onedio
Rusya A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Cherchesov'dan Antalya'daki Kovid-19 Tedbirlerine Övgü:
ANTALYA (AA) - SÜLEYMAN ELÇİN - Rusya A Milli Takım Teknik Direktörü Stanislav Cherchesov, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde Antalya'da kamp ve tatil yapmanın güvenli olduğunu belirterek, Rus takımlarını kente davet etti.Kamp yapan Rus ekiplerini takip etmek için Antalya'ya gelen Cherchesov, AA muhabirine, bölgenin iklimi ve tesisleriyle futbol kampları için uygun olduğunu söyledi.Türkiye'yi çok sevdiğini, Antalya'nın kendisi için de ayrı bir önemi olduğuna işaret eden Cherchesov, milli takımın başındaki ilk maçını Antalya'da Türkiye ile yaptığını hatırlattı.Türkiye'ye 12 yıldır tatile geldiğini aktaran Cherchesov, kentte güzel anılar biriktirdiğini dile getirdi.'Önlemleri gördüm, bizzat şahidim'Avrupa Şampiyonası öncesi kadroyu kurmak için çalışmalarını sürdürdüğüne değinen Cherchesov, şöyle konuştu:'Antalya'da kamp yapan Rus futbolcuları takip etmek ve Antalyasporlu Kudriashov'un performansını canlı izlemek için buraya geldim. Buradaki Kovid-19'a karşı alınan önlemleri görünce mutlu oldum. Antalya'da herkes güvenli turizme adapte olmuşa benziyor. Burası çok güvenli. Bunun en büyük göstergesi de şu an ailemle otelde kalıyorum. Salgına karşı bir çok önlem alınmış. Önlemleri gördüm, bizzat şahidim. Rusya futbol takımları buraya kamp yapmak için gelmeye başladı. Bundan sonra da rahatlıkla gelebilirler.' Avrupa Futbol Şampiyonası için hazırlıklarını da sürdürdüklerini aktaran Cherchesov, organizasyona sağlıklı, eksiksiz bir kadroyla katılmak istediklerini dile getirdi.Türkiye ile son oynanan karşılaşmada 10 futbolcularının olmadığına değinen Cherchesov, 'Şampiyona için plan yapmak için çok erken. Elimizden geleni yapacağız. Şampiyonluğu kazanmak için mücadele edeceğiz. ' ifadelerini kullandı. Cherchesov'un konakladığı otelin genel müdürü Zafer Alkaya da bilim kurulu üyelerinin önerileri doğrultusunda güvenli turizm için çalıştıklarını söyledi.Güvenli turizmin gereklerini harfiyen yerine getirmeye çalıştıklarını vurgulayan Alkaya, 'Takımlar buraya gelip, bizzat önlemlere şahit oldular. Alınan tedbirlerden herkes memnun.' diye konuştu.
Sigara İçmek İnme Riskini En Az 2 Kat Artırıyor
ANKARA (AA) - AHMET SERTAN USUL - Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu, 'Sigara içmek inme riskini en az 2 kat artırmakta ve günde bir sigara içmekle bile belirgin bir risk artışı gözlenmektedir. Sadece pasif içicilik ile inme riski yüzde 30 artmaktadır.' dedi.Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı da olan Prof. Dr. Mehmet Akif Topçuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında felç ya da beyin felci olarak da bilinen inmenin, beyni besleyen damarlarda sağlıklı kan akışının kesilmesi nedeniyle, nörolojik fonksiyon kayıplarıyla sonuçlanan bir rahatsızlık olduğunu belirtti.İnmenin, dünyada, kalp hastalıkları ve kanserden sonra 3'üncü sıradaki en sık karşılaşılan ölüm nedeni olduğuna dikkati çeken Topçuoğlu, Dünya İnme Organizasyonu'na göre her yıl 17 milyon kişinin inme geçirdiğini, 6 milyon kişinin inme ya da inmeye bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiğini aktardı.Topçuoğlu, inmenin Türkiye'de kalıcı engellilik nedenleri arasında ilk sırada olduğunu söyleyerek, inme geçiren hastaların, yatağa bağımlı olma, konuşma ve yürüme güçlükleri, bilişsel işlevlerini yerine getirememe riskleriyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.'İnme belirtileri hiç beklenmedik zamanda aniden ortaya çıkar'İnmenin her yaşta görülebildiğini ancak 60 yaş üstü kişiler ve erkeklerde görülme sıklığının daha fazla olduğunu kaydeden Topçuoğlu, 'Yüksek tansiyon, diyabet, sigara kullanımı, kolesterol düzeyinin yüksek olması, obezite, dengesiz ve düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam sürme, aşırı alkol kullanımı, boyun damarlarında ateroskleroz ve darlıklar, kalp ritim bozuklukları ve diğer kalp hastalıkları diğer risk faktörleridir.' dedi.Topçuoğlu, bu faktörlerden bir ya da birkaçının, kişiyi inme geçirme açısından riskli konuma getirdiğini ifade ederek, 'İnme, 3 yaygın belirti ile kendini göstermektedir. Bunlar, ani gelişen konuşma bozukluğu, yüzde kayma ve kolda güç kaybıdır. Bu belirtiler