onedio
'TÜRGEV Üniversitesi'ne Onay Çıktı
TÜRGEV’e üniversite açma yetkisi veren düzenleme, TBMM’de yasalaştı.TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen yasalar çerçevesinde, İbn Haldun Üniversitesi, Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, İstinye Üniversitesi, Bandırma 17 Eylül Üniversitesi, İskenderun Teknik Üniversitesi, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, AKEV Üniversitesi ve Rumeli Üniversitesi adıyla 8 yeni üniversite kuruldu. İbn Haldun Üniversitesi’ni, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ’ın oğlu Bilal Erdoğan ile kızı Esra Albayrak’ın yönetim kurulunda yer aldığı Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) açacak. İstanbul’da yapılacak İbn Haldun Üniversitesi’nde 7 fakülte yer alacak.MUHALEFET ELEŞTİRDİHürriyet gazetesinden Umut Erdem'in haberine göre kurulan bazı üniversiteler muhalefet tarafından eleştirildi.MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık; TÜRGEV’in kamuoyunda şaibelerle yer aldığını söyleyerek, “Mayasında helal para yok. Ülkeye hayır getirmeyecek” dedi.CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ da benzer şekilde TÜRGEV’e büyük bağışlar yapılmasının dikkat çekici olduğunu ifade etti.CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ise 21’inci Yüzyıl Anadolu Vakfı’nın İstinye Üniversitesi kuracağını belirterek, “Web sitesi olmayan bir vakfa üniversite kurduruyorsunuz” dedi.
Bisikletlere Gece Görüşü Spreyi
Volvo, bisiklet kazalarını ciddi oranda azaltması beklenen bir sprey geliştirdi. Life Paint adı verilen sprey bisiklet ve sürücüsünün akşam karanlığında belirgin hale gelmesini sağlıyor.Her yıl Birleşik Krallık'ta 19 bin bisiklet sürücüsü trafik kazası geçiriyor. Kazaların büyük kısmı aniden beliren taşıtlarla çarpışma şeklinde gerçekleşiyor. Bisiklet sürücülerinin yarısından fazlası ölüm ve ağır yaralanmayla tehlikesi ile burun buruna geliyor. Bisiklet sürücüleri için kaza riski geceleri katlanarak artıyor.Volvo'nun geliştirdiği 'Life Paint' adı verilen sprey, sıkıldığı yüzeylerin gündüz ve gece daha kolay fark edilmesini sağlıyor. Parlaklık kazandıran moleküllerin birbirlerine tutunmasını sağlayan yapıştırıcı içeren sprey, bisiklet ve sürücünün akşam karanlığında net bir şekilde görülmesini sağlıyor.
Bilim İnsanları Fotoğraftan Yaş Belirleyen Bilgisayar Programı Geliştirdi
Çin’den bir grup bilim insanı üç boyutlu fotoğraf vasıtasıyla insanın biyolojik ve takvim yaşını belirleyebilen benzersiz bir bilgisayar programı geliştirdi.Cell Researh dergisinde yayımlanan haberde, Çinli bilim insanlarının geliştirdikleri benzersiz yazılımın, üç boyutlu fotoğrafta yer alan temel noktaları analiz ederek, erkek ve kadınların yaşını yüzde yüz doğrulukla saptadığı belirtildi.İnsan yaşlandıkça sadece onun dış görünüşü değil, vücut şeklinin ve ölçülerinin de değiştiğine dikkat çeken bilim adamları, bu değişikliklerin kemik yapısının zayıflaması ve kalsiyum miktarının azalmasından kaynaklandığını belirtiyor.Yapılan araştırmaya 17-77 yaşları arasındaki kişiler katıldı.Sputnik News
The New York Times, Apple Watch’a Özel Bir 'Haber Formatı' Geliştirdi
Apple Watch için yayınlanan ilk üçüncü parti uygulamalar serisinde yer alan The New York Times, Apple’ın akıllı saatine özel haber formatını tanıttı. The Times’ın geliştirdiği format, Apple Watch’ın küçük ekrandan haber okuma sorununu “tek cümlelik hikayelerle” çözmeye çalışıyor.Apple Watch gibi diğer akıllı saatlerin ekran boyutu, cihazlarla ilgili en önemli kısıtlamalardan biri, hatta bir süre önce Webrazzi’de ağırladığımız Deloitte TMT Araştırma Direktörü Duncan Stewart, cihazların ana akım hale gelmesinin önünde önemli bir engel teşkil ettiğini söylüyordu. Bu sorunu adresleyen The Times’ın  geliştirdiği “haber formatı”nın yeni olup olmadığını henüz bilmiyoruz zira yayıncılar olarak halihazırda Twitter’dan alıştığımız bu kısıtlamalar çerçevesinde hazırladığımız bu haber özetlerine biz,” başlık” diyoruz.  Ancak bu konuda daha sağlıklı yorumu uygulamayı denedikten sonra yapabileceğiz.Gazetenin tarifine göre bu yeni format tek cümlelik haberlerden oluşuyor ve okurların ilk bakışta The Times’ın İş, Politika, Bilim, Teknoloji ve Sanat bölümlerinde yayınlanan haberlerle ilgili bir fikir edinmesini sağlıyor. Tek cümlelik hikayelere fotoğraf ve kısa özetler de eşlik ediyor ancak daha fazlasını görmek isteyen kullanıcıların hikayenin uzun versiyonu için iPhone veya iPad’lerine başvurmaları gerekiyor. The Times’ın iPhone uygulamasının bir uzantısı olarak geliştirilen uygulama aynı zamanda son dakika gelişmeleri için de kullanıcılara bildirim gönderebiliyor. Haber içerikleri yayının mobil uygulamalarından sorumlu ekip tarafından geliştiriliyor. Akıllı saatlerle etkileşimimizin akıllı telefon ya da tabletlerle aynı olmayacağı ortada zira, saat ekranları, yapımcılara anlık ve kısa etkileşimli deneyimlerin en iyi nasıl kurgulanabileceği sorusunu soruyor. The Times’ın bulduğu çözümse bu soruya habercilik tarafında verilen ilk cevaplardan biri.Merve Kara / Webrazzi
Reklam
Hasta Kaplumbağa 3D Yazıcı ile Tedavi Edildi
3D Yazıcıların ihtiyaçlara yönelik çözüm üretmesi konusuna daha önceleri de değinmiştik . Bunun son örneği ise bir kaplumbağa .Pyramiding hastalığına yakalanan bir kaplumbağanın hayatı 3D Yazıcılar ile kurtarıldı. Hastalığı tanımlayacak olursak ; kaplumbağanın kabuğunun kalınlaşıp piramit şeklini alması olarak ifade edebiliriz. Çürükler ve delikler oluşan kabuk kaplumbağanın yaşamasını engelliyor.Colorado Teknik Üniversitesi‘nde yapılan bir çalışma ile hastalık geçici olarak bile olsa tedavi ediliyor. Roger Henry isimli öğrenci kaplumbağanın yaşama kavuşabilmesi için kabuk tasarlayıp üretti. Cleo adındaki kaplumbağada iki yıl süreyle kalacak olan protez kaplumbağayı hayatta tutacak .
