bir ziyaret ilk defa gerçekleşiyor. Bundan dolayı ayrıca bir heyecanım ve duygusallığım var' sözlerini ifade ederek 'Uzun yıllar bilimle, araştırmayla, eğitimle değil; kavgayla, kamplaşmayla, yasaklarla alınması önemli bir sıkıntımızdı. Öğrencilik yıllarımda üniversitede ben de yaşadım. Türkiye, 27 Mayıs'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta darbecilere yol gösteren onlara meşruiyet sağlama çabası içine giren üniversite hocaları gördü. 27 Mayıs'ta kamyonla taşınan öğrenci cesetlerinden bahsederek kamuoyunu galeyana getiren üniversite rektörleri olduğunu biliyoruz. 28 Şubat'ta gösterilerde pankart taşıyarak ünvanlarına ihanet eden hocaları ibretle izledik. Bu ülkede başı örtülü öğrencileri okula sokmamak için üniversite fakülte kapısında nöbet bekleyen hocaların varlığına şahit olduk. Benim çocuklarım aynı akıbete uğradı. Biz demokrasi, insan hakları ve özgürlük temelindeki reformlarımızla üniversiteleri bu tür tartışmaların da dışına çıkarmanın çabası içinde olduk. Üniversitelerdeki hocalarımızı kimlikleriyle, şahsiyetleriyle, birikimleriyle çelişecek işlerin içinde olmaktan kurtardığımıza inanıyorum. Bu konuda üzerimize ne düşüyorsa bundan sonra da onu yapmanın gayreti içerisinde olacağımızı özellikle ifade etmek isterim. Biz kendi yanımızda olacak değil, hakkında ilmin safında yer alacak profesörler, doçentler, araştırma görevlileri istiyoruz. Türkiye'nin kargaşanın kavganın terörün hakim olduğunu üniversite kampüslerine değil, araştırmanın öğrenmenin hakim olduğu eğitim ocaklarına çok ama çok ihtiyacı var. Üniversitelerde elinde taş olan, sopa olan, molotof olan değil kitap olan, bilgisayar olan öğrenciler görmek istiyoruz. Bu ülkenin başbakanlığına, bakanlıklarına orayı tahrip etmek için değil, orada Türkiye'nin geleceğini müzakere etmek için yürüyen öğrenciler görmek istiyoruz' diye konuştu.'Bunların ne kadar samimiyetsiz olduğu ortaya çıkıyor'Çözüm sürecine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, '2023 hedeflerimize ulaşma konusunda çözmemiz gereken sorunlar olduğunu biliyoruz. Bunların bir tanesi malum çözüm sürecidir. Geçmişte milyonlarca vatandaşımızın mağduriyetine yol açan eksiklikleri gidermek. Bugün artık ne temel hak ve hürriyetler konusunda ne alt yapı yatırımlarında şikayet etmeyi gerektirecek önemli meseleler kalmadığına inanıyorum. Hakkari'de bugün terörün engellediği havalimanı yapımı var. Maalesef terör sebebiyle 1 yıl ertelendi. Teröre rağmen o havalimanı bitecek. Çünkü biz Kürt vatandaşlarımızın da buna layık olduğuna inanıyoruz. Ama onları sevdiklerini iddia edenler o tür yatırımları maalesef engellenmenin gayreti içerisinde. Bu nasıl sevgi? Bir taraftan diyeceksiniz ki biz Kürtlerin temsilcisiyiz. Öbür taraftan Kürt vatandaşıma bir havalimanının yapımını engelleyeceksin. Bunların ne kadar samimiyetsiz olduğu zaten buralarda ortaya çıkıyor. Böyle bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Bunlar aşılacak. Ben buna inanıyorum. Yeter ki biz kararlı, cesur olalım' ifadelerini kullandı.'Bizdeki teröristler adım atamıyor'Çözüm sürecine ilişkin olarak silah bırakma çağrısı hakkında konuşan Erdoğan, 'On binlerce vatandaşımızın hayatına mal olan terör meselesinin çözümü konusunda çok kritik bir dönemdeyiz. Terör örgütünün silah bıraktığını açıklaması ülkemizde