onedio
"Türk Futbolu İçin Çok Umutlu Değilim"
Arda Turan, Madrid’de FourFourTwo dergisinden Ahmet Yavuz’a bu sezonki performansının sırlarını anlattı.Bu akşam Atletico Madrid formasıyla Chelsea karşısında yarı final rövanş maçına çıkacak Arda Turan, Madrid’de FourFourTwo dergisinden Ahmet Yavuz’a bu sezonki performansının sırlarını anlattı. İspanya Ligi’nde şampiyonluğu hayal dahi edemeyeceğini belirten milli oyuncumuz şampiyonlar ligi’ndeyse sezon başında final oynama hedefinin olduğunu söyledi. Arda ayrıca gece yastığa başını koyduğunda eğer çok geç olmadan bir gün Türkiye’ye dönmesi durumunda Avrupa’da kupa kazandıracak bir kadronun içinde yer alabileceğini ve o takıma liderlik edebileceğinin hayalini kurduğunu belirtti. “Bu halimi seviyorum” diyor Arda. Kısa saç ve uzun sakal... “Böyle havalı bir şey oldu. Kendime geldim.” Arda’nın çeşitli ve her biri olay yaratan saç stillerinden sonra denediği bu imajı, 300 Spartalı filmiyle birlikte anılmıştı. Taraftarlar, Arda’yı Atletico Madrid’in Real Madrid’i 14 yıl aradan sonra mağlup ettiği maçın ardından filmdeki “Kral Leonidas” karakterine benzettiler. Gerard Butler’ın hayat verdiği bu karakter, gerçek bir öykünün kahramanıydı ve klasik antik çağda var olmuş Sparta Uygarlığı’na komuta ediyordu. Küçük devletini düşman işgaline karşı savunan ve sayıca çok üstün Pers Krallığı’na boyun eğdiren Spartalılar, bunu Kral Leonidas’ın o damarı sayesinde başarmışlardı: İnatçı, risk almayı seven ve korkusuz... Kralın 300 kişilik orduyla Persleri alt etmesi için sihire ihtiyacı vardı. Tıpkı Arda Turan gibi... 'Gözümün korktuğu şeyden korkmam' Kral Leonidas’ın tüm bu vasıfları, Arda Turan’ı ona benzetenlerin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Gözümün gördüğü bir şeyden korkmam” diyor Arda. Barcelona’ysa çıkar oynarız. Real Madrid’se çıkar oynarız. Evet, dünyanın en iyi takımları, en büyük takımları... Ama öyle kimseden korkacak bir durumumuz yok!” Kral Leonidas, Atletico Madrid forması giyse, muhtemelen o da Real ve Barça için aynı şeyleri söylerdi. Atletico Madrid’le 2017 yılına kadar sözleşmesini uzatan Arda, Madri’de oldukça mutlu... Bu sezon İspanya’ya ve Avrupa’ya damga vuran takımdan ayrılmak gibi bir düşüncesi yok. Elbette kimse sezon başında ligde Atletico Madrid adına böyle bir senaryoyu hayal etmiyordu. Arda da öyle... Açıkçası iyi bir peformans sergileyip ligi ilk dört sırada bitireceğimizi tahmin ediyordum” diyor. Ama asla son haftalara girilirken Real Madrid ve Barcelona’nın önünde puan farkıyla lider olacağımızı düşünmemiştim.” Ligdeki insanüstü” performansa şaşırmış olsa da Şampiyonlar Ligi için büyük” düşünüyordu. Hayallerimi çok fazla söylemiyorum çünkü bazen kendim gibi gülüyorum. O kadar büyük hayallerim var ki...” diyor ama artık Avrupa’nın bir numaralı organizasyonu için sezon başında düşündüklerini rahat rahat söyleyebilir. Sezon başında Şampiyonlar Ligi’nde finale gitmek gibi bir hayalim vardı.” Arda, Atletico Madrid’in sahası Vicente Calderon Stadı’nın çimlerinde FourFourTwo’nun sorularını içtenlikle yanıtladı. Takım olarak bu sezon çok yoğun bir fikstürde mücadele ettiniz. Fiziksel olarak ne durumdasın? Yıprandık... Vücut olarak hepimizin yıprandığı aşikâr. Bizim oynadığımız sistemde biz topa sahip olan değil, topun arkasında duran bir takımız. Savunma üzerine kurulu bir sistemimiz var. O yüzden özellikle benim gibi ikinci bölgenin kenarlarında oynayan oyuncular için çok sıkıntılı bir sistem bu. Çok fazla efor sarfedilen bir sistem. Ama sezon sonuna kadar elimizden ne geliyorsa yapacağız. Simeone senin için “İspanyolca bilmiyor ama onunla bakışarak, vücut diliyle anlaşıyoruz” demişti. Aranızda nasıl bir iletişim var? Biz onunla sahanın içinde bazen bir bakışla bile anlaşıyoruz. Bakışıp gülüşüyoruz... Mesela Şampiyonlar Ligi müziği çaldığında dönüp bana bakar ya da büyük maçlarda seramoniye çıkarken gelip kulağıma bir şey fısıldar... Beni çok fazla geliştirdiğini, çok yönlü bir oyuncu yaptığını düşünüyorum. Beni benden daha iyi tanıyor ve çok iyi kullanıyor. Enerjimi, gücümü ve zekâmı maksimum seviyede kullanabilecek ender hocalardan biri. Onun yönetiminde daha fazla efor sarfedip daha az gole gidip atağı organize ediyorum. Tamamıyla hocanın istedikleri doğrultusunda hareket ediyorum. Zaten doğrusu da bu... Real Madrid ve Barcelona’yla baş edip, onları alt etmek nasıl bir duygu? Barcelona ve Real Madrid’in çok özel oyuncuları var. Messi ve Ronaldo’nun durumu, Neymar’ın ve Bale’in durumu... Çok özel oyunculara sahipler. Ama onlarla savaşmak hoşumuza gidiyor. Finansal güçleri, taraftar sayıları, global değerleri ortada. Ama bizim kendi halinde, taraftarıyla bütünleşmiş, birbiri için savaşan, daha özel bir halimiz var. İnsanların gözünde daha sempatiğiz. Bu güçle, her şeyi kazanabiliriz. Peki sence Atletico Madrid’in başarısı sürdürülebilir olacak mı? Bence Atletico Madrid transfer politikasını çok iyi sürdürebilen bir kulüp. Zaten bu seviyeyi korursak yayın gelirlerinde payımız artacaktır. Tabii ki kulüp olarak Real Madrid ve Barcelona’nın seviyesine ulaşmak çok zor. Zaman alacaktır. Ama Atletico Madrid İspanya’da bu konuda potansiyeli olan en büyük kulüp. Diğer taraftan yeni stat geliyor, yeni tesisler geliyor... Her sene Şampiyonlar Ligi’nde kalıp ligde şampiyonluğu kovalayabilecek bir durumumuz var. O yüzden her şey olabilir. Bir röportajında “Fiziksel olarak Messi ve Ronaldo kadar iyi olmam mümkün değil” demiştin. Senin için zirve noktası neresi? Açıkçası 27 ile 31 yaş arasında sahip olduğum potansiyeli daha fazla açığa çıkarabileceğimi düşünüyorum. Eğer Atletico Madrid gibi dünya devleriyle yarışan, uluslararası arenada boy gösteren bir takımın oyuncusuysam içimde çok büyük bir potansiyel var demektir. Sadece bunu daha sürekli bir hale getirmeliyim. Ama bunu tabii lafta bırakmamak, çok çalışmak lazım. Özellikle Atletico Madrid kariyerine bakınca “çalışmak” kelimesinin senin için anahtar kelime olduğunu söyleyebilir miyiz? Kesinlikle… Mesela bizim takımda Raul Garcia muhteşem bir örnek. Bir gün kitap yazarsam kitabımda muhteşem bir yeri olacak. Yüzde 30 yetenek, yüzde 70 çalışmadır. Çalışırsan oynarsın. Gerçekten kitap yazacak mısın? Evet yazacağım. Çok laylaylom bir kitap olmayacak. Herkesi eleştiren, gerçekleri söyleyen bir kitap olacak. Basının önünde her şeyi söyleyemiyorsun, politik davranıyorsun. Atletico Madrid’e gittiğin ilk aylarda TFF’nin Tam Saha dergisine verdiğin röportajda “Burada insan olarak bir birey olduğumu hatırladım” demiştin. Hala böyle mi düşünüyorsun? Çok büyük laf etmişim be! Doğru laf etmişim ama... Hâlâ arkasındayım! Mesela biraz önce antrenman bitti, bundan sonra hayat bana ait. Kimsenin hatrı gönlü yok. Türkiye’de sürekli birilerini ziyaret etmeniz gerekiyor. Kırılanlar var, bozulanlar var, dedikodular var. Dedikodulara cevap vermek zorundasın... Galatasaray taraftarıyla arandaki buzlar eridi mi? Galatasaray camiasının her zaman altın çocuğu oldum. El bebek gül bebek yetiştik. Tabii ki sorunlar oldu, ağladık sızladık falan. Ben de Galatasaray’a karşı elimden gelenin en iyisini vermeye çalıştım. Sadakatli davranmaya çalıştım. 