hiç beklenmedik zamanda aniden ortaya çıkar. Bunlarda sadece biri veya aynı anda birkaçı ortaya çıkabilir.' bilgisini paylaştı.'Sadece pasif içicilik ile inme riski yüzde 30 artıyor'İnmenin gelişmesinde rol oynayan yaşlılık, genetik yatkınlık gibi bazı risk faktörlerinin önüne geçilmesinin mümkün olmamasına karşın diğer etmenlerin kontrol altına alınabileceğine dikkati çeken Topçuoğlu, şöyle konuştu:'İnme geçirmenize neden olabilecek bazı etmenleri denetim altına alarak riski azaltabilmeniz mümkündür. Sigara başta akciğer kanseri olmak üzere hemen hemen vücuttaki her organda çoğu ölümcül birçok hastalığa yol açıyor. Sigara kullanımı veya sadece dumanına maruz kalınmasının bile inme başta olmak üzere ciddi damar hastalıklarına yol açtığı unutulmamalıdır.Sigara içmek inme riskini en az 2 kat artırmakta ve günde bir sigara içmekle bile belirgin bir risk artışı gözlenmektedir. Her paket ile bu risk katlanıyor. Sadece pasif içicilik ile inme riski yüzde 30 artmaktadır. Yani evinizde sigara içerek sadece kendinizin değil, sevdiklerinizin de inme geçirme riskini belirgin ölçüde artırmış oluyorsunuz. Son dönem yapılan bilimsel çalışmalar elektronik sigaranın da önemli bir risk oluşturduğunu gösteriyor.''Sigara içerek sağlıklı bir yaşam sürdürülmesi imkansızdır'Topçuoğlu, sigaranın öldürücülüğüne karşı vatandaşları uyararak, 'Sigara öldürür, öldürmezse felç bırakır. 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü, sigara ve tütün ürünlerinin kullanımının sonlandırılmasının kazandıracaklarını hatırlama günüdür. Sigara içerek sağlıklı bir yaşam sürdürülmesi imkansızdır. Sigara bırakıldığında ise risk giderek azalacaktır. Vatandaşlara sigarayı tamamen bırakmalarını tavsiye ediyorum. İnmeden korunsunlar, yaşamlarını korusunlar.' diye konuştu.İnmede erken müdahalenin önemini vurgulayan Topçuoğlu, 'İnme belirtileri fark edildiğinde hiç vakit kaybetmeden 112'yi aramak gerekmektedir. Çünkü inme tedavisinin, inme konusunda uzman ekip tarafından teknolojik donanımın bulunduğu merkezlerde yapılması önemlidir. 112 Acil Sağlık Hizmetleri inme belirtileri olan hastayı tedavi için en uygun hastaneye, en kısa sürede ulaştırabilir.' ifadesini kullandı.Topçuoğlu, Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneğince inme hakkında farkındalık yaratmak amacıyla 'İnmede Çare Erken Müdahale' sloganıyla kampanya sürdürdüklerini belirterek, 'Kampanya kapsamında ağırlıklı olarak inme belirtilerinin neler olduğu ve belirtiler görüldüğünde yapılması gerekenler hakkında bilgiler kamuoyuyla paylaşılmaktadır. İnme konusunda yararlı bilgiler ve kampanya hakkında ayrıntılar inme.org.tr adresinde yer almaktadır.' bilgisini verdi.
AB, Kovid-19 Aşısında Yeni Mrna Teknolojisi Yerine Geleneksel Yöntemlerle Üretileni Almak İstemiş
BERLİN (AA) - Avrupa Birliği'nin (AB) yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadelede geleneksel yöntemlerle üretilen aşıyı tercih etmeyi istemeleri nedeniyle BioNtech firmasının aşısına ilk etapta sıcak bakmadığı belirtildi.Alman Süddeutsche gazetesi ile WDR ve NDR televizyon kanallarının ulaştığı gizli belgelere dayandırdıkları haberde, AB üyesi ülkelerin Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci tarafından kurulan Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in geliştirdiği aşıya, şirketin fazla sorumluluk almak istememesi, eksi 70 derecede muhafaza edilmek zorunda olması ve yeni mRNA teknolojisi kullanmak yerine geleneksel yöntemleri tercih etmeleri nedeniyle ilk etapta sıcak bakmadığı iddia edildi.Haberde, geçen yılın ekim ayına kadar uzmanların mRNA teknolojisine çok şüpheyle yaklaştıkları vurgulanarak geleneksel yöntemlerle üretilen aşıların tercih edilmesi tavsiyesinde bulunulduğu ifade edildi.BioNtech aşısının diğer aşılara kıyasla daha pahalı olmasının da ilk başta tercih edilmemesinde etkili olduğu kaydedilen haberde, neticede AB'nin aşı siparişi vermede geciktiği ve bu nedenle kamuoyunda yoğun eleştiri aldığının altı çizildi.Öte yandan, Yougov araştırma şirketinin yaptığı ankette, Almanların hükümetin Kovid-19 kriz yönetiminden memnuniyetinin her geçen gün azaldığı tespit edildi.Ankette, Almanların geçen yıl nisan ayında yüzde 67'sinin kriz yönetiminden memnun olduğunu ifade ederken, bu oranın şu anda yüzde 50'ye düştüğü kaydedildi.
