onedio
Devlet Bahçeli'nin En İyi Gafları
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin yaptığı gaflar ve dil sürçmeleri bazen gerçekten komik olabiliyor. Yanlış anlaşılmak istemem buradaki paylaşımlar kesinlikle dalga geçme unsuru içermemektedir.
Aziz Yıldırım ile Küfürleşen Galatasaray Taraftarı
Rusya'da oynanan Kadınlar Euroleague final maçında Galatasaray ve Fenerbahçe karşılaştı. Avrupa'nın Basketbol'da en prestijli ligi olarak gösterilen EuroLeague'in kupasını bir Türk takımı alacaktı ve o kupa Galatasaray'ın 69-58 üstünlüğüyle sonuçlanıp kupayı kazanan taraf oldu. Maçı bizzat yerinde izleyen Aziz Yıldırım maç çıkışı Galatasaray'lı bir grup tarafından sözlü olarak tartışma yaşandı. Karşılıklı olarak küfürleşen Aziz Yıldırım ve Galatasaraylı taraftarın arasında geçen diyaloğu izliyoruz.
Potada Tarihi Final
Kadınlar Euroleague kupası bir Türk takımının olacak. Rusya’da yapılacak final maçında, ezeli rakipler Fenerbahçe ile Galatasaray karşılaşacak.Ekaterinburg kentinde oynanacak final maçı TSİ 16:00’da başlayacak. Avrupa’da kadın basketbol takımlarının mücadele verdiği en prestijli kulüp turnuvasında kupa ilk kez bir Türk ekibine gidecek. Bu sezon Türkiye’den Kayseri Kaski de turnuvada son sekize kalmış ancak yarı finale çıkamamıştı. Fenerbahçe bir adım önde Fenerbahçe, finale kadar tek maç dahi kaybetmedi. Sarı Lacivertliler, yarı finalde Fransa’dan Tango Bourges'u 59-50 yendi. Galatasaray Odeabank ise son şampiyon ve sekizli finalin ev sahibi UMMC Ekaterinburg'u 77-70'lik skorla geçti. Çeyrek finalde Fenerbahçe grup lideri, Galatasaray ise aynı grubun ikincisi olmuştu. Altıncı buluşma Fenerbahçe ile Galatasaray, bu sezon altıncı kez karşılaşacak. Önceki maçların üçünü Fenerbahçe, ikisini Galatasaray kazanmıştı. Fenerbahçe, sezon başında ezeli rakibini yenerek Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kazandı. Türkiye Kupası, Galatasaray’ın oldu. Türkiye Basketbol Ligi’nde ise ilk maçı Fenerbahçe, ikincisini Galatasaray aldı. Son buluşma Euroleague çeyrek finalinde gerçekleşti. Fenerbahçe, grup maçını 68-66 kazandı. Zellous, McCoughtry’e karşı Türkiye Basketbol Ligi’nde normal sezonu lider bitiren Galatasaray’ın Euroleague’deki en skorer oyuncusu, 18 maçta 16.7'lik sayı ortalamasıyla Shavonte Zellous. Fenerbahçe'de ise takımın bu sezonki tüm Euroleague maçlarına çıkan ve 14.5 sayı ortalaması yakalayan Angel McCoughtry en üretken oyuncu. McCoughtry 6.3 ribaund ortalamasıyla da takımının lideri. Fenerbahçe geçen sezon yine Ekaterinburg'da yapılan sekizli finalde ev sahibi ekibe 82-56 yenilerek ikinci olmuştu. Galatasaray ise 1998-99 sezonunda Euroleague’i üçüncülükle tamamlamıştı. Kupanın üçüncülük maçında, Pazar günü son şampiyon Ekaterinburg ile Fransa’nın Tango Bourges takımı karşılaşacak. Kaynak: Al Jazeera ve AA
Galatasaray Maçında Sosyal Medyayı Sallayan Fenerbahçeli!
Galatasaray EuroLeague'de tarihi bir başarıya imza atarak finale yükselirken, tribündeki bu görüntü sosyal medyayı salladı. Galatasaray Odeabank EuroLeague Kadınlar Yarı Finalinde güçlü Ekaterinburg'u 77-70 mağlup ederek finale yükseldi. Galatasaray'ın maçı bittiği anda karşılaşmayı yayınlayan GS TV kamerası tribünlere  dönünce ortaya çıkan görüntü büyük ses getirdi. Sarı Kırmızılı basketbolcular salonun ortasında galibiyeti kutlarken Fenerbahçe forması giyen bir taraftarın sevinci ekranlara geldi. Fenerbahçeli taraftarın  bu görüntüsü sosyal medyada özellikle Galatasaraylılar arasında gündem  yarattı. Twitter'da bu taraftar için 'Helal olsun' yorumları yapıldı.
En İlginç Futbolcu Lakapları
Eski savunma oyuncusu, Athletic Bilbao'da oynadığı dönemlerde Diego Maradona'ya yaptığı sert müdahele sonrası Arjantinli yıldızı sakatladıktan sonra 'Bilbao Kasabı' olarak anılmaya başlamıştı.
Foto Muhabir Kerim Ökten'in İnanılmaz Ölümü
Alınan bilgiye göre, 34 VK 2614 plakalı motosikletiyle Çanakkale'den Ezine istikametine doğru gelen Ökten'in üzerine ilçe girişinde yıldırım düştü. 112 acil sağlık ekiplerince Ezine Devlet Hastanesi'ne götürülen Ökten, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. World Press fotoğraf yarışmasının bu yıl ki jüri üyeleri arasında yer aldığı öğrenilen Ökten'in cenazesi, hastane morguna kaldırıldı. Kerim Ökten Kimdir? 1972 yılında Istanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü’nde 1 yıl, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakultesi Fotoğraf Bölümü’nde 4 yıl eğitim gördü. 1 Numara Yayıncılık Dergi Grubu (Aktuel, Time Out vs), Yeni Yüzyıl Gazetesi, NTV (Doğuş Yayınları) Dergi gruplarında fotomuhabirliği ve serbest fotoğrafçı olarak çalıştıktan sonra EPA ardından da ise Associated Press’te serbest fotoğrafçı olarak görev yaptı. 2001 yılında EPA’da kadrolu olarak çalışmaya basladı. 2003 yılında EPA Türkiye Sorumlusu oldu. 2011 yılından itibaren EPA’nın Londra’daki merkezinde Kıdemli Fotoğrafçı olarak görevlendirildikten sonra Birleşik Krallık (İngiltere, İrlanda, İskocya, Galler ve Serbest İrlanda) Bölgesinin sorumlusu Şef Foto Muhabiri olarak görev yaptı. Ökten, 2014 başında İstanbul’a geri döndü. Ökten'in Gezi olayları sırasında Taksim'de çektiği bu fotoğraf 2013 yılının kareleri arasında yer almıştı: Ökten, hafızalara kazınan karelerinden birini de 2011 yılında İngiltere'deki protestolarda çekmişti: Medyatava
Reklam
G.Saray'lı Futbolculardan Özel Vine
Adı Vine videoları ile hafızalara kazınan Halil Söyletmez, Galatasaray'ın antrenmanında çektiği bu video ile adından yine söz ettirmeyi başardı. Söyletmez, çektiği kısa Vine videosuna Şampiyonlar Ligi müziğini ekledi. Videonun sonundaki gülüşüyle de izleyenleri kahkahaya boğdu. CNN TÜRK
Kartlar Havada Uçuştu Kazanan Aslan Oldu