24 yaşına kadar hep Avrupa takımları isterken Galatasaray’da kaldım. Bu da gözardı edilmemeli. ‘Bırakıp kaçtı’ diyenler var. Ben bırakıp kaçmadım. Takım sekizinciyken iğneyle çıkıp oynadım. Doktorlar orada... Takım yeni sezonda muhteşem bir kadro kurmuştu, şampiyon olacağı belliydi, ben o zaman gittim. Bırakıp kaçmak o zamanlar ben sakatım deyip oynamamaktı. Herkes Manisa’da nasıl oynadığımı biliyor. Öyle üç kuruşa beş köfte yok. Peki bu süreçte suçlu Galatasaray taraftarı mıydı? Taraftar suçlu olur mu? Arda Turan diye stadı inletirken iyiydi. Şimdi kötü mü olacak? Ve sen de kafana koydun ve Atletico Madrid’in yolunu tuttun… Çünkü yaşam alanı bırakmadılar bana... Eğer yaşam alanı verilseydi Selçuk, Burak, Sabri, o zaman Caner de bizdeydi; bu kadroyla Şampiyonlar Ligi olmasa da en azından Avrupa Ligi’nde şampiyon olabilirdik. Hâlâ bazen yatarken eğer çok geç olmadan bir gün dönersem Avrupa’da bir kupa kazandıracak kadronun içinde yer alabilirim diye düşünüyorum. Madrid’de mutlu musun? Burada kendime ait vaktim oldu. Kendimi bıraktım. Düşünme fırsatı buldum. Kafam temizlendi. Geçen gün okuyorum, Selçuk’la Burak’ın stattan arabalarıyla ayırlmaları bile problem. Kardeşim nolur ya! Maç bitmiş, ne istiyorsa yapsın futbolcu. İstiyorsa yürüyerek gitsin. Burada biz maça iki saat kala otomobillerimizle geliyoruz, herkes de otomobiliyle ayrılıyor. Kız arkadaşıyla maça gel, ne var bunda? Profesyonel futbolcu milyon dolarlar kazanıyor. İşyerine ihanet edecek kadar aptal mı? İhanet eden zaten üç gün sonra kendini sahada belli eder. Şikayetçi olduğun hiç mi bir şey yok? Bütün gün uyuyorlar (gülüyor). Geç yemek yiyorlar. Benim de bu yüzden kilo problemim oluyor, moralim bozuluyor. Saat 21:30’da yemek daha yeni başlıyor! Karnını nasıl doyuruyorsun? Her kültürün yemeğini yiyebiliyorum. Dünya mutfağını da seviyorum. Çin yemeği seviyorum ama çok kızartma işi var. Çünkü biz küçükken Bayrampaşa’da arka tarafta Çin restoranı vardı, hep oraya gider yerdik (gülüyor). Paella seviyorum. Deniz mahsullerinden böcekleri çok seviyorum. Şimdi ‘Ne havaya girmiş’ diyecekler ama çok seviyorum, ne yapayım. Sonradan görme olduğum için bunların hepsini çok seviyorum (gülüyor). Galatasaray’daki süreci de takip ediyor musun? Futbolcular da baskı altında... Çok fazla takip etmiyorum çünkü canım sıkılıyor, üzülüyorum. Arkadaşlarımın hepsi özel oyuncular, korunmaya ihtiyaçları yok. Sonuçta son iki senenin şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi çeyrek finali var. Birazcık saygı diyorum. Mancini’yi başarılı buluyor musun? Mancini zaten durumu açıkladı. ‘Ben buraya yeni takım kurma hedefiyle geldim’ dedi. O tabii Avrupa’da görmediği tarzda şeyler gördüğü için yadırgaması, sinirlenmesi çok normal. Ama Türkiye şartları böyle, alışması lazım. Hedefinin bu sene olmadığını söyledi. Beklemek lazım... Manchester City’de, Inter’de yıldız oyuncuları idare etmek ve başarılı olmak... Bunlar büyük işler. Mancini büyük bir hoca. Sana göre Türkiye’den Avrupa’ya gidebilecek oyuncular kimler? Gökhan Gönül ve Caner Erkin oynayabilir. Selçuk İnan, Burak Yılmaz ve Semih Kaya da öyle... Arda, Olcan Adın’ın da büyük potansiyeli olduğunu düşünüyor. Trabzon’da bütün yük ona kalıyor. Salih Uçan’ın, Emre Çolak’ın, Muhammed Demirci’nin ve Muhammed Demir’in kendini geliştirmesi lazım. Cenk Tosun’da iyi bir potansiyel var. Oyuncularımızın potansiyeli var ama bu potansiyel yetmeyebilir. Çalışmak, üzerine koymak lazım çünkü buralar başka bir seviye. “Arda Turan’ın başarısı, Türk futbolunun başarısı değildir.” Bu görüşe katılıyor musun? Yüzde 100 katılıyorum. Şansım çok yanımda oldu. Ben Mleda Boleslav maçında böyle olmasam... Millet bana şımarık falan diyor ya, öyle olmasam bugünlere gelemezdim ki! Ben nasıl oynayacağımı çözdüm, biraz Şam şeytanlığı yaptım. Böyle oynarsam formayı alırım diye kendi yolumu buldum. Sana bir süpergüç verip, “Türk futbolunda bir şeyi değiştirebilirsin” deseler neyi değiştirirsin? Bir hakkım olsa bütün kulüplerin altyapı tesislerini değiştiririm. Yataklı, eğitmenli, psikolojik danışmanlı, özel hocalı, İngilizce eğitmenli... Muhteşem çim sahalar... İşin temeli burada. Altyapı hocasına 2-3 bin lira maaş verirsen bu iş olmaz. Kulüp, altyapılarına kaynak ayıracak ki orası maddi olarak tatmin olunan bir yer olsun. Böylece eski futbolcu yorumculuğa kaçmayıp o işe odaklansın. Maalesesf altyapı hocalığını önemsizleştirdiler, itibarsızlaştırdılar. Kulüplerin altyapı hocaları kendi statlarında maç bile izleyemiyorlar! Türk futbolunun geleceği için umutlu musun? Çok umutlu değilim, çok da endişeli değilim. İpin üzerinde gidiyoruz. Fatih hoca bunun planlarını yapıyor. Sadece onun değil, altında çalışan herkesin aç olması lazım. Mesela bu ülke Abdullah Avcı’yı kaybetmemeli. Abdullah hoca bir gün tekrar bu milli takımın başına gelebilmeli. Bir kere olmadı diye vazgeçmemeliyiz.
Final Biletleri Satışa Çıkıyor
Ziraat Türkiye Kupası'nda Galatasaray ile Eskişehirspor arasında 7 Mayıs Çarşamba günü Konya'da oynanacak final maçının biletleri, yarın satışa sunulacak Türkiye Futbol Federasyonundan yapılan açıklamada, futbolseverlerin, fiyatları 100, 60 ve 40 lira olarak belirlenen biletleri, 'http://www.tff.org' üzerinden, Eskişehir Atatürk Stadı ve Konya Büyükşehir Belediyesi Atatürk Stadı'nda açılacak gişelerden satın alabilecekleri bildirildi. Galatasaray'a ayrılan final biletlerin, 'www.tff.og' üzerinden ve Konya Büyükşehir Belediyesi Atatürk Stadı gişelerinden satışa çıkartılacağı kaydedildi. HT Spor
20 TL’ye İstanbul’da Yapılabilecek 20 Güzel Şey
Hayat pahalı, İstanbul desen daha da pahalı… Cebimde fazla param yoksa kapıdan dışarı çıkmam, oturur evde dizimi seyrederim diyorsan okumaya devam et. Çünkü sana öğrencilik günlerindeki yaratıcılığa taş çıkartacak fikirlerle geliyoruz.  Geziko.com blogunda Gizem Telci'nin hazırladığı 40 öneriden seçtiğimiz 20 tanesi sizlerle...
Galatasaray'dan Muslera Açıklaması
Galatasaray, Muslera'nın yaşadığı sakatlık ile ilgili bir açıklama yaptı. İşte Galatasaray'ın resmi sitesinden yaptığı Muslera açıklaması; Galatasaray Profesyonel Futbol A Takımı’nın Spor Toto Süper Lig’in 31. haftasında Elazığspor ile oynadığı maçta 65. Dakikada sakatlanan oyuncumuz Fernando Muslera’nın sol dizi hiperekstansiyona zorlanmıştır. (Dizin geriye doğru şiddetli bir şekilde zorlanması.) Oyuncumuzun durumu yarın yapılacak MR sonrası netlik kazanacaktır.Maraton
Şampiyon Fenerbahçe!
Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig'in 31. haftasında 2013-2014 sezonunun şampiyonu olmayı garantiledi. Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı'nda sarı lacivertli takımın cezası nedeniyle kadın ve çocuk taraftarların önünde oynanan maçta Fenerbahçe, Çaykur Rizespor ile 0-0 berabere kalmasına rağmen bitime üç hafta kala şampiyonluğunu ilan etti. VOLKAN NET GOLÜ ÖNLEDİ Karşılaşmanın 75. dakikasında Çaykur Rizespor gole çok yaklaştı. Savunma arkasına atılan topa hareketlenen Deniz, ceza sahasında Volkan'la karşı karşıya kaldı. Sert vuruşunda milli kaleci topu çelmeyi başardı. KUYT DA ÇIKTI Ersun Yanal, maçın 72. dakikasında sıra dışı bir değişikliğe imza attı. Genelde doksan dakika oynattığı Dirk Kuyt'ı oyundan alarak yerine Alper Potuk'u oyuna soktu. 65'TE WEBO OYUNA GİRDİ Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal, 65. dakikada oyuna müdahele etti ve sarı kartı bulunan Emenike'yi kenara alarak yerine Webo'yu sahaya sürdü. EMENIKE NET FIRSATI KAÇIRDI Maçın 62. dakikasında Fenerbahçe Emmanuel Emenike ile gole çok yaklaştı. Kale sahası çizgisinin hemen önünde topla buluşan Emenike, net pozisyonda vuruşunu yaptı ancak top farklı bir şekilde dışarı gitti. RİZESPOR KALESİ ABLUKADA Fenerbahçe mücadelenin ilk 30 dakikalık bölümünde Çaykur Rizespor kalesini kuşatma altına aldı. Üst üste gol pozisyonları yakalayan Fenerbahçe'de, Raul Meireles, 30. dakikada ceza sahasında dönerek yaptığı vuruşta topu ağlara gönderemedi. DÜNYA REKORU KIRILDI Fenerbahçeli kadın ve çocuk taraftarlar 50 bin 537 kişilik tribünlerin tamamını doldurdu. Bu kadın taraftarlar açısından bir rekor oldu. Şampiy10
Reklam
Sabri Sarıoğlu'nun Bilinmeyenleri
Galatasaray’ın kaptanı Sabri Sarıoğlu, futbol hayatı ve özel yaşantısına dair önemli açıklamalar yaptı.Galatasaray'ın kaptanı Sabri Sarıoğlu Hürriyet'e verdiği röportajda ilginç ifadeler kullandı; “Sözleşmemi yanlış biliyormuşum” Sözleşmemle ilgili yanlış bir bilgi var. ‘15 maçta ilk 11 veya 30 maçta forma giyme’ şartı diye bir madde var. Zaten 18-19 maç ilk 11 oynadım ve sözleşmem otomatik olarak uzadı. Açıkçası ben de yanlış biliyordum ama 2-3 ay önce kulüp menajerimiz Cenk Ergün bana gösterdi. Kulübümle de sıkıntı yaşayacağımı düşünmüyorum. Benle çalışmak isterlerse seve seve imza atarım. İstemezlerse de başka bir takım da oynarım. 3 ay sonra 30 yaşına gireceğim. Daha 5-6 yıl futbol oynayacak enerjiye, kondisyona ve kafa yapısına sahibim. Bu nedenle de yüzden sonrası için hiçbir plan yapmadım. İngiltere rüyası Avrupa’ya gitmeyi düşündüm. Takım olarak bir hedefim olmadı fakat lig olarak İngiltere’de oynamak isterdim. Ancak her zaman “Galatasaray’ın menfaatlerini düşünerek hareket etmek istiyorum” dedim. Bana Avrupa’nın önemli takımlarından ciddi teklifler de geldi. Fakat o günün şartlarında uygun bulmadım. Galatasaray’da kaldığım ve Avrupa’ya gitmediğim için de hiçbir zaman pişmanlık duymadım. “Türk hocalar duygusal” Hiçbir zaman ayrımı yapmadım ama Türk antrenörler olaylara biraz daha duygusal bakabiliyor. Yabancılarla fark olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan futbolcuya bakıştır. “En çok Ribery zorladı” Çok sayıda yetenekli ve kaliteli futbolcu ile oynadım ancak Ribery ayrı bir yere sahip. Fransa ile oynadığımız hazırlık maçında harika oynamıştı ve beni çok zorlamıştı. Onunla aynı takımda da oynayabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Harika bir futbolcu ve çok sevdiğim bir insan. Favori yazarı Ahmet Ümit Futboldan arta kalan zamanlarımda kitap okuyorum. Ahmet Ümit’in ‘İstanbul Hatırası’ ve ‘Beyoğlu Rapsodisi’ni okudum. Daha çok tarihi ve polisiye kitaplara ilgi duyuyorum. En son izlediğim film ise Russell Crowe, Jennifer Connelly ve Emma Watson’ın başrollerini oynadığı Nuh: Büyük Tufan. Fakat film beklentilerimi karşılamadı. ‘Esprilerden hiç rahatsız olmuyorum’ Yaptığı isabetsiz ortalardan reklam üretilen Sabri Sarıoğlu, “Senaryoyu okuduğumda fikir hoşuma gitti. Kendimle barışık bir insanım” diyor. En unutamadığım maç... Bordeaux maçını unutamam Hırvatistan ile oynadığımız Euro 2008’deki çeyrek finaldini unutamam. G.Saray ile ise gol attığım ve 4-3 kazandığımız Avrupa Ligi’ndeki Bordeaux maçı... Galatasaray formasıyla çıktığım her maçın ayrı bir anlamı oluyor. 3Puan
Sabri Sarıoğlu'nun Bilinmeyenleri
Galatasaray’ın kaptanı Sabri Sarıoğlu, futbol hayatı ve özel yaşantısına dair önemli açıklamalar yaptı.Sarı-kırmızılı taraftarların ‘Sabri Reis’ diye çağırdığı kaptanlarından Sabri Sarıoğlu, temmuzda 30 yaşına basacağını belirterek, “5-6 yıl daha oynamayı istiyorum. Kendimde o enerjiyi buluyorum. Galatasaray da isterse son noktayı burada koymak istiyorum” dedi. Sabri’nin röportajından öne çıkan kısımlar şunlar oldu: “Sözleşmemi yanlış biliyormuşum” Sözleşmemle ilgili yanlış bir bilgi var. ‘15 maçta ilk 11 veya 30 maçta forma giyme’ şartı diye bir madde var. Zaten 18-19 maç ilk 11 oynadım ve sözleşmem otomatik olarak uzadı. Açıkçası ben de yanlış biliyordum ama 2-3 ay önce kulüp menajerimiz Cenk Ergün bana gösterdi. Kulübümle de sıkıntı yaşayacağımı düşünmüyorum. Benle çalışmak isterlerse seve seve imza atarım. İstemezlerse de başka bir takım da oynarım. 3 ay sonra 30 yaşına gireceğim. Daha 5-6 yıl futbol oynayacak enerjiye, kondisyona ve kafa yapısına sahibim. Bu nedenle de yüzden sonrası için hiçbir plan yapmadım. İngiltere rüyası Avrupa’ya gitmeyi düşündüm. Takım olarak bir hedefim olmadı fakat lig olarak İngiltere’de oynamak isterdim. Ancak her zaman “Galatasaray’ın menfaatlerini düşünerek hareket etmek istiyorum” dedim. Bana Avrupa’nın önemli takımlarından ciddi teklifler de geldi. Fakat o günün şartlarında uygun bulmadım. Galatasaray’da kaldığım ve Avrupa’ya gitmediğim için de hiçbir zaman pişmanlık duymadım. “Türk hocalar duygusal” Hiçbir zaman ayrım yapmadım ama Türk antrenörler olaylara biraz daha duygusal bakabiliyor. Yabancılarla fark olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan futbolcuya bakıştır. “En çok Ribery zorladı” Çok sayıda yetenekli ve kaliteli futbolcu ile oynadım ancak Ribery ayrı bir yere sahip. Fransa ile oynadığımız hazırlık maçında harika oynamıştı ve beni çok zorlamıştı. Onunla aynı takımda da oynayabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Harika bir futbolcu ve çok sevdiğim bir insan. Favori yazarı Ahmet Ümit Futboldan arta kalan zamanlarımda kitap okuyorum. Ahmet Ümit’in ‘İstanbul Hatırası’ ve ‘Beyoğlu Rapsodisi’ni okudum. Daha çok tarihi ve polisiye kitaplara ilgi duyuyorum. En son izlediğim film ise Russell Crowe, Jennifer Connelly ve Emma Watson’ın başrollerini oynadığı Nuh: Büyük Tufan. Fakat film beklentilerimi karşılamadı. ‘Esprilerden hiç rahatsız olmuyorum’ Yaptığı isabetsiz ortalardan reklam üretilen Sabri Sarıoğlu, “Senaryoyu okuduğumda fikir hoşuma gitti. Kendimle barışık bir insanım” diyor. En unutamadığım maç... Bordeaux maçını unutamam Hırvatistan ile oynadığımız Euro 2008’deki çeyrek finali unutamam. G.Saray ile ise gol attığım ve 4-3 kazandığımız Avrupa Ligi’ndeki Bordeaux maçı... Galatasaray formasıyla çıktığım her maçın ayrı bir anlamı oluyor. Eurosport