Reklam
Elektrik Tamamen Giderse Ne Olur?
Türkiye'nin neredeyse heryerinde yaşanan elektrik kesintisi hepimizi biraz korkuttu. İtiraf etmeliyiz ki biraz da 'ya elektrikler bir gün tamamen gider ve hiç gelmezse?' sorusunu aklımıza da getirdi. Elektrik tamamen giderse korkarız ki insanlık artık eskisi gibi yaşamıyor olacak. Daha da önemlisi, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelecek...
'Yoksulluk Beyin Gelişimini Etkiliyor'
Yeni yapılan bir araştırma, çocukların beyin gelişiminde sosyal çevrenin etkisine dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Güney California Üniversitesi bilim insanlarının 'Nature Neuroscience' (Doğal Nörobilim) adlı dergide yayımlanan araştırmalarına göre; varlıklı ve iyi eğitimli ailelerin çocuklarının beyinleri, daha alt sosyal tabakadan gelen yaşıtlarına daha büyük ve bu çocuklar, zeka testlerinde daha başarılılar.'Şimdiye dek alanındaki en kapsamlı örneği' olarak nitelenen araştırma için farklı sosyal sınıflardan 3 ila 20 yaş arası 1099 çocuk ve gencin zihinsel gelişimi incelendi.'Fark sonradan da kapatılabiliyor'Araştırmacılar ebeveynlerin gelir ve eğitim düzeyi ile çocuklarının üst beyinlerini tarayıp karşılaştırdılar. Bilim insanları, çıkan sonuçları diğer bilişsel testlerle de karşılaştırdı. Ayrıca kalıtsal faktörler gibi beynin gelişimini etkileyen diğer etkenleri de göz önüne aldılar. Araştırmadan çıkan sonuç, sosyal çevrenin beynin erken gelişiminde büyük rol oynadığını gösteriyor. En büyük fark ise beynin, özellikle konuşma ve okuma, bellek, kararlılık ve mekansal algılama becerilerini belirleyen bölgelerde tespit edildi.Araştırma beyin gelişimindeki farkın daha sonra da kapatılabileceğine işaret ediyor. Örneğin sadece okulda düzenli olarak beslenen öğrencilerde bile fark edilebilecek bir gelişim kaydedildiği belirtiliyor.Araştırma sonuçlarını kaleme alan bilim insanlarından Elizabeth Sowell, 'Yaşanılan çevrede, ebeveynlerin gelir düzeyi ya da beslenme veya eğitiminde meydana gelen değişiklikler, beyin gelişimini etkiliyor' diye konuşuyor. Sowell bunun çocuk, genç ve hatta genç yetişkinler için de geçerli olduğunu vurguluyor.Deutsche Welle Türkçe
Bakan Işık: 'Kişilerin Sahte Delillerle Suçlanması Son Derece Vahimdi'
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Balyoz davasında verilen 236 beraat kararıyla ilgili, 'Kişilerin sahte delillerle suçlanması son derece vahimdi, beraat kararları sevindirici” dedi.Katıldığı bir televizyon programında gündemini değerlendiren Bakan Işık, sıcak gündemi yorumladı. Balyoz davasında verilen 236 beraat kararını değerlendiren Işık, sahte delillerle suçlanan sanıkların beraat etmesinin sevindirici olduğunu söyledi. Bakan Işık, 'Bütün sanıkların beraat etmesi sevindirici, insanların ceza alması kimseyi sevindirmez, baştan beni tavrımız ’ümit ederiz suçsuz bulunurlar’ şeklindeydi. Burada kişilerin sahte delillerle suçlanıyor olmasıdır bu hukuk açısından son derece vahimdi, bu durumun neden olduğunu biliyoruz, devletin içinde yapılanan paralel yapının nasıl sahte delil üreteceğini, mizansenler kurup masum insanları suçlayacağını görmüş olduk.Emniyette yapılanmış, TÜBİTAK’ta TİB’de ve yargıda, diğer bazı kritik devlet yapılarında yapılanmış bir ağ meydana getirmişler. Bir yere sahte delil koyuyorlar, hakim delilin doğruluğunu belirlemek için TÜBİTAK’a gönderiyor, paralel yapıya mensup bilirkişi ’sahte değil’ raporu veriyor sonra hakim karar eriyor. Hakim bazen bunlardan oluyor bazen bunlardan olmayan ama eldeki delile göre karar verince durum farklı oluyor. Türkiye kritik bir dönem yaşadı. Ümit ediyoruz bundan sonra hiçbir paralel yapıya müsaade edilmez ve hukukun dışına çıkılmaz' dedi.“MUHALEFET SÜT DÖKMÜŞ KEDİ”2010 KPSS’nin sorularının çalındığı iddialarıyla ilgili soru üzerine Bakan Işık, muhalefetin tavrını da eleştirdi. Işık, 'Muhalefetin KPSS konusu paralel yapıya dayandığında hemen suskunlaştığını görüyoruz. Hükümet söz konusu olunca aslan kesiliyorlar, işin ucu paralele dayanınca kör sağır oluyorlar. Bu toplumda ciddi endişeler oluşturuyor. İddialar ilk ortaya atıldığında muhalefet KPSS’de yolsuzluk oldu üzerine girelim diyordu. Bunun altından paralel yapı çıkınca süt dökmüş kedi gibiler' şeklinde konuştu.İHA
Reklam
Ülke Genelinde Elektrik Kesintisinin Devam Etmesi Durumunda Yaşanması Muhtemel 20 Durum
Bu yazı fantastik öğeler içermekle birlikte, 31 Mart 2015 tarihinde Türkiye genelinde yaşanan elektrik kesintisinin devam etmesi durumunda meydana gelecek şeylere bir ışık tutmaktadır. Temennimiz, ışığın bir daha asla elimizden alınmaması ve karanlığa hapsedilmememiz yönünde oy birliğiyle sabittir. Eminiz ki Türkiye halkının isteği de aynı doğrultudadır.Onedio bilim kurgu ekibi iftiharla sunar;
'Arzu Ettiğimiz Büyüme Rakamlarına Ulaşamayacağız'