Tüm Türkiye'nin nefesini tutarak beklediği derbide gülen taraf Galatasaray oldu. Sarı kırmızılı takım Fenerbahçe'yi Hollandalı yıldızı Sneijder'in attığı golle 1-0 mağlup etti. Tüm Türkiye'nin nefesini tutarak beklediği derbide gülen taraf Galatasaray oldu. Sarı kırmızılı takım Fenerbahçe'yi Hollandalı yıldızı Sneijder'in attığı golle 1-0 mağlup etti. Stadı dolduran taraftarlarının önündeki karşılaşmaya iyi başlayan Galatasaray, 9. dakikada Sneijder'in golüyle öne geçti. Orta sahada kontrolü elinde tutarak oyununu Fenerbahçe yarı sahasına yıkmaya çalışan sarı-kırmızılı takım, rakibinin hızlı hücumlarla kalesine gelmeye çalıştığı dakikalarda ise savunmasında açık vermedi. Drobga ile bir topu da direkten dönen Galatasaray, ilk yarıyı 1-0 önde bitirdi. Maça daha kontrollü başladığı görülen lider Fenerbahçe, rakibinin baskısını artırdığı dönemde savunma hatalarıyla dikkati çekti. Yapılan bir kademe hatasında Sneijder'in golüne engel olmayan sarı-lacivertli takım, 1-0 geriye düştü. Golden sonra ani ataklarla rakip kaleye gitmeye çalışan Fenerbahçe, istediği pozisyonları üretemedi ve gergin geçen derbide soyunma odasına 1-0 geride gitti. 9- dakikada Galatasaray 1-0 öne geçti. Soldan Selçuk İnan'ın yaptığı ortada Melo, topu sol çaprazdan ceza sahasına giren Sneijder'e indirdi. Bu futbolcunun gelişine yaptığı sert vuruşta, meşin yuvarlak uzak köşeden ağlara gitti: 1-0 22- dakikada Fenerbahçe'nin kullandığı korner atışı sonrasında hızlı çıkan Galatasaray'da Drogba, uzun pasıyla savunmanın arkasına kaçan Sneijder'i topla buluşturdu. Sol çaprazdan ceza sahasına giren Hollandalı futbolcu, dar açıdan şutunu çekerken meşin yuvarlak araya giren Gökhan Gönül'e çarparak kornere gitti. Aynı dakikada Telles'in ceza sahası dışından çektiği sert şutta, kaleci Volkan Demirel yerden seken topu son anda çeldi. 32- dakikada Selçuk İnan'ın soldan kullandığı serbest atışta, ceza sahası çizgisi üzerinde topu önüne indiren Drogba'nın güzel vuruşunda, meşin yuvarlak yan kale direğinden oyun alanına döndü. 33. dakikada Bekir İrtegün'ün ceza alanı dışından vuruşunda, top yandan auta gitti. 40- dakikada Galatasaray yarı sahasında Melo, Emre Belözoğlu'nun müdahalesiyle yerde kalınca, hakem Bülent Yıldırım, sarı-lacivertli futbolcuyu ikinci sarı karttan, kırmızı kartla oyundan ihraç etti. Kalan sürede sonuç değişmedi ve Galatasaray, gergin bir atmosferde oynanan karşılaşmanın ilk yarısını 1-0 önde bitirdi. İkinci 45 dakikada Burak Yılmaz ile farkı ikiye yükseltmek adına çok sayıda fırsatı değerlendiremeyen Galatasaray rakibine de gol fırsatı tanımadı ve sahadan 1-0'lık galibiyetle ayrılarak hem farkı yediye indirdi hem de Şampiyonlar Ligi için avantaj yakaladı.Eurosport
Reklam
Dünyanın En İyi Futbol Takımları Belli Oldu
Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu'nun ''Dünyanın En İyi Futbol Takımları'' mart ayı değerlendirmesine göre, Türk takımlarından Trabzonspor yerini korurken, Galatasaray ve Fenerbahçe düşüşe geçti. IFFHS, kulüplerin, 1 Nisan 2013 ile 31 Mart 2014 tarihleri arasındaki son bir yıllık süreçte ulusal ve uluslararası organizasyonlarda oynadığı maçları baz alarak yaptığı raporu açıkladı. Değerlendirmede, bu sezon Spor Toto Süper Lig'de istediği sonuçları alamasa da UEFA Avrupa Ligi'nde son 32 takım arasına kalan Trabzonspor, mart ayı sonunda 185 puan toplayarak, şubat ayında olduğu gibi 31. sırada kendisine yer buldu. Geçen ay 56. sırada yer alan Galatasaray, 16 sıra geriledi ve 147 puanla 72. oldu. Türk takımları içinde en büyük düşüşü, lig lideri Fenerbahçe yaşadı. Geçen ayın sıralamasında 59. olan Fenerbahçe, mart ayı sonunda topladığı 136,5 puanla 29 basamak birden düşerek, 88. sıraya yerleşti. Ocak ayı değerlendirmesinde 33. sırada bulunan sarı-lacivertliler böylece son 2 ayda 55 sıra düşmüş oldu. Beşiktaş ise ilk 200 takım içinde yer almadı. Bayern Münih zirvede Almanya Birinci Futbol Ligi'nde (Bundesliga) bitime haftalar kala şampiyonluğunu ilan eden Bayern Münih, 370 puanla listenin zirvesindeki yerini korudu. Bayern Münih'i, 301 puanla İspanyol kulübü Real Madrid, 277 puanla da bir diğer İspanyol takımı Barcelona izledi. İlk 10 ve Türk takımları IFFHS'nin ''Dünyanın En İyi Futbol Takımları'' mart ayı değerlendirmesinde, ilk 10 sırada yer alan takımlar ve Türk ekiplerinin sıralamadaki yerleri şöyle: Sıra        Takım          Ülke         Puan 1 Bayern Münih Almanya 3832 Real Madrid İspanya 3013 Barcelona İspanya 2774 Chelsea İngiltere 2685 Atletico Madrid İspanya 2676 Basel İsviçre 2507 Paris Saint-Germain Fransa 2478 Atletico Nacional Kolombiya 239,59 Fiorentina İtalya 23810 Lanus Arjantin 23531 Trabzonspor Türkiye 18872 Galatasaray Türkiye 14788 Fenerbahçe Türkiye 136,5Eurosport
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... SİNEM'İN İŞİ ARTIK ÇOK ZOR Eski nişanlısı Arda Turan'ın 'Sarı fırtına, başımın tacı' dediği Sinem Kobal, ayrılığın ardından özel hayatında fırtınalar estirdi! Adı Muratcan Akdoğan'la anılan Kobal, şimdi de İbrahim Çelikkol ile aşka yelken açtı. İkilinin aşkı, Riva'da görüntülenmeleriyle ortaya çıktı. 20 gündür birlikte oldukları konuşulan çiftten bu iddialara ilk yanıt Sinem Kobal'dan geldi. Kobal, 'Hayatımda biri olsaydı bunu sizinle paylaşırdım' derken Çelikkol ise sessizliğini koruyor. Sinem Kobal ile İbrahim Çelikkol, neden birlikteliklerini saklıyor? Birlikte görüntülendikten sonra yalanlama yapmalarının anlamı ne? Sinem, 'Arkadaşız, aramızda herhangi bir ilişki yok' dedi. Tabi ne kadar doğru bilmiyorum. Sinem ayrılık sonrası normal hayatına dönmeye çalışıyor. Dışarı her çıkışında kameralarla burun buruna geliyor. Yanında görüntülenen herkes de potansiyel sevgilisi durumuna düşüyor. Bu saatten sonra Sinem'in attığı her adım haber olacak. Özellikle de yanında erkek varsa hiç şansı yok. Sinem'in daha önceki açıklamalarında tutarsızlıklar vardı. O yüzden de çok inandırıcı değil aşk haberlerini yalanlaması. Belki de çekiniyorlardır birlikteliklerini ilan etmeye, tabi yine söylüyorum böyle bir ilişki varsa. Sinem bundan sonra kiminle birlikte olursa olsun bazı insanların tepkiyle karşı karşıya kalacak. Kolay kolay da onu biriyle el ele görüntü vermeyecektir. Arda'ya gelirsek; o kafasında Sinem'i bitirdi. Artık onlar için geri dönüş yok. Zaten sürekli Madrid'de partiler düzenliyor, arkadaşlarıyla eğleniyor. Sinem'in ne yaptığını kafasına taktığını hiç sanmıyorum. Bu ilişki bitmiştir. İkisinin hayatında da yeni insanlar olacak. Arda'nın en sevdiği yer Çeşme. Bu yaz onu yanında yeni sevgilisiyle Çeşme'de görürüz diye tahmin ediyorum. SEZEN'İ ZİYARET EDEN İLK KİŞİ TARKAN Geçen yıl dargınlıklarını noktalayan Sezen Aksu ile Tarkan'ın, bir süredir yeniden görüşmediği ortaya çıktı. Sezen Aksu'nun oğlu Mithat Can Özer, Minik Serçe hastanedeyken kendisini ilk arayanın Tarkan olduğunu yalanladı. Megastar'la ne annesinin ne de kendisinin uzun süredir görüşmediğini söyleyen Mithat Can, 'Tarkan'ın İstanbul'da olup olmadığını bile bilmiyorum' dedi. Tarkan, geçtiğimiz haftalarda ameliyat olan ve geçirdiği operasyonun ardından taburcu olan Sezen Aksu'yu aramadı mı? Aralarında bir sorun olduğu doğru mu? Sezen'i ziyarete giden bir ünlü, Minik Serçe'yi ziyaret eden ilk kişinin Tarkan olduğunu, hastaneden çıkarken kendisiyle karşılaştıklarını söyledi. Bunu Sezen de söylemiş. Tarkan'ın günahını aldılar. Kendisi reklamı sevmiyor. Sürekli ortaya çıkıp açıklama yapan biri de değil. Yaptığı iyiliği bile kimsenin gözüne sokmadan, sessiz sedasız yapan bir insan. Bu haberlere de cevap vermeyince yanlış anlaşıldı. Ya Mithat Can'ı yanlış yönlendirdiler, ya