Reklam
Tunç Akkoç Yazio: Ülkemden Aşı Manzaraları
etiket
Shakespeare’in Hamlet oyununda ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgiyi ifade eden trajedisinin dillerden düşmeyen ve belki de birçok yerde kullandığımız o meşhur tiradı “olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu”…
14 Şubat Hangi Güne Denk Geliyor? Sevgililer Günü Sokağa Çıkma Yasağı Var Mı?
Her yıl 14 Şubat, 'Sevgililer Günü' olarak tüm dünyada kutlanıyor. Yüz yıllar önce kutlanmaya başlanan Sevgililer Günü'nün kökeni Roma’ya kadar devam ediyor. 14 Şubat 2021 Sevgililer Günü, bu yıl pandemi kısıtlamaları nedeniyle önceki yıllara göre buruk kutlanacak. Sevgililer Günü'nü kutlamak isteyenler 14 Şubat'ın hangi güne geldiğini merak ediyor. Peki, 14 Şubat Hangi Güne Denk Geliyor? Sevgililer Günü Sokağa Çıkma Yasağı Var Mı? İşte merak edilenler...
Reklam
Kovid-19 Laboratuvarında Virüsün Tespiti İçin Zamanla Yarışıyorlar
ANTALYA (AA) - AYŞE YILDIZ - Türkiye'de yeni tip koronavirüsün görülmeye başlanmasıyla Sağlık Bakanlığı tarafından akredite edilen ilk merkezler arasında yer alan Akdeniz Üniversitesi Kovid-19 Laboratuvarı'nda çalışmalar titizlikle yürütülüyor.Akdeniz Üniversitesi Kovid-19 Laboratuvarı'nda, hastalığın önüne geçmek ve bulaş riskini en aza düşürmek için gece gündüz demeden verilen mücadele, Anadolu Ajansı (AA) ekibi tarafından görüntülendi.Hastalardan alınan numuneler, merkez laboratuvarına getirilip farklı odalarda işlemlerden geçiriliyor. Ardından ilgili cihaza konulan numunelerin sonuçları, 50 dakika sonra grafikler şeklinde çıkıyor. Uzman doktorlar grafikler üzerinde çalışarak, kişinin test sonucunun negatif ya da pozitif olduğunu belirliyor.Sonuçlanan işlemler sisteme yüklenerek hastaya ulaştırılıyor. Pozitif çıkan örnekler ileride tekrar üzerinde çalışmak için saklama dolaplarında muhafaza ediliyor. Mutasyon taramasına başlayacaklarAkdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kovid-19 Laboratuvar sorumlusu Prof. Dr. Derya Mutlu, AA muhabirine, salgının seyrinin arttığı dönemlerde günlük test sayısının 450 civarına çıktığını söyledi.Şu anda bu sayının 200 bandında seyrettiğini anlatan Mutlu, Türkiye'de mutasyonları saptamak ve izole etmek adına önemli bir çaba olduğunu vurguladı.Mutlu, ülke genelinde akredite olan tüm laboratuvarlara mutasyonları taramak için kitler gönderileceğini belirterek, şöyle konuştu: 'Bir iki gün içinde bizim de elimize ulaşacak, mutasyon taramasına başlayacağız. İlk etapta, özellikle yabancı uyruklu kişilerden ya da yurt dışından dönen ve pozitif çıkan örnekleri taramayı planlıyoruz. Dünyanın farklı bölgelerinde farklı mutasyonlar ortaya çıktı. Kitlerle çalışma yaparak İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya'da ortaya çıkan mutasyonlar olup olmadığını belirleyebileceğiz. Mutasyonun normal virüse göre farklı bir belirtisi yok, sadece laboratuvar ortamında analiz edilebilecek. Laboratuvarda her test sonucu pozitif çıktığında hasta kadar üzülüyoruz.'Çalışmaların titizlikle sürdürülmesi için fedakarca görev yapıldığını aktaran Mutlu, tedbirlere uyulması konusunda herkesin elinden gelenin en iyisini yapması gerektiğini kaydetti.Tedbir uyarısı Merkez laboratuvarındaki sağlık teknisyenlerinden Erdem Metin de pozitif çıkan örneklerin hepsini ayırdıklarını, üzerinde mutasyon testleri yapacaklarını bildirdi.Erdem, salgının ilk gününden bu yana yoğun çalıştıklarını dile getirerek, 'Biz sağlık çalışanları yeterince yorulduk. Bunun için insanlarımız elinden geldiği kadar maskesini taksın, mesafesini korusun, kurallara özen göstersin.' dedi.Sağlık çalışanı Zübeyde Ok ise test sonuçlarının bir an önce çıkması için canla başla çalıştıklarını, negatif sonucu görünce mutlu olduklarını ifade etti.Sağlık çalışanı Yasin Gün de çok kötü günlerden geçtiklerini, yorulduklarını, bunun için tedbirlere uymak gerektiğini kaydetti.
