onedio
Türkiye'de Duvara Bakmayı Sevdiren Adam; "Turbo"
Herkese merhaba, hiç şüphesiz ülkemizde bize bu işi öğreten sevdiren adamdır Tunç Dindaş 'Turbo' Bir kaç örneği ile graffitiye yeniden bakalım.Evet buraya daha çok son işleri/hoşuma gidenlerin bir kısmını hemde çok ufak bir kısmını koydum.Tunç Dindaş sadece Graffiti ile de uğraşmadı bu arada. Fazla yazı yazmayacağım. Aşağıda verdiğim linklerden kendisine ait bilgileri edinebilir, graffiti çalışmalarına göz atabilirisiniz. Benden bu kadar.Peki ya daha fazlası?Facebook: www.facebook.com/TURBOS2KTwitter: www.twitter.com/tuncdindas İnstagram: www.instagram.com/tuncdindas Vimeo: www.vimeo.com/tuncdindas
Demba Ba Bestesinden Sonra Bu Defa Beşiktaş İçin Söylediler
Aralarında ünlü şarkıcı Hakan Altun ile oyuncu Zafer Algöz'ün de bulunduğu sanatçılar Beşiktaş'ın doğum günü için özel beste yaptı.Geçtiğimiz günlerde Beşiktaş'ın Senegalli golcüsü Demba Ba için beste yapan Beşiktaşlı sanatçılardan yeni bir sürpriz geldi.
İbrahim Üzülmez: "Bu Opare Benim Veliahtım Olur"
Daniel Opare’nin çok yetenekli ve hızlı bir futbolcu olduğuna dikkat çeken emektar kaptan, “Balıkesirspor maçında gol atınca twitter hesabım resmen kilitlendi. Taraftarlar onun golünü benim seneler önce Galatasaray’a attığım gole benzettiler. 2-3 maç daha böyle oynarsa kesinlikle veliahtım olur” dedi.Beşiktaş’ta tam 12 yıl boyunca sol bekin değişilmez ismi olan İbrahim Üzülmez, yeni transfer Daniel Opare’nin, Liverpool ve Balıkesirspor maçlarında ortaya koyduğu performansa tam not verdi.Milliyet’e konuşan Kartal’ın eski kaptanı, Ganalı futbolcunun çok hızlı ve yetenekli olduğunu ifade etti. Üzülmez, “Opare, Balıkesir maçında gol atınca twitter hesabım resmen kilitlendi. Taraftarlar onun attığı golü, benim bir dönem Galatasaray’a attığım gole benzeterek, ‘Kaptan sonunda veliahtını buldular’ türünden tweetler attı” dedi.Daniel Opare’nin hücumda bu kadar iyi oynayacağını aklına bile getirmediğini söyleyen İbrahim Üzülmez, “Sadece 2 maçla bir futbolcuyu baştacı yapmamak lazım ancak bu Opare’nin kumaşı çok iyi. Hem Liverpool hem de Balıkesir maçlarında gayet başarılı oldu. Üstelik gol de attı ki bu golün aynısını ben de Galatasaray’a atmıştım. Slaven Bilic çok şanslı bir teknik adam. Bana göre ummadığı bir anda iyi bir sol bek sahibi oldu. Benim veliahtım Opare demem için henüz çok erken. 2-3 maç daha bu tempoda oynarsa Opare’ye kesinlikle veliahtım derim. Kim transfer ettiyse kendisini kutluyorum” ifadelerini kullandı.Kerim Frei’yi de övdüÜzülmez, Opare dışında Kerim Frei’yi de çok beğendiğini dile getirdi. Emektar oyuncu, “Son zamanlarda kaleye böyle dikine giden giden bir futbolcu görmedim. Kerim topla birlikte de çok hızlı. Teknik adamlar için bu tarz futbolcular bulunmaz bir nimettir. Bence Kerim, Beşiktaş’ta çok daha fazla şans bulmalı. Başkan Fikret Orman onun transferi için çok uğraşmıştı. Bence uğraştığına değmiş” yorumunu yaptı.Daniel Opare hem Liverpool hem de Balıkesirspor maçında sarı kart cezalısı olan Ramon Motta’nın yerine sol bekte görev yaptı. Ganalı futbolcu özellikle hücuma verdiği destekle dikkatleri üzerine çekerken, herkesin takdirini topladı.Milliyet
"Beşiktaş Maçında Kaçırdığım Penaltıdan Sonra Uyuyamadım"
Beşiktaş - Liverpool maçında son penaltıyı kaçıran savunma oyuncusu Dejan Lovren, o gece eve gittiğinde uyuyamadığını söyledi.Liverpool'un savunma oyuncusu Dejan Lovren, Beşiktaş maçında kaçırdığı penaltıyı hâlâ unutamıyor.Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki son penaltıyı kaçırarak Beşiktaş'ın bir üst tura çıkmasını sağlayan 25 yaşındaki oyuncu, Hırvat basınına açıklamalarda bulundu. Dejan Lovren, Beşiktaş önünde kaçırdığı penaltı sonrası uyuyamadığını söyledi ve o anı tekrar tekrar izlediğini itiraf etti: 'Gerçekten benim için çok büyük bir yıkım oldu. Penaltıyı kaçırdığım anda benim için hayat durdu. Ne olduğunu anlamadım. Çok üzücü bir an oldu. Liverpool'u üzen bir adam oldum.'Önümüze bakmak gerek''Penaltının tekrarını eve gittiğimde çok izledim. Hatta uyuyamadım. Ama geri dönmem gerektiğini biliyordum. Manchester City galibiyeti bana da çok iyi geldi. Takım olarak bu ritmi devam ettirmemiz gerekiyor. İleriye bakmam gerekiyor. Benim için Beşiktaş maçı artık geçmişte kaldı .'Teknik Direktör Slaven Bilic, Lovren penaltıyı kaçırdıktan sonra vatandaşını teselli etmiş ve Hırvat hoca, ' Başını öne eğme ' diyerek 25 yaşındaki stopere sarılmıştı.Akşam
Beşiktaş Taraftarından Club Brugge Maçı İçin İmza Kampanyası
UEFA Avrupa Ligi son 16 turu maçında Club Brugge ile karşılaşacak olan Beşiktaş'ta taraftarlara Belçika'daki maç için 1350 tane bilet ayrıldı.Liverpool maçında Atatürk Olimpiyat Stadı'nı tamamen dolduran Beşiktaşlı taraftarlar, Belçika'da oynanacak UEFA Avrupa Ligi son 16 turu ilk maçında kendilerine 1350 bilet ayrılmasına büyük tepki gösterdi.30 bin kapasiteli Jan Breydel Stadyumu'nda maçlarını oynayan Club Brugge'ün sadece %5'lik bir kısmı Beşiktaş'a ayırması maça gitmek isteyen siyah-beyazlıları zor duruma sokarken bugün ilginç bir gelişme yaşandı.Beşiktaş taraftarları change.org sitesi üzerinden bir imza kampanyası başlatarak daha fazla biletin satışa çıkarılması talebinde bulundu.İşte o açıklama;'Değerli Büyük Beşiktaş Taraftarına Çağrımızdır.Beşiktaş'ımızı her yerde ve her koşulda desteklemekten çekinmeyen büyük cefakar taraftarımız için bu kampanyaya destek olmanızı rica ediyoruz.Kulübümüzün dün yapmış olduğu açıklamada, Club Brugge'ün taraftarımız için 1250 bilet ayırmış olduğunu ve tüm biletlerin Beşiktaş'ın tur acentası ile yolculuk edenler için ayrılacağını, bireysel olarak Türkiye ve diğer tüm ülkelerden seyahat planlaması yapan cefakar taraftarımıza bilet satışı yapılmayacağını üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. UEFA'nın belirlemiş olduğu kurallar çerçevesinde her kulüp misafir takım taraftarı için stat kapasitesinin %5'ini vermesi zorunludur. Ancak iki kulüp arasında yapılacak görüşmeler sonrası bu oran %20'lere kadar çıkarılabilmektedir. Stat kapasitesi 30.000 olduğu için %20 oranında bilet talep etmek hayalperestlik olur farkındayız ancak uygun görülürse elbette 6000 bileti de tüketecek talep olduğu şuan çok aşikardır.Bizim nacizane talebimiz değerli Club Brügge kulübünün hali hazırda vermiş olduğu 1250 bilete ek olarak en az 1250 bilet daha vererek bireysel olarak program yapmış, tur ücretlerini karşılayamadığı için ucuz olması nedeniyle uzun saatler seyahat etmeyi, en kötü şartlarda konaklamayı bile göze almış cefakar taraftarımızın mağduriyetini gidermesidir. Aksi taktirde alınmış uçak biletleri, ödenmiş otel rezervasyonları nedeniyle bir çok taraftarımız Brüksel'e maçı izleyememe pahasına gideceğinden, sokaklarda iki takım taraftarları arasında kimsenin istemeyeceği sürtüşmeler, gerginlikler yaşanabilir.