da bu açıklamayı o yapmadı. KARI-KOCANIN ŞOKE EDEN OYUNU Berkay ile aşk dedikodularına karışan Derya Şensoy, ünlü şarkıcının kendisi hakkında yaptığı 'Birbirimize aşığız' şeklindeki açıklamasını yalanladı. Geçtiğimiz hafta Berkay'ın söylediği 'Derya'yı çok seviyorum, şu anda benim evimde uyuyor' sözlerine tepki gösteren Şensoy, yaptığı yazılı açıklamada Berkay ile ilişki yaşamadığının altını çizdi. Genç oyuncunun yazılı açıklamasından dikkat çeken noktalar şöyle: 'Bir gece kulübü çıkışında Berkay Şahin'in şahsımla ilgili yaptığı açıklamalar neticesinde, toplumda Berkay Şahin ile bir ilişkim olduğu izlenimi doğmuştur. Şahin'in beyanları kesinlikle gerçekleri yansıtmamaktadır. Kendisi ile aramızda hiçbir ilişki yaşanmamıştır. Bir arkadaşımın doğum günü kutlamasında olduğum gece, kendisinin evinde uyuduğum şeklindeki beyanlarının gerçek dışı olduğu, mahkeme nezdinde ispatlanacaktır. Bu gerçek dışı bilgilere dayalı olarak ve benden görüş alınmadan yapılan yorumlar da medya etik ilkelerinin ihlali niteliğindedir. Kişilik haklarımı zedeleyen bu konularda yasal yollara başvurular yapılması konusunda gerekli adımlar atılmaktadır.' Reklam için bile olsa Derya Şensoy'un adını, 'Şu anda benim evimde uyuyor' sözleriyle bu tarz haberlere malzeme etmesini, 'Berkay'ın son çırpınışları' olarak mı yorumlamalıyız? Bu konunun artık suyu çıktı. Her hafta konuşuyoruz. Bir türlü bitmek bilmiyor. Berkay genç bir kızın geleceğiyle de oynadı. Yani evde uyuyor ne demek. Bu çok ağır bir laf. Kız açıklama yapmak zorunda kaldı, baba Ferhan Şensoy da devreye girmiş. Berkay'ın yaptıkları film gibi. Ciddi sorunları olduğunu düşünüyorum. Ne yapmak istediği belli değil. Bir gün önce söylediğini ertesi gün yalanlıyor. Söylediklerinden pişman oluyor. Tutarsız bir insandan bahsediyoruz. Allah akıl fikir versin ne diyeyim. Kendini toparlaması için gerekirse tedavi görmeli. Artık iş hayatı için de çok zor bir durumda. Berkay'a da çok yüklenmek istemiyorum çünkü Asena Erkin de sütten çıkmış ak kaşık değil. Sürekli Berkay'ı takip ediyor, onun olduğu mekânlara gidiyor. Berkay'ın, Asena'dan sıkıldığını, sürekli peşinden olmasından rahatsızlık duyduğunu söylemesi bana samimi ifadeler gibi geldi. Onları uzun zamandır konuşuyoruz ama olan Derya Şensoy'a oldu. Arada onu harcadı, yazık oldu. Caner Erkin'in de bu durum karşısında hiçbir şey yapmamasına anlam veremiyorum. Aklı başında bir futbolcu. Bu yıl hayatının transferini yapacak diye düşünüyorum. Benim tezim şu; CanerFenerbahçe'den ayrılacak ve yurt dışında bir takıma gidecek. Türkiye'den gitme nedeni olarak da basını gösterecek. Arda Turan Madrid'e giderken magazin basını yüzünden ülkeyi terk ettiğini söylemişti. Caner de bu taktiği kullanacak. Ben karımla mutlu, huzurlu bir hayat yaşamak istiyorum ama magazin basını yüzünden bu mümkün olmuyor, o yüzden de ülkeyi terk etmek zorunda kalıyorum diyecek. Bu yüzden de karı-koca bir oyun oynuyorlar diye düşünüyorum. Eğer benim tezim doğru çıkarsa Berkay masum bile olabilir. Yanılırsam da yine Berkay-Asena adlarını aynı haberde okumaya devam edeceğiz gibi görünüyor. Caner, Galatasaray maçından sonra masaya oturacak. Ne sonuç çıkacağını çok merak ediyorum. EŞİ ÜNLÜ OLANLAR DİKKAT! Engin Hepileri'nin eşi Ayşe Topçu'dan boşanma nedeni olarak, aynı dizideki rol arkadaşı Beyza Şekerci ile yasak ilişkisi gösterilmişti. İddialar doğru çıktı, Engin Hepileri ile Beyza Şekerci, önceki akşam Tarabya Oteli'ne girerken görüntülendi. Hepileri, 1,5 ay önce eşinden boşanmıştı. İhanet iddiaları çıktığında siz, her boşanma sebebinin bir başkasına bağlanmaması gerektiğini, ama yine de söz konusu ünlüler olduğunda her ihtimalin göz önüne alınması gerektiğini söylemiştiniz. Bir boşanmanın ardından daha ihanet çıktı. Bir ünlüyle evli olanlar, aldatılma ihtimali nedeniyle sürekli tetikte mi olmalı? Uzun süren set saatleri, rol arkadaşlarını birbirine yakınlaştırıyor. Onca saat yan yana olunca, hele bir de rol icabı iki sevgiliyi canlandırıyorlarsa aralarında aşk doğması kaçınılmaz son oluyor. Evli olan oyuncuların işi çok zor. İhanet etmek zorundalar mı değiller, bunu doğru da bulmuyorum ancak eğer eşine ihanet ediyorsa, zaten o evlilik sağlam temeller üzerine kurulu değildir. Genellikle de genç çiftlerin evliliklerinde oluyor bu ihanet durumu. Kolayca aldatabiliyorlar, kolayca ayrılabiliyorlar. Buna rağmen evliliklerini düzgün bir şekilde sürdüren ünlü oyuncular da var. Bergüzar Korel-Halit Ergenç, Burçin Terzioğlu-Murat Yıldırım, Dolunay Soysert-Sinan Tuzcu çiftleri örnek çiftlerimizden. HABER OLSUN DA NASIL OLURSA OLSUN! Uzun süredir bacağındaki damar genişlemesinden yakınan Ceyda Ateş, son çare olarak ameliyat masasına yattı. Bir ameliyat daha olabileceğini belirten oyuncunun, narkozun etkisinden kurtulur kurtulmaz basın mensuplarına röportaj vermesi şaşırttı. Çok acı çektiği her halinden belli olan Ateş'in bu tavrına anlam verilemedi. Ceyda Ateş için; gündemde kalmak, konuşulmak adına yapmayacağı şey yok diyebilir miyiz? Ameliyat olan bir ünlü, başka hangi nedenle narkozun etkisi geçer geçmez basın karşısına çıkmak ister? Ceyda Ateş'le ilgili hep söylüyorum, haber olmayı çok seviyor. Gündemde kalmak, konuşulmak adına yapmayacağı şey yoktur diye çok ağır bir söz söylemek istemiyorum ama yaptığı hareketler bunu gösteriyor. Ceyda, sevgilileriyle de hep gündemdeydi. Sosyal medyadan kendisi ilan ediyor birçok şeyi. Sürekli oradan basına malzeme veriyor. Şimdiki sevgilisi Buğra Toplusoy'la ilgili birçok haberi de Ceyda kendisi yaptırdı. Haber olmuş hoşuna gidiyor. O yüzden de ameliyattan çıkar çıkmaz röportaj vermesine şaşırmamak lazım. FATİH HOCA'DAN KIZLARINA UYARI Fatih-Fulya Terim çiftinin büyük kızları Merve'nin hamileliği, bayram havası yarattı. Doğacak bebeğin cinsiyeti ise merak konusu oldu. Merve'nin arkadaşları, aralarında mini bir parti düzenleyip bahisleri başlattı. Önceki gün bir mekânda buluşan Merve'nin akrabaları ve arkadaşları, duvara kocaman 'Büyük tahmin' ve 'Kız mı, erkek mi?' diye pankartlar asıp aralarında toto oynadı. Sonuçta genel kanı, bebeğin kız olacağı şeklindeydi. Bebeğin cinsiyeti için bahis yapılması, birçok kişinin tepkisini çekti. Siz bu bahis olayına ne diyorsunuz? Bahis olayına çok fazla tepki verdiler diye düşünüyorum. Çocukça bir eğlence yapmışlar aralarında. Ne var ki bunda? Herkesin kendi hayatı, kendi tercihi, kendi eğlence anlayışı. Kime ne? Tepkilerin asıl nedeni bu bahis olayının zamanlamasıydı bence. Çünkü seçimlerden çok kısa bir süre önceydi. Ülkede kaos ortamı varken, Türkiye'nin geleceğinin konuşulduğu bir zamanda kendi aralarındaki bu eğlenceleri normalden iki kat göze battı. Bir de Buse de Merve de her şeylerini Instagram'dan paylaşıyorlar. Sosyal medyada yaşıyorlar. Bu konuda biraz daha dikkatli olmaları lazım. Çünkü Fatih Terim bu konuda çok hassas. Kızlarının üstüne de titriyor. Mümkün olduğunca magazin basınından da uzak durmaya çalışıyor. O uzak durdukça kızlar sosyal ortamda her şeyi paylaşıyorlar. Onlar paylaşmasa bile çevreleri çok geniş olduğundan illa ki biri paylaşım yapıyor. Fatih Hoca bunlara çok üzülüyor. Özellikle seçim arifesinde kızlarının bu haberle gündeme gelmesinden dolayı bir hayli üzülmüştür. Eminim kızlarını da uyarmıştır. Zamanlaması hariç, çok çocukça ve genççe bir şeydi yaptıkları. BİR DAHA YAN YANA GELMEZLER İki ünlü oyuncu, Canan Ergüder ile Tardu Flordun'un ilişkisi 2008 yılında başladı. Çift, 5 yıl boyunca sorunsuz bir beraberlik yaşadı. 