Fetö'nün "7 Şubat MİT Kumpası" Üzerinden 9 Yıl Geçti
İSTANBUL (AA) - ENES CAN - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 'Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon' olarak tanımlanan ve MİT Başkanı Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu bazı kamu görevlilerinin ifadeye çağrıldığı 7 Şubat 2012'deki 'MİT kumpası'nın üzerinden 9 yıl geçti.Emniyet ve yargı kurumlarının içine sızan FETÖ'cülerin, Türkiye Cumhuriyeti'nin çözüm sürecinde yürüttüğü politikalardan dolayı, MİT'i, terör örgütü PKK/KCK ile ilişki içindeymiş gibi göstererek 7 Şubat 2012'de, MİT Başkanı Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu bazı görevlileri ifadeye çağırma ve yakalama kararı çıkarma şeklinde kurguladıkları kumpasa ilişkin 15'i firari 34 sanık hakkında açılan dava, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor.Haklarında dava açılan sanıklardan FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, olay tarihinde örgütün 'yargı imamı' olan İlyas Şahin, 'emniyet imamı' Çetin Özgür, 'MİT mahrem hizmetler imamı' Murat Karabulut, 'Marmara bölge imamı' Ali Rıza Tekinkaya, dönemin İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Serdar Bayraktutan, 'emniyet mahrem imamları' Murat Tokay, Bekir Kalağası, Hüseyin Civan, Muhammet Bekar, Ramazan Yılmaz, MİT mahrem imamlarından Sunay Elmas, 'Türkiye polis memurları ülke imamı' Kamil Bayram ve eski komiser Hüseyin Özkan ve avukat Murat Karkın 'firari' durumda buluyor.Dava kapsamında sanıklar eski emniyet müdürleri Yurt Atayün, Erol Demirhan, Ali Fuat Yılmazer, gazeteci Mustafa Gökkılıç ile Faik Şaşmaz, Kazım Aksoy, Nuh Mehmet Damacı, Ayhan Albayrak ise tutuklu bulunuyor. Davada, ayrıca başka suçtan tutuklu 5 sanık yer alıyor.İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianame ekinde yer alan belgelerin milli savunmaya ve milli güvenliğe ilişkin devlet sırrı olabilecek nitelikte belgeler olma ihtimali bulunduğundan devlet sırrı sayılmasına karar verip bu evrakın incelenmesinin ve belgelerden örnek alınmasının mahkeme heyeti haricinde kalan kişiler yönünden yasaklanmasına karar verdi.Davanın 22 Haziran 2020'deki ilk duruşmasında MİT'i temsilen katılan avukat, yargılamanın kapalı oturumlarda yapılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, kamu güvenliğini tehlikeye sokabilecek belge ve bilgilerin ortaya çıkma ihtimali nedeniyle ilgili yasa gereği duruşmaların kapalı yapılmasına, duruşma içeriğiyle ilgili yayın yasağı getirilmesine, ayrıca MİT Başkanlığına 'müşteki' sıfatıyla davetiye tebliğine oy birliğiyle hükmetti.32 kişi 'mağdur', 1 kişi 'müşteki' olarak yer alıyorİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 'mağdur' olarak şu isimler yer alıyor.'61. Hükümet Başbakanı olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 61. Hükümetin Başbakan yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan, Beşir Atalay, Bekir Bozdağ, Emrullah İşler, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, o dönem MİT Müsteşarı olan MİT Başkanı Hakan Fidan, eski MİT Müsteşarı Emre Taner, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Fatma Afet Güneş, eski MİT personelleri Yaşar Hakan Yıldırım ve Hüseyin Emre Kuzuoğlu.'İddianamede, MİT personeli M.Ö. ise 'müşteki' olarak bulunuyor.'FETÖ/PDY'nin, hükümete karşı açıktan giriştiği ilk operasyon'İddianamede, 15 Temmuz darbe kalkışmasına kadar geçen sürece bakıldığında, FETÖ/PDY'nin nihai hedefe ulaşmak için Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile güç mücadelesine girdiği anlatılıyor.Bu kapsamda FETÖ'nün bazı kumpas davalarından örnekler verilen iddianamede, şu ifadeler yer alıyor:'(Örgütün) Nihai hedefe ulaşmak için başlatılan eylemlerin ilk aşamasının Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, İzmir Askeri Casusluk, Tahşiye, Selam Tevhid, MİT tırları ve 17-25 Aralık gibi kurgu ve kumpas soruşturmalarla geçildiği, örgüt tarafından gerçekleştirilen bu eylemlere 7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılması ile hız verildiği anlaşılmıştır. MİT soruşturması