Şu ana kadar sosyal medya üzerinden görünen o ki Türkiye dışında Almanya, Hollanda, Avusturya ve Fransa da yaşayan yaklaşık 3000-4000 taraftarımız bireysel veyahut gruplar olarak maç günü Brüksel'e gideceğini ve gerekirse Club Brugge tribünlerinden maçı izleyeceklerini belirtmektedir. Tatsız olaylar yaşanması iki kulübün, iki ülkenin zararına olacağından, bu maçın bir sonraki hafta Türkiye'de rövanşı olacağını da düşünerek değerli Club Burgge yönetiminden taraftarımız için bir ayrıcalık yaparak kulübümüze daha fazla bilet vermesini ve bu iyiliklerini Büyük Beşiktaş taraftarının hiç bir zaman unutmayacağını, aynı şekilde ülkemize gelecek Brugge taraftarının her zaman olduğu gibi en iyi şekilde karşılanacağını kamuoyuna saygı ile sunarız.Saygılarımızla'İmza Kampanyasına KatılEurosport
Tolga Zengin: "Türkiye'nin En İyisi Muslera"
Beşiktaş'ın tecrübeli kalecisi Tolga Zengin, Florya Tevfik Ercan Anadolu Lisesi'nde Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu ile söyleşiye katıldı.Beşiktaş'ın ve Milli Takımın kalecisi Tolga, öğrencilerin sorusu üzerine, 'Türkiye Ligi'nde en iyi kaleci Muslera' dedi.Tolga Zengin ayrıca yarın çekilecek MR'dan sonra durumunun netleşeceğini, hafta sonu oynanacak karşılaşmada sahada yer almasının zor olduğunu ama Club Brugge ile oynanacak ilk karşılaşmada da sahada olabileceğini söyledi.Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu'nun 'İnşallah Avrupa Ligi'nde Beşiktaş, ligde ise Galatasaray şampiyon olur' demesi üzerine de Tolga Zengin, 'Bizim için lig daha önemli ama iki kulvarda da şampiyonluğu yakalarız' şeklinde cevap verdi.'Kendi işimize bakmalıyız'Beşiktaş'ta çok sevgiyle ve saygıyla karşılaştığını da ifade eden Tolga, 'Futbolu da inşallah Beşiktaş'ta bırakırım' dedi.Fenerbahçe-Galatasaray derbisine de değinen Tolga düşüncelerini şöyle belirtti:'Biz kendi işimize bakmalıyız. Özellikle ligde aldığımız 2 maçtaki puan kayıplarından ders çıkarmalıyız. Pozisyon gereği de olsa kırmızı kart görmemeliyiz. Daha sakin olmalıyız.'Skorer
Reklam
Kadir Çöpdemir’den Beşiktaş – Liverpool Şiiri
Daha önce Wesley Sneijder ve Demba Ba şiirini paylaşan Kadir Çöpdemir, bu kez Beşiktaş'ın Liverpool'u elemesini şiirleştirdi.Radyo programcısı Kadir Çöpdemir, bu kez de yazdığı Beşiktaş - Liverpool şiirini okudu.Daha önce Wesley Sneijder ve Demba Ba şiirini yazan ve bir Fenerbahçe taraftarı olan Kadir Çöpdemir, bu kez de Beşiktaş'ın Liverpool zaferini anlatan bir şiiri dinleyicileriyle paylaştı.Eurosport
"Bizde Yalan Yok Vallaha, Hep Beşiktaşlıydık"
Beşiktaş'ın başarılı savunma oyuncusu Ersan Adem Gülüm, ailece Beşiktaşlı olduklarını belirterek, 'Bizde yalan yok vallaha, hep Beşiktaşlıydık, hep Beşiktaşlı kalacağız.' dedi.Beşiktaş Dergisi'nin mart sayısındaki Yavru Kartal'a konuk olan Ersan Gülüm, 'Futbola ilk başladığımda hayal ettiğim yerdeyim. 2006’da Manisa’ya geldiğimde ilk maçımız Beşiktaş’laydı. Oynarken kendime ‘Bir gün bu takımda forma giyeceğim’ dedim ve bu hayalime kavuştum.' diye konuştu.İnönü Stadı'nda ilk kez forma giydiği gün çok duygulandığını kaydeden başarılı oyuncu, 'İnönü'de oynamak Beşiktaşlılık da herkese nasip olmaz. Babam da gelmişti beni izlemeye. Ne gündü!' ifadelerini kullandı.Ailecek Beşiktaşlı olduklarını açıklayan Ersan Gülüm, şunları kaydetti: 'Biz ailece Beşiktaşlıyız. Bizde yalan yok vallaha, hep Beşiktaşlıydık, hep Beşiktaşlı kalacağız.'Başarılı oyuncu, dünyanın en iyi oyuncusu sorusuna ise şu cevabı verdi: 'Dünyanın en iyi futbolcusu Demba Ba bence! Ama ‘Ronaldo mu, Messi mi?’ derseniz ben Messi’ciyim.'Cihan
Reklam
Beşiktaş ve Trabzon Maçının Tarihi Değişti
Spor Toto Süper Lig'in 24. haftasındaki Beşiktaş-Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor ile Gaziantepspor-Trabzonspor maçlarının tarihlerinde değişiklik yapıldı.Türkiye Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, daha önce 16 Mart Pazartesi günü saat 20.00'de oynanması planlanan Beşiktaş-Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor karşılaşması 15 Mart Pazar günü saat 16.00'ya alındı.Aynı haftada 15 Mart Pazar günü saat 16.00'da oynanacağı açıklanan Gaziantepspor-Trabzonspor maçı ise 16 Mart Pazartesi saat 20.00'ye ertelendi.Ligtv
"Fenerbahçe'de Genç Oyuncu Yok, Kadro Yenilenmeli"
Fenerbahçe'nin eski teknik direktörü Christoph Daum, Fenerbahçe - Galatasaray derbisini değerlendirdi.Bugün'e konuşan Daum'un açıklamaları şu şekilde;Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş çok etkileyici bir yarış veriyor. Hangisinin şampiyon olacağını kestiremiyorum. 3’ü de bazen inişe geçiyor, bazen de fantastik oynuyorlar. Biri için “Şampiyon olur” diyorum, 2 hafta sonra aynı takım çok başarısız bir futbol oynuyor. Bu defa da “Nasıl şampiyon olabilirler ki” diyorum.İsmail Kartal takımı kötü futbol oynatmakla eleştiriliyor ama Fenerbahçe’nin çok çok iyi futbol oynadığı maçlar da var. Bence en büyük sorun, takımın geleceği. Birçok tecrübeli isim var ve bir şekilde gidiyorlar. Ancak uzun vadeli bakacak olursak, takım bir an önce yeniden yapılandırmaya gitmeli. Kadroda genç, taze futbolcu yok.Ben Fenerbahçe'yi çalıştırırken 2003-04 sezonunda şampiyon olduk ve 3’üncü yıldızı aldık. Üzerimizde yıldız için baskı yoktu. Çünkü takımın bunu düşünmesine fırsat vermiyordum. Sadece sonraki maça odaklanmalarını sağlıyordum. Çünkü böyle yaptığınızda maçlarınızı kazanıp şampiyon oluyorsunuz. O zaman yıldız kendiliğinden geliyor zaten.Ümit Özat gerçek bir liderdi. Onu birçok farklı mevkide oynatabiliyordum. Sadece takımının başarısını düşünen bir oyuncuydu. Bana hiçbir zaman “Şurada değil burada oynamalıyım” gibi laflar etmedi. Takımınızda Ümit gibi birkaç futbolcu varsa, şampiyonluğun en büyük adayısınız demektir.'Ozan Tufan kalmalı'“Ben Bursa’dayken Ozan'ın Karabük’e 500 bin dolara gönderilmesi gündemdeydi. İzin vermedim. Onu A takıma alınca kendini çok geliştirdi. Büyük potansiyeli var, üstelik çalışmayı da seviyor. Bence Bursa’da kalmalı. 3 Büyükler’den birine gitse, uyum sağlaması zor olacaktır. Fenerbahçe forması, Bursaspor formasından çok daha ağırdır. Ozan şu an sadece gelişimini düşünmeli.”Prandelli iyi bir çalıştırıcı, iyi bir insandır. Prandelli döneminde Galatasaray’da birlik yoktu, futbolcular gerçek anlamda Prandelli ile hiç bir araya gelemedi. Çünkü Galatasaray, ilkeleri gereği hücum oynar, savaşır, golü düşünür. Prandelli farklı bir sistem oturtmak istedi ama bu Türkiye’ye uygun değildi. Bunun için doğru zaman da değildi.Hamza Hamzaoğlu Galatasaray’ın ilkelerine geri dönmesini sağladı. Örneğin Sabri’yi yeniden takıma aldı. Sahada kimliği olan, çok güçlü bir ekip oluşturdu. Karmaşık bir takımı basit ve etkili hale dönüştürdü. Hamzaoğlu'nun fantastik bir kişiliği vardır, çok karakterlidir. İyi bir teknik adam olabilmek için gereken potansiyel Hamzaoğlu’nda var. Takımı şampiyonluğa taşıyabilecek enerji de kendisinde mevcut.Bugün