2013 Haziran'ında ise ilişki bitti, çift de yollarını ayırdı. Ancak ikili, 4 ay sonra yeniden barıştı ve Taksim'de dudak dudağa görüntülendi. Herkes ilişkinin sürdüğünü sanırken Flordun, geçen hafta Beyoğlu'nda başka bir kadınla görüldü. Büyük aşk bitmişti. Ancak iddialara göre çift, kötü bir şekilde ayrıldı. Flordun'un Ergüder'i, beraber oturdukları Galata'daki evlerinde dövdüğü, olay sonrası Ergüder'in evi terk ettiği ortaya çıktı. Tardu Flordun'un şiddet konusunda dosyası epey kabarık. Ünlü oyuncu daha önce eski sevgilisi Arzu Yanardağ'ın burnunu ısırmıştı. Flordun'un 2006 yılında da H.M. adlı bir kadını bıçakladığına dair haberler medyada yer almıştı. Canan Ergüder'i ikinci bir şans için zar zor ikna eden Tardu Flordun, nasıl oldu da sevgilisini dövdü? Flordun'un şiddet eğilimi mi var? Bu haber beni çok şaşırttı. Bu duruma gelmeleri çok üzücü. Oktay Kaynarca'nın da şiddet uyguladığı için davalık olduğunu biliyoruz. Sanırım Canan Ergüder iş uzasın istemedi. İlişkiyi tamamen bitirmekle yetindi. Anadolu'daki insanları şiddet konusunda yargılarlar, eleştirirler ama demek ki bunun okumuşlukla ya da cahillikle, parasızlıkla ya da zenginlikle alakası yokmuş. Türkiye'nin gerçeği bu. Kesinlikle doğru bulmuyorum şiddete başvurmayı. Çok yanlış bir şey ancak bu tarz haberlerle maalesef sık sık karşılaşıyoruz. Bu olayın ardından artık bir daha onları yan yana görmeyiz. SayfaÖZGE'NİN YAPAMADIĞINI NESLİŞAH YAPTI Engin Altan Düzyatan, geçen ay İzmir'de aile arasında nişanlandığı Neslişah Alkoçlar'la, bu kez arkadaşlarının da katıldığı bir törenle ikinci kez yüzük taktı. Ünlü oyuncu, Düzyatan Ailesi ile Alkoçlar Ailesi'nin de hazır bulunduğu töreni, Beyoğlu'ndaki evinde düzenledi. Romantik anlara sahne olan geceye Düzyatan'ın diz çökmesi damga vurdu. Düzyatan, nişanlısına evlilik teklifinde bulundu, aldığı 'Evet' yanıtı alkışlarla karşılandı. Çift, daha sonra mutluluk pozları verdi. Sevgililer, tüm gece tebrikleri kabul etti. Çiftin düğününün de 24 Ağustos'ta İstanbul'da olacağı konuşuluyor. Engin Altan Düzyatan'ın, Neslişah Alkoçlar ile ilişkisi başladığından beri attığı her adım, yaptığı her sürpriz haber oldu. Birçok kişinin kafasında 'Sanki bunları, birilerinin gözüne sokmak için yapıyor' düşüncesi oluştu. Sizin bu konuda yorumunuz nedir? Neden her anları gazetelerde manşet oluyor? Engin'in peşinde derken yani tekrar beraber olalım diye değil, sadece görüşmek, konuşmak istiyormuş. Sonuçta çok ciddi bir ilişki yaşadılar. Güzel bir birliktelikti. Evliliğe giden bir ilişkiydi. Engin Altan Düzyatan'ın bu kadar evlilik meraklısı olduğunu bilmiyordum. Hatta duyduğuma göre ayrılma nedenleri de Özge'nin evlenmek istemeyişi, Engin'in evlenmek isteyişiymiş. Çok ilginç, genelde tam tersi olur kızlar evlenmek ister erkekler evlenmek istemez. Engin, Türkiye'deki en popüler erkek oyunculardan biri. O konumdaki birinin evlenme meraklısı olması şaşırtıcı. Kötü bir şey değil tabi ki bu, ne güzel bir an önce yuva kurmak istiyor ancak bu tarz bir durumu alışık olmadığımız için şaşkınız. Ne diyelim, helal olsun Neslişah'a. Engin'i önünde diz çöktürttü. Demek ki söyleyene değil söyletene bakmak lazım. Engin'i zorla diz çöktürtmedi. Adamın içinden gelmiş. Özge'ye bile böyle bir teklif yapmadığı için arkadaşları bile şaşırdı. Demek ki karşı cinsle alakalı bir durummuş bu. Birbirlerine hakikaten çok âşıklar belli ki. Yazın da evleniyorlar. Aileler de birbirini çok sevdi. Allah mesut etsin. Özge de artık bir takım şeyleri kabullenmeli. Zaten psikopat kızlar gibi Engin'i taciz edecek bir kız değil. Sadece Engin'i görmek istiyordu ancak Neslişah haklı olarak henüz imzayı atmamışken görüşmelerini istemiyor. Bu çok normal. Her an her şey olabilir diye düşünüyor sanırım.FULYA UGAN / Sabah.com.tr
Reklam
İstanbullular İçin Ücretsiz İnternet Vakti
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların yoğun olarak bulunduğu meydanlardan başlayarak İstanbul’un birçok noktasında ücretsiz internet hizmeti vermeye başladı. Ücretsiz İnternet (Wi-Fi) bağlantısından faydalanmak için cep telefon numarası sisteme girilerek alınacak bir SMS şifresiyle sisteme kayıt olunacak. Alınacak şifre ile ücretsiz internet kullanımı mümkün olacak. Yurt dışında çokça örneği bulunan ücretsiz internet (Wi-Fi) hizmeti öncelikle İstanbul’un yoğun olduğu ve turistik bölgelerine verilmiş durumda. Bu yerler arasında meydanlar, tarihi ve kültürel mekanlar ve otogar gibi ulaşım noktaları yer alıyor. Şu anda 27 nokta da hizmet veriliyor. Hizmet kalitesi ve bandwith genişliği hakkında her hangi bir bilgi verilmezken önümüzdeki günlerde İstanbul’da verilen ücretsiz internet bağlantı koşullarını test edeceğiz. İstanbul’da Ücretsiz Wi-Fİ hizmeti verilen bölgeler 1- Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi(Galatasaray Lisesi) 2- Sultanahmet Meydanı 3- Eminönü Meydanı 4- Beşiktaş Meydanı 5- Kadıköy Meydanı 6- Üsküdar Meydanı 7- Sultanbeyli Meydanı 8- Beyazıd Meydanı 9- Mecidiyeköy Meydanı ve Cevahir Önü 10- Miniatürk/İBB Bilgilendirme Çadırı 11- Saraçhane Parkı 12- Emirgan Korusu 13- Hidiv Kasrı korusu 14-Aksaray Meydanı 15- Bakırköy Meydanı 16- Beylikdüzü Meydanı 17- Eyüp Meydanı 18- Kartal Meydanı 19- Sarıyer İBB İletişim Noktası 20- Avcılar İBB İletişim Noktası 21- Şirinevler Meydanı 22- Pierre Lotti Tepesi 23- Anadolu Hisarı İskelesi 24- Dragos Sosyal Tesisler Çevresi 25- Galata Kulesi ve Yakın Çevresi 26- Alibeyköy Cep Otogarı 27- Bayrampaşa Otogar
Forma Giydikleri Takımlarla Özdeşleşen 30 Bayrak Adam
Bazı futbolcular vardır.Formaları, oynadıkları takımın müzesine kaldırılmıştır.Yıllar geçse bile hafızalardan silinmez. Başka bir takıma transfer olsa bile hiç bir zaman unutulmayacak isimler.İşte sizler için derlediğimiz oynadıkları kulübün takımlarıyla özdeşleşen futbolcular...