aslında FETÖ'nün seçilmiş Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni yıkmaya yönelik ilk teşebbüstür.'Türkiye Cumhuriyeti'nin çözüm sürecinde yürüttüğü politikalardan dolayı, MİT'i, PKK/KCK ile ilişki içindeymiş gibi göstererek MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması, evlerinde arama yapılması ve haklarında yakalama kararı çıkarılmasının o tarihte Başbakan olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ameliyat olacağı güne denk getirildiğine vurgu yapılan iddianamede, 'Bu şekilde kurgulanan operasyon, nihai hedefi seçilmiş meşru hükümeti devirmek olan emniyet, MİT ve yargı organlarına sızarak yerleşmiş olan FETÖ/PDY'nin, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyondur.' değerlendirmesine yer veriliyor.FETÖ/PDY'nin, karşı olduğu çözüm sürecini engellemeye çalıştığı bildirilen iddianamede, bu doğrultuda, kapatılan İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığında savcı olarak görev yapan, sonraki süreçte FETÖ kapsamında ihraç edilen Bilal Bayraktar ve Sadrettin Sarıkaya'nın, PKK/KCK soruşturması yürüttüklerine vurgu yapılıyor. İddianamede, Bayraktar ve Sarıkaya'nın, soruşturma kapsamında birden fazla şüpheli ile beraber dönemin MİT Müsteşarı olan MİT Başkanı Hakan Fidan, eski MİT Müsteşarı Emre Taner, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Fatma Afet Güneş, eski MİT personeli Hüseyin Emre Kuzuoğlu ve Yaşar Hakan Yıldırım ile Mustafa Özer hakkında 'PKK/KCK'ya bilerek yardım etme ve soruşturmanın gizliliğini ihlal' suçlarından soruşturma başlattıkları hatırlatılıyor.İddianamede, 13 Eylül 2011'de kamuoyunda 'Oslo görüşmeleri' olarak bilinen ses kayıtlarının basına sızdırıldığı belirtilerek, 20 Aralık 2011'de müşteki M.Ö.'nün soruşturma kapsamında MİT adına çalıştığı bilindiği halde evinde arama yapılarak gözaltına alındığı, sanık Bilal Bayraktar tarafından 23 Aralık 2011'de ifadesi alınan müştekinin aynı gün salıverildiği aktarılıyor.Hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulan M.Ö.'nin savcılık ifadesinin soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunduğu halde basına sızdırıldığı, hatta Taraf gazetesi web sitesinde müştekinin isim ve soy ismiyle birlikte fotoğrafının yayımlandığı anımsatılan iddianamede, bu şekilde M.Ö.'nün MİT adına çalıştığı deşifre edilerek PKK/KCK'ya hedef gösterildiği, can güvenliğinin tehlike altına girdiği kaydediliyor.'Başbakan'ın ameliyata geç girmesi ile kumpas bozuldu'Söz konusu kumpas soruşturma ile örgüt mensuplarının, MİT ile ilgili kamuoyunda 'PKK ile organize hareket eden teşkilat' algısı oluşturdukları, 7 Şubat 2012'de MİT soruşturmasıyla yargıyı kullanarak, bir yandan kendilerinden olmayan MİT yönetimini bertaraf etmek, MİT'i ele geçirmek, bir yandan da aynı soruşturmayla hükümetin terör sorununu çözmek amacıyla başlattığı çözüm sürecini durdurmak için harekete geçtiğine dikkat çekilen iddianamede, 7 Şubat 2012'de saat 17.00'de MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı ve 4 MİT görevlisini telefonla arayan savcının, 'İfade vermek üzere makamıma bekliyorum.' dediği belirtiliyor.İddianamede, MİT yöneticilerinin, hükümetin ve Başbakan'ın 'terör örgütüne yardım'la suçlanmak istendiği, Hakan Fidan'ın gözaltına alınması maksadıyla gayret gösterildiği, gözaltına alınmasıyla birlikte, 'emri Başbakan'dan aldığı' algısıyla o zaman Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve hükümetin istifaya zorlanması ve hatta devrilmesinin planlandığı anlatılarak, bu kurgu ve kumpas soruşturmasının, istihbarat görevlileri hakkında soruşturmaların izne bağlanması sistemine geçilmesi ve Başbakan'ın ameliyata geç girmesiyle bozulduğu ve önlendiğine işaret ediliyor.-'7 Şubat MİT kumpası' için ABD'ye gittiler akabinde Ankara'da toplandılarÖrgütün kumpasa ilişkin yaptığı toplantı ve toplantı öncesinde iki FETÖ'cü mahrem imamın Amerika'ya gittiğinin tespit edildiğine yer verilen iddianamede, 15 Temmuz darbe girişiminde olduğu gibi örgütün emniyet imamı 'Kozanlı Ömer' kod adlı Osman Hilmi Özdil'in yardımcısı konumunda bulunan ve elebaşı Fetullah Gülen'le doğrudan görüşen firari sanıklar Çetin Özgür ve İlyas Şahin'in talimatı alma ve örgüt üyelerine iletmek üzere ABD'ye gittiklerinin belirlendiği anlatılıyor.