Beşiktaş, Henrik Dettmann ile Sözleşme İmzaladı
Beşiktaş İntegral Forex'de Başantrenörlük görevine getirilen Henrik Dettmann, Fikret Orman'ın katıldığı törende resmi sözleşmeye imza attı.Beşiktaş İntegral Arena’da gerçekleştirilen imza törenine; Fikret Orman, Hakan Özköse, Yiğiter Uluğ ve Henrik Dettmann katıldı.Beşiktaş'ın Euroleague şampiyonu olabilecek bir kapasiteye sahip olduğunu söyleyen Fikret Orman 'Beşiktaş’ta basketbol oynadım. Basketbol kökenliyim. Önemsediğim bir branş. Futbolla alakalı ne söylüyorsam basketbol için de geçerli. Basketbol branşımız kendi kaynaklarıyla ayakları üzerinde duruyor. Futboldaki yatırım işleri sona erince basketbolun gelir kaynaklarını artırmak için efor harcayacağız. Basketbol takımının Euroleague şampiyonu olabilecek bir kapasiteye sahip olduğunu düşünüyorum.' şeklinde konuştu.Dettmann'ın kendini kanıtlamış bir hoca olduğunu belirten Orman 'Dettmann kendini kanıtlamış bir hoca. Takımımıza hayırlı olmasını diliyorum. Onunla ilgili umutlarımız var. Kendini kanıtlamış bir hoca. Ligde önemli işlere imza atacağız. Play-Off’lara kalacağımıza inanıyoruz. Orada önemli işler yapacağımızı düşünüyorum. Umarım hocamı en kısa sürede adapte olur. Takım olmak zordur. Zor işleri çözecektir. Ona güveniyoruz. Kaliteli oyuncularla önemli işler yapacağına inanıyorum. Güzel günler göreceğiz.' dedi.Heyecan veren ve kazanan bir ekip yaratmak için çalışacağını söyleyen Dettmann ise şunları söyledi:“Türkçe öğrenmek için elimden geleni yapacağım. Beşiktaş’a geldiğim için çok mutluyum. Avrupa’da herkesin bildiği bir kulübe geldim. Beşiktaş’ın ne kadar büyük olduğunu yaşayarak göreceğim. Salona girdiğimde beni, “Başarısızlık kabul edilir ama denememek kabul edilemez” yazısı karşıladı beni. Sabırlı olmamız lazım. Heyecan veren ve kazanan bir takım ortaya çıkarmak istiyorum. Biraz sabırla bunun olabileceğine inanıyorum.Avrupa’da önemli yerlere gelme potansiyelimiz var. Liverpool maçını izledim. Futboldaki atmosferin basketbolla da ilgili olduğunu gördüm. Gelecekten yana umutluyum.”Eurosport 
Reklam
Ballı'dan Büyük İddia
Volkan Ballı, F.Bahçe'nin hata yapmadığı takdirde Süper Lig'de şampiyon olacağını söyledi.Spor Toto Süper Lig’in 23. haftasında 8 Mart Pazar günü oynanacak Fenerbahçe – Galatasaray karşılaşması öncesi DHA’ya özel açıklamalarda bulunan Volkan Ballı, derbi maçı şöyle değerlendirdi:“İstatistiklere baktığımızda Fenerbahçe’nin Şükrü Saracoğlu Stadı’nda ezici bir üstünlüğü var. Sezon başından beri söylüyorum, Fenerbahçe’nin kadro derinliği, Fenerbahçe’nin kadro kalitesi, Fenerbahçe’nin oturmuş ekibi, yıllardır birlikte oynayan takımı, yaş ortalaması biraz yüksek de olsa ne yaptığını bilen bir takım var ortada. Bu takım sezon başından beri herkesin bir adım önünde Süper Lig’in şampiyon adayıydı. Fenerbahçe’nin rakibi kendisi. Fenerbahçe hata yapmadığı takdirde Süper Lig’i şampiyon bitirir.”“BU KADRO KALİTESİ İLE FENERBAHÇE’NİN RAKİBİ KENDİSİ OLUYOR”Fenerbahçe’nin fikstür avantajının son derece iyi olduğunu da vurgulayan Ballı, “Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş ile kendi sahasında oynayacak. Bu kadro kalitesi ile Fenerbahçe’nin rakibi kendisi oluyor. Fenerbahçe iyi oynamaya başladı ve iyi yolda. Sezon başındaki gibi değil, tempoyu yükseltti. Puanları da toplamaya başlamıştı ki, Trabzonspor maçında talihsiz netice aldı. Yarı sahada çift kale maç oynamıştı Fenerbahçe. Çok gol kaçırdı. Akhisar maçında da aynı şey oldu. Bunlar futbolda var belki ama bundan sonrası çok önemli. Fenerbahçe, Akhisar maçını kazansaydı, kupanın sapını yakalamıştı. Çünkü Fenerbahçe’nin fikstür avantajı diğer takımlara göre çok daha iyi. Beşiktaş’ın Avrupa kupalarında devam etmesi, onlar adına yıpranma açısından biraz dezavantaj. Galatasaray’da da Melo’nun sezon sonuna kadar olmayacak olması, Fenerbahçe’yi şampiyonluk yarışında bir tık önde gösteriyor. 3 büyük takım atbaşı gidiyor ve zevkli bir mücadele var. Her maçı ayrı heyecan ve zevkle seyrediyoruz. İnşallah sonuçta hak eden kazanır. Gönlümden geçen tabii ki Fenerbahçe’nin şampiyon olması, ama kim hak ediyorsa, kim daha iyi performans ortaya koyuyorsa o kazansın” diye konuştu.“FENERBAHÇE’NİN BAŞARISI İÇİN 12. ADAMIN STATTA OLMASI GEREKİYOR”Fenerbahçe’nin boş tribünlere oynamasına da değinen Volkan Ballı, şunları söyledi:“Sezon içerisinde bazı sıkıntıları tribünlerde yaşadık. Fenerbahçe’nin tribünleri boş. Fenerbahçe halkın takımıdır ve Fenerbahçe taraftarını Fenerbahçe’den uzaklaştırmaya kimsenin hakkı yok. Fenerbahçe’nin Okul Açık tribününün biletleri halen satılmıyor. Fenerbahçe’nin başarısı için 12. adamın statta olması gerekiyor. Kale arkası, özellikle Okul Açık tribünü, Fenerbahçe’nin lokomotif tribünü. Yıllardır o başarıları, o tribünle birlikte yaşadık. Şimdi o tribün boş. İnsanları tribünlerden sadece Passolig uzaklaştırmadı. Kimse bahane aramasın.”“BEŞİKTAŞ’IN BAŞARISI, BENİM DE FENERBAHÇE’DE YAŞADIĞIM SEVİLLA BAŞARISINI HATIRLATTI”Volkan Ballı, Beşiktaş’ın UEFA Avrupa Ligi’nde Liverpool’u elemesiyle ilgili de, “Beşiktaş’ı canı gönülden kutluyorum. Beşiktaş taraftarı, o soğuk, sevmediğimiz Atatürk Olimpiyat Stadı’nı bile sıcak yaptı. Beşiktaş’ın o başarısı, benim de Fenerbahçe’de yaşadığım Sevilla başarısını hatırlattı. Türk futbolu adına önemli bir başarı kazandılar, kendilerini kutluyorum” ifadesini kullandı.AMK
Ersun Yanal: "Biraz Daha Zamana İhtiyacımız Var"
