Devrim Şarkıları ve Marşları: Kimlik, Duygu Siyaseti ve Mobilizasyon
Madrid, Temmuz 1936. Sokaklar sıcak. Bir İspanyol işçisi yürürken mırıldanıyor. Melodi basit, sözler birkaç dize. Oysa bu 'basit' şarkı, ertesi yıl İtalyan Alpleri'nde partizan kamplarında duyulacak, 1968'de Paris barikatlarında yankılanacak, 2019'da Lübnan sokaklarında yeniden söylenecek. Bella Ciao. Bir şarkı mı, yoksa coğrafyalar ve kuşaklar arasında göç eden bir direniş dili mi?Şöyle düşünün: Bir meydanda yan yana duran binlerce insan. Çoğu birbirini tanımıyor. Ama nakarat başladığında hepsi aynı kelimeyi söylüyor. Gırtlaklarındaki titreşim, bir anda aynı frekansa oturuyor. Bu an, siyasetin en elektrikli anlarından biridir. Peki bu nasıl oluyor? Bir şarkı, gerçekten bir düzeni sarsabilir mi?