İddianamede, örgüt elebaşından doğrudan alınan talimat sonrası örgütün emniyet ve yargı imamlarının ülkeye geri dönüşlerinin akabinde Ankara Kızılcahamam'da toplantı tertip edildiği belirtilerek, örgüt hiyerarşisi gereği FETÖ elebaşının talimatının emniyet birimlerine iletilmesinin örgütün 'Marmara Bölge İmamı' olan 'Arif' kod adlı sanık Ali Rıza Tekinkaya tarafından organize edildiği ifade ediliyor.İddianamede, söz konusu toplantıya örgütün sözde emniyet, yargı ile MİT imamlarının katıldığının ve toplantıya katılanlar arasında Rus Büyükelçi Andrey Karlov suikastine ilişkin davada firari sanık olan Murat Tokay ve Ahmet Kılınçarslan ile ABD'deki Hakan Atilla davasının hakimi Richard Berckman'ı 2014 yılında İstanbul'da ağırlayan hukuk bürosunun ortağı Murat Karkın'ın da olduğunun belirlendiği aktarılıyor.İddianamede yer alan bilirkişi raporunda, '13 Ocak 2012'de Diyarbakır DTP il binasında yapılan aramada ele geçirildiği iddia edilen Oslo'daki görüşmelere ait ses kayıtlarının olduğu harddiskleri FETÖ'nün yerleştirdiği' belirtiliyor.Eski polis memuru Ş.E.'nin ifadesiDosya kapsamında eski polis memuru Ş.E. hakkında da ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi. Kararda, Ş.E.'nin şu ifadeleri yer buldu: '... Ancak tam kesin tarihini bilmemekle birlikte şubatın ortalarında büro amir yardımcısı Ayhan Albayrak (sanık) bir konuşmasında 'Hakan Fidan ifadeye gelseydi Sadrettin Savcı tarafından kesin tutuklanacaktı.' dediğini hatırlıyorum.'Meslekten ihraç edilen ve '7 Şubat MİT Kumpası' soruşturmasını yürüten savcılar Bilal Bayraktar ve Sadrettin Sarıkaya hakkında ise Yargıtay'da aynı konuyla ilgili yargılandıkları için kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildi. Mütalaada istenen cezalarİstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, firari sanıklar FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, olay tarihinde örgütün 'yargı imamı' İlyas Şahin, 'emniyet imamı' Çetin Özgür, 'MİT mahrem hizmetler imamı' Murat Karabulut, 'Marmara bölge imamı' Ali Rıza Tekinkaya, dönemin İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Serdar Bayraktutan, 'emniyet mahrem imamları' Murat Tokay, Bekir Kalağası, Hüseyin Civan, Muhammet Bekar, Ramazan Yılmaz, MİT mahrem imamlarından Sunay Elmas, 'Türkiye polis memurları ülke imamı' olan Kamil Bayram ve eski komiser Hüseyin Özkan ve avukat Murat Karkın ile 1 tutuksuz sanığın dosyasını ayırdı.Yargılama sürecinde duruşma savcısı 15 Ocak'ta davaya ilişkin esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.Mütalaada, sanıklardan eski emniyet müdürleri Yurt Atayün, Ali Fuat Yılmazer, Kazım Aksoy, Erol Demirhan, Nuh Mehmet Damgacı, Ayhan Albayrak, Oğuzhan Ceylan ve Erkan Ünal'ın, 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte düzenlemek' ve 'soruşturmanın gizliliğini ihlal' suçlarından ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ile 4 yıl 6 aydan 12 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.Mütalaada gazeteci sanık Mustafa Gökkılıç'ın 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs' ve 'soruşturmanın gizliliğini ihlal' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildiSanıklar Faik Şaşmaz, Fazıl Adnan İzgi, Mehmet Deveci ve Veli Tuluy'un 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezalarına çarptırılmaları istenen mütalaada, sanık Aykut Güçlü'nün 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçundan, diğer sanıklar Sebahattin Kaplan, Musa Metin, Bilal İrice ve Ahmet Kılınçarslan'ın 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'soruşturmanın gizliliğini ihlal' ve 'resmi bir belgeyi sahte olarak düzenlemek' suçlarından beraatleri yönünde karar verilmesi istendi.Sanıklar ve avukatları ilerleyen günlerde yapılacak duruşmalarda mütalaaya karşı savunmalarını yapacak. Savunmaların ardından mahkeme heyetinin dosyayı karara bağlaması bekleniyor.