Trabzonspor Teknik Direktörü Ersun Yanal , Kardemir Karabükspor maçının sonrasında açıklamalarda bulundu.İŞTE YANAL'IN SÖZLERİ...'Her iki takımın da kazanma arzusu yüksekti, ama rakibin arzusunu alkışlamak lazım. Biz zaman zaman kırıklığı yaşadık. Atağa çıkışlarda organize olamadık, iştahımızı öne taşıyamadık. Bunu yaptığımızda oyuncularımız maçı çevirmeyi bildi. Görüyorsunuz Balıkesir Beşiktaş ile, Konya Fenerbahçe ile bu mücadele örneğini gösteriyor. Biraz daha zaman ihtiyacımız var. Oyuncularımızın dönüşü ile daha hazır olacağız.'MEHMET EKİCİ VE CARDOZO...'Mehmet oyun tekniği açısından gelişmiş bir oyuncu. Uzun dönem problemler yaşadığı için, Bundesliga'daki kaybını burada tamamlıyor. Karakteri, duruşu, çalışkanlığı ile iyi bir Türk oyuncu. Önümüzdeki dönemde daha iyi bir Mehmet izlemeye devam edeceğiz. Cardozo istediğimiz oyunu oynamaya devam edecek. Bu takım oyunu. Takımımızın iştahını yüksek tutmalıyız. Taraftarlarımızın istediği futbol bu. Mehmet de, Oscar da son dakikalarda böyle bir tavır takındı. Taraftarlarımıza da son dakikalardaki destek sebebiyle teşekkür ediyorum.'Sporx
Beşiktaş-Club Brugge Maçı Biletleri Satışa Çıktı
Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda Belçika'nın Club Brugge takımıyla İstanbul'da oynayacağı rövanş maçının biletleri satışa çıktı.Siyah-beyazlı kulüpten yapılan açıklamada, 19 Mart Perşembe günü Atatürk Olimpiyat Stadı'nda saat 22.05'te oynanacak karşılaşmanın biletlerinin Passolig kart sahibi taraftarlar için satışa sunulduğu bildirildi.Passolig kart sahiplerinin, biletlerini 'www.passo.com.tr', N'Kolay satış noktaları ve Vodafone Arena Kombine Satış Merkezi'nden satın alabilecekleri kaydedildi.Beşiktaş-Club Brugge maçının kağıt bilet satışına ise 7 Mart Cumartesi günü saat 14.00'te başlanacak.Maç günü kağıt bilet kalması durumunda kuzey kale arkası tribünündeki bilet satış gişesinden satış yapılacağı ifade edildi.Karşılaşmanın bilet fiyatları tribünlere göre şöyle:Kuzey kale arkası: 50 TLGüney kale arkası: 50 TLDoğu: 90 TLBatı: 120 TLVIP: 250 TL AA
Reklam
Beşiktaş'tan Vodafone Arena Açıklaması
Beşiktaş Kulübü, basında yer alan Vodafone Arena'nın yeni sezona yetişmeyeceği yönündeki haberleri yalanladı.Beşiktaş Kulübü, basında yer alan Vodafone Arena'nın yeni sezona yetişmeyeceği ve siyah-beyazlı takımın maçlarını önümüzdeki sezon da Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynayacağı yönündeki haberlerle ilgili bir bilgilendirme yaptı.Siyah-beyazlı kulübün internet sitesinde yer alan açıklamada, 'Kulübümüzün 2015-2016 sezonu planlamasında, Spor Toto Süper Ligi, Ziraat Türkiye Kupası ve UEFA Kupaları müsabakalarının oynanacağı stadyumu prosedür gereği bildirme zorunluluğu vardır. Nisan ayı içerisinde bu bildirimi yaparken tamamlanmış ve müsabaka oynanabilir bir stadyumun gösterilmesi zorunludur. Vodafone Arena'nın henüz inşaat halinde olması nedeniyle, prosedür gereği Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nun gösterilmesi konusunda girişimlerimiz bulunmaktadır. Kulübümüz, daha sonra yeni bir stadyum gösterebilme hakkına sahiptir ve basında yer alan abartılı yazılar bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Kulübümüzün en önemli hedefi Vodafone Arena'yı yeni sezona yetişecek şekilde tamamlamak ve tüm maçlarımızı yuvamızda oynamaktır. Taraftarlarımızın ve kamuoyunun basında yer alan abartılı ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan haberlere itibar etmemesini rica ederiz' denildi.Maraton
TFF'den Beşiktaş'a İyi Haber!
TFF'den yapılan açıklamaya göre, 9 Mart Pazartesi günü oynanması gereken karşılaşma, 8 Mart Pazar günün saat 14.00'e alındı.UEFA Avrupa Ligi'nde 12 Mart'ta Club Brugge deplasmanına çıkacak olan Beşiktaş, TFF'den Sivasspor maçının tarihinin değiştirilmesini istemişti.Öte yandan bu değişiklikten dolayı 5 Mart Perşembe günkü Kayserispor-Medicana Sivasspor ZTK Çeyrek Final 1. maçı da 18 Mart Çarşamba 19:30'a alındı.Ligtv
Reklam
"Gökhan Töre Türkiye'de İlk 3'e Girer"
Rıdvan Dilmen, Beşiktaş'ın Ankara'da ligin son sırasında yer alan Balıkesirspor ile 2-2 kaldığı karşılaşmanın ardından tespitlerde bulundu.NTV ve NTVSpor'da yayınlanan '%100 Futbol' programının yorumcusu olan Rıdvan Dilmen, Beşiktaş'ın Ankara'da ligin son sırasında yer alan Balıkesirspor ile 2-2 kaldığı karşılaşmanın ardından tespitlerde bulundu. İşte Dilmen'in tespitleri...Beşiktaş kaçtı, Balıkesirspor kovaladı 1-1 oldu. Bir kez daha kaçtı ve Balıkesirspor yine kovaladı. İki kez kaçıp yakalanırsanız 3. golü atmak zor oluyor. Futbolda fiziğin ne kadar önemli olduğunu bu maçın son 15 dakikasında gördü. Beşiktaş'ın kadrosu hemen hemen muhtemel kadrosuydu. Liverpool'un Manchester City'yi yendiği kadroda en az 4,5 oyuncu değişmiştir.Aslında en rahat takımla oynadı Beşiktaş ama Balıkesirspor çok rahat oynadı bugün. Hatta son 15 dakikalık bölümde galibiyeti kaçıran taraf Balıkesirspor'du. Slaven Bilic, Tolgay'ı alıp orta sahayı tutayım dedi ama olmadı. 3. golü atamayınca da rakibiniz daha ümitli oynuyor. Bundan sonra 3 büyük takımın da puan kayıpları olacaktır. Artık aynı ortalamada puanları kazanamayacaklar.Beşiktaş, ilk defa hafta içini boş Beşiktaş - Sivasspor maçının Pazar günü oynanması gerekir. Sivas'ın da bu konuda anlayışlı olacağını düşünüyorum. Bu maçların tarihleri daha önceden belli değil mi? Olası tur atlanması durumunda maç tarihleri de belli. Kulüplerin bu konuda çalışan profesyonelleri yok mu?Balıkesirspor'un bugün puan alması normaldir. Lig artık normale döndü bence. Fenerbahçe'nin Akhisar'a kaybetmesi sürpriz, Konya beraberliği normaldir. Galatasaray kazanırsa büyük avantaj yakalar. Bundan sonra artık atılacak olan her golün büyük önemi var. Erken konuşmayalım ama lig bence ikili averaja doğru gidiyor.Opare iki maçtır çok iyi oynadı ama şu an için müthiş bir oyuncu diyemem, bekleyeceğiz daha. Ne kadar genç oyuncu olursa olsun, son 6 ayda sadece 2 maç oynadı. Birisi Liverpool ve bugün de Balıkesirspor. Beşiktaş takımı bu maçı ciddiye almadı, nasılsa kazanırız dedi. Telafisi zor, önemli bir puan kaybetti. Galatasaray 7 günde 16 puan kazandı.Oyuncular kompakt oynamadığı zaman defoları da ortaya çıkıyor. Pedro Franco, kırmızı kart pozisyonunda Sercan'ı düşürmekle doğru yaptı. Milosevic'in tarak kemiği sakatlığı zor geçen bir sakatlık. Benimki 8 ayda geçti. Bu sezon Milosevic'ten bir şey beklememek lazım. Forvet oyuncuları kolay penaltı yapar. Forvet oyuncusunun dezavantajı da bu.Gökhan Töre en iyi yerlilerden birisiEn iyi yerlilerden birisi. Türkiye'de ilk 3'e koyacağım derecede yetenekli bir oyuncu. Allah göstermesin sakatlanabilir. Rakiplerine çok yakın temasta oynuyor. Hem kuvvetine hem ayağına çok güveniyor. Eksiklerini gidermesi lazım. Topsuz kaleye koşularda yok. Topu hep ayağına istiyor. Hep çizgiye iniyor. Sıfıra girmeyi yavaş yavaş öğrendi. Oyun disiplinine de sadık bir oyuncu. Kendi geleceği için stoper ve bek arasına koşu yapması lazım.Beşiktaş, bu maçın 3. dakikası ile 15. dakikası arası ve maçın son 15 dakikada da pozisyonlar verdi. Eskişehirspor maçında da aynı problemler oldu. Oyuncular ve teknik adam Liverpool maçı ile Eskişehirspor-Balıkesirspor maçların farklı gördüler. Bilic, bugün maçı ciddiye aldı ama Tolgay ile başlaması gerekirdi. Kötü oynamadı ama Veli'yi bugün dinlendirebilirdi.Beşiktaş, Sivas'ta çok rahat bir maç oynamayacak. Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor ile deplasmanda oynayacak. Bu deplasmanlara rahat gidebilmeleri için Balıkesirspor maçları gibi maçları kazanması gerekiyor. Mesela; Galatasaray, çok favori olduğu maçları pat, pat, pat, pat gitti. Fenerbahçe ile Beşiktaş puan kaybetti.Çok açık söyleyeyim eğer arada Liverpool maçı olmasaydı Beşiktaş, hem Eskişehirspor maçında rotasyon yapmazdı ve bu iki maçta da çok zor puan kaybederdi. Beşiktaş, özellikle Beşiktaşlıları ve tabiki hepimizi mutlu etti ama Liverpool, Beşiktaş'a elenirken Beşiktaş'a lig yarışında büyük darbe vurdu.Milliyet
Sinan Gümüş: 'Hayatım Yüzde 100 Futbol'
Galatasaray’ın genç futbolcusu Sinan Gümüş, Fenerbahçe ile oynadıkları derbi atmosferinin muhteşem olduğunu söyledi.Tam Saha Dergisi’ne açıklamalarda bulunan genç oyuncu, kendisine sorulan sorulara şu cevapları verdi:-Almanya’dan gelip Galatasaray’ın A2 takımında oynadığı maç sayısından fazla gol atan, A takımla çıktığı ilk maçında ağları sarsan ve geleceğine umutla bakılan Sinan Gümüş’ü daha yakından tanımak istiyoruz.1994 yılında Almanya’nın Pfullendorf kentinde dünyayla geldim. Babam da annem de Rize kökenli. Önce Kocaeli’ye yerleşmişler, oradan da Almanya’ya gitmişler. Dört kardeşiz. İki ablam, bir abim var. Babam 30 yıldır işçi olarak çalışıyor. Annem ise adeta hayatını çocuklarına adamış bir kadın. Bildim bileli dört çocuğunun peşinden koşuyor.-Ailende senin dışında futbol oynayan birileri var mı?Futbola abimle birlikte başladım. Aynı takımda oynadık. Yaşadığımız şehre beş dakika mesafede küçük bir kulüp olan Aach-Linz’de iki yıl birlikte eğitim aldık. O dönemde ben henüz 4-5 yaşlarındaydım. Yaşımız küçük olduğu için mevkiler çok önemi değildi ama yine de ben santrfor, abim de benim arkamda oynuyordu. Onun verdiği paslarla çok sayıda gol atmıştım. Hatta o dönemde bir sezonda 90 gol attığım için bana bir de kupa vermişlerdi.-Oldukça süratli bir oyuncusun. Küçükken atletizm yapmış mıydın?Hayır, futbolun dışında sadece hentbol oynadım. 10 yaşına kadar futbolla hentbolu birlikte götürüyordum. O dönemde Cumartesi günleri hentbol, Pazar günleri ise futbol oynuyordum. Ama daha sonra günler çakışmaya başlayınca birinden birini tercih etmek durumuyla karşı karşıya kaldım ve futbolu tercih ettim.-Futbolu tercih etmenin nedeni bu branşın daha popüler olması mıydı?Futbol oynamak bana daha zevkli geliyordu. Arkadaşlarımın çoğu da futbol oynuyordu ve onlardan ayrılmayı da istemedim. Zaten futbolu o kadar çok seviyordum ki, evde de sürekli top oynuyordum. Abimle birlikte neredeyse evdeki bütün eşyaları kırmıştık.-Acaba baban evdeki eşyaları kurtarmak için mi sizi futbola gönderdi?(Gülüyor) Hayır, hayır… O dönemde bizi spor yapmamız ve sokaktaki tehlikelerden uzak kalmamız için spora yönlendirmişlerdi. Zaten annem, babam ve ablalarım her zaman arkamda oldu ve beni destekledi. Bugünlere gelmemde onların büyük payı olduğunu söylemem gerek.-Futbolla okulu nereye kadar sürdürdün?Aach-Linz’deki iki yıllık eğitimimin ardından yaşadığımız şehrin takımı Pfullendorf’a gelmiştim ve orta dereceli liseyi de orada bitirdim. Daha sonra Stuttgart’a transfer oldum. Kulübün anlaşmalı olduğu okula devam ettim. Ancak daha sonra Stuttgart’ın ikinci takımına yükselince bir tercih yapmak zorunda kaldım; okulu bırakıp futbolu tercih ettim. Zaten bu kararı da kulüple birlikte verdik. Bana yeteneğim olduğunu, 3. Lig’de oynayacağımı ve kendimi gösterebileceğimi söylediler. Ben de futbolda önümün açık olduğunu görünce sadece futbola konsantre olabilmek için böyle bir karar verdim. Çünkü bir yola çıktığınız zaman yüzde 100’ünüzü o yola vermeniz gerekir. Ben de yüzde 100 futbola konsantre olmak için bu kararı aldım.-Stuttgart’a transferinden söz açılmışken, bize bu transferin nasıl gerçekleştiğini anlatır mısın?Pfullendorf’ta oynarken Stuttgart’ın U17 takımıyla bir lig maçı yapmıştık. O maçta iyi oynamış ve bir de gol atmıştım. Maçın ardından Stuttgart’ın hocası yanıma gelerek “Seni idmanlarımıza çağırmak ve orada görmek istiyoruz” demişti. Zaten iki-üç hafta sonra sezon bitiyordu. Stuttgart’ın idmanlarına çıktım ve bir-iki antrenmandan sonra bana transfer teklifinde bulundular. Ben de Stuttgart’ın Almanya’daki en iyi altyapılardan birine sahip olduğunu göz önünde bulundurarak bu teklifi seve seve kabul ettim.-Ailenden ayrılıp başka bir şehirde yaşamak senin için zor olmadı mı? Böyle bir zorluğu göze alırken aklından neler geçiyordu? Tamamen futbola mı kilitlenmiştin?Stuttgart’a ilk gittiğimde kulüp benim tesislerde kalmamı istedi. O yaşta bir çocuğa kulübün ev vermesi söz konusu değildi. Ancak ben de tesislerde kalmak istememiştim. Bunun üzerine şehirdeki bir ailenin yanında kalmam konusunda anlaştık. 6 ay boyunca bir İtalyan ailenin yanında kaldım. 18 yaşına girince eve çıkmak istediğimi söyledim, kabul ettiler. Kalan 1.5 yılımı kendi evimde geçirdim. Elbette benim için kolay bir süreç değildi. Teklif geldiğinde ailemle oturup konuşmuştum zaten. Dediğim gibi bu yola yüzde yüz baş koymuştum. Sonradan pişmanlıklar yaşamak, “Keşke şunu şöyle yapsaydım” demek istemiyordum. Stuttgart’a ilk gittiğimde yeni bir şehirle karşılaştığım için çevremi tanımak için gezdim, dolaştım. Ama akşamları değil. Futboldan arta kalan vakitlerimde şehirle ilgili merakımı giderdim. Zaman zaman ailemi özlesem de izin günlerimde yanlarına gittim, bazen onlar benim yanıma geldi. Trenle iki saatlik bir mesafede bulundukları için bu gidiş-gelişler zor olmadı.