Reklam
LYS Hakkında Bilmen Gereken Her Şey
etiket
LYS nedir?Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS), ÖSYM’nin üniversiteye girmek isteyen adaylar için hazırladığı sınav sisteminin ikinci aşamasıdır.LYS’ye girme koşulu nedir?2014 YGS’ye girmiş olup herhangi bir YGS puanı baraj kabul edilen 180 ve üzerinde olan adaylar 2014 LYS’ye girebilir. LYS’ye girmek isteyen adayların 21-30 Nisan tarihleri arasında kayıt yaptırmaları gerekmektedir.LYS’de kaç sınav var? Hangi günler hangi sınavlara girmem gerekiyor?LYS’de 5 adet sınav bulunmaktadır. Bunların içerikleri ve tarihleri aşağıdaki gibidir.LYS-1, Matematik Sınavı olarak geçmektedir ve 15 Haziran Pazar saat 10:00’da başlayacaktır. Matematik ve Geometri testlerini içerir. MF veya TM puanı ile öğrenci alan programları tercih edecek adayların girmesi gerekmektedir.Tek oturumda gerçekleşecek toplamda 135 dakika sürecektir. Matematik testi 50 sorudur ve 75 dakika sürecektir. Geometri testi 30 sorudur ve 60 dakika sürecektir.LYS-2, Fen Bilimleri Sınavı olarak geçmektedir ve 21 Haziran Cumartesi saat 10:00’da başlayacaktır. Fizik, Kimya ve Biyoloji testlerini içerir. MF puanı ile öğrenci alan programları tercih edecek adayların girmesi gerekmektedir.Tek oturumda gerçekleşecek toplamda 135 dakika sürecektir. Fizik, Kimya ve Biyoloji testlerinden her biri 30 sorudan oluşmaktadır ve cevaplama süreleri 45er dakikadır.LYS-3, Edebiyat-Coğrafya Sınavı olarak geçmektedir ve 22 Haziran Pazar saat 10:00’da başlayacaktır. Edebiyat ve Coğrafya-1 testlerini içerir. TM ve TS puanı ile öğrenci alan programları tercih edecek adayların girmesi gerekmektedir.Tek oturumda gerçekleşecek toplamda 120 dakika sürecektir. Edebiyat testi 56 sorudur ve 85 dakika sürecektir. Coğrafya-1 testi 24 sorudur ve 35 dakika sürecektir.LYS-4, Sosyal Bilimler Sınavı olarak geçmektedir ve 14 Haziran Cumartesi saat 10:00’da başlayacaktır. Matematik ve Geometri testlerini içerir. TS puanı ile öğrenci alan programları tercih edecek adayların girmesi gerekmektedir. Tek oturumda gerçekleşecek toplamda 135 dakika sürecektir. Tarih, Coğrafya-2, Felsefe Grubu ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi testlerini içerir. Tarih testi 44 sorudur ve 65 dakika sürecektir. Coğrafya-2 testi 14 sorudur ve 20 dakika sürecektir. Felsefe Grubu ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi testi 32 sorudur ve 50 dakika sürecektir. İstisnai olarak lisede Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf olan veya farklı müfredat ile okuyan öğrenciler Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile ilgili soruları çözmeyecek onun yerine Felsefe Grubu sorularından 8 ek soru çözeceklerdir.Adayların kendilerine ait olmayan gruptaki soruları çözmeleri onlara ek puan getirmeyecektir. LYS-5, Yabancı Dil Sınavı olarak geçmektedir ve 15 Haziran Pazar saat 14:30’da başlayacaktır. İngilizce, Almanca ve Fransızca testlerini içerir. DİL puanı ile öğrenci alan programları tercih edecek adayların girmesi gerekmektedir.Tek oturumda gerçekleşecek toplamda 120 dakika sürecektir. Aday sadece başvurusunda bildirdiği tek bir testi yapacaktır.  Dil testi 80 sorudur.Bu sınavların ağırlıkları nelerdir?LYS’nin ağırlığı ham puan içerisinde %60’tır. Her puan türü için LYS’deki testlerin ağırlığı değişmektedir. Testlerin ağırlıkları hakkında detaylı bilgi edinmek için buraya tıkla. LYS puanlarım nasıl hesaplanıyor? Yerleştirme puanı nedir?LYS puanları ham ve yerleştirme puanı olarak ikiye ayrılır. Ham puan YGS ve LYS’de yaptığınız netler üzerinden hesaplanır. En büyük LYS ham puanı 500, en düşük LYS ham puanı ise 100’dür. Adayın bir alandan (MF, TM, TS veya DİL) LYS puanının hesaplanabilmesi için o puan türüne ait testlerden en az ikisinden 0.5 net yapmalıdır.İpucu! LYS tahmini puanlarını hesap makinemizi __kullanarak hesaplayabilirsin.İpucu! LYS programlarında girmeyi düşündüğünüz bütün testlerden en az yarımşar net yapmak normalde girmeyeceğiniz alanını puanını çok yükseltecektir. Örneğin, bir MF adayının LYS-1 ve LYS-2’ye girmesi gerekmektedir. TM ile iki ortak testi olduğu için TM puanı da hesaplanmaktadır. Eğer aday LYS-3’e de girer ve oradaki testlerden de yarımşar net yaparsa TM puanları LYS-3’e girmediğinde alacağından çok daha yüksek olacaktır.Uyarı! YGS puanları LYS puanları için bir gösterge olsa bile YGS puanları bir LYS puanını hesaplamakta kullanılamaz.Yerleştirme puanı ise ham puanın üzerine eklenen okul başarısıdır. Adayın okul not ortalaması kullanılarak adaya 30 ila 60 puan arasında bir başarı puanı eklenir. Böylece en yüksek yerleştirme puanı 560 olurken en düşük yerleştirme puanı 130 olur.Uyarı! Aday bir önceki sene bir programa yerleşmiş ise okuldan gelen başarı puanının sadece yarısını alır. Diğer bir deyişle bu adaylar yerleştirmede 115 ile 530 puan arası almaktadırlar.Ek puan nedir?Ek puan ise özel başarısı olan adaylara (ör. TÜBİTAK başarısı) veya teknik liselerin ve meslek liselerinin ilgili programlarına (ör. İmam Hatip Lisesi – İlahiyat, bütün programlar için ÖSYS kılavuzu Tablo 3A’ya bakabilirsiniz) geçişlerinde uygulanır. Okul birincilerine ise bazı programlarda özel kontenjan ayrılır. Ayrıca sanatta ve spor dallarında üstün yetenekli adaylar için de istisnalar bulunmaktadır.Uyarı! Okul birincileri sadece mezun oldukları sene girdikleri sınavda okul birincisi kontenjanından yararlanabilirler.Baraj puanı nedir?Baraj puan adayın çoğu 4 yıllık lisans programlarına girebilmek için ilgili puan türünden almaları gereken en az puandır. LYS programları için baraj 180 puandır.Yerleştirmede meslek lisesi çıkışlı adaylara ek puan verilen lisans programları ile Teknoloji, Sanat ve Tasarım, Turizm Fakülteleri lisans programlarının M.T.O.K. kontenjanlarını tercih edebilmek için veya yerleştirmede meslek lisesi çıkışlı adaylara ek puan verilen programlar dışındaki lisans programlarını tercih edebilmek için LYS’den barajı aşmak gerekmektedir.Uyarı! Adaylar LYS’de barajı geçemeseler bile YGS puanı ile öğrenci kabul eden programlara başvurabilirler.Uyarı! Bazı 4 yıllıklar (Yüksekokullar) YGS puanı ile öğrenci kabul ettiklerinden LYS baraj puanı bu programları etkilemez.Kontenjan nedir? Taban puan nedir? Başarı sırası nedir?Kontenjan bir programın almayı taahhüt ettiği aday sayısıdır. Örneğin; Galatasaray Üniversitesi Hukuk programının 2013’teki kontenjanı 26'dır.Uyarı! 