Reklam
İran, Kovid-19'A Karşı Rus "Sputnik V" Aşısını Salı Günü Uygulamaya Başlayacak
TAHRAN - (AA) - İran Sağlık Bakanı Said Nemeki, ülkesinin Rusya'dan aldığı, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirilen 'Sputnik V' aşısının salı günü öncelikli olarak yoğun bakım ünitesinde çalışan sağlık çalışanlarına yapılacağını söyledi.İran'ın resmi haber ajansı IRNA'ya göre, Sağlık Bakanlığı binasında düzenlenen, İran yapımı Razi Cov Pars aşısının tanıtım töreninde konuşan Nemeki, 'Rusya'dan getirilen Kovid-19 aşıları, 9 Şubat Salı günü ilk olarak yoğun bakım çalışanı sağlık personeline uygulanacaktır.' dedi.Aşı programının risk derecesine göre sağlık çalışanları, huzur evlerinde kalan ve 65 yaş üstü yaşlılar şeklinde devam edeceğini dile getiren Nemeki, söz konusu aşıyı satın almak için Rus makamlarla en önde görüşmeler yapmalarına rağmen ancak 15'inci sırada aşıyı uygulamaya başladıklarını belirtti.İran'ın Rusya'dan aldığı 'Sputnik V' aşısının 500 bin dozdan oluşan ilk partisi 4 Şubat'ta başkent Tahran'a ulaşmıştı.Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Mahmud Vaizi 27 Ocak'ta yaptığı açıklamada, 'Rusya'dan yaklaşık 2 milyon doz aşı siparişi için anlaşmanın bugün ya da yarın imzalanacağını umuyorum. Rus aşılarının ilk sevkiyatı 22 Behmen'den (10 Şubat'tan) önce ülkeye ulaşacak.' ifadelerini kullanmıştı.İran'da aşı üretimi çalışmaları devam ediyor İran Cumhurbaşkanı Bilim ve Teknolojiden Sorumlu Yardımcısı Sorena Settari'nin katıldığı törende, Razi Cov Pars'ın insanlar üzerindeki ilk denemesinin yarın 100 gönüllü üzerinde yapılacağı açıklandı. İran, ilk yerli aşısı 'COVIRAN Bereket'i klinik deneme aşamasında 29 Aralık 2020'de ilk defa insan üzerinde test etmiş ve başarılı sonuçlar alındığını açıklamıştı. Bilim adamları heyetinin başında yer alan Muhammed Muhbir'in kızı Tayyibe Muhbir, aşıyı vurulan ilk gönüllü kişi olmuştu.
Toplu Ulaşımda Bulaş Riski Acil Servislerden Fazla
Hastane ve acil servislerde bulaş riskinin dışarıya göre düşük olduğunu belirten İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi  Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seda Özkan,  “Toplu araçlar, toplu taşımalar şu anda kapalı ama toplu kahvehane ve restoranlar, bulaş riski çok fazla' dedi.