-Ailen maçlarına geliyor muydu?Ailemin bana verdiği destek inanılmazdı. Ben ve abimin dışında iki ablam da spor yapıyordu ve annem hepimize yetişiyordu. Evlâtları için müthiş bir fedakârlıktı onunkisi. Stuttgart’a gittiğimde de ailem maçlarımda hep yanımda olmayı sürdürdü ve ben onların varlığıyla hep güven duydum. Stuttgart’ta başlangıçta şehri tanıma amaçlı gezilerimin dışında hayatım okul, antrenman ve maçlar arasında geçti. Bunu zaten biliyordum. Arkadaşlarımla gezip dolaşamayacağımı, geceleri dışarı çıkamayacağımı hep hesap etmiştim. Beş yıl sonra geriye dönüp “Keşke şöyle yapmasaydım” demek istemiyordum ve bu nedenle kendimi sadece futbola verdim. Tam anlamıyla futbola konsantre olmuştum. Galatasaray’da da aynı durum devam ediyor. Burada da sadece “futbol, futbol, futbol” diyorum ve hep daha fazlasını istiyorum. İstanbul’un çok güzel bir şehir olduğunu biliyorum ama sadece futbola odaklandığım için henüz şehri tanımaya bile zaman ayıramadım. Bir işi yapacaksanız doğru yapmalısınız.-İtalyan ailenin yanında kaldığında onların dilini öğrenebildin mi?Hayır. Çünkü onlar da evde Almanca konuşuyordu. Ancak Almancanın dışında o kadar olmasa da İngilizce konuşabiliyorum. Yabancı oyuncularla ya da yabancı bir hocayla konuşup anlaşabilecek kadar İngilizcem var.-Almanya’dayken ciddi bir sakatlık yaşadığını biliyoruz. Kendini bu kadar futbola odaklamış bir insan olarak o sakatlığı yaşadığında “Acaba futbola dönemezsem?” gibi bir endişe yaşadın mı?Dediğiniz gibi üç ay boyunca idmanlardan uzak kaldığım bir sakatlık geçirdim. Stuttgart’a yeni transfer olmuştum. U19 takımındaki son senem olacaktı ve takımın başında Tayfun Hoca vardı. Onunla birlikte her şey çok güzel gidiyordu. Tayfun Hoca takımdan ayrıldıktan sonra bu sakatlığı yaşadım. Hem sevdiğim bir hocanın ayrılması hem de yaşadığım bu sakatlık nedeniyle gerçekten de çok zor günler geçirdim. Ama kendi kendime, “Sinan neyin varsa futbola vermelisin ve geri dönmelisin” dedim. Çünkü orada başarabilirsem daha iyi yerlere gelebileceğimi biliyordum. Başaramazsam neler olabileceğinin de farkındaydım. Bu motivasyonla sakatlığı atlatıp kendimi çabuk toparlamayı başardım.-Daha iyi yerler derken Stuttgart’ın A takımını mı kastediyorsun?Elbette Stuttgart’ın A takımında oynamayı hayal ediyordum. Başlangıçta Türkiye’de oynamak gibi bir niyetim yoktu. Ama Stuttgart’ın 3. Lig takımında oynamaya başladığımda Türkiye’deki büyük takımlara da gidebileceğimi düşünmüştüm. Zaten orada gösterdiğim performansla Galatasaray’dan teklif aldım.-Neden Bundesliga’da ilerlemek yerine Galatasaray’ın teklifini kabul ettin? Kendine orada bir gelecek mi görmedin, yoksa Galatasaray’dan gelen teklif mi çok cazipti?Geçen sezon Stuttgart’la sözleşmem bitiyordu. Bana sözleşme uzatma teklifini yaptılar ancak bu teklif A takım kadrosunda yer alıp idmanlara çıkmak, maçları ise ikinci takımla oynamak şeklindeydi. Bir sezon sonra ise A takımda yer alabileceğimi söylemişlerdi. Bu şartlarda Galatasaray’ın teklifini daha cazip buldum. Çünkü “Burada kendini gösterirsen ilk sezonunda A takımda oynayabilirsin” demişlerdi. Ailemle konuşup bu teklifi değerlendirmeye karar verdim.-Bu arada Türkiye’den başka teklifler de aldın mı? Bazı mecralarda Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın da bir önceki sezon sana talip olduğu hakkında bilgiler var…Açıkçası benim bundan haberim yok.-Tayfun Korkut’un senin üzerindeki emeğinden söz edersek, Almanya’da bir Türk teknik adamla çalışmak senin için avantaj olmalı…Stuttgart’taki ilk senemdi ve siz de bilirsiniz ki o yaştaki genç bir oyuncu için başka bir şehirde yeni bir kulübe alışmak hiç de kolay değildir. Üstelik küçük bir kulüpten büyük bir kulübe gelmiştim ve idman dozajı çok daha üst düzeydeydi. Tayfun Hoca bu süreçte elini üzerimden hiç çekmedi. Benimle her gün konuşur, “Nasılsın, iyi misin, yorgun musun?” diye sorar, yorgun olduğumda dinlenmeme izin verirdi. Çünkü küçük bir kulüpten geldiğimi ve Stuttgart’ın ağır idman temposunda başlangıçta zorlandığımı biliyordu. Bana her zaman “Arkanda duruyorum, sen yeter ki performansını yükseltmeye çalış” derdi. Stuttgart’taki başlangıç dönemimde Tayfun Hocanın varlığı ve bana verdiği destek büyük bir nimet gibiydi.-Birçok Türk oyuncu, Almanlarla girdikleri rekabette eşit olsalar bile tercih edilmediklerini söylüyor. Sen Almanya’da Türk oyuncu olmanın zorluğunu yaşadın mı?Ben böyle bir sıkıntı yaşamadım. Kendi kendime “Performansın iyiyse hoca mutlaka seni oynatır. Gollerini atmaya devam edersen takımdaki yerini korursun” dedim ve gerçekten de böyle oldu. Bu konuda fazla yorum yapmak istemiyorum ama bir oyuncu rekabette geriye düştüğünde, bahsettiğiniz argümanı kullanabiliyor. Benim açımdan bakıldığında iyi olduğum zaman mutlaka tercih edildiğimi gördüm.-Biraz önce bahsettiğin küçük takımdan büyük takıma gelmenin zorlukları üzerinde biraz duralım. Stuttgart’taki antrenmanlar gerçekte de o kadar farklı mıydı?Stuttgart’a geldiğimde küçük yaş gruplarının idmanlarını izledim ve şaşırdım, çünkü ben hayatımda hiç böyle bir antrenman yapmamıştım. Çok genç yaşta yoğun idmanlara başlıyorlar. Haftada iki gün antrenman yapıyorlardı ama topla çalışmalar, teknik çalışmaları, sprintler, koşular her şey vardı antrenman programlarında. 15 yaşından itibaren de fitness çalışmaya başlıyorlar. Hatta fitnesse ilk girdiğimde yanımda küçük bir çocuğun olduğunu gördüm ve “Bravo, çalışmaya devam et” diyerek onu teşvik ettim.-Bugün oldukça fit görünüyorsun. Stuttgart’a ilk gittiğinde nasıl bir durumdaydın?Stuttgart’a ilk gittiğimde çelimsiz bile sayılabilirdim. Ama orada yaptığım antrenmanlar sayesinde bugünkü durumuma geldim. Özellikle de üç aylık sakatlık döneminde yaptığım çalışmalar çok işime yaradı. Dediğim gibi tamamen futbola odaklanmış bir oyuncu olarak çalışmayı da seviyorum. Bugün de sürdürdüğüm bir alışkanlığım var. Kendimi ne zaman iyi hissetsem, ya antrenmandan önce ya antrenmandan sonra ekstra çalışmalar yapıyorum. Her gün küçük küçük bir şeyler yapsanız bu size yeter. İnsanlar benim her gün saatlerce fitness yaptığımı zannedebilir ama öyle değil. Bir gün göğüs, bir gün bacak, bir gün karın çalışıyorum ve yaptığım bu parça parça parça çalışmalar da beni sürekli geliştiriyor.