Mehmet Zihni Sungur Yazio: Uzun Süre Evde Kalma ve İlişkiler
Evde geçirilen sürenin uzadığı bir zaman diliminde herkesin kendisine sorup yanıtını dürüstçe vermesi gereken temel sorulardan biri de belirsizliğin uzadığı ve evde kalma süresinin tahmin edilemez olduğu bir süreyi gerçekten yalnız başına mı yoksa hayatında anlamlı yeri olan, bağ kurduğu ve önem verdiği bir kişiyle mi geçirmeyi tercih edeceğidir? İnsanla virüs arasındaki savaşın kaçınılmaz bir evresi olan evde kalma ve karantina zamanları doğal olarak ilişkilerin gözden geçirilmesini gerektirecektir. Evlerde izolasyonun evlilik ya da birliktelikler üzerine olan etkilerinin çeşitli karikatür ya da eğlenceli söylemlerle aktarıldığı bir zaman diliminden geçiyoruz. Bu anlaşılır bir durumdur, çünkü evlilik ve yakın ilişkiler gibi hassas konular bazen ciddi konuşmak için fazla ciddi kalabilir
Bora Farsak Yazio: Teletıp: Gelecek Erken Geldi
Bugün sizlere aslında dünya genelinde uzun zamandır var olan ve kullanılan, ülkemizde de yıllar içerisinde yavaş yavaş duyulmaya başlayan ama kovid pandemisi ile birlikte daha fazla telaffuz edilmeye başlanmış olan teletıptan bahsetmeye çalışacağım.TarihçeTeletıbbın temelleri, telekomünikasyon teknolojisi ile atılmıştır. Yani 1876'da Alexander Graham Bell'in telefonu icat etmesi ile ve 1887'de Heinrich Rudolf Hertzin ilk radyo sinyallerini bulması ile başlamıştır. İlginç bir şekilde 1925 yılında, Dr. Hugo Gernsback teledaktili dediği radyo teknolojisi ve robot parmaklar kullanarak uzaktan hasta muayenesi konseptini ortaya atmış ama bu bir konsepti geçememiştir. 1950'de ilk kez Pensilvanya'da telefon aracılığıyla bir röntgen filmi aktarımı gerçekleştirilmiş ve 1964'te Norfolk'ta ilk teletıp linki kurulmuştur. Sağlık hizmetinin yeterli olmadığı banliyö ve taşraya bu hizmeti ulaştırabilmek amacıyla Amerika'da sistem geliştirilmeye başlamış, daha sonra NASA ile yapılan ortak çalışmalarla bu iş astronotlara sağlık hizmeti verilmesi boyutuna ulaşmıştır.
Rıfat Kamaşak Yazio: Mış Gibi Yapan Ülke Çocuğu Olmak
Zordur! Hele içerisinde yaşamayı arzu ettiğiniz ülkenizin gelecekte daha fazla refah, özgürlük ve mutluluk üreten bir ülke olması hayaline sarıldıysanız, daha da zordur. Çok küçük yaşlarda hissetmiştim “mış gibi yapan ülke çocuğu olduğumu”… İstanbul Beşiktaş Barbaros Bulvarına doğru sahil yolundan dönerken trafik ışıklarının bulunduğu yerde tam yolun ortasında koca bir çınar ağacı vardı. Bütün yol o ağaca göre düzenlenmişti, tam yolun göbeğindeydi. Ağaca verdiğimiz önemi göstermek için o ağacın orada olduğunu düşünüp gururlanıyordum. Sonra özellikle geceleri bir sürü insan yolun tam ortasındaki o ağaca çarparak yaşamını kaybetti. Gencecik insanların yaşamları uğruna ağaçlarımızı ve yeşili koruyorduk. Buna benzer durumları birçok yerde görüyordum. İstanbul Kozyatağı’nda köprüye giden yolun tam ortasında iki ağaç benzer şekilde bir sürü yaşam kaybına, kazaya ve trafik yoğunluğuna yol açıyordu. Ama biz ağaçlarımızı koruyorduk, yeşile önem veren bir ülkeyiz falan derken birden zümrüt gibi ormanlarımızın korkunç bir hızla katledildiğinin farkına varmaya başladım. Seneler içerisinde rant için, üst ya da alt yapı için ya da kontrol edilmeyen, umursanmayan yeşil alanların bireylerce ırzına geçildiğine şahit olmaya başladım. Üç beş çınar ağacı göstermelik yol ortasında kesilmemek adına bırakılırken, hektar hektar orman alanlarımız yok ediliyordu. Uçakla seyahat ederken piste iniş ve kalkışlarda bu durum daha fazla gözle görülür hale gelmişti.