demokrasinin, huzurun, hukukun, güvenin tesisini sağlayacak önemli bir eşik olacaktır. Bu sadece lafla olmaz. İrlanda'ya bakıyorsunuz orada İRA, ben diyor gömdüm. Nereye? Betone gömdüm diyor. Betona gömdüğünü görüntülü olarak yerinde tespit ediyorlar. Bütün silahlar betona gömülmüş. İRA orada inandırıcılık testini kazanmış oluyor. Ama bizdeki teröristler böyle bir adım atamıyor. Çünkü o adımı attığı anda varlık sebepleri ortadan kalkacak. Varlık sebepleri o. Temenni ederim ki bu son gelişmelerde sözde kalmaz uygulamaya geçilir. Devlet hükümetiyle üzerine düşenleri titizlikle yerine getirmiştir, getirmeye devam ediyor. İşin kamu güvenliğini tehdit eder boyuta gelmesine de izin veremeyiz' şeklinde konuştu.'Üniversiteleri potansiyel eylem alanları olmaktan çıkarmalıyız'Üniversitelerde yaşanan olayları hatırlatan Erdoğan, İç Güvenlik Paketi vurgusu yaparak 'Meclis'te görüşülen İç Güvenlik Paketi bu konuda ilgili kurumlarımıza önemli imkanlar sağlayacaktır. Bir süre önce İzmir'de yaşanan ölümlü hadise onun öncesinde ve sonrasında pek çok yerde yaşanan gerginlikler bizlere üniversitelerde hassasiyeti tekrar hatırlatıyor. Üniversitelerimizin yasalara aykırı, çözüm sürecinin ruhuna aykırı şiddete yönelik hiçbir eyleme izin vermemeleri gerekiyor. Demokrasi ve özgürlük ortamını muhafaza etmek başkadır, ülkenin bekasına milletin geleceğine yönelik tehlikeler karşısında tedbir almak başkadır. Bu ince çizgiyi çok iyi gözeterek üniversiteleri belli grupların potansiyel eylem alanları olmaktan çıkarmalıyız' açıklamasında bulundu.'Paralel devlet yapılanmasıyla mücadele benim şahsi meselem değildir'Paralel devletle mücadele konusunda üniversitelerden hassasiyet beklediğini ifade eden Erdoğan, 'Diğer bir önemli meselemiz devletin ve toplumun içine kanser hücresi gibi sızmış olan paralel devlet yapılanmasıyla mücadeledir. Bu benim şahsi meselem değildir. Bu devletin Milli Güvenlik Kurulu dahil tüm organlarında görüşülmüş, tespiti yapılmış, teşhisi konmuş ve mücadele kararı alınmış bir meseledir. Üniversitelerimizin bu konuda hassasiyet göstermesini, devletin ve milletin çıkarları doğrultusunda bu yapıya karşı kararlı bir tutum içinde olmasını bekliyorum' dedi.'Başka kültürdeki kadın algısını getirip...'Kadına yönelik şiddetin engellenmesi konusunda yürütülen çalışmaların gerekli etkiyi oluşturmadığını savunan Erdoğan, 'Kadına şiddet ve kadın hakları meselesi cumhurbaşkanı olarak yakın takibimde olacaktır. Bu amaçla kadına şiddet, insanlığa ihanettir; sloganıyla bir kampanya başlattık. Ancak bu çalışmaların gerekli etkiyi oluşturamadığını görüyoruz. Benim tespitim bu çalışmaların gerçekten etkili olabilmesi için kendi tarihimize, kendi inancımıza uygun bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğidir. Bir başka kültürdeki kadın algısını getirip bizim toplumumuza giydirmeye kalkarsanız oradan netice alamazsınız. Üniversitelerimizden kadınlarla ilgili ülkemiz gerçeklerine uygun bir program oluşturmalarını bekliyorum' diye konuştu.Bahar Demirel / DHA
The Simpsons'ın Yaratıcısı Hayatını Kaybetti