-Transfer olurken sana Galatasaray’ın nasıl bir kulüp olduğunu, tarihini, camiayı anlattılar mı? Florya’ya ilk geldiğinde dikkatini en fazla çeken şey ne oldu?Galatasaray’ın nasıl bir kulüp olduğunu, büyüklüğünü zaten biliyordum. Florya’ya ilk geldiğimde ise tesislerin büyüklüğü ve kalitesi beni çok etkiledi. Evet, Almanya’da da kulüplerin tesisleri var ama bu kadar güzel bir tesisi ilk defa Florya’da gördüm. Menajerimiz Cenk Ergün bana tesisleri gezdirdi ve kulüp hakkında da bilgiler verdi. Zaten tesisleri gezerken de Galatasaray’ın ne kadar büyük bir camia olduğunu fark ediyorsunuz.-Galatasaray tarihindeki hangi oyuncu gibi anılmak isterin?Metin Oktay var, Hakan Şükür var. İkisi gibi de anılmak ve Galatasaray tarihine bu iki büyük golcü gibi geçmek isterim. Bir de benim evimde Mario Jardel ve Gheorghe Hagi’nin formaları var. Hatta ablam geçen gün Hagi formasının fotoğrafını çekip bana göndermiş.-Futbola başladığın dönemde idollerin var mıydı?Liverpool’un kaptanı Stevan Gerrard benim ilk idolümdü. Uzun yıllar bir büyük kulübün formasını giymesi ve performansını koruyabilmesi benim açımdan çok etkileyiciydi. Daha sonra ise kendi oynadığım pozisyona göre Arjen Robben’e hayranlık duymaya başladım. Robben gerçekten de çok büyük bir forvet oyuncusu. Adeta bir fırtına diyebiliriz.-Seni iki kanatta, forvet arkasında ya da santrfor olarak izleyebiliyoruz. Sen futbol karakterini en iyi hangi mevkide ifade ettiğini düşünüyorsun?En sevdiğim pozisyon kanatlar. Hızımı kullanmayı ve birebirleri çok seviyorum. Ama değiniz gibi hücum hattının her bölgesinde oynayabiliyorum. Solak olduğum için sağ kanatta oynamak beni gole daha çok yaklaştırıyor. İçeri girip şut da atabiliyorum. Solak olmama rağmen sağ ayağımı da iyi kullanabiliyorum ve bunun da bir forvet için önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Sağ ayağımı geliştirebilmek için çok çalıştım. Stuttgart’taki hocalarım bu konunun üzerinde özellikle durmuş ve sağ ayağımı geliştirmemi sağlamıştı.-Galatasaray’a gelirken beklentilerin nelerdi? İlk sezonunda hemen oynamayı umuyor muydun?Zor olacağın biliyordum çünkü büyük bir takıma gelmiştim ve kanatlarda da büyük bir rekabet vardı. Ama çok çalışırsam bir gün bana da şans geleceğini ve o güne hazır olmam gerektiğini de biliyordum. Nitekim A2 maçlarında iyi performans göstererek bu şansı yakaladım ve Allah’a şükürler olsun ki bana şans verenleri de utandırmadım.-Prandelli döneminde hiç oynama şansı bulamamışken Hamza Hamzaoğlu’nun göreve gelmesinin ardından A takımla maçlara çıkmaya başladın. Bize iki hocayla ilişkilerinden söz eder misin?Prandelli aslında benimle ilgileniyordu. Yaptığımız konuşmalarda, “Çalışmalarından memnunum ve sana bir gün şans vereceğim” diyordu. Genç bir oyuncu için bu bile önemli bir motivasyon kaynağıdır. Onun bu sözleri sayesinde her geçen gün artan bir performansla çalışmayı sürdürdüm. Bu sayede de Hamza Hamzaoğlu Hocamız geldiğinde beni hazır buldu ve oynattı.-Galatasaray formasıyla ilk çıktığın maçta gol atmayı başardın. Bize o maçta ve öncesinde neler yaşadığını anlatır mısın?Balçova Yaşamspor’la oynayacağımız Ziraat Türkiye Kupası maçı öncesinde yaptığımız idmanın ardından asılan kadroda ismimi gördüm ve çok sevindim. Benim için bir hayal gibiydi. Oynayıp oynamayacağımı bilmiyordum ama kadroda yer almak bile beni müthiş heyecanlandırmıştı. Koray’la da konuşmuştuk ve “Eğer oynarsam inşallah gol atıp kendimi gösterebilirim” demiştim. Çünkü A2 maçlarında attığım goller nedeniyle herkes benden bahsediyordu ve benim de A takımla sahaya çıktığımda onlara Sinan’ın nasıl bir oyuncu olduğunu ifade edebilmem gerekiyordu. İkinci yarının başlarında Bruma’nın yerine oyuna girdim ve 10 dakika sonra da golümü attım. Öyle büyük bir sevinç yaşadım ki gözümden yaşlar aktı. O mutlulukla Koray Günter’e koştum ve “Sana gol atacağımı söylemiştim” dedim.-Gözünden yaşların geldiği anlar unutulmazdı gerçekten de… Attığın golü seni sevinçten ağlatacak kadar önemli kılan şey neydi?Almanya’daki bütün arkadaşlarımın o maçta beni izlediğini biliyordum. Maçtan önce hepsi de “Seni takip edeceğiz, iyi oyna” diye mesaj atmıştı bana. Keza ailem de maçı izliyordu. Golü atınca aklıma onlar geldi ve sevinç gözyaşlarımı tutamadım.-O maçın ardından futbolculuk hayatında neler değişti? Senin için bir dönüm noktasıydı diyebilir miyiz?Dönüm noktasıydı denilebilir, çünkü kamuoyunun büyük kısmı beni o maçla ve attığım o golle tanıdı. Ama benim açımdan değişen bir şey olmadı. Ben yine aynı Sinan’ım. O maçın ve golün getirdiği bir avantaj tabiî ki var. İdmanlarda olsun, maçlarda olsun abilerimden benimle ilgili olumlu geri dönüşler almak istiyorum. Onlar da bana “Sinan iyi yoldasın, sana inanıyoruz. Yeteneğin var. Bu yeteneğini sergileyebilirsen müthiş bir futbolcu olursun” diyor. Bu sözler de özgüvenimi ve çalışma azmimi artırıyor.-Takımda seninle en çok ilgilenen usta oyuncular hangileri?Hamit abinin desteğini hep yanımda hissettim. Bana her zaman, “Sen iyi bir oyuncusun, zamanın gelecek, pes etme” diyerek destek verdi, yanımda durdu. Ama sadece Hamit abi de değil. Takımdaki bütün abilerin desteğini arkamda hissettim, hepsi benimle ilgilendi, moral verdi. Hatta Sneijder bile “Yeteneğin inanılmaz. Onu doğru yerlerde kullanırsan çok iyi bir futbolcu olacaksın” dedi. Bunları Sneijder gibi çok özel bir oyuncudan duymak insana gerçekten de büyük bir güç veriyor. Bugüne kadar abilerimden hep güzel ve olumlu geri dönüşler aldım. Takım içinde çok sevildiğimi hissediyorum.-Bunu neye bağlıyorsun peki, iyi bir oyuncu olmana mı?Hayır, hayır. Kendi kendime hep “Hiçbir zaman insanlığımı kaybetmeyeyim” diyorum. Herkese aynı şekilde davranmaya çalışıyorum. Kimsenin kötülüğünü istemiyorum. Kimseyle bir kavgam, sürtüşmem yok. Sanırım bu yüzden herkesle diyaloğum çok güzel.-Ben bir forvet oyuncusu olsam Sneijder’le oynamak isterim. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?Sneijder kariyeri ve yetenekleri belli bir oyuncu. Oyunu okuması da inanılmaz. Elbette böyle bir oyuncuyla birlikte oynamak büyük bir avantaj. Bazen sizin bile düşünemeyeceğiz pasları atıyor. Hele Fenerbahçe derbisinde attığı o goller var ki, unutmak mümkün değil. Hiç kimsenin beklemediği anda ve hiç kimsenin beklemediği yerlerden öyle şutlar atıyor ki, bunu yapabilmek için ancak Sneijder olmak gerekiyor.