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yılın ilk ve ikinci çeyreğinde sıkıntıların süreceğini ve 'arzu edilen' büyüme rakamlarına ulaşılamayacağını söyledi. Işık, ikinci yarıdan itibaren hızlı büyüme beklediklerini belirtti.Kıtalararası Rüzgar Enerjisi Konferansı’na katılan Işık konferansın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Işık bir gazetecinin, ekonomik büyüme verilerine ilişkin sorusu üzerine, iç tüketim ve ihracatın Türkiye'de büyümeyi etkileyen iki faktör olduğunu hatırlattı.Bölgede ve Avrupa'da yaşanan sıkıntılara bağlı olarak ihracat pazarlarındaki gelişmeler nedeniyle ihracatın büyümeye negatif katkı vermesinin beklenmesine rağmen, bir miktar pozitif katkı verdiğini ifda eden Işık, şunları söyledi:'İç tüketimdeki artış büyümeyi olumlu etkiledi. Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafya itibariyle, içinden geçilen konjonktür itibariyle bu büyüme rakamlarını normal karşılamak lazım. Bu açıdan 2015 ilk ve ikinci çeyrekte bugünkü gibi bir takım sıkıntılar yaşayacağımız açık. Daha arzu ettiğimiz büyüme rakamlarına ulaşamayacağımız belli ama özellikle ilk yarıdan itibaren Türkiye'nin hızlı bir büyüme rakamı yakalayacağını, hızlı bir büyüme sürecine gireceğini söyleyebiliriz. Baz etkisi de ortadan kalkacağı için, Türkiye'nin 2015 yılının ikinci yarısından itibaren büyümede ciddi bir artış yakalayacak.'“BU HİÇ TARTIŞMASIZ”Işık, Şubat ayı dış ticaret verilerine ilişkin soruya ise, “Bunu iki temel sebebi var. Bunlardan bir tanesi ihracat pazarlarımızda ki dalgalanma bizi etkiliyor' dedi.Işık, petrol ve diğer emtia fiyatlarının düşmesine bağlı olarak ihracat fiyatlarının da aşağıya çekildiğini bu nedenle ihracatta bir miktar gerilemenin 'makul karşılanması' gerektiğini söyledi ve ekledi:“Fiyat gerilemeleri toplamda ihracat rakamlarını etkiliyor. Ama bunun yanında bizim ihracat pazarlarımızdaki, Avrupa’daki durgunluğun, diğer alanlarda ki oynaklığın ve maalesef çok güçlü dalgalanmanın ihracatımızı olumsuz etkilediğini de hepimiz görüyoruz.”ELEKTRİK KESİNTİSİTürkiye genelinde yaşanan elektrik kesintileri konusunda sorulan soruya ise Bakan Fikri Işık şu yanıtı verdi:“Ben sadece İstanbul ve Ankara’da hayatın yavaş yavaş normale döndüğü bilgisini aldım. Ama nedenleri konusunda bu açıklamayı Enerji Bakanımızın veya Enerji Bakanlığımızın yapması en doğrusu. Bazı şeylerin speküle edipte sonradan’ tüh pardon özür dileriz’ demek doğru olmaz. Gereksiz bir paniğe de toplumu sevk etmemek gerekiyor. Mutlaka Enerji Bakanlığımız ilgili tüm kurum ve kuruluşlarımız bunun nedeninin ortaya çıkaracaktır ve ondan sonra alınması gereken tedbirleri mutlaka en hızlı şekilde alacaktır.'DHA
Yok Olmadan Önce Mutlaka Gidip Görmeniz Gereken 20 Doğa Harikası
Güney Florida'da bulunan bu tropik bölge birçok çiçeğe ve nadir bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Son derece nadir bulunan Florida Panteri de burada yaşıyor. Ancak artan nüfus, çevre kirliği, vs. derken bu bölge yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Gelecek neslin de görebilmesi için büyük çabalar sarf ediliyor.
Reklam
3D Yazıcıyla Üretilen ve Video Oynatabilen Minyatür Televizyon
Yaratıcı kişilerin 3D yazıcılarıyla yapabildikleri şeyler sınır tanımıyor. Gündelik hayatta kullandığımız nesnelerin küçük halleri ise bu sıralar moda haline geldi. 3D yazıcı üreticisi Form Lab‘ten Michael Curry’nin tasarladığı bu küçük televizyon, retro tarzıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.1950’li yıllarda piyasaya sürülen ve kendine has çizgileriyle bir ikon haline gelen Philco Predicta televizyonlarından ilham alan bu küçük televizyonun tüm parçaları 3D yazıcıyla üretilmiş ve birleştirilmiş. Koleksiyon değeri taşıması nedeniyle şimdilerde satın alınmak istense binlerce dolara mal olacak olan televizyonun bu minyatür kopyasının fiyatının 100 doların altında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.Üretilen 3D parçaların dışında tabii ki ek kısımlar da bulunuyor. Adafruit’in 2 inç boyutundaki LCD ekranının yer aldığı televizyonun hafızasına efsanevi bilim kurgu filmi The Man from Planet Xyüklenmiş. Sonuçta ise herkesin masasında bulundurmak isteyeceği bir cihaz ortaya çıkmış. Eğer 3D yazıcınız varsa ve bu televizyondan üretmek istiyorsanız, burada bulunan proje dosyasını indirerek hızlıca üretim safhasına geçebilirsiniz.LOG
Çanakkale’de Yeni Bir Canlı Türü Bulundu
Çanakkale’nin Ayvacık İlçesi’nde yer alan Tuzla Çayı’nda yeni bir omurgasız canlı türü tespit edildi.Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Deniz Anıl Odabaşı’nın yer aldığı çalışmada, ‘Valvata’ cinsine ait olan bu tatlısu omurgasız türü dünya literatüründe ilk defa tanımlandı ve isimlendirmesi yapıldı.Yrd. Doç. Dr. Odabaşı’nın kendi alanında literatüre kazandırdığı diğer türlerle birlikte Çanakkale bölgesindeki üçüncü yeni tür olan ‘Valvata Kebapcii’nin isimlendirmesi, ülke zoolojisine önemli katkılar sunan Yrd. Doç. Dr. Ümit Kebapçı’ya atfen yapıldı.Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Deniz Anıl Odabaşı, gerçekleştirilen bu çalışmalarda, bölgedeki biyolojik çeşitliliğe dikkat çekmenin yanı sıra, ekolojik ve çevresel problemlere de vurgu yapıldığını belirtti. DHA
Reklam
Ahmet Ümit: 'Batı'daki Erdoğan ve AKP Algısı, Saddam Algısına Dönüşmüş'