Dünyaca ünlü çizgi dizi The Simpsons'ın yaratıcılarından Sam Simon uzun süredir boğuştuğu hastalığına yenilerek 59 yaşında hayatını kaybetti.Kanser tedavisi gören Simon, ünlü komedi dizisi The Simpsons’ı 1989 yılında Matt Groening ve James L. Brooks ile birlikte yarattı.İki sene önce bağırsak kanseri ile teşhis edilen Simon, kendini hayırseverlik işlerini vermişti. Simon’ın 100 milyon doları bağışladığı yerler arasında hayvan hakları organizasyonu PETA gibi yardım kuruluşları bulunuyor.Simon, verdiği bir röportajda “Röntgenlerimi gösterdiler ve ‘bunlar ölü bir adamın röntgenleri’ dediler. ‘Tedavi edilebilir mi’ diye sordum. Doktorum, ‘O kelimeyi kullanmıyorum, seni tedavi edemem ama benim işim seni hayatta tutmak’ dedi ve şimdiye kadar harika bir iş çıkardı. Hayatım boyunca kendimi hiç bu kadar iyi ve mutlu hissetmemiştim. Doktoruma teşekkür ediyorum” ifadelerini kullanmıştı. Kanserin hayatındaki en iyi deneyim olduğunu belirten Simon, 'Bu sayede çevrem beni seven ve ilgilenen insanlarla, benim için her şeyi feda edebilecek kişilerle doldu. Benim için bu, mutluluk demektir. Sanıyorum önceden kendime mutlu hissetme izni vermiyordum. Kanser benim için bir mücadele, bir yolculuk, bir macera ve hayatımın en iyi deneyimi oldu' demişti. HaberTürk
Reklam
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
1 Haziran 2013'te gerçekleştiği öne sürülen 'Kabataş saldırısı' iddiasıyla ilgili polis raporu ortaya çıktı. Rapora göre polis, 161 kişiyi yakın incelemeye aldı. Polis bu kişilerin Facebook adreslerinden özel hayatlarına telefonlaştıkları kişilere kadar her detayı inceledi. 2560 saatlik kayıt izlendi. İncelemeye alınan kişilerden olay günü görüntüsünde; “ne üstü çıplak, ne eli deri eldivenli, ne başlarında tuhaf bantlar olan” kimse bulunamadı...
İşlenmiş Gıdalar Depresyona mı Yol Açıyor?
Şekerli ve yağlı gıdaların beden sağlığına olduğu kadar ruh sağlığına da zarar verdiğine dair veriler var. Bu durum, uzmanları depresyon tedavisinde yeni yöntemler denemeye itiyor.Beslenmeyle depresyon arasındaki bağlantı henüz kanıtlanmış olmasa da bu alanda bazı devlet programları başlatılmış durumda. Örneğin ABD Savunma Bakanlığı, eski askerler arasında intihar oranlarını azaltmak üzere besin bakımından zengin gıda paketleri gönderiyor bu insanların evine. Avrupa Birliği ise farklı besinlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini keşfetmek üzere MoodFood adlı 9 milyon euroluk bir proje başlattı.Avustralya’da Deakin Üniversitesi’nden Felice Jacka ve ekibi de depresyon hastaları üzerinde başlattıkları çalışmada, bu hastaların mevcut tedavilerine ek olarak ruh sağlığına iyi geldiği bilinen besinler veriliyor.Aynı üniversiteden Michael Maes, depresyonun biyolojik nedenleri konusundaki çalışmalarıyla biliniyor. Maes, beden ve ruh sağlığı arasındaki bağlantıyı 20 yıl önce ortaya koymuş, depresyon hastalarının bağışıklık sistemlerinin aşırı çalıştıklarını ve kanlarının sitokin adı verilen proteinlerle dolu olduğunu göstermişti. Bu proteinler hastalık veya yaralanma sonucu oluşan iltihaplara yol açar.Araştırmalar sadece depresyonun iltihaba değil, farklı nedenlerle oluşan iltihabın da depresyona yol açabileceğini gösterdi. Maes, artrit ve kanser gibi hastalıkların vücuda sitokin proteini pompaladığını ve bu hastalıklar teşhis edilmeden önce bile, sitokinin yol açtığı depresyon belirtilerinin kişide ortaya çıkabileceğini belirtiyor.California Üniversitesi’nden Naomi Eisenberger, uzun sürmesi halinde iltihabın keyifsizliğin yanı sıra beyinde oksidatif strese de yol açacağını söylüyor. Zehirli serbest