Reklam
"Avrupa’da Kimse Türkiye’de Oynayan Futbolcuları Tanımıyor"
GALATASARAY Teknik Direktörü Roberto Mancini, Four Four Two dergisine çok önemli açıklamalarda bulundu. Roberto Mancini, yabancı kuralı hakkında da şunları söyledi: Bana göre çok kötü bir karar. Bunun milli takıma yardım ettiğini düşünen varsa gerçekten yanılıyor. Avrupa’da kimse Türkiye’de oynayan futbolcuları ve takım çalıştıran hocaları tanımıyor. Çünkü kimse bu ligi izlemiyor! TFF’nin esas problemi bu olmalı. Bu kural devam ederse Türkiye’deki takımların Avrupa’da kupa kazanma konusunda hiçbir şansı kalmaz. Four Four Two dergisinden Ahmet Yavuz'un yaptığı ve Barış Tekin'in görüntülediği randevu sırasında henüz Chelsea maçı oynanmamış, Galatasaray evinde ligin son sırasında bulunan Kayserispor’a kaybetmemişti. Haliyle futbol kamuoyunda da Mancini’ye karşı bir infial yaratılmamıştı. O bir hafta içinde İtalyan hocaya duyulan güven önemli bir yara aldı ve ortam bir anda gerildi. Ancak Mancini, röportajda verdiği cevaplarda başarının zaman isteyen bir hedef olduğu vurgusunu yapmıştı. “Daha gidecek çok yolumuz var” diyor İtalyan hoca. Sezon başı kampında takımın başında olmamasını, takımı kendisinin kurmamış olmamasını handikap olarak yorumluyor. SABIR VE SÜKUNETE DAVET EDİYOR Mancini, 2006-07 sezonunda Inter’i ikinci kez şampiyon yaparken kulüpte üçüncü sezonunu tamamlamıştı. O sezon Inter sadece bir maç kaybetmiş ve tam 97 puan toplamıştı. 2011-12’de Manchester City’yi 44 yıl aradan sonra şampiyon yaparken de takımdaki üçüncü sezonuydu. Her iki takımı da kendisi inşa etmiş ve tarihe iz bırakacak şekilde zirveye taşımıştı. Bu örnekler ve Mancini’nin verdiği cevapların satır arasındakiler, başarı için Galatasaraylıları sabır ve sükunete davet ediyor. G.SARAY TÜM PLANLARIMI DEĞİŞTİRDİ Galatasaray sizi buraya gelme konusunda nasıl ikna etti? Neden Türkiye’yi tercih ettiniz? Manchester City’den ayrıldıktan sonra bir yıl kulüp çalıştırmamaya karar vermiştim. Çünkü 36 yıldır ara vermeden çalışıyordum! Dinlenmeye ihtiyacım vardı. City’de geçirdiğim dört yıl da beni yıpratmıştı. Ekim ayında Galatasaray aradığında biraz düşündüm ve buraya gelmeye karar verdim. Çünkü bu benim için yeni bir deneyim demekti. Türkiye büyük bir ülke, Galatasaray da büyük bir kulüp... Avrupa’nın en iyilerinden biri. Bu yüzden buradayım. ALMAMIZ GEREKEN ÇOK YOL VAR Beklentilerinizi ve burada bulduklarınızı karşılaştırdığınızda mutlu musunuz? Mutluyum... Burada çok iyi bir ekiple çalışıyorum. Oyun formatımızı değiştirme konusunda çok çalıştık ve bence şimdiye kadar iyi iş çıkardık. Elbette hâlâ almamız gereken çok yol var. BENDE KENDİ TAKIMIMI KURMAK İSTERDİM Buraya geleli yaklaşık altı ay oldu. Bu süre içinde sizce takımı tam olarak kontrolünüz altına alabildiniz mi? Elbette her şeyi kontrol eden biri olmak istemiyorum. Benim görevim takımı yönetmek. Ama her teknik direktör gibi ben de kendi takımımı kurmak isterdim. Tabii ki başka bir teknik direktörün kurduğu takımı devralmak zordur. Üstelik başka bir ülkeden geldiyseniz... Ülkenin kültürünü tanımanız, kulübü, oyuncuları anlamanız gerekir. Çok fazla problem var ve bunlarla kısa zamanda başa çıkmak kolay değil. Futbolcuyken de sisteme yönelik düşünceleriniz var mıydı? Mesela “David Platt şurada, Veron burada oynamalı” der miydiniz? Kariyerim boyunca çok büyük oyuncularla oynadım. David Platt, Ruud Gullit, Juan Sebastian Veron, Dejan Stankovic, Sinisa Mihajlovic, Diego Simeone, Alessandro Nesta... Bu futbolcularla oynarken işler kolaydı. Onlara nerede oynamaları gerektiğini söylemenize gerek yoktu. Ama ben sahada bir teknik direktör gibi görev yapıyordum. Tabii bazı kötü huylarım da vardı. Gergin olduğumda takıma zarar verebiliyordum. Beni şimdi Galatasaray’da yardımcılığımı yapan Atillo’ya (Lombardo) sorun. O, İtalya’nın en iyi kanat oyuncularından biriydi. Ama sürekli ondan şikayet ederdim. Aslında bunu pek hak etmezdi (gülüyor). KAPTANDIM VE EN İYİSİYDİM Juan Sebastian Veron da futbolculuk günleriniz hakkında FourFourTwo’ya “Topu sürekli ona vermezseniz çok kızardı” demişti. Bu doğru mu? Evet doğru. Çünkü ben takımdaki en iyi oyuncuydum! Çok normal. Kaptandım ve en iyisiydim (gülüyor). Veron’u Sampdoria’ya getiren kişi de bendim. Çok gençti. Başkana “Onu alın, çünkü çok iyi bir oyuncu olma potansiyeli var” dedim. Ki bana göre dünyanın en iyi oyuncularından biri oldu. Ben kaptandım. Kaptanın çok fazla sorumluluğu var. Her şeyi kontrol etmesi gerekir. BİR MANCİNİ YETER Bugünlerde aktif futbolcular arasında Mancini stili bir oyuncu var mı? Bir tane yeter (gülüyor). Vusolin Boskov, müthiş bir teknik direktördü. Samporia’da, Real Madrid’de çalıştı. Bir gün çok kötü durumdaydım, sahadaki arkadaşlarımla da sorunlarım vardı. Bana takım arkadaşlarımın önünde “Soyunma odasının teröristisin” dedi (gülüyor). O yüzden bir Mancini yeter... Bir teknik direktör olarak efsane bir futbolcu olmanın avantajları ya da dezavantajları neler? Bazen çok zor. Çünkü bir takımın birinci sınıf oyunculardan oluşması genellikle mümkün olmaz. Ortalama yetenekteki oyunculardan da verim almasını bilmeniz gerekir. Bazı futbolcular, çok çalışarak bir şeyleri başarırlar. Özellikle kariyerimin başlarında bu konuda çok zorlandım. Bazı futbolculardan kolayca umudu kesiyordum. Ama deneyim kazandıkça bu konuda mesafe kat ettim. FUTBOLCULAR CİDDİ OLMALI Peki fiziksel ve mental olarak bir futbolcudan ne gibi beklentileriniz var? Futbolcular, futbol oynayabildikleri için çok şanslılar. Üstelik bunun için para kazanıyorlar! Tüm futbolcuların özel hayatlarına dikkat etmeleri gerekir. Çünkü bu işi en çok 20 yıl yapabilirler. Bu süre için ellerinden gelenin en iyisini yapmalılar. Ciddi olmalılar ve antrenmanda çok çalışmalılar. Her gün kendilerini geliştirmeye odaklanmalılar. 