AKP’yi geriletmek, barajları yıkmak için HDP ile dayanışmaya” başlıklı bir çağrı metnine imza veren yazarlardan Ahmet Ümit’le buluştuk ve hem çağrıyı, hem de bir polisiyeci olarak siyaset cephesindeki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini konuştuk.Türkiye’nin geleceğini belirlemesi açısından 7 Haziran seçimleri oldukça önemli. 21 Mart’ta işte bu önemin altını çizen “AKP’yi geriletmek, barajları yıkmak için HDP ile dayanışmaya” başlıklı bir çağrı metni yayınlandı. Sanatçı, yazar, aydın ve akademisyenlerin imzacı olduğu destek çağrısı yeni katılımlarla büyürken, çağrıcılar, neler yapılabileceğini tartışmak üzere dün Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nde bir araya geldiler.HDP’ye destek çağrısına imza veren yazarlardan Ahmet Ümit’le buluştuk ve hem çağrıyı, hem de bir polisiyeci olarak siyaset cephesindeki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini konuştuk.Ümit’e göre, AKP oy kaybediyor ve bütün çaba oyların yüzde 40’ın altına düşmemesi için. Kürt meselesinde politika değişikliğine gidilmesinin nedeni de bu.AKP’nin tek başına iktidar kuramayacağını, dolayısıyla başkanlığın da hayal olduğunu söyleyen Ahmet Ümit, “Asıl meselemiz, bu olumsuzluğa yaratan yapıya karşı birlik oluşturma meselesi” diyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kürt sorunu yoktur’ sözleriyle başlayan AKP içindeki krizi siz nasıl okudunuz?Son bir haftadır görüntü olarak gün yüzüne çıkan şey, yani çözüm sürecine dair Cumhurbaşkanı’nın başka bir şey, hükümetin başka bir şey söylemesi, Cumhurbaşkanı’nın sürece itiraz etmesi, Hükümet Sözcüsü Arınç’ın Cumhurbaşkanı’nı eleştirmesi, sonra işe Melih Gökçek’in girmesi… Bütün bunlar Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmadan önce konuşulan AKP içindeki çatlağın su yüzüne çıkması, görünür hale gelmesiydi.Çatlak sizce ilk ne zaman başladı?Bence Gezi’de başlamıştı. Gezi’de Tayyip Erdoğan’ın şahsında, AKP için yaratılan algının dağılma süreci var. Gezi gerçekten büyük bir patlama, büyük bir haysiyeti savunma meselesiydi. Ardından 17-25 Aralık, zamanın Başbakanına uzanan, çok ciddi, üstü kapatılamayacak yolsuzlukları açığa çıkardı. Bu, AKP içinde ciddi bir rahatsızlık yarattı. Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasıyla beraber, partide bir rahatlama oldu aslında. Çünkü Davutoğlu ekibi, “Artık biz işbaşına geleceğiz” dediler. Fakat Cumhurbaşkanı sürekli, “Hayır, siz emir erlerisiniz, ben söyleyeceğim siz yapacaksınız” demeye devam ediyor.Davutoğlu ve ekibi, ‘Artık biz iş başına geleceğiz’e inandılar mı gerçekten? Çünkü Erdoğan ‘Farklı bir Cumhurbaşkanı’ olacağını seçimlerden önce zaten söylüyordu. Dolayısıyla Davutoğlu, ‘Ben söyleyeceğim, siz yapacaksınız’ın yaşanacağını biliyordu. Ne değişmiş olabilir?Şöyle bir durum var; Cumhurbaşkanı evet, bir takım talimatlar veriyor ama hiçbir sorumluluğu yok. Bütün sorumluluk hükümette... Örneğin Merkez Bankası ile girdiği kavga. “Faizleri düşüreceksin” diye müdahale ediyor, Merkez Bankası, “Faizi düşürürsek dolar yükselir başa çıkamayız” diyor, “Hayır, düşüreceksin” diye bastırıyor. Sonunda ikna oldu. Çünkü ekonomi patlıyor, başka çaresi yok. Dolayısıyla Davutoğlu ister istemez diyor ki, “Bütün sorumluluğu ben alıyorum, ben de söz sahibiyim.” Yani katlanılacak bir durum yok. Bir de ikbal meselesi var. Bazıları diyor ki “Cumhurbaşkanına yakın olalım, çünkü hala güç onda. O nedenle de hükümete, Arınç’a çakıyor. Böyle bir süreç yaşıyoruz.AKP’ye yakın yazar ve yorumcuların bir kısmına göre Arınç bu çıkışıyla, AKP’nin bir ‘dava’ ve ‘kadro hareketi’ olduğunu Erdoğan’a hatırlatmış oldu. Bir bölümü de, yine AKP’nin dava hareketi olduğundan hareketle, bu tür yarılma ve çatlakların AKP’yi etkilemeyeceğini söylüyor. Katılır mısınız?Katılmıyorum. Çünkü bu hareket, IŞİD gibi radikal İslami bir hareket değil. İslami referansları olmasına rağmen burjuva olmaya çalışan bir hareket. Bir zamanlar Erdoğan’a karşı olan, herhangi bir şekilde ne ideolojik, ne de inançsal bağı olmayacak insanlar bugün AKP ile beraber. Çıkar ilişkilerinin çok yoğun olduğunu görüyoruz. Patlamaya çok müsait bir dava. İş dağılmaya başladığında, yani oylar yüzde 40’ın altına düşmeye başladığında daha net göreceğiz. Bütün çaba buna yönelik. “Gemide hepimiz varız, ben batarsam siz de batarsınız” durumu da var. Çünkü 12 yıl boyunca yapılmış, yasaya aykırı çok iş var. Dolayısıyla yeni bir iktidar geldiğinde, kimin başına ne geleceği belli değil.AKP içindeki krizin kaynağı olarak çözüm süreci işaret edilmişti. Sonra buna başkanlık sistemi de eklendi. Başkanlığa ilişkin hem AKP’deki, hem de sistem değişikliğine karşı çıkan devlet içindeki başka aktörlerin itirazlarına dikkat çekiliyor. Sizce, başkanlık sistemi krizin neresinde duruyor?Erdoğan’ın başkanlık sistemi için temel argümanı şu; “Türkiye’yi kalkındıracağız. Bunun için de icracı bir yönetim olması lazım. Öyleydi böyleydi, bunlarla ben uğraşmam. Karar alırım ve yaparım. Bunun için istiyorum.” Şirket yönetimi dediği de o. Ama dünyada böyle bir yapı yok. Fransa’da, Amerika’da başkanlık sistemleri var ama bağımsız yargı, bağımsız parlamento gibi çok güçlü kurumlar var. Başkan her aşamada denetleniyor, böylece diktatörlük olması önleniyor. Erdoğan, “Yargı, yasama benim emrimde olacak, basın da sesini çıkarmayacak” diyor. Buradaki mesele niyet ne olursa olsun yöntem olarak diktatörlük. Niyetin de iyi olmadığını düşünüyorum, çünkü yolsuzluk gerçekten büyük bir mesele. IŞİD’le ilişkiler, Suriye meselesi çok büyük mesele. Roboski çözülmedi, Reyhanlı’daki patlamalar… Karanlık olaylar silsilesi var. Dolayısıyla başkanlık sistemiyle, bunlar da garanti altına alınmak isteniyor olabilir.O nedenle mi Türk tipi?Tabii. Türk tipi başkanlık diye bir şey yok ki. “Tarihimiz” göndermesi yapıyor ya Cumhurbaşkanı. Tarihimize baktığımız zaman ne var, padişahlar var. 1876’da Meşrutiyet ilan edilmiş, Meclis açılmış. Sonra Abdülhamit, Rus savaşını bahane ederek bunu ortadan kaldırmış ve 32 yıl boyunca tek başına yönetmiş. Başkanlık sistemi diye bunu kastediyorsa bilmiyorum. Ama Türk tipi başkanlık değil bunlar, padişahlık. Mustafa Kemal dönemine baktığımız zaman aynı şeyi yine görüyoruz. Güya partiler açılıyor fakat bütün partiler kapatılıyor. Eğer Türk tipi diye tek parti devletinden bahsediliyorsa bu.Deniyor ki, ‘Erdoğan tam da seçim üstü bu sözleri sarf ediyor, çünkü halkı başkanlık sistemine kazanmak istiyor.’ Bu strateji karşılık bulur mu?Zannetmiyorum. Artık başka bir mesele başladı; AKP oy kaybediyor. Kürt meselesinde politika değişikliğine gidilmesinin nedeni de bu. Çünkü barış meselesi AKP açısından çok büyük bir projeydi. 21 Mart günü Diyarbakır’da büyük Newroz kutlaması yapılırken, Davutoğlu İstanbul’daki kapalı salon toplantısında, “Kardeşler, seçim çalışmamızı başlatıyoruz, barış geliyor, bunu da biz sağlıyoruz” diyecekti. Tayyip Erdoğan buna engel oldu. Süreci patlattı.Zaten geçtiğimiz haftanın yanıtı en çok aranan sorularından biri de buydu. Yani, ‘Gerekirse baldıran zehiri içerim’ diyen Erdoğan, neden ‘Kürt sorunu yoktur, Dolmabahçe’ye de karşıyım’ dedi?Tayyip Erdoğan seçim kaybetmenin kendisi için yaşamsal olduğunu düşünüyor. Bunu bir ölüm kalım meselesi olarak görüyorlar. Kaybedecekleri o kadar çok şey var ki, o nedenle anketlere baktı ve AKP’nin eridiğini, oyların MHP’ye gittiğini gördü. Yani bir tarafta Kürt hareketi güçleniyor ve HDP barajı aşıyor, diğer tarafta MHP özellikle İç Anadolu’daki oylarını eritiyor. HDP yüzde 12’lerde olursa, MHP yüzde 19’lara ulaşırsa, AKP tek başına iktidar kuramıyor. Dolayısıyla başkanlık da hayal.MHP’nin yükselişi, çözüm sürecine destek azalıyor şeklinde okunabilir mi?Hiç sanmıyorum. Tam tersine, artıyor diye düşünüyorum. İnsanlar çatışma olmamasından, çocukların ölmemesinden çok hoşlanıyor. İnkar politikasının sokakta iflas etmeye başladığını görüyoruz. Ama çatışma yeniden kamplaşmayı yaratabilir. Ve dikkat edelim, hep bu kamplaşmadan oy almaya çalışıyorlar. Buna izin vermemek lazım.Süreç toplumsal desteğini yitirmiyorsa, AKP neden oyların MHP’ye gitmesini çözüm süreci üzerinden önlemeye çalışıyor?Ekonomideki gidişattan yolsuzluklara bir sürü alanda çok ciddi sorunlar yaşanıyor. İktidarını kaybediyor. Dolayısıyla oy kaybını milliyetçilik üzerinden korumaya çalışıyor. Çünkü iki puan bile o kadar önemli ki. Sadece hükümet olma değil kafasındaki, var olma-yok olma meselesi olarak görüyor… İki ay önce Berlin, Frankfurt ve Paris’teydim. Batıdaki Tayyip Erdoğan ve AKP algısı, Saddam Hüseyin algısına dönüşmüş. Dünya liderliğinden, “Oyum bana yeter”e geldik. Değerli yalnızlık deniyor... “Evimde tek başıma otururum, komşularla konuşmam” diye bir dünya yok. Su alamazsın, ekmek alamazsın, çocukların dışlanır. Yaratılan algılar patır patır dökülüyor. Abdülkadir Selvi’nin “Büyü bozuluyor” dediği işte bu. Ki, bu adam en yandaş adamlardan biri. O cephede de bir çatışma var. İki farklı eğilim görüyoruz. Yeni Şafak başka bir tavır alıyor, Sabah gazetesi başka. Dindar kökenli kesimlerle, dindar kökenli olmayıp bu işten rant sağlayan kesimler arasındaki çatışma gibi gözüküyor bana.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “Cumhurbaşkanımızın sözleri bizim için talimattır” dedi. Öte yandan, sürecin seçimlere kadar dondurulacağına ilişkin yorumlar da var. Sizce, çözüm süreci bu gelişmelerden nasıl etkilenir?Bence bu seçime kadar böyle gidecek. Benim büyük korkum, bir çatışma ortamı yaratılması ve HDP’nin yeniden marjinalliğe doğru itilmesi.Böyle bir strateji mi var?Bence var. Böylece AKP, kendi milliyetçi oylarına yeniden kavuşacak. Ne kadar gözü kara davranabilirler, onu bilmiyorum.İTTİHATÇI YÖNTEMLER BUGÜN DE KULLANILIYORÜlkenin edebiyat, kültür sanat iklimi cephesinde nasıl bir fotoğraf var? Gelişmeler bu alana nasıl yansıyor?Özellikle tiyatro, sinema alanında olumsuz örnekler söz konusu. Edebiyatta bunu çok görmüyoruz çünkü oturuyoruz, kitabımızı yazıyoruz. Ve böyle dönemlerde daha iyi romanlar üretilir! Direniş romanları, baktığımızda dünyada hep böyle olmuştur. Sorun bence sanatçının boyun eğmemesi, bağımsız olması. Bu dönem eğer sanatçının ahlakından söz edeceksek, bunun adı iktidardan bağımsız olmaktır. Sözünü korkmadan söylemesidir. Bu ülkede bir zulüm varsa, bu ülkede yanlış giden bir şey varsa bir sanatçı olarak bunun karşısında durmak hem gündelik hayatta, hem politik hayatta, hem de elbette yazdıklarımla karşısında olmak benim vicdani ve ahlaki sorumluluğum. Kimseye “bunu niye yapmıyorsunuz” deme hakkına sahip değilim ama kendi adıma bunu yapmazsam bir şeylerin eksik kalacağına inanıyorum.