radikallerin yol açtığı oksidatif stres, sinir hücrelerini öldürüp beyindeki uzun menzilli bağlantıları yıpratıp beynin kimyasal sinyallerini kesintiye uğratarak uzun vadede depresyona neden olabilir.Bütün bunlardan yola çıkarak depresyonun ruh sağlığı kadar beden sağlığıyla da ilgili olduğunu düşünmek gerekebilir. Yani stres, sigara ve alkolün yanı sıra beslenme alışkanlıklarını da iltihaplı hastalıklara davetiye çıkaran etkenler olarak görebiliriz. Vücuttaki yağ ve şeker oranının iltihabı ve oksidatif stresi artırdığı, buna karşılık omega 3 içeren balık yağının, çinko ve selenyum gibi minerallerin ise zehirli kimyasalları temizlediği ve beyne ve iyileşme sürecine yardımcı olduğu biliniyor.Fakat uzmanlar bu bağlantıları kesin kanıtlamak için kapsamlı çalışmalar yapılmamış olmasından şikayetçi. Bazı araştırmalar depresyon hastalarında çoğunlukla çinko eksikliği görüldüğünü ve ekstra çinko içeren gıdalar ya da hap yoluyla dışarıdan alınması halinde depresyon belirtilerinin azaldığını göstermiştir. Fakat bu türden çalışmaların az sayıda kişi üzerinde yapılmış olması araştırmanın sonucunun şans eseri mi yoksa kesin veri şeklinde mi ortaya çıktığı sorusunu gündeme getirmektedir.Ancak 2010’da yapılan bir araştırmanın sonuçları doktorların dikkatini daha fazla çekti. Zeytinyağı, deniz ürünleri ve fındık, ceviz gibi yemişleri içeren Akdeniz diyeti ile bol hazır gıdanın tüketildiği Batı diyetinin vücudu nasıl etkilediği kıyaslandı. 10 bin kişiyi kapsayan bu çalışmada sadece kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıklar değil ruh sağlığı da incelendi. Akdeniz diyeti uygulayanlarda depresyon riskinin yarı yarıya azalmış olduğu görüldü.İngiltere, Avustralya ve ABD’de yapılan benzer araştırmalar da bu verileri doğruladı. Hazır gıda ürünleri ile vücutta artan sitokin proteini ve depresyon arasındaki bağlantı tekrar ortaya kondu. Zeytinyağı, sebze ve şarap içeren diyetin iltihabı azalttığı ve şekerli içecek, işlenmiş tahıl ürünleri ve kırmızı et içeren diyete oranla depresyon riskini yüzde 40 oranında düşürdüğü görüldü.Fakat uzmanlar bu sonuçların kesin görülmesine, genelleştirilmesine ve kötü beslenmenin ille de depresyona yol açacağı gibi bir sonuç çıkarılmasına karşı çıkıyor. Depresyonda genetik, yaşam tarzı ve kişisel durum gibi başka faktörlerin de rolü olduğu, bu bağlantıların kurulması için daha fazla araştırma gerektiği belirtiliyor.Not** Bu makalenin içeriği yalnızca genel bilgi verme amaçlıdır ve sağlık görevlilerinin tavsiyelerinin yerine geçecek şekilde ele alınmamalıdır. BBC kendi dışındaki internet sitelerinin içeriğinden sorumlu değildir.BBC Türkçe
Reklam
Kocaeli'de Her 4 Kişiden  1’i Kanserden Ölüyor
TÜİK, Doğu Marmara Bölgesi’nde yer alan şehirlerin ölüm sebeplerini ve oranlarını açıkladı. Buna göre Kocaeli’de her 4 kişiden 1’i kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Kentteki bu yüksek oran akıllara, bir sanayi bölgesi olan Dilovası’nda araştırmalar yapan ve anne sütü ile bebeklerin kakasında ağır metal saptayan Onur Hamzaoğlu’nun araştırmalarını getirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova ve Kocaeli’de yaşayan vatandaşların ölüm sebeplerini açıkladı. Buna göre; Kocaeli’de vatandaşların yüzde 34’ü dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor.
Yılda 25 Kutu İlaç Tüketiyoruz...