30 yaşında olsanız da öğrenecek bir şey vardır. Eğer kariyerinizin sonuna geldiyseniz artık geri dönüş yoktur. BEN POLİS DEĞİLİM Sizce Galatasaraylı oyuncular bunun farkında mı? Ben polis değilim. Geceleri onları kontrol etmek için peşlerine düşmüyorum. Onları özgür bırakıyorum. Ama eğer ciddi olmazlarsa ve özel hayatlarına dikkat etmezlerse iyi oynamayacaklarını anlamalılar. Çünkü sahada her şey ortaya dökülür. BURAK SOL FORVETTE OYNAYABİLİR Bugüne kadar Galatasaray’da çok sayıda taktik diziliş denediniz ve bununla ilgili sorulan sorulara da her seferinde “Önemli olan diziliş değil, mantalite” şeklinde cevap veriyorsunuz. Bununla tam olarak kastettiğiniz şey ne? Sahada her zaman 11 oyuncu vardır. Buna bir oyuncu daha ekleyemezsiniz. Oyuncuların pozisyonları belki ileri ya da geri 10- 15 metre değişebilir. Ancak sahada bir top var ve karşınızda da 11 oyuncu vardır. 4-3-3 ya da 3-5-2 oynayabilirsiniz. Bu çok önemli değil. Eğer maça iyi hazırlanmadıysanız, eğer takım arkadaşınıza yardım etmiyorsanız, eğer yüzde 100’ünüzü ortaya koymuyorsanız taktiği ne kadar değiştirirseniz değiştirin başarılı olamazsınız. Diğer taraftan bana göre her oyuncu farklı pozisyonlarda oynayabilmeli. Örneğin Burak’tan sağ kanatta, sağ forvet ya da sol forvet olarak oynamasını istiyorum. Çünkü Barcelona, Bayern Münih ya da Real Madrid gibi büyük kulüplerde her pozisyonda oynayabiliyor olmanız gerekir. Ayrıca bir oyuncu bencil olmamalı, önce takımını düşünmeli. 6-0 KAZANMAYI İSTERİM AMA City’de çalışırken “1-0’lık skorları severim. Gol yemediğiniz zaman, hele elinizde Dzeko, Agüero, Tevez ve Silva gibi oyuncular varsa yüzde 90 oranında o maçı kazanırsınız” demiştiniz. Galatasaray’da da elinizde Sneijder, Drogba, Burak gibi oyuncular var. Yine aynı şekilde mi düşünüyorsunuz? Her teknik direktörün ilk hedefi takımı defansif anlamda geliştirmek olur. Çünkü savunma tarafınız güçlüyse pozisyon da vermezsiniz. Bu durumda kötü bir hücuma sahip olsanız da her zaman gol atma şansınız vardır. Eğer hücum oyuncularınız da iyiyse o zaman kazanmaya yakın olan taraf siz olursunuz. Bu yüzden takımı inşa etmeye önce savunmayı öğretmekle başlamak gerekir. Ardından hücum yönünüzü geliştirirsiniz. Elbette takımda ikisi arasında bir denge kurmalısınız. Evet, 1-0 kazanmak istediğimi söyledim, çünkü gol yememek ve pozisyon vermemek benim için çok önemli. Tabii ki ben de 5-0, 6-0 kazanmayı isterim ama bu her zaman mümkün olmaz. TAKIM SAVUNMASI MI? HAYIR, DAHA ÇOK ÇALIŞMAMIZ GEREKİYOR Takım savunmasının geldiği noktadan memnun musunuz? Hayır, daha çok çalışmamız gerekiyor. Inter’de üç yıl boyunca en iyi savunmayı yapan takım bizdik. Hücumcularımız da aynı şekilde en iyilerden biriydi. Manchester City’de de durum böyleydi. Çok iyi savunma yapıyorduk ve hücumda iyiydik. Tabii ki Galatasaray’da daha fazla gelişmeliyiz. Bu açıdan sezon öncesi hazırlıklar kritik önemdedir. Orada futbolcular teknik direktörün istediklerini daha iyi anlar. Bu benim için mümkün olmadı, ama buna rağmen oyuncularım bugüne kadar iyi çalıştı ve önemli aşama kaydettik. CİTY’DE KİMSEYE GÜVENEMEYECEĞİMİ ÖĞRENDİM Manchester City’de dört yıl geçirdikten sonra orada ne öğrendiniz? Kimseye güvenemeyeceğimi öğrendim. Aralık 2009’da göreve geldiğimde takım yedinci sıradaydı. Bana gelişmek istediklerini söylediler. O sezonu beşinci sırada bitirip Avrupa Ligi’ne katılmaya hak kazandık. Hatta şampiyonlar ligi’ne katılmayı son maçla kaçırdık. Ertesi sezon yönetim bana Şampiyonlar Ligi’ne gitmek istediğini söyledi. O sezon da ikinci Chelsea’nin averajla arkasında üçüncü olduk, üstelik FA Cup’ı kazandık. Göreve geldiğimde dört yıl içinde Premier Lig’i kazanmak istiyorlardı. Bunu üçüncü sezon gerçekleştirdik. Dördüncü sezon ligi ikinci bitirdik ve beni kovdular. Ama neden kovduklarını bilmiyorum. KAFALARI PEK İYİ ÇALIŞMIYOR Görevinize son verdiklerini duyurdukları açıklamada “bütünleştirici tutumun geliştirilmesi gerektiğinden” bahsettiler. Bu ne demekti? Kafaları pek iyi çalışmıyor! Beni gönderirken basına nasıl bir açıklama yapacaklarını bilmiyorlardı. Mesela İtalya’da her kulüp her teknik direktörü her an kovabilir. Fakat İngiltere’de işler böyle yürümez. Kağıt üstünde City sürekli savaştı, üç buçuk yılda gelişti. Her şeyi kazandık, sadece Şampiyonlar Ligi’nde başarılı olamadık. Ama o ligde de sadece iki yıl oynadık. Daha öncesinde hiç deneyimimiz yoktu. Bu hiç kolay değil. Eğer Şampiyonlar Ligi’ni kazanabileceklerini düşündülerse söyleyecek bir şey yok (gülüyor). Bu sezonki City hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu sezon Premier Lig’in en iyi takım onlar. Bir 100 milyon pound daha harcadılar. İyi oyuncular aldılar. Bence ligi kazanırlar. Eğer kazanamazlarsa kötü bir iş çıkarmış olurlar. BALOTELLİ’NİN TÜRKİYE’YE GELMESİ ÇOK TEHLİKELİ Balotelli geçen ay FourFourTwo’ya “Mancini’yle yeniden çalışmak isterim” dedi... (Gülerek araya giriyor) Ben Mario’yla beş yıl çalıştım. Mario’yu seviyorum. Inter’de daha 17 yaşındayken A takımda ona ilk kez şans veren teknik direktör benim. Bu yüzden onu çok iyi tanıyorum. Umarım zamanın çok hızlı geçtiğini anlar. Çünkü o dünyanın en iyi futbolcularından biri olmak için her şeye sahip. Sizce Balotelli Türkiye’ye gelse başarılı olur mu? Mario’nun Türkiye’ye gelmesi çok tehlikeli (gülüyor). Şaka bir tarafa, galiba Milan’da kalacak. Milan onun için çok önemli bir kulüp. Orada kendini daha da geliştirebilir. City döneminde ayrıca soyunma odasıyla aranızdaki bağın da zayıfladığı, ilişkinizin kötü olduğu söylenmişti. Bu doğru muydu? Bu çok bilindik bir hikâye... Manchester City basınının taraftarlara neden gönderildiğimi açıklaması gerekiyordu. O yüzden böyle aptalca şeyler söylediler. Ben de tıpkı diğer teknik direktörler gibi bazı futbolcularla problemler yaşadım. Çünkü ben de çok para kazanıp yüzde 30’la oynayan oyuncuları sevmem. Eğer futbolcu sahaya takımı ve takım arkadaşları için her şeyini koymuyorsa bundan hoşlanmam. Zaman zaman bu tip oyuncuları dışarıda bıraktım. Tabii ki oynamayan oyuncular mutsuz oldu. Ama benim görevim en iyi, en hazır oyuncuları, en çok hak eden oyuncuları sahaya sürmek. Tüm bunlar bir yana, City’de tüm oyunculara eşit mesafedeydim, hepsini severdim, çünkü onları o takıma ben getirdim. Galatasaray’a geldiğinizde takımın fiziksel durumunu nasıl buldunuz? Tabii ki her teknik direktörün farklı metotları vardır. Ben buraya geldiğimde kendi metodumla çalışmaya karar verdim. Benim doğrum buydu. O yüzden hızla adapte olmaya çalıştık. 