2014 yılı için kontenjan değişiklikleri temmuz ayının başında yayınlanacaktır ve sitemizde güncellenecektir.Taban puan bir programın en son sırada aldığı adayın programa ait olan puan türünde aldığı puanı gösterir. Örnek verecek olursak 2013 yılında Galatasaray Üniversitesi Hukuk programı TM-2 puanıyla 26 kişi almıştır. Programın aldığı 26. kişinin TM-2 puanı olan 524.63928 o programın taban puanıdır.Adayların puanları hesaplanırken aynı zamanda her puan türü için sıralamaları da hesaplanır. Başarı sırası bir programın ait olduğu puan türünde en son aldığı adayın kaçıncı sırada olduğunu gösterir. Aynı örneği kullanarak Galatasaray Üniversitesi Hukuk programına 26. sıradan giren aday TM-2 puan türünde 87. olmuştur. Programın başarı sırası da 87’dir.İpucu! Hesap makinemiz __puanın yanı sıra sıralama da vermektedir.Uyarı! Her sene için taban puanlar ve başarı sıraları değişiklik gösterir. Örneğin bir sene 300 puanla alan bir programın başarı sırası 90 bin iken diğer bir sene başarı sırası yine 90 bin civarındayken taban puanı 280 binler olabilir.İpucu! Sonuçlar açıklandıktan sonra bir önceki senenin taban puanı yerine başarı sırası ile karşılaştırmak daha doğru sonuçlar verecektir.İpucu! Bütün programların kontenjanları, taban puanları ve başarı sıralarını incelemek için sitemizdeki Tablo 4’e __bakabilirsin.LYS’ye nasıl hazırlanacağım? Programların taban puanları belli ama o puanlara erişebilmem için kaç net yapmam gerekiyor? LYS’ye hazırlanmak için Faydalı Bilgiler bölümünde Üniversiteye Hazırlanırkenkategorisindeki yazılara göz atabilirsin.Bunun dışında LYS’ye hazırlanmak için Akıllı Çalışma Sistemi’nden faydalanabilirsin. Akıllı Çalışma Sistemi netlerini arttırabilmen için en hızlı yollardan biri. Ayrıca Akıllı Çalışma Sistemi’nin içerisinde 8.000’in üzerinde soru bulunuyor.Bunun yanı sıra LYS programlarının kaçar net istediğini öğrenmek istiyorsan KAÇ NET’i kullanabilirsin. KAÇ NET binlerce LYS programı için hangi testlerden kaçar net yapman gerektiğini gösterir.Ayrıca her zaman için Soru bölümünden bize ve diğer üyelere aklındaki soruları sorabilirsin.LYS sonuçları ne zaman açıklanır? Tercih dönemi ne zaman?Belli bir süresi olmamasına rağmen ÖSYM sonuçları sınavların bitiminden yaklaşık bir hafta on gün kadar sonra açıklamaktadır. Tercih dönemi LYS sonuçları açıklandıktan yaklaşık bir hafta sonra başlar ve on gün kadar sürer. Ondan yaklaşık bir hafta sonra da adayların hangi programlara yerleştiği belli olur.2013 yılında son LYS 23 Haziran’da yapılmış olup 1 Temmuzda LYS sonuçları açıklanmıştır. Tercih dönemi 8-18 Temmuz arası gerçekleşmiş olup yerleştirme sonuçları 25 Temmuz’da açıklanmıştır.Kaç tercih hakkım var? Belli bir sıralama yapmam gerekiyor mu? Puanlarını tutturduktan sonra istediğim tercihe yerleşebilir miyim?Aday tercih listesine en fazla 30 program ekleyebilir ve bu programları kendisi için önem sırasına göre yukarıdan aşağıya doğru sıralamalıdır. Aday puanının tuttuğu ilk tercihine yerleştirilir. Örneğin aday 5 tercih yapmış ve 2., 4. ve 5. tercihlerine girmeye hak kazanmışsa 2. tercihine yerleştirilir. İpucu! Tercih listeni en doğru şekilde oluşturmak için TUTAR MI?’yı __inceleyebilirsin.YGS ve LYS sonuçlarımı paylaşmanın en güvenli yolu nedir? ÖSYM internet şifremi rehber öğretmenime vermem güvenli mi? Kontrol kodu nedir?ÖSYM, internet şifrelerinin rehber öğretmenler dahil olmak üzere kimse ile paylaşılmaması konusunda adayları ciddi bir şekilde uyarmaktadır. Rehber öğretmenlerin adayın şifresini çalmaları beklenmez ama aday şifrelerini adayın kendisi kadar sıkı korumayabilirler.ÖSYM sınav sonuçlarının başkalarıyla güvenli bir şekilde paylaşılması için kontrol kodu uygulamasını geliştirmiştir. Sınav sonuç belgelerinin en altında yazan bu kod ile adayın internet şifresini paylaşmadan sonuç belgesini paylaşmasını mümkün kılmaktadır.Ayrıntılı bilgi için ilgili yazımızıokuyabilirsin.Uyarı! ParlakBirGelecek bazı ürünleri (ör. KAÇ NET, TUTAR MI) için adayın kontrol kodunu istemektedir ama sitenin hiçbir yerinde adayın ÖSYM internet şifresi istenmemektedir.Puanım tercih listemdeki hiçbir programa yetmezse ve hiçbir yere yerleşemezsem ne olur?Aday ek yerleştirmede tekrar tercih yapabilir veya bir sonraki sene sınava tekrar girebilir.Ek Yerleştirme nedir? Ne zaman başlar?Yerleşemeyen adaylar ek yerleştirme dönemde ilk tercih döneminde tercih edilmediği için boş kalan, tercih edip de yerleşen adayların kayıt yaptırmadığı için boşalan kontenjanlar ile yeni açılan programlar için tekrar tercih yapabildikleri dönemdir. Ek yerleştirme dönemi, o seneki tercih ve yerleştirme dönemi bittikten sonra başlar, 2013 yılında Eylül sonuna doğru gerçekleşmiştir.Eğer bu sene bir yere yerleşirsem seneye sınava tekrar girdiğimde bir kaybım olur mu? Peki ya yerleştiğim programa kayıt yaptırmazsam?Aday kayıt yaptırmış olsun veya olmasın bir önceki sene bir yere yerleştiyse okul başarısından gelen puanı 50% oranında kesintiye uğrar. Bir programa yerleşip kayıt da yaptırdıktan sonra başka bir programa geçmek istersem tekrar sınava mı girmem gerekir?Üniversite öğrencileri belli koşullar altında sınava girmeden yatay geçiş ile başka programlara geçebilirler.İki yıllık bir programdan dört yıllık bir programa tekrar YGS ve LYS’ye girmeden geçmek mümkün müdür? İki yıllık program mezunları veya mezun olma aşamasında olan öğrenciler bazı programlar için dikey geçiş sınavı ile dört yıllık programlara YGS veya LYS’ye girmeden kaydolabilirler.
Finalin Bilet Fiyatları Açıklandı
Eskişehirspor ile Galatasaray arasında 7 Mayıs Çarşamba günü Konya'da oynanacak Ziraat Türkiye Kupası finali öncesi organizasyon toplantısı İstanbul'da yapıldı.Türkiye Futbol Federasyonu’ndan (TFF) yapılan açıklamaya göre; Federasyonun İstinye’deki merkez binasındaki TFF Yönetim Kurulu Üyesi ve Profesyonel Kurul Başkanı Arif Koşar başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, TFF Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Zülfikaroğlu, Eskişehirspor ve Galatasaray kulüplerinin yönetici ve çalışanları ile TFF müsabaka organizasyon ekipleri katıldı. Toplantının ardından final biletlerinin fiyatları 1. kategori 100, ikinci kategori 60, üçüncü kategorinin ise 40 lira olarak belirlendiği bildirildi. Biletlerin tff.org üzerinden, Eskişehir, İstanbul ve Konya’da kurulacak gişelerden 29 Nisan Salı gününden itibaren satın alınabileceği kaydedildi. Finalin başlama saatinin önümüzdeki günlerde açıklanacağı, kupa töreninin Şeref Tribünü’nde yapılacağı belirtildi.AMK Spor
Beyoğlu'nda Mutlaka Görmeniz Gereken 10 Mekan
Beyoğlu'nun Kasımpaşa semtinde bulunan Aynalıkavak Kasrı, Yıl içerisinde birçok turist tarafından ziyaret edilmekle birlikte; ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Evliya Çebebi, Seyahatname kitabında Aynalıkavak Kasrı'ndan bahsetmiş ve kasrın Fatih Sultan Mehmet zamanında yapıldığını yazmıştır.İstanbul'un görülmeye değer tarihi kasırlarından biridir. Dönem dönem padişahlar tarafından genişletilmiştir ve günümüze son haliyle gelmiştir. Aynalıkavak Kasrı'nı ziyaret etmek için bir gününüzü ayırabilir ve bu kasrın yanı sıra İstanbul'un diğer tarihi turistik alanlarını gezebilme imkanı yakalayabilirsiniz. Haliç kıyısındaki bu tarihi yapıyı görmeden İstanbul'dan ayrılmayın.