Sağlık Bakanlığı verilerine göre son 10 yılda kişi başına ilaç tüketimi kutu bazında yüzde 100 artış gösterdi. Bakanlık verilerine göre 2005 yılında kişi başına tüketilen ilaç sayısı 12 kutu iken bu rakam 2014 yılı sonu itibariyle 25 kutuya çıktı. İlaç tüketiminde ilk sırayı mide-bağırsak ve metabolizma ilaçları alırken, sırasıyla en çok tüketilen diğer ilaçlar sıralamasında sistemik antienfektifler (enfeksiyona karşı kullanılan ilaçlar), solunum sistemi ve sinir sistemi ilaçları takip etti.Sağlık Bakanlığı, 2014 yılı sağlık verilerini açıkladı. Bakanlığın kurum ve kuruluş sayıları incelendiğinde 874 hastane, 133 ağız ve diş sağlığı merkezi, 194 semt polikliniği, 21 bin 386 aile hekimi, 970 toplum sağlığı merkezi, 182 ana çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezi, 179 verem savaş dispanseri, 5 bin 572 sağlık evi, 2 bir 186 acil yardım istasyonu, 127 Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM), 10 Hava Limanı Sağlık Denetleme Merkezi ve 35 Sahil Sağlık Denetleme Merkezi bulunuyor. Sağlık personeli sayılarına bakıldığında ülkemizde özel ve kamu olmak üzere 75 bin 251’i uzman hekim, 39 bin 45’i pratisyen hekim ve 21 bin 320’si asistan hekim olmak üzere toplam 135 bin 616 hekim görev yapıyor. Ayrıca 22 bin 996 Diş Hekimi, 27 bin 199 Eczacı, 142 bin 432 Hemşire, 52 bin 838 Ebe, 149 bin 616 Diğer Sağlık Personeli ve 229 bin 615’i Diğer Personel ve Hizmet Alımı olmak üzere 760 bin 322 sağlık çalışanı görev yapıyor. 2002 yılında hizmet alımı dahil 379 bin olan sağlık çalışanı sayısını 2014 yılında 760 bine çıktı. Avrupa’da 100 bin kişiye 325 hekim düşerken ülkemizde bu rakam 175 olarak tespit edildi. Avrupa’da 100 bin kişiye 68 diş hekimi düşerken ülkemizde 100 bin kişiye 30 diş hekimi düştü. Yine Avrupa’da 100 bin kişiye 836 ebe ve hemşire düşerken bu rakam ülkemizde 251 olarak gerçekleşti. Koruyucu ve temel sağlık hizmetleri alanında 2013 yılında 9 milyar olan hizmetleri harcamaları, 2014 yılında 11 milyar TL’ye ulaştı. İhtiyacı olan hamileler için ‘misafir anne’ projesine gerçekleştirildi. Çocukluk dönemi aşılama takviminde 2002 yılında 7 olan aşı sayısını 13’e çıkarıldı. Bebek dostu hastanelerde doğan her bebek anne sütü ile beslenerek hayata sağlıklı bir başlangıç yapıyor. Bebek Dostu Hastane sayısı 2002’de 141 iken 2014 yılında bin 110 oldu. Aile hekimliği öncesinde birinci basamak sağlık tesislerinde 17 bin 800 hekim görev yaparken 2014 itibarıyla 6 bin 824 aile sağlığı merkezinde 21 bin 386 hekim görev yapıyor. 2014 yıl sonu itibarıyla 3 bin 633 kişiye bir aile hekimi hizmet verdi. Yıllar itibarıyla aile hekimine kayıtlı kişi sayısını kademeli olarak azaltmayı planlayan bakanlık, aile hekimi başına düşen nüfusu 2017 yılı sonuna kadar 3 binin altına düşürmeyi hedefliyor. Birinci Basamakta Toplam Muayene Sayısı 2002 yılında 75 milyon iken bu rakam 2014 itibariyle 239 milyona çıktı. İkinci ve Üçüncü Basamakta Toplam Muayene Sayısı 425 milyon olarak gerçekleşirken toplam muayene sayısı 664 milyon oldu. 2002’de Sağlık Bakanlığı hastanelerinde 18 olan manyetik rezonans (MR) cihazı sayısını 2014’de 256’ya, 121 olan bilgisayarlı tomografi (BT) cihazı sayısını 466’ya, 495 olan ultrasonografi (USG) cihazı sayısını 2.782’ye çıkarıldı. 2002 yılında 14 olan Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi sayısını 133’e; 1 olan Diş Hastanesi sayısını ise 6’ya çıkarılırken 2002'de 3 bin 211 olan diş hekimi sayısını 2014 yılında 7 bin 640’a yükseldi. Vatandaşların aile hekimlerinden, Bakanlığa bağlı hastanelerden ve ağız ve diş sağlığı merkezlerinden 182 Çağrı Merkezini arayarak, internet yoluyla ya da mobil uygulama ile randevu almakta. Günlük ortalama 360 bin işlem gerçekleştirilen sistem üzerinden randevu alarak muayene olma oranı yüzde 45'tir. Bakanlığın 2015 yılı hedefi bu rakamı yüzde 55'e yükseltmek. 