“Bir polisiyeci olarak iki ‘derin’den etkileniyorum. Bir tanesi ülkenin derin tarihi ve kültürü, diğeri de ülkenin derin devleti” diyorsunuz. Son romanınızın bahsettiğiniz ikinci “derin”e; İttihat ve Terakki üzerine olduğunu biliyoruz. Neden İttihat Terakki? Güncele de değdiği için mi?Evet, bugüne inanılmaz benziyor. İttihat ve Terakki bir özgürlük hareketi olarak doğup, giderek despotik bir yapıya dönüştü. Dolayısıyla bazı açılardan bugüne çok benziyor. AKP’liler diyorlar ki “biz ittihatçı değiliz!” Ama şu an bence tam da ittihatçı yöntemler kullanılıyor. Bir yandan İttihat ve Terakki’nin bütün bir tarihini vermek istiyorum ama başarabilirsem romanda şunu anlatmak istiyorum; bu ülkede her zaman devlet kutsal sayılıyor. Devlet kutsal sayıldığı için de, devlet için insan öldürmek, devlet için ölmek kutsal sayılıyor. Hayır, devlet kutsal değil, insan kutsal. Bundan kurtulmak lazım. Derin devletin kökü buralara kadar uzanıyor. Bu roman böyle bir hesaplaşma romanı.Okurlarla ne zaman buluşacak?Sonbaharda.ASIL MESELE BİRLİK OLUŞTURMA MESELESİİmzacılarından olduğunuz çağrı metninde, ‘Bu desteğin açıkça görülen kimi kararsızlıkların giderilmesine olumlu bir katkısı olacağını düşünüyoruz. Böylesi bir zemin, seçim sonrasında kurulacak, geliştirilecek ilişkiler açısından da önemlidir’ deniyor. Bu bağlamda Birleşik Haziran Hareketi’nin (BHH) kararını nasıl değerlendirdiniz?BHH pek çok siyasi partiden oluşuyor, genel eğilim de aslında bunu deklere etmemelerine rağmen HDP’yi destekleme yönünde. Ama o hareketin içindeki bazı gruplar HDP ile işbirliği içine girilmesini, destek verilmesini doğru bulmuyor. Bunu da anlayışla karşılamak lazım, Kendileri bilir, diyecek bir şey yok.Ülkemiz aydınlarının memleket meseleleriyle olan ilişkilerinde baskıların da kaynaklık ettiği bir mesafeden söz edilirdi. Sizce bu mesafe daralmaya başladı mı?Evet, itirazlar yükseliyor. Türkiye’de yaşanan otoriterleşme ve giderek yaşam hakkının gasbedilmesi ve bir yaşam tarzının dayatılıyor olması, özellikle de sanatçıysanız, bilim insanıysanız sıkıntı yaratıyor. Çünkü artık “Ben oyumu veririm ve kendi üretimimi yaparım arkadaş” durumu yok. Kendi üretimini de yapamaz duruma geliyorsun, artık herkes bunu hissediyor. Dolayısıyla insanlar seslerini duyurmaya başlıyor. Baskıya rağmen, daha etkin ve giderek daha cesur bir biçimde ve çok değişik kesimlerden karşı çıkılıyor.Bence burada asıl meselemiz, bu olumsuzluğu yaratan yapıya karşı birlik oluşturma meselesi. Ben o açıdan İç Güvenlik Yasası’na karşı parlamentoda HDP, CHP ve MHP’nin ortak bir tavır almasını çok değerli buldum. Dolayısıyla haklısınız, giderek daha cesur oluyoruz ama yeterli değil daha fazla cesaret lazım. Mesela HDP’ye desteğin altına çok daha fazla ismin imza atması lazım, keşke kendisini Kemalist diye tanımlayan insanlar da burada olabilselerdi. Çünkü bu hepimizin yararına...AKP-ORDU YAKINLAŞMASI ÇOK TEHLİKELİBir çatışma ortamı yaratılmasından kaygı duyduğunuzu söylediniz. Son dönemde AKP yanlısı medyada bu kaygınızı besleyen “seçim öncesi provokasyon olacak” yönünde haberler yapılıyor. Provokasyon söyleminin iktidar tarafından bu kadar dillendirilmesini siz nasıl okuyorsunuz?Bunlar olabilir ve beni korkutan o açıkçası. Geçtiğimiz hafta Adımlar Dergisi’nde bombanın patlaması da manidar. Saldırıyı yeni bir örgüt sahiplendi, kimdir bilmiyorum. Bu tür şeyler olabilir maalesef. Sorun buna meydan vermemek. Sadece Kürt hareketi değil, Türkiye’deki demokratik kamuoyunun buna meydan vermemesi gerek. Ne olur bilemem ama böyle bir süreç -AKP’nin tümüyle bu süreç içinde yer alacağını da açıkçası düşünmüyorum-, seçim öncesinde böyle bir karanlık dönem çok korkunç olabilir.Tam da burada, asker-AKP/Erdoğan ilişkisini soralım. Zira, Erdoğan’ın Harp Akademilerinde yaptığı konuşmada Balyoz ve Ergenekon davaları için “kandırıldık” demesi, ardından Genel Kurmay Başkanı’nın, Öcalan’ın Newroz mesajındaki “Eşme ruhu” vurgusuna yönelik sert açıklaması ve Dağlıca’daki çatışma gibi arka arkaya gelen gelişmeler dikkat çekici. AKP’nin askerle ittifak içine girdiği yorumlarına katılıyor musunuz?Evet, yıllardır “ordunun vesayetini kaldırdık, orduyu siyasetten uzaklaştırdık” diyen Sayın Cumhurbaşkanı, orduya yakınlaşma çabası içinde. Bu çok tehlikeli çünkü bu Türkiye demokrasisi açısından özlenen bir şey değil açıkçası. Kürt hareketinin şu noktada çok çok dikkat etmesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü dediğim gibi, öyle bir ortam yaratılmak isteniyor.CHP ULUSALCI OYLARI KAYBETMEK İSTEMİYORSizce Demirtaş’ın gerek grup toplantısında, gerek daha sonra İstanbul Newrozu’ndaki vurgusu, ‘AKP-HDP işbirliği yapıyor’ propagandasını kırdı mı?Kırıldığını düşünüyorum. Bunu yine kullananlar olacaktır ama çok kullanamayacaklar. AKP içindeki çatışmanın da bir olumlu tarafı varsa, bence budur. AKP sürekli “İmralı ile Kandil arasında çatlak var” diyordu. Ama ortaya çıkıyor ki, orda çatlak yok, tek ses var. Hatta Demirtaş, “Heyetten de vazgeçiyoruz, yeter ki süreç bozulmasın” dedi. Bu çok değerli ve doğru bir hamle... Ne oldu? AKP tutarsızlığa düştü. Ben Demirtaş’ın şahsiyetine güveniyor ve inanıyorum. Ve işbirliği olabileceğine ihtimal vermiyorum, o yüzden de destek veriyorum zaten.Demirtaş vurgunuz öne çıkıyor. Neden Demirtaş?