Reklam
Reklam
Türkiye'nin Koronavirüsle Mücadelesinde Son 24 Saatte Yaşananlar
ANKARA (AA) - Türkiye'de son 24 saatte 137 bin 649 Kovid-19 testi yapıldı, 7 bin 897 kişinin testi pozitif çıktı, 108 kişi yaşamını yitirdi, 8 bin 89 kişinin tedavisinin veya karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 2 milyon 412 bin 505'e ulaştı. Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu, 'covid19.saglik.gov.tr' adresinden paylaşıldı.Buna göre, son 24 saatte 137 bin 649 Kovid-19 testi yapıldı, 7 bin 897 kişinin testi pozitif çıktı, 108 kişi hayatını kaybetti. Hasta sayısı 618 olarak açıklandı.Son 24 saatte 8 bin 89 kişinin Kovid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 2 milyon 412 bin 505'e yükseldi.Test sayısı 30 milyon 486 bin 691'e ulaştı. Vaka sayısı 2 milyon 524 bin 786, vefat sayısı 26 bin 685, ağır hasta sayısı 1337 oldu.Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 4,9, yatak doluluk oranı yüzde 45,4, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 59,1, ventilatör doluluk oranı yüzde 27,1, ortalama temaslı tespit süresi 6 saat, filyasyon oranı ise yüzde 99,9 olarak kayda geçti.Sözleşmeli kamu personelinin izinleri devredilebilecekAile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, yazılı açıklamasında, kamu kurumlarında 4B'li olarak çalışan ve çeşitli sebeplerle yıllık izinlerini kullanamayan sözleşmeli personele ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine değinerek, 'Sözleşmeli kamu personelimiz yıllık izinlerini devredebilecek. Böylece Kovid-19 salgını ile mücadele sürecinde gecesini gündüzüne katarak çalışan sözleşmeli personelimizin yıllık izin haklarını korumuş olduk.' ifadelerini kullandı.CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, yazılı açıklama yaparak, 'Kovid-19 salgınıyla mücadelede gelinen nokta, aşı tedarikinde yaşanan sorunlar ve mutasyonla ilgili alınması gereken önlemler' konusunda TBMM'de genel görüşme açılmasını istediğini bildirdi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yeşim Taşova, AA'ya yaptığı açıklamada, 'Aşılama ve uzun süre izolasyonda kalmanın vermiş olduğu sıkıntı, aşılamanın vermiş olduğu rehavet ile maske, mesafe ve hijyen kurallarının ihmal edilmesi özellikle o beklediğimiz üçüncü dalganın oluşmasına neden olabilir.' dedi.Yurt genelindeki Kovid-19 ile ilgili gelişmelerKocaeli, Adana, Eskişehir, Adıyaman, Antalya, Samsun, Sakarya ve Edirne'de Kovid-19 tedbirlerini ihlal eden 490 kişi hakkında adli ve idari işlem yapıldı.TFF 1. Lig ekiplerinden Bursaspor'da 8 futbolcu, 1 teknik heyet ve 2 A takım personelinin Kovid-19 test sonucunun pozitif rapor edildiği açıklandı.
İngilizler Karantinanın Işık Kirliliğini Azaltıp Azaltmadığının Tespiti İçin Yıldızları Sayacak
ANKARA (AA) - İngiltere’de kırsal alanlarda yaşayan halka, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle uygulanan karantinanın ışık kirliliğini azaltıp azaltmadığını belirleyebilmek için yıldızları sayma çağrısı yapıldı.The Guardian’ın haberine göre, Kırsal Bölge Vakfı (CRPE) ve İngiliz Astronomi Derneğinden yapılan ortak açıklamada, Kovid-19 nedeniyle uygulanan karantinanın gece gökyüzündeki ışık kirliliğini azaltıp azaltmadığını tespit etmek için halktan 6-14 Şubat'ta bulutsuz bir gecede bahçelerinden, balkonlarından, kapı eşiğinden ve hatta yatak odalarından yukarı bakmaları ve Orion takımyıldızı içinde kaç yıldız görebileceklerini saymaları istendi.Açıklamada, bu uygulamadan elde edilecek verilerin daha karanlık bir gökyüzünü güvence altına alma, vahşi yaşamı koruma ve insanların gökyüzündeki yıldızları daha net şekilde görebilmelerini sağlama amacıyla kullanılacağı belirtildi.Uygulamaya katılanlara 'vatandaş bilim adamları' nitelendirmesinde bulunulan açıklamada, katılımcıların bir taraftan Orion takımyıldızındaki yıldızları sayarak gökyüzünün tadını çıkarırken diğer yandan İngiltere'de gece karanlığı açısından en iyi ve en kötü yerlerin haritasını çıkarmaya yardımcı olacağının altı çizildi.Açıklamada, bu yıl elde edilecek verilerin karantinanın ne tür bir etki yarattığını görmek için 2020'nin bulgularıyla karşılaştırılacağı kaydedildi.Kovid-19 kısıtlamalarından önce 2020’de yapılan sayımda, katılımcıların yüzde 61’inin şiddetli ışık kirliliği yaşadığı bildirilmişti.Açıklamada görüşlerine yer verilen Kırsal Bölge Vakfı Yöneticisi Crispin Truman organizasyonun önemine değindi. Truman, 'Karanlık gökyüzü, sağlığımız ve vahşi yaşam için çok önemli. Kovid-19 nedeniyle maruz kaldığımız karantina kırsalın bizim için ne kadar kıymetli olabileceğini hatırlattı. İnsanlar yıldız sayımına katılarak çoğu zaman gözden kaçan ama hayati önem taşıyan kırsal alanların daha fazla korunması için hükümete karşı kampanya yapmamıza yardım edecek.' ifadesini kullandı.
Reklam