Reklam
Ziraat Türkiye Kupası Finalinin Adresi Belli Oldu
Ziraat Türkiye Kupası final maçının oynanacağı stat açıklandı...Türkiye Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklama şöyle: 'Ziraat Türkiye Kupası Türkiye'yi Kucaklıyor' sloganı ile bu yıl 52.'si düzenlenen ve Eskişehirspor ile Galatasaray'ın karşılaşacağı Ziraat Türkiye Kupası Finali, Konya'daki Büyükşehir Belediyesi Atatürk Stadı'nda oynanacak.7 Mayıs Çarşamba günü oynanacak final maçının saati daha sonra açıklanacak.' TFF yetkilileri daha önce final maçı için Şanlıurfa'da bulunan GAP Arena'da incelemeler yapmıştı.Şampiy10
"Adalet Bir Gün Herkese Lazım Olur"
1907 Fenerbahçe Derneği başkanı ve Fenerbahçe eski yönetim kurulu üyesi Ali Koç çarpıcı açıklamalarda bulundu 3 Temmuz 2011’de başlayan şike soruşturması boyunca Fenerbahçe camiası kendilerine operasyon yapıldığını savundu. Hürriyet'in haberine göre, Başkan Aziz Yıldırım’ın itirazının reddedildiği ve hapis kararının alındığı sırada ise eski Asbaşkan ve 1907 Fenerbahçe Derneği Başkanı Ali Koç ‘Adalete Fener Yak’ ile hukuk mücadelesini sürdürüyordu. Fenerbahçe’nin yeniden yargılanmasını hedefleyen Ali Koç’a başkanlık dahil her soruyu sordum ama o “Önce adalet, sonra diğer konular” dedi, adalet gelene kadar mücadele edeceklerini söyledi... Neden “Adalete Fener Yak” diyorsunuz? Fenerbahçe camiası, 3 Temmuz 2011’de sözde şike operasyonu ile başlayan süreç içerisinde oldukça zor ve karanlık günlerin içerisinden geçti ve halen de geçiyor. Bu süreci günbegün yaşadım, biliyorsunuz o dönemde Fenerbahçe Yönetim Kurulu’ndaydım. Dünya spor tarihinde görülmemiş bir operasyon gerçekleştirildi; evrensel hukuk kurallarına aykırı, domino etkisi yaratan birçok sıkıntı ile karşılaştık. Biz dava başladığı günden itibaren bu davada yargılamanın hiçbir şekilde adil yapılmadığını anlatmaya çalıştık. Bu koşullar ve son dönemde yaşanan gelişmeler doğrultusunda hiçbir Fenerbahçelinin de verilen kararlara inanmadığı, adil yargılanma süreci oluşmadığı takdirde de inanmayacağı, ikna olmayacağı aşikârdır. Camiamızın tek beklentisi olan adil yargılanma hakkının verilmesi arayışı bizi ortak bir paydada buluşturdu. Fenerbahçe’ye gönül veren ve destek olan 350 bini aşkın kişinin katıldığı ‘Türkiye İçin Adalet, Fenerbahçe İçin Adalet’ yürüyüşünde Bağdat Caddesi’nde 1907 Fenerbahçe Derneği olarak ‘Adalete Fener Yak’ çağrısında bulunduk. Mart ayında Anıtkabir’e gerçekleştirdiğimiz ziyarette de dünya görüşü, tuttuğu takım ne olursa olsun hukukun, temel hak ve özgürlüklerin önemine inanan vatandaşlar bir araya geldi. Ortak çağrımız yine “Türkiye için Adalet, Fenerbahçe için Adalet” idi. Bugün görüyoruz ki, sosyal medyada bir hashtag ile başlayan çağrımız toplumsal karşılığı olan bir söyleme dönüştü ve adalet çağrımız her geçen gün daha gür bir sesle yankılanıyor. Rengi ne olursa olsun Fenerbahçenin haklılığına inanan yüzbinlerce gönüllü insan sosyal medyada çağrımızı dile getiriyor. Biz de 1907 Fenerbahçe Derneği olarak yaşadığımız dünyanın koşullarına uygun yöntemler ile erişebildiğimiz kadar kişiye erişmeye çalışıyoruz Kampanyamıza yoğun ilgi var, imza sayısı 40 günde 500 bini geçti. Fenerbahçe Spor Kulübü yönetimi başta olmak üzere, tüm branşlardaki sporcularımız da bu çağrıya kulak verdi ve imzalarını attı. İmza kampanyasına katılan herkese şükranlarımızı sunarken, teşekkürü borç biliriz. Adalet isteyen her vatandaşımızın da adil yargılanma hakkını elde edene kadar kampanyamıza sahip çıkmaya devam edeceğini yürekten diliyorum. Sosyal medya çağrıda bulunduğunuz kampanyanızın amacına ulaşma yolunda etki yarattığına inanıyor musunuz? Bu sorunuza veriler ile yanıt vermek istiyorum. Change.org küresel bir platform ve Adalete Fener Yak kampanyası bu platformda bugüne kadar dünyada gerçekleşen en yoğun katılımlı ilk 10 kampanyanın arasında, Türkiye’de ise en üst sırada yer alıyor. Yarım milyonu aşkın kişi imza attı. Ama beni asıl etkileyen şey Elazığ’dan Artvin’e Türkiye’nin her bir köşesinden, Almanya’dan San Francisco’ya dünyanın bir ucundan diğer ucuna insanların imzasını bu listede görmek. İmza atarken düşüncelerinizi de yazabildiğiniz bir alan var. Vakit buldukça mesajları okumaya gayret ediyorum. Ve her seferinde istisnasız görüyorum ki, dünyanın her bir köşesinde yaşayan ve çağrımıza destek veren herkesi ortak paydada buluşturan husus: ‘Adalet’. Ayrıca sosyal medyadaki paylaşımları derneğimiz anbean takip ediyor. Twitter’da, Facebook’ta ve daha birçok sosyal ağda yapılan paylaşımlarla 7 milyonu aşkın sosyal medya kullanıcısı ‘Adalete Fener Yak’ çağrımıza destek verdi. Kulübümüzün sosyal medya hesaplarından da aktif olarak kampanyamızın çağrısı yapılıyor. Peki, Fenerbahçe hukuka inancını yitirdi mi? Hukuk o kadar hassas ve önemli bir evrensel değer ki, her vatandaşın hukuka inanmaktan başka bir şansı yok. Hukuk, evrensel kurallarla, bağımsız kurumlarıyla ve hukukçularımızın vicdanlarıyla bir bütün olarak işler. Biz hukuka güvenmek istiyoruz, güvenmek zorundayız da. Hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Ancak 3 Temmuz sürecinin ve son dönemde yaşanan olayların ardından birçoğu mevcut hükümet yetkilileri tarafından da dile getirilen hukuk ihlalleri, kamuoyu vicdanında telafisi imkânsız yaralar açtı ve adalete olan güven duygusunu zedeledi. Gizlilik olmasına rağmen süreçteki tüm detayları, ifadeleri tüm kamuoyu daha soruşturma aşamasında an be an öğrendi. Gizlilik ihlallerine müsaade edildi. Spor hukuku dikkate alınsaydı, Türk sporu uluslararası kamuoyunda bu kadar zedelenmezdi. Hiçbir savunma hakkı verilmeden basın yoluyla kişiler kamuoyu önünde suçlu ilan edilmiştir. ‘O mahkemeler artık yok’ “Gelinen noktada şunu görüyoruz: O gün Fenerbahçe’yi yargılayan mahkemelerin tartışma konusu olduğu, kaldırıldığı, başka davalardaki hükümlerinin tartışıldığı bir dönemdeyiz. Maalesef Fenerbahçe hukukun hiçbir zemininde bugüne kadar hakkını arama şansına sahip olmadı. Bizim 3 senedir söylediklerimiz bugün Türkiye’de adalet arayan herkes tarafından dile getiriliyor. Tüm bu ihlaller sonucu inanıyoruz ki, şike iddiasıyla görülen davada yargılama yapılmadan hüküm verilmiştir. Verilen erken hüküm, Fenerbahçe’ye gönül verenleri, ülkemizi, spor ekonomisini olumsuz etkiledi; etkilemeye de devam ediyor. Hiçbir Fenerbahçeli’nin adil yargılanma dışında başka bir beklentisi yok. Biz vicdanlarda açılan yaraların ancak adil yargılanma ile kapanacağına, hukukun ancak böyle üstün geleceğine inanıyoruz. Sayın Başkanımız Aziz Yıldırım’ın her şeyi göze alarak sürdürdüğü mücadelenin de özünde bir adalet arayışından başka bir şey olmadığı da açık ve net. Adalet isteyen her Fenerbahçeli haklarını elde edene kadar kulübüne sahip çıkmaya devam edecek. İnanıyorum ki, geçmişte de olduğu gibi bu dönemden Fenerbahçe Camiası büyüyerek ve güçlenerek çıkacaktır. Bugüne kadar karşımıza çıkan zorlukların kenetlenerek üstesinden gelmeyi başaran camiamız, bugün de aynı dayanışma ruhu içinde bu haksızlıkları birlikte aşacak.” Adil yargılanmadan kastınız nedir? Af ya da şartlı salıverme olursa tavrınız ne olacak? Bu sizi tatmin edecek mi? Bu sorunuzun cevabına change.org/tr üzerinden başlattığımız Adalete Fener Yak imza kampanyası ile net bir cevap veriyoruz: -Önerimiz, suçsuz olduğunu haykıran camiamızı rencide edecek bir af veya şartlı salıverme değildir. Önerimiz, doğrunun yanlıştan, haklının haksızdan ayrılmasını sağlarken, adil yargıya olan güçlü inancın da sarsılmadan sağlanmasına yöneliktir. -Halen daha imkân varken, adil yargılanma hakkının tanınmasının adalet adına, aydınlık bir Türkiye adına gerekli olduğunu düşünüyoruz. Demokrasi, ifade özgürlüğü Yeniden yargılama halinde Fenerbahçe’nin haklılığının ispatlanacağını mı düşünüyorsunuz? Adil yargılanmak bir hak ise, evet hakkımızı arıyoruz. Ancak unutmayın ki bu