110 KM GÜZEL BİR RAKAM ANCAK HER ZAMAN DAHA İYİSİ VARDIR Takımın koşu mesafesinin son haftalarda 110 km’lere çıktığını görüyoruz. Bundan memnun musunuz? Hiçbir zaman yetmez. Benim için “yeterli” diye bir şey yoktur. 110 km güzel bir rakam. Ama tabii bunu artırabilirseniz daha iyi. Mesela bazen yüzde 70 oranında topa sahip oluyorsunuz ama gol atamıyorsunuz. Gol atamayınca kazanamazsınız! Elbette koşmamız gerekir ama gol de atmamız gerekir. Akhisar, Bursaspor ve Eskişehirspor karşısında olduğu gibi... Bu maçları 6-1, 6-0, 4-0 kazandık ama tüm bunlar zor maçlardı. Bu takımlar iyi takımlar. Ancak iş deplasmanda değişiyor. O zaman ne kadar koşarsak koşalım anlamı kalmıyor. SON GÜN TRANSFERLERİ HER ZAMAN ZORDUR Kış transfer döneminde dokuz transfer yaptınız. Bu transferlerden memnun musunuz? Ocak ayı transfer için zor bir dönem. Elbette tüm takımı değiştiremezsiniz. Beş altı genç oyuncu aldık. Bazıları doğrudan oynamak için hazır değiller. Önümüzdeki sezon daha hazır olacaklar. Telles’i aldık ve bu çok önemli bir transferdi. Hajrovic keza öyle... Burdisso transferin son günü geldi, bildiğiniz gibi son gün transferleri zordur. YENİ BİR TAKIM İNŞA EDİYORUZ Takımı daha da gençleştirme konusunda çalışma yapacak mısınız? Bilmiyorum. Elbette eğer geleceği düşünerek bir takım inşa ediyorsanız genç oyunculara ihtiyacınız vardır. Üstelik bu genç oyuncular Drogba gibi, Burak gibi, Muslera gibi Sneijder gibi oynayabilmeliler. Eğer genç oyuncularınız varsa gelişime daha açık bir takım olursunuz. DROGBA KARİYERİ BOYUNCA ÇOK ENERJİ HARCADI!!! Sizce Drogba kaç yaşına kadar futbol oynayabilir? Didier kariyeri boyunca çok fazla enerji harcadı. Çok koşuyor, savaşıyor. Bunun ne kadar sürdüreceği ona bağlı. Eğer oyundan zevk alıyorsa, eğer yorulmuyorsa o zaman oynamaya devam etmesi gerekir. Çünkü belli bir yaştan sonra her gün antrenmana gitmek zor, maçtan önce kampa girmek insana zor geliyor. Gün geliyor artık tüm bunlardan yoruluyorsunuz. Mesela 20 yıl oynadıktan sonra öyle bir gün geldi ki, artık çok yorgunum dedim. ÖNCE KAÇ YABANCI İLE OYNAYACAĞIZ ONU BİLMELİYİZ Bu yaz için bir transfer listesi oluşturdunuz mu? İtalya’da bir maç izlediniz ve basında çeşitli dedikodular çıktı... İtalya’ya bazı maçları takip etmeye gittim. Bu işimin bir parçası. Ama önce seneye kaç yabancının oynayacağını kesin olarak bilmemiz lazım (gülüyor). AVRUPA’DA KİMSE TÜRKİYE’DEKİ FUTBOLCULARI, HOCALARI TANIMIYOR Eğer TFF 5+3 kuralıyla devam etme kararı alırsa nolur? Bana göre çok kötü bir karar. Bunun milli takıma yardım ettiğini düşünen varsa gerçekten yanılıyor. İtalya’da da yıllarca aynı düşünceyi savunduk. 1982’den sonra yabancılar ülkeye gelmeye başlayınca homurtular oldu. Ondan sonra iki Dünya Kupası kazandık, iki kez de finale kaldık. Bence federasyon öncelikli olarak ligimiz nasıl gelişir, Avrupa’da sesimizi nasıl duyurabiliriz, teknik direktörlerimizi ve futbolcularımızı Avrupa’ya nasıl gönderebiliriz; bunları düşünmeli. Avrupa’da kimse Türkiye’de oynayan futbolcuları ve takım çalıştıran hocaları tanımıyor. Çünkü kimse bu ligi izlemiyor! TFF’nin esas problemi bu olmalı. Genç oyuncular burada Didier, Wesley gibi oyuncularla ya da Fenerbahçe’de Kuyt’la çalışma fırsatına sahipler. Bu, dolaylı olarak milli takımınıza da katkı yapar. Bu yüzden bence 5+3 tam bir felaket olur. Peki bu karar sizin motivasyonunuzu da düşürür mü? Bu benim için çok zor olur. Türkiye’deki takımların Avrupa’da kupa kazanma konusunda hiçbir şansı kalmaz. ŞAMPİYONLAR LİGİNİ KAZANIRSAK BENİM HEYKELİMİ G.SARAY ADASININ YANINA BOĞAZIN ORTASINA DİKEBİLİRLER Galatasaray’la Şampiyonlar Ligi’ni kazanmak gibi bir hayaliniz var mı? Futbolda her şey mümkün tabii. Eğer Galatasaray’la bu kupayı kazanırsak benim bir heykelimi Galatasaray Adası’nın yanına Boğaz’ın ortasına dikebilirler (gülüyor). Tıpkı Metin Oktay gibi. Ama İstanbul Boğazı’na! (gülüyor) SEMİH, SELÇUK VE BURAK BİR DE ARDA’YI AVRUPA’YA GÖTÜRÜRDÜM Eğer bir gün yeniden Avrupa’da çalışacak olsanız yanınızda götüreceğiniz Türk oyuncular olur muydu? Semih, Selçuk ve Burak... Arda Turan (gülüyor). Türk futbolcular bence çok yetenekli. Ama bazen “Tamam bu kadar yeter” diyebiliyorlar. Eğer bu mantaliteyi değiştirirlerse çok daha fazla gelişirler. Fenerbahçe’de, Beşiktaş’ta, Bursa’da, Eskişehir’de de iyi futbolcular var. FENERBAHÇE İYİ BİR TAKIM 6 Nisan’da Fenerbahçe karşısında çok kritik bir maça çıkacaksınız... Bu maçla ilgili beklentileriniz neler? İlk Fenerbahçe maçı 0-0 bitebilirdi. Onlara hediye gibi bir penaltı verdik. Penaltıya kadar pozisyon vermedik. İkinci yarıda bazı kontrataklar verdik ama bu da normaldi. Berabere bitebilirdi. Ama futbol böyle. Bizi yendiler. Fenerbahçe iyi takım. Deneyimli oyuncuları var. İkinci maç da elbette kolay olmayacak. Yenip, puan farkını azaltmak için elimizden geleni yapacağız. HERKESİ YENMEK İSTİYORUM Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale kalmak mı, ligde şampiyon olmak mı daha önemli? Hayatımda hiçbir zaman karşılaştırma yapmadım. Her maçı kazanmak istiyorum. Herkesi yenmek istiyorum! Basında hakkınızda yapılan yorumları takip ediyor musunuz? Sanırım yaklaşık 10 yıldır gazete okumuyorum. Türkiye’de de İtalya’da da hep aynı şeyler. İtalya Milli Takımı’nın Dünya Kupası’ndaki şansını nasıl görüyorsunuz? Belki hazırlık maçlarında ya da eleme maçlarında zaman zaman kötü performans sergilemiş olabilirler. Ama Dünya Kupalarında veya Avrupa Şampiyonalarında her zaman kazanmak için hazır olurlar. Brezilya, Arjantin daha şanslı olarak görünebilirler ama İtalya’yı da hesaba katmak gerekir. Milli takımı çalıştırma gibi bir tutkunuz var mı? Türk Milli Takımı’nı mı? (gülüyor) Türk Milli Takımı’nı ya da İtalya Milli Takımı’nı. .. Her şey mümkün. Burada mutluyum. Gelecekte ne olacağı belli olmaz. 3PUAN
Chelsea-Arsenal Maçında Skandal!