-Galatasaray’ın tarihinde unutulmaz oyuncular var. Galatasaray’a aslan lâkabını veren Nihat Bekdik, sonrasında Gündüz Kılıç, Metin Oktay, Cüneyt Tanman, Bülent Korkmaz takıma hep 20’li yaşların altında gelip kaptanlığa yükselmiş oyuncular. Senin de gelecekle ilgili böyle bir hayalin var mı?Bugüne kadar böyle bir şeyi düşünmedim. Önüme hep maçtan maça ve yıldan yıla bakıyorum. Şimdilik 40 maçtan 20’sine çıkarsam iyi olur diye düşünüyorum. Önümüzdeki sezon bu maçların sayısını giderek artırmaya çalışacağım. Ama eğer bir gün Galatasaray’a kaptan olabilirsem bu benim için büyük bir gurur vesilesi olur.-Hamza Hamzaoğlu’nu daha önce çalıştığın teknik adamlardan ayıran en önemli özelliği nedir?Hamza Hoca oyuncunun ismine değil idman performansına bakıyor ve iyiysen forma şansını veriyor. Takımda çok büyük oyuncular varken hiç kimsenin tanımadığı bana bu şansı verdi mesela. Oyuncusuyla sürekli diyalog halinde olan ve eksiklerini söyleyerek kendisini geliştirmesini isteyen bir hoca. Mesela bana da kafa toplarında kendimi biraz daha geliştirmem gerektiğini söylüyor ve antrenmanlardan sonra özel çalışmalar yapmamı istiyor. Çok iyi bir ilişkimiz olduğunu söyleyebilirim. Zaten kış transferi döneminde takımdan gitmemi de istemedi. Bana “Bizimle kalacaksın, seni çok daha iyi bir duruma getireceğim” diyerek güvenini ortaya koydu. Ben de Hamza Hocayla çalışmaktan çok memnunum. Hocanız size iyi olduğunuzu söylediği zaman kendinize güveniniz artıyor, çalışma azminiz kuvvetleniyor.-Türkiye’de izlemekten keyif aldığın takımlar, beğendiğin oyuncular var mı?İlk zamanlar Beşiktaş çok iyi futbol oynadı. Onları izlemekten gerçekten de keyif alıyordum. Çok beğendiğim futbolcular ise Wesley Sneijder, Burak Yılmaz ve Beşiktaş’tan DembaBa. Trabzonspor’da Mehmet Ekici de gerçekten çok iyi oynuyor.-Galatasaray-Fenerbahçe maçlarının çok farklı bir havası var. Sana bu havayı ve rekabeti anlattılar mı?Bu atmosferi statta bizzat yaşadığım için ne kadar inanılmaz olduğunu biliyorum. Kelimelerle anlatmak kolay değil. Almanya’da Stuttgart’la Bayern Münih arasında oynanan maçlar da derbi sayılır. Karlsruhe maçları da öyledir. Ama o maçların atmosferiyle Galatasaray-Fenerbahçe maçının atmosferi kıyas bile kabul etmez. Ben Fenerbahçe maçındaki atmosfere inanamadım. Kendi kendime “Acaba neredeyim?” diye sordum. Hele Sneijder’in attığı iki golle oluşan havayı anlatabilmek mümkün değil.-Millî Taktım tercihine gelirsek, Almanya’nın U20 takımında oynadın. Bu tercihin sebebi neydi? O dönemde Türkiye’den bir teklif almamış mıydın?Evet, Almanya’dan teklif almıştım ve bu nedenle Almanya adına oynadım. Ama hâlâ bir tercih yapma hakkım var. Almanya’da doğup büyümüş olsam da ben bir Türküm. Türkiye’den bir teklif aldığımda tabiî ki Türkiye’yi seçerim.-Türkiye’nin maçlarını izlerken, “Ben de burada olabilirim” diye bir hayalin var mı?Tabiî ki böyle bir hayalim var. Ama öncelikle bu büyük kulüpte başarılı olmam gerektiğini biliyorum. Öncelikli hedefim de bu. Zaten Galatasaray’da başarılı olursam Millî Takımda otomatik olarak gelir.-Bu sezon kaç maça çıkarsan kendini hedefine ulaşmış sayacaksın?Elbette her maçta oynamak isterim. Ama benim için önemli olan takımımızın dördüncü yıldızı takması. Bu hedefe yürürken ne kadar katkı sağlayabilirsem kendimi o kadar başarılı addederim. Takımda dördüncü yıldızı takmak için inanılmaz bir istek var. Her idmana çıkarken aynı şeyi konuşuyoruz. Her maça şampiyonluk ışığını önümüzde görerek çıkıyoruz. Takımımızda Sneijder dâhil “Ben bu takımın en iyisiyim” deyip boş verecek oyuncu yok. Herkes birbirine yardım ederek, birbirine destek vererek takım için elinden geleni yapmaya çalışıyor.-A2 Ligi’nde inanılmaz bir gol yüzdesiyle oynuyorsun. Oynadığın maçtan daha fazla gol attın. O ligin sana hafif geldiğini mi düşünüyorsun?Böyle söylemek yanlış olur. Biz o lige göre çok iyi bir takımız ve bu nedenle ben de daha zayıf rakiplere karşı çok sayıda gol atabiliyorum. A takımda oynayıp sonra A2’ye gitmek benim için bir problem oluşturmuyor. Zaten hocama da “Eğer A takım kadrosunda olmayacaksam A2’de oynamayı istiyorum” diyorum. Benim için önemli olan maç tecrübemi artırmak. A2 Ligi’ni de bu açıdan önemli bir fırsat olarak görüyorum ve seve seve oynuyorum.-Türkiye ile Almanya’yı kıyaslarsan burada ne eksik, ne fazla…Almanya daha disiplinli bir ülke. Söylenen her şey zamanında yapılır. Burada ise işler biraz zamana yayılıyor. Burada Almanya’ya göre fazla olan şey ise arabaların sayısı. İşin yakası bir yana Türkiye’nin fazlası insanlarının sıcakkanlılığı. Burada Almanya’da bulamayacağınız yakınlığı ve yardımseverliği kolayca görebilirsiniz.Cihan
Denizli: "Herkes Beşiktaş'a Teşekkür Etsin"
Spor Toto Süper Lig'in 22. hafta mücadelesinde, hafta arasında Liverpool zaferi yaşayan Beşiktaş, Balıkesirspor ile 2-2 berabere kaldı.Lig Tv'de yorumculuk yapan Mustafa Denizli, Beşiktaş'ın Avrupa'da kazandığı puanlara dikkat çekti.Denizli açıklamasında, 'Şu an Balıkesir'e puan kaybeden ve eleştirdiğimiz Beşiktaş Türkiye'nin 2 senesini kurtardı. Herkesin teşekkür borcu var' sözlerini kullandı.Siyah-beyazlıların yeni transferlerinden Opare hakkında ise, 'Opare, Beşiktaş'ta zorunluluğun ortaya çıkarttığı bir isim' şeklinde konuştu.Eurosport
Pedro Franco Yine Aynı Kırmızı Kartı Gördü
Süper Lig'in 22. haftasında Balıkesirspor ile 2-2 berabere kalan Beşiktaş'ta Pedro Franco maçın son dakikalarında direkt kırmızı kartla oyundan atıldı.Süper Lig'de gördüğü kırmızı kartlar yüzünden uzun süre problemler yaşayan Beşiktaş, uzun bir aradan sonra bir kez daha kırmızı kart gördü.Ligde bugüne kadar çıktığı maçlarda 8 kırmızı kart gören Beşiktaş'ta bu sayı Balıkesirspor maçında 9'a yükseldi.En son 26 Ocak'ta oynanan Gençlerbirliği maçında kırmızı kart gören siyah-beyazlılar, 4 hafta sonra bir kez daha maçı 11 kişi tamamlayamadı.Pedro'dan benzer kırmızı kartBeşiktaş'ın en son kırmızı kart gördüğü lig maçında oyundan atılan futbolcu yine Pedro Franco olmuştu. Serdar Kurtuluş'un geri pasında topun kontrolünü sağlayamayan Kolombiyalı futbolcu, Gençlerbirliği oyuncusu Berat'a topu kaptırınca rakibini arkadan yaptığı müdahale ile indirmiş ve direkt kırmızı kartla oyundan atılmıştı.Bu akşam yine benzer bir şekilde geriden gelen Sercan Yıldırım'a geçilerek topu kaptıran Franco, son adam olmasına rağmen rakibini arkadan müdahalesiyle yerde bıraktı ve yine direkt kırmızıyla oyundan atıldı.Halis Özkahya'nın hakemlik kariyerinde en çok kırmızı kart gösterdiği takım olan Beşiktaş'a karşı çıkardığı kırmızı kart sayısı bu maçla 8'e yükseldi.Eurosport
Reklam