Çünkü şeffaf, gördüğüm, bildiğim bir insan. Abdullah Öcalan cezaevinde. Bir müzakere yürütüyor, ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Siyasi partilerin bilgilendirilmemesi çok yanlış. Şeffaf olması lazım. Bir yere kadar olabilir ama ondan sonra “Şu şu konuları görüştük, şöyle kararlar aldık” denmesi lazım. Dolmabahçe’de açıklanan 10 maddenin altına imzamı atarım. Türkiye’deki her demokrat insan da bunun altına imza atar. Adam ne özerklik diyor, ne bağımsız Kürdistan diyor, ne silahlı mücadele diyor. Demokratik Türkiye’den bahsediyor. Buna MHP’nin de imza atması gerekiyor, çünkü eşit vatandaşlık ve demokratik anayasa temelinde güçlü bir ülkemiz olacak.MHP’nin de imza atmasını beklediğiniz gerek 10 madde, gerekse genel olarak çözüm süreci karşısındaki CHP’nin pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?Bir sosyal demokrat parti olarak bu meseleye asıl sahip çıkması gereken onlardı. Fakat ne yazık ki, bir dönem CHP’de ulusalcıların etkin olması... Bugün CHP yönetiminin ulusalcı olduğunu zannetmiyorum ama ulusalcı oyları kaybetmeme gibi bir kaygıları olduğunu düşünüyorum. O yüzden çok net bir tavır içine giremiyorlar. Ben “beyaz Türk” diye bilinen pek çok CHP’li ile konuşuyorum, “HDP’ye oy vereceğiz” diyorlar. Diyeceksiniz ki, “Bunun halkta ne kadar karşılığı vardır?” Onu bilemiyorum ama yine de önemli bir veri olduğunu düşünüyorum. Burada etkili olan bir, PKK’nın silahlı mücadeleyi/çatışmayı bırakmış ve insanların ölmemiş olması; iki, Demirtaş’ta somutlanan HDP’nin Türkiye partisi olması, talepleri geniş çerçevede ele alması. HDP laik bir parti ve kadınlara en fazla kontenjan sağlayan parti. Kobani’ye baktığımızda Kürt kadın savaşçılarını görüyoruz. Bu seküler sistem savunmasında önemli bir simge. Bana göre de Kürt meselesinin çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesinden ayrı bir çözüm değil. Hem coğrafi olarak değil, hem bölgesel olarak değil. Kürt hareketine düşen, bütün kışkırtmalara rağmen asla bir çatışma ortamına girmemesi, hakikaten samimiyetle barış istediğini bir kere daha insanlara göstermesi, kafalardaki ön yargıları paramparça etmesi. Bu şekilde, HDP ilerde Türkiye’nin ana muhalefet partisi olabilir.BAĞCILAR’DAN ALINAN OY, KADIKÖY’DEN ALINACAK OYDAN DAHA DEĞERLİYapılan anketlerin birçoğuna göre HDP barajı aşıyor. HDP’yi yüzde 12 bandında gösterenler de oldu. Sizce bu bir algı operasyonu olabilir mi?Bence buradan çıkan asıl mesaj, HDP ve HDP’yi destekleyenlerin “barajı geçtik” diye bir düşünce içinde olmaması lazım. Her oy değerlidir, her oya ihtiyacımız var. Seçim sandıklarını korumak önemlidir. Seçim propagandaları doğru bir şekilde yürütülmelidir. Çünkü bizde şöyle bir şey var, kendi festivalimiz, kendi yarattığımız gürültü bizim gözümüzü boyayabilir. Buna aldanmamak lazım, o nedenle daha çok oy getirecek adımlar atılması lazım.O oy nasıl elde edilir? Türkiye partisi olma iddiasının altı sizce nasıl doldurulmalı?Birincisi, gerçekten Türkiye’nin sorunlarını içermesi. İkincisi, oy getirecek insanları bulmak lazım.Adaylar için mi söylüyorsunuz?Tabii, mesela Mir Dengir Fırat, Celal Doğan gibi. Başkalarını bilmiyorum ama bu insanlar ezber bozan insanlar. Bu insanlara gitmek lazım. Kim varsa onlarla konuşmak lazım. Geleneksel oy toplama yöntemlerini kullanmakta bir sakınca görmüyorum. Yapacağımız büyük mitingler önemli ama oy için miting yeterli değil. ÖDP’yi düşünün, “aşkın ve devrimin partisi, bakın özgürlük rüzgarı esiyor, herkes bayılıyor.” Ne oldu? Hayır, herkes bayılmıyor. Çok küçük bir kesim, yüzde 1’lik, yüzde 2’lik küçük bir kesim. Aldatmaca, yanılsama dediğimiz şey bence burada gizli. Evet, sosyalistler oy oranları düşük olmasına rağmen çok aktifler. Hayatın her alanında mobilize oluyorlar, doğru eylemler yapıyorlar, fedakarlar, bunu yapabiliyoruz ama buna aldanmamak lazım. Bu, kendi eylemimizde sarhoş olmak, kendimizi kandırmaktır. Bu da çok değerli, yani sosyalistlerin propaganda çalışması sırasındaki akıllıca eylemleri çok değerli. Ama asıl değerli olan yüzde 10 barajını aşmak ve halkın oylarını almak. Bunun için de Bağcılardan, Sultanbeyli’den alınan oy, Beşiktaş’tan veya Kadıköy’den alınan oydan daha değerli.Neden daha değerli?Çünkü buralardan oy zaten gelir. Yani CHP’nin bir kesiminden gelir. Bu kolay. Onlar kendiliğinden verir zaten. Konuştuğum, yıllardır CHP’ye oy veren arkadaşlarım oyunu iki sebepten HDP’ye vereceğini söylüyor. Bir, HDP’nin barajı aşması AKP’yi geriletecek; iki, CHP’ye de bir ders vermek istiyorum. Çünkü HDP güçlenirse CHP daha çok sola gider. Yani son derece mantıklı insanlar, görüyorlar. Ama bu insanların sayısı belli. O yüzden asıl yoksul insanlara gitmek gerek. Sadece AKP’ye veren Kürtlere değil, Türklere de.Serpil İLGÜN / Evrensel
Türkler Uzaya Gidiyor
Kendi uzay aracını üretmek için harekete geçen Türkiye, TÜBİTAK’ın “THOR” adını verdiği proje ile hipersonik taşıma aracı geliştirecekGeleceğin uzay araçlarını üretmek için harekete geçen Türkiye’de hipersonik taşıma araçlarının tasarımı ve geliştirilmesi yapılacak. TÜBİTAK’ın “THOR” ismini verdiği projeyle üretilecek olan uzay araçları özellikle gelişmiş ülkelerdeki uzaya gitme yarışında Türkiye’yi bir adım daha öne taşıyacak.'Yerli mekik' geliyorTüm dünya uzaya gitmenin kolaylaşacağı yeni bir hayali düşlerken, gelişmiş ülkeler de insanları dünya ötesine taşıyacak yeni araçları geliştirme yarışına girdi. Türkiye de bu yarışa seyirci kalmamak için harekete geçti. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü bilim adamları, gelecekte Türkler'i uzaya taşıyacak tamamen yerli mekik hazırlığı için THOR adını verdikleri projeyi faaliyete geçirdi.Atmosferden rahat geçişTHOR'da geleceğin uzay araçları ile hipersonik taşıma araçlarının atmosferden rahat geçişleri için neler yapılması gerektiği ele alınacak. Yüksek ısılı atmosfer geçişlerinde uzay araçlarında oluşacak sürtünmeden kaynaklı ısınmaların en aza indirgenmesi için çalışmalar yapılacak.En güçlü kahramanın adı verildiAdını mitolojide en güçlü tanrı olarak bilinen Thor'dan alan projede 'ısıl koruma tekniği' baz alınacak. Burun ve kanatları yüksek ısıya maruz kalan uzay mekiklerinin bu bölgelerdeki uçuşu da etkileyen yuvarlak hatları yeniden değerlendirilecek. THOR ekibi hem uçuş performansının artırılması hem de atmosfer geçişinin sorunsuz yaşanması için yeni projeler geliştirecek.Star