Premier Lig'in 31. hafta maçında Chelsea, evinde Arsenal'i konuk etti. İlk yarısı Chelsea'nin 4-0 üstünlüğüyle biten maça hakemin skandal kararı damga vurdu. Karşılaşmanın hakemi Andre Marriner, 15. dakikada Arsenal'li Chamberlain'in topu kale çizgisinden eliyle çıkardığı pozisyonun ardından penaltı noktasını gösterdi. Marriner, bu pozisyonun ardından kırmızı kartını Chamberlain'in yerine Gibbs'e gösterdi. Kartın ardından şaşkına dönen Gibbs, hakeme itirazlarda bulundu. Chamberlain de hakeme penaltıyı kendisinin yaptığını söyledi. Arsenal Teknik Direktörü Arsene Wenger de 4. hakemle uzun süre konuştu fakat karar yine değişmedi. milliyet.com.tr
Reklam
"Galatasaray'ın Şampiyonluğu Zor"
Galatasaray'ın eski antrenörü Hasan Şaş, şampiyonluk yarışı ile ilgili açıklamalarda bulundu. 'Galatasaray, ligde 8 puan geride, Şampiyonlar Ligi'nden elendi. Elinde bir tek Türkiye Kupası kaldı. Fenerbahçe'nin G.Saray'la Arena'da bir maçı var ama onların da şampiyonlukta bu saatten sonra çok puan kaybedeceğini düşünmüyorum. Çünkü Galatasaray'ın performansı düştü, deplasmanlarda maç kazanamıyor. Handikapları var. Türkiye liginde yabancı sayısına takılıyor. Bir türlü istenilen kadroyu kuramıyor. 'Terim ile Mancini arasındaki farka sezon sonunda bakılır' Galatasaray'ın devre arasında yaptığı 9 transferden neredeyse hiçbiri 11'e giremiyor. Bunlar inşallah geleceğe yatırımdır. Bu saatten sonra Galatasaray'ın şampiyonluk şansı çok zor. Galatasaray'ın deplasmanlardaki maçlardan puan çıkaramaması, futbolcuların performanslarının inişli-çıkışlı olması hep soru işareti... Galatasaray'ın elinde bir tek Fenerbahçe maçı kaldı. Eğer Arena'daki Fenerbahçe maçını da kazanamazlarsa zaten şampiyonluk umudu da kalmaz.. Fatih Terim ile Mancini ile arasındaki farka sezon sonunda bakılır. Mancini ile çalışmadığım için ben ikisi arasındaki farkı bilemem.' skorer
Mourinho'dan Mancini'ye Eleştiri: "Mancini'nin takımları..."
Galatasaray'ı 1-1'in rövanşında 2-0 yenerek Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale yükselen Chelsea'de, menajer Jose Mourinho NTV Spor'a özel açıklamalarda bulundu.Özellikle Galatasaray Teknik Direktörü Roberto Mancini hakkındaki açıklamalarıyla dikkat çeken Mourinho, üstü kapalı olarak Mancini'nin oyun sistemini eleştirdi...Maç boyunca sağlam bir oyun oynadıklarını belirten Jose Mourinho, 'Çok sağlam bir oyun ortaya koyduk, çok rahattık. Deplasmanda böyle bir skor aldıktan sonra evimizde maçı kontrol etmeliydik ve savunmada sağlam olmalıydık, avantajımızı da korumalıydık. Biz bunu yapmadık, hücum ettik. Tüm oyuncularımızla birlikte maçı kazanmayı başardık ve özellikle ilk yarıda nasıl bir takım olduğumuzu gösterdik. Galatasaray'ın da herhangi bir şans yakaladığını düşünmüyorum' dedi.Mancini'nin takımlarının devamlı taktik ve sistem değiştirdiğini iddia eden Portekizli teknik adam, 'Roberto Mancini'nin takımlarını, çok fazla düşündüğünüzde sonuca varamıyorsunuz. Çünkü o, çok farklı taktikler deniyor. Bazen geride 3 kişi ile oynuyor, bazen ileride 3 kişi oluyor ya da orta sahada farklı şekilde oynuyor... Mesela Sneijder ile ileride oynadı ve Burak'ı kenarlara gönderdi. Onun takımlarını anlamak çok kolay değil. Bu yüzden biz kendi sistemimizi oynayama çalıştık' ifadelerini kullandı.Drogba ve Sneijder için de zor bir maç olduğunun altını çizen Mourinho, 'Onlar için zor bir maç oldu. Özellikle Drogba için duygusal bir maçtı. Bizim savunmacılarımız arasında çok zorlandı. Topu da çok fazla kontrol edemedi. Biraz da yalnız kaldı. Ona karşılık çok iyi oynadığımızı düşünüyorum' şeklinde konuştu.
Berkin Elvan'a Adanan Şarkılar
269 gün verdiği mücadelenin ardından hayata gözlerini yuman Berkin Elvan’ın ardından Grup Yorum’dan, Ali Müfit Gürtuna’nın oğluna, Galatasaray’dan, Norveçli sanatçılara kadar birçok isim onun için şarkılar yazdı. Gezi Parkı eylemleri sırasında Okmeydanı’nda ekmek almak için evden bakkala giderken başından gaz fişeği ile vurulan 15 yaşındaki Berkin Elvan 269 gün verdiği mücadelenin ardından yaşama veda etmişti. İşte Berkin Elvan için yazılmış o şarkılar
Üç Büyüklerin Berkin Elvan Mesajı
Dün sabah yaşamını yitiren Berkin Elvan için Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray, başsağlığı mesajı yayınladı.Fenerbahçe, twitter hesabından “Mekanın cennet olsun Berkin Elvan” mesajını yayınlarken, Galatasaray ise yine twitter hesabından “Hepimizin acısı oldun Berkin, umarız sevginin de tohumu olursun” ifadelerini yer verdi. Beşiktaş ise, internet sitesinde şöyle yazdı: “Genç yaşında aramızdan ayrılan taraftarımız Berkin Elvan’ın vefatından derin üzüntü duymaktayız. 269 gündür süren yaşam mücadelesini bugün kaybeden Beşiktaş taraftarı Berkin Elvan’ın vefatı, hem kulübümüzü hem de camiamızı derinden üzmüştür. Hayatının baharında aramızdan ayrılan Berkin Elvan’a Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileriz”ZETE
Reklam