çağrının altında demokrasi, ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğünü içeren evrensel değerler etrafında kenetlenmemiz yatıyor. Dikkatinizi çekmek isterim, Fenerbahçe Spor Kulübü, yüz binlerin yürüyüşünde, yüksek sesle haykıran binlerce kadın-erkek, çocuk, genç, yaşlı pek çok kesimin vicdanında bir kez daha aklandı. Camiamız, evrensel hukuk kuralları çerçevesinde yargılanma hakkı talep ediyor. İnanıyoruz ki adil yargılanma gerçekleştiğinde çok daha farklı bir tablo ortaya çıkacaktır. Önümüzdeki süreçte Fenerbahçe yönetiminde aktif bir rol alacak mısınız? Olası bir kötü senaryoda Fenerbahçe Başkanlığı’na taraftarın da kulübün de sıcak baktığı ortak isim olarak isminiz anılıyor. Başkanlık konusundaki düşüncenizi öğrenebilir miyim? Sayın Başkanımız Aziz Yıldırım’ın ve Camiamızın her şeyi göze alarak sürdürdüğü adalet mücadelesi benim de Fenerbahçe’ye gönül veren herkesin de bugün tek önceliğidir. İstediğiniz herhangi bir Avrupa ya da dünya kulübüne üye olup, onun kombine biletini alıp, her hafta onun maçını yerinde izleyebilecek imkânlara sahipsiniz. Türkiye’deki sportmenlikten uzak ortama rağmen, bu işlerle uğraşmanızın sebebini açıkçası çok merak ediyorum. Bir insan bunca sıkıntının altına neden girer? Bu sorunun yanıtı sizce de çok basit değil mi? Ben bu ülkede yaşıyorum. Bu ülkenin bir parçasıyım. Kendini bu ülkenin geleceğine adamış, geçmişini bu ülkeden alan bir Topluluğun temsilcisiyim. Hayatımdaki ilk futbol maçını bu ülkede izledim. Fenerbahçe’nin renklerine gönül verdiğimde kaç yaşındaydım hatırlamıyorum bile. İlk tezahüratı da ‘ilk 11’i de bu sokaklarda ezberledim. Sadece futbol değil, hayatın her alanında vermeniz gereken bir mücadele var ise sahip olduğunuz değerler sizi o mücadeleye çağırır. İnandığınız doğrular ışığında yürürsünüz. Hele ki söz konusu, kayıtsız şartsız bağlı olduğunuz bir duygu ise...Bu benim değil Fenerbahçe’ye gönül vermiş milyonların duygusudur. Öyle öğrendim, öyle inandım, öyle de yaşıyorum. Sorunuzun ikinci bölümüne gelirsek, Türkiye’de futbolun ayrıştırıcı değil birleştirici olması gerektiğine inanıyorum. Bugünün koşullarında bunu gerçekleştirmek zor görünse bile imkansız değil. En başta, kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyin başkasına da yapılmamasını istemek iyi bir başlangıç olur. 3 Temmuz sürecinde yönetimde iken camiamız dışında kulübümüzün ne kadar yalnız bırakıldığını, derdini anlatmak için ne kadar sıkıntı yaşadığını bizzat tecrübe ettim. Fenerbahçe’nin haklılığını anlatmak için verilmek istenen mücadelenin sadece yönetim ile olmayacağı aşikardır. Ben Fenerbahçe’nin haksızlığa uğradığına inanıyorum. İşte tam da bu nedenle, Fenerbahçe’nin renklerine olan saygım, takımımıza olan bağlılığım ile haksız bir süreçten geçtiğimize inanıyorum. Ve bu haksızlığın üstesinden ancak hep birlikte gelebiliriz. **Fenerbahçeli olmayanlar da ikna olabilir mi? Sonuçta Fenerbahçe aklanırsa, bu karar ‘sahaya yansır’ mı? Adil yargılanmanın, Fenerbahçeliler haricinde Türkiye kamuoyunun fikrinde değişim sağlayacağına inanıyor musunuz? Az önce de söylediğim gibi Fenerbahçe’yi yargılayan mahkemelerin tartışma konusu olduğu, kaldırıldığı, başka davalardaki hükümlerinin tartışıldığı bir dönemdeyiz. Unutmayın ki biz bu mahkemeler tartışmaya açılmadan, kaldırılmadan ilk günden bu yana aynı şeyleri söylüyorduk. Üç yıl önce savunup da ikna edemediğimiz görüşlerimiz, bugün pek çok kesim tarafından dile getiriliyor. Zaman bizi haklı çıkardı. 3 Temmuz sürecinin ardından birçoğu mevcut hükümet yetkilileri tarafından da dile getirilen hukuk ihlalleri, kamuoyu vicdanında telafisi imkansız yaralar açtı ve adalete olan güven duygusunu zedeledi. Hangi takımdan olursa olsun milyonlarca kişiyi bir araya getiren Büyük Fenerbahçe Yürüyüşü, Anıtkabir ziyaretlerindeki fotoğraf karelerinin sahayı yeterince iyi aydınlattığına inanıyorum. Fenerbahçe’nin vicdanlarda aklandığına yürekten inanıyorum. Tüm bu saydıklarımız yeterli nedenler değil mi? Kampanyanızın Avrupa’daki yansıması ne olacak? Başarı halinde UEFA hatta FIFA nezdinde yapılacaklar hakkında öngörünüz var mı? Bundan sonrası tabii ki yönetimimiz ve kulübümüzün hukuk kurulu tarafından atılacak adımlar neticesinde gelişecektir. Ancak şunu söyleyebilirim ki; Fenerbahçemiz Avrupa Kupalarından men edilerek büyük zarara uğratıldı. Bu doğrultuda bazı adımlar atılabileceğini düşünüyorum. Az önce de dediğim gibi bu öncelikle kulüp yönetim kurulumuzun atacağı adımlar sonrasında gelişecek bir süreçtir. 3 Temmuz süreci tamamen yönetim dışında gelişen bir olay mıydı yoksa yönetim olarak da hatalar yapıldı mı? 3 Temmuz sonrasında bütün yaşananlara rağmen kulübümüzün yönetim kurulu doğru bildiği yolda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı. Geriye dönüp baktığımızda tabii ki bazı süreçleri daha farklı yönetilebilirdi ki ancak bugünün penceresinden baktığımız zaman bunu söylemek mümkün. O zamanın şartlarını ancak yaşayanlar bilir. Taraflı tarafsız kabul edilen bir gerçek var ki, bu süreçte Fenerbahçe camiası herkesin takdirini kazanan bir duruş sergiledi. 500 bin imza geçildi Adalete Fener Yak, change.org üzerinden yürütülen bir kampanya. http://www.change.org/tr/kampanyalar/adaletefeneryak adresinden adınızı soyadınızı ve varsa fikrinizi yazıp imza verebiliyorsunuz. İmza hedefi konulmamasına rağmen, “Gittiği yere kadar gitsin” denilen kampanya 500 bin imzayı aştı. Gelişmeleri de şu adreslerden takip edebilirsiniz: www.adaletefeneryak.com, www.twitter.com/AdaleteFenerYak, www.facebook.com/AdaleteFenerYak, www.instagram.com/AdaleteFenerYak Çankaya’ya da çıkacak... Ali Koç, imzaları devlet erkânına da sunacak: “Toplanan imzaları kampanyanın muhatabı olarak belirlediğimiz başta Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek, Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç ve Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, muhalefet partileri Genel Başkanları’na ve parlamenterlere 1907 Fenerbahçe Derneği yöneticileri ile önümüzdeki haftalarda randevu alarak birlikte götüreceğiz.” **‘Belki başka davaları da etkileyebiliriz’ Kampanya amacına ulaşıp tekrar yargılanma yapılsa bile bunun adil olduğuna nasıl emin olacaksınız? Adil yargılanmadığımız konusunda yüzde 100 eminiz. Yargılanmanın tekrar yapılmasını sağlamak öncelikli amacımız. Bu yapılırken adil yargılanma olup olmayacağını bilemeyiz. Ama bu doğru istikamette bir adım. Bu işin öncüsü olursak belki başka davaları da etkileyebilir. Ve hukuk sistemimize katma değer sağlayabilir. İkinci kez daha adil şekilde yürütüleceğine inanmak zorundayız. İddianameyi hazırlayan mahkemenin artık olmadığını, sürecin topyekün tekrarlanacağını belirtince Koç şunları ekliyor: “Söz konusu kişi ve kurumlarda yapılan bu değişiklikler, hukuk usulsüzlüklerinden dolayı yapılmışsa, peki konu Fenerbahçe olunca neden usulsüzlük olarak görülmüyor da hukuk olarak görülüyor?” Adil yargılanma sonucunda Fenerbahçe’ye karşı oluşan yargının toplum nezdinde değişip değişmeyeceğini sorduğumda, “Siz Fenerbahçeli olmayanlar Fenerbahçe’yi suçlu mu buluyor demek istiyorsunuz?” sorusunu yöneltip kendi cevabını veriyor: “Hiç katılmıyorum buna. Bu işe renkler gözünden bakmayın. Adalete fener yak’ın görüşlerine, Bağdat caddesi, Anıtkabir yürüyüşlerine bakın. Sokaktaki insanın tepkisi başka.” ‘Fanatikler 500 bin’i geçmez’ Tam burada Galatasaray ve Trabzonspor’un açıklamalarını hatırlatıyorum. Yönetimlerin ‘Fenerbaçe suçlu’ açıklamalarına ve o yönetimlerin belirli bir kitlesi olduğunu ifade ediyorum. “Adaletin rengi olmaz” diyor Ali Koç: “Fanatik her takımda 500 bini geçmez. Her şey futbol değil. Adaletin rengi olmaz. Sen kendine yapılmasını istemediğin bir şeyin başkasına yapılmasından haz duyamazsın. Böyle olduğu takdirde biz Türkiye’de arzu ettiğimiz ortamı en azından