2004 yılında tüketilen ilaç miktarı 856 milyon kutu iken bu rakam 2014 yılında 1 milyar 970 milyon kutuya ulaştı. Geçen yıl ilaca ödenen toplam rakam 17 milyar 585 milyon TL olarak gerçekleşti. İlaç tüketiminde ilk sırada mide-bağırsak ve metabolizma ilaçları alırken onu sırasıyla sistemik antienfektifler (enfeksiyona karşı kullanılan ilaçlar), solunum sistemi, sinir sistemi, kas ve iskelet sistemi, kardiyovasküler sistem, dermatolojide kullanılan ilaçlar, kan ve kan yapıcı organlar ilaçları izledi.Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı, tedavi maliyetleri ve halk sağlığını etkileyen ciddi bir sorun olarak devam ettiği belirtilen raporda, “Bu nedenle akılcı ilaç kullanımı konusunda halkın ve sağlık çalışanlarının bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi son derece önemlidir. İlaç, doğru kullanılırsa etkilidir. Ancak DSÖ'nün sıkça dile getirdiği gibi tüm ilaçların yaklaşık yüzde 50’si uygunsuz şekilde reçetelenmekte, satılmakta veya uygulanmaktadır. Tüm hastaların yarısından fazlası da doğru şekilde ilaç alamamaktadır. Birçok ülkede ilaç kullanımının izlenmesinde de ciddi sıkıntılar mevcuttur.” Denildi. 40 BİN 281 SURİYELİ BEBEK TÜRKİYE'DE DOĞDUGeçici koruma altına alınan Suriyeliler için; sahra, prefabrik ve kalıcı bina tipi hastanelerde sağlık hizmeti verildiği belirtilen raporda Suriyeli Sığınmacılara Verilen Sağlık Hizmetleri şu şekilde sıralandı: “Poliklinik Sayısı 6 milyon 470 bin 289, Yatan Hasta Sayısı 246 bin 805, Ameliyat Sayısı 197 bin 932, Doğum Sayısı 40 bin 281, Aşılanan Sığınmacı Sayısı 285 bin.” 2002 yılında 33 ülke ile 39 sağlık alanında iş birliği anlaşması mevcut iken bugün 67 ülke ile 127 sağlık alanında iş birliği anlaşması mevcut. Bu anlaşmalarda sağlık personeli ve uzman değişimi, sağlıkla ilgili tüm konularda bilgi ve deneyim alışverişi, bilimsel kuruluşlar arasında doğrudan temasların sağlanması, özel sektörün ticari girişimlerinin desteklenmesi konularına ağırlık verildi. Son dönemde başta Sudan, Yemen, Afganistan, Filistin, Balkanlar, Orta Asya ve Kafkas ülkeleri olmak üzere birçok ülke ile sağlık sistemlerinin oluşturulmasında teknik destek, sağlık personelinin Türkiye’de eğitimi, kongre ve konferanslar düzenlenmesi, ameliyatlar gerçekleştirilmesi gibi faaliyetleri hayata geçirmekte ve bilgi, teknoloji ve tecrübesi paylaşıldı.Yasin Kılıç, CHA
Ayıya "Orman Kibarı", Rüşvete de "Hediye" Dememize Sebep Olan Örtmece Kavramı Nedir?
Dilin toplumsal yaşamda kullanımı sırasında bazı ifadelerin doğrudan kullanımı karşıki kişilerin incinmelerine yol açabilir, bu nedenle bu tür ifadelere dikkat edilmesi gerekir. Kimi toplumlarda gayet normal olarak kullanılan kelimelerin, kimi toplumlara göre tabu sayıldığı da bilinen bir gerçektir. Ancak bazı tabu kelimeler veya karşıki kişileri incitmesi olası olan ifadeleri daha hafifletmek amacıyla hemen hemen her toplumda var olan “hüsnü tabir” diye adlandırdığımız cici sözlerin kullanılması da yaygın hale gelmiştir. Örtmece, (hüsnü tabir) toplumsal bütünlüğün korunması, insanların meramını karşısındakine daha rahat aktarması; kriz yönetiminde insanların doğru yönlendirilmesi açısından oldukça önemlidir. Kelimeleri içerik bazında güzelleştirme fikri yeni bir olgu değildir ve yüzyıllardır tüm dillerde rastlanmaktadır. Bu olguya Türkçede 'edebi kelam' , 'güzel adlandırma', 'hüsnü tabir', 'güzelleme' veya 'örtmece‟ denmektedir. İngilizcede 'euphemism', Fransızcada 'euphémisme' ve Almancada 'euphemismus' olarak adlandırılan bu olgu Antik Yunanca kökenli 'eupheme' (eu< 'iyi, güzel' pheme>'konuşma, söz ') kelimesinden kaynaklanmaktadır.
Reklam