Bora Farsak Yazio: Kurşunun Önüne Atlamak
Dünya tarihine altın harflerle yazılmış bir geçmişimiz var aslında. Çağlar açıp çağlar kapatmışız. Ama benim gözümde en önemlisi Atatürk'ün evladı olmak, destansı bir şekilde Kurtuluş Savaşı'nın altına imza atmış olmak, gerçekten göğsünü kurşuna siper etmiş, Atatürk ve silah arkadaşlarının torunları olmaktır.
Şeyda Betül Kılıç Yazio: Evli, Mutsuz, Yabancı
Evlilik, biz onu kutsadıkça küçülüp yozlaşıyor mu ne? Aslında ne kadar akıl işi diye düşünmemek elde değil. Düşünsenize hiç tanımadığınız birinin tişörtlerinin takibinden, akşam yemeğinden, koltukta uyuyup kalmasından sorumlu olmanın neresi akli? Erkek tarafından bakarsak, duygularının ne zaman değişeceğini bilemediğiniz birine uyum sağlamayı sürdürebilmek kolay mı? Bakmayın böyle yazdığıma. Dünya evliliği hâlen en gönüllü tercih olarak kabul ediyor. Derdimiz, evlilik vesilesiyle statü arayışı, bazen hayatı her yönüyle paylaşmak, belki de kabul ve onaylanma isteğimiz olabilir. Kabul ve onayın altını çiziyorum, zira kabul yerini reddedilmeye bıraktığında o ilişkide kalmak son derece onur kırıcı olabiliyor.
Levent Buda Yazio: Koyver Git
90’ların sonuydu sanırım, ilk o zaman tanıştım…Acil servis hekimi olarak çalışıyordum ve her çalışma gününde bolca kanama ile karşılaşıyordum…Es kaza bir yerde hızlı tarama testleri ile kan yoluyla bulaşan hastalıklar için test yaptırmıştım…Bir test şüpheli pozitif çıktı…Yahu yaşadığım neydi öyle, çok net hatırlıyorum…Çok karmaşık kaygılardan kaynaklanan endişeli düşüncelerle dolu bir gece geçirmiştim…Ertesi gün serum antikor düzeylerim Hepatit C için şüpheye gerek olmaksızın negatif çıkınca, rahatladım…16 Kasım Pazartesi günü tekrar bir benzerini yaşadım…
Uğur Batı Yazio: Sürü Psikolojisi Nasıl Çalışır?
1841’de basılan Extraordinary Popular Delusions and Madness of Crowds (Olağanüstü Kitlesel Yanılgılar Ve Kalabalıkların Çılgınlığı) kitabının yazarı Charles Mackay şöyle diyor: “İnsanlar, hep söylenildiği gibi sürü halinde düşünür, sürü halinde çıldırırlar, ancak akıllanmaları tek tek ve yavaş yavaş olur!”Aslında konuyu Mackay’in sözleri çok net özetliyor ama biz biraz kurcalayacağız. Bir gün Necip Fazıl Kısakürek’e çıkardığı mecmuanın kötülüğünü ifade kabilinden bir soru sormuşlar: “Herkes diğer mecmuaları (dergileri) alıyor, sizin çıkardığınız mecmuada bir sorun mu var ki satılmıyor?” Kısakürek çıkardığı derginin kalitesine o kadar emin ki, sürünün ne yaptığını umursamamış bile. Yapıştırmış cevabı. Tokat gibi: “Milyonların gittiği tuvalet kutsal olamaz.”