futbolda yakalayamayız. Bugün bunu iddia eden insanlara soruyorum: Kendi arkadaşları, komşusu, dava arkadaşı, apar topar evinden alınıp ne olduğunu bilmeden, halkla ilişkiler kampanyası yürütülüp masumiyet karinesi hiçe sayılıp evrensel hukuk prensipleri çiğnenip, kamuoyu nezdinde birinci günde suçlu ilan edilse, bırak futbolu, onlar nasıl hissederlerse bu konuya da öyle bakmalarını istiyorum. Bu kadar.” Başkanlıkla ilgili bu süreçte konuşmak doğru değil Ali Koç, Fenerbahçe taraftarının gözünde sıradaki başkan olarak görülüyor ve olası bir Aziz Yıldırım yokluğunda o koltuğa mutlak surette geçmesi isteniyor. Genel kanı bu. Bunu iletince kendisi amacının Fenerbahçe’ye hizmet etmek olduğunu, iki dönem Fenerbahçe Spor Kulübü’nün yönetim kurulunda yer aldığını hatırlatıyor. Diğer yandan da uzun süredir Fenerbahçe Spor Kulübü’ne çok önemli katkılar sağlayan 1907 Fenerbahçe Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı ve başta ‘Adalete Fener Yak’ projesi olmak üzere birçok proje ile hizmet etmeye devam ettiğini söylüyor. Başkanlık konusuyla ilgili, Aziz Yıldırım’ın cezaevine girmesi ihtimali ortadayken konuşmanın doğru olmayacağını ifade ediyor. ‘Yılmayacağız, mücadeleye devam’ Biz söyleşiyi gerçekleştirdikten sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Aziz Yıldırım’ın itirazını reddettiği dolayısıyla Yıldırım’ın yeniden hapse girebileceği ihtimali ortaya çıktı. “Bu yol haritanızda değişikliğe yol açacak mı” sorusunu ilave olarak yönelttim. “Sayın Başkan ve yöneticiler hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazları reddetmesi fiili bir durumdur. Hepimizi üzmüştür. Fenerbahçelilerin vicdanında ve kamu vicdanında zaten var olan yara maalesef daha da derinleşti. Kulübümüzün hukukçularının bu kararı bile haber sitelerinden öğreniyor olması, 2010’dan beri sürecin nasıl ilerlediğine dair –konuya ilişkin hiçbir fikri olmayanlar için bile– yeterince öğretici. Üzüntümü tarif edemiyorum ama hukuk için, Fenerbahçe için yarım milyonu aşkın imzacımız ile Adalete Fener Yak demeye devam edeceğiz. Adil yargılanma talebimizin dikkate alınıp hayata geçirileceği güne kadar adalet çağrımızı daha gür sesle dile getireceğiz. Bugün dünden daha çok isteyerek, daha büyük inançla elimizden geleni yapacağız. Yılmıyoruz, adil yargılanma mücadelemize devam ediyoruz. Planladığımız gibi en yakın zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ve Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere görüşmelerimizi yapmak için randevu talebinde bulunacağız.” İmza bir şeyleri değiştirebilir mi? ‘Twitter’ın kapatılması’nda, Anayasa Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verip, yasağın kaldırılmasını istedi. Ama hükümetten tepki geldi. Siz, yürüttüğünüz kampanyada imza topluyorsunuz ve kamuoyu oluşturuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının bile eleştirildiği ortamda bu imzaların bir şeyi değiştireceğine inanıyor musunuz? 1907 Fenerbahçe Derneği bir sivil toplum kuruluşu ve Adalete Fener Yak kampanyası da sivil bir hareket. Sivil bir inisiyatif olarak bizim tek amacımız adil yargılanma çağrımızı tüm platformlarda dile getirmek ve inandığımız doğruları tüm muhataplara veriler ile anlatabilmek. Kamuoyu vicdanlarında bunu başardığımızı düşünüyorum. Ne demek istediğinizi çok iyi anlıyorum ama üzgünüm size “İmzalar hiçbir şeyi değiştirmeyecek” demeyeceğim. Çünkü camiamızın duruşu, Adalete Fener Yak çağrımız, taraftarımızın inancı çok şeyi değiştirdi. Bugün Fenerbahçe’ye gönül veren herkes “Adil yargılanma”dan bahsediyorsa biz zaten zihinlerde, vicdanlarda yapılmak istenen manipülasyonun önüne geçerek birçok değişimi gerçekleştirmişiz. Biz bu imza kampanyası ile görevimizi yapıyoruz, atılan imzalar ile güçleniyoruz. Bir kez daha söylüyorum: Unutmayın, adaletin rengi olmaz, adalet hepimiz içindir.
Türkiye'de Efsane Olmuş 22 Nesil
Herkes için yaşadığı dönem özeldir ve birazcık efsanedir. Çocukluğu, gençliği, orta yaşı hep bir nesil içerisinde geçip gider. Sizler için Ekşi Sözlük'ün de yardımıyla Türkiye'de efsane olmuş 22 nesli bir araya getirdik. İllaki biri veya birkaçı sizin neslinizdir.
Reklam
Fenerbahçe Hamile Oyuncunun Sözleşmesini Feshetti
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, 2 aylık hamile olduğu öğrenilen oyuncularının sözleşmesinin feshedildiği belirtildi.İşte o açıklama:'2012 sezonundan itibaren formamızı giyen Kadın Basketbol Takımımız sporcularından Anastasiya Verameyenka’nın sözleşmesi, oyuncunun sağlık nedenlerinden dolayı kendi talebi üzerine karşılıklı olarak feshedilecektir.Kamuoyunun bilgisine sunarız.FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ'Türk Futbol
Reklam
Galatasaray, Bursa Maçına Giden 3 ‘Vefakar’ Taraftarını Arıyor
Galatasaray Kulübü, Bursaspor ile oynanan Ziraat Türkiye Kupası maçında Bursaspor’un belirlediği 800 TL’lik bilet ücretini ödeyip “deplasman tribünü”nde yerini alan 3 taraftarını onurlandırmak istiyor.Sarı-kırmızılı kulüpten yapılan açıklama şöyle: “Galatasaray Spor Kulübü, Bursaspor ile oynadığımız Türkiye Kupası yarı final karşılaşmasında, her türlü güçlüğü aşarak “deplasman tribünü”nde yerini alan 3 taraftarını onurlandırmak istiyor. Her golden sonra futbolcularımızın önlerine giderek selamladığı 3 vefakar taraftarımızın, elbette ellerindeki maça ait bilet koçanını ibraz ederek, sosyal medya hesaplarımıza başvurmalarını bekliyoruz.” Bursaspor maç için bilet fiyatlarını “saha kapatmaları” sonucu gelir kaybı nedeniyle yüksek tuttuğunu açıklamış, ancak kapalı tribün gibi tribünlerin fiyatları 50-300 TL arasında değişirken kale arkası ve misafir tribün fiyatını 800 TL olarak belirlemişti. Bursaspor’un kale arkası tribününü futbol okulundan gençler doldururken misafir tribün için sadece 3 kişi bilet almıştı. (ZETE)
Olay Hareket Dövme Oldu
Galatasaray'ın Brezilyalı yıldızı Felipe Melo, derbide Fenerbahçeli Emre Belözoğlu'na dil çıkarmış ve bu hareket çok konuşulmuştu. Sarı-kırmızılı bir taraftar, bu pozisyondan esinlenerek koluna dövme yaptırdı. Spor Toto Süper Lig'de geçtiğimiz haftalarda oynanan Galatasaray-Fenerbahçe derbisine, Melo ile Emre arasındaki pozisyon damga vurmuştu. Melo, kendisine yaptığı faul sonrası oyundan atılan Belözoğlu'na dil çıkartınca Sarı-lacivertliler'in tepkisini çekmişti. Dev derbiye damgasını vuran hareketten esinlenen Sarı-kırmızılı bir taraftar, o pozisyonu koluna yaptığı dövmeyle ölümsüzleştirdi. Gazetesport
Bursaspor'dan Galatasaray Maçı İçin Şok Bilet Fiyatı
Bursaspor kulübü Ziraat Türkiye Kupası'nda oynayacağı Galatasaray maçının bilet fiyatlarını açıkladı Bursaspor'un resmi sitesinden yaptığı duyuruda bilet fiyatları şöyle sıralandı; BURSAGAZ VIP B Tribünü 1.Sıra: 300, 00 TL BURSAGAZ VIP Tribünü 2….6.Sıra: 200,00 TL KAPALI C Tribünü:100,00 TL MARATON Tribünü: 50,00 TL AÇIK KALE ARKASI Tribünü: 800,00 TL MİSAFİR Tribünü: 800,00 TL Bursaspor cephesinden açıklama: 'Altında bir şey aramayın...'Bursaspor Kulübü Başkanı Erkan Körüstan, Ziraat Türkiye Kupası yarı final rövanşında yarın oynanacak Bursaspor-Galatasaray maçının bilet fiyatlarına ilişkin, 'Bu sezon aldığımız cezalar nedeniyle hasılattan çok yoksun kaldık. Bunu çıkarmamız lazımdı' dedi.Körüstan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Galatasaray ile oynayacakları karşılamada yönetim kurulu olarak açık kale arkası ve misafir takım tribününün bilet fiyatlarını, 800 lira olarak belirlediklerini hatırlattı.Bunun altında bir şey aranmaması gerektiğini belirten Körüstan, 'Sadece Galatasaray taraftarlarına özel bir uygulama değil. Bursaspor taraftarlarına da aynı fiyat uygulanıyor. Bu sezon aldığımız cezalar nedeniyle hasılattan çok yoksun kaldık. Bunu çıkarmamız lazımdı. Yönetim kurulu olarak böyle bir karar aldık. Bundan daha fazla da bir açıklama yapmak istemiyorum' diye konuştu.AA
Reklam