Gece Görüşü Sağlayan Göz Damlası
Amerikalı bilim insanları karanlıkta görmeyi sağlayan damla geliştirdi. Birkaç saat boyunca zifiri karanlıkta görmeyi sağlayan damla ileride piyasaya sunulabilir.Amerikalı bilim insanlarının araştırması, denizin derinliklerinde, ışığın olmadığı bölgelerde yaşayan balıkların gözlerinden elde edilen, gece körlüğünün ve bazı kanser türlerinin tedavisinde kullanılan 'Chlorin e6 (Ce6)' adlı bir kimyasalı içeren damlanın gözlere damlatıldığında, zifiri karanlıkta da görmeyi sağlayabildiğini ortaya koydu.Bilim insanları damlaya bu maddenin yanında insülin ve dimetil sülfoksid bileşiğini ekledi.Araştırmaya imza atanlardan biyokimya uzmanı Gabriel Licina'nın retinasına damlatılan sıvı sayesinde bilim adamının 50 metreye kadar bir alanda insan ve nesneleri ayırt edebildiği belirlendi. Birkaç saat sonra Licina'nın gözlerinin normale döndüğü ve aydınlıkta da sorun çekmediği belirtildi.Deneylerin devam edeceğini ifade eden bilim insanları çalışmanın gece kurtarma çalışmalarına yardımcı olabileceğini vurguladı.Çalışmaya ilişkin makale, bilim insanlarının 'Science for the Masses (Halk için Bilim)' adlı sitesinde yer aldı.
Meclis'te Son Hafta
Bu hafta, 24. Dönem 5. Yasama Yılı'nın son mesaisini yapmaya hazırlanan TBMM'de, milletvekili seçilme yaşının 18'e indirilmesine ilişkin anayasa değişikliği teklifi görüşülecek.Meclis, 24. Dönem 5. Yasama Yılı'nın son mesaisini yapacağı haftaya giriyor.TBMM Genel Kurulu'nda, görüşmeleri yarım kalan, Türkiye ile Japonya Arasında Türkiye Cumhuriyeti'nde Nükleer Güç Santrallerinin ve Nükleer Güç Sanayisinin Geliştirilmesi Alanında İşbirliğine İlişkin Anlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti'nde Nükleer Güç Santrallerinin ve Nükleer Güç Sanayisinin Geliştirilmesine Dair İşbirliği Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ele alınacak.Daha sonra, gündemin ön sırasına alınan; Bandırma 17 Eylül Üniversitesi, İskenderun Teknik Üniversitesi, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi kurumasına ilişkin tasarı ile Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, İbn-i Haldun Üniversitesi ve İstinye Üniversitesi kurulmasına ilişkin tasarılar görüşülecek.Genel Kurul'da bu hafta görüşülecek tasarılar arasında, Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarla Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı da yer alıyor.İş Sağlığı Tasarısıİş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın da görüşülmesi bekleniyor.Tasarıya göre, ölümlü iş kazası meydana gelen maden işyerlerinde, işverenin kusurunun mahkeme kararı ile tespiti halinde, işveren kusuru oranında 2 yıla kadar kamu ihalelerinden yasaklanacak. İşyerinde, durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekillerine 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek. Ermenek'te meydana gelen maden kazasında, sigortalı olanlar ile kazada hayatını kaybedenlerin hak sahiplerine, 6 ay süreyle, brüt asgari ücretin iki katı tutarında ödeme yapılacak. İş kazası meydana gelmeyen iş yerlerine teşvik sağlanacak.15 yaşını doldurmamış çocuklar çalıştırılamayacak, 14 yaşını doldurmamış çocuklar ise sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde yazılı sözleşme yapmak ve her bir faaliyet için ayrı izin almak şartıyla çalıştırılabilecek. İşçilerin babalık izni 5 gün olacak. Sanayiden sayılmayan işlerde, işçinin yazılı onayının alınması şartıyla 7,5 saatin üzerinde gece çalışması yaptırılabilecek.TBMM Genel Kurulu'nda, siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin Anayasa değişikliği teklifinin de görüşülmesi bekleniyor.KomisyonlarMevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının araştırılmasına ilişkin Meclis Araştırması Komisyonu, komisyon raporunu karara bağlamak üzere 31 Mart Salı günü toplanacak.TBMM Anayasa Komisyonu da salı günü toplanarak, AK Parti'nin, 25 olan milletvekili seçilme yaşının 18'e indirilmesine ilişkin Anayasa değişikliği teklifini görüşecek.Meclis kapanmadan yasalaştırılması planlanan tasarı ve teklifler arasında; 'Aile Paketi' olarak bilinen, Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Yargıtay hukuk daireleri arasındaki görev uyuşmazlıklarının çözümü amacıyla Hukuk Ön İnceleme Kurulu oluşturulmasını, Yargıtay Başkan ve üyeleriyle bu kişilerle aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı devlet aleyhine açılan tazminat davalarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yerine Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi'nde görülmesini öngören teklif de